Ankebut Suresi: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 25 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
[[Kategori:Kur'an]]
[[Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler]]
[[Kategori:Ankebut]]
[[Kategori:Huruf-u Mukattaa İle Başlayan Sureler]]
''Ankebut suresini [[Kuran:Ankebut|Ankebut suresi okuma sayfasında]] mealiyle beraber okuyabilirsiniz''
[[Kategori:Elif Lam Mim İle Başlayan Sureler]]
[[Kategori:Mesani Sureleri]]
''Önceki Sure: [[Kasas Suresi]] ← [[Kur'an|Kur'ân]] → [[Rum Suresi]]: Sonraki Sure''
 
''Bu sureyi [[Kuran:Ankebut|Ankebut suresi okuma sayfasında]] mealiyle beraber okuyabilirsiniz''
 
''Bu addaki hayvan için [[Örümcek]] sayfasına gidin''
 
'''Ankebut ({{Arabi|العنكبوت}}) Suresi''' Kur'ân-ı Kerim'in 29. suresi olup Kasas ve Rûm sureleri arasında yer alır. Sûre, ismini kırk birinci âyette geçen ve “(dişi) örümcek” anlamına gelen el-ankebût kelimesinden alır. Bu âyette Allah’tan başkasına güvenenlerin durumu, ördüğü ağa güvenen örümceğin haline benzetilir ve ağdan ibaret olan örümcek evinin evlerin en çürüğü olduğu açıklanır. Risale-i Nur'da bu surenin Mekke’de indiği ve Peygamberimizin hicret esnasında Hz. Ebubekir ile mağaraya girdiğinde Kureyş’in imana gelmeyen reislerinin en zayıf ve en küçük bir hayvan olan bir örümceğe karşı mağlup olacaklarına ayette önceden gaybi bir şekilde işaret edildiği beyan edilir. Ayrıca, ilgili ayette geçen "lev" (eğer) kelimesiyle ayet o kafirlere “En zayıf bir hayvana mağlup olacaklarını faraza bilseydiler, bu cinayete ve bu sû-i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi.” der. Bediüzzaman böylece bu sureye "Ankebut" adının verilmesinin tam yerinde olduğunu söyler ve Kur’an’ın sadece sure ve âyetlerinde değil, cümle ve kelimelerinde de mucizevi yönler olduğuna delil olarak gösterir.
 
Başında hurûf-ı mukattaa bulunan sûrelerin hepsi vahiy ve nübüvvetin ispatıyla ilgili âyetlerle söze başladığı halde yalnızca üç tanesi (Meryem, Rûm ve Ankebût sûreleri) bu genel üslûbun dışında kalır. Meryem sûresi Hz. Zekeriyyâ’ya verilecek bir oğulun, Rûm sûresi ise uğradığı mağlûbiyetten sonra Bizans’ın yakın bir gelecekte kazanacağı zaferin müjdesiyle başlar. Bu sûre ise müminlerin birtakım fitne ve belâlara uğratılıp imtihana çekileceklerini bildiren âyetlerle başlar ve kendisinden sonra yine başında “elif-lâm-mîm” bulunan diğer üç sûre ile birlikte bir grup oluşturur.<ref name='a'>https://islamansiklopedisi.org.tr/ankebut-suresi</ref>
 
==Risale-i Nur'da Ankebut Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler==
 
* Ankebut suresinin de içinde olduğu 29 surenin başında geçen kesik harfler (huruf-u mukattaa) hakkında tüm dersler ve izahlar için [[Huruf-u Mukattaa]] maddesine bakılabilir.
* Fatiha'da hemze ile sakin elif toplam 30 defa geçer. Besmele sayılmazsa lam ile elifler de toplam 30 defa geçer. Bu iki rakam 30 cüz Kur'an'a ima eder. 23 defa geçen lam ise vahyin 23 senesine işaret eder. 13 defa geçen Elif-lam ({{Arabi|ال}}), hem {{Arabi|ال}} ile başlayan 13 sureye hem de yedi adet {{Arabi|الٓمٓ}} + altı adet {{Arabi|الٓرٰ}} ile başlayan toplam 13 sureye işaret eder.
* Kur'an'ın bir fihristesi olan ve bir cihette Kur'an içinde bulunan Fatiha suresinde 15 mim harfi geçer. Mukattaa harfleriyle başlayan mühim sureler, {{Arabi|الٓمٓ}} ler ve {{Arabi|الٓرٰ}} lar ve {{Arabi|حٰمٓ}} lerdir. Mim harfi adıyla geçen 15 sure (7 Ha-mim, 8 Elif-Lam-Mim) mevcuttur.
* [[Ankebut 17|Ankebut suresinin 17. ayetinde]] ve daha pek çok ayette geçen "Dönüş(ünüz) O'nadır (Allah'adır)" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca [[:Kategori:Dönüş O'nadır Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
* [[Ankebut 18|Ankebut suresinin 18. ayetinde]] ve daha pek çok ayette (bazılarında yakın mealde) geçen "Peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir." ifadesi hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri [[:Kategori:Ve Ma Alerrasulu İllel Belağ Ayetleri|bu sayfada]] topluca okuyabilirsiniz.
* Nur talebeleri Camiü’l-Ezhere yazdıkları ve konferans kitabına eklenen bir [[Risale:Konferans_(Küçük_Kitap)#Camiü’l-Ezhere_Yazılan_Bir_Mektup|mektuplarında]] Bediüzzaman'ın [[Risale:İkinci Kısım Mektuplar (Emirdağ-2)#14._Parça|Emirdağ Lahikasındaki bir mektubundan]] ders alarak "Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!" mealindeki [[Ankebut 41|Ankebut suresinin 41. ayeti]] hakkında bir izahat yaparak hem bu ayetin gaybi bir ihtar ile mağara hadisesine işaret ettiğini hem de Mekke müşriklerinin en zayıf olan örümceğe mağlup olduklarını beyan eder.
* [[Ankebut 57|Ankebut suresinin 57. ayetinde]] ve 2 ayette daha geçen "Her nefis ölümü tadıcıdır " ifadesi hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri [[:Kategori:Her Nefis Ölümü Tadıcıdır Ayetleri|bu sayfada]] topluca okuyabilirsiniz.
* [[Risale:Namaz_Tesbihatı#Bundan_sonra_isteyen_mağrib_ile_işa_yani_akşam_namazı_ile_yatsı_namazı_arasında_bu_gelen_dua_ve_tesbihleri_okuyabilir|33'er defa tekrar ettiği dua ve tesbihlerden]] birisi 1 defa [[Ankebut 57]] ayetinin başını ve başka bazı ayetleri okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Yâ Bâkî Entel Bâkî, Yâ Bâkî Entel Bâkî" ifadesidir.
* [[Ankebut 58|Ankebut suresinin 58. ayetinde]] ve daha pek çok ayette (Kur'an'da toplam 40 ayette) bazen cennetlikler bazen de cehennemlik için kullanılan "Hâlidîne Fîhâ (Ebedâ)" ([Orada] ebedi kalırlar) ifadesinin izahına ve ayrıca kafirlerin sınırlı dünya hayatını kafir olarak geçirmelerine karşılık cehennemde daimi kalmalarının Allah'ın hikmeti açısından uygun olduğu ve Allah'ın merhametine aykırı olmadığının izahına dair bahisleri topluca [[:Kategori:Halidine Fiha Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
* "Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. Onlara da size de rızık veren Allah'tır." mealindeki Ankebut suresinin 60. ayeti Risale-i Nur'un çok yerinde geçer ve izah edilir. Tüm bu dersleri [[Ankebut 60|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
* [[Ankebut 61|Ankebut suresinin 61. ayetinde]] ve daha başka pek çok ayette geçen "Gökleri ve yeri yarattı/yaratan ve göklerin ve yerin yaratılışı" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri [[:Kategori:Halaka/Halku/Halkissemavati_Vel_Ard_Ayetleri|bu sayfada]] görebilirsiniz.
* [[Ankebut 64|Ankebut suresinin 64. ayetinde]] geçen "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir." mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Risale:17._Söz#On_Yedinci_S.C3.B6z|17. Söz'dedir]].
* Yine Ankebut suresinin 64. ayetinde geçen "Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur." mealindeki ibare hakkında Risalelerde geçen bahislerin hepsini [[Ankebut 64|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
* Bediüzzaman 33 ayetin Risale-i Nur'a işaretlerini izah ettiği [[Risale:1._Şuâ#Üçüncü_Âyet-i_Meşhure|1. Şua]] risalesinde [[Ankebut 69|Ankebut suresinin 69. ayetinde]] geçen "Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz." mealindeki ibarenin cifirce 1344 (1928) ettiğini, "Gerçek şu ki, insan azar." mealindeki [[Alak 6|Alak suresinin 6. ayetinin]] de cifirce buna baktığını, bu tarihte insanlık içinde firavunane emsalsiz bir tuğyan çıktığını ve o tarihte Risale-i Nur’un şakirdleri gibi bu âyetin manasına daha ziyade mazhar olanların zahiren görülmediğini söyler. Ayrıca, bu ayetin Risaletü’n-Nur müellifinin hayatının başı olan 1294 yılına ve hürriyetin (2. Meşrutiyet) ilan edildiği zamanlarda manevi mücahedesi ile ortaya çıkan Risalei’n-Nur müellifinin görünmesi tarihine (1324) işaret ettiğini beyan eder.


