Nasr Suresi
Önceki Sure: Kafirun Suresi ← Kur'ân → Tebbet Suresi: Sonraki Sure
Bu sureyi Nasr suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz
İlgili diğer bahisler için Nasr (Tavzih) sayfasına bakın
Nasr (النصر) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 110. suresi olup Kafirun ve Tebbet sureleri arasında yer alır. Bütün olarak indirilen son sûredir. Hz. Âişe’den gelen rivayetlerde Resûlullah’ın Nasr sûresinin nüzûlünden sonra namaz sırasında ve diğer zamanlarında Allah’ı tesbih edip O’na hamdettiği ve istiğfarda bulunduğu belirtilmektedir.[1]
Risale-i Nur'da Nasr Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler:
Akla Havale
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette Kur'an kudsî havaleler ile aklı şahit tutuyor, ikaz ediyor ve akla havale ediyor. Bu konudaki bahisleri bu sayfada topluca okuyabilirsiniz.
Hayvan gibi hatta daha sapıktırlar
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "(kafirler) hayvan gibi hatta daha sapıktırlar" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Alak Suresi 17 sure tevafuk
- Kur'an'ın ilk inen suresi olan Alak suresinin medde, şedde, tenvin ve besmele dâhil olmakla beraber 328 harfi vardır. Nasr suresi dahil 13 surenin 300 küsur kelime sayısına ve ayrıca 4 surenin harf sayısına tevafuk eder. Bu 17 sure, Alak suresinin 300 tarihinden 351 tarihine kadar hâdisat-ı İslâmiyeye işaret ettiğine şahit olup onu teyit eder.
Efela ta'kilun
- Kur'an'da Nasr suresinin x. ve daha pek çok ayetin sonunda akla havale eder ve araştırmaya sevk eder. Bu hususta Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
İşaratül İ'cazda misal olarak verilen ayetler
- Nasr suresinin x., Nasr suresinin x. ve Nasr suresinin x. ayetlerini Bediüzzaman İşaratül İ'caz (Badıllı tercümesi) tefsirinde kelamın tabakalarını tavsif makamı hakkında "Temsil" misalllerine örnek olarak verir.
Kun Feyekun
- Nasr suresinin x. ayeti dahil toplam 8 ayette geçen Kün Feyekun (كُنْ فَيَكُونْ) (Meali: (Allah) "Ol!" (der ve) "Olur") ibaresi hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca Kün Feyekun sayfasında okuyabilirsiniz.
Erhamürrahimin
- Nasr suresinin xx. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen geçen "Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır", "Allah yapıp-yaratanların en güzelidir", "Allah merhametlilerin en merhametlisidir" mealindeki ibarelerin kapsamlı bir izahı 32. Söz'dedir.
Tahaddi ayetleri
- Nasr suresinin x. ayeti Kur'an'ı (haşa) insan sözü diye iddia edenlere meydan okuyan ayetlerden biridir. Kur'an'ın meydan okuması husustaki dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
7 Kat Sema Ayetleri
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "7 kat sema" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Tefekkür
- Nasr suresinin x. ayetinde diğer birçok ayette olduğu gibi tefekkür tavsiye edilir. Risale-i Nur'un acz, fakr ve şefkat ile birlikte 4 esasından biri olan tefekkür hakkında bu sayfaya bakın.
Huruf-u Mukataa
- Nasr suresinin de içinde olduğu 29 surenin başında geçen kesik harfler (huruf-u mukattaa) hakkında tüm dersler ve izahlar için Huruf-u Mukattaa maddesine bakılabilir.
Kafirlerin Cehenneme Atılması
- Bediüzzaman, Kur'an'da zalimlerin ve kafirlerin cehenneme atılıp azap göreceği tehditinde bulunan Nasr suresinin x. ayeti ve daha pek çok ayetin hikmetini izah ederken insanların küfrünün kâinatın ve ekser mahlukatın hukukuna çok büyük bir tecavüz olduğunu ve semavatı ve arzı kızdırdığını söyler.
İman Edip Salih Amel İşleyenler
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "İman edip salih amel işleyenler" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Dönüş O'nadır
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "Dönüş(ünüz) O'nadır (Allah'adır)" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
Halidine fiha ebeda
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette (Kur'an'da toplam 40 ayette) bazen cennetlikler bazen de cehennemlik için kullanılan "Hâlidîne Fîhâ (Ebedâ)" ([Orada] ebedi kalırlar) ifadesinin izahına ve ayrıca kafirlerin sınırlı dünya hayatını kafir olarak geçirmelerine karşılık cehennemde daimi kalmalarının Allah'ın hikmeti açısından uygun olduğu ve Allah'ın merhametine aykırı olmadığının izahına dair bahisleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
İn ecriye illa alellah
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha pek çok ayette Peygamberlerin tebliğ vazifesi karşılığında Allah'tan başka kimseden ücret istemediklerini ifade edilir. Bu konuda Risale-i Nur'da geçen bahisler bu sayfada okunabilir.
O, her şeye kadirdir
- Hud suresinin 4. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "O, her şeye kadirdir." mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri Nasr suresinin x. ayeti sayfasında görebilirsiniz.
