Nasr Suresi

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
(Sure-i Nasr sayfasından yönlendirildi)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: Kafirun SuresiKur'ânTebbet Suresi: Sonraki Sure

Bu sureyi Nasr suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz

İlgili diğer bahisler için Nasr (Tavzih) sayfasına bakın

Nasr (النصر) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 110. suresi olup Kafirun ve Tebbet sureleri arasında yer alır. Bütün olarak indirilen son sûredir. Hz. Âişe’den gelen rivayetlerde Resûlullah’ın Nasr sûresinin nüzûlünden sonra namaz sırasında ve diğer zamanlarında Allah’ı tesbih edip O’na hamdettiği ve istiğfarda bulunduğu belirtilmektedir.[1]

Risale-i Nur'da Nasr Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler

  • Nasr suresi tüm Gaybı bilen Allah'ın kelamı olduğundan ve inme sebebi Mekke'nin fethi olduğundan Peygamberimize ihsan edilen tüm fetih ve nusretleri kapsamına alır.
  • Benden sonra halifelik 30 senedir mealindeki hadisteki gaybi ihbarları Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de izah eden Bediüzzaman "selasun (otuz)" kelimesinin cifirce 1087 ettiğini, Abbasi hilafetinin yıkılmasından Osmanlı'nın hilafetine kadar olan fetret dönemi çıkarılsa 1080 küsur ettiğini, eksik hilafetlerin süresi eklense 1202 ettiğini, hesapta "selasun (otuz)" kelimesine "sene" kelimesinin ilave edilmesiyle yine 1202 ettiğini, bu rakamın Fetih, Fatiha, Nasr ve Alak gibi surelerin gösterdiği İslam Devletinin hem terakki hem de galibiyet devresi olan 1202 tarihiyle tevafuk ettiğini izah eder.
  • Bediüzzaman Hz. Ali'nin bir kerameti olarak Celcelutiye'de Risale-i Nur'a ettiği işaretleri izah ettiği 8. Şuâ'da başta Hz. Ali'nin Bismillah risalesine işaret ettikten sonra ibareyi değiştirerek harflerin sırlarından medet istemeye başlamasının 29. Mektub'un Kur'an harflerinin sırlarından bahseden Rumuzat-ı Semaniye risalesine ve bunun içinde Nasr suresinin Mekke, Şam, Kudüs ve İstanbul gibi mühim yerlerin fethine işaretlerinden bahseden Feth ve Nasr risalesine işaret olduğunu beyan eder.
  • Bediüzzaman İşaratü'l-İ'caz risalesindeki tevafukat-ı harfiyenin maksud-u bizzat olmayıp, belki Kevser suresinin sırrına bir basamak olduğu gibi 10. Sözün tevafuklarının dahi Nasr suresinin sırrına yetişmek için bir basamak olduğunu söyler.
  • Nasr suresi indiğinde Hz. Ebu Bekir ve Hz. Abbas bu suredeki "vestağfirh" kelimesi ile Maide suresinin 3. ayetinde geçen "Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim." mealindeki ibarenin Peygamberimizin vefatına işaret ettiğini anlayıp ağlamışlardır. Nasr suresinin başından "vestağfirh" kelimesinin vav'ına kadar 63 harf vardır ve Peygamberimizin ömrüne işaret eder. Nübüvvet vazifelerinin en önemli 3 adedine işaret eden "Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh" ibaresinin harf sayısı 21 olup ayet indiğinde nübüvvetin 21. senesi olmasına işaret eder. Nasr suresinin 105 harfi ise Peygamberimizin ve Kur'an'ın fethinin 105 sene içinde doğuyu ve batıyı kaplayacağına işarettir. "Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh"'in ebced makamı olan 428 ve "rabbike"nin ebced makamı olan 222 maddi ve manevi terakki tarihine işaret ederken "Ennasu yedhulune fi dinillahi efvace"nın ebced makamı 1222 ederek galibane fetihlerin ve Allah'ın yardımının o tarihe kadar devam edeceğine işaret eder.
  • Nasr suresinde geçen harflerin Besmele dahil veya olmadan sayılarındaki sırlardan bahseden Bediüzzaman kardeş olan ve 8'er defa geçen lam ve ra'nın Mekke'nin 8. yıldaki fethine, be ve vav 7'şer defa geçerek Mekke'nin fethini netice veren Sulh-u Hudeybiye'ye işaret ettiğini söyler. Harflerin tekrarlanma sayıları 1'den 13'e kadar (6 ve 12 hariç) intizamlı şekilde artarak gider. Surenin harf sayısı 86 olup fütuhat-ı Ahmediyenin (asm) kemal noktasına işaret eder. Besmele ile 105 olan harf sayısı bir derece duraklama ve kemaline, besmele hariç telaffuz edilen harf sayısı olan 81 Allah'ın yardımı hadiselerine ve besmele hariç kelime sayısı olan 19 ise Besmele'nin harf sayısı olan 19'a tevafuk ederek Kudüs'ün fethinden sonraki Hz. Ömer devrinin fetihlerine bakar.
  • Peygamberimizin fetihlerine ve Allah'ın ona yardımına işaret eden Nasr suresinde İslam'ın büyük fetihlerine de işaret vardır. Mesela Nasr suresindeki 757 ebced makamı ve Kevser suresindeki Kevser kelimesi İstanbul fethinin öncüsü olan Süleyman Paşa'nın kuşatmasına işaret eder. Nasr suresindeki 857 ebced makamı ve Kevser suresindeki "Kelkevser" ifadesi İstanbul fethine işaret eder. Nasr suresindeki 1222 ebced makamı Kevser, Fatiha ve Feth sureleriyle birlikte Kur'an fetihlerinin o tarihe kadar devamına işaret eder. Besmele dahil "İza cae nasrullahi"nin kelime sayısı, "Nasrullah"ın harf sayısı, nasr suresinde "nasrullah" kelimesinde de geçen ra'nın ve lam'ın tekrarlanma sayısı 8 ederek 8. hicri yıldaki Mekke'nin fethine bakar. "İza" kelimesinden "vestağfirh"e kadar olan kelime sayısı, "Velfeth" kelimesinde geçen fe (5 defa), ha (5 defa) ve te (4 defa) harflerinin geçme sayılarının toplamı ve "nasrullahi velfeth" ibaresinin harf sayısı 14 ederek hicri 14. senedeki Şam'ın fethine işaret eder.

