Yasin Suresi: Revizyonlar arasındaki fark
Değişiklik özeti yok |
|||
| 145. satır: | 145. satır: | ||
'''İsminin Anlamı ve Kaynağı:''' Adını ilk âyetini oluşturan iki harften almıştır. Hz. Peygamber tarafından bu adla anılmış, Buhârî ve Tirmizî’nin hadis kitaplarında da bu isim kullanılmıştır. "Yâ Sîn" kelimesinin genellikle "Ey insan!" manasına geldiği kabul edilir. Bediüzzaman "Yasin" ve "Taha"nın Peygamberimizin 2 meşhur ismi olduğunu beyan eder. | '''İsminin Anlamı ve Kaynağı:''' Adını ilk âyetini oluşturan iki harften almıştır. Hz. Peygamber tarafından bu adla anılmış, Buhârî ve Tirmizî’nin hadis kitaplarında da bu isim kullanılmıştır. "Yâ Sîn" kelimesinin genellikle "Ey insan!" manasına geldiği kabul edilir. Bediüzzaman "Yasin" ve "Taha"nın Peygamberimizin 2 meşhur ismi olduğunu beyan eder. | ||
'''Diğer İsimleri:''' | '''Diğer İsimleri:''' | ||
07.57, 30 Ekim 2024 tarihindeki hâli
Önceki Sure: Fatır Suresi ← Kur'ân → Saffat Suresi: Sonraki Sure
Bu sureyi Yasin suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz

Yasin (يس) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 36. suresi olup Fatır ve Saffat sureleri arasında yer alır. Peygamberimiz Yasin suresini "Kur’an’ın kalbi" olarak nitelendirmiştir. Yâsîn’in de içinde yer aldığı otuz kadar sûrenin (mesânî) Hz. Peygamber’e İncil yerine verildiğini belirten hadisin sahih olduğu kabul edilmiştir. Sûrenin fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bunlardan biri, “Yâsîn sûresini geceleri okuyan kimsenin günahları bağışlanır” meâlindeki hadistir.[1] Bediüzzaman "Yasin" ve "Taha"nın Peygamberimizin 2 meşhur ismi olduğunu beyan eder.
Risale-i Nur'da Yasin Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler:
Hayvan gibi hatta daha sapıktırlar
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "(kafirler) hayvan gibi hatta daha sapıktırlar" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Alak Suresi 17 sure tevafuk
- Kur'an'ın ilk inen suresi olan Alak suresinin medde, şedde, tenvin ve besmele dâhil olmakla beraber 328 harfi vardır. Yasin suresi dahil 13 surenin 300 küsur kelime sayısına ve ayrıca 4 surenin harf sayısına tevafuk eder. Bu 17 sure, Alak suresinin 300 tarihinden 351 tarihine kadar hâdisat-ı İslâmiyeye işaret ettiğine şahit olup onu teyit eder.
Efela ta'kilun
- Kur'an'da Yasin suresinin x. ve daha pek çok ayetin sonunda akla havale eder ve araştırmaya sevk eder. Bu hususta Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
İşaratül İ'cazda misal olarak verilen ayetler
- Yasin suresinin x., Yasin suresinin x. ve Yasin suresinin x. ayetlerini Bediüzzaman İşaratül İ'caz (Badıllı tercümesi) tefsirinde kelamın tabakalarını tavsif makamı hakkında "Temsil" misalllerine örnek olarak verir.
Kun Feyekun
- Yasin suresinin x. ayeti dahil toplam 8 ayette geçen Kün Feyekun (كُنْ فَيَكُونْ) (Meali: (Allah) "Ol!" (der ve) "Olur") ibaresi hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca Kün Feyekun sayfasında okuyabilirsiniz.
Erhamürrahimin
- Yasin suresinin xx. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen geçen "Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır", "Allah yapıp-yaratanların en güzelidir", "Allah merhametlilerin en merhametlisidir" mealindeki ibarelerin kapsamlı bir izahı 32. Söz'dedir.
Tahaddi ayetleri
- Yasin suresinin x. ayeti Kur'an'ı (haşa) insan sözü diye iddia edenlere meydan okuyan ayetlerden biridir. Kur'an'ın meydan okuması husustaki dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
7 Kat Sema Ayetleri
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "7 kat sema" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Tefekkür
- Yasin suresinin x. ayetinde diğer birçok ayette olduğu gibi tefekkür tavsiye edilir. Risale-i Nur'un acz, fakr ve şefkat ile birlikte 4 esasından biri olan tefekkür hakkında bu sayfaya bakın.
Huruf-u Mukataa
- Yasin suresinin de içinde olduğu 29 surenin başında geçen kesik harfler (huruf-u mukattaa) hakkında tüm dersler ve izahlar için Huruf-u Mukattaa maddesine bakılabilir.
Kafirlerin Cehenneme Atılması
- Bediüzzaman, Kur'an'da zalimlerin ve kafirlerin cehenneme atılıp azap göreceği tehditinde bulunan Yasin suresinin x. ayeti ve daha pek çok ayetin hikmetini izah ederken insanların küfrünün kâinatın ve ekser mahlukatın hukukuna çok büyük bir tecavüz olduğunu ve semavatı ve arzı kızdırdığını söyler.
