Kaf Suresi

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: Hucurat SuresiKur'ânZariyat Suresi: Sonraki Sure

Bu sureyi Kaf suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz

Huruf-u hecanın 21. harfi için Kaf sayfasına gidin

Kaf (ق) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 50. suresi olup Hucurat ve Zariyat sureleri arasında yer alır. Sûrelerin ihtiva ettiği âyet sayısına göre yapılan sınıflandırmada tıvâl-i mufassal grubunda yer alanların bu sûreyle başladığı kabul edilmektedir. Bölümler arasındaki uyum sûrenin bir defada indirildiğini göstermektedir. Peygamberimiz bayram namazlarında, özellikle sabah namazlarının ilk rek‘atında (sıklıkla) ve cuma hutbelerinde (çoğunlukla) bu sureyi okumuştur.[1]

Risale-i Nur'da Kaf Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler

  • Kur'an'ın ilk inen suresi olan Alak suresinin medde, şedde, tenvin ve besmele dâhil olmakla beraber 328 harfi vardır. Kaf suresi dahil 13 surenin 300 küsur kelime sayısına ve ayrıca 4 surenin harf sayısına tevafuk eder. Bu 17 sure, Alak suresinin 300 tarihinden 351 tarihine kadar hâdisat-ı İslâmiyeye işaret ettiğine şahit olup onu teyit eder.
  • Kaf suresinin de içinde olduğu 29 surenin başında geçen kesik harfler (huruf-u mukattaa) hakkında tüm dersler ve izahlar için Huruf-u Mukattaa maddesine bakılabilir.
  • Kaf suresinin 1. ayetinin işaret ettiği düşünülen Kaf dağı hakkında Muhakemat'ta uzun bir izah vardır.
  • "Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok." mealindeki Kaf suresinin 6. ayetinin bir sırrı 32. Söz'de şiire benzeyen fakat şiir olmayan, muntazam fakat manzum olmayan, gayet parlak fakat hayal olmayan, yıldızları konuşturan bir yıldızname ile tefsir edilir.
  • 25. Söz'de Kaf suresinin 6. ila 11. ayetlerinin parlak, güzel, şirin ve yüksek bir beyanla haşri ispat ettiği ve baharın gelmesi gibi kat’î bir surette kanaat verdiği izah edilir.
  • Bediüzzaman 25. Söz'de bir sözün kuvvet ve güzellik açısından mütekellim (söyleyen), muhatap, maksat ve makam olmak üzere 4 kaynağı olduğunu belirtir ve haşrin ispatında gösterdiği cezaletli beyana misal olarak Kaf suresinin 6. ila 11. ayetlerini verir ve Kur'an'ın ifadelerinin insanların sözleriyle karşılaştırılamayacağını beyan eder.
  • Kur’an'ın semavi bir sofra ve ilk safta muhatabının avam olduğunun ve daha sonra arkasından diğer tabakaların da hissesi bulunduğunun izah edildiği Habbe risalesinde (Mesnevi-i Nuriye) Kaf suresinin 15. ayetinde avama verilen “Onlar, daha acib olan birinci yaratılışlarını şehadetle ikrar ettikleri halde, daha ehven, daha kolay ikinci yaratılışlarını uzak görüyorlar.” dersinin arkasında haşir ve neşrin pek kolay olduğunu tenvir eden büyük bir bürhan olduğu izah edilir.
  • Bediüzzaman 14. Söz'de "Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir." mealindeki Yasin suresinin 82. ayetini, "Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir." mealindeki ibare geçen Nahl suresinin 77. ayetini, "Biz ona (insana) şah damarından daha yakınız" mealindeki ibare geçen Kaf suresinin 16. ayetini ve "Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar." mealindeki Mearic suresinin 4. ayetini zikrederek Allah'ın Masnuata (yaratılmışlara) nihayet derecede yakın olduğu halde masnuatın nihayet derecede ondan uzak olduğunu ve Allah'ın nihayetsiz kibriyasıyla beraber gayet cüz’î şeyleri bile hüsn-ü sanattan hariç bırakmadığını misallerle izah eder.
  • Mirac risalesi olan 31. Söz'de Cenab-ı Hakkın her şeye her şeyden daha yakın olmasına rağmen velayet-i Ahmediyenin (asm) neden mi’rac gibi uzun bir seyahatin neticesinden sonra her velinin kendi kalbinde muvaffak olduğu münâcata muvaffak olduğuna dair suale cevap verilmiştir.
  • Kaf suresinin 18. ila 24. ayetlerindeki selasete dair şeytanın bir vesvesesine dair izahat 26. Mektup'tadır. Bu risalede bu ayetlerin kâfirin pek müthiş ve çok uzun olan geleceklerine ve başlarına gelecek elîm hâdisata birer birer parmak bastığı, o pek çok uzun zamanı hazır bir sahife gibi nazara gösterdiği ve zikredilmeyen hâdisatı hayale havale edip ulvi bir selasetle beyan ettiği izah edilir.
  • İsra suresinin 70. ayetinde geçen "Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık." mealindeki ibare ile Ahzab suresinin 72. ayetinde geçen "Doğrusu o (insan) çok zalim, çok cahildir." mealindeki ibarenin nasıl bağdaştırılabileceğinin izah edildiği 26. Mektup'ta insan hırs ile bütün dünya ona verilse هَلْ مِنْ مَزٖيدٍ (Kaf suresinin 30. ayeti, meali: "(Cehennem) "Daha var mı?" (der)") diyeceği ve hodgâmlığıyla kendi menfaati için binler adamın zararını kabul edeceği geçer.