Rabbus Semavati Vel Ard
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "Göklerin ve yerin Rabbi" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri bu sayfada görebilirsiniz.
Halakas Semavati Vel Ard
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "Gökleri ve yeri yarattı/yaratan ve göklerin ve yerin yaratılışı" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri bu sayfada görebilirsiniz.
Lafzullah
- Kur'an'da Lafzullah'ın (Allah kelimesinin) tekrarında çok sırlar vardır. Ayet sayısı ve lafzullah sayısı tevafuktadır. Bakara'da ayet sayısı 286, lafzullah sayısı 282 (Allah lafzı yerinde geçen dört Hû lafzı olduğundan tam tevafuk eder); Al-i İmran'da ayet sayısı 200, lafzullah sayısı 210; Nisa+Maide+En'am toplam ayet sayısı 176+120+165=461, lafzullah sayısı 229+148+87=464. Besmele sayılırsa tam tevafuk eder. Böyle meziyetlerde küçük farklar zarar vermez. İzleyen 5 suredeki (A'raf, Enfal, Tevbe, Yunus ve Hud) Allah lafızları sayısı baştaki 5 büyük suredekilerin yarısıdır. Sonra gelen 5 sure (Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hicr ve Nahl) onun yarısıdır. Sonra gelen 6 sure (İsra, Kehf, Meryem, Taha, Enbiya ve Hacc) onun yarısıdır. Sonra Sonra gelen her beşerli sure grubu bu şekilde gider. Zuhruf suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yarısı olur. Necm suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yaklaşık yarısı olur. Sonra gelen küçük 5'li sure gruplarında yalnız üçer adet Allah lafzı vardır. Bu vaziyet gösteriyor ki Allah lafzının adedine tesadüf karışmamış, bir hikmet ve intizam ile adetleri tayin edilmiş.
Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim
- Kur'an'ın en kısa suresi olan Kevser suresinin harflerinin ebcedi makamı 3.000 küsur olduğu gibi Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim, Al-i İmran ve Nisa surelerinin harf sayıları ile Bakara suresinin örfi kelime sayısı da 3.000 küsur eder.
Ey Ehl-i Kitap
- Bediüzzaman Nasr suresinin x. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen "Ey Ehl-i Kitap" hitabına bu asrın ve bu asırdaki ehl-i kitabın çok muhtaç olduğunu, güya o hitabın doğrudan bu asra baktığını ve bu ifadenin "Ey Ehl-i Mektep" manasını da içerdiği söyler.
Akşam ile yatsı arası
- Bediüzzaman'ın akşam ile yatsı arasında 33'er defa tekrar ettiği dua ve tesbihlerden birisi Al-i İmran 173'te geçen "Hasbunallahi ve ni'mel vekil" ifadesidir. Bir diğeri 1 defa Al-i İmran 174 ayetini okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ifadesidir. Bir diğeri ise 1 defa Al-i İmran 185 ayetinin başını ve başka bazı ayetleri okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Yâ Bâkî Entel Bâkî, Yâ Bâkî Entel Bâkî" ifadesidir.
Sırât-ı Müstakîm
- Nasr suresinin x. ayetinde ve x. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "Sırât-ı Müstakîm" (Dosdoğru yol) mealindeki ibarenin bu dehşetli ve fırtınalı asırda o doğru yolu şaşırtmayacak bir surette en başta gösteren Risale-i Nur olduğuna dair işaretler mevcuttur.
Rumi 1316-1317
- Bediüzzaman çeşitli ilimleri nurlanmak için okuyup okuturken Rumi 1316-1317 (Miladi 1900) yılında Avrupa’nın Kur’an’a karşı müthiş bir sû-i kastı olduğunu anlar ve merakını değiştirip tüm bilgisini Kur’an’ı anlamaya basamaklar yapmaya başlar. Daha pek çok ayette olduğu gibi Nasr suresinin x. ayetinde geçen "Onlardan uzak dur (yüz çevir)" mealindeki ibarenin ebcedi de 1316 edip buna bakar. Bu konuların izahı 1. Şua'daki 21. Ayetin ve 27. Ayetin izah edildiği kısımlardadır.
Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen "Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez." mealindeki ibarenin iki cihetle Risale-i Nur'a ve müellifine işareti için kapsamlı bir izahı için La Teziru Vaziretun Vizra Uhra Ayetleri kategorisi sayfasına başvurun.
Altı gün
- Nasr suresinin x. ayetinde geçen "Altı günde gökleri ve yerleri yarattık" mealindeki ibarenin 14. Söz'de izahı vardır. Yine aynı ayete dair bir nükte 25. Söz'de okunabilir.
Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır
- Nasr suresinin x. ayetinde ve daha başka ayetlerde geçen geçen "Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır", "Allah yapıp-yaratanların en güzelidir", "Allah merhametlilerin en merhametlisidir" mealindeki ibarelerin kapsamlı bir izahı 32. Söz'dedir.