İman Edip Salih Amel İşleyenler
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "İman edip salih amel işleyenler" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Dönüş O'nadır
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "Dönüş(ünüz) O'nadır (Allah'adır)" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Halidine fiha ebeda
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette (Kur'an'da toplam 40 ayette) bazen cennetlikler bazen de cehennemlik için kullanılan "Hâlidîne Fîhâ (Ebedâ)" ([Orada] ebedi kalırlar) ifadesinin izahına ve ayrıca kafirlerin sınırlı dünya hayatını kafir olarak geçirmelerine karşılık cehennemde daimi kalmalarının Allah'ın hikmeti açısından uygun olduğu ve Allah'ın merhametine aykırı olmadığının izahına dair bahisleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
İn ecriye illa alellah
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette Peygamberlerin tebliğ vazifesi karşılığında Allah'tan başka kimseden ücret istemediklerini ifade edilir. Bu konuda Risale-i Nur'da geçen bahisler bu sayfada okunabilir.
O, her şeye kadirdir
- Hud suresinin 4. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "O, her şeye kadirdir." mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri Yasin suresinin x. ayeti sayfasında görebilirsiniz.
Rabbus Semavati Vel Ard
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "Göklerin ve yerin Rabbi" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri bu sayfada görebilirsiniz.
Halakas Semavati Vel Ard
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "Gökleri ve yeri yarattı/yaratan ve göklerin ve yerin yaratılışı" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri bu sayfada görebilirsiniz.
Lafzullah
- Kur'an'da Lafzullah'ın (Allah kelimesinin) tekrarında çok sırlar vardır. Ayet sayısı ve lafzullah sayısı tevafuktadır. Bakara'da ayet sayısı 286, lafzullah sayısı 282 (Allah lafzı yerinde geçen dört Hû lafzı olduğundan tam tevafuk eder); Al-i İmran'da ayet sayısı 200, lafzullah sayısı 210; Nisa+Maide+En'am toplam ayet sayısı 176+120+165=461, lafzullah sayısı 229+148+87=464. Besmele sayılırsa tam tevafuk eder. Böyle meziyetlerde küçük farklar zarar vermez. İzleyen 5 suredeki (A'raf, Enfal, Tevbe, Yunus ve Hud) Allah lafızları sayısı baştaki 5 büyük suredekilerin yarısıdır. Sonra gelen 5 sure (Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hicr ve Nahl) onun yarısıdır. Sonra gelen 6 sure (İsra, Kehf, Meryem, Taha, Enbiya ve Hacc) onun yarısıdır. Sonra Sonra gelen her beşerli sure grubu bu şekilde gider. Zuhruf suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yarısı olur. Necm suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yaklaşık yarısı olur. Sonra gelen küçük 5'li sure gruplarında yalnız üçer adet Allah lafzı vardır. Bu vaziyet gösteriyor ki Allah lafzının adedine tesadüf karışmamış, bir hikmet ve intizam ile adetleri tayin edilmiş.
Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim
- Kur'an'ın en kısa suresi olan Kevser suresinin harflerinin ebcedi makamı 3.000 küsur olduğu gibi Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim, Al-i İmran ve Nisa surelerinin harf sayıları ile Bakara suresinin örfi kelime sayısı da 3.000 küsur eder.
Ey Ehl-i Kitap
- Bediüzzaman Yasin suresinin x. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen "Ey Ehl-i Kitap" hitabına bu asrın ve bu asırdaki ehl-i kitabın çok muhtaç olduğunu, güya o hitabın doğrudan bu asra baktığını ve bu ifadenin "Ey Ehl-i Mektep" manasını da içerdiği söyler.
Akşam ile yatsı arası
- Bediüzzaman'ın akşam ile yatsı arasında 33'er defa tekrar ettiği dua ve tesbihlerden birisi Al-i İmran 173'te geçen "Hasbunallahi ve ni'mel vekil" ifadesidir. Bir diğeri 1 defa Al-i İmran 174 ayetini okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ifadesidir. Bir diğeri ise 1 defa Al-i İmran 185 ayetinin başını ve başka bazı ayetleri okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Yâ Bâkî Entel Bâkî, Yâ Bâkî Entel Bâkî" ifadesidir.
Sırât-ı Müstakîm
- Yasin suresinin x. ayetinde ve x. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "Sırât-ı Müstakîm" (Dosdoğru yol) mealindeki ibarenin bu dehşetli ve fırtınalı asırda o doğru yolu şaşırtmayacak bir surette en başta gösteren Risale-i Nur olduğuna dair işaretler mevcuttur.
Rumi 1316-1317
- Bediüzzaman çeşitli ilimleri nurlanmak için okuyup okuturken Rumi 1316-1317 (Miladi 1900) yılında Avrupa’nın Kur’an’a karşı müthiş bir sû-i kastı olduğunu anlar ve merakını değiştirip tüm bilgisini Kur’an’ı anlamaya basamaklar yapmaya başlar. Daha pek çok ayette olduğu gibi Yasin suresinin x. ayetinde geçen "Onlardan uzak dur (yüz çevir)" mealindeki ibarenin ebcedi de 1316 edip buna bakar. Bu konuların izahı 1. Şua'daki 21. Ayetin ve 27. Ayetin izah edildiği kısımlardadır.
Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen "Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez." mealindeki ibarenin iki cihetle Risale-i Nur'a ve müellifine işareti için kapsamlı bir izahı için La Teziru Vaziretun Vizra Uhra Ayetleri kategorisi sayfasına başvurun.
Altı gün
- Yasin suresinin x. ayetinde geçen "Altı günde gökleri ve yerleri yarattık" mealindeki ibarenin 14. Söz'de izahı vardır. Yine aynı ayete dair bir nükte 25. Söz'de okunabilir.
Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır
- Yasin suresinin x. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen geçen "Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır", "Allah yapıp-yaratanların en güzelidir", "Allah merhametlilerin en merhametlisidir" mealindeki ibarelerin kapsamlı bir izahı 32. Söz'dedir.
- Kur'an'ın en kısa suresi olan Kevser suresinin harflerinin ebcedi makamı 3.000 küsur olduğu gibi Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim, Al-i İmran ve Nisa surelerinin harf sayıları ile Bakara suresinin örfi kelime sayısı da 3.000 küsur eder.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Yasin'dedir.
- Yasin suresinin . ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "" ifadesi hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri [[:Kategori:|bu sayfada]] topluca okuyabilirsiniz.
Bilgiler
İsminin Anlamı ve Kaynağı: Adını ilk âyetini oluşturan iki harften almıştır. Hz. Peygamber tarafından bu adla anılmış, Buhârî ve Tirmizî’nin hadis kitaplarında da bu isim kullanılmıştır. "Yâ Sîn" kelimesinin genellikle "Ey insan!" manasına geldiği kabul edilir. Bediüzzaman "Yasin" ve "Taha"nın Peygamberimizin 2 meşhur ismi olduğunu beyan eder.
Diğer İsimleri:
Kur'ân'daki Sırası: 36
Kur'ân'daki Yeri: 22. cüz, 439. sayfa
Mekkî/Medenî: Mekkî[1]
Nuzül (İnme) Sırası: 41
Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: Cin Suresi
Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Furkan Suresi
Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: Sûrenin Mekke döneminin ortalarında nâzil olduğu kabul edilmektedir. Bir görüşe göre Hz. Peygamber’in, olaylı geçen Tâif yolculuğundan sonra sırasıyla Cin, Yâsîn, Furkān ve İsrâ sûreleri inmiştir.[1]
Uzunluğu: 5,6 sayfa
Ayet Sayısı: 83
Satır Sayısı: 84
Kelime Sayısı: 729 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 724 (Abbawi)[3]
Harf Sayısı: 3.000 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 3.020 (Abbawi)[5]
Fasıla Harfleri: Mim, Nun
Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 5
Secde Ayeti: -
Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 3
Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 5
Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 3
Rab ismi sayısı: 5
İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: 2 (Yasin 2 ve Yasin 69)
Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Yasin Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (40 ayet)
Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Yasin Kısmı
Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 36., 39. ve 78. ayetler (3 ayet)
Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 27 (Bkz. Yasin Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)
Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 1., 2., 3., 8., 9., 21., 38., 39., 42., 53., 59., 65., 77., 79., 82. ve 83. ayetler (Toplam 16 ayet)
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Nasıl ki Sure-i Kevser'in hurufatı, ebcedî makamı üç bin adet olmakla:
- Hem Sure-i Yâsin'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Furkan'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Fâtır'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Sebe'in üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Ve's-sâffât'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Sâd'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Ra'd'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Er-Rum'un üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Zuhruf'un üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Şûra'nın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i İbrahim'in üç bin adet hurufuna tevafuku ve o on bir surenin birbiriyle muvafakatı ve mutabakatı bilbedahe tesadüf işi olamaz.
Yine Kenzü'l-Arş Duası'nın feyzinden gelen ikinci nükte-i tevafukiyedir. Bu nükteden numune için üç misal:
Birincisi: Suver-i Kur'aniyenin aded-i hurufatı 3000'de tevafukatı pek hârika ve mu'cizanedir.
Mesela: En kısa sure olan Sure-i Kevser'in hurufatı ebcedî makamı 3000 olmakla; hem Sure-i Yâsin'in 3000 aded-i hurufuna, hem Sure-i Furkan'ın 3000, hem Sure-i Fâtır'ın 3000, hem Sure-i Ve's-sâffât'ın 3000, hem Sure-i Sad'ın 3000, hem Ra'd'ın 3000, hem Er-Rum'un 3000, hem Ez-Zuhruf'un 3000, hem Sure-i Şûra'nın 3000, hem İbrahim'in 3000, bu surelerin 3000 hurufatına tevafuku ve 11 surenin bu 3000'de birbiriyle muvafakatı ve mutabakatı bilbedahe tesadüf işi olamaz. Belki i'caz-ı Kur'an'ın bir şu'lesidir ki, hurufata serpilmesidir ve yaldızlamasıdır.