Bilgiler

İsminin Anlamı ve Kaynağı: Adını ilk âyetinde geçen nasr (yardım) kelimesinden alır.

Diğer İsimleri: “İzâ câe nasrullah” ve Hz. Peygamber’in vefatına işaret ettiği için Tevdî (vedâ) sûresi olarak da isimlendirilir.

Kur'ân'daki Sırası: 110

Kur'ân'daki Yeri: 30. cüz, 603. sayfa

Mekkî/Medenî: Mekkî[1]

Nuzül (İnme) Sırası: 114

Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: Tevbe Suresi

Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: -

Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: [1]

Uzunluğu: 0,2 sayfa

Ayet Sayısı: 3

Satır Sayısı: 3

Kelime Sayısı: 19 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 19[3]

Harf Sayısı: 82 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 80[3]

Fasıla Harfleri: Elif, Ha

Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 1

Secde Ayeti: -

Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 2

Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rab ismi sayısı: 1

İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: -

Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Nasr Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (3 ayet) (surenin tamamı alınmıştır)

Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Nasr Kısmı

Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 1. ayet (1 ayet)

Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 3 (Bkz. Nasr Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)

Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 1. ve 3. ayetler (Toplam 2 ayet)

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Rumuzat-ı Semaniye'deki Bahisler

Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Sekizinci Kısmı'nın Beşinci Remzi

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ sırrına dairdir.

İhtar: Nasıl ki risalelerde kelime tevafukatı Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın Lafza-i Celal tevafukatına bir basamak ve Lafz-ı Kur'an ve Lafz-ı Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm o sırrın anahtarları oldular.

Öyle de İşaratü'l-İ'caz'daki tevafukat-ı harfiye, maksud-u bizzat değildir. Belki Sure-i اِنَّٓا اَعْطَيْنَا sırrına bir basamaktı.

Şimdi matbu Onuncu Söz'ün tevafukatı dahi Sure-i اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ sırrına yetişmek için bir basamaktı. Fakat o basamak fikirlerde tam yerleşmediği için, o sır da tam açılmadı. Yalnız göründü ve der-akab kapandı.

Demek o iki risalenin tevafukat-ı harfiyesine ciddi ehemmiyet, o iki sure-i kudsiyenin sırlarının ehemmiyetinden gelmiştir. Ben de şimdi bu hikmeti anladım. Ehemmiyetsiz zannettiğim münasebat-ı tevafukiye ehemmiyetli olabilir. Çünkü gayet mühim sırlara hizmet ederler.

Birinci Makam

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ

Suresi'nin çok esrar-ı mühimmesinden tevafukatla münasebettar bir sırrından bahseder.