- Benden sonra halifelik 30 senedir mealindeki hadisteki gaybi ihbarları Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de izah eden Bediüzzaman "selasun (otuz)" kelimesinin cifirce 1087 ettiğini, Abbasi hilafetinin yıkılmasından Osmanlı'nın hilafetine kadar olan fetret dönemi çıkarılsa 1080 küsur ettiğini, eksik hilafetlerin süresi eklense 1202 ettiğini, hesapta "selasun (otuz)" kelimesine "sene" kelimesinin ilave edilmesiyle yine 1202 ettiğini, bu rakamın Fetih, Fatiha, Nasr ve Alak gibi surelerin gösterdiği İslam Devletinin hem terakki hem de galibiyet devresi olan 1202 tarihiyle tevafuk ettiğini izah eder.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı Nasr'dedir.
- Nasr suresinin . ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "" ifadesi hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri [[:Kategori:|bu sayfada]] topluca okuyabilirsiniz.
Bilgiler
İsminin Anlamı ve Kaynağı: Adını ilk âyetinde geçen nasr (yardım) kelimesinden alır.
Diğer İsimleri: “İzâ câe nasrullah” ve Hz. Peygamber’in vefatına işaret ettiği için Tevdî (vedâ) sûresi olarak da isimlendirilir.
Kur'ân'daki Sırası: 110
Kur'ân'daki Yeri: 30. cüz, 603. sayfa
Mekkî/Medenî: Mekkî[1]
Nuzül (İnme) Sırası: 114
Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: Tevbe Suresi
Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: -
Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: [1]
Uzunluğu: 0,2 sayfa
Ayet Sayısı: 3
Satır Sayısı: 3
Kelime Sayısı: 19 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 19[3]
Harf Sayısı: 82 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 80[3]
Fasıla Harfleri: Elif, Ha
Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 1
Secde Ayeti: -
Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 2
Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1
Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 1
Rab ismi sayısı: 1
İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: -
Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Nasr Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (3 ayet) (surenin tamamı alınmıştır)
Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Nasr Kısmı
Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 1. ayet (1 ayet)
Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 3 (Bkz. Nasr Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)
Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 1. ve 3.ayetler (Toplam 2 ayet)
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Rumuzat-ı Semaniye'deki bahisler
Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Sekizinci Kısmı'nın Beşinci Remzi
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ sırrına dairdir.
İhtar: Nasıl ki risalelerde kelime tevafukatı Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın Lafza-i Celal tevafukatına bir basamak ve Lafz-ı Kur'an ve Lafz-ı Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm o sırrın anahtarları oldular.
Öyle de İşaratü'l-İ'caz'daki tevafukat-ı harfiye, maksud-u bizzat değildir. Belki Sure-i اِنَّٓا اَعْطَيْنَا sırrına bir basamaktı.
Şimdi matbu Onuncu Söz'ün tevafukatı dahi Sure-i اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ sırrına yetişmek için bir basamaktı. Fakat o basamak fikirlerde tam yerleşmediği için, o sır da tam açılmadı. Yalnız göründü ve der-akab kapandı.
Demek o iki risalenin tevafukat-ı harfiyesine ciddi ehemmiyet, o iki sure-i kudsiyenin sırlarının ehemmiyetinden gelmiştir. Ben de şimdi bu hikmeti anladım. Ehemmiyetsiz zannettiğim münasebat-ı tevafukiye ehemmiyetli olabilir. Çünkü gayet mühim sırlara hizmet ederler.
Birinci Makam
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ
Suresi'nin çok esrar-ı mühimmesinden tevafukatla münasebettar bir sırrından bahseder.
Mukaddime
Evvela: Münasebat-ı tevafukiye, eğer taaddüd etse ve ayrı ayrı cihetten bir hâdiseye muvafık gelse, hem bilhassa makama mutabık, hem bilhassa kelâmın manasına muvafık ve müeyyid olsa o muvafakat, o vakit işaret derecesine çıkar ve o tevafukla "Şu âyet işaret eder." denilebilir.
Evet muzaaf münasebet, işarettir. Muzaaf işaret, delâlettir.
İşte sair remizlerde beyan edilen sair surelerin tevafukatı gibi şu Sure-i Nasr'ın bir hâdiseye dair tevafukat-ı harfiyesi dahi hem müteaddiddir, hem surenin manasına müeyyiddir, hem makama mutabıktır, hem işaret ettiği aynı hâdiseye Sure-i Kevser ve Fatiha ve Alak gibi sureler ve âyet-i اِنَّٓا فَتَحْنَالَكَ gibi âyetler aynı hâdiseye tevafukla işaret ediyorlar. Ve böyle bir işaret ise delâlet derecesinde kuvvetlidir denilebilir.
Sâniyen: Madem şu kudsî sure, Allâmü'l-guyub'un kelâmıdır.
Ve madem sebeb-i nüzulü, feth-i Mekke ve nusret-i İlahiyedir.
Ve madem sebeb-i nüzul ne kadar has olursa olsun, mana-yı maksud küllî hükmüne geçip Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen bütün fütuhat ve nusretlerine şâmildir.
Ve madem bu mana-yı maksudun cüz'iyatına işaretle müjde vermek, mu'ciz bir kelâmın şe'nindendir.