Hem en kısa sure olan Sure-i Kevser hurufunun makam-ı ebcedîsi olan 3000 adediyle, en uzun sure olan El-Bakara'nın örfî yani kelâm hükmündeki kelimatının 3000 adedine ve Âl-i İmran'ın hakiki kelimatının 3000 adedine ve Sure-i Nisa kelimatının 3000 adedine tevafuku elbette kör tesadüfün işi değil ve rastgele ve şuursuz ve ittifakî bir vaziyet olamaz. Belki sırr-ı i'cazın bir cilvesinin şuaı ile bir intizamdır. Böyle büyük tevafukatta küçük küsurat münasebat-ı tevafukiyeyi bozmadığından nazara alınmadı.
Sure-i El-Alak Hazret-i İbn-i Abbas radıyallahu anhümadan nakl-i sahih ile sabittir ki en evvel Hazret-i Cebrail aleyhisselâm
suresini getirmiş. Bir rivayette tâ اَرَاَيْتَ kelimesine kadar en evvel nâzil olan odur. Bir vakit sonra Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm namaz kılarken Ebu Cehil taarruz ettiği hengâmda اَرَاَيْتَ kelimesinden nihayete kadar nâzil olmuş. Demek en evvel nâzil olan, şu surenin اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰى kelimesine kadardır ve o da yüz yirmi dokuz (129) harftir. Bir cihette yüz yirmi birdir (121). Şedde sayılmazsa yüz on dokuzdur (119). Yalnız melfuz yüz on dört (114) oluyor. Demek en evvel nâzil olan bu nısf-ı evvel, yüz on dört (114) adet Kur'an surelerine işaret ediyor.
...
س nin sekiz tekerrürü var. Surelerin Yâsin ile beraber (Haşiye: Yâsin'deki س ism-i hecaisiyle zikredildiğinden başında س olan surelerden sayılır.) başlarında س ile başlayan yalnız sekiz tane sure var. Bu sekiz o sekize tevafuk sırrıyla sekiz parmak ile sekiz sureyi gösteriyor.
Mesela:
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ
âyeti doğrudan doğruya Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hitap edip Kevser'i ihsan ettiğine delâlet etmekle, elbette o muhatabın medar-ı imtiyazı olan has isimlerine îmaen اَعْطَيْنَاكَ 'deki ى،ط; طٰهٰ ve يٰسٓ 'e işaretle Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın meşhur iki ismini ve iki surenin başlarına ve isimlerine işaret ediyor.
Nasıl ki bir kitap eğer yazma ve mektup olsa onun yazmasına bir kalem kâfidir. Eğer basma ve matbu olsa o kitabın hurufatı adedince kalemler, yani demir harfler lâzımdır, tâ o kitap tabedilip vücud bulsun. Eğer o kitabın bazı harflerinde gayet ince bir hat ile o kitabın ekseri yazılmış ise –Sure-i Yâsin, lafz-ı Yâsin’de yazıldığı gibi– o vakit bütün o demir harflerin küçücükleri, o tek harfe lâzımdır, tâ tabedilsin.
Aynen öyle de şu kitab-ı kâinatı, kalem-i kudret-i Samedaniyenin yazması ve Zat-ı Ehadiyet’in mektubu desen, vücub derecesinde bir suhulet ve lüzum derecesinde bir makuliyet yoluna gidersin. Eğer tabiata ve esbaba isnad etsen, imtina derecesinde suubetli ve muhal derecesinde müşkülatlı ve hiçbir vehim kabul etmeyen hurafatlı şöyle bir yola gidersin ki tabiat için her bir cüz toprakta, her bir katre suda, her bir parça havada, milyarlarca madenî matbaalar ve hadsiz manevî fabrikalar bulunması lâzım. Tâ ki hesapsız çiçekli, meyveli masnuatın teşekkülatına mazhar olabilsin. Yahut her şeye muhit bir ilim, her şeye muktedir bir kuvvet, onlarda kabul etmek lâzım gelir, tâ şu masnuata hakiki masdar olabilsin.
(22. Söz)
Hem mesela, insafsız ehl-i ilhadın mübalağa zannettikleri hattâ muhal bir mübalağa ve mücazefe tevehhüm ettikleri biri de amellerin sevabına dair ve bazı surelerin faziletleri hakkında gelen rivayetlerdir. Mesela “Fatiha’nın Kur’an kadar sevabı vardır.” “Sure-i İhlas, sülüs-ü Kur’an”, “Sure-i İza zülzileti’l-ardu, rubu’” “Sure-i Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, rubu’”, “Sure-i Yâsin, on defa Kur’an kadar” olduğuna rivayet vardır.
İşte insafsız ve dikkatsiz insanlar demişler ki: “Şu muhaldir. Çünkü Kur’an içinde Yâsin ve öteki faziletli olanlar da vardır. Onun için manasız olur.”