Bilgiler

İsminin Anlamı ve Kaynağı: Adını ilk âyetin başındaki kāf harfinden almıştır.

Diğer İsimleri: Bâsikāt sûresi olarak da isimlendirilir.

Kur'ân'daki Sırası: 50

Kur'ân'daki Yeri: 26. cüz, 517. sayfa

Mekkî/Medenî: Mekkî[1]

Nuzül (İnme) Sırası: 34

Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: Mürselat Suresi

Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Beled Suresi

Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: [1]

Uzunluğu: 2,5 sayfa

Ayet Sayısı: 45

Satır Sayısı: 38

Kelime Sayısı: 395 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 373[3]

Harf Sayısı: 1.490 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 1.488[3]

Fasıla Harfleri: Be, Cim, Dal, Ra, Sad, Zı

Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 3

Secde Ayeti: -

Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 1

Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 2

Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rab ismi sayısı: 2

İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: 2 (Kaf 1 ve Kaf 45)

Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Kaf Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (29 ayet)

Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Kaf Kısmı

Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 9., 16. ve 29. ayetler (3 ayet)

Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 17 (Bkz. Kaf Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)

Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 1., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 15., 16., 18., 19., 20., 21., 22., 23. ve 24. ayetler (Toplam 16 ayet)

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Sure-i اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ nasıl ki hurufatıyla sair suver-i Kur'aniyeye işaret ediyor. Öyle de kelimatıyla da çok esrara işaret ile beraber, suver-i Kur'aniyenin bir kısmına dahi manidar işaret ediyor.

...

Hem şu surede medde, şedde, tenvin, besmele dâhil olmakla beraber, El-Alak'ın üç yüz yirmi sekiz (328) hurufatı bulunduğundan on üç surenin aded-i kelimatı olan üç yüz adedinde tevafuk etmekle beraber, dört surenin hurufatıyla ve her biri üç yüz hurufatıyla tevafuk noktasında mühim işaretler ediyor. 300 tarihinden 351'e kadar hâdisat-ı İslâmiyeye şu surenin işaret ettiğine şahit olarak, on yedi sureyi tevafuk sırrıyla şahit gösteriyor ve işaretini teyid ediyor. O şahit sureler de şunlardır:

Tenvirü'l-Mikbas tefsirine göre: El-Furkan kelimatı üç yüz yetmiş (370), Vakıa üç yüz yetmiş sekiz (378), Rahman üç yüz elli bir (351), Kamer üç yüz kırk üç (343), Necm üç yüz (300), Tûr üç yüz on iki (312), Zariyat üç yüz altmış (360), Kaf üç yüz doksan (390), Hucurat üç yüz kırk üç (343), Duhan üç yüz kırk altı (346), Mümtehine üç yüz sekiz (308), Mülk üç yüz otuz beş (335), Kalem üç yüz (300).