Ve madem bir rivayette Hazret-i Ebu Bekri's-Sıddık (radıyallahu anh) gibi bir Sıddık-i âlîşan ve bir rivayette Hazret-i Abbas (radıyallahu anh) şu sureden sahabelerin fevkinde işarî bir mana-yı âher fehmedip herkesin süruruna mukabil ağlamışlar. Evet, bu sure nâzil olduğu vakit sahabeler müjde ve beşaret-i İlahiyeye karşı kemal-i süruru hissettikleri vakit, Hazret-i Ebu Bekri's-Sıddık ve Hazret-i Abbas (radıyallahu anhüma) ağlamışlar. Demişler ki:
-Şu surenin âhiri ve bu surenin iki hakikatine muvafık-
âyeti vefat-ı Peygamberîye işaret eder, onun için ağlıyorum.
Hem madem beliğ, âlî bir kelâmın i'caz-ı Kur'an risalesinde beyan edildiği gibi, o kelâmın hurufatı ve hey'atı dahi o kelâmın manasına kuvvet verip teyid etmekle o kelâmın derece-i ulviyeti ve belâgatı ziyadeleşir.
Ve madem şu surede müteaddid vecihle harfleri tevafuk münasebetiyle fütuhat-ı Ahmediye'ye (asm) ve nusret-i Muhammediyeye (asm) parmak basar bir tarzda işaret eder.
Elbette bu mezkûr altı esaslara göre, bahsedeceğimiz işarat-ı gaybiye ve tevafukat-ı harfiye, yalnız münasebat-ı belâgatiye ve letaif-i kelâmiye değildir. Belki lemaat-ı belâgat ve reşehat-ı fesahat olmakla beraber işarat-ı Kur'aniye ve ihbarat-ı gaybiye nevindendir. Ezcümle:
Hazret-i Ebu Bekri's-Sıddık (ra) ve Hazret-i Abbas'ı (ra) ağlatan وَاسْتَغْفِرْهُ cümlesiyle işaret edilen vefat-ı Nebeviyeyi şu surenin başından وَاسْتَغْفِرْهُ 'nun vav'ına kadar altmış üç harf[5] olarak ömr-ü Nebevînin nihayetine işaret etmekle beraber
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ
ile işaret edilen en mühim üç vezaif-i nübüvvetin hurufatı yirmi bir olmakla, o zamanda yirmi bir sene o vazife-i nübüvveti îfa ettiğine ve iki sene kaldığına îma edip Sıddık'ın (ra) ağlamasına gizli bir sebep olmuştur.
Ve şu surenin yüz beş (105) harfi, fütuhat-ı Ahmediye ve Kur'aniyenin yüz beş (105) sene nihayetinde şark ve garbı tutacağına işaret ve فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ makam-ı ebcedîsiyle dört yüz yirmi sekizde (428) ve yalnız رَبِّكَ makam-ı ebcedîsiyle iki yüz yirmi ikide (222) terakkiyat-ı maddiye ve maneviye tarihine işaret etmekle beraber اَلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًا cümlesiyle bin iki yüz yirmi ikiye (1222) kadar galibane o fütuhat ve nusret devam edeceğine tevafukla işaret eder.
Mukaddime nihayet buldu, şimdi maksada giriyoruz.
Maksat
Üç Bab'dır.
=Birinci Bab=
Sekiz Mesele'dir.
==Birinci Mesele==
Bu birinci bab, şu kudsî surenin letaif-i kesîresinden yalnız tevafukla münasebettar bir kısım mezayasından bahseder. Tevafuk letafetine medar olmak için kudsî ve nurani hurufatın vaziyetlerini bilmek lâzımdır. Şöyle ki:
Besmele'siz (hemze) on, (medde) sekiz, ن sekiz, (tenvin) ile beraber on, و yedi, ل altı, ب altı, ف beş, ت dört, ى dört, ر dört, ه dört, ح üç, س üç, د üç, ج iki, ك iki, (tenvin) iki, ص bir, ذ bir, خ bir, غ bir, م bir.
Besmele ile (hemze) on üç, (medde) on, ن dokuz, (tenvin) ile on bir, ل sekiz, ر sekiz, و yedi, ب yedi, ى beş, ه beş, ح beş, ف beş, س dört, م dört, ت dört, د üç, ج iki, ك iki, (tenvin) iki, ذ bir, خ bir, غ bir.
İşte bu kudsî surenin nurani hurufatının vaziyeti şudur ve şu vaziyetin letaif-i kesîresinden bir letafet-i tevafukiyesi budur ki:
Hurufatı Besmele ile beraber beş kısım olup, beşler kısmı dört olup diğer üç kısm-ı âher üç olarak üçer manidar tevafuku var. Bir kısım dahi ikişer manidar tevafukları var.
Evet ح،ه،ى،ف beşer, beşte manidar tevafuk ediyorlar. ت،م،س dörder. Üçü, dörtte manidar tevafuk ediyorlar.
Tenvin ك،ج ikişer tevafuk ediyorlar. غ،خ،ذ birde ittifak ediyorlar. Hem iki kardeş olan ر،ل sekizerdir, sekizde ittifak ediyorlar, feth-i Mekke'ye parmak basıyorlar. ب،و yedişer, yedide ittifak ediyorlar. Sulh-u Hudeybiye'nin neticesinde galibane hacc-ı Peygamberî (asm) gibi feth-i Mekke mukaddematına işaret eder. Altı ile on iki müstesna, bir'den on üçe kadar, hurufatı muntazaman terakki ediyor. Meşhur on üç adet, bu surede dahi sırrını göstereceğini îma ediyor.