'''Ankebut ({{Arabi|العنكبوت}}) Suresi''' Kur'an-ı Kerim'in 29. suresi olup Kasas ve Rum sureleri arasında yer alır.
==Bilgiler==
==Bilgiler==
'''İsminin Anlamı ve Kaynağı:''' Ankebut, örümcek anlamına gelir ve sure ismini 41. ayetinde geçen 'Ankebut' kelimesinden almıştır.


'''Diğer İsimleri:'''
'''İsminin Anlamı ve Kaynağı:''' Ankebût, (dişi) örümcek anlamına gelir ve sure ismini 41. ayetinde geçen bu kelimeden almıştır.
 
'''Diğer İsimleri:'''  


'''Kur'ân'daki Sırası:''' 29
'''Kur'ân'daki Sırası:''' 29


'''Kur'ân'daki Yeri:''' 20. cüz, 395. sayfa
'''Kur'ân'daki Yeri:''' [[Kuran:Ankebut|20. cüz, 395. sayfa]]
 
'''Mekkî/Medenî:''' Mekkî<ref name='a' />


'''Nuzül (İnme) Sırası:''' 85
'''Nuzül (İnme) Sırası:''' 85
'''Kendisinden Önce Nazil Olan Sure:''' [[Rum Suresi]]
'''Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure:''' [[Mutaffifin Suresi]]
'''Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler:''' Bazılarına göre hicretten önce Mekke’de nâzil olan son sûredir.<ref name='a' />


'''Uzunluğu:''' 8,0 sayfa
'''Uzunluğu:''' 8,0 sayfa
19. satır: 54. satır:
'''Ayet Sayısı:''' 69
'''Ayet Sayısı:''' 69


'''Kelime Sayısı:'''
'''Satır Sayısı:''' 120


'''Harf Sayısı:'''
'''Kelime Sayısı:''' 980 (Rumuzat-ı Semaniye)<ref>https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1</ref>, 976<ref name='b'>https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf</ref>
 
'''Harf Sayısı:''' 4.145 (Rumuzat-ı Semaniye)<ref>https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1</ref>, 4.256<ref name='b' />
 
'''[[Fasıla Harfleri]]:''' Ra, Mim, Nun


'''Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı:''' 7
'''Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı:''' 7
27. satır: 66. satır:
'''Secde Ayeti:''' -
'''Secde Ayeti:''' -


'''Mekkî/Medenî:''' Mekkî
'''Allah lafzı sayısı (Besmele hariç):''' 42
 
'''Rahman ismi sayısı (Besmele dahil):''' 1
 
'''Rahim ismi sayısı (Besmele dahil):''' 1
 
'''Rab ismi sayısı:''' 5


'''[[Risale:Hizb-i_Azam-%C4%B1_Kur%27an%C3%AE#29._Ankebut|Hizb-ül Kur'an'da]] Geçen Ayetleri:''' 1-6, 19-21, 41-46, 56-64
'''İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler:''' -


'''[[Risale:Münacat-ül Kur'an (Hizb-ül Hakaik)#Ankebut Suresi|Münâcât-ül Kur'an'da]] Bahsi Geçen İlgili Ayetleri:'''
'''[[Hizb-i_Azam-ı Kur'an|Hizb-ül Kur'an]]'da Geçen Ayetler Listesi:''' [[:Kategori:Ankebut_Suresindeki_Hizb-ül_Kur%27an_Ayetleri|Ankebut Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (24 ayet)]]
 
Bu ayetleri okumak için: [[Risale:Hizb-i_Azam-ı_Kur%27anî#29._Ankebut|Hizb-i Azam-ı Kur'an, Ankebut Kısmı]]
 
'''[[Münacat-ül Kur'an|Münâcât-ül Kur'an]]'da İktibas Edilen Ayetler:''' [[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)#Ankebut_Suresi|10., 15. ve 69. ayetler (3 ayet)]]
 
'''Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı:''' 11 (Bkz. [[:Kategori:Ankebut Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri|Ankebut Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi]])
 
'''Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler:''' 41., 58., 60., 64. ve 69. ayetler (Toplam 5 ayet)


==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==
==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==


ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻰْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ ﻭَ ﺑِﻪِ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ
Evvela: Bugünlerde Sure-i Ankebut’ta
ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ


Aziz, sıddık kardeşlerim!
[[Ankebut 41|{{Arabi|مَثَلُ الَّذٖينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَٓاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ}}]]
Evvela: Bugünlerde Sure-i '''Ankebut''''ta
ﻣَﺜَﻞُ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍﺗَّﺨَﺬُﻭﺍ ﻣِﻦْ ﺩُﻭﻥِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀَ ﻛَﻤَﺜَﻞِ ﺍﻟْﻌَﻨْﻜَﺒُﻮﺕِ ﺍﺗَّﺨَﺬَﺕْ ﺑَﻴْﺘًﺎ ﻭَﺍِﻥَّ ﺍَﻭْﻫَﻦَ ﺍﻟْﺒُﻴُﻮﺕِ ﻟَﺒَﻴْﺖُ ﺍﻟْﻌَﻨْﻜَﺒُﻮﺕِ ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ âyetini okurken birden şiddetli bir vehim geldi ki: "En zayıf hane örümceğin hanesidir. Allah'a şerik yapanlar faraza bilseler. Yani imana gelmeyen Kureyş rüesaları eğer bilseler..." manasında olan bu âyetin belâgatına münasip bir vaziyet görülmedi.


