Buruc Suresi

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: İnşikak SuresiKur'ânTarık Suresi: Sonraki Sure

Bu sureyi Buruc suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz

Savunma kulesi ve yıldız grubu anlamındaki kelime için Burç sayfasına gidin

Buruc (البروج) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 85. suresi olup İnşikak ve Tarık sureleri arasında yer alır. Surede masum halde yalnızca Allah’a inandıkları için ashâbü’l-uhdûd tarafından kendilerine zulmedilen iman ehlinin hazin durumunu dile getirilir.[1]

Risale-i Nur'da Buruc Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler

  • Kadir Suresinin 120 harfi vardır. Telaffuz edilmeyen hemzeler sayılmazsa 114 harf Kur'an'daki surelerin sayısı olan 114'e tevafuk eder. Kadir suresiyle beraber toplam 10 surenin (Duha, İnşirah, Zilzal, Tekâsür, Maun, Alak (ilk inen kısmı), Tin, Karia ve Hümeze) harf sayısı ve Kadir suresiyle beraber toplam 10 surenin (Fecr, Abese, Mürselât, Buruc, Mutaffifîn, İnşikak, Naziat, Nebe, Münafıkûn ve Cuma) kelime sayısı da 100 küsurdur.
  • Bediüzzaman umum insanlığa hitap eden Kur’an'ın insanlığın fen ve teknolojideki ilerlemelerini de ihmal etmeyip Peygamberlerin mucizeleri ve bazı tarihi hadiselerle onlara işaret ettiğini ders verdiği 20. Söz'de Buruc suresinin "Ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Onlardan azîz ve hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar." mealindeki 5.-8. ayetlerinin trene işaret ettiğini ve Âlem-i İslâm’ı esaret altına aldığını ve Kâfirlerin onunla İslâm’ı mağlup ettiğini ders verir.
  • Bediüzzaman bazı ayetlerin Risale-i Nur'a ve müellifine işaretlerini izah ettiği 1. Şua'da Beşinci Âyette Buruc suresinin esrarlı olup bu asra da baktığını beyan ettikten sonra "Şüphesiz inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe de etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır." mealindeki Buruc suresinin 10. ayetinin hem İstanbul’da iki büyük yangına baktığını hem de Dünya Savaşının dehşetli yangınının cehennem azabı gibi o fitnenin bir cezası olduğuna işaret ettiğini ders verir.
  • Buruc suresinin 11. ayetinde ve daha pek çok ayette (Kur'an'da toplam 40 ayette) bazen cennetlikler bazen de cehennemlik için kullanılan "Hâlidîne Fîhâ (Ebedâ)" ([Orada] ebedi kalırlar) ifadesinin izahına ve ayrıca kafirlerin sınırlı dünya hayatını kafir olarak geçirmelerine karşılık cehennemde daimi kalmalarının Allah'ın hikmeti açısından uygun olduğu ve Allah'ın merhametine aykırı olmadığının izahına dair bahisleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
  • Bediüzzaman İsm-i Azamdan olan Kayyum ismini izah ettiği 30. Lema'nın 6. Nüktesinin başında Rahman suresinin 29. ayetinde geçen "O, her an yaratma halindedir." mealindeki ibareyi, "Dilediği şeyleri mutlaka yapandır." mealindeki Buruc suresinin 16. ayetini, Rum suresinin 54. ayetinde geçen "O, dilediğini yaratır." mealindeki ibareyi, Yasin suresinin 83. ayetinde geçen "Her şeyin melekutu O'nun (Allah'ın) elindedir." mealindeki ibareyi ve Rum suresinin 50. ayetinde geçen "Allah'ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor!" mealindeki ibareyi zikreder.
  • Bediüzzaman "Allah onları arkalarından kuşatmıştır." mealindeki Buruc suresinin 20. ayetini izah ettiği Lem'alar risalesindeki (Mesnevi-i Nuriye) bir parçada Allah'ın ilmi, iradesi, kudreti ve sair sıfatıyla muhit olduğunu ve daire-i ihatasından hariç bir şey olmadığını ders verir.

Bilgiler

İsminin Anlamı ve Kaynağı: Adını 1. âyette geçen ve burcun çoğulu olan burûcdan alır. Sözlük anlamı “açık seçik şey” demek olan burc, uzaktan göze çarpacak şekilde yapılmış yüksek binalar, özellikle Türkçe’de kale surlarının yüksek yerleri, hisar ve kuleleri için kullanılır. Sûredeki anlamıyla gökyüzündeki takımyıldızlara burç denilmesinin asıl sebebi parlak görünüşleri olsa gerektir.