Şu surenin hurufatı seksen altı olup, fütuhat-ı Ahmediyenin (asm) bir nokta-i kemaline işaretle beraber, Besmele ile 105'te fütuhatın bir derece tevakkuf ve kemaline ve hurufat-ı melfuzası Besmele'siz 81'deki hâdisat-ı nusrete ve Besmele'siz kelimatı Besmele hurufatına muvafık olup on dokuz (19) olarak Beytü'l-Makdis'ten sonraki fütuhat-ı Ömeriyeye işaret ediyor.
Besmele'siz surenin hurufatı ه،ر،ى،ت dördü dörder, د،س،ح üçü üçer, ك،ج ikisi ikişer, م،غ،خ،ذ dördü birer olarak tevafuk etmekle beraber -dokuzuncu müstesna olarak- bir'den on üçe kadar muntazaman terakki etmeleri gösteriyor ki bu mukaddes hurufat tesadüfe tabi değiller, hikmet dairesinde mevki alıyorlar.
==İkinci Mesele==
Fütuhat-ı Muhammediye ve nusret-i Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâma) işaret eden اِذَا جَٓاءَ Suresi elbette fütuhat içinde mühimlerinden olan feth-i Şam ve feth-i Beytü'l-Makdis ve feth-i Irak ve feth-i İstanbul gibi hâdisat-ı azîme-i İslâmiyeye işaret eder.
Evet اِذَا جَٓاءَ cümlesi نَصْرُ 'deki ن nusrete beşaret için dâhil olarak 757'deki feth-i İstanbul'un mukaddimesi olan Süleyman Paşa'nın muhasara-i meşhuresine Sure-i Kevser'in اَلْكَوْثَرَ kelimesiyle işaret ettiği gibi, tevafukla işaret eder. Ve اِذَا جَٓاءَ 'den sonra melfuz hurufun vav-ı وَرَاَيْتَ 'ye kadar netice-i fethe işaret olarak vav-ı وَرَاَيْتَ dâhil olmakla beraber 857'deki İstanbul'un fethine Sure-i Kevser gibi كَ الْكَوْثَرَ ف ile tevafukla işaret ettiği gibi, onu tasdikan ve teyiden birbirine şahit olarak müttefikan gösteriyorlar.
Hem
اَلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًا
bin iki yüz yirmi iki (1222) makam-ı ebcedî adediyle Sure-i Kevser ve Sure-i Fatiha ve âyet-i
اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُبِينًا
gibi müteaddid sadık şahitlerin şehadetlerine istinaden ve işaretlerine binaen bu sure o adet ile fütuhat-ı Kur'aniyenin devamı ve insanların fevc fevc İslâmiyet'e dâhil olmaları tâ 1222'ye kadar istimrarına ve ondan sonra tevakkufuna işaret ediyor.
Şöyle her tarafta teeyyüd eden bir işaret, elbette delâlet belki sarahat derecesine çıkıyor.
Şu sure nasıl ki Besmele ile اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ sekiz kelimatıyla ve نَصْرُ اللّٰهِ kelimesinin sekiz hurufuyla ve نَصْرُ اللّٰهِ 'deki ر nın sekiz tekerrürüyle ve نَصْرُ اللّٰهِ 'deki ل ın yine sekiz tekerrürüyle şu surenin sarahatiyle beşaret verdiği feth-i Mekke'deki nusret-i İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene-i hicriyesine tevafuk sırrıyla beşaretvari işaret ediyor.
Öyle de اِذَا 'dan وَاسْتَغْفِرْهُ 'ye kadar on dört kelimatıyla وَالْفَتْحُ 'deki ف nin beş, ح nın beş ve ت nin dört tekerrürleriyle hasıl olan on dört adediyle, hem
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ
cümlesinin on dört hurufuyla, hem
نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ
fıkrasının on dört harfiyle on dördüncü sene-i hicriyesindeki feth-i Şam'da ihsan edilen nusret-i hârika tarihine tevafuk sırrıyla işarî beşaret veriyor.