Mukaddime

Evvela: Münasebat-ı tevafukiye, eğer taaddüd etse ve ayrı ayrı cihetten bir hâdiseye muvafık gelse, hem bilhassa makama mutabık, hem bilhassa kelâmın manasına muvafık ve müeyyid olsa o muvafakat, o vakit işaret derecesine çıkar ve o tevafukla "Şu âyet işaret eder." denilebilir.

Evet muzaaf münasebet, işarettir. Muzaaf işaret, delâlettir.

İşte sair remizlerde beyan edilen sair surelerin tevafukatı gibi şu Sure-i Nasr'ın bir hâdiseye dair tevafukat-ı harfiyesi dahi hem müteaddiddir, hem surenin manasına müeyyiddir, hem makama mutabıktır, hem işaret ettiği aynı hâdiseye Sure-i Kevser ve Fatiha ve Alak gibi sureler ve âyet-i اِنَّٓا فَتَحْنَالَكَ gibi âyetler aynı hâdiseye tevafukla işaret ediyorlar. Ve böyle bir işaret ise delâlet derecesinde kuvvetlidir denilebilir.

Sâniyen: Madem şu kudsî sure, Allâmü'l-guyub'un kelâmıdır.

Ve madem sebeb-i nüzulü, feth-i Mekke ve nusret-i İlahiyedir.

Ve madem sebeb-i nüzul ne kadar has olursa olsun, mana-yı maksud küllî hükmüne geçip Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen bütün fütuhat ve nusretlerine şâmildir.

Ve madem bu mana-yı maksudun cüz'iyatına işaretle müjde vermek, mu'ciz bir kelâmın şe'nindendir.

Ve madem bir rivayette Hazret-i Ebu Bekri's-Sıddık (radıyallahu anh) gibi bir Sıddık-i âlîşan ve bir rivayette Hazret-i Abbas (radıyallahu anh) şu sureden sahabelerin fevkinde işarî bir mana-yı âher fehmedip herkesin süruruna mukabil ağlamışlar. Evet, bu sure nâzil olduğu vakit sahabeler müjde ve beşaret-i İlahiyeye karşı kemal-i süruru hissettikleri vakit, Hazret-i Ebu Bekri's-Sıddık ve Hazret-i Abbas (radıyallahu anhüma) ağlamışlar. Demişler ki:

-Şu surenin âhiri ve bu surenin iki hakikatine muvafık-

اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دٖينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتٖى وَرَضٖيتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ دٖينًا

âyeti vefat-ı Peygamberîye işaret eder, onun için ağlıyorum.

Hem madem beliğ, âlî bir kelâmın i'caz-ı Kur'an risalesinde beyan edildiği gibi, o kelâmın hurufatı ve hey'atı dahi o kelâmın manasına kuvvet verip teyid etmekle o kelâmın derece-i ulviyeti ve belâgatı ziyadeleşir.

Ve madem şu surede müteaddid vecihle harfleri tevafuk münasebetiyle fütuhat-ı Ahmediye'ye (asm) ve nusret-i Muhammediyeye (asm) parmak basar bir tarzda işaret eder.

Elbette bu mezkûr altı esaslara göre, bahsedeceğimiz işarat-ı gaybiye ve tevafukat-ı harfiye, yalnız münasebat-ı belâgatiye ve letaif-i kelâmiye değildir. Belki lemaat-ı belâgat ve reşehat-ı fesahat olmakla beraber işarat-ı Kur'aniye ve ihbarat-ı gaybiye nevindendir. Ezcümle:

Hazret-i Ebu Bekri's-Sıddık (ra) ve Hazret-i Abbas'ı (ra) ağlatan وَاسْتَغْفِرْهُ cümlesiyle işaret edilen vefat-ı Nebeviyeyi şu surenin başından وَاسْتَغْفِرْهُ 'nun vav'ına kadar altmış üç harf[5] olarak ömr-ü Nebevînin nihayetine işaret etmekle beraber

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ

ile işaret edilen en mühim üç vezaif-i nübüvvetin hurufatı yirmi bir olmakla, o zamanda yirmi bir sene o vazife-i nübüvveti îfa ettiğine ve iki sene kaldığına îma edip Sıddık'ın (ra) ağlamasına gizli bir sebep olmuştur.

Ve şu surenin yüz beş (105) harfi, fütuhat-ı Ahmediye ve Kur'aniyenin yüz beş (105) sene nihayetinde şark ve garbı tutacağına işaret ve فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ makam-ı ebcedîsiyle dört yüz yirmi sekizde (428) ve yalnız رَبِّكَ makam-ı ebcedîsiyle iki yüz yirmi ikide (222) terakkiyat-ı maddiye ve maneviye tarihine işaret etmekle beraber اَلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًا cümlesiyle bin iki yüz yirmi ikiye (1222) kadar galibane o fütuhat ve nusret devam edeceğine tevafukla işaret eder.