Diğer İsimleri:

Kur'ân'daki Sırası: 85

Kur'ân'daki Yeri: 30. cüz, 589. sayfa

Mekkî/Medenî: Mekkî[1]

Nuzül (İnme) Sırası: 27

Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: Şems Suresi

Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Tin Suresi

Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: Mekke döneminin ortalarında, müşriklerin müminlere işkence etmeye başlamaları üzerine nâzil olmuştur.[1]

Uzunluğu: 0,8 sayfa

Ayet Sayısı: 22

Satır Sayısı: 12

Kelime Sayısı: 109 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 109[3]

Harf Sayısı: 438 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 463[3]

Fasıla Harfleri: Be, Cim, Dal, Ra, Tı, Zı, Kaf

Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 1

Secde Ayeti: -

Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 3

Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rab ismi sayısı: 1

İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: Buruc 21

Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Buruc Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (22 ayet) (surenin tamamı alınmıştır)

Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Buruc Kısmı

Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 1.-3. ve 12.-16. ayetler (8 ayet)

Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 11 (Bkz. Buruc Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)

Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 1., 4., 5., 6., 7., 8., 10., 16. ve 20. ayetler (Toplam 9 ayet)

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Sure-i Kadr'ın yüz yirmi hurufu var. Gayr-ı melfuz hemze sayılmazsa yüz on dörttür. En evvel nâzil olan Sure-i Alak küsuratından kat'-ı nazar nısf-ı evvelin hurufatı ve tam surenin kelimat-ı nahviyesi yüz küsur olmakla; Sure-i Duha, Sure-i Elem Neşrah Leke ve Sure-i Zilzal ve Sure-i Tekâsür ve Sure-i El-Maun ve Sure-i El-Alak'ın nısf-ı evveli ve Sure-i Vettîn ve Sure-i El-Karia ve Sure-i Hümeze'nin her birinin yüz aded-i hurufuna tevafuku ve o on surenin küsuratından kat'-ı nazar birbiriyle manidar muvafakatı tesadüfî olamaz.

Aynen öyle de: Sure-i El-Kadr'in mütevafıkları olan o on surelerin her biri yüz adet hurufu ise, kelimat noktasında da Sure-i Fecr, Sure-i Abese, Sure-i El-Mürselât, Sure-i El-Buruc, Sure-i El-Mutaffifîn, Sure-i El-İnşikak, Sure-i En-Naziat, Sure-i Nebe', Sure-i Münafikûn ve Sure-i Cumua'nın her birinin yüz küsur örfî aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafukları tesadüfî olmadığı gibi...

(Rumuzat-ı Semaniye)


Sure-i Kadr'in 120 harfi var. Gayr-ı melfuz hemze sayılmazsa, 114 suver-i Kur'aniyeye tevafukla işaret eden 114'tür. İşte bu adetle اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ kendiyle beraber 10 surenin hurufatının adetlerine ve 10 surenin kelimatının adetlerine ve 10 surenin âyetlerinin adetlerine tevafuku, her halde şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi olamaz. Belki manevî ve lafzî bir i'caz-ı Kur'anînin bir şuaı hurufata aksedip tanzim ile yaldızlanmış.

Evet اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ile beraber Duha, Elem Neşrah Leke, Zilzal, Tekâsür, El-Maun, en evvel nâzil olan nısf-ı evvel-i Alak, Ve't-tîn, El-Karia ve Hümeze olan 10 surenin -tevafuku bozmayan küçük küsurattan kat'-ı nazar- 100 adedinde tevafukları olduğu gibi; yine Sure-i اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ El-Fecr, Abese, El-Mürselât, El-Buruc, El-Mutaffifîn, El-İnşikak, En-Naziat, En-Nebe', El-Münafıkûn, Cumua olan 10 surenin 100 küsur aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafuk etmekle beraber; yine اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ hurufatı Sure-i İsra, Kehf, Tâhâ, Yusuf, Hud, Yunus, Nahl, Enbiya, Mü'minûn, Tevbe, Maide olan 10 surenin her birinin 100 küsur adet âyetlerine manidar tevafukları ve bu surelerin de bu tevafuk-u acibe zımnında birbiriyle tevafukları içinde binler tevafuk bulunduğu halde hiç mümkün olur mu ki, tesadüf içine girebilsin? Hiç mümkün müdür ki, bu ittifakın uçlarında mühim nükteler, işaretler bulunmasın?

(Rumuzat-ı Semaniye)


Ben namazdan sonra bu tetimmeyi yazarken Sıddık Süleyman’ın halefi Emin, Sabri’nin اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا âyetine dair parçayı aldığını ve ramazanın feyzinden onun izahı gibi nurlar istediğini gördüm. Ne yazdığımı Emin’e gösterdim, hayretle dedi: “Bu hem Sabri’nin hem Risale-i Nur’un bir kerametidir.”