==Üçüncü Mesele==
Devlet-i İslâmiyenin en mühimmi ve hilafet-i İslâmiyenin en devamlısı olan Osmanlı Devleti olduğundan, küçük surelerden bir iki tanesi o devletin safahatına bir vecihte baktığı gibi, bir iki sure-i âher dahi işarî tarzda yine bakıyorlar. اِنَّٓا اَعْطَيْنَا sırrında, hem اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ 'ın mukaddimesinde beyan edildiği vecihle, tevafukat cihetindeki işaret ise kelimat manasındaki remizleri teyiden gösterdikleri gibi, Sure-i
وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ
başka bir nevi tevafukat ile şimendifer vasıtasıyla âlem-i İslâm'ın mağlubiyetine ve ecnebinin tasallutuna işaret ettiği gibi, kudsî kelimatında Osmanlı Devleti'nin mağlubiyet devresini ve bilhassa Sultan Abdülaziz, Sultan Abdülmecid zamanlarına ve sonraki komitelerin fitnekârane, mü'minlere verdiği teşevvüşe ve o fitnenin cezası olarak harîk-ı kebir gibi yangınlara ve Kur'an'a bir nevi tahrifkârane taarruza ve Kur'an'ın hıfz-ı İlahî ile mahfuz ve galib vaziyetine işaret eder.[6]
لَايَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاَسْرَارِ كِتَابِهٖ
رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَسٖينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا
رَبَّنَا وَفِّقْنَا لِفَهْمِ اَسْرَارِ كِتَابِكَ وَوَفِّقْنَا لِبَيَانِ اِعْجَازِهٖ كَمَا تُحِبُّ وَتَرْضٰى
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨ الَّذٖى بَلَّغَ اِلَيْنَا كَلَامَكَ وَفَسَّرَهُ لَنَا عَلٰى مُرَادِكَ وَعَلٰى اٰلِهٖ وَصَحْبِهٖ اٰمٖينَ
وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
اَللّٰهُمَّ وَفِّقِ الْكَاتِبَ وَرُفَقَائَهُ لِكَمَالِ خِدْمَةِ الْقُرْاٰنِ وَلِفَهْمِ تَمَامِ اِعْجَازِ الْقُرْاٰنِ وَاجْعَلِ الْقُرْاٰنَ شَافِعًا مُشَفِّعًا يَوْمَ الْحَشْرِ وَالْمٖيزَانِ اٰمٖينَ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Sure-i
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ
esrarından iki üç sırrı tevafuk anahtarıyla açılmaya dairdir. Burada numune için birkaç nükte yazılacak.
Birincisi: Tevafukun 10 adetten ziyade çeşit çeşit envaı var. Eğer tevafuk ayrı ayrı cihetten bir hâdiseye baksa ve tevafuk etse ve makama mutabık ve münasip ve kelâmın manasına muvafık ve müeyyid olsa o tevafuk o vakit işaret derecesine çıkar. O tevafukla şu âyet şu hâdiseye işaret eder denilebilir.
İşte bu kaideye binaen Sure-i Nasr'ın sırr-ı tevafukla işareten haber verdiği hâdiselere aynen Sure-i Kevser dahi o hâdiseye tevafukla parmağını uzatmış gösteriyor ve Fatiha Suresi kezalik o iki surenin gösterdiği hâdiseye bakıyor, gösteriyor. Ve Sure-i Alak yine o hâdiseye işaret eylediği ve
gibi âyetler aynı hâdiseye tetabukla işaret ediyor. Elbette böyle bir işaret sarih bir delalet hükmündedir.
İkincisi: Madem Sure-i Nasr, Allâmü'l-Guyub'un kelâmıdır ve madem sebeb-i nüzulü feth-i Mekke'dir ve nusret-i İslâmiyedir. Ve madem sebeb-i nüzul ne kadar has olursa olsun mana-yı maksud kaideten âmm hükmüne geçip Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen umum fütuhat ve nusretlerine şamildir. Ve madem bu mana-yı maksudun cüz'iyatına işaretle müjde vermek, i'cazlı bir kelâmın şe'nindendir. Ve madem bu surenin nüzulü vaktinde sahabeler müjde-i İlahiye ile mesrur oldukları halde, Ebu Bekri's-Sıddık ve Abbas radıyallahü anhüma vefat-ı Nebevîyi mana-yı işarîsinden fehim ile ağlamışlar. Hem madem âlî bir kelâmın hurufatı ve hey'atı o kelâmın manasına kuvvet vererek teyid etmekle o kelâmın derece-i ulviyet ve mezaya-yı belâgatı ziyadeleşir. Ve madem şu Sure-i Nasr, müteaddid vecihle harfleri tevafuk münasebetiyle fütuhat-ı Muhammediye aleyhissalâtü vesselâma ve nusret-i Ahmediye aleyhissalâtü vesselâma parmak basar bir tarzda işaret verir.
Elbette şu mezkûr esaslara göre bu risalede ve sair rumuz-u Kur'aniye risalelerinde bahsedilen işarat-ı gaybiye ve tevafukat-ı harfiye yalnız münasebat-ı belâgat ve letaif-i kelâmiye değillerdir. Belki o tevafukat lemaat-ı belâgat ve reşehat-ı fesahat olmakla beraber işarat-ı Kur'aniye ve ihbarat-ı gaybiye nevindendir.
Ezcümle: Sıddık'ı ve Abbas'ı ağlatan şu sure وَاسْتَغْفِرْهُ 'nün و ına kadar 63 harf olarak ömr-ü Nebevînin nihayetine tevafukla işaret etmekle beraber,
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ
cümleleriyle işaret edilen üç mühim vezaif-i nübüvveti manasıyla gösterdiği gibi; 21 harfle o zaman 21 sene o vazifeyi îfa ettiğine ve iki sene kaldığına îma ederek Sıddık'ın ağlamasına gizli bir sebep olmuştur. Ve surenin 105 harfiyle fütuhat-ı Ahmediyenin (asm) 105 sene zarfında şark ve garbı tutacağına işareten, فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ makam-ı ebcediyle 428 senesinde terakkiyat-ı maddiye ve maneviyenin derece-i kemallerine işaret etmekle beraber
اَلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًا
cümlesinin makam-ı ebcedîsi olan 1222'ye kadar o fütuhat-ı Kur'aniye ve nusret-i diniye devam edeceğine ve ondan sonra bir derece tevakkuf ve tedenni başlayacağına tevafukla işaret eder.