Mukaddime nihayet buldu, şimdi maksada giriyoruz.

Maksat

Üç Bab'dır.

Birinci Bab

Sekiz Mesele'dir.

Birinci Mesele

Bu birinci bab, şu kudsî surenin letaif-i kesîresinden yalnız tevafukla münasebettar bir kısım mezayasından bahseder. Tevafuk letafetine medar olmak için kudsî ve nurani hurufatın vaziyetlerini bilmek lâzımdır. Şöyle ki:

Besmele'siz (hemze) on, (medde) sekiz, ن sekiz, (tenvin) ile beraber on, و yedi, ل altı, ب altı, ف beş, ت dört, ى dört, ر dört, ه dört, ح üç, س üç, د üç, ج iki, ك iki, (tenvin) iki, ص bir, ذ bir, خ bir, غ bir, م bir.

Besmele ile (hemze) on üç, (medde) on, ن dokuz, (tenvin) ile on bir, ل sekiz, ر sekiz, و yedi, ب yedi, ى beş, ه beş, ح beş, ف beş, س dört, م dört, ت dört, د üç, ج iki, ك iki, (tenvin) iki, ذ bir, خ bir, غ bir.

İşte bu kudsî surenin nurani hurufatının vaziyeti şudur ve şu vaziyetin letaif-i kesîresinden bir letafet-i tevafukiyesi budur ki:

Hurufatı Besmele ile beraber beş kısım olup, beşler kısmı dört olup diğer üç kısm-ı âher üç olarak üçer manidar tevafuku var. Bir kısım dahi ikişer manidar tevafukları var.

Evet ح،ه،ى،ف beşer, beşte manidar tevafuk ediyorlar. ت،م،س dörder. Üçü, dörtte manidar tevafuk ediyorlar.

Tenvin ك،ج ikişer tevafuk ediyorlar. غ،خ،ذ birde ittifak ediyorlar. Hem iki kardeş olan ر،ل sekizerdir, sekizde ittifak ediyorlar, feth-i Mekke'ye parmak basıyorlar. ب،و yedişer, yedide ittifak ediyorlar. Sulh-u Hudeybiye'nin neticesinde galibane hacc-ı Peygamberî (asm) gibi feth-i Mekke mukaddematına işaret eder. Altı ile on iki müstesna, bir'den on üçe kadar, hurufatı muntazaman terakki ediyor. Meşhur on üç adet, bu surede dahi sırrını göstereceğini îma ediyor.

Şu surenin hurufatı seksen altı olup, fütuhat-ı Ahmediyenin (asm) bir nokta-i kemaline işaretle beraber, Besmele ile 105'te fütuhatın bir derece tevakkuf ve kemaline ve hurufat-ı melfuzası Besmele'siz 81'deki hâdisat-ı nusrete ve Besmele'siz kelimatı Besmele hurufatına muvafık olup on dokuz (19) olarak Beytü'l-Makdis'ten sonraki fütuhat-ı Ömeriyeye işaret ediyor.

Besmele'siz surenin hurufatı ه،ر،ى،ت dördü dörder, د،س،ح üçü üçer, ك،ج ikisi ikişer, م،غ،خ،ذ dördü birer olarak tevafuk etmekle beraber -dokuzuncu müstesna olarak- bir'den on üçe kadar muntazaman terakki etmeleri gösteriyor ki bu mukaddes hurufat tesadüfe tabi değiller, hikmet dairesinde mevki alıyorlar.

İkinci Mesele

Fütuhat-ı Muhammediye ve nusret-i Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâma) işaret eden اِذَا جَٓاءَ Suresi elbette fütuhat içinde mühimlerinden olan feth-i Şam ve feth-i Beytü'l-Makdis ve feth-i Irak ve feth-i İstanbul gibi hâdisat-ı azîme-i İslâmiyeye işaret eder.

Evet اِذَا جَٓاءَ cümlesi نَصْرُ 'deki ن nusrete beşaret için dâhil olarak 757'deki feth-i İstanbul'un mukaddimesi olan Süleyman Paşa'nın muhasara-i meşhuresine Sure-i Kevser'in اَلْكَوْثَرَ kelimesiyle işaret ettiği gibi, tevafukla işaret eder. Ve اِذَا جَٓاءَ 'den sonra melfuz hurufun vav-ı وَرَاَيْتَ 'ye kadar netice-i fethe işaret olarak vav-ı وَرَاَيْتَ dâhil olmakla beraber 857'deki İstanbul'un fethine Sure-i Kevser gibi كَ الْكَوْثَرَ ف ile tevafukla işaret ettiği gibi, onu tasdikan ve teyiden birbirine şahit olarak müttefikan gösteriyorlar.