Elcevap: Hakikati şudur ki: Kur’an-ı Hakîm’in her bir harfinin bir sevabı var, bir hasenedir. Fazl-ı İlahîden o harflerin sevabı sümbüllenir, bazen on tane verir, bazen yetmiş, bazen yedi yüz (Âyetü’l-Kürsî harfleri gibi), bazen bin beş yüz (Sure-i İhlas’ın harfleri gibi), bazen on bin (Leyle-i Beratta okunan âyetler ve makbul vakitlere tesadüf edenler gibi) ve bazen otuz bin (mesela, haşhaş tohumunun kesreti misillü, Leyle-i Kadirde okunan âyetler gibi). Ve o gece bin aya mukabil işaretiyle, bir harfinin o gecede otuz bin sevabı olur anlaşılır. İşte Kur’an-ı Hakîm, tezauf-u sevabıyla beraber elbette muvazeneye gelmez ve gelemiyor. Belki asıl sevap ile bazı surelerle muvazeneye gelebilir.
Mesela, içinde mısır ekilmiş bir tarla farz edelim ki bin tane ekilmiş. Bazı habbeleri yedi sümbül vermiş farz etsek, her bir sümbülde yüzer tane olmuş ise o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukabil oluyor. Mesela, birisi de on sümbül vermiş, her birinde iki yüz tane vermiş. O vakit bir tek habbe asıl tarladaki habbelerin iki misli kadardır. Ve hâkeza kıyas et.
Şimdi Kur’an-ı Hakîm’i nurani, mukaddes bir mezraa-i semaviye tasavvur ediyoruz. İşte her bir harfi asıl sevabıyla birer habbe hükmündedir. Onların sümbülleri nazara alınmayacak. Sure-i Yâsin, İhlas, Fatiha, Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, İza zülzileti’l-ardu gibi sair faziletlerine dair rivayet edilen sure ve âyetlerle muvazene edilebilir.
Mesela, Kur’an-ı Hakîm’in üç yüz bin altı yüz yirmi harfi olduğundan Sure-i İhlas, Besmele ile beraber altmış dokuzdur. Üç defa altmış dokuz, iki yüz yedi harftir. Demek, Sure-i İhlas’ın her bir harfinin haseneleri, bin beş yüze yakındır.
İşte Sure-i Yâsin’in hurufatı hesap edilse, Kur’an-ı Hakîm’in mecmu-u hurufatına nisbet edilse ve on defa muzaaf olması nazara alınsa şöyle bir netice çıkar ki: Yâsin-i Şerif’in her bir harfi takriben beş yüze yakın sevabı vardır. Yani o kadar hasene sayılabilir.
İşte buna kıyasen başkalarını dahi tatbik etsen ne kadar latîf ve güzel ve doğru ve mücazefesiz bir hakikat olduğunu anlarsın.
(24. Söz)
Hâfız Osman hattıyla ve basmasıyla olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın yazılan kelimeleri birbirine bakıyor.
Mesela, Sure-i Kehf’de وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ kelimesi altında yapraklar delinse Sure-i Fâtır’daki قِطْمٖيرٍ kelimesi, az bir inhirafla görünecek ve o kelbin ismi de anlaşılacak.
Ve Sure-i Yâsin’de iki defa مُحْضَرُونَ birbiri üstüne, Ve’s-sâffat’taki مُحْضَرٖينَ ve مُحْضَرُونَ hem birbirine hem onlara bakıyor, biri delinse ötekiler az bir inhirafla görünecek.
Sure-i Yâsin’in yirmi beş âyetine dair yirmi beş nükte olmak üzere rahmet-i İlahiyeden istenilmiş fakat daha zamanı gelmediğinden yazılmamıştır.
Birinci Sual: Denildi ki: “Fatiha ve Yâsin ve hatm-i Kur’anî gibi okunan virdler, kudsî şeyler, bazen hadsiz ölmüş ve sağ insanlara bağışlanıyor. Halbuki böyle cüz’î bir tek hediye, ân-ı vâhidde hadsiz zatlara yetişmek ve her birisine aynı hediye düşmek, tavr-ı aklın haricindedir.”
Elcevap: Fâtır-ı Hakîm nasıl ki unsur-u havayı kelimelerin berk gibi intişarlarına ve tekessürlerine bir mezraa ve bir vasıta yapmış ve radyo vasıtasıyla bir minarede okunan ezan-ı Muhammedî (asm) umum yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi öyle de okunan bir Fatiha dahi mesela umum ehl-i iman emvatına aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle manevî âlemde, manevî havada çok manevî elektrikleri, manevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtrî telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor.
Hem nasıl ki bir lamba yansa mukabilindeki binler âyineye, her birine tam bir lamba girer. Aynen öyle de bir Yâsin-i Şerif okunsa milyonlar ruhlara hediye edilse her birine tam bir Yâsin-i Şerif düşer.
(1. Şua)
İ’lem eyyühe’l-aziz! Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan satırı yazanın gayrısı, kitabı yazan sahifeyi yazanın gayrısı olması mümkün olmadığı gibi; karıncayı halk eden cins-i hayvanı halk edenin gayrısı, hayvanı yaratan arzı yaratanın gayrısı, arzı halk eden, Rabbü’l-âlemîn’in gayrısı olması muhaldir.