Ve hurufat itibarıyla İnfitar üç yüz elli dokuz (359),[5] Gaşiye üç yüz seksen bir (381), Beled üç yüz yirmi (320), Leyl üç yüz yirmi (320), her biri üç yüz küsur harftir.

Şu surelerin kelimatlarının ve harflerinin adedi, tefsir-i İbn-i Abbas'a istinaden Tenvirü'l-Mikbas namındaki meşhur tefsirin tahkikatına binaendir ki o tefsir hem Hazret-i İbn-i Abbas'a (ra) hem rivayete istinad ettiği için onun tahkikatı muteberdir.

Çendan bazı yerde kelimat-ı nahviyeyi kısmen sayar, bazen sırf kelimat-ı örfiyeye bina etmiştir.

Madem rivayete istinad eder, onu tenkit edemeyiz. Fakat bazen matbaa yanlışları vardır. Hem hurufatta kısmen şedde ve tenvin ve gayr-ı melfuz hemze-i vaslı nadiren sayar, dâhil eder. Ekseriyetle yalnız melfuz hurufatı hesap etmiştir.

Onun için bazı tahkikatımız ona muhalif çıkıyor. Bir hikmeti vardır ki iki suretle gidiyor diye ilişmiyorum.

(Rumuzat-ı Semaniye)


Sure-i قٓ وَ الْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِ i okurken

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَقٖيبٌ عَتٖيدٌ

وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحٖيدُ

وَ نُفِخَ فِى الصُّورِ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَعٖيدِ

وَ جَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَ شَهٖيدٌ

لَقَدْ كُنْتَ فٖى غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدٖيدٌ

وَ قَالَ قَرٖينُهُ هٰذَا مَا لَدَىَّ عَتٖيدٌ

اَلْقِيَا فٖى جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنٖيدٍ

Şu âyetleri okurken şeytan dedi ki: “Kur’an’ın en mühim fesahatini, siz onun selasetinde ve vuzuhunda buluyorsunuz. Halbuki şu âyette nereden nereye atlıyor? Sekerattan tâ kıyamete atlıyor. Nefh-i Sûr’dan muhasebenin hitamına intikal ediyor ve ondan cehenneme idhali zikrediyor. Bu acib atlamaklar içinde hangi selaset kalır? Kur’an’ın ekser yerlerinde, böyle birbirinden uzak meseleleri birleştiriyor. Böyle münasebetsiz vaziyetle selaset, fesahat nerede kalır?”

Elcevap: Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın esas-ı i’cazı, en mühimlerinden belâgatından sonra îcazdır. Îcaz, i’caz-ı Kur’an’ın en metin ve en mühim bir esasıdır. Kur’an-ı Hakîm’de şu mu’cizane îcaz, o kadar çoktur ve o kadar güzeldir ki ehl-i tetkik, karşısında hayrettedirler.

Mesela

وَ قٖيلَ يَٓا اَرْضُ ابْلَعٖى مَٓاءَكِ وَيَا سَمَٓاءُ اَقْلِعٖى وَغٖيضَ الْمَٓاءُ وَقُضِىَ الْاَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِىِّ وَقٖيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

Kısa birkaç cümle ile Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu’cizane beyan ediyor ki çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.

Hem mesela

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَا

اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَا

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَا

وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا

İşte kavm-i Semud’un acib ve mühim hâdisatını ve netaicini ve sû-i âkıbetlerini, böyle kısa birkaç cümle ile îcaz içinde bir i’caz ile selasetli ve vuzuhlu ve fehmi ihlâl etmez bir tarzda beyan ediyor.

Hem mesela

وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّٖى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَ

İşte اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ cümlesinden فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ cümlesine kadar çok cümleler matvîdir. O mezkûr olmayan cümleler; fehmi ihlâl etmiyor, selasete zarar vermiyor. Hazret-i Yunus aleyhisselâmın kıssasından mühim esasları zikreder. Mütebâkisini akla havale eder.

Hem mesela, Sure-i Yusuf’ta فَاَرْسِلُونِ kelimesinden يُوسُفُ اَيُّهَا الصِّدّٖيقُ ortasında yedi sekiz cümle îcaz ile tayyedilmiş. Hiç fehmi ihlâl etmiyor, selasetine zarar vermiyor.

Bu çeşit mu’cizane îcazlar Kur’an’da pek çoktur. Hem pek güzeldir.

Amma Sure-i Kaf’ın âyeti ise ondaki îcaz pek acib ve mu’cizanedir. Çünkü kâfirin pek müthiş ve çok uzun ve bir günü elli bin sene olan istikbaline ve o istikbalin dehşetli inkılabatında kâfirin başına gelecek elîm ve mühim hâdisata birer birer parmak basıyor. Şimşek gibi fikri, onlar üstünde gezdiriyor. O pek çok uzun zamanı, hazır bir sahife gibi nazara gösterir. Zikredilmeyen hâdisatı hayale havale edip ulvi bir selasetle beyan eder.

وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

İşte ey şeytan! Şimdi bir sözün daha varsa söyle…

Şeytan der: Bunlara karşı gelemem, müdafaa edemem. Fakat çok ahmaklar var, beni dinliyorlar ve insan suretinde çok şeytanlar var, bana yardım ediyorlar ve feylesoflardan çok firavunlar var, enaniyetlerini okşayan meseleleri benden ders alıyorlar. Senin bu gibi sözlerin neşrine set çekerler. Bunun için sana teslim-i silah etmem!

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

(26. Mektup)


Beyanındaki beraattir.

Yani, tefevvuk ve metanet ve haşmettir. Nasıl ki nazmında cezalet, lafzında fesahat, manasında belâgat, üslubunda bedaat var. Beyanında dahi faik bir beraat vardır. Evet, tergib ve terhib, medih ve zem, ispat ve irşad, ifham (إفحام) ve ifham (إفهام) gibi bütün aksam-ı kelâmiyede ve tabakat-ı hitabiyede beyanat-ı Kur’aniye en yüksek mertebededir.

...

Mesela, Sure-i قٓ وَ الْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِ de öyle parlak ve güzel ve şirin ve yüksek bir beyanla haşri ispat eder ki baharın gelmesi gibi kat’î bir surette kanaat verir. İşte bak: Kâfirlerin, çürümüş kemiklerin dirilmesini inkâr ederek “Bu acibdir, olamaz.” demelerine cevaben

اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَ زَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ … الخ

كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ a kadar ferman ediyor. Beyanı su gibi akıyor, yıldızlar gibi parlıyor. Kalbe hurma gibi hem lezzet hem zevk veriyor hem rızık oluyor.

(25. Söz)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları

Kaf Suresinin Ayetlerindeki Kelime ve Harf Sayısı[3]
Genel Ayet No Sure No Sure Ayet No Kelime Sayısı Harf Sayısı
4631 50 1 3 15
4632 50 2 11 43
4633 50 3 7 27
4634 50 4 9 35
4635 50 5 9 32
4636 50 6 12 51
4637 50 7 11 49
4638 50 8 5 20
4639 50 9 10 43
4640 50 10 5 21
4641 50 11 8 37
4642 50 12 7 29
4643 50 13 4 18
4644 50 14 9 35
4645 50 15 10 36
4646 50 16 14 56
4647 50 17 8 37
4648 50 18 8 26
4649 50 19 9 34
4650 50 20 6 23
4651 50 21 6 23
4652 50 22 12 45
4653 50 23 6 21
4654 50 24 6 21
4655 50 25 4 17
4656 50 26 10 42
4657 50 27 10 36
4658 50 28 8 34
4659 50 29 8 30
4660 50 30 9 33
4661 50 31 5 25
4662 50 32 6 22
4663 50 33 7 29
4664 50 34 5 23
4665 50 35 6 25
4666 50 36 15 53
4667 50 37 13 41
4668 50 38 13 52
4669 50 39 12 49
4670 50 40 5 23
4671 50 41 7 29
4672 50 42 7 32
4673 50 43 6 26
4674 50 44 9 36
4675 50 45 13 54
Toplam - 45 373 1.488

İlgili Maddeler/Sayfalar

İlgili Kategoriler

Kaynakça