Birden aynı zamanda Zülfikar Mu'cizat-ı Ahmediye'yi tashih için açtım. Birden şu satırlar nazarıma ilişti:
âyetini okurken birden şiddetli bir vehim geldi ki: “En zayıf hane örümceğin hanesidir. Allah’a şerik yapanlar faraza bilseler. Yani imana gelmeyen Kureyş rüesaları eğer bilseler…” manasında olan bu âyetin belâgatına münasip bir vaziyet görülmedi.


Birinci Hâdise: Manevî tevatür derecesinde bir şöhret ile Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, Ebubekir-i Sıddık ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gàr-ı Hira'nın kapısında, iki nöbetçi gibi iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi hârika bir tarzda, kalın bir ağ ile mağara kapısını örtmesidir. Hattâ rüesa-yı Kureyş'ten, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın eliyle Gazve-i Bedir'de öldürülen Übeyy İbn-i Halef mağaraya bakmış. Arkadaşları demişler: Mağaraya girelim. O demiş: Nasıl girelim? Burada bir ağ görüyorum ki Muhammed (asm) tevellüd etmeden bu ağ yapılmış gibidir.
Birden aynı zamanda Zülfikar Mu’cizat-ı Ahmediye’yi tashih için açtım. Birden şu satırlar nazarıma ilişti:


Birden bu âyet-i kerîmenin iki harfinde yani  ﻟَﻮْharflerinde bir mu'cize gördüm ki benim vehmim yerine yüksek bir lem'a-i i'cazı bildim. Şöyle ki:
Birinci Hâdise: Manevî tevatür derecesinde bir şöhret ile Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, Ebubekir-i Sıddık ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gār-ı Hira’nın kapısında, iki nöbetçi gibi iki [[güvercin]]in gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi hârika bir tarzda, kalın bir ağ ile mağara kapısını örtmesidir. Hattâ rüesa-yı Kureyş’ten, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın eliyle Gazve-i Bedir’de öldürülen Übeyy İbn-i Halef mağaraya bakmış. Arkadaşları demişler: Mağaraya girelim. O demiş: Nasıl girelim? Burada bir ağ görüyorum ki Muhammed (asm) tevellüd etmeden bu ağ yapılmış gibidir.


'''Sure-i Ankebut''' Mekke'de nâzil olduğu için Kureyş'in imana gelmeyen reisleri Peygamber aleyhissalâtü vesselâma sû-i kasd edeceklerini ve o sû-i kasdın içinde en zayıf ve en küçük bir hayvan olan bir örümcek o reislerin o şiddetli hücumlarına karşı mukabele edip galebe edecek. Yani örümceğin hanesi olan ağ en zayıf bir perde iken o kuvvetli reisleri mağlup edeceğini göstermekle âyet diyor ki: "En zayıf bir hayvana mağlup olacaklarını faraza bilseydiler, bu cinayete ve bu sû-i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi."
Birden bu âyet-i kerîmenin iki harfinde yani {{Arabi|لَوْ}} harflerinde bir mu’cize gördüm ki benim vehmim yerine yüksek bir lem’a-i i’cazı bildim. Şöyle ki:


İşte  ﺍَﻟْﻴَﻮْﻡَ ﻧُﻨَﺠِّﻴﻚَ ﺑِﺒَﺪَﻧِﻚَ âyetinde bir kelime ile bir mu'cize-i tarihiye gösterildiği gibi (Hâşiye<ref>Mu'cizat-ı Kur'aniye'de  ﺍَﻟْﻴَﻮْﻡَ ﻧُﻨَﺠِّﻴﻚَ ﺑِﺒَﺪَﻧِﻚَâyetiyle gark olan Firavun'a der: "Bugün gark olan cesedine necat vereceğim." demesiyle umum Firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, şu asr-ı âhirde o gark olan Firavun'un aynı cesedi olarak keşfolunan bir beden, o mahall-i gark denizinden sahile atıldığı gibi zamanın denizinden asırların mevcelerinin üstünde şu asır sahiline atılacağı mu'cizane bir işaret-i gaybiye ifade eder.<br />
Sure-i Ankebut Mekke’de nâzil olduğu için Kureyş’in imana gelmeyen reisleri Peygamber aleyhissalâtü vesselâma sû-i kasd edeceklerini ve o sû-i kasdın içinde en zayıf ve en küçük bir hayvan olan bir örümcek o reislerin o şiddetli hücumlarına karşı mukabele edip galebe edecek.


(Hâşiyenin hâşiyesi): Bu asırda ecnebiler aynı Firavun'un cesedini bulmuşlar. Müzehanelerine götürdükleri, ceridelerle neşredilmiştir.</ref>) Mekke'de nâzil olan bu surenin de bu ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَâyetinde görülen remiz ile Gàr-ı Hira hâdisesinde hârika bir hıfz-ı İlahîye ve ihbar-ı gaybî nevinden bir mu'cize-i Nebeviyeye işaret ile bir lem'a-i i'caz gösterip o sureye '''Ankebut''' namı vermek ve onun ehemmiyetsiz ağına ehemmiyet vermek tam yerinde olup bu âyete gelen şüphe ve evhamları esasıyla reddettiğini gördüm.
Yani örümceğin hanesi olan ağ en zayıf bir perde iken o kuvvetli reisleri mağlup edeceğini göstermekle âyet diyor ki: “En zayıf bir hayvana mağlup olacaklarını faraza bilseydiler, bu cinayete ve bu -i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi.


CenabHakk'a hadsiz şükrettim ki Kur'an'ın surelerinde ve âyetlerinde hattâ cümlelerinde ve kelimelerinde de i'caz lem'aları olduğu gibi harflerinde de vardır bildim.
İşte [[Yunus 92|{{Arabi|اَلْيَوْمَ نُنَجّٖيكَ بِبَدَنِكَ}}]] âyetinde bir kelime ile bir mu’cize-i tarihiye gösterildiği gibi (Hâşiye<ref>Mu’cizat-ı Kur’aniye’de [[Yunus 92|{{Arabi|اَلْيَوْمَ نُنَجّٖيكَ بِبَدَنِكَ}}]] âyetiyle gark olan Firavun’a der: “Bugün gark olan cesedine necat vereceğim.” demesiyle umum Firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, şu asrâhirde o gark olan Firavun’un aynı cesedi olarak keşfolunan bir beden, o mahall-i gark denizinden sahile atıldığı gibi zamanın denizinden asırların mevcelerinin üstünde şu asır sahiline atılacağı mu’cizane bir işaret-i gaybiye ifade eder. (Hâşiyenin hâşiyesi)<br />


ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
Hâşiyenin hâşiyesi: Bu asırda ecnebiler aynı Firavun’un cesedini bulmuşlar. Müzehanelerine götürdükleri, ceridelerle neşredilmiştir.</ref>) Mekke’de nâzil olan bu surenin de bu [[Risale:Emirdağ Lahikası 2 (Ayet-Hadis Mealleri)#25|{{Arabi|لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ}}]] âyetinde görülen remiz ile Gār-ı Hira hâdisesinde hârika bir hıfz-ı İlahîye ve ihbar-ı gaybî nevinden bir mu’cize-i Nebeviyeye işaret ile bir lem’a-i i’caz gösterip o sureye Ankebut namı vermek ve onun ehemmiyetsiz ağına ehemmiyet vermek tam yerinde olup bu âyete gelen şüphe ve evhamları esasıyla reddettiğini gördüm.