Hem

اَلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًا

bin iki yüz yirmi iki (1222) makam-ı ebcedî adediyle Sure-i Kevser ve Sure-i Fatiha ve âyet-i

اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُبِينًا

gibi müteaddid sadık şahitlerin şehadetlerine istinaden ve işaretlerine binaen bu sure o adet ile fütuhat-ı Kur'aniyenin devamı ve insanların fevc fevc İslâmiyet'e dâhil olmaları tâ 1222'ye kadar istimrarına ve ondan sonra tevakkufuna işaret ediyor.

Şöyle her tarafta teeyyüd eden bir işaret, elbette delâlet belki sarahat derecesine çıkıyor.

Şu sure nasıl ki Besmele ile اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ sekiz kelimatıyla ve نَصْرُ اللّٰهِ kelimesinin sekiz hurufuyla ve نَصْرُ اللّٰهِ 'deki ر nın sekiz tekerrürüyle ve نَصْرُ اللّٰهِ 'deki ل ın yine sekiz tekerrürüyle şu surenin sarahatiyle beşaret verdiği feth-i Mekke'deki nusret-i İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene-i hicriyesine tevafuk sırrıyla beşaretvari işaret ediyor.

Öyle de اِذَا 'dan وَاسْتَغْفِرْهُ 'ye kadar on dört kelimatıyla وَالْفَتْحُ 'deki ف nin beş, ح nın beş ve ت nin dört tekerrürleriyle hasıl olan on dört adediyle, hem

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ

cümlesinin on dört hurufuyla, hem

نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ

fıkrasının on dört harfiyle on dördüncü sene-i hicriyesindeki feth-i Şam'da ihsan edilen nusret-i hârika tarihine tevafuk sırrıyla işarî beşaret veriyor.

Üçüncü Mesele

Devlet-i İslâmiyenin en mühimmi ve hilafet-i İslâmiyenin en devamlısı olan Osmanlı Devleti olduğundan, küçük surelerden bir iki tanesi o devletin safahatına bir vecihte baktığı gibi, bir iki sure-i âher dahi işarî tarzda yine bakıyorlar. اِنَّٓا اَعْطَيْنَا sırrında, hem اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ 'ın mukaddimesinde beyan edildiği vecihle, tevafukat cihetindeki işaret ise kelimat manasındaki remizleri teyiden gösterdikleri gibi, Sure-i

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ

başka bir nevi tevafukat ile şimendifer vasıtasıyla âlem-i İslâm'ın mağlubiyetine ve ecnebinin tasallutuna işaret ettiği gibi, kudsî kelimatında Osmanlı Devleti'nin mağlubiyet devresini ve bilhassa Sultan Abdülaziz, Sultan Abdülmecid zamanlarına ve sonraki komitelerin fitnekârane, mü'minlere verdiği teşevvüşe ve o fitnenin cezası olarak harîk-ı kebir gibi yangınlara ve Kur'an'a bir nevi tahrifkârane taarruza ve Kur'an'ın hıfz-ı İlahî ile mahfuz ve galib vaziyetine işaret eder.[6]

لَايَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاَسْرَارِ كِتَابِهٖ

رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَسٖينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا

رَبَّنَا وَفِّقْنَا لِفَهْمِ اَسْرَارِ كِتَابِكَ وَوَفِّقْنَا لِبَيَانِ اِعْجَازِهٖ كَمَا تُحِبُّ وَتَرْضٰى

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨ الَّذٖى بَلَّغَ اِلَيْنَا كَلَامَكَ وَفَسَّرَهُ لَنَا عَلٰى مُرَادِكَ وَعَلٰى اٰلِهٖ وَصَحْبِهٖ اٰمٖينَ

وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

اَللّٰهُمَّ وَفِّقِ الْكَاتِبَ وَرُفَقَائَهُ لِكَمَالِ خِدْمَةِ الْقُرْاٰنِ وَلِفَهْمِ تَمَامِ اِعْجَازِ الْقُرْاٰنِ وَاجْعَلِ الْقُرْاٰنَ شَافِعًا مُشَفِّعًا يَوْمَ الْحَشْرِ وَالْمٖيزَانِ اٰمٖينَ

(Rumuzat-ı Semaniye)


بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Sure-i

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ

esrarından iki üç sırrı tevafuk anahtarıyla açılmaya dairdir. Burada numune için birkaç nükte yazılacak.

