Alak Suresi
Önceki Sure: Tin Suresi ← Kur'ân → Kadr Suresi: Sonraki Sure
Bu sureyi Alak suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz
Sureye adını veren ana rahmi duvarına tutunmuş asılı bir hücre topluluğu için Alaka maddesine gidin
Alak (العلق) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 96. suresi olup Tin ve Kadr sureleri arasında yer alır. Bu surenin Kur’an’ın ilk nâzil olan sûresi olduğu konusunda ihtilâf vardır. Bazı müfessirler ilk nâzil olan sûrenin Müddessir, bazıları da Fâtiha olduğunu ileri sürmüşlerdir. Daha çok tercih edilen görüşe göre, Alak sûresinin ilk beş âyeti (bir görüşe göre ilk 8 ayeti) Kur’an’ın ilk nâzil olan âyetleridir. Müddessir sûresinin ilk âyetleri ile daha başka bazı âyetlerden sonra tam sûre olarak ilk nâzil olan sûre ise Fâtiha’dır. İlk vahyin “oku” emriyle başlaması ve bu emrin beş kısa âyet içinde iki defa tekrar edilmesi, okumanın insan hayatında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.[1]
Risale-i Nur'da Alak Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler
- Bediüzzaman'ın Rumuzat-ı Semaniye risalesine dahil ettiği Kenzü'l-Arş Duası'nın Feyzinden Gelen Üçüncü Nükte-i İ'caziye'nin 4 letafetten oluşan birinci kısmı Alak suresine dairdir.
- Birinci letafet: Kur'an'da ilk inen Alak suresinin harflerindeki latifliklerden bahseder. Hemze 45 (bazı kıraatlerde okunmayanlar düşüldüğünde 41) ve Lam 45 defa geçerek bu harflerle başlayan 41 surenin başına işaret eder. Be 16 ve Ye 16 (Ellezi ve eraeyte 3'er defa geçtiğinden 2'şer defa hesaba katılırsa 14) defa geçer ve Ye, bu harfle başlayan 14 surenin başına işaret eder ve "Yâ" nidasıyla 12 sureye dikkati çeker. Te ve Ra 14'er defa geçer. Kaf sekiz defa geçerek bu harfle başlayan 8 surenin başına işaret eder ve 8 defa geçen sin harfine tefavuk eder. Sin harfi de bu harfle başlayan sekiz surenin başına işaret eder. Tı 3 defa geçerek bu harfle başlayan 3 surenin başına (aslında tı ile başlayan 4 sure vardır ama 2 sure ta-sin ve ta-sin-mim mukatta harfleriyle başladığından 1 sayılırsa sure sayısı 3'e düşer), Sad'ın 3 adedine ve Hı'nın 3 adedine işaret eder. Nun, tenvin ile beraber 29 defa geçerek medde denilen sakin elifin 29 adedine tefavuk eder. 6 defa geçen ve ebded değeri 6 olan vav, 6 defa geçen dal'a ve vav harfi yeminiyle başlayan 12 sureye (aslında vav ile başlayan 16 sure vardır. "veyl" ile başlayan 2 sure sayılmaz. "Vessema" ile başlayan 2 sure olduğundan 1 sayılırsa, bir sure de mühim bir sır için hariç tutulursa 12 sure kalır) tevafuk eder. Vav'ın 6 adedi ile ebced değeri olan 6 çarpıldığında 36 ederek vav harfi yeminiyle başlayan 12 suredeki toplam vav'lı yemin ayetleri sayısına (34) tevafuk eder. 12 defa geçen ayın 13 defa geçen mim'e 1 farkla tevafuk eder. Zel ve he 7'şer defa geçer. Ğayın, fe ve cim 2'şer defa geçerek hem birbirine tevafuk eder hem de ebced makamı 1166 veya 2166 ederek geçmiş ve gelecekteki olaylara ima eder. Ebcedi 200 olan Kef 10 defa geçer ve Kur'an fethinin zirve noktası olan 200 tarihine ve fetihlerin durduğu 1200 tarihine bakar. Ayrıca Alak suresindeki harflerin tekrarlanma sayılarında intizamlı bir artış vardır: Ra 1; fe, ğayın ve cim 2'şer; tı, sad ve hı 3'er; vav ve dal 6'şar, he ve zel 7'şer; sin ve kaf 8'er; kef 10; ayn 12; mim 13; ra ve te 14'er; be ve ye 16'şar; nun (tenvin dahil) ve sakin elif 29'ar; ve hemze ve lam 45'er defa geçer.
- İkinci letafet: Alak suresinin harflerinin Kur'an surelerine işaretlerindeki latifliklerden bahseder. Bir rivayette ilk inen ayetler Alak suresinin 1.-8. ayetleridir. Peygamberimiz namazdayken Ebu Cehil'in saldırması üzerine kalan kısmı yani 9.-19. ayetleri inmiş. Bu rivayete göre, ilk inen 8 ayet 129 harftir. Başka bir hesaba göre 121'dir. Şedde sayılmazsa 119'dur. Okunan harf sayısı ise 114'tür ve 114 sure sayısına ve bir hesaba göre peygamberlere inen suhuf sayısına tevafuk eder. Alak suresinde Zı, Dad, Şın ve Se'den başka tüm harfler geçer. Bu sure ilk inen sure olduğundan ve en başındaki "İkra" emriyle "Kur'an'ı oku" dediğinden ve Kur'an'a fihriste olduğundan elbette harf ve kelimeleriyle Kur'an surelerinden haber verecektir. Hemze ile lam "Elif-lam" şeklinde 14 defa, mim 13 def geçer. Kur'an'da 13 surenin başında elif-lam geçer (Elif-Lam-Mim-Ra: 1; Elif-Lam-Ra: 5; Elif-Lam-Mim-Sad: 1; ve Elif-Lam-Mim: 6), Elem tera ile başlayan Fil suresi ile 14 eder. Fatiha'da da 14 lam geçer. Mim geçmeyen 5 Elif-Lam-Ra yerine 6 adet Ha-Mim gelirse 15 surede mim geçmiş olur. Elem tera keyfe (Fil suresi) eklenince 16 eder. Alak suresindeki 13 mim ile besmeledeki 3 mim toplam 16 ederek tevafuk eder. İlk inen Alak suresinde sin harfi 8 defa geçer. Sin ile başlayan 8 sure (Yasin, A'la, Cuma, Hadid, Haşir, Saff, Teğabun ve İsra) vardır (Yasin'in ilk ayetindeki sin harfi adıyla zikredildiğinden sin ile başlayan surelerden kabul edilir).
- Üçüncü letafet: Alak suresinin ilerideki olaylara gaybi işaretlerindeki latifliklerden bahseder. Alak suresinin harf sayısı şedde, tenvin ve medde dahil 328'dir. Kur'an'da yaş ve kuru her şey bulunduğundan Kur'an'da alemdeki olaylara işaretler vardır. İlk inen sure olan Alak suresi Kur'an'a fihriste olduğundan Kur'an ile ilgili olaylardan haber verir. Alem-i İslam'ın başına gelen en müthiş hadiselerin başlangıcı da 1328'dir (Bediüzzaman bir haşiye ile aradaki 1000 farkı izah eder). Alak suresindeki tenvinler sayılmazsa harf sayısı 322 ederek 1322 ve 1324'teki hürriyet hadiselerine işaret eder. Surenin sonundaki okunmayan 2 elif sayılmazsa, tenvinler sayılırsa 1331 tarihine işaret eder. Bediüzzaman bazı harflerin sayılıp sayılmamasının hikmetini de izah eder. Besmele sayılmazsa harf sayısı 312 ederek 1312'deki, okunmayan hemzeler sayılmazsa 317 ederek 1317'deki, tenvin sayılmazsa 325 ederek 1325'teki, şeddeler harf olarak sayılmazsa 306 ederek 1306'daki, meddeler sayılmazsa 303 ederek 1303'teki ve besmele ile medde sayılmazsa 288 ederek 1288'deki olaylara işaret eder.
- Dördüncü letafet: Alak suresinin kelimelerinin Kur'an surelerine işaretlerindeki latifliklerden bahseder. Alak suresinde رَبّ, اَلْاِنْسَان ve اَرَاَيْتَ kelimeleri 3'er defa geçerek dokuz mühim Kur'an suresinin başına işaret eder:
3 defa geçen رَبِّكَ kelimesi:
اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ ile başlayan Alak, سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ ile başlayan A'la ve كٓهٰيٰعٓصٓ - ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ ile başlayan Meryem surelerine işaret eder.
3 defa geçen اَلْاِنْسَان kelimesi:
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ ile başlayan Nisa, يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ ile başlayan Hacc ve هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖينٌ مِنَ الدَّهْرِ ile başlayan İnsan surelerine işaret eder.
3 defa geçen اَرَاَيْتَ kelimesi:
اَرَاَيْتَ الَّذٖى يُكَذِّبُ بِالدّٖينِ ile başlayan Maun, اَلَمْ تَرَ كَيْفَ ile başlayan Fil ve اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ ile başlayan İnşirah (istifham ile) surelerine işaret eder.
Fatiha'da (Besmele sayılırsa) Lafzullah, Rahman, Rahim, İyyake, Sırat ve Aleyhim kelimeleri 2'şer defa geçer. Alak suresinde de İkra, Halaka, Alleme, Ya'lemu, Nasiyeh ve Ned'u/Yed'u 2'şer defa geçerek birbirine tevafuk eder.Kur'an'ın ilk inen suresi olan Alak suresinin medde, şedde, tenvin ve besmele dâhil olmakla beraber 328 harfi vardır. 13 surenin (Furkan, Vakıa, Rahman, Kamer, Necm, Tur, Zariyat, Kaf, Hucurat, Duhan, Mümtehine, Mülk ve Kalem) 300 küsur kelime sayısına ve ayrıca 4 surenin (İnfitar, Ğaşiye, Beled ve Leyl) harf sayısına tevafuk eder. Bu 17 sure, Alak suresinin 300 tarihinden 351 tarihine kadar hâdisat-ı İslâmiyeye işaret ettiğine şahit olup onu teyit eder.
- Kadir Suresinin 120 harfi vardır. Telaffuz edilmeyen hemzeler sayılmazsa 114 harf kalır. Alak suresinin de ilk inen kısmı ve tam surenin kelimat-ı nahviyesi 114 eder. İkisi birlikte Kur'an'daki surelerin sayısı olan 114'e tevafuk eder. Kadir ve Alak suresiyle beraber toplam 10 surenin (Duha, İnşirah, Zilzal, Tekâsür, Maun, Tin, Karia ve Hümeze) harf sayısına, Kadir suresiyle beraber toplam 11 surenin (Fecr, Abese, Mürselât, Buruc, Mutaffifîn, İnşikak, Naziat, Nebe, Münafıkûn ve Cuma) kelime sayısına ve toplam 11 surenin (İsra, Kehf, Tâhâ, Yusuf, Hud, Yunus, Nahl, Enbiya, Mü'minûn, Tevbe ve Maide) ayet sayısına tevafuk eder. Toplam 30 surenin her birisi 29 sureye tevafuk eder. Bu küçük tevafuk-u Kur'aniyede (küsurat sayılmazsa) 900 tevafuk olur. Bu tarzdaki tevufuk hikmetsiz tesadüfün işi olamaz.
- Benden sonra halifelik 30 senedir mealindeki hadisteki gaybi ihbarları Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de izah eden Bediüzzaman "selasun (otuz)" kelimesinin cifirce 1087 ettiğini, Abbasi hilafetinin yıkılmasından Osmanlı'nın hilafetine kadar olan fetret dönemi çıkarılsa 1080 küsur ettiğini, eksik hilafetlerin süresi eklense 1202 ettiğini, hesapta "selasun (otuz)" kelimesine "sene" kelimesinin ilave edilmesiyle yine 1202 ettiğini, bu rakamın Fetih, Fatiha, Nasr ve Alak gibi surelerin gösterdiği İslam Devletinin hem terakki hem de galibiyet devresi olan 1202 tarihiyle tevafuk ettiğini izah eder.
- Nasr, Kevser, Fatiha ve Alak surelerinin işaretleri arasında da birbirine tevafuklar vardır.
- Bediüzzaman 33 ayetin Risale-i Nur'a işaretlerini izah ettiği 1. Şua risalesinde Ankebut suresinin 69. ayetinde geçen "Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz." mealindeki ibarenin cifirce 1344 (1928) ettiğini, "Gerçek şu ki, insan azar." mealindeki Alak suresinin 6. ayetinin de cifirce buna baktığını, bu tarihte insanlık içinde firavunane emsalsiz bir tuğyan çıktığını ve o tarihte Risale-i Nur’un şakirdleri gibi bu âyetin manasına daha ziyade mazhar olanların zahiren görülmediğini söyler.
- Nisâ suresinin 162. ayetinde ve Âl-i İmran suresinin 7. ayetinde geçen "İçlerinden ilimde derinleşmiş olanlar" mealindeki ibarenin bu zamanda ilm-i hakikatte râsihane çalışan ve kuvvetli iman eden bir taifeye işaret ettiği 1. Şua'da izah edilir. Bu 2 ayet yine Alak suresinin 6. ayetinin cifirce makamı olan 1344'e bakar.
- Bediüzzaman 25. Lem'a olan Hastalar Risalesinde hastalığın insanı vahşete ve merhametsizliğe sevk eden istiğnadan kurtardığını ders vererek "Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar." mealindeki Alak suresinin 6. ve 7. ayetlerini zikreder ve sıhhat ve âfiyetten gelen istiğnada bulunan bir nefs-i emmarenin şâyan-ı hürmet çok uhuvvetlere karşı hürmeti hissetmediğini ve musibetzedelere ve hastalıklılara merhamet duymadığını beyan eder.
Bilgiler
İsminin Anlamı ve Kaynağı: Adını ikinci âyetinde geçen alak kelimesinden alır. Genellikle “kan pıhtısı” diye açıklanan alakın, döllenmiş hücrenin ana rahminde tutunan, yani embriyon safhasından önceki halini (nidation) ifade ettiğini söylemek mümkündür.
Diğer İsimleri: “Oku” anlamına gelen ilk kelimesi ikra’dan dolayı İkra’ adını da almıştır.
Kur'ân'daki Sırası: 96
Kur'ân'daki Yeri: 30. cüz, 597. sayfa
Mekkî/Medenî: Mekkî[1]
Nuzül (İnme) Sırası: 1
Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: -
Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Kalem Suresi
Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: Hz. Peygamber inzivaya çekilmeyi âdet edindiği Mekke ile Mina arasında bulunan Hira mağarasında iken, Ramazan ayının 27. Pazartesi gecesi tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce nazil olmuştur.[1]
Uzunluğu: 0,6 sayfa
Ayet Sayısı: 19
Satır Sayısı: 9
Kelime Sayısı: 72 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 72[3]
Harf Sayısı: 303 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 285[3]
Fasıla Harfleri: Be, Yuvarlak Te, Kaf, Mim, Ye
Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 1
Secde Ayeti: 1 Alak 19
Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 1
Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1
Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 1
Rab ismi sayısı: 3
İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: -
Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Alak Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (7 ayet)
Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Alak Kısmı
Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 4.-5. ve 8. ayetler (3 ayet)
Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 3 (Bkz. Alak Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)
Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 6. ve 7. ayetler (Toplam 2 ayet)
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Kenzü'l-Arş Duası'nın Feyzinden Gelen Üçüncü Nükte-i İ'caziye
Mukaddime
Şu Nükte, İki Kısım'dır.
Birinci Kısım, şimdiki sünuhat ve tahkikatıma bina edilmiş, Sure-i Alak'a aittir.
İkinci Kısım, Tefsir-i İbn-i Abbas'tan ahzedilen ve surelerin kelimat ve hurufatını hesap eden beyne'l-ulema mevsuk allâme-i Firuz Âbâdî olan Sahib-i Kamus'un meşhur tefsirine istinaden ve eski mahfuzatıma itimaden suver-i Kur'aniyenin mabeynindeki tevafukatla işaret edilen bazı sırlara dairdir. Şu tefsir ve eski mahfuzatım ekseriyetle huruf-u melfuzaya ve kelimat-ı örfiyeye bakarlar.
Birinci Kısım
Sure-i Alak'ta hurufatın vaziyetindeki letaif çoktur. Biz yalnız tevafukatla münasebettar dört letafetlerine işaret edeceğiz:
Birinci Letafet
En evvel nâzil olan bu surede, hemzenin kırk beş defa tekerrürü ile ل ın kırk beş defa tekerrürüne tevafukla beraber, kırk bir surenin başına parmağını basıyor.
ب on altı defa tekerrürüyle ى nin on altı defa tekerrürüne tevafuk edip, ى on dört surelerin başına işaret edip ب başka sırları gösterir.
ت on dört defa tekerrürüyle ر nın on dört adedine tevafuk ile vücudlarını hissettiğim ve şimdilik teşhis edemediğim, Kur'an ile münasebettar sırlara işaret ediyorlar.
ق sekiz tekerrürüyle sekiz surenin başına işaret ettiği gibi, س in sekiz adedine tevafuk etmekle beraber, س dahi sekiz surenin başına parmak basıyor ve mühim sırlara medardır.
ط üç adet tekerrürüyle yine üç surenin başına işaret etmekle beraber, ص ın üç adedine ve خ nın üç adedine tevafuk ediyor.
ن (tenvin) ile beraber yirmi dokuz tekerrürüyle medde denilen (sakin elif) in yirmi dokuz adedine tevafuk noktasında çok esrara medardır.
و ebcedî makamı altı adedi ve tekerrüründeki altı adedine ve د ın altı adedine tevafukla vav-ı kasem ile başlayan on iki sureye işaret etmekle beraber, makam-ı ebcedi altı olduğundan tekerrürü dahi altı olsa otuz altı olur. Vav-ı kasem ile başlayan on altı surelerin başlarına otuz altıdan iki tanesi müstesna otuz altı vav-ı kasemiyeyi tevafuk ile göstermesi mühim esrara medar olduğunu gösterir.
ع on iki, م on üç adedine bir fark ile bir münasebet-i tevafukiye ile şimdilik bilmediğim bazı sırları gösterir.
ذ yedi, ه nin yedi adedine tevafuk etmekle ikinci ve üçüncü letafetlerde beyan edilen esbaba binaen elbette bunlar dahi öteki harfler gibi bazı esrara medardırlar.
غ iki, ف iki, ج iki birbirine tevafukla makam-ı ebcedî noktasında bin veya iki bin yüz altmış altı (1166 |2166) gelecek veya geçmiş tarihindeki hâdisata îmadan hâlî değildir.
ك on defa tekerrürüyle makam-ı ebcedî noktasında iki yüz olmakla fütuhat-ı Kur'aniyenin en müterakki tarihi olan 200 tarihine ve fütuhat-ı Kur'aniyenin durmasıyla tedafüî vaziyetine girmesi zamanı olan 1200 tarihine işaret etmesi, bu esrarlı surenin şe'nindendir.
Bu surenin hurufunda bir letafet daha var. Şöyle ki: Muntazaman terakki ediyor.
Mesela: ز bir; ف،غ،ج ikişer; ط،ص،خ üçer; و،د altışar; ه ،ذ yedişer; س،ق sekizer; ك on; ع on iki; م on üç; ر،ت on dörderdir. ب،ى on altışar; ن tenvin ile (sakin elif) yirmi dokuzar; hemze, ل kırk beşerdir.
İkinci Letafet
Sure-i El-Alak Hazret-i İbn-i Abbas radıyallahu anhümadan nakl-i sahih ile sabittir ki en evvel Hazret-i Cebrail aleyhisselâm
suresini getirmiş. Bir rivayette tâ اَرَاَيْتَ kelimesine kadar en evvel nâzil olan odur. Bir vakit sonra Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm namaz kılarken Ebu Cehil taarruz ettiği hengâmda اَرَاَيْتَ kelimesinden nihayete kadar nâzil olmuş. Demek en evvel nâzil olan, şu surenin اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰى kelimesine kadardır ve o da yüz yirmi dokuz (129) harftir. Bir cihette yüz yirmi birdir (121). Şedde sayılmazsa yüz on dokuzdur (119). Yalnız melfuz yüz on dört (114) oluyor. Demek en evvel nâzil olan bu nısf-ı evvel, yüz on dört (114) adet Kur'an surelerine işaret ediyor.
Şu surede ظ،ض،ش،ث dan başka bütün huruf-u heca mevcuddur. Şu sure en evvel nâzil olduğu için ve اِقْرَاْ ile "Kur'an'ı oku" demekle şu sure, Kur'an'ın bir nevi fihristesi hükmünde olduğuna delâlet eder. Madem bu sure en evveldir ve fihriste hükmündedir. Elbette hurufatıyla ve kelimatıyla Kur'an'ın surelerine bakacak ve haber verecek.