Hasta kardeşiniz
Cenab-ı Hakk’a hadsiz şükrettim ki Kur’an’ın surelerinde ve âyetlerinde hattâ cümlelerinde ve kelimelerinde de i’caz lem’aları olduğu gibi harflerinde de vardır bildim.


Said Nursî
[[Risale:Emirdağ Lahikası 2 (Ayet-Hadis Mealleri)#4|{{Arabi| اَلْبَاقٖى هُوَ الْبَاقٖى }}]]


([[Risale:İkinci Kısım Mektuplar (Emirdağ-2)#14. Parça|Emirdağ Lahikası-2]])
Hasta kardeşiniz Said Nursî
 
([[Risale:İkinci_Kısım_Mektuplar_(Emirdağ-2)#14._Parça|Emirdağ Lahikası-2]])
----
----
Meselâ: Sure-i '''Ankebut''''ta ﻭَﺍِﻥَّ ﺍَﻭْﻫَﻦَ ﺍﻟْﺒُﻴُﻮﺕِ ﻟَﺒَﻴْﺖُ ﺍﻟْﻌَﻨْﻜَﺒُﻮﺕِ ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ âyet-i kerimesinde  ﻟَﻮْ-i farazî ile "En zaîf ev, örümceğin evi olduğunu -farazâ- Kureyş müşrikleri bilse idiler." diyor. En zaîf ev, örümceğin evi olduğu herkesçe malûm ve zahirdir. Öyle ise Kur'an-ı Hakîm, bu  ﻟَﻮْ-i farazî ile başka bir manaya delalet ediyor. İşte o mana da, Risale-i Nur'un keşfiyle,  ﻟَﻮْ-i farazînin iki cihetle mu'cize oluşudur.
Mesela, Sure-i Ankebut’ta


Birincisi: Bu âyet, Mekke'de nâzil olduğu cihetle, bir ihbar-ı gaybîdir. Gar-ı Hira'daki hâdiseyi haber veriyor.
{{Arabi|وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ}}


İkincisi: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Ebubekir-i Sıddık (R.A.) ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gar-ı Hira'nın kapısında iki nöbetçi gibi, iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi hârika bir tarzda kalın bir ağla mağara kapısını örtmesidir ki; örümcek, zayıf ağı ile rüesa-i Kureyş'e galebe etmiştir. Âyet diyor ki: "En zaîf bir hayvana mağlub olacaklarını o müşrikler farazâ bilseler, bu cinayete ve bu sû'-i kasda teşebbüs etmiyeceklerdi..."
âyet-i kerîmesinde {{Arabi|لَوْ}}-i farazî ile “En zayıf ev, örümceğin evi olduğunu –faraza– Kureyş müşrikleri bilse idiler.diyor. En zayıf ev, örümceğin evi olduğu herkesçe malûm ve zahirdir. Öyle ise Kur’an-ı Hakîm, bu {{Arabi|لَوْ}}-i farazî ile başka bir manaya delâlet ediyor. İşte o mana da Risale-i Nur’un keşfiyle {{Arabi|لَوْ}}-i farazînin iki cihetle mu’cize oluşudur:


Daha fazla tafsilâtı Risale-i Nur'da Mu'cizatKur'aniyede bulacağınız gibi, ehadîs-i Nebeviye hakkında münafıkların ettikleri itirazların neden tevellüd ettiğini ve ehadîsin tabakalarını tam vuzuh ile Risale-i Nur Külliyatından büyük bir mecmua olan "Sözler Mecmuası"ndaki Yirmidördüncü Söz'ün Üçüncü Dalı beyan ediyor.
Birincisi: Bu âyet, Mekke’de nâzil olduğu cihetle, bir ihbar-ı gaybîdir. GārHira’daki hâdiseyi haber veriyor.


([[Risale:Konferans (Küçük Kitap)|Konferans (Küçük Kitap)]])
İkincisi: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın Ebubekir-i Sıddık (ra) ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gār-ı Hira’nın kapısında iki nöbetçi gibi iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi hârika bir tarzda kalın bir ağla mağara kapısını örtmesidir ki örümcek, zayıf ağı ile rüesa-i Kureyş’e galebe etmiştir. Âyet diyor ki: “En zayıf bir hayvana mağlup olacaklarını o müşrikler faraza bilseler bu cinayete ve bu sû-i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi.”
 
([[Risale:Konferans_(Küçük_Kitap)#Camiü’l-Ezhere_Yazılan_Bir_Mektup|Konferans]])
----
{{Arabi|اِعْلَمْ}} Ey kardeş bil ki! Kur'anın ulviyyet ve yüceliğinin meziyetlerindendir ki; kesretin mebhasları ardından hemen vahdetin tezkirlerini dercetmesi; ve tafsilden hemen sonra, icmal eylemesi; ve cüz'iyatın müteradif bahislerini rububiyet-i mutlakanın desatiriyle birleştirmesini; ve her şeye âmm ve şamil olan sıfat-ı kemaliyenin nevamisini, âyetlerin sonlarında neticeler ve illetler gibi olan [[Fezleke (Ayet)|fezlekelerin]] zikri ile zabtetmesini irad etmesidir. Bu ise, tâ ki, sami'in zihni, o mezkûr kevnî olan cüz'-ü cüz'î içinde tegalgul edip, uluhiyet-i mutlakanın azamet-i mertebesini unutarak; azamet, heybet ve kibriya maliki olan Ma'bud-u Mutlak'a karşı ubudiyet-i fikriye âdâbının levazımını ihlal etmesin. Hem tâ, onunla senin zihnin o cüz'-ü cüz'îden nazarını çekip, emsal ve benzerlerine gitmek üzere inbisat peyda etsin. Hem tâ ki Kur'an, bu tarz-ı üslûbuyla umum cüz'î olan şeylerde bile, -velev hakir ve zail olsun- Sultan-ı Ezel ve Ebed'in marifetine, hem Zat-ı Ehad ve Samed'in cilve-i esmasının şuhuduna açık bir yol, müstakim bir cadde, parlak bir delil bulunduğunu sana gösterip tefhim ettirsin.
 