Rububiyet-i âmmenin işaretlerindendir ki kâinat kitabında öyle büyük harfler vardır ki o harflerin bir kısmında bir kelime yazılıdır. Bir kısmında bir kelâm, bir kısmında bir kitap yazılıdır. Mesela, o kitapta bahir, şecer, arz birer harf makamındadırlar. Birinci harfte semek kelimesi, ikincisinde şecer kelâmı, üçüncüsünde hayvan kitabı yazılmıştır. Hattâ Yâsin suretinde tam Yâsin Suresi yazıldığı gibi bazı masnuatta, bir kelime olan isminde, çekirdeğinde o masnuun suresi ve kitabı yazılmıştır.
Şu kitabın heyet-i mecmuasında öyle parlak bir nizam var ki nazzamı güneş gibi içinde tecelli ediyor. Her kelimesi, her harfi birer mu’cize-i kudret olan bu kitab-ı kâinatın telifinde öyle bir i’caz var ki bütün esbab-ı tabiiye, farz-ı muhal olarak muktedir birer fâil-i muhtar olsalar yine kemal-i acz ile o i’caza karşı secde ederek سُبْحَانَكَ لَا قُدْرَةَ لَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ diyeceklerdir.
Her bir kelimesi bütün kelimatıyla münasebettardır. Ve her harfi, bâhusus zîhayat bir harfi, bütün cümlelere karşı müteveccih birer yüzü, nâzır birer gözü var olan bu kitabın öyle bir muzaaf iştibak-ı tesanüd-ü nazmı vardır ki bir noktayı yerinde icad etmek için bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Demek sivrisineğin gözünü halk eden, güneşi dahi o halk etmiştir. Pirenin midesini tanzim eden manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir. Sünuhat’ın dokuzuncu sahifesinde مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ âyetinin sırrına müracaat et.
Yalnız şu kitabın küçük bir kelimesi olan bal arısını gör. Nasıl şehd-i şehadet o mu’cize-i kudretin lisanından akıyor. Veyahut şu kitabın bir noktası olan hurdebînî bir huveynat ki çok defa büyülttükten sonra görünür. Dikkat et! Nasıl mu’ciz-nüma, hayret-feza bir misal-i musağğar-ı kâinattır. Sure-i Yâsin, suret-i lafz-ı Yâsin’de yazıldığı gibi cezaletli, mûciz bir nokta-i câmiadır. Onu yazan, bütün kâinatı da o yazmıştır.
Süleyman Efendi, Mustafa Çavuş ve Bekir Bey’in bir fıkrasıdır
(Isparta’daki kardeşlerimizin fıkrasındaki davayı ispat eden kuvvetli iki delili gösteriyor.)
Re’fet Bey ve Hüsrev gibi kardeşlerimizin hârika bir surette yağan umumî yağmur içinde Risale-i Nur bereketine hususiyetle baktığına, bizim de kanaatimiz geliyor. Çünkü gözümüzle yağmur hâdisesini, hususi bir şekilde hizmet-i Kur’an ve Risale-i Nur’a baktığını iki suretle gördük.
Birinci Suret: Risale-i Nur’un vasıta-i neşri olan Üstadımızın camii, Barla’da seddedildi. Risale-i Nur’u yazacak hariçteki talebelerinin yanına gelmeleri men’edildiği hengâmda kuraklık başladı. Yağmura ihtiyac-ı şedit oldu. Sonra yağmur başladı, her tarafta yağdı. Yalnız Karaca Ahmed Sultan’dan itibaren bir daire içinde kalan Barla mıntıkasına yağmur gelmedi. Üstadımız bundan pek müteessir olarak dua ediyordu.
Sonra dedi ki: “Kur’an’ın hizmetine set çekildi, bu köydeki mescidimiz kapandı. Bunda bir eser-i itab var ki yağmur gelmiyor. Öyle ise madem Kur’an’ın itabı var. Yâsin Suresini şefaatçi yapıp Kur’an’ın feyzini ve bereketini isteyeceğiz.”
Üstadımız, Muhacir Hâfız Ahmed Efendi’ye dedi ki: “Sen kırk bir Yâsin-i Şerif oku.” Muhacir Hâfız Ahmed Efendi bir kamışa okudu. O kamışı suya koydular. Daha yağmur alâmeti görünmezken ikindi namazı vaktinde, Üstadımız daima itimat ettiği bir hatırasına binaen Muhacir Hâfız Ahmed Efendi’ye söyledi ki: “Yâsinler tılsımı açtı, yağmur gelecek.”
Aynı gecede evvelce yağmadığı Barla dairesi içine öyle yağdı ki Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı. Halbuki Karaca Ahmed Sultan’ın arkasında ve deniz kenarında balık avlamakla meşgul Şem’î ile arkadaşları bir damla yağmur görmediler.
İşte bu hâdise kat’iyen delâlet ediyor ki o yağmur, hizmet-i Kur’an’la münasebettardır. O rahmet-i âmme içinde bir hususiyet var ki Sure-i Yâsin anahtar ve şefaatçi oldu ve yağmur kâfi miktarda yağdı.