Bu âyetteki esrarlı muvazene-i Kur’aniyeyi düşünürken Sure-i Hud’daki فَاَمَّا الَّذٖينَ شَقُوا fıkrasına karşı وَاَمَّا الَّذٖينَ سُعِدُوا فَفِى الْجَنَّةِ deki muvazene hatıra geldi ve bildirdi ki: Nasıl ki bu ikinci âyet ve birinci fıkra Risale-i Nur’un mesleğine, şakirdlerine tam tamına manen ve cifirce bakıyor. Öyle de فَاَمَّا الَّذٖينَ شَقُوا فَفِى النَّارِ لَهُمْ فٖيهَا زَفٖيرٌ وَ شَهٖيقٌ âyeti dahi Risale-i Nur’un muarızlarına ve düşmanlarına ve onların cereyanlarının mebdeine ve faaliyet devresine ve müntehasına cifir ile tevafuk ile işaret eder. Şöyle ki:

يُرٖيدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ gibi âyetlerin bahsinde Birinci Şuâ’da yedi sekiz âyâtın ehemmiyetle gösterdikleri bin üç yüz on altı ve yedi (1316-1317) tarihi ki Kur’an’a karşı olan sû-i kasdın mebdeidir. فَاَمَّا الَّذٖينَ شَقُوا cifirce aynı tarihi gösteriyor. Eğer şeddeli “mim” iki “mim” sayılsa bin üç yüz elli yedi (1357), eğer şeddeli “lâm” iki “lâm” sayılsa bin üç yüz kırk yedi (1347) ki bu asrın tâğiyane faaliyet tarihidir. Her iki şeddeli ikişer sayılsa bin üç yüz seksen yedi (1387) ki لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ dehşetli bir cereyanın müntehası tarihi olmak ihtimali var.

فَفِى النَّارِ لَهُمْ فٖيهَا زَفٖيرٌ وَ شَهٖيقٌ ise bin üç yüz altmış bir (1361), eğer فَفِى النَّارِ deki okunmayan ى sayılmazsa bin üç yüz elli bir (1351) tarihini, eğer şeddeli “nun” asıl itibarıyla bir “lâm” bir “nun” sayılsa yine bin üç yüz otuz bir (1331) tarihini ve Harb-i Umumî âfetinin feryad u fîzar içindeki yangınını göstererek cehennem ateşinde zefir ve şehîk eden ehl-i şakavetin azabını haber verip ehl-i imanı fitnelere düşüren şakîlerin hem dünyada hem âhirette cezalarına işaret eder.

Aynen öyle de bu asra da zahiren bakan, esrarlı olan Sure-i وَ السَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ den şu âyetin اِنَّ الَّذٖينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرٖيقِ ifadesi gibi hem İstanbul’un iki harîk-ı kebiri hem Harb-i Umumî’nin dehşetli yangınını cehennem azabı gibi o fitnenin bir cezasıdır diye işaret eder.

Elhasıl: Bu âyet her asra baktığı gibi bu asra daha ziyade nazar-ı dikkati celbetmek için cifirce bu asrın üç dört devresinin tarihlerine ve hâdiselerine işaret ve manasının suretiyle ve tarz-ı ifadesiyle iki cereyanın keyfiyetlerine ve vaziyetlerine îma eder.

Sabri’nin mektubu yolda iken ve gelmeden evvel o mektubun manevî tesiri ile bu âyeti ve اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا âyetiyle beraber düşünürken hatırıma geldi. Risale-i Nur bu derece kuvvetli işaret-i Kur’aniyeye ve şakirdleri bu kadar kıymetli beşaret-i Furkaniyeye ve aktabların iltifatına mazhariyetin sırrı ve hikmeti, musibetin azameti ve dehşetidir ki hiçbir eserin mazhar olmadığı bir kudsî takdir ve tahsin almış.

Demek, ehemmiyet onun fevkalâde büyüklüğünden değil belki musibetin fevkalâde dehşetine ve tahribatına karşı mücahedesi cüz’î ve az olduğu halde gayet büyük öyle bir ehemmiyet kesbetmiş ki bu âyette işaret ve beşaret-i Kur’aniyede ifade eder ki Risale-i Nur dairesi içine girenler tehlikede olan imanlarını kurtarıyorlar ve imanla kabre giriyorlar ve cennete gidecekler diye müjde veriyorlar. Evet, bazı vakit olur ki bir nefer gördüğü hizmet için bir müşirin fevkine çıkar, binler derece kıymet alır.

İhtar: Geçmiş ve gelecek âyetlerin işaretleri yalnız tevafukla değil belki her bir âyetin mana-yı küllîsindeki cüz’iyat-ı kesîresinden bir cüz’î ferdi Risale-i Nur olduğuna îmaen, münasebet-i maneviyeye göre cifrî ve ebcedî bir tevafukla o münasebeti teyiden ve ona binaen hususi ona bakar demektir.

(1. Şua)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları

Buruc Suresinin Ayetlerindeki Kelime ve Harf Sayısı[3]
Genel Ayet No Sure No Sure Ayet No Kelime Sayısı Harf Sayısı
5910 85 1 3 16
5911 85 2 2 13
5912 85 3 2 11
5913 85 4 3 14
5914 85 5 3 14
5915 85 6 4 13
5916 85 7 6 27
5917 85 8 9 40
5918 85 9 10 38
5919 85 10 14 64
5920 85 11 14 62
5921 85 12 4 13
5922 85 13 4 14
5923 85 14 3 15
5924 85 15 3 13
5925 85 16 3 11
5926 85 17 4 16
5927 85 18 2 10
5928 85 19 5 19
5929 85 20 4 17
5930 85 21 4 13
5931 85 22 3 10
Toplam - 22 109 463

İlgili Maddeler/Sayfalar

İlgili Kategoriler

Kaynakça