Hem ezcümle şu surede hurufatın tekraratının adetleri manidardır. Şu Sure-i Nasr'ın mevzuu olan fetih ve nusretin cüz'iyatına işaretleri vardır.
Mesela: İki kardeş olan ل،ر 8'er tekerrürüyle feth-i Mekke'ye parmak basıyor. و،ب yedişer tekerrürüyle yedinci senesindeki Sulh-u Hudeybiye'nin neticesinde feth-i Mekke mukaddimesi olan galibane hacc-ı Peygamberîye işaret ettikleri gibi, sair hurufatıyla meşhur fütuhat-ı Ahmediyeye (asm) Sure-i Kevser ve El-Alak'a muvafık olarak işaretleri var.
Ezcümle: Besmele ile beraber
8 kelimatıyla ve نَصْرُ اللّٰهِ kelimesinin 8 harfiyle ve نَصْرُ اللّٰهِ 'daki ر nın 8 tekerrürüyle ve ل ın yine 8 tekerrürüyle bu surenin sarahatle beşaret verdiği feth-i Mekke'deki nusret-i İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene-i hicriyeye tevafuk sırrıyla işaret ettiği gibi; اِذَا 'dan tâ وَاسْتَغْفِرْهُ 'ya kadar 14 kelimatıyla وَالْفَتْحُ 'daki ح،ت،ف nın 14 adetleriyle ve اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ cümlesinin 14 harfiyle, نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ fıkrasının 14 hurufuyla on dördüncü sene-i hicriyesindeki feth-i Şam'da ihsan edilen nusret-i hârika tarihine tevafuk sırrıyla işarî beşaret eder.
Ve hâkeza bu surenin bu nevi tevafukatı ve mezaya-yı i'caziyesi çoktur. Fakat maatteessüf bu Beşinci Risale-i Remziye üç bab olarak niyet edilmiş iken, bazı ahval-i ruhiye sebebiyle yalnız birinci babın sekiz meselesinden üç mesele yazıldı. Perde indi, mütebâkisi kaldı.
Dİğer Bahisler
Bugünlerde Rumuzat-ı Semaniye’ye ait iki risaleyi ehemmiyetli talebelere, bir yere gönderdim. Yol kapandı, gitmedi. O iki risaleyi tekrar dikkatle mütalaa ettim. Fikren dedim ki: “Bu zevkli, güzel, meraklı, şirin bir maksada giden bu tevafuklu yolda ne için sevk edilmeden perde indi, başka yolda sevk edildik, çalıştırıldık.”
Birden ihtar edildi ki: “O gaybî esrarı açacak olan meslekten yüz derece daha ehemmiyetli ve kıymetli ve umumî ihtiyaca medar ve herkes bu zamanda ona şiddetle muhtaç ve İslâmiyet’in temel taşları olan hakaik-i imaniye hazinesine hizmet etmeye ve istifadeye zarar gelecekti. En büyük ve en yüksek maksat olan hakaik-i imaniyeyi, ikinci derecede bırakacaktı. Onun için idi.”
Sure-i اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ remzinde, esrar-ı gaybiye gösterildi; birden kapandı, perde indi.
Hem bu sır içindir ki o yolda fazla istihdam edilmedik, yalnız o meslek-i tevafukiyenin tereşşuhatından Risale-i Nur’un hakkaniyetine bir imza ve cezaletine bir ziynet ve huruf-u Kur’aniyenin intizamından ve vaziyetlerinden tezahür eden bir nevi i’caz çıktı. Daha o yolda çalıştırılmadık.
ثَلَاثُونَ kelimesi, cifr hesabı bin seksen yedi (1087) eder ki, tarihçe hilafet-i Abbasiyenin inkırazıyla hilafet-i Osmaniyenin takarruruna kadar olan zaman-ı fetret tayyedilse bin seksen küsur kalır. Eğer nâkıs hilafetler sayılsa, ثَلَاثُونَ سَنَةً deki "sene" lafzı ilâve olur. O halde bin ikiyüz iki (1202) eder ki, "Rumuzat-ı Semaniye-i Kur'aniye Risaleleri"nde hem اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ, hem Fatiha, hem Sure-i Nasr, hem Sure-i Alak gibi çok yerlerde aynen hilafetle beraber Devlet-i İslâmiyenin hem terakki, hem galibiyet devresi olan bin iki yüz iki (1202) tarihini gösterir. Hem nâkıs hilafetle beraber bütün müddet-i hilafet-i İslâmiye bin iki yüz ikidir ki, tam tamına tevafukla haber verir.