İkinci Suret: Kuraklık zamanında, yirmi otuz gün içinde yağmur Barla’ya yağmamışken, Yokuşbaşı Çeşmesi yapıldığı bir zamanda menbaına yakın Üstadımız ve biz (yani Süleyman, Mustafa Çavuş, Ahmed Çavuş, Abbas Mehmed ve sair kardeşlerimiz) beraber cemaatle namaz kıldık. Tesbihattan sonra dua için elimizi kaldırdık, Üstadımız yağmur duası etti. Kur’an’ı şefaatçi yaptı. Birden o güneş altında, her birimizin ellerine yedi sekiz damla yağmur düştü. Elimizi indirdik, yağmur kesildi.
Cümlemiz bu hale hayret ettik. O vakte kadar yirmi otuz gündür yağmur gelmemişti. Yalnız o yağmur duası anında dua eden her ele, yedi sekiz damla düşmesi gösterdi ki bunda bir sır var. Üstadımız dedi ki: “Bu, bir işaret-i İlahiyedir. Cenab-ı Hak manen diyor ki: Ben duayı kabul ediyorum fakat şimdi yağmur vermiyorum.” Demek sonra Sure-i Yâsin şefaat edecek. Nitekim öyle olmuştur.
Elhasıl: Isparta’daki kardeşlerimizin umumî rahmet içindeki Risale-i Nur’un bereketine dair dava ettikleri hususiyeti, bu iki kuvvetli delil ile tasdik ediyoruz.
Barla’da Şem’î, Mustafa Çavuş, Bekir Bey, Muhacir Hâfız Ahmed, Süleyman
(Barla L.)
Evet اَشَدُّ الْبَلَاءِ عَلَى الْاَنْبِيَاءِ ثُمَّ الْاَوْلِيَاءِ sırrıyla, enbiyanın vârisi olanların türlü türlü belalara uğramaları, hikmet-i İlahiye iktizasından olmasıyla, o zümre-i mübareke gibi Üstadımız dahi nice belalara hedef olmuştur. Hattâ Kastamonu’ya ilk teşrif ettikleri zaman çocuklar, bir bedbaht şakî tarafından teşvik edilip abdest almak için çeşmeye çıktıkları vakit taş atmışlar. Fakat Üstadımız daima gördüğü eza ve cefalara ulü’l-azmane sabır ve tahammül eder. Hem safa-i sadra ve selâmet-i kalbe mâlik olduklarından, o çocuklara dahi hiddet etmeyip buyururlardı ki: “Bunlar Sure-i Yâsin’den mühim bir âyetin nüktesini keşfime sebep oldular.” diye onlara dua ederlerdi. Sonra bu çocuklar, Üstadımızın duaları bereketiyle şâyan-ı hayret bir hal kesbettiler ki Üstadımızı uzak yakın nerede görürlerse koşarak yanına gelirler, mübarek elini öperler, duasını alırlardı.
(Tarihçe-i H., Kastamonu_Hayatı)
Nasıl ki elle yazılmış bir kitabın yazılması için bir tek kalem kâfi geliyor. Fakat eğer o kitab matbu' ise, tab'ı için onun harflerinin şekline göre, harfleri sayısınca kalemler lâzımdır. Hem o kalemlerin yapılması için, yani demir harflerini yapmak için çok kimselerin iştirâki dahi lâzımdır. Ve eğer o kitabın bazı kelimelerinde ince harflerle kitabın ekserisi yazılmış ise, -Sure-i Yâsin, lafz-ı Yâsin'de yazıldığı gibi- o zaman o bir tek kelime için, kitabın ekser harfleri adedince demir harfler lâzımdır.
(Lemalar, Mesnevi-i N. (Badıllı))
Evet Rububiyet-i mutlaka-i ammenin işaratından olarak; Büyük bir harfta bir kelimeyi, veya bir kelâmı, yahutta bir kitabı yazmasıdır. O ise, umumî bir şuur ve ihatanın remzidir. Meselâ deniz harfinde balığı; ve ağaç satırında aradayı (ağaç kurdunu); ve küre-i arz noktasında hayvanı; ve ehl-i gafletçe camid başıboş ve metrûk bir şey zannedilen karıncayı heryerde halketmek gibi!.. Hattâ bazı masnuat var ki, يٰسٓ lafzının suretinde Sure-i Yâsin'in tamamı yazılmış gibidir.
(Şemme, Mesnevi-i N. (Badıllı))
وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ âyet-i kerimeye istinaden "şey" ünvanını taşıyan her nesne hayattardır. Yani, bir çeşit hayatı vardır. Binaenaleyh, bir ruha mahal olan bir cisim içinde bir cemaat, belki pek çok cisim cemaatları vardır. Ve o cemaatların içerisinde bulunan her bir zerre ve her bir hüceyrenin de hassas beş kuvvesi ve duyguları vardır. Böylece şahsın malik olduğu hayat ve duygular itibariyle düşünülürse, Yasin Suresi tamamen içerisinde yazılı يٰسٓ kelimesini andırır.