Evet, Kur'anın bu tarz-ı üslûbu cihetindeki meseli şöyledir ki: Bir adam, içinde güneşin bir timsalciği bulunan bir katreyi veyahut şemsin ziyasının renkleri içinde bulunan bir çiçeği sana gösterdikten sonra, hemen bilâ-mühlet gündüz ortasındaki güneşi sana irae etmek üzere başını kaldırtıp ona diktirir. Tâ ki, o cüz'î katre ve çiçekteki güneşçiğin timsaline nazarın saplanıp da, sana hal kesb-i müşevveşiyet etmesiyle, güneş senin zihninde küçülüp te, sen onun levazım-ı azametinin inkârına gitmeyesin.
 
Meselâ, [[Sure-i Yusuf]]'ta bir emr-i cüz'înin bahsi arkasında
 
[[Yusuf 76|{{Arabi|وَ فَوْقَ كُلِّ ذِي عِلْمٍ عَلِيمٌ}}]]
 
der.
 
Hem [[Sure-i Hacc]]'da
 
[[Hacc 74|{{Arabi|مَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ الٓخ}}]]
 
ve [[Sure-i Nur]]'da
 
[[Nur 59|{{Arabi|وَ اِذَا بَلَغَ الْاَطْفَالُ}}]]
 
dan tâ
 
[[Nur 59|{{Arabi|وَاللّٰهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ}}]]
 
e kadar.. hem [[Sure-i Ankebut]]'ta
 
[[Ankebut 41|{{Arabi|وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ}}]]
 
den tâ
 
[[Ankebut 41|{{Arabi|لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ}}]]
 
e kadar.. ve emsali âyetler mezkûr davamızı te'kid etmektedirler.
 
([[Risale:Şule_(Mesnevi_Badıllı)#31._Parça|Şule (Mesnevi N. (Badıllı))]])


==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler==
==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler==
78. satır: 166. satır:
==İlgili Resimler/Fotoğraflar==
==İlgili Resimler/Fotoğraflar==


==İlgili Maddeler==
==Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları==
 
{| class="wikitable"
|+Ankebut Suresinin Ayetlerindeki Kelime ve Harf Sayısı<ref name='b' />
!Genel Ayet No
!Sure No
!Sure Ayet No
!Kelime Sayısı
!Harf Sayısı
|-
|align=center|3341
|align=center|29
|align=center|1
|align=center|1
|align=center|3
|-
|align=center|3342
|align=center|29
|align=center|2
|align=center|10
|align=center|41
|-
|align=center|3343
|align=center|29
|align=center|3
|align=center|11
|align=center|55
|-
|align=center|3344
|align=center|29
|align=center|4
|align=center|10
|align=center|43
|-
|align=center|3345
|align=center|29
|align=center|5
|align=center|12
|align=center|47
|-
|align=center|3346
|align=center|29
|align=center|6
|align=center|10
|align=center|39
|-
|align=center|3347
|align=center|29
|align=center|7
|align=center|12
|align=center|69
|-
|align=center|3348
|align=center|29
|align=center|8
|align=center|21
|align=center|87
|-
|align=center|3349
|align=center|29
|align=center|9
|align=center|7
|align=center|41
|-
|align=center|3350
|align=center|29
|align=center|10
|align=center|31
|align=center|120
|-
|align=center|3351
|align=center|29
|align=center|11
|align=center|6
|align=center|37
|-
|align=center|3352
|align=center|29
|align=center|12
|align=center|18
|align=center|81
|-
|align=center|3353
|align=center|29
|align=center|13
|align=center|11
|align=center|60
|-
|align=center|3354
|align=center|29
|align=center|14
|align=center|16
|align=center|68
|-
|align=center|3355
|align=center|29
|align=center|15
|align=center|6
|align=center|37
|-
 
|-
|align=center|3356
|align=center|29
|align=center|16
|align=center|13
|align=center|55
|-
|align=center|3357
|align=center|29
|align=center|17
|align=center|27
|align=center|117
|-
|align=center|3358
|align=center|29
|align=center|18
|align=center|13
|align=center|51
|-
|align=center|3359
|align=center|29
|align=center|19
|align=center|13
|align=center|47
|-
|align=center|3360
|align=center|29
|align=center|20
|align=center|19
|align=center|73
|-
|align=center|3361
|align=center|29
|align=center|21
|align=center|8
|align=center|32
|-
|align=center|3362
|align=center|29
|align=center|22
|align=center|17
|align=center|59
|-
|align=center|3363
|align=center|29
|align=center|23
|align=center|13
|align=center|60
|-
|align=center|3364
|align=center|29
|align=center|24
|align=center|20
|align=center|76
|-
|align=center|3365
|align=center|29
|align=center|25
|align=center|27
|align=center|114
|-
|align=center|3366
|align=center|29
|align=center|26
|align=center|12
|align=center|45
|-
|align=center|3367
|align=center|29
|align=center|27
|align=center|18
|align=center|85
|-
|align=center|3368
|align=center|29
|align=center|28
|align=center|14
|align=center|55
|-
|align=center|3369
|align=center|29
|align=center|29
|align=center|23
|align=center|102
|-
|align=center|3370
|align=center|29
|align=center|30
|align=center|6
|align=center|27
|-
|align=center|3371
|align=center|29
|align=center|31
|align=center|15
|align=center|69
|-
|align=center|3372
|align=center|29
|align=center|32
|align=center|16
|align=center|66
|-
|align=center|3373
|align=center|29
|align=center|33
|align=center|23
|align=center|89
|-
|align=center|3374
|align=center|29
|align=center|34
|align=center|12
|align=center|50
|-
|align=center|3375
|align=center|29
|align=center|35
|align=center|7
|align=center|31
|-
|align=center|3376
|align=center|29
|align=center|36
|align=center|16
|align=center|74
|-
|align=center|3377
|align=center|29
|align=center|37
|align=center|7
|align=center|38
|-
|align=center|3378
|align=center|29
|align=center|38
|align=center|16
|align=center|75
|-
|align=center|3379
|align=center|29
|align=center|39
|align=center|13
|align=center|64
|-
|align=center|3380
|align=center|29
|align=center|40
|align=center|28
|align=center|124
|-
|align=center|3381
|align=center|29
|align=center|41
|align=center|19
|align=center|88
|-
|align=center|3382
|align=center|29
|align=center|42
|align=center|12
|align=center|43
|-
|align=center|3383
|align=center|29
|align=center|43
|align=center|8
|align=center|40
|-
|align=center|3384
|align=center|29
|align=center|44
|align=center|10
|align=center|44
|-
|align=center|3385
|align=center|29
|align=center|45
|align=center|21
|align=center|88
|-
|align=center|3386
|align=center|29
|align=center|46
|align=center|25
|align=center|110
|-
|align=center|3387
|align=center|29
|align=center|47
|align=center|19
|align=center|86
|-
|align=center|3388
|align=center|29
|align=center|48
|align=center|13
|align=center|52
|-
|align=center|3389
|align=center|29
|align=center|49
|align=center|14
|align=center|57
|-
|align=center|3390
|align=center|29
|align=center|50
|align=center|16
|align=center|62
|-
|align=center|3391
|align=center|29
|align=center|51
|align=center|15
|align=center|63
|-
|align=center|3392
|align=center|29
|align=center|52
|align=center|19
|align=center|88
|-
|align=center|3393
|align=center|29
|align=center|53
|align=center|12
|align=center|65
|-
|align=center|3394
|align=center|29
|align=center|54
|align=center|6
|align=center|37
|-
|align=center|3395
|align=center|29
|align=center|55
|align=center|13
|align=center|56
|-
|align=center|3396
|align=center|29
|align=center|56
|align=center|8
|align=center|38
|-
|align=center|3397
|align=center|29
|align=center|57
|align=center|7
|align=center|28
|-
|align=center|3398
|align=center|29
|align=center|58
|align=center|17
|align=center|82
|-
|align=center|3399
|align=center|29
|align=center|59
|align=center|5
|align=center|25
|-
 