Birincisi: Tevafukun 10 adetten ziyade çeşit çeşit envaı var. Eğer tevafuk ayrı ayrı cihetten bir hâdiseye baksa ve tevafuk etse ve makama mutabık ve münasip ve kelâmın manasına muvafık ve müeyyid olsa o tevafuk o vakit işaret derecesine çıkar. O tevafukla şu âyet şu hâdiseye işaret eder denilebilir.

İşte bu kaideye binaen Sure-i Nasr'ın sırr-ı tevafukla işareten haber verdiği hâdiselere aynen Sure-i Kevser dahi o hâdiseye tevafukla parmağını uzatmış gösteriyor ve Fatiha Suresi kezalik o iki surenin gösterdiği hâdiseye bakıyor, gösteriyor. Ve Sure-i Alak yine o hâdiseye işaret eylediği ve

اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ

gibi âyetler aynı hâdiseye tetabukla işaret ediyor. Elbette böyle bir işaret sarih bir delalet hükmündedir.

İkincisi: Madem Sure-i Nasr, Allâmü'l-Guyub'un kelâmıdır ve madem sebeb-i nüzulü feth-i Mekke'dir ve nusret-i İslâmiyedir. Ve madem sebeb-i nüzul ne kadar has olursa olsun mana-yı maksud kaideten âmm hükmüne geçip Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen umum fütuhat ve nusretlerine şamildir. Ve madem bu mana-yı maksudun cüz'iyatına işaretle müjde vermek, i'cazlı bir kelâmın şe'nindendir. Ve madem bu surenin nüzulü vaktinde sahabeler müjde-i İlahiye ile mesrur oldukları halde, Ebu Bekri's-Sıddık ve Abbas radıyallahü anhüma vefat-ı Nebevîyi mana-yı işarîsinden fehim ile ağlamışlar. Hem madem âlî bir kelâmın hurufatı ve hey'atı o kelâmın manasına kuvvet vererek teyid etmekle o kelâmın derece-i ulviyet ve mezaya-yı belâgatı ziyadeleşir. Ve madem şu Sure-i Nasr, müteaddid vecihle harfleri tevafuk münasebetiyle fütuhat-ı Muhammediye aleyhissalâtü vesselâma ve nusret-i Ahmediye aleyhissalâtü vesselâma parmak basar bir tarzda işaret verir.

Elbette şu mezkûr esaslara göre bu risalede ve sair rumuz-u Kur'aniye risalelerinde bahsedilen işarat-ı gaybiye ve tevafukat-ı harfiye yalnız münasebat-ı belâgat ve letaif-i kelâmiye değillerdir. Belki o tevafukat lemaat-ı belâgat ve reşehat-ı fesahat olmakla beraber işarat-ı Kur'aniye ve ihbarat-ı gaybiye nevindendir.

Ezcümle: Sıddık'ı ve Abbas'ı ağlatan şu sure وَاسْتَغْفِرْهُ 'nün و ına kadar 63 harf olarak ömr-ü Nebevînin nihayetine tevafukla işaret etmekle beraber,

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ

cümleleriyle işaret edilen üç mühim vezaif-i nübüvveti manasıyla gösterdiği gibi; 21 harfle o zaman 21 sene o vazifeyi îfa ettiğine ve iki sene kaldığına îma ederek Sıddık'ın ağlamasına gizli bir sebep olmuştur. Ve surenin 105 harfiyle fütuhat-ı Ahmediyenin (asm) 105 sene zarfında şark ve garbı tutacağına işareten, فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ makam-ı ebcediyle 428 senesinde terakkiyat-ı maddiye ve maneviyenin derece-i kemallerine işaret etmekle beraber

اَلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًا

cümlesinin makam-ı ebcedîsi olan 1222'ye kadar o fütuhat-ı Kur'aniye ve nusret-i diniye devam edeceğine ve ondan sonra bir derece tevakkuf ve tedenni başlayacağına tevafukla işaret eder.

Hem ezcümle şu surede hurufatın tekraratının adetleri manidardır. Şu Sure-i Nasr'ın mevzuu olan fetih ve nusretin cüz'iyatına işaretleri vardır.

Mesela: İki kardeş olan ل،ر 8'er tekerrürüyle feth-i Mekke'ye parmak basıyor. و،ب yedişer tekerrürüyle yedinci senesindeki Sulh-u Hudeybiye'nin neticesinde feth-i Mekke mukaddimesi olan galibane hacc-ı Peygamberîye işaret ettikleri gibi, sair hurufatıyla meşhur fütuhat-ı Ahmediyeye (asm) Sure-i Kevser ve El-Alak'a muvafık olarak işaretleri var.

Ezcümle: Besmele ile beraber

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ

8 kelimatıyla ve نَصْرُ اللّٰهِ kelimesinin 8 harfiyle ve نَصْرُ اللّٰهِ 'daki ر nın 8 tekerrürüyle ve ل ın yine 8 tekerrürüyle bu surenin sarahatle beşaret verdiği feth-i Mekke'deki nusret-i İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene-i hicriyeye tevafuk sırrıyla işaret ettiği gibi; اِذَا 'dan tâ وَاسْتَغْفِرْهُ 'ya kadar 14 kelimatıyla وَالْفَتْحُ 'daki ح،ت،ف nın 14 adetleriyle ve اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ cümlesinin 14 harfiyle, نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ fıkrasının 14 hurufuyla on dördüncü sene-i hicriyesindeki feth-i Şam'da ihsan edilen nusret-i hârika tarihine tevafuk sırrıyla işarî beşaret eder.

Ve hâkeza bu surenin bu nevi tevafukatı ve mezaya-yı i'caziyesi çoktur. Fakat maatteessüf bu Beşinci Risale-i Remziye üç bab olarak niyet edilmiş iken, bazı ahval-i ruhiye sebebiyle yalnız birinci babın sekiz meselesinden üç mesele yazıldı. Perde indi, mütebâkisi kaldı.

(Rumuzat-ı Semaniye)

Diğer Bahisler

Bugünlerde Rumuzat-ı Semaniye’ye ait iki risaleyi ehemmiyetli talebelere, bir yere gönderdim. Yol kapandı, gitmedi. O iki risaleyi tekrar dikkatle mütalaa ettim. Fikren dedim ki: “Bu zevkli, güzel, meraklı, şirin bir maksada giden bu tevafuklu yolda ne için sevk edilmeden perde indi, başka yolda sevk edildik, çalıştırıldık.”

Birden ihtar edildi ki: “O gaybî esrarı açacak olan meslekten yüz derece daha ehemmiyetli ve kıymetli ve umumî ihtiyaca medar ve herkes bu zamanda ona şiddetle muhtaç ve İslâmiyet’in temel taşları olan hakaik-i imaniye hazinesine hizmet etmeye ve istifadeye zarar gelecekti. En büyük ve en yüksek maksat olan hakaik-i imaniyeyi, ikinci derecede bırakacaktı. Onun için idi.”

Sure-i اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ remzinde, esrar-ı gaybiye gösterildi; birden kapandı, perde indi.

Hem bu sır içindir ki o yolda fazla istihdam edilmedik, yalnız o meslek-i tevafukiyenin tereşşuhatından Risale-i Nur’un hakkaniyetine bir imza ve cezaletine bir ziynet ve huruf-u Kur’aniyenin intizamından ve vaziyetlerinden tezahür eden bir nevi i’caz çıktı. Daha o yolda çalıştırılmadık.

(Kastamonu Lahikası)


ثَلَاثُونَ kelimesi, cifr hesabı bin seksen yedi (1087) eder ki, tarihçe hilafet-i Abbasiyenin inkırazıyla hilafet-i Osmaniyenin takarruruna kadar olan zaman-ı fetret tayyedilse bin seksen küsur kalır. Eğer nâkıs hilafetler sayılsa, ثَلَاثُونَ سَنَةً deki "sene" lafzı ilâve olur. O halde bin ikiyüz iki (1202) eder ki, "Rumuzat-ı Semaniye-i Kur'aniye Risaleleri"nde hem اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ, hem Fatiha, hem Sure-i Nasr, hem Sure-i Alak gibi çok yerlerde aynen hilafetle beraber Devlet-i İslâmiyenin hem terakki, hem galibiyet devresi olan bin iki yüz iki (1202) tarihini gösterir. Hem nâkıs hilafetle beraber bütün müddet-i hilafet-i İslâmiye bin iki yüz ikidir ki, tam tamına tevafukla haber verir.

وَ اِنِ اسْتَقَامَتْ اُمَّتٖى فَلَهَا يَوْمٌ وَ اِلَّا فَنِصْفُ يَوْمٍ

Hadîsinin mu'cizane ihbar-ı gaybîsini izah eder. Yani bu hadîs kıyametten değil, belki galibane hâkimiyet-i İslâmiyeden haber veren Onsekizinci Lem'ada ve başka yerde bu hadîsin üç lem'a-i i'caziyesini beyan ettiğimden burada kısa kesiyoruz.