وَ اِنِ اسْتَقَامَتْ اُمَّتٖى فَلَهَا يَوْمٌ وَ اِلَّا فَنِصْفُ يَوْمٍ
Hadîsinin mu'cizane ihbar-ı gaybîsini izah eder. Yani bu hadîs kıyametten değil, belki galibane hâkimiyet-i İslâmiyeden haber veren Onsekizinci Lem'ada ve başka yerde bu hadîsin üç lem'a-i i'caziyesini beyan ettiğimden burada kısa kesiyoruz.
Elbette diyebiliriz ki Hazret-i İmam-ı Ali (ra) nasıl ki başta
بَدَئْتُ بِبِسْمِ اللّٰهِ رُوحٖى بِهِ اهْتَدَتْ اِلٰى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ
yani “Hazine-i esrar olan Bismillahirrahmanirrahîm ile başladım. Ruhum, onun ile o hazineyi keşfetti.” diyerek sair işaratın karinesiyle bir mana-yı işarî ve bir medlûl-ü mecazî suretinde Risale-i Nur’un Bismillah’ı hükmünde ve fatihası ve besmelesi ve “Bismillah”taki büyük sırrın hakikatini beyan eden ve kısa ve gayet kuvvetli Birinci Söz namında olan Bismillah Risalesi’ne îma, belki remiz, belki işaret ediyor.
Aynen öyle de sair işaratın karine ve münasebetiyle ve huruf-u Kur’aniyenin esrarından bahseden ve Rumuzat-ı Semaniye namında bulunan sekiz küçük risalelerin mahiyetlerini andırır bir tarzda, ibareyi değiştirerek hurufların esrarıyla istimdad etmeye başlaması karine-i latîfesiyle muazzam dua ve münâcat ve câmi’ kasem-i istimdadînin âhirlerinde ve Sözler’e ve Mektuplar’a işaretten sonra بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَالنَّصْرِ اَسْرَعَتْ fıkrasıyla Yirmi Dokuzuncu Mektup’un bir kısım esrar-ı huruf-u Kur’aniyeyi beyan eden Rumuzat-ı Semaniye namında sekiz küçük risalelerin en mühimleri ve feth-i Mekke ve feth-i Şam ve feth-i Kudüs ve feth-i İstanbul gibi çok fütuhat-ı İslâmiyeden gaybî haber veren Sure-i اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَ الْفَتْحُ nun esrarını beyan ile fütuhat-ı İslâmiyenin pehlivanı olan Hazret-i İmam-ı Ali’nin (ra) nazar-ı dikkatini celbeden Fetih ve Nasr Risalesi’ne hem Sure-i Feth’in en mühim ve en âhir âyetin beş vecih ile i’cazını beyan ve ispat ile kahraman-ı İslâm Hazret-i İmam-ı Ali’nin (ra) nazar-ı dikkatini celbeden gayet kıymetli olan Âyet-i Fetih Risalesi namındaki küçük bir risaleye îma belki işaret eder, itikadındayım. Böyle itikada iştirak edilmezse de itiraz edilmemeli.
(8. Şuâ)
Yirmi Dokuzuncu Mektup’un Sekizinci Kısmı’nın Birinci Remzi’nin Birinci Makam’ının Birinci Babı, mu’cizat-ı Ahmediyenin en büyüğü ve kıyamete kadar i’cazının devam edeceğine şüphe olmayan Kur’an-ı Kerîm’in otuz cüzünden otuzuncu, yüz on dört suresinden yüz onuncu, lafız itibarıyla küçük fakat makam ve mana itibarıyla âlî ve şümullü Suretü’n-Nasr’daki çok mühim sırlardan muazzez ve muhterem Üstadımız vasıtasıyla zahir olan tevafukata münasebetli bir tek sırrından beyan buyurulan üç mesele, bana öyle bir kanaat getirdi ki bu küçük surenin üç âyetinden sülüs ve tamamında otuz cüz Kur’an’a, hattâ her harfinde bir sureye işaret ve delâlet mevcud olduğunu cezmettim.
...
Hulusi
(Barla L.)
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları
| Genel Ayet No | Sure No | Sure Ayet No | Kelime Sayısı | Harf Sayısı |
|---|---|---|---|---|
| 6214 | 110 | 1 | 5 | 19 |
| 6215 | 110 | 2 | 7 | 31 |
| 6216 | 110 | 3 | 7 | 30 |
| Toplam | - | 3 | 19 | 80 |
İlgili Maddeler/Sayfalar
İlgili Kategoriler
Kaynakça
- ↑ 1,0 1,1 1,2 https://islamansiklopedisi.org.tr/nasr-suresi
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ 3,0 3,1 3,2 https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ Yalnız النَّاسَ ve الفَتْحُ 'deki okunmayan hemze-i vasl sayılmayacak. Sayılsa sene-i vefat ve sene-i veladet dâhil olacak.
- ↑ Bu Sure-i Nasr'ın işarat-ı gaybiyesi çoktur. Ve üç kısma ve bablara taksim edip o işarat-ı gaybiye-i i'caziyeyi yazacaktım. Fakat maatteessüf birinci babın sekiz meselesinden üç meseleyi yazdım, perde kapandı, mütebâki kaldı.
Bu remzin bâki kısmı çok ehemmiyetlidir, fakat bir hikmet için yazdırılmadı.