|-
|align=center|3400
|align=center|29
|align=center|60
|align=center|12
|align=center|53
|-
|align=center|3401
|align=center|29
|align=center|61
|align=center|13
|align=center|62
|-
|align=center|3402
|align=center|29
|align=center|62
|align=center|14
|align=center|50
|-
|align=center|3403
|align=center|29
|align=center|63
|align=center|22
|align=center|84
|-
|align=center|3404
|align=center|29
|align=center|64
|align=center|15
|align=center|66
|-
|align=center|3405
|align=center|29
|align=center|65
|align=center|16
|align=center|64
|-
|align=center|3406
|align=center|29
|align=center|66
|align=center|6
|align=center|36
|-
|align=center|3407
|align=center|29
|align=center|67
|align=center|15
|align=center|73
|-
|align=center|3408
|align=center|29
|align=center|68
|align=center|17
|align=center|64
|-
|align=center|3409
|align=center|29
|align=center|69
|align=center|9
|align=center|46
|-
|align=center|Toplam
|align=center|-
|align=center|69
|align=center|976
|align=center|4.256
|}
 
==İlgili Maddeler/Sayfalar==
 
*[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)#Ankebut_Suresi|Ankebut Suresinin Münacat-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetleri]]
*[[Huruf-u Mukattaa]]: Kur’an’da Ankebut dahil 29 sûrenin başında 30 ayette yer alan ve isimleriyle telaffuz edilen harflerin ortak adı.
*[[Örümcek|Ankebut]]: Sureye adını veren hayvan (örümcek)
 
==İlgili Kategoriler==


*[[Ankebut 60]]
*[[:Kategori:Ankebut Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri|Ankebut Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri]]
*[[:Kategori:Ankebut Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri|Ankebut Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri]]


==Kaynakça==
==Kaynakça==

23.12, 13 Ekim 2025 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Önceki Sure: Kasas SuresiKur'ânRum Suresi: Sonraki Sure

Bu sureyi Ankebut suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz

Bu addaki hayvan için Örümcek sayfasına gidin

Ankebut (العنكبوت) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 29. suresi olup Kasas ve Rûm sureleri arasında yer alır. Sûre, ismini kırk birinci âyette geçen ve “(dişi) örümcek” anlamına gelen el-ankebût kelimesinden alır. Bu âyette Allah’tan başkasına güvenenlerin durumu, ördüğü ağa güvenen örümceğin haline benzetilir ve ağdan ibaret olan örümcek evinin evlerin en çürüğü olduğu açıklanır. Risale-i Nur'da bu surenin Mekke’de indiği ve Peygamberimizin hicret esnasında Hz. Ebubekir ile mağaraya girdiğinde Kureyş’in imana gelmeyen reislerinin en zayıf ve en küçük bir hayvan olan bir örümceğe karşı mağlup olacaklarına ayette önceden gaybi bir şekilde işaret edildiği beyan edilir. Ayrıca, ilgili ayette geçen "lev" (eğer) kelimesiyle ayet o kafirlere “En zayıf bir hayvana mağlup olacaklarını faraza bilseydiler, bu cinayete ve bu sû-i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi.” der. Bediüzzaman böylece bu sureye "Ankebut" adının verilmesinin tam yerinde olduğunu söyler ve Kur’an’ın sadece sure ve âyetlerinde değil, cümle ve kelimelerinde de mucizevi yönler olduğuna delil olarak gösterir.

Başında hurûf-ı mukattaa bulunan sûrelerin hepsi vahiy ve nübüvvetin ispatıyla ilgili âyetlerle söze başladığı halde yalnızca üç tanesi (Meryem, Rûm ve Ankebût sûreleri) bu genel üslûbun dışında kalır. Meryem sûresi Hz. Zekeriyyâ’ya verilecek bir oğulun, Rûm sûresi ise uğradığı mağlûbiyetten sonra Bizans’ın yakın bir gelecekte kazanacağı zaferin müjdesiyle başlar. Bu sûre ise müminlerin birtakım fitne ve belâlara uğratılıp imtihana çekileceklerini bildiren âyetlerle başlar ve kendisinden sonra yine başında “elif-lâm-mîm” bulunan diğer üç sûre ile birlikte bir grup oluşturur.[1]

Risale-i Nur'da Ankebut Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler

  • Ankebut suresinin de içinde olduğu 29 surenin başında geçen kesik harfler (huruf-u mukattaa) hakkında tüm dersler ve izahlar için Huruf-u Mukattaa maddesine bakılabilir.
  • Fatiha'da hemze ile sakin elif toplam 30 defa geçer. Besmele sayılmazsa lam ile elifler de toplam 30 defa geçer. Bu iki rakam 30 cüz Kur'an'a ima eder. 23 defa geçen lam ise vahyin 23 senesine işaret eder. 13 defa geçen Elif-lam (ال), hem ال ile başlayan 13 sureye hem de yedi adet الٓمٓ + altı adet الٓرٰ ile başlayan toplam 13 sureye işaret eder.
  • Kur'an'ın bir fihristesi olan ve bir cihette Kur'an içinde bulunan Fatiha suresinde 15 mim harfi geçer. Mukattaa harfleriyle başlayan mühim sureler, الٓمٓ ler ve الٓرٰ lar ve حٰمٓ lerdir. Mim harfi adıyla geçen 15 sure (7 Ha-mim, 8 Elif-Lam-Mim) mevcuttur.
  • Ankebut suresinin 17. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "Dönüş(ünüz) O'nadır (Allah'adır)" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
  • Ankebut suresinin 18. ayetinde ve daha pek çok ayette (bazılarında yakın mealde) geçen "Peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir." ifadesi hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri bu sayfada topluca okuyabilirsiniz.
  • Nur talebeleri Camiü’l-Ezhere yazdıkları ve konferans kitabına eklenen bir mektuplarında Bediüzzaman'ın Emirdağ Lahikasındaki bir mektubundan ders alarak "Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!" mealindeki Ankebut suresinin 41. ayeti hakkında bir izahat yaparak hem bu ayetin gaybi bir ihtar ile mağara hadisesine işaret ettiğini hem de Mekke müşriklerinin en zayıf olan örümceğe mağlup olduklarını beyan eder.
  • Ankebut suresinin 57. ayetinde ve 2 ayette daha geçen "Her nefis ölümü tadıcıdır " ifadesi hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri bu sayfada topluca okuyabilirsiniz.
  • 33'er defa tekrar ettiği dua ve tesbihlerden birisi 1 defa Ankebut 57 ayetinin başını ve başka bazı ayetleri okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Yâ Bâkî Entel Bâkî, Yâ Bâkî Entel Bâkî" ifadesidir.
  • Ankebut suresinin 58. ayetinde ve daha pek çok ayette (Kur'an'da toplam 40 ayette) bazen cennetlikler bazen de cehennemlik için kullanılan "Hâlidîne Fîhâ (Ebedâ)" ([Orada] ebedi kalırlar) ifadesinin izahına ve ayrıca kafirlerin sınırlı dünya hayatını kafir olarak geçirmelerine karşılık cehennemde daimi kalmalarının Allah'ın hikmeti açısından uygun olduğu ve Allah'ın merhametine aykırı olmadığının izahına dair bahisleri topluca bu sayfada okuyabilirsiniz.
  • "Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. Onlara da size de rızık veren Allah'tır." mealindeki Ankebut suresinin 60. ayeti Risale-i Nur'un çok yerinde geçer ve izah edilir. Tüm bu dersleri bu sayfada okuyabilirsiniz.
  • Ankebut suresinin 61. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "Gökleri ve yeri yarattı/yaratan ve göklerin ve yerin yaratılışı" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri bu sayfada görebilirsiniz.
  • Ankebut suresinin 64. ayetinde geçen "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir." mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı 17. Söz'dedir.
  • Yine Ankebut suresinin 64. ayetinde geçen "Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur." mealindeki ibare hakkında Risalelerde geçen bahislerin hepsini bu sayfada okuyabilirsiniz.
  • Bediüzzaman 33 ayetin Risale-i Nur'a işaretlerini izah ettiği 1. Şua risalesinde Ankebut suresinin 69. ayetinde geçen "Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz." mealindeki ibarenin cifirce 1344 (1928) ettiğini, "Gerçek şu ki, insan azar." mealindeki Alak suresinin 6. ayetinin de cifirce buna baktığını, bu tarihte insanlık içinde firavunane emsalsiz bir tuğyan çıktığını ve o tarihte Risale-i Nur’un şakirdleri gibi bu âyetin manasına daha ziyade mazhar olanların zahiren görülmediğini söyler. Ayrıca, bu ayetin Risaletü’n-Nur müellifinin hayatının başı olan 1294 yılına ve hürriyetin (2. Meşrutiyet) ilan edildiği zamanlarda manevi mücahedesi ile ortaya çıkan Risalei’n-Nur müellifinin görünmesi tarihine (1324) işaret ettiğini beyan eder.

Bilgiler

İsminin Anlamı ve Kaynağı: Ankebût, (dişi) örümcek anlamına gelir ve sure ismini 41. ayetinde geçen bu kelimeden almıştır.

Diğer İsimleri:

Kur'ân'daki Sırası: 29

Kur'ân'daki Yeri: 20. cüz, 395. sayfa

Mekkî/Medenî: Mekkî[1]

Nuzül (İnme) Sırası: 85

Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: Rum Suresi

Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Mutaffifin Suresi

Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: Bazılarına göre hicretten önce Mekke’de nâzil olan son sûredir.[1]

Uzunluğu: 8,0 sayfa

Ayet Sayısı: 69

Satır Sayısı: 120

Kelime Sayısı: 980 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 976[3]

Harf Sayısı: 4.145 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 4.256[3]

Fasıla Harfleri: Ra, Mim, Nun

Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 7

Secde Ayeti: -

Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 42

Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rab ismi sayısı: 5

İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: -

Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Ankebut Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (24 ayet)

Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Ankebut Kısmı

Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 10., 15. ve 69. ayetler (3 ayet)

Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 11 (Bkz. Ankebut Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)

Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 41., 58., 60., 64. ve 69. ayetler (Toplam 5 ayet)

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Evvela: Bugünlerde Sure-i Ankebut’ta

مَثَلُ الَّذٖينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَٓاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

âyetini okurken birden şiddetli bir vehim geldi ki: “En zayıf hane örümceğin hanesidir. Allah’a şerik yapanlar faraza bilseler. Yani imana gelmeyen Kureyş rüesaları eğer bilseler…” manasında olan bu âyetin belâgatına münasip bir vaziyet görülmedi.

Birden aynı zamanda Zülfikar Mu’cizat-ı Ahmediye’yi tashih için açtım. Birden şu satırlar nazarıma ilişti:

Birinci Hâdise: Manevî tevatür derecesinde bir şöhret ile Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, Ebubekir-i Sıddık ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gār-ı Hira’nın kapısında, iki nöbetçi gibi iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi hârika bir tarzda, kalın bir ağ ile mağara kapısını örtmesidir. Hattâ rüesa-yı Kureyş’ten, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın eliyle Gazve-i Bedir’de öldürülen Übeyy İbn-i Halef mağaraya bakmış. Arkadaşları demişler: Mağaraya girelim. O demiş: Nasıl girelim? Burada bir ağ görüyorum ki Muhammed (asm) tevellüd etmeden bu ağ yapılmış gibidir.

Birden bu âyet-i kerîmenin iki harfinde yani لَوْ harflerinde bir mu’cize gördüm ki benim vehmim yerine yüksek bir lem’a-i i’cazı bildim. Şöyle ki:

Sure-i Ankebut Mekke’de nâzil olduğu için Kureyş’in imana gelmeyen reisleri Peygamber aleyhissalâtü vesselâma sû-i kasd edeceklerini ve o sû-i kasdın içinde en zayıf ve en küçük bir hayvan olan bir örümcek o reislerin o şiddetli hücumlarına karşı mukabele edip galebe edecek.

Yani örümceğin hanesi olan ağ en zayıf bir perde iken o kuvvetli reisleri mağlup edeceğini göstermekle âyet diyor ki: “En zayıf bir hayvana mağlup olacaklarını faraza bilseydiler, bu cinayete ve bu sû-i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi.”

İşte اَلْيَوْمَ نُنَجّٖيكَ بِبَدَنِكَ âyetinde bir kelime ile bir mu’cize-i tarihiye gösterildiği gibi (Hâşiye[5]) Mekke’de nâzil olan bu surenin de bu لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ âyetinde görülen remiz ile Gār-ı Hira hâdisesinde hârika bir hıfz-ı İlahîye ve ihbar-ı gaybî nevinden bir mu’cize-i Nebeviyeye işaret ile bir lem’a-i i’caz gösterip o sureye Ankebut namı vermek ve onun ehemmiyetsiz ağına ehemmiyet vermek tam yerinde olup bu âyete gelen şüphe ve evhamları esasıyla reddettiğini gördüm.

Cenab-ı Hakk’a hadsiz şükrettim ki Kur’an’ın surelerinde ve âyetlerinde hattâ cümlelerinde ve kelimelerinde de i’caz lem’aları olduğu gibi harflerinde de vardır bildim.

اَلْبَاقٖى هُوَ الْبَاقٖى

Hasta kardeşiniz Said Nursî

(Emirdağ Lahikası-2)


Mesela, Sure-i Ankebut’ta

وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

âyet-i kerîmesinde لَوْ-i farazî ile “En zayıf ev, örümceğin evi olduğunu –faraza– Kureyş müşrikleri bilse idiler.” diyor. En zayıf ev, örümceğin evi olduğu herkesçe malûm ve zahirdir. Öyle ise Kur’an-ı Hakîm, bu لَوْ-i farazî ile başka bir manaya delâlet ediyor. İşte o mana da Risale-i Nur’un keşfiyle لَوْ-i farazînin iki cihetle mu’cize oluşudur:

Birincisi: Bu âyet, Mekke’de nâzil olduğu cihetle, bir ihbar-ı gaybîdir. Gār-ı Hira’daki hâdiseyi haber veriyor.

İkincisi: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın Ebubekir-i Sıddık (ra) ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gār-ı Hira’nın kapısında iki nöbetçi gibi iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi hârika bir tarzda kalın bir ağla mağara kapısını örtmesidir ki örümcek, zayıf ağı ile rüesa-i Kureyş’e galebe etmiştir. Âyet diyor ki: “En zayıf bir hayvana mağlup olacaklarını o müşrikler faraza bilseler bu cinayete ve bu sû-i kasda teşebbüs etmeyeceklerdi.”

(Konferans)


اِعْلَمْ Ey kardeş bil ki! Kur'anın ulviyyet ve yüceliğinin meziyetlerindendir ki; kesretin mebhasları ardından hemen vahdetin tezkirlerini dercetmesi; ve tafsilden hemen sonra, icmal eylemesi; ve cüz'iyatın müteradif bahislerini rububiyet-i mutlakanın desatiriyle birleştirmesini; ve her şeye âmm ve şamil olan sıfat-ı kemaliyenin nevamisini, âyetlerin sonlarında neticeler ve illetler gibi olan fezlekelerin zikri ile zabtetmesini irad etmesidir. Bu ise, tâ ki, sami'in zihni, o mezkûr kevnî olan cüz'-ü cüz'î içinde tegalgul edip, uluhiyet-i mutlakanın azamet-i mertebesini unutarak; azamet, heybet ve kibriya maliki olan Ma'bud-u Mutlak'a karşı ubudiyet-i fikriye âdâbının levazımını ihlal etmesin. Hem tâ, onunla senin zihnin o cüz'-ü cüz'îden nazarını çekip, emsal ve benzerlerine gitmek üzere inbisat peyda etsin. Hem tâ ki Kur'an, bu tarz-ı üslûbuyla umum cüz'î olan şeylerde bile, -velev hakir ve zail olsun- Sultan-ı Ezel ve Ebed'in marifetine, hem Zat-ı Ehad ve Samed'in cilve-i esmasının şuhuduna açık bir yol, müstakim bir cadde, parlak bir delil bulunduğunu sana gösterip tefhim ettirsin.

Evet, Kur'anın bu tarz-ı üslûbu cihetindeki meseli şöyledir ki: Bir adam, içinde güneşin bir timsalciği bulunan bir katreyi veyahut şemsin ziyasının renkleri içinde bulunan bir çiçeği sana gösterdikten sonra, hemen bilâ-mühlet gündüz ortasındaki güneşi sana irae etmek üzere başını kaldırtıp ona diktirir. Tâ ki, o cüz'î katre ve çiçekteki güneşçiğin timsaline nazarın saplanıp da, sana hal kesb-i müşevveşiyet etmesiyle, güneş senin zihninde küçülüp te, sen onun levazım-ı azametinin inkârına gitmeyesin.

Meselâ, Sure-i Yusuf'ta bir emr-i cüz'înin bahsi arkasında

وَ فَوْقَ كُلِّ ذِي عِلْمٍ عَلِيمٌ

der.

Hem Sure-i Hacc'da

مَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ الٓخ

ve Sure-i Nur'da

وَ اِذَا بَلَغَ الْاَطْفَالُ

dan tâ

وَاللّٰهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

e kadar.. hem Sure-i Ankebut'ta

وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ

den tâ

لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

e kadar.. ve emsali âyetler mezkûr davamızı te'kid etmektedirler.

(Şule (Mesnevi N. (Badıllı)))

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları

Ankebut Suresinin Ayetlerindeki Kelime ve Harf Sayısı[3]
Genel Ayet No Sure No Sure Ayet No Kelime Sayısı Harf Sayısı
3341 29 1 1 3
3342 29 2 10 41
3343 29 3 11 55
3344 29 4 10 43
3345 29 5 12 47
3346 29 6 10 39
3347 29 7 12 69
3348 29 8 21 87
3349 29 9 7 41
3350 29 10 31 120
3351 29 11 6 37
3352 29 12 18 81
3353 29 13 11 60
3354 29 14 16 68
3355 29 15 6 37
3356 29 16 13 55
3357 29 17 27 117
3358 29 18 13 51
3359 29 19 13 47
3360 29 20 19 73
3361 29 21 8 32
3362 29 22 17 59
3363 29 23 13 60
3364 29 24 20 76
3365 29 25 27 114
3366 29 26 12 45
3367 29 27 18 85
3368 29 28 14 55
3369 29 29 23 102
3370 29 30 6 27
3371 29 31 15 69
3372 29 32 16 66
3373 29 33 23 89
3374 29 34 12 50
3375 29 35 7 31
3376 29 36 16 74
3377 29 37 7 38
3378 29 38 16 75
3379 29 39 13 64
3380 29 40 28 124
3381 29 41 19 88
3382 29 42 12 43
3383 29 43 8 40
3384 29 44 10 44
3385 29 45 21 88
3386 29 46 25 110
3387 29 47 19 86
3388 29 48 13 52
3389 29 49 14 57
3390 29 50 16 62
3391 29 51 15 63
3392 29 52 19 88
3393 29 53 12 65
3394 29 54 6 37
3395 29 55 13 56
3396 29 56 8 38
3397 29 57 7 28
3398 29 58 17 82
3399 29 59 5 25
3400 29 60 12 53
3401 29 61 13 62
3402 29 62 14 50
3403 29 63 22 84
3404 29 64 15 66
3405 29 65 16 64
3406 29 66 6 36
3407 29 67 15 73
3408 29 68 17 64
3409 29 69 9 46
Toplam - 69 976 4.256

İlgili Maddeler/Sayfalar

İlgili Kategoriler

Kaynakça

  1. 1,0 1,1 1,2 https://islamansiklopedisi.org.tr/ankebut-suresi
  2. https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
  3. 3,0 3,1 3,2 https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
  4. https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
  5. Mu’cizat-ı Kur’aniye’de اَلْيَوْمَ نُنَجّٖيكَ بِبَدَنِكَ âyetiyle gark olan Firavun’a der: “Bugün gark olan cesedine necat vereceğim.” demesiyle umum Firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, şu asr-ı âhirde o gark olan Firavun’un aynı cesedi olarak keşfolunan bir beden, o mahall-i gark denizinden sahile atıldığı gibi zamanın denizinden asırların mevcelerinin üstünde şu asır sahiline atılacağı mu’cizane bir işaret-i gaybiye ifade eder. (Hâşiyenin hâşiyesi)
    Hâşiyenin hâşiyesi: Bu asırda ecnebiler aynı Firavun’un cesedini bulmuşlar. Müzehanelerine götürdükleri, ceridelerle neşredilmiştir.