Mesela, yüz on dört (114) nahvî kelimatıyla ve hem en evvel nâzil olan nısf-ı evvel hurufatıyla bir cihette umum suver-i Kur'aniyenin adedine tevafuk ve bir cihetle suhuf-u enbiyanın adedine tevafukla mühim esrara medardır.
Şu surenin birinci letafetinde zikredilen mükerrer hurufat adediyle gayet manidar, gelecek suver-i Kur'aniyeyi haber veriyor. Ezcümle:
Kur'an'ın kırk bir suresinin başı eliftir, yani hemzedir. Sure-i
اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ 'de hemze çendan kırk beş sayıldı. Fakat âhirdeki وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ kelimelerinde ve بِاسْمِ 'de ve بِالْقَلَمِ 'deki hemzeler hiçbir kıraatta okunmadıklarından sayılmazlar. Şu halde bu en evvel nâzil olan suredeki kırk bir hemze, kırk bir surenin başlarına kırk bir işaret parmaklarıyla gösterir, haber verir ve geleceklerine müjde verir.
ى on altı defa tekerrür etmiş. Fakat اَلَّذٖى ve اَرَاَيْتَ her biri üçer defa tekerrür ettiğinden ikişer sayılsalar on dört ى kalır. Bu on dört ى ile Kur'an'ın surelerinden on dört surenin başlarında bulunan ى lere tevafukla parmak basıyor ve gösteriyor. Ve on iki yerde (yâ-i nidaiye) ile başlayan surelere nazar-ı dikkati celb ettiriyor.
Hemze ile ل ın ال suretinde beraber zikredilmeleri şu surede on dört tekerrürü var.
م in dahi on üç tekerrürü vardır. Kur'an sureleri içinde on üç surenin başında elif-lâm ism-i hecaileriyle bulunmakla beraber, Sure-i اَلَمْ تَرَ كَيْفَ 'de çendan ism-i hecaisiyle bulunmaz. Fakat öteki surelerin aynı şeklinde الم yazıldığından on dört sure olur. Şu Sure-i Alak aynen Fatiha gibi on dört لا den on dört parmaklarıyla o şifre-misal on dört surelerin başlarına işaret ediyor ve gösteriyor.
Hem م siz beş الٓرٰ yerine م li altı حٰمٓ gelse, on beş surede م dahi ism-i hecaisiyle zikredilmiş olur.
Şu suremizde on üç م ve Besmele'nin üç mim'iyle on altı م olur.
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ dahi o on beş sureye ilâve edilse o da on altı sure olur. Demek suremizdeki م ler, suver-i Kur'aniyedeki on altı şifreli ve م li surelerin başlarına tevafuk sırrıyla parmak basıyor.
س nin sekiz tekerrürü var. Surelerin Yâsin ile beraber[5] başlarında س ile başlayan yalnız sekiz tane sure var. Bu sekiz o sekize tevafuk sırrıyla sekiz parmak ile sekiz sureyi gösteriyor.
ق sekiz defa tekerrür etmiş. Kur'an sureleri içinde yalnız sekiz sure ق ile başlamış. Demek şu sure sekiz ق larıyla o sekiz sureleri gösterip geleceklerine müjde veriyor.
Şu surede ط üç defa tekerrür etmiş. Suver-i Kur'aniyede ط ile başlayan dört sure var: طٰهٰ , iki طٰسٓمٓ ve طٰسٓ dir.
Halbuki iki طٰسٓمٓ bir tarzda olmakla bir sayıldığı için yalnız üç sure vardır ki ط ile başlıyor denilebilir. Şu suremizdeki üç ط onlara tevafuk sırrıyla sair arkadaşları gibi kasdî bir işaret eder, tesadüfî olamaz.
و ın tekerrürü altı, makam-ı ebcedîsi dahi altı, mecmuu on iki olmakla suver-i Kur'aniye içinde yalnız on altı sure var ki و ile başlıyor. İki وَيْل 'den başka vav-ı kasemiyedir.
وَالسَّمَٓاءِ iki defa tekerrür ettiğinden bir sayılsa, hem bir tek sure bir mühim sır için müstesna kalmak cihetiyle, on iki sure, vav-ı kasemiye ile başlıyor. Demek şu sure, on iki surenin başlarındaki و ile tevafuk sırrıyla kasdî işaret eder denilebilir. Hem و ın ebcedî makamı altı olduğundan bu makamın altılık noktasında altı defa tekerrür ettiğinden otuz altı adet olur.
و ile başlayan surelerin başlarında on altı surenin و larıyla beraber o surelerin bir kısmının başlarında yine vav-ı kasemiye yirmi defa tekerrür eder.
Mesela وَالشَّمْسِ suresinde birbiri arkasında altı vav-ı kasemiye geliyor. Demek şu sure-i اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ otuz altı parmak ile on altı surelerin başlarında bulunan otuz altı vav'a tevafuk ettiğine binaen ve sair arkadaşlarının surelerinin başlarına işaret ettiklerine istinaden ve şu sure ise Kur'an'a bir nevi fihriste olduğuna itimaden bilâ-tereddüt deriz ki: Bu و lar ile o و ları gösteriyor ve işaret ediyor.
Üçüncü Letafet
Sure-i El-Alak'ın şedde ve medde ve tenvin ile beraber hurufatı üç yüz yirmi sekizdir (328). Madem Kur'an Allâmü'l-guyub'un kelâmıdır ve madem وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ işaretiyle Kitab-ı Mübin'in bir nüshası olan Kur'an'da hâdisat-ı âleme işaret vardır. Hem madem en evvel nâzil olan şu sure mecmu-u Kur'an'ın bir nevi fihristesidir. Hem madem Kur'an'ın intişarına ve fütuhatına ve Kur'an'a ait hâdisata dair âyât-ı kesîre vardır. Elbette Sure-i El-Alak, hurufatıyla dahi Kur'an ile alâkadar olan mühim hâdisattan haber verir. Öyle ise şu surenin üç yüz yirmi sekiz (328) adediyle 1328 tarihine tevafuk noktasında ve işarat-ı Kur'aniye cihetinde, âlem-i İslâm'ın başına gelen müthiş hâdisatın başlangıcı olan 1328 tarihine[6] gayet manidar nazar-ı dikkati celbetmek için gösteriyor.
Şu surenin kelimat-ı nahviyesi yüz on dört (114) olmakla suver-i Kur'aniye'nin adedine tevafukuna binaen ve bu sure ise Kur'an'a fihriste olduğuna istinaden deriz ki:
Kelimat-ı nahviyesiyle hem Kur'an'ın umum surelerine işaret ediyor, hem bir hesapla umum suhuf ve kütüb-ü enbiyaya (aleyhimüsselâm) îma ediyor.
Eğer şu suremizde tenvin sayılmazsa hurufatı üç yüz yirmi iki (322) olur. Şu adet ile 1322'de hürriyet hâdiseleri gibi mühim hâdisatın hazırlanması ve 1324'te tezahür etmesi tarihine tevafukuna binaen ve Kur'an ile alâkadar hâdisata sair âyetlerin işaretlerine istinaden denilir ki hurufatıyla aynı tarihi göstermekle nazar-ı dikkati celb eder.
Âhirde gayr-ı melfuz iki (elif), tenvinler ile beraber sayılsa 1331 tarihindeki[7] Harb-i Umumî'nin dehşetine nazar-ı dikkati tevafukla kasden işaret etmek, bu esrarlı surenin şe'nindendir.
Besmele sayılmazsa üç yüz on iki (312) adediyle 1312 tarihinde dâhilî komitelerin hürriyet bahanesiyle hilafet-i İslâmiyeyi parçalamak gibi hâdisatın hazırlanma tarihine tevafukuna binaen ve Allâmü'l-guyub'un en evvel bir fihriste-i Kur'aniye olarak nâzil ettiği şu surenin manidar hurufatının vaziyetlerine istinaden deriz ki; o tevafuk tesadüfî değil, kasdî bir işarettir.
Eğer okunmayan gayr-ı melfuz hemzeler çıkarılsa aded-i hurufatı üç yüz on yedi (317) olmakla 317 tarihindeki, Balkan'ın Kur'an ve İslâm aleyhinde müthiş ve meş'um ittifaklarının hazırlanması tarihine tevafukuna binaen, bu sure -Hâlık-ı Zülcelal'in Kur'an'dan en evvel nâzil ettiği bu sure- her şeye bakabilir bir kelâm-ı ezelî olduğuna istinaden, o gibi hâdisata kasdî îma eder denilebilir.
Tenvini saymayan mezhebe göre, üç yüz yirmi beş (325) adediyle Kur'an ve İslâm ile münasebettar en mühim hâdisat-ı hilafet olan hanedan-ı Osmaniyedeki hal' ve nasb ile hasıl olan hilafet tarihine[8] tevafuk noktasında elbette işaret etmekten hâlî değildir.
Şeddeleri huruf saymayan mezhebe göre, 1306 tarihindeki vakıalara şöyle bir kelâm, şöyle bir tarihe, şöyle bir tevafuku kasdî bir işarettir denilebilir.
Meddeyi saymayan mezhebe göre, 1303'teki hâdisata tevafukla îmadan hâlî değildir.
Besmele hariç ve medde sayılmazsa 1288 tarihindeki vukuat ile ve 1293'te tezahür eden hâdisatın istihzaratı tarihine tevafukla elbette kasdî bir işarettir.
Dördüncü Letafet
Sure-i اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ nasıl ki hurufatıyla sair suver-i Kur'aniyeye işaret ediyor. Öyle de kelimatıyla da çok esrara işaret ile beraber, suver-i Kur'aniyenin bir kısmına dahi manidar işaret ediyor.
Mesela: Şu surede Lafz-ı رَبّ üç defa, اَلْاِنْسَان dahi üç defa, اَرَاَيْتَ yine üç defa tekerrürüyle dokuz mühim suver-i Kur'aniyenin başlarına parmak basıyor.
Mesela: Üç رَبِّكَ:
suresine
Ve سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ suresine
Ve
surelerine işaret ettiği gibi; اَلْاِنْسَان 'ın üç defası:
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ
Ve
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ
Ve
هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حٖينٌ مِنَ الدَّهْرِ
surelerine parmak basmakla işaret ettiği misillü;
Üç اَرَاَيْتَ dahi:
اَرَاَيْتَ الَّذٖى يُكَذِّبُ بِالدّٖينِ
Ve
Ve اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ surelerinin başlarına istifham ile işaret ediyor.
Şu surede altı kelime ikişer defa zikriyle, Fatiha-i Şerife'nin altı kelimesinin ikişer defa tekerrürüne tevafukla, mühim esrara medardırlar.
Bu surede اِقْرَاْ iki, خَلَقَ iki, عَلَّمَ iki, يَعْلَمُ iki, نَاصِيَة iki, نَدْعُ، يَدْعُ ile iki.
İşte bu altı ikiler sırsız ve hikmetsiz değiller.
Hem şu surede medde, şedde, tenvin, besmele dâhil olmakla beraber, El-Alak'ın üç yüz yirmi sekiz (328) hurufatı bulunduğundan on üç surenin aded-i kelimatı olan üç yüz adedinde tevafuk etmekle beraber, dört surenin hurufatıyla ve her biri üç yüz hurufatıyla tevafuk noktasında mühim işaretler ediyor. 300 tarihinden 351'e kadar hâdisat-ı İslâmiyeye şu surenin işaret ettiğine şahit olarak, on yedi sureyi tevafuk sırrıyla şahit gösteriyor ve işaretini teyid ediyor. O şahit sureler de şunlardır:
Tenvirü'l-Mikbas tefsirine göre: El-Furkan kelimatı üç yüz yetmiş (370), Vakıa üç yüz yetmiş sekiz (378), Rahman üç yüz elli bir (351), Kamer üç yüz kırk üç (343), Necm üç yüz (300), Tûr üç yüz on iki (312), Zariyat üç yüz altmış (360), Kaf üç yüz doksan (390), Hucurat üç yüz kırk üç (343), Duhan üç yüz kırk altı (346), Mümtehine üç yüz sekiz (308), Mülk üç yüz otuz beş (335), Kalem üç yüz (300).
Ve hurufat itibarıyla İnfitar üç yüz elli dokuz (359),[9] Gaşiye üç yüz seksen bir (381), Beled üç yüz yirmi (320), Leyl üç yüz yirmi (320), her biri üç yüz küsur harftir.
Şu surelerin kelimatlarının ve harflerinin adedi, tefsir-i İbn-i Abbas'a istinaden Tenvirü'l-Mikbas namındaki meşhur tefsirin tahkikatına binaendir ki o tefsir hem Hazret-i İbn-i Abbas'a (ra) hem rivayete istinad ettiği için onun tahkikatı muteberdir.
Çendan bazı yerde kelimat-ı nahviyeyi kısmen sayar, bazen sırf kelimat-ı örfiyeye bina etmiştir.
Madem rivayete istinad eder, onu tenkit edemeyiz. Fakat bazen matbaa yanlışları vardır. Hem hurufatta kısmen şedde ve tenvin ve gayr-ı melfuz hemze-i vaslı nadiren sayar, dâhil eder. Ekseriyetle yalnız melfuz hurufatı hesap etmiştir.
Onun için bazı tahkikatımız ona muhalif çıkıyor. Bir hikmeti vardır ki iki suretle gidiyor diye ilişmiyorum.
Diğer Bahisler
ثَلَاثُونَ kelimesi, cifr hesabı bin seksen yedi (1087) eder ki, tarihçe hilafet-i Abbasiyenin inkırazıyla hilafet-i Osmaniyenin takarruruna kadar olan zaman-ı fetret tayyedilse bin seksen küsur kalır. Eğer nâkıs hilafetler sayılsa, ثَلَاثُونَ سَنَةً deki "sene" lafzı ilâve olur. O halde bin ikiyüz iki (1202) eder ki, "Rumuzat-ı Semaniye-i Kur'aniye Risaleleri"nde hem اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ, hem Fatiha, hem Sure-i Nasr, hem Sure-i Alak gibi çok yerlerde aynen hilafetle beraber Devlet-i İslâmiyenin hem terakki, hem galibiyet devresi olan bin iki yüz iki (1202) tarihini gösterir. Hem nâkıs hilafetle beraber bütün müddet-i hilafet-i İslâmiye bin iki yüz ikidir ki, tam tamına tevafukla haber verir.
وَ اِنِ اسْتَقَامَتْ اُمَّتٖى فَلَهَا يَوْمٌ وَ اِلَّا فَنِصْفُ يَوْمٍ
Hadîsinin mu'cizane ihbar-ı gaybîsini izah eder. Yani bu hadîs kıyametten değil, belki galibane hâkimiyet-i İslâmiyeden haber veren Onsekizinci Lem'ada ve başka yerde bu hadîsin üç lem'a-i i'caziyesini beyan ettiğimden burada kısa kesiyoruz.
Hem en kısa sure olan Sure-i Kevser'den bahsettiğimiz münasebetiyle Sure-i اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةِ الْقَدْرِ 'in[10] bir tek tevafukundan bahsedeceğiz. Şöyle ki:
Sure-i Kadr'ın yüz yirmi hurufu var. Gayr-ı melfuz hemze sayılmazsa yüz on dörttür. En evvel nâzil olan Sure-i Alak küsuratından kat'-ı nazar nısf-ı evvelin hurufatı ve tam surenin kelimat-ı nahviyesi yüz küsur olmakla; Sure-i Duha, Sure-i Elem Neşrah Leke ve Sure-i Zilzal ve Sure-i Tekâsür ve Sure-i El-Maun ve Sure-i El-Alak'ın nısf-ı evveli ve Sure-i Vettîn ve Sure-i El-Karia ve Sure-i Hümeze'nin her birinin yüz aded-i hurufuna tevafuku ve o on surenin küsuratından kat'-ı nazar birbiriyle manidar muvafakatı tesadüfî olamaz.
Aynen öyle de: Sure-i El-Kadr'in mütevafıkları olan o on surelerin her biri yüz adet hurufu ise, kelimat noktasında da Sure-i Fecr, Sure-i Abese, Sure-i El-Mürselât, Sure-i El-Buruc, Sure-i El-Mutaffifîn, Sure-i El-İnşikak, Sure-i En-Naziat, Sure-i Nebe', Sure-i Münafikûn ve Sure-i Cumua'nın her birinin yüz küsur örfî aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafukları tesadüfî olmadığı gibi...
Evvelki huruf cihetinde de on adet sure-i mütevafıkanın ve kelimat cihetinde son on adet suver-i mütevafıkanın küsurattan kat'-ı nazar tevafuklarıyla beraber o iki kabile olan onar adet sureler müttefikan âyet nokta-i nazarında Sure-i İsra, Sure-i Kehf, Sure-i Tâhâ, Sure-i Yusuf, Sure-i Hûd, Sure-i Yunus, Sure-i Nahl, Sure-i Enbiya, Sure-i Mü'minûn, Sure-i Tevbe, Sure-i Maide her birinin yüz küsur adet âyetlerine manidar tevafukları elbette bir hikmeti var. Ve her halde şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi değildir.[11]
Küsuratlarının farkları cüz'îdir.
Mesela: Tenvirü'l-Mikbas tefsirinin gösterdiği adede binaen Sure-i Yunus'un kesri dokuz, Kehf'ın on, İsra'nın on bir, Hûd'un on iki, Mü'minûn'un on dokuz, Maide yirmi, Alak'ın nısf-ı evveli yirmi bir, El-Kadr yirmi iki, Nahl yirmi sekiz, Tevbe otuz, Tîn elli, El-Karia elli iki ve hâkeza... İşte böyle kesirlerin küçücük farkları, münasebat-ı tevafukiyeyi elbette bozmaz.
Hem Sure-i Kadr yüz on dört (114) harfiyle, yüz on üç (113) surelerin adedine bir fark ile tevafuku manidardır. Güya benden başka yüz on iki (112) sure ile bir de küçük bir Kur'an olan Fatiha geleceğine bir îmadır.
Bu surelerin âyât cihetindeki tevafukatta bir letafeti şudur ki:
ألف isminin ebcedî makamı olan yüz on bir (111) ki üç eliftir yani ااا Hem Sure-i İsra, hem Sure-i Yusuf, hem bir kavle göre Sure-i Kehf aynen yüz on bir (111) olması ve o üç eliften ikisi bir çizgi üstüne konulsa, bu suret olur الل ki Lafzullah'tır.
Sure-i Kevser ve Kadr ve Alak bahsi münasebetiyle Sure-i İhlas'ın bu nevi tevafukatta bir küçük nüktesini beyan etmek münasiptir.
Sure-i Kadr'in 120 harfi var. Gayr-ı melfuz hemze sayılmazsa, 114 suver-i Kur'aniyeye tevafukla işaret eden 114'tür. İşte bu adetle اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ kendiyle beraber 10 surenin hurufatının adetlerine ve 10 surenin kelimatının adetlerine ve 10 surenin âyetlerinin adetlerine tevafuku, her halde şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi olamaz. Belki manevî ve lafzî bir i'caz-ı Kur'anînin bir şuaı hurufata aksedip tanzim ile yaldızlanmış.
Evet اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ile beraber Duha, Elem Neşrah Leke, Zilzal, Tekâsür, El-Maun, en evvel nâzil olan nısf-ı evvel-i Alak, Ve't-tîn, El-Karia ve Hümeze olan 10 surenin -tevafuku bozmayan küçük küsurattan kat'-ı nazar- 100 adedinde tevafukları olduğu gibi; yine Sure-i اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ El-Fecr, Abese, El-Mürselât, El-Buruc, El-Mutaffifîn, El-İnşikak, En-Naziat, En-Nebe', El-Münafıkûn, Cumua olan 10 surenin 100 küsur aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafuk etmekle beraber; yine اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ hurufatı Sure-i İsra, Kehf, Tâhâ, Yusuf, Hud, Yunus, Nahl, Enbiya, Mü'minûn, Tevbe, Maide olan 10 surenin her birinin 100 küsur adet âyetlerine manidar tevafukları ve bu surelerin de bu tevafuk-u acibe zımnında birbiriyle tevafukları içinde binler tevafuk bulunduğu halde hiç mümkün olur mu ki, tesadüf içine girebilsin? Hiç mümkün müdür ki, bu ittifakın uçlarında mühim nükteler, işaretler bulunmasın?
İşte sair remizlerde beyan edilen sair surelerin tevafukatı gibi şu Sure-i Nasr'ın bir hâdiseye dair tevafukat-ı harfiyesi dahi hem müteaddiddir, hem surenin manasına müeyyiddir, hem makama mutabıktır, hem işaret ettiği aynı hâdiseye Sure-i Kevser ve Fatiha ve Alak gibi sureler ve âyet-i اِنَّٓا فَتَحْنَالَكَ gibi âyetler aynı hâdiseye tevafukla işaret ediyorlar. Ve böyle bir işaret ise delâlet derecesinde kuvvetlidir denilebilir.
En evvel nâzil olan Sure-i El-Alak'ın sırr-ı tevafukuna dair dört letafet-i i'caziyesine işaret ediyor. Her letafetten küçücük bir numune:
Birincisi: Şöyle ki: En evvel nâzil olan şu sure, suver-i Kur'aniyenin bir fihristesi hükmünde olduğunu sırr-ı tevafukla gösteriyor. Şöyle ki:
Bu surede hemze 45 defa tekrar ile ل ın 45 defa tekrarına tevafukla beraber, 41 surenin başlarına parmağını basıyor ve başlarındaki elifi gösteriyor. ى 16 defa tekerrürüyle ب nin 16 defa tekerrürüne tevafukla beraber, 14 surelerin başlarındaki ى ye parmağını basıp işaret ediyor. Lisan-ı mana ile "Benden sonra bunlar gelecekler." diye ifade ediyor. ق 8 tekerrürü ile س in 8 tekerrürüne[12] tevafuk etmekle beraber, her birisi sekizer surenin başlarına işaret edip "Onların fihristeleriyiz." diye ifade ediyorlar. ط 3 tekerrürü ile ص ın 3 adedine tevafuku ile beraber, 3 surenin başına bakıyor ve haber veriyor. و 6 tekerrürü ile kendi makam-ı ebcedîsi olan 6 adedine tevafukla beraber, vav-ı kasemiye ile başlayan 12 surenin başlarına işaret edip gösterdiği gibi, tekerrürü makam-ı ebcedîsine darbedilse 36 olup و ile başlayan 16 surenin başlarında 36 vav-ı kasemiyeyi tevafukla göstermesi mühim esrara medar olduğunu gösterir ve bir intizam-ı gaybî tahtında olduğunu ispat eder. Ve Sure-i El-Alak en evvel gelmiş ve umum surelerden haber vermiş ifade ediyor.
Üçüncü letafetinden küçük bir numune: Şu Sure-i El-Alak'ın hurufatı 328 adediyle makam-ı ebcedîsi 999 olan
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
ile beraber 1327 edip 1327'de müthiş hâdisatın başlangıcı olan o tarihe gayet manidar nazar-ı dikkati celbetmek suretinde tevafuku elbette tesadüfî olamaz. Çünkü madem Allâmü'l-Guyub'un kelâmıdır,
وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ
işaret olunan Kitab-ı Mübin'in bir nüshası olan Kur'an'da hâdisat-ı âleme işaretler vardır ve kısmen göstermişiz.
Hem madem en evvel nâzil olan şu sure, mecmu-u Kur'an'ın bir nevi fihristesidir. Hem madem Kur'an'ın intişar ve fütuhatına ve Kur'an'a ait hâdisata dair âyât-ı kesîre vardır. Elbette Sure-i El-Alak hurufatının verdiği bu gibi haberler kasdîdir, tesadüften münezzehtir.
Dördüncü letafetten küçük bir numune: Sure-i El-Kehf'in âyâtı 111'dir. Kelimatı, Tefsirü'l-Mikbas hesabına göre 1564'tür. Âyâtı itibarıyla 29 sureye tevafuk ettiği gibi, kelimatıyla dahi 39 sure ile yalnız 1000 adedinde tevafuk ediyor. O surelerin on altısının kelimatıyla ve 23 surenin hurufatıyla tevafuk ederek Kur'an-ı Hakîm'in tam nısfında olan Sure-i El-Kehf mecmu-u suver-i Kur'aniyenin takriben nısfı ile ittihad etmesi, i'caz-ı Kur'anînin şuaıyla tanzim edildiğini gösterir.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Sure-i
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ
esrarından iki üç sırrı tevafuk anahtarıyla açılmaya dairdir. Burada numune için birkaç nükte yazılacak.
Birincisi: Tevafukun 10 adetten ziyade çeşit çeşit envaı var. Eğer tevafuk ayrı ayrı cihetten bir hâdiseye baksa ve tevafuk etse ve makama mutabık ve münasip ve kelâmın manasına muvafık ve müeyyid olsa o tevafuk o vakit işaret derecesine çıkar. O tevafukla şu âyet şu hâdiseye işaret eder denilebilir.
İşte bu kaideye binaen Sure-i Nasr'ın sırr-ı tevafukla işareten haber verdiği hâdiselere aynen Sure-i Kevser dahi o hâdiseye tevafukla parmağını uzatmış gösteriyor ve Fatiha Suresi kezalik o iki surenin gösterdiği hâdiseye bakıyor, gösteriyor. Ve Sure-i Alak yine o hâdiseye işaret eylediği ve
gibi âyetler aynı hâdiseye tetabukla işaret ediyor. Elbette böyle bir işaret sarih bir delalet hükmündedir.
...
Hem ezcümle şu surede hurufatın tekraratının adetleri manidardır. Şu Sure-i Nasr'ın mevzuu olan fetih ve nusretin cüz'iyatına işaretleri vardır.
Mesela: İki kardeş olan ل،ر 8'er tekerrürüyle feth-i Mekke'ye parmak basıyor. و،ب yedişer tekerrürüyle yedinci senesindeki Sulh-u Hudeybiye'nin neticesinde feth-i Mekke mukaddimesi olan galibane hacc-ı Peygamberîye işaret ettikleri gibi, sair hurufatıyla meşhur fütuhat-ı Ahmediyeye (asm) Sure-i Kevser ve El-Alak'a muvafık olarak işaretleri var.
Üstadım, bu Üçüncü Nükte-i Kenziyeyi mütalaa ettim. Sure-i Alak-ı mübareğin hurufatının îma ettiği sırlar karşısında hayretimden gayr-ı ihtiyarî “Allah, Allah” lafz-ı celali ağzımdan çıkmakla öz ve gözlerim hazîn hazîn yaşarıyordu ve şöyle düşünüyordum: Evet, nasıl ki kâinatın her zerresi Hâlık-ı kâinat’a şehadet ve gülümseyerek haber veriyorlar. Öyle de kâinatın haritası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücudunu teşkil eden harfleri de hâdisat-ı kevniyenin mazi, hal ve müstakbeline lisan-ı halleriyle şehadet edecekleri bedihîdir diyorum. Bu düşüncemin izahını nihayetteki ihtarında buldum, elhamdülillah dedim.
...
Hâfız Ali
Evvela: Son parçada, başta بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰى bin üç yüz kırk dört (1344) sehivdir. Eğer okunmayan iki hemze ve medde sayılmazlarsa sehiv değil hem çok manidardır. Doğrusu bin üç yüz kırk yedidir (1347) ki parçanın âhirinde tekrar doğru yazılmış. Hem bâki kalan kısmı hem ehemmiyetli hem dünyaya baktığı için ve “Alak”taki اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰى o parçadaki tağuta baktığından şimdilik yazdırılmadı.
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları
| Genel Ayet No | Sure No | Sure Ayet No | Kelime Sayısı | Harf Sayısı |
|---|---|---|---|---|
| 6107 | 96 | 1 | 5 | 18 |
| 6108 | 96 | 2 | 4 | 14 |
| 6109 | 96 | 3 | 3 | 14 |
| 6110 | 96 | 4 | 3 | 13 |
| 6111 | 96 | 5 | 5 | 17 |
| 6112 | 96 | 6 | 4 | 16 |
| 6113 | 96 | 7 | 3 | 12 |
| 6114 | 96 | 8 | 4 | 14 |
| 6115 | 96 | 9 | 3 | 13 |
| 6116 | 96 | 10 | 3 | 10 |
| 6117 | 96 | 11 | 5 | 18 |
| 6118 | 96 | 12 | 3 | 12 |
| 6119 | 96 | 13 | 4 | 15 |
| 6120 | 96 | 14 | 5 | 17 |
| 6121 | 96 | 15 | 6 | 26 |
| 6122 | 96 | 16 | 3 | 14 |
| 6123 | 96 | 17 | 2 | 10 |
| 6124 | 96 | 18 | 2 | 12 |
| 6125 | 96 | 19 | 5 | 20 |
| Toplam | - | 19 | 72 | 285 |
İlgili Maddeler/Sayfalar
İlgili Kategoriler
Kaynakça
- ↑ 1,0 1,1 1,2 Alak
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ 3,0 3,1 3,2 https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ Yâsin'deki س ism-i hecaisiyle zikredildiğinden başında س olan surelerden sayılır.
- ↑ Besmele'de şeddeli ر bir sayılmak itibarıyla, اِقْرَاْ ile beraber ebcedî makamı bin küsur adet olduğundan ve her şeyde besmele bulunduğundan bu makamdaki üç yüz adedimiz, binden sonraki üç yüzdür.
Evet بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ in makam-ı ebcedîsi dokuz yüz doksan dokuzdur (999), hurufu on dokuzdur. Çünkü بِسْمِ اللّٰهِ kaide-i sarfiyece bir müteallak ister. Makam itibarıyla o müteallak taayyün eder. Kur'an-ı Hakîm'de müteallakı اِقْرَاْ lafzıdır. Yani اِقْرَاْ بِسْمِ اللّٰهِ yani "Allah'ın namıyla oku." Sure-i El-Alak'ta o müteallak zahire çıkmış, surenin başına girmiş.
İşte bu hesapla şeddeli harfler birer sayılsa, çünkü tekellümde birdir. O vakit: اَلرَّحْمٰنْ Bir ر iki yüz; ن،م doksan; ح , iki (elif) ondur. Cem'an yekûnü üç yüzdür (300). اَلرَّحٖيمِ 'in ر sı iki yüz; م،ى elli; (elif) bir; ح sekiz: İki yüz elli dokuz (259).
Demek اَلرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ beş yüz elli dokuz (559) eder.
اَللّٰهْ lafzı, lâm-ı müşeddede bir sayıldığından ل otuz, ه beş, iki (elif) otuz yedi: Beş yüz doksan altı (596).
بِسْمِ o da yüz iki: Altı yüz doksan sekiz (698).
Müteallak olan اِقْرَاْ üç yüz iki: Mecmuu 1000 adettir.
Eğer Bismillah'taki hemze-i Allah sayılmazsa, 999 eder.
Madem her bir suver-i Kur'aniyede Bismillah zikrediliyor ve madem her mübarek şeyde besmele ile emredilmiş ve madem şu surede اِقْرَاْ lafzı zahire çıkmış ve madem her bir âyât-ı Kur'aniye mübarektir, manen besmele ister ve ona istinad eder.
Elbette üç yüz elli bir (351), üç yüz kırk iki (342) gibi adetler bu surette bin üç yüzdür (1300) ve "Binden sonraki adettir." denilir.
لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ - ↑ Bu ayrı ayrı adetlerin işaret ettikleri vukuata bazı hurufatın sayılmasıyla ve bazı sayılmamasıyla derin manidar münasebetleri var.
Mesela: Gayr-ı melfuz ve mahfî tenvin, zahiren ve aşikâre huruf gibi hesaba girmekle, gizli diplomatların gizli planlarını Harb-i Umumî meydanına aşikâre çıkarmasına münasebettar olduğu gibi, öteki adetlerin de böyle dakik münasebetleri vardır. - ↑ Hem اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰى cümlesiyle mu'cizane ve kat'î bir tarzda bu hazır zamanın en ehemmiyetli bir aktörüne işaret ediyor.
- ↑ اِذَا السَّمَاءُ انْفَطَرَتْ (Besmele bindir.) Üç yüz elli dokuz (359) hurufuyla beşerin başına semadan atom bombası inmesine ve kalbine anarşi mikrobu girmesine remzeder.
- ↑ اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ suresinin hurufatı tekerrürde terakkiyatı muntazamdır. Şöyle ki: ذ،ط،ع،ش،س،خ،ج birbiriyle müttefik birerdir. ح iki. ق،ب،و üçer, birbiriyle müttefik. Tenvin ف،د dörder, birbiriyle müttefiktir. ه beş. ى،ت yedişer, birbiriyle müttefik. ن sekiz. sakin elif م dokuz, birbiriyle müttefik. و on, ن (tenvin) ile on bir, (hemze) on iki.
İşte bir'den on ikiye kadar muntazaman terakkisi, şu hurufat tesadüfe tabi olmadığına letafetli bir işarettir. اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ nün makam-ı ebcedîsi, dokuz bin yedi yüz ondur (9710).
Surenin hurufatı işaretli olduğuna işaret eden, Leyle-i Kadr'in üç defa tekerrürüyle yirmi yedi huruf olup, Ramazan'ın yirmi yedinci gecesindeki Leyle-i Kadr'in tevafuk sırrıyla kat'î işaretidir.
Sair işaratı, inşâallah başka vakitte meşiet-i İlahiye taalluk etse yazılacaktır. - ↑ Elhasıl: Sure-i Kadr harfleri ve Sure-i Alak'ın kelimat-ı nahviyesi ve en evvel nâzil olan nısf-ı evvelin hurufatı yüz küsur hurufuyla, on surenin hurufatına manidar tevafuk ediyor. Ve diğer on surenin kelimatına manidar tevafuk ediyor, hem uzun diğer on surenin âyâtına gayet manidar tevafuk ediyor. Demek bu otuz sureden her birisi yirmi dokuz sureye tevafuk ediyor. Demek bu küçük tevafuk-u Kur'aniyede dokuz yüz tevafuk var. Küsurattan kat'-ı nazar edilmiş. Çünkü münasebat-ı tevafukiyeyi bozmaz. Bu tarzdaki tevafuka hiç mümkün müdür ki tesadüf içine karışsın? Hem hiç mümkün müdür ki mühim hikmetleri bulunmasın?
- ↑ Yâsin'deki س ism-i hecasıyla bulunmasından başı sin'li sayılmış.