(Sikke-i Tasdik-i Gaybi)


Elbette diyebiliriz ki Hazret-i İmam-ı Ali (ra) nasıl ki başta

بَدَئْتُ بِبِسْمِ اللّٰهِ رُوحٖى بِهِ اهْتَدَتْ اِلٰى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ

yani “Hazine-i esrar olan Bismillahirrahmanirrahîm ile başladım. Ruhum, onun ile o hazineyi keşfetti.” diyerek sair işaratın karinesiyle bir mana-yı işarî ve bir medlûl-ü mecazî suretinde Risale-i Nur’un Bismillah’ı hükmünde ve fatihası ve besmelesi ve “Bismillah”taki büyük sırrın hakikatini beyan eden ve kısa ve gayet kuvvetli Birinci Söz namında olan Bismillah Risalesi’ne îma, belki remiz, belki işaret ediyor.

Aynen öyle de sair işaratın karine ve münasebetiyle ve huruf-u Kur’aniyenin esrarından bahseden ve Rumuzat-ı Semaniye namında bulunan sekiz küçük risalelerin mahiyetlerini andırır bir tarzda, ibareyi değiştirerek hurufların esrarıyla istimdad etmeye başlaması karine-i latîfesiyle muazzam dua ve münâcat ve câmi’ kasem-i istimdadînin âhirlerinde ve Sözler’e ve Mektuplar’a işaretten sonra بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَالنَّصْرِ اَسْرَعَتْ fıkrasıyla Yirmi Dokuzuncu Mektup’un bir kısım esrar-ı huruf-u Kur’aniyeyi beyan eden Rumuzat-ı Semaniye namında sekiz küçük risalelerin en mühimleri ve feth-i Mekke ve feth-i Şam ve feth-i Kudüs ve feth-i İstanbul gibi çok fütuhat-ı İslâmiyeden gaybî haber veren Sure-i اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَ الْفَتْحُ nun esrarını beyan ile fütuhat-ı İslâmiyenin pehlivanı olan Hazret-i İmam-ı Ali’nin (ra) nazar-ı dikkatini celbeden Fetih ve Nasr Risalesi’ne hem Sure-i Feth’in en mühim ve en âhir âyetin beş vecih ile i’cazını beyan ve ispat ile kahraman-ı İslâm Hazret-i İmam-ı Ali’nin (ra) nazar-ı dikkatini celbeden gayet kıymetli olan Âyet-i Fetih Risalesi namındaki küçük bir risaleye îma belki işaret eder, itikadındayım. Böyle itikada iştirak edilmezse de itiraz edilmemeli.

(8. Şuâ)


Yirmi Dokuzuncu Mektup’un Sekizinci Kısmı’nın Birinci Remzi’nin Birinci Makam’ının Birinci Babı, mu’cizat-ı Ahmediyenin en büyüğü ve kıyamete kadar i’cazının devam edeceğine şüphe olmayan Kur’an-ı Kerîm’in otuz cüzünden otuzuncu, yüz on dört suresinden yüz onuncu, lafız itibarıyla küçük fakat makam ve mana itibarıyla âlî ve şümullü Suretü’n-Nasr’daki çok mühim sırlardan muazzez ve muhterem Üstadımız vasıtasıyla zahir olan tevafukata münasebetli bir tek sırrından beyan buyurulan üç mesele, bana öyle bir kanaat getirdi ki bu küçük surenin üç âyetinden sülüs ve tamamında otuz cüz Kur’an’a, hattâ her harfinde bir sureye işaret ve delâlet mevcud olduğunu cezmettim.

...

Hulusi

(Barla L.)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları

Nasr Suresinin Ayetlerindeki Kelime ve Harf Sayısı[3]
Genel Ayet No Sure No Sure Ayet No Kelime Sayısı Harf Sayısı
6214 110 1 5 19
6215 110 2 7 31
6216 110 3 7 30
Toplam - 3 19 80

İlgili Maddeler/Sayfalar

İlgili Kategoriler

Kaynakça

  1. 1,0 1,1 1,2 https://islamansiklopedisi.org.tr/nasr-suresi
  2. https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
  3. 3,0 3,1 3,2 https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
  4. https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
  5. Yalnız النَّاسَ ve الفَتْحُ 'deki okunmayan hemze-i vasl sayılmayacak. Sayılsa sene-i vefat ve sene-i veladet dâhil olacak.
  6. Bu Sure-i Nasr'ın işarat-ı gaybiyesi çoktur. Ve üç kısma ve bablara taksim edip o işarat-ı gaybiye-i i'caziyeyi yazacaktım. Fakat maatteessüf birinci babın sekiz meselesinden üç meseleyi yazdım, perde kapandı, mütebâki kaldı.
    Bu remzin bâki kısmı çok ehemmiyetlidir, fakat bir hikmet için yazdırılmadı.