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları
| Genel Ayet No | Sure No | Sure Ayet No | Kelime Sayısı | Harf Sayısı |
|---|---|---|---|---|
| 3706 | 36 | 1 | 1 | 2 |
| 3707 | 36 | 2 | 2 | 14 |
| 3708 | 36 | 3 | 3 | 14 |
| 3709 | 36 | 4 | 3 | 12 |
| 3710 | 36 | 5 | 3 | 17 |
| 3711 | 36 | 6 | 7 | 30 |
| 3712 | 36 | 7 | 8 | 30 |
| 3713 | 36 | 8 | 10 | 43 |
| 3714 | 36 | 9 | 12 | 50 |
| 3715 | 36 | 10 | 8 | 36 |
| 3716 | 36 | 11 | 12 | 54 |
| 3717 | 36 | 12 | 14 | 56 |
| 3718 | 36 | 13 | 8 | 37 |
| 3719 | 36 | 14 | 11 | 57 |
| 3720 | 36 | 15 | 15 | 55 |
| 3721 | 36 | 16 | 6 | 28 |
| 3722 | 36 | 17 | 5 | 22 |
| 3723 | 36 | 18 | 12 | 55 |
| 3724 | 36 | 19 | 9 | 37 |
| 3725 | 36 | 20 | 10 | 45 |
| 3726 | 36 | 21 | 7 | 29 |
| 3727 | 36 | 22 | 7 | 31 |
| 3728 | 36 | 23 | 15 | 58 |
| 3729 | 36 | 24 | 5 | 16 |
| 3730 | 36 | 25 | 4 | 20 |
| 3731 | 36 | 26 | 7 | 29 |
| 3732 | 36 | 27 | 7 | 27 |
| 3733 | 36 | 28 | 13 | 47 |
| 3734 | 36 | 29 | 8 | 28 |
| 3735 | 36 | 30 | 11 | 46 |
| 3736 | 36 | 31 | 11 | 45 |
| 3737 | 36 | 32 | 6 | 23 |
| 3738 | 36 | 33 | 10 | 50 |
| 3739 | 36 | 34 | 10 | 42 |
| 3740 | 36 | 35 | 8 | 37 |
| 3741 | 36 | 36 | 13 | 54 |
| 3742 | 36 | 37 | 9 | 37 |
| 3743 | 36 | 38 | 8 | 39 |
| 3744 | 36 | 39 | 7 | 36 |
| 3745 | 36 | 40 | 15 | 57 |
| 3746 | 36 | 41 | 8 | 36 |
| 3747 | 36 | 42 | 6 | 23 |
| 3748 | 36 | 43 | 9 | 33 |
| 3749 | 36 | 44 | 6 | 21 |
| 3750 | 36 | 45 | 11 | 45 |
| 3751 | 36 | 46 | 11 | 43 |
| 3752 | 36 | 47 | 24 | 92 |
| 3753 | 36 | 48 | 7 | 29 |
| 3754 | 36 | 49 | 8 | 34 |
| 3755 | 36 | 50 | 7 | 33 |
| 3756 | 36 | 51 | 10 | 39 |
| 3757 | 36 | 52 | 12 | 52 |
| 3758 | 36 | 53 | 10 | 38 |
| 3759 | 36 | 54 | 11 | 42 |
| 3760 | 36 | 55 | 7 | 26 |
| 3761 | 36 | 56 | 7 | 30 |
| 3762 | 36 | 57 | 6 | 22 |
| 3763 | 36 | 58 | 5 | 15 |
| 3764 | 36 | 59 | 4 | 24 |
| 3765 | 36 | 60 | 13 | 49 |
| 3766 | 36 | 61 | 5 | 22 |
| 3767 | 36 | 62 | 8 | 36 |
| 3768 | 36 | 63 | 5 | 21 |
| 3769 | 36 | 64 | 5 | 24 |
| 3770 | 36 | 65 | 11 | 56 |
| 3771 | 36 | 66 | 9 | 45 |
| 3772 | 36 | 67 | 10 | 47 |
| 3773 | 36 | 68 | 7 | 30 |
| 3774 | 36 | 69 | 12 | 43 |
| 3775 | 36 | 70 | 8 | 32 |
| 3776 | 36 | 71 | 12 | 48 |
| 3777 | 36 | 72 | 6 | 32 |
| 3778 | 36 | 73 | 6 | 28 |
| 3779 | 36 | 74 | 7 | 32 |
| 3780 | 36 | 75 | 7 | 30 |
| 3781 | 36 | 76 | 9 | 36 |
| 3782 | 36 | 77 | 11 | 40 |
| 3783 | 36 | 78 | 11 | 39 |
| 3784 | 36 | 79 | 10 | 37 |
| 3785 | 36 | 80 | 11 | 44 |
| 3786 | 36 | 81 | 14 | 59 |
| 3787 | 36 | 82 | 10 | 34 |
| 3788 | 36 | 83 | 8 | 34 |
| Toplam | - | 83 | 724 | 3.020 |
İlgili Maddeler/Sayfalar
- Yasin Suresinin Münacat-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetleri
- Huruf-u Mukattaa: Kur’an’da Yasin dahil 29 sûrenin başında 30 ayette yer alan ve isimleriyle telaffuz edilen harflerin ortak adı.
- Hz. Muhammed (sav): Yasin ve Taha Peygamberimizin adlarındandır.
İlgili Kategoriler
Kaynakça
- ↑ 1,0 1,1 1,2 https://islamansiklopedisi.org.tr/yasin-suresi
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
- ↑ https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf