Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Kısım: Evrâd-ı KudsiyyeHizb-ül HakaikSekîne: Sonraki Kısım

Delâil-in Nur

ﺩَﻟﺎَﺋِﻞُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ‌

ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ

Ayet (13. Gün)[düzenle]

ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻭَ ﻣَﻠَٓﺌِﻜَﺘَﻪُ ﻳُﺼَﻠُّﻮﻥَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍَﻣَﻨُﻮﺍ ﺻَﻠُّﻮﺍ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻤُﻮﺍ ﺗَﺴْﻠِﻴﻤًﺎ ﻟَﺒَّﻴْﻚَ

Rahman, Rahim olan Allah'ın ismiyle..

"Muhakkak ki Allah ve melekleri, o peygambere (Muhammed'e) salât ederler. Ey îmân edenler! Siz de ona muhakkak salât ve selâm edin!" (Ahzâb, 56).. (Ya Rabbena!) Emrin üzere sana yöneldik ve emrini yerine getirmeye hazırız.

1. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗُﻨْﺠِﻴﻨَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﺎَﻫْﻮَﺍﻝِ ﻭَ ﺍﻟْﺎَﻓَﺎﺕِ ﻭَ ﺗَﻘْﻀِﻰ ﻟَﻨَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﺟَﻤِﻴﻊَ ﺍﻟْﺤَﺎﺟَﺎﺕِ ﻭَ ﺗُﻄَﻬِّﺮُﻧَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟﺴَّﻴِّﺌَﺎﺕِ ﻭَ ﺗَﺮْﻓَﻌُﻨَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﻋِﻨْﺪَﻙَ ﺍَﻋْﻠَﻰ ﺍﻟﺪَّﺭَﺟَﺎﺕِ ﻭَ ﺗُﺒَﻠِّﻐُﻨَﺎ ﺑِﻬَٓﺎ ﺍَﻗْﺼَﻰ ﺍﻟْﻐَﺎﻳَﺎﺕِ ﻣِﻦْ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮَﺍﺕِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻭَ ﺑَﻌْﺪَ ﺍﻟْﻤَﻤَﺎﺕِ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻳَﺎ ﻣُﺠِﻴﺐَ ﺍﻟﺪَّﻋَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

[Salât-ı münciye, âlemce meşhur ve gayet mücerreb ve umum aktâbların mergûbu bir salavât-ı şerifedir.]

Yâ İlâhenâ!. Efendimiz Muhammed'e, mübarek nesline ve ehl-i beytine salât eyle. Öyle bir salât ile ki, bizi onun hürmetine her türlü tehlike ve âfetten kurtar. Onun bereketine bütün ihtiyaçlarımızı gider. Onun vesilesiyle bizi günahlarımızın kirlerinden temizle. Onun şerefine bizi en yüksek derecelere çıkar, gerek hayatta iken, gerekse öldükten sonra bizi hayırlı işlerde varılabilecek en uç noktalara ulaştır. Ey bütün duaları işitip cevâb veren Mücîb.! Âmîn! (Bizim de dualarımızı kabul buyur). Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur.

2. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻛُﻞَّ ﻣَﺎ ﺍﺧْﺘَﻠَﻒَ ﺍﻟْﻤَﻠَﻮَﺍﻥِ ﻭَ ﺗَﻌَﺎﻗَﺐَ ﺍﻟْﻌَﺼْﺮَﺍﻥِ ﻭَ ﻛَﺮَّﺭَ ﺍﻟْﺠَﺪِﻳﺪَﺍﻥِ ﻭَ ﺍﺳْﺘَﻘْﺒَﻞَ ﺍﻟْﻔَﺮْﻗَﺪَﺍﻥِ ﻭَ ﺑَﻠِّﻎْ ﺭُﻭﺣَﻪُ ﻭَ ﺍَﺭْﻭَﺍﺡَ ﺍَﻫْﻞِ ﺑَﻴْﺘِﻪِ ﻣِﻨَّﺎ ﺍﻟﺘَّﺤِﻴَّﺔَ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻠﺎَﻡَ ﻭَ ﺍﺭْﺣَﻢْ ﻭَ ﺑَﺎﺭِﻙْ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ ﺍِﻟَﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﺤَﺸْﺮِ ﻭَ ﺍﻟْﻘَﺮَﺍﺭِ ﴿٣﴾ ﻭَ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ ﻭَ ﺍﺭْﺣَﻤْﻨَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﻄُﻒْ ﺑِﻨَﺎ ﻳَٓﺎ ﺍِﻟَﻬَﻨَﺎ ﺑِﻜُﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ

[Bu salavât-ı şerîfenin üç defası, on bin salavât-ı şerife kadar kıymetli ve bir rivayette otuz bin salavât-ı şerife kıymetinde olduğunu ehl-i hakîkat ve keşif haber vermişler.]

Yâ İlâhenâ!. Gece ile gündüzün her değişmesinde, Karanlık ile aydınlığın birbirini ta'kîbinde, Sürekli yenilenen sabah ile akşamın ard arda tekrarlanmasında, Ve iki kutub yıldızının her karşılaşmasında Efendimiz Muhammed'e ve onun bütün ehl-i beytine, mübarek nesline salât eyle. Bizden onun ruhuna ve ehl-i beytinin ruhlarına ma'nevî hediyeler ve selâmlar ulaştır. Haşir günü gelinceye ve cennete yerleşinceye kadar, ona ve ehl-i beytine pek çok rahmet, bereket ve selâmetler ihsan eyle.. (Buraya kadar 3 defa) Yâ İlâhenâ! Ona ettiğimiz salavâtlardan her biri hürmetine bizi bağışla, bize merhamet eyle, bizlere lütuf ve ihsan buyur.

3. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺑَﺤْﺮِ ﺍَﻧْﻮَﺍﺭِﻙَ ﻭَ ﻣَﻌْﺪَﻥِ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭِﻙَ ﻭَ ﻋَﻴْﻦِ ﻋِﻨَﺎﻳَﺘِﻚَ ﻭَ ﺷَﻤْﺲِ ﻫِﺪَﺍﻳَﺘِﻚَ ﻭَ ﻋَﺮُﻭﺱِ ﻣَﻤْﻠَﻜَﺘِﻚَ ﻭَ ﺍِﻣَﺎﻡِ ﺣَﻀْﺮَﺗِﻚَ ﻭَ ﺧَﻴْﺮِ ﺧَﻠْﻘِﻚَ ﻭَ ﺍَﺣَﺐِّ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖِ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻋَﺒْﺪِﻙَ ﻭَ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﻭَ ﺭَﺳُﻮﻟِﻚَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺍﻟْﺎُﻣِّﻰِّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺧَﺘَﻤْﺖَ ﺑِﻪِ ﺍﻟْﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀَ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺳَٓﺎﺋِﺮِ ﺍﻟْﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِٓ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَﻠَٓﺌِﻜَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺑِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﻋِﺒَﺎﺩِﻙَ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤِﻴﻦَ ﻣِﻦْ ﺍَﻫْﻞِ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍَﻫْﻞِ ﺍﻟْﺎَﺭَﺿِﻴﻦَ ﺭِﺿْﻮَﺍﻥُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻭَ ﻋَﻠَﻴْﻨَٓﺎ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

[Bu mübarek salavât-ı şerifenin "Bir defa okunması, otuz bin salavât-ı şerîfeye mukabil" denilmiştir.]

Yâ İlâhenâ! Senin nurlarının deryası, sırlarının ma'deni, İnayet ve yardımının kaynağı, Hidâyetinin güneşi mülkünün en kıymetli sevgilisi, Bütün mahlûkâtına ta'yîn ettiğin imâmın, yarattıklarının en hayırlısı, en efdali, mahlûkâtın içinde sana en sevgilisi, kulun, habîbin ve resulün, Kendisi ile nebî ve resulleri sona erdirdiğin ümmî peygamberin olan Efendimiz Muhammed'e, Kendilerini nebî ve resul olarak gönderdiğin diğer peygamberlerine, Onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına, kendine yakın kıldığın mukarreb meleklere, göklerde ve yerlerde bulunan sâlih kullarına salât eyle! Allahü Teâlâ'nın rızâsı onların hepsinin ve bizim üzerimize olsun. Âmîn. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur.

4. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻞْ ﺍَﻓْﻀَﻞَ ﺻَﻠَﻮَﺍﺗِﻚَ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﻭَ ﺍَﻧْﻤَﻰ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗِﻚَ ﺳَﺮْﻣَﺪًﺍ ﻭَ ﺍَﺯْﻛَﻰ ﺗَﺤِﻴَّﺎﺗِﻚَ ﻓَﻀْﻠﺎً ﻭَ ﻋَﺪَﺩًﺍ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﺷْﺮَﻑِ ﺍﻟْﺨَﻠﺎَٓﺋِﻖِ ﺍﻟْﺎِﻧْﺴَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻣَﺠْﻤَﻊِ ﺍﻟْﺤَﻘَٓﺎﺋِﻖِ ﺍﻟْﺎِﻳﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻃُﻮﺭِ ﺍﻟﺘَّﺠَﻠِّﻴَﺎﺕِ ﺍﻟْﺎِﺣْﺴَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻣَﻬْﺒَﻂِ ﺍﻟْﺎَﺳْﺮَﺍﺭِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻋَﺮُﻭﺱِ ﺍﻟْﻤَﻤْﻠَﻜَﺔِ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَﺍﺳِﻄَﺔِ ﻋِﻘْﺪِ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴِّﻦَ ﻭَ ﻣُﻘَﺪَّﻡِ ﺟَﻴْﺶِ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠِﻴﻦَ ﻭَ ﻗَٓﺎﺋِﺪِ ﺭَﻛْﺐِ ﺍﻟْﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﺍﻟْﻤُﻜَﺮَّﻣِﻴﻦَ ﻭَ ﺍَﻓْﻀَﻞِ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖِ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ ﺣَﺎﻣِﻞِ ﻟِﻮَٓﺍﺀِ ﺍﻟْﻌِﺰِّ ﺍﻟْﺎَﻋْﻠَﻰ ﻭَ ﻣَﺎﻟِﻚِ ﺍَﺯِﻣَّﺔِ ﺍﻟْﻤَﺠْﺪِ ﺍﻟْﺎَﺳْﻨَﻰ ﺷَﺎﻫِﺪِ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭِ ﺍﻟْﺎَﺯَﻝِ ﻭَ ﻣُﺸَﺎﻫِﺪِ ﺍَﻧْﻮَﺍﺭِ ﺍﻟﺴَّﻮَﺍﺑِﻖِ ﺍﻟْﺎُﻭَﻝِ ﻭَ ﺗَﺮْﺟَﻤَﺎﻥِ ﻟِﺴَﺎﻥِ ﺍﻟْﻘِﺪَﻡِ ﻭَ ﻣَﻨْﺒَﻊِ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻠْﻢِ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻜَﻢِ ﻭَ ﻣَﻈْﻬَﺮِ ﺳِﺮِّ ﺍﻟْﺠُﻮﺩِ ﺍﻟْﺠُﺰْﺋِﻰِّ ﻭَ ﺍﻟْﻜُﻠِّﻰِّ ﻭَ ﺍِﻧْﺴَﺎﻥِ ﻋَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟْﻌُﻠْﻮِﻯِّ ﻭَ ﺍﻟﺴُّﻔْﻠِﻰِّ ﺭُﻭﺡِ ﺟَﺴَﺪِ ﺍﻟْﻜَﻮْﻧَﻴْﻦِ ﻭَ ﻋَﻴْﻦِ ﺣَﻴَﺎﺓِ ﺍﻟﺪَّﺍﺭَﻳْﻦِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺤَﻘِّﻖِ ﺑِﺎَﻋْﻠَﻰ ﺭُﺗَﺐِ ﺍﻟْﻌُﺒُﻮﺩِﻳَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺘَﺨَﻠِّﻖِ ﺑِﺎَﺧْﻠﺎَﻕِ ﺍﻟْﻤَﻘَﺎﻣَﺎﺕِ ﺍﻟْﺎِﺻْﻄِﻔَٓﺎﺋِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﺨَﻠِﻴﻞِ ﺍﻟْﺎَﻋْﻈَﻢِ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﺒِﻴﺐِ ﺍﻟْﺎَﻛْﺮَﻡِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺑْﻦِ ﻋَﺒْﺪِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺑْﻦِ ﻋَﺒْﺪِ ﺍﻟْﻤُﻄَّﻠِﺐِ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺳَٓﺎﺋِﺮِ ﺍﻟْﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِٓ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَﻠَٓﺌِﻜَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺑِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﻋِﺒَﺎﺩِﻙَ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤِﻴﻦَ ﻣِﻦْ ﺍَﻫْﻞِ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍَﻫْﻞِ ﺍﻟْﺎَﺭَﺿِﻴﻦَ ﺭِﺿْﻮَﺍﻥُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻭَ ﻋَﻠَﻴْﻨَٓﺎ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﺗَﺴْﻠِﻴﻤًﺎ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ ﻛُﻠَّﻤَﺎ ﺫَﻛَﺮَﻙَ ﺍﻟﺬَّﺍﻛِﺮُﻭﻥَ ﻭَ ﻏَﻔَﻞَ ﻋَﻦْ ﺫِﻛْﺮِﻙَ ﺍﻟْﻐَﺎﻓِﻠُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻃَﺮْﻓَﺔِ ﻋَﻴْﻦٍ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻭَ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻭَ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ ﻭَ ﺍﺭْﺣَﻤْﻨَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﻄُﻒْ ﺑِﻨَﺎ ﻳَٓﺎ ﺍِﻟَﻬَﻨَﺎ ﺑِﻜُﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ

[Gavs-ı A'zam Abdulkâdir-i Geylâni Hazretleri'nin -kuddise sırruhû- pek çok ehl-i keşfin ittifakıyla bin salavât-ı şerifeye mukabil daimî virdi ve meşhur bir salavâtıdır.]

Yâ İlâhenâ!. Bizzat senin ettiğin en üstün, en faziletli ebedî olan salâtları, senin verdiğin en kazançlı ve daimî bereketleri, ve ihsan buyurduğun faziletçe ve sayıca pek fazla olan ma'nevî hediyeleri, o zâtın üzerine lütfeyle ki;

İnsan olarak yaratılanların en şereflisi, imân hakikatlerinin merkezi.. Senin lütuf ve ihsan tecellîlerinin üzerinde açıkça göründüğü zirve.. Rahmânî sırların tecellîgâhı, indiği yer.. Rabbânî mülkün en kıymetli sevgilisi.. Peygamberler gerdanlığının ortasındaki en kıymetli mücevher.. Peygamberler ordusunun en önde olanı.. Şerefli kılınmış peygamberler kervanının kumandanı.. Bütün varlıkların en üstünü.. En yüksek izzet sancağının taşıyıcısı.. En yüce şeref dizgininin mâliki.. Ezel sırlarının şahidi.. Kâinat yaratılmaya başladığında tecellî eden İlâhî nurların ilk muhatabı ve müşahidi, kâinat ağacının nûranî çekirdeği.. Başı olmayan ezeliyet lisânının şu şehâdet âleminde tercümanı.. İlim, hilim ve hikmetin kaynağı.. Cüz'î, sadece kendine hâs, örneği olmayan ve küllî, en geniş, en kuşatıcı cömerdlik sırlarının mazharı.. En yüksek, kıymetli ve ulvî varlıkların, en küçük, sıradan ve süflî varlıkların hepsinin gözbebeği.. İki cihan cesedinin, dünya ve âhiretin ruhu.. Her iki hayatın, dünya ve âhiretin güneşi.. Kendi şahsında kulluk rütbelerinin en yükseğini gerçekleştiren.. En seçkin ve yüksek makamlara lâyık ahlâkla ahlâklanan.. En büyük dost ve en şerefli sevgili olan Abdulmuttalib oğlu Abdullah'ın oğlu Efendimiz Muhammed'e, Kendilerini nebî ve resul olarak gönderdiğin diğer peygamberlerine, Onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına, Kendine yakın kıldığın mukarreb meleklere, Göklerde ve yerlerde bulunan sâlih kullarına -ki, Allahü Teâlâ'nın rızâsı onların hepsinin ve bizim üzerimize olsun-.

(Bizzat senin ettiğin en üstün, en fazîletli ebedî olan salâtlar, verdiğin en kazançlı ve daimî bereketler ve ihsan buyurduğun, faziletçe ve sayıca pek fazla olan ma 'nevî hediyeler, onların üzerine olsun.)

Zikredenler seni zikrettikçe, gafiller zikrinden gaflet ettikçe ve gözler açılıp kapandıkça ona milyonlar salât ve milyonlar selâm eyle.

Yâ İlâhenâ!. O salavâtlardan her biri hürmetine bizi bağışla, bize merhamet eyle, bize lütfunla muamele et.

5. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺷَﺠَﺮَﺓِ ﺍﻟْﺎَﺻْﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭَﺍﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻟَﻤْﻌَﺔِ ﺍﻟْﻘَﺒْﻀَﺔِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍَﻓْﻀَﻞِ ﺍﻟْﺨَﻠِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟْﺎِﻧْﺴَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍَﺷْﺮَﻑِ ﺍﻟﺼُّﻮَﺭِ ﺍﻟْﺠِﺴْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻣَﻨْﺒَﻊِ ﺍﻟْﺎَﺳْﺮَﺍﺭِ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺧَﺰَٓﺍﺋِﻦِ ﺍﻟْﻌُﻠُﻮﻡِ ﺍﻟْﺎِﺻْﻄِﻔَٓﺎﺋِﻴَّﺔِ ﺻَﺎﺣِﺐِ ﺍﻟْﻘَﺒْﻀَﺔِ ﺍﻟْﺎَﺻْﻠِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﻬْﺠَﺔِ ﺍﻟﺴَّﻨِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟﺮُّﺗْﺒَﺔِ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴَّﺔِ ﻣَﻦْ ﺍِﻧْﺪَﺭَﺟَﺖِ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴُّﻮﻥَ ﺗَﺤْﺖَ ﻟِﻮَٓﺍﺋِﻪِ ﻓَﻬُﻢْ ﻣِﻨْﻪُ ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻭَ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻋَﺪَﺩَ ﻣَﺎ ﺧَﻠَﻘْﺖَ ﻭَ ﺭَﺯَﻗْﺖَ ﻭَ ﺍَﻣَﺖَّ ﻭَ ﺍَﺣْﻴَﻴْﺖَ ﺍِﻟَﻰ ﻳَﻮْﻡٍ ﺗَﺒْﻌَﺚُ ﻣَﻦْ ﺍَﻓْﻨَﻴْﺖَ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﺗَﺴْﻠِﻴﻤًﺎ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

[Seyyid Ahmed-i Bedevi'nin -kuddise sırruhû- binler salavât-ı şerife kıymetinde bir salavâtıdır. Ve âlem-i ma'nâda Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın işareti ile en yüksek bir salavât-ı şerife olduğunu ehl-i keşif beyân etmişlerdir.]

Yâ İlâhenâ!. Aslın nûrânî ağacı.. Rahmânî kudretin, mülk ve tasarrufâtın parıltısı.. İnsan olarak yaratılanların en faziletlisi.. Cismânî suretlerin en şereflisi.. Rabbânî sırların menbaı, en seçkin ilimlerin hazinesi.. Asıl mülk ve tasarrufun, göz kamaştıran parlak güzelliğin ve yüksek rütbelerin sahibi.. Bütün peygamberlerin kendi sancak altında toplandığı -ki o peygamberlerin hepsi ondandır ve kendisine gelirler- Efendimiz Muhammed'e salât eyle. Öldürdüklerini dirilteceğin güne kadar ona ve bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına; yarattıkların, rızıklandırdıkların, öldürdüklerin ve dirilttiklerin sayısınca salât ve selâm eyle. Ve pek çok selâm eyle. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur.

6. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺬَّﺍﺕِ ﺍﻟْﻤُﺤَﻤَّﺪِﻳَّﺔِ ﺍﻟﻠَّﻄِﻴﻔَﺔِ ﺍﻟْﺎَﺣَﺪِﻳَّﺔِ ﺷَﻤْﺲِ ﺳَﻤَٓﺎﺀِ ﺍﻟْﺎَﺳْﺮَﺍﺭِ ﻭَ ﻣَﻈْﻬَﺮِ ﺍﻟْﺎَﻧْﻮَﺍﺭِ ﻭَ ﻣَﺮْﻛَﺰِ ﻣَﺪَﺍﺭِ ﺍﻟْﺠَﻠﺎَﻝِ ﻭَ ﻗُﻄْﺐِ ﻓَﻠَﻚِ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻝِ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺑِﺴِﺮِّﻩِ ﻟَﺪَﻳْﻚَ ﻭَ ﺑِﺴَﻴْﺮِﻩِٓ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺍَﻣِﻦْ ﺧَﻮْﻓِﻰ ﻭَ ﺍَﻗِﻞْ ﻋُﺜْﺮَﺗِﻰ ﻭَ ﺍَﺫْﻫِﺐْ ﺣُﺰْﻧِﻰ ﻭَ ﺣِﺮْﺻِﻰ ﻭَ ﻛُﻦْ ﻟِﻰ ﻭَ ﺧُﺬْﻧِٓﻰ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻣِﻨِّﻰ ﻭَ ﺍﺭْﺯُﻗْﻨِﻰ ﺍﻟْﻔَﻨَٓﺎﺀَ ﻋَﻨِّﻰ ﻭَ ﻟﺎَ ﺗَﺠْﻌَﻠْﻨِﻰ ﻣَﻔْﺘُﻮﻧًﺎ ﺑِﻨَﻔْﺴِﻰ ﻣَﺤْﺠُﻮﺑًﺎ ﺑِﺤِﺴِّﻰ ﻭَ ﺍﻛْﺸِﻒْ ﻟِﻰ ﻋَﻦْ ﻛُﻞِّ ﺳِﺮٍّ ﻣَﻜْﺘُﻮﻡٍ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﻳَﺎ ﻗَﻴُّﻮﻡُ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﻳَﺎ ﻗَﻴُّﻮﻡُ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﻳَﺎ ﻗَﻴُّﻮﻡُ ﴿٣﴾

[Aktâb-ı Erbaa'dan biri olan Seyyid İbrahim Desûkî'nin -kuddise sırruhû- gayet meşhur ve üç defası bin salavât-ı şerîfe kadar kıymetli bir salavâtıdır.]

Yâ İlâhenâ!. Sırlar göğünün güneşi, bütün nurların mazharı.. Celâl dâiresinin merkezi, cemâl âleminin kutbu olarak lütuf ve ehadiyet sırrına mazhar olan biricik, latîf zât-ı Muhammediye'ye salât eyle.

Yâ İlâhenâ!. Onun, senin katında olan sırrı hatırına ve onun sana olan ma'nevî seyri hürmetine, korkumu emniyete çevir, maddî-ma'nevî tökezlemelerimi azalt. Hüznümü ve hırsımı gider. Bana devamlı yardımcı ol. Beni, (bana bırakmadan) benden al. Beni, benliğimden, varlığımdan vazgeçerek sana yöneltmekle rızıklandır. Beni, nefsime düşkün ve hissiyatıma mağlûb eyleme. Bana bütün gizli sırları, marifetini aç.

Ey hayatı ezelî ve ebedî olan Hayy! Ve ey bütün mevcudat kendisiyle kâim olan Kayyûm! (3 defa)

7. Salavat (14. Gün)[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﺍَﻓْﻀَﻞَ ﻭَ ﺍَﺟْﻤَﻞَ ﻭَ ﺍَﻧْﺒَﻞَ ﻭَ ﺍَﻇْﻬَﺮَ ﻭَ ﺍَﻃْﻬَﺮَ ﻭَ ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﻭَ ﺍَﺑَﺮَّ ﻭَ ﺍَﻛْﺮَﻡَ ﻭَ ﺍَﻋَﺰَّ ﻭَ ﺍَﻋْﻈَﻢَ ﻭَ ﺍَﺷْﺮَﻑَ ﻭَ ﺍَﻋْﻠَﻰ ﻭَ ﺍَﺯْﻛَﻰ ﻭَ ﺍَﺑْﺮَﻙَ ﻭَ ﺍَﻟْﻄَﻒَ ﺻَﻠَﻮَﺍﺗِﻚَ ﻭَ ﺍَﻭْﻓَﻰ ﻭَ ﺍَﻛْﺜَﺮَ ﻭَ ﺍَﺯْﻳَﺪَ ﻭَ ﺍَﺭْﻗَﻰ ﻭَ ﺍَﺭْﻓَﻊَ ﻭَ ﺍَﺩْﻭَﻡَ ﺳَﻠﺎَﻣِﻚَ ﺻَﻠﺎَﺓً ﻭَ ﺳَﻠﺎَﻣًﺎ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﻭَ ﺭِﺿْﻮَﺍﻧًﺎ ﻭَ ﻋَﻔْﻮًﺍ ﻭَ ﻏُﻔْﺮَﺍﻧًﺎ ﺗَﻤْﺘَﺪُّ ﻭَ ﺗَﺰِﻳﺪُ ﺑِﻮَﺍﺑِﻞِ ﺳَﺤَٓﺎﺋِﺐِ ﻣَﻮَﺍﻫِﺐِ ﺟُﻮﺩِﻙَ ﻭَ ﻛَﺮَﻣِﻚَ ﻭَ ﺗَﻨْﻤُﻮﺍ ﻭَ ﺗَﺰْﻛُﻮﺍ ﺑِﻨَﻔَٓﺎﺋِﺲِ ﺷَﺮَٓﺍﺋِﻒِ ﻟَﻄَٓﺎﺋِﻒِ ﺟُﻮﺩِﻙَ ﻭَ ﻣِﻨَﻨِﻚَ ﺍَﺯَﻟِﻴَّﺔً ﺑِﺎَﺯَﻟِﻴَّﺘِﻚَ ﻟﺎَ ﺗَﺰُﻭﻝُ ﺍَﺑَﺪِﻳَّﺔً ﺑِﺎَﺑَﺪِﻳَّﺘِﻚَ ﻟﺎَ ﺗَﺤُﻮﻝُ ﻋَﻠَﻰ ﻋَﺒْﺪِﻙَ ﻭَ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﻭَ ﺭَﺳُﻮﻟِﻚَ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺧَﻴْﺮِ ﺧَﻠْﻘِﻚَ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟْﺒَﺎﻫِﺮِ ﺍﻟﻠﺎَّﻣِﻊِ ﻭَ ﺍﻟْﺒُﺮْﻫَﺎﻥِ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮِ ﺍﻟْﻘَﺎﻃِﻊِ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮِ ﺍﻟﺬَّﺍﺧِﺮِ ﻭَ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟْﻐَﺎﻣِﺮِ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻝِ ﺍﻟﺰَّﺍﻫِﺮِ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﻠﺎَﻝِ ﺍﻟْﻘَﺎﻫِﺮِ ﻭَ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻝِ ﺍﻟْﻔَﺎﺧِﺮِ ﺻَﻠﺎَﺗَﻚَ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﺻَﻠَّﻴْﺖَ ﺑِﻌَﻈَﻤَﺔِ ﺫَﺍﺗِﻚَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻛَﺬَﻟِﻚَ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗَﻐْﻔِﺮُ ﺑِﻬَﺎ ﺫُﻧُﻮﺑَﻨَﺎ ﻭَ ﺗَﺸْﺮَﺡُ ﺑِﻬَﺎ ﺻُﺪُﻭﺭَﻧَﺎ ﻭَ ﺗُﻄَﻬِّﺮُ ﺑِﻬَﺎ ﻗُﻠُﻮﺑَﻨَﺎ ﻭَ ﺗُﺮَﻭِّﺡُ ﺑِﻬَٓﺎ ﺍَﺭْﻭَﺍﺣَﻨَﺎ ﻭَ ﺗُﻘَﺪِّﺱُ ﺑِﻬَٓﺎ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭَﻧَﺎ ﻭَ ﺗُﻨَﺰِّﻩُ ﺑِﻬَﺎ ﺧَﻮَﺍﻃِﺮَﻧَﺎ ﻭَ ﺍَﻓْﻜَﺎﺭَﻧَﺎ ﻭَ ﺗُﺼَﻔِّﻰ ﺑِﻬَﺎ ﻛُﺪُﻭﺭَﺍﺕِ ﻣَﺎ ﻓِٓﻰ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭِﻧَﺎ ﻭَ ﺗَﺸْﻔِﻰ ﺑِﻬَٓﺎ ﺍَﻣْﺮَﺍﺿَﻨَﺎ ﻭَ ﺗَﻔْﺘَﺢُ ﺑِﻬَٓﺎ ﺍَﻗْﻔَﺎﻝَ ﻗُﻠُﻮﺑِﻨَﺎ ﺑِﻨُﻮﺭِ ﺍﻟْﻔَﺘْﺢِ ﺍﻟْﻤُﺒِﻴﻦِ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ ﻭَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻛْﺮَﻡَ ﺍﻟْﺎَﻛْﺮَﻣِﻴﻦَ ﻧَﺴْﺌَﻠُﻚَ ﺑِﺤَﻖِّ ﺍَﻧْﻮَﺍﺭِ ﺻَﻠَﻮَﺍﺗِﻚَ ﻋَﻠَﻰ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﺭِﺿْﻮَﺍﻧَﻚَ ﻭَ ﻏُﻔْﺮَﺍﻧَﻚَ ﻭَ ﺟَﻨَّﺘَﻚَ ﻭَ ﺍﻟْﺎِﺳْﺘِﻘَﺎﻣَﺔَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺼِّﺮَﺍﻁِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻘِﻴﻢِ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

[Seyyidü't-Tâifeteyn ünvanıyla meşhûr-u âlem Gavs-ı Ekmel ve Kutb-u A'zam Cüneyd-i Bağdadînin -kuddise sırruhu- ehl-i tahkikçe bin salavât-ı şerîfe kıymetinde olduğu beyân edilen uzun bir salavât-ı şerîfenin hulâsasıdır.]

Yâ İlâhenâ!. En üstün, en güzel, en yüce, en açık, en temiz, en hoş, en iyi, en kıymetli, en izzetli, en büyük, en şerefli, en yüksek, en tatlı, en bereketli, en latîf salavâtını.. En vefalı, en yeterli, en çok, en ziyâde, en yüksek, en yüce ve en devamlı selâmını.. Ve öyle bir salât ve selâm, bir rahmet ve rızâ, bir af ve mağfiret ile ki, Senin cömerdlik, ikram ve lütuf bulutlarının sağanak yağmurlarıyla gittikçe artarak bol bol yağan.. Senin cömerdlik ve ihsan latifelerinin benzersiz kıymetli cevherleriyle artarak güzelleşen.. Ezeliyyetine lâyık bir şekilde başı ve sonu olmayan.. Ebediyetine yakışır bir şekilde daimî olup değişmeyen bir salât ve selâm, bir rahmet ve rızâ, bir af ve mağfiretle, o salât ve selâmı, Yarattıklarının en hayırlısı, göz kamaştıran parlak nûr, senin yüce varlığına apaçık kesin delil, coşkun derya, her yeri kuşatan nûr, parlak güzellik, düşmanlarını perişan eden celâl ve âlemlerin kendisiyle iftihar ettiği çok değerli kemâl sahibi olan kulun, sevgili habîbin ve resulün Hazret-i Muhammed'in üzerine eyle.

Senin zâtının azametine yakışır şekilde ona ve onun mübarek nesline ve ehl-i beytine ve ashabına ettiğin salât hürmetine, günahlarımızı bağışla, gönlümüze ferahlık ver, Onun bereketiyle kalbimizi temizle, ruhlarımızı rahatlat.. Sırlarımızı günahlarımızın kirlerinden temizle, hatırımıza gelen şeyleri ve düşüncelerimizi nezîh kıl.. Onun hatırına sırlarımızdaki bulanıklıkları berraklaştır, hastalıklarımıza şifâ ver, kalblerimizin kilitlerini tam bir fetih nuruyla aç. Merhametinle, ey merhametlilerin en merhametlisi! Ve ey ikram edenlerin en cömerdi!

Senden, habîbin Muhammed'e (asm) ettiğin salavâtın nurları hakkı için, rızânı, bizleri bağışlamanı, cennetini ve dosdoğru yol üzere istikamette olmayı istiyoruz. Merhametinle, ey merhametlilerin en merhametlisi! Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur.

8. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﻦْ ﻣِﻨْﻪُ ﺍﻧْﺸَﻘَّﺖِ ﺍﻟْﺎَﺳْﺮَﺍﺭُ ﻭَ ﺍﻧْﻔَﻠَﻘَﺖِ ﺍﻟْﺎَﻧْﻮَﺍﺭُ ﻭَ ﻓِﻴﻪِ ﺍﺭْﺗَﻘَﺖِ ﺍﻟْﺤَﻘَٓﺎﺋِﻖُ ﻭَ ﺗَﻨَﺰَّﻟَﺖْ ﻋُﻠُﻮﻡُ ﺍَﺩَﻡَ ﻓَﺎَﻋْﺠَﺰَ ﺍﻟْﺨَﻠﺎَٓﺋِﻖَ ﻭَ ﻟَﻪُ ﺗَﻀَٓﺎﺋَﻠَﺖِ ﺍﻟْﻔُﻬُﻮﻡُ ﻓَﻠَﻢْ ﻳُﺪْﺭِﻛْﻪُ ﻣِﻨَّﺎ ﺳَﺎﺑِﻖٌ ﻭَ ﻟﺎَ ﻟﺎَﺣِﻖٌ ﻓَﺮِﻳَﺎﺽُ ﺍﻟْﻤَﻠَﻜُﻮﺕِ ﺑِﺎَﺯْﻫَﺎﺭِ ﺟَﻤَﺎﻟِﻪِ ﻣُﻮﻧِﻘَﺔٌ ﻭَ ﺣِﻴَﺎﺽُ ﺍﻟْﺠَﺒَﺮُﻭﺕِ ﺑِﻔَﻴْﺾِ ﺍَﻧْﻮَﺍﺭِﻩِ ﻣُﺘَﺪَﻓِّﻘَﺔٌ ﻭَ ﻟﺎَ ﺷَﻰْﺀَ ﺍِﻟﺎَّ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺑِﻪِ ﻣَﻨُﻮﻁٌ ﺍِﺫْ ﻟَﻮْﻟﺎَ ﺍﻟْﻮَﺍﺳِﻄَﺔُ ﻟَﺬَﻫَﺐَ ﻛَﻤَﺎ ﻗِﻴﻞَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺳُﻮﻁُ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗَﻠِﻴﻖُ ﺑِﻚَ ﻣِﻨْﻚَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻛَﻤَﺎ ﻫُﻮَ ﺍَﻫْﻠُﻪُ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻧَّﻪُ ﺳِﺮُّﻙَ ﺍﻟْﺠَﺎﻣِﻊُ ﺍﻟﺪَّٓﺍﻝُّ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻭَ ﺣِﺠَﺎﺑُﻚَ ﺍﻟْﺎَﻋْﻈَﻢُ ﺍﻟْﻘَٓﺎﺋِﻢُ ﻟَﻚَ ﺑَﻴْﻦَ ﻳَﺪَﻳْﻚَ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍَﻟْﺤِﻘْﻨِﻰ ﺑِﻨَﺴَﺒِﻪِ ﻭَ ﺣَﻘِّﻘْﻨِﻰ ﺑِﺤَﺴَﺒِﻪِ ﻭَ ﻋَﺮِّﻓْﻨِٓﻰ ﺍِﻳَّﺎﻩُ ﻣَﻌْﺮِﻓَﺔً ﺍَﺳْﻠَﻢُ ﺑِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﻣَﻮَﺍﺭِﺩِ ﺍﻟْﺠَﻬْﻞِ ﻭَ ﺍَﻛْﺮَﻉُ ﺑِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﻣَﻮَﺍﺭِﺩِ ﺍﻟْﻔَﻀْﻞِ ﻭَﺍﺣْﻤِﻠْﻨِﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﺒِﻴﻠِﻪِٓ ﺍِﻟَﻰ ﺣَﻀْﺮَﺗِﻚَ ﺣَﻤْﻠﺎً ﻣَﺤْﻔُﻮﻓًﺎ ﺑِﻨُﺼْﺮَﺗِﻚَ ﻭَ ﺍﻗْﺬِﻑْ ﺑِﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻞِ ﻓَﺎَﺩْﻣَﻐَﻪُ ﻭَ ﺯُﺝَّ ﺑِﻰ ﻓِﻰ ﺑِﺤَﺎﺭِ ﺍﻟْﺎَﺣَﺪِﻳَّﺔِ ﻭَ ﺍَﻏْﺮِﻗْﻨِﻰ ﻓِﻰ ﻋَﻴْﻦِ ﺑَﺤْﺮِ ﺍﻟْﻮَﺣْﺪَﺓِ ﺣَﺘَّﻰ ﻟﺎَٓ ﺍَﺭَﻯ ﻭَ ﻟﺎَٓ ﺍَﺳْﻤَﻊَ ﻭَ ﻟﺎَٓ ﺍَﺟِﺪَ ﻭَ ﻟﺎَٓ ﺍُﺣِﺲَّ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﻬَﺎ ﻭَ ﺍﺟْﻌَﻞِ ﺍﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﻟْﺤِﺠَﺎﺏَ ﺍﻟْﺎَﻋْﻈَﻢَ ﺣَﻴَﺎﺓَ ﺭُﻭﺣِﻰ ﻭَ ﺭُﻭﺣَﻪُ ﺳِﺮَّ ﺣَﻘِﻴﻘَﺘِﻰ ﻭَ ﺣَﻘِﻴﻘَﺘَﻪُ ﺟَﺎﻣِﻊَ ﻋَﻮَﺍﻟِﻤِﻰ ﺑِﺘَﺤْﻘِﻴﻖِ ﺍﻟْﺤَﻖِّ ﺍﻟْﺎَﻭَّﻝِ ﻳَٓﺎ ﺍَﻭَّﻝُ ﻳَٓﺎ ﺍَﺧِﺮُ ﻳَﺎ ﻇَﺎﻫِﺮُ ﻳَﺎ ﺑَﺎﻃِﻦُ ﺍِﺳْﻤَﻊْ ﻧِﺪَٓﺍﺋِﻰ ﺑِﻤَﺎ ﺳَﻤِﻌْﺖَ ﺑِﻪِ ﻧِﺪَٓﺍﺀَ ﻋَﺒْﺪِﻙَ ﺯَﻛَﺮِﻳَّﺎ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻭَ ﺍﻧْﺼُﺮْﻧِﻰ ﺑِﻚَ ﻟَﻚَ ﻭَ ﺍَﻳِّﺪْﻧِﻰ ﺑِﻚَ ﻟَﻚَ ﻭَ ﺍﺟْﻤَﻊْ ﺑَﻴْﻨِﻰ ﻭَ ﺑَﻴْﻨَﻚَ ﻭَ ﺣُﻞْ ﺑَﻴْﻨِﻰ ﻭَ ﺑَﻴْﻦَ ﻏَﻴْﺮِﻙَ ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻓَﺮَﺽَ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥَ ﻟَﺮَٓﺍﺩُّﻙَ ﺍِﻟَﻰ ﻣَﻌَﺎﺩٍ ﺭَﺑَّﻨَٓﺎ ﺍَﺗِﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﻟَﺪُﻧْﻚَ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﻭَ ﻫَﻴِّﺊْ ﻟَﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺍَﻣْﺮِﻧَﺎ ﺭَﺷَﺪًﺍ ﺍِﺟْﻌَﻞْ ﻟِﻰ ﻣِﻦْ ﺍَﻣْﺮِﻯ ﻓَﺮَﺟًﺎ ﻭَ ﻣَﺨْﺮَﺟًﺎ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻭَ ﻣَﻠَٓﺌِﻜَﺘَﻪُ ﻳُﺼَﻠُّﻮﻥَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍَﻣَﻨُﻮﺍ ﺻَﻠُّﻮﺍ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻤُﻮﺍ ﺗَﺴْﻠِﻴﻤًﺎ ﺻَﻠَﻮَﺍﺕُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﺳَﻠﺎَﻣُﻪُ ﻭَ ﺗَﺤِﻴَّﺘُﻪُ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺘُﻪُ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﺒْﺪِﻙَ ﻭَ ﻧَﺒِﻴِّﻚَ ﻭَ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﻭَ ﺭَﺳُﻮﻟِﻚَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺍﻟْﺎُﻣِّﻰِّ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﺪَﺩَ ﺍﻟﺸَّﻔْﻊِ ﻭَ ﺍﻟْﻮَﺗْﺮِ ﻭَ ﻋَﺪَﺩَ ﻛَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺘَّٓﺎﻣَّﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕِ

[Salavât-ı Meşîşe nâmıyla meşhur ve Şâzelî Tarîkati'nin evrâd-ı mühimmesinden müteaddid şerhleri bulunan gayet ma'nîdar bin salavât-ı şerîfe kıymetinde bir salavâttır.]

Yâ İlâhenâ!. Kendi nuruyla gizli ilim ve marifetlerin, İlâhî isim ve sıfatların anlaşılıp inkişâf ettiği,

Kendisinin yaratılmasıyla îmân ve ma'rifet nurlarının kapısının açıldığı;

Kendisiyle eşyanın hakîkati anlaşılıp, hakkın bâtıldan ayrıldığı ve Hz. Âdem'e verilen bütün ilimlerin kendisine de lütfedilip, geçmiş gelecek bütün mahlûkâtın kendisinin ilmine yetişmekten âciz kaldığı

Ma'rifet nurlarının, bütün sır ve ilimlerin zirvesine varmakla, önünde akıl ve idrâklerin son derece küçüldüğü, geçmiş gelecek hiç kimsenin kendisine yetişemediği,

Kudretinin aşikâre belli olduğu ve hiçbir sebebin seni gizlemediği melekût bahçelerinin, onun cemâlinin çiçekleriyle güzelleştiği,

Bütün saltanat ve tasarrufâtın ancak sana âit olduğunu gösteren ceberut havuzlarının, onun nurlarının feyziyle coşup taştığı,

Bütün varlıkların kendisiyle bağlı ve alâkadar olduğu Peygamber Efendimize -ki "Eğer vâsıta olarak o olmasaydı, kendisine vâsıta olunacak bütün mevcudat da olmazdı" denilmiştir-

Senin yüce zâtına ve ona yaraşır bir şekilde salât eyle.

Yâ İlâhenâ!

O zât, sana delâlet eden bütün ilim ve kemâlâtın, ma'rifet ve hakîkatlerin tecellîlerini kendi üzerinde toplayan sırrındır.

Ve senin huzurunda en büyük azamet ve izzet perden, kullarına seni tanıtan ve seni gösteren en büyük vesîlen, irşâdıyla mü'minleri azabdan koruyan perdendir.

Yâ İlâhenâ!

Beni onun şerefli nesline dâhil et ve onun neslinden say, onun asâletiyle beni şereflendir.

Bana öyle bir ma'rifetle onu tanıt ki, onun bereketiyle beni câhil bırakan sebeblerden kurtulayım ve fazîlet pınarlarından kana kana içeyim.

Hayatım boyunca o zâtın sünnetine tâbi' olarak yaşamam için bana yardım et ve beni o hâl üzere huzuruna al.

Beni bâtılın üzerine öylesine kuvvetlice at, bana bir hizmet nasip et ki, onu yok edeyim.

Beni her şeyde senin birliğini gösteren ehadiyet denizlerine daldır ve vâhidiyet denizlerinin ortasına at ki, birliğinden başka bir şey görmeyeyim, işitmeyeyim, birliğinden başkasını bulmayayım ve başka bir şey hissetmeyeyim.

Yâ İlâhenâ!

Senin varlığına âyine olan ve seni tanıtan en büyük teşrifatçın ve irşâdıyla ümmetini ateşten koruyan Hazret-i Muhammedi, ruhumun hayatı, onun ruhunu ise benim hakikatimin sırrı kıl.

Ezelî varlığının hakkı için, onun hakikatini, nefsimin, kalbimin, ruhumun ve bütün âlemlerimin merkezi yap.

Ey Evvel! [her şeyden önce var olan]

Ey Âhir! [her şeyin helakinden sonra bakî kalacak olan]

Ey Zâhir! [delilleri ile varlığı apaçık olan]

Ey Bâtın! [akılların kendisini idrâk edemediği zâtının hakîkati bilinemeyen]

Kulun Zekeriyyâ Aleyhisselâm'ın nidasını işitip ona icabet ettiğin gibi, benim seslenişime de cevab ver.

Sana giden yolda senin rızânı kazanabilmem için bana yardım et.

Sana giden yolda senin hoşnûdiyetini elde edebilmem için bana kuvvet ver.

Seninle benim aramı birleştir, seninle aramdaki gaflet perdelerimi kaldır.

Senden başkasıyla arama perde koy.

Allah, Allah, Allah!

"(Ey Resulüm!) Sana Kur'ân'ı teblîğ ve onunla amel etmeyi farz kılan Allah, elbette seni döneceğin yere (Mekke'ye) iade edecek olandır." (Kasas, 85)

"Rabbimiz! Bize, tarafından bir rahmet ver ve bize şu işimizden razı olduğun bir kurtuluş yolu hazırla!" (Kehf, 10)

Bana işimde bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasîb eyle.

"Şübhesiz Allah ve melekleri, o peygambere salât ederler. Ey imân edenler! Siz de ona muhakkak salât ve selâm edin!" (Ahzâb, 56)

Yâ Rabbi! Senin salavâtın, selâmın, ma'nevî hediyelerin, rahmet ve bereketlerin kulun, peygamberin, habîbin, resulün olan ümmî peygamberin Efendimiz Muhammed'e,

Ve onun bütün mübarek nesline ehl-i beytine ve ashabına olsun.

Bütün çift ve tek sayılar mikdarınca ve senin noksansız mübarek kelimelerin adedince onlara selâm eyle.

9. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻞْ ﺍَﻓْﻀَﻞَ ﺻَﻠَﻮَﺍﺗِﻚَ ﻭَ ﺍَﻛْﻤَﻞَ ﺗَﺤِﻴَّﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺍَﺟْﻤَﻞَ ﺗَﺴْﻠِﻴﻤَﺎﺗِﻚَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻔَﺎﺗِﺢِ ﻟﻠِﻨُّﺒُﻮَّﺓِ ﻭَ ﺧَﺎﺗَﻤِﻬَﺎ ﺷَﻤْﺲِ ﺳَﻤَٓﺎﺀِ ﺍﻟﺮِّﺳَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟْﺎَﻧْﻮَﺭِ ﻭَ ﺍﻟﺴِّﺮِّ ﺍﻟْﺎَﻃْﻬَﺮِ ﺻَﺎﺣِﺐِ ﺍﻟْﺤَﻮْﺽِ ﻭَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺸَّﻔَﺎﻋَﺔِ ﻓِﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﺤَﺸْﺮِ ﺳَﻴِّﺪِ ﺳَﺎﺩَﺍﺕِ ﺍﻟْﻤَﻠَﻚِ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ ﺣُﺠَّﺔِ ﺍﻟْﺤَﻖِّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖِ ﺳُﻠْﻄَﺎﻥِ ﺍﻟْﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥِ ﺍﻟْﺎَﺻْﻔِﻴَٓﺎﺀِ ﺣَﺒِﻴﺐِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻭَ ﻣَﻮْﻟَﻴﻨَﺎ ﺣَﻀْﺮَﺕِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَﺻَﺤْﺒِﻪِٓ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ

[Sıddîk-ı Ekber ahfadından Muhammed Hanefî -kuddise sırruhû- nâmında bir kutb-u a'zamın gayet azîm ve kıymetdar bir salavât-ı şerîfesidir.]

Yâ İlâhenâ!

En üstün salavâtını, en mükemmel manevî hediyelerini ve en güzel selâmlarını;

Peygamberliğin başlangıcı ve sonu,

Risâlet semâsının güneşi,

En parlak nûr,

En temiz sır,

Mahşer gününde Havz-ı Kevser ve şefaatin sahibi,

Meleklerin ve insanların efendilerinin efendisi,

HakTeâlâ'nın bütün mahlûkâta karşı delîli,

Peygamberlerin sultânı,

İlim sahibi, tahkîk ehli Allah dostları olan asfiyânın delili,

Âlemlerin Rabbinin Habîbi,

Efendimiz ve Sultanımız olan Hazret-i Muhammed'e eyle.

Allahü Teâlâ ona ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına salât eylesin.

10. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻃِﺐِّ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏِ ﻭَ ﺩَﻭَٓﺍﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﺎﻓِﻴَﺔِ ﺍﻟْﺎَﺑْﺪَﺍﻥِ ﻭَ ﺷِﻔَٓﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻧُﻮﺭِ ﺍﻟْﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ﻭَ ﺿِﻴَٓﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ

[Maddî ve ma'nevî şifâ için gayet mücerreb bir ilâc-ı ma'nevî, gayet kıymetdar bir salavât-ı şerîfedir.]

Yâ İlâhenâ!

Kalblerin tabîbi ve devası, bedenlerin afiyeti ve şifâsı, gözlerin nuru ve ziyası olan Efendimiz Muhammed'e,

Ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına salât ve selâm eyle.

11. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓً ﻛَﺎﻣِﻠَﺔً ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﺳَﻠﺎَﻣًﺎ ﺗَٓﺎﻣًّﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺗَﻨْﺤَﻞُّ ﺑِﻪِ ﺍﻟْﻌُﻘَﺪُ ﻭَ ﺗَﻨْﻔَﺮِﺝُ ﺑِﻪِ ﺍﻟْﻜُﺮَﺏُ ﻭَ ﺗُﻘْﻀَﻰ ﺑِﻪِ ﺍﻟْﺤَﻮَٓﺍﺋِﺞُ ﻭَ ﺗُﻨَﺎﻝُ ﺑِﻪِ ﺍﻟﺮَّﻏَٓﺎﺋِﺐُ ﻭَ ﺣُﺴْﻦُ ﺍﻟْﺨَﻮَﺍﺗِﻢِ ﻭَ ﻳُﺴْﺘَﺴْﻘَﻰ ﺍﻟْﻐَﻤَﺎﻡُ ﺑِﻮَﺟْﻬِﻪِ ﺍﻟْﻜَﺮِﻳﻢِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻟَﻤْﺤَﺔٍ ﻭَ ﻧَﻔَﺲٍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﻛُﻞِّ ﻣَﻌْﻠُﻮﻡٍ ﻟَﻚَ

['Münferice' ve 'Nâriye' nâmıyla meşhur çok kıymetdar ve husûlu matlûb (herhangi bir murâd) için mücerreb bir salavât-ı şerifedir.]

Yâ İlâhenâ!

Düğümler, kendisi hürmetine çözülen,

Sıkıntılar, kendisi bereketine giderilen,

İhtiyaçlar, kendisi şerefine karşılanan,

Arzu ve isteklere, hüsn-ü hatimeye kendisi vesilesiyle mazhar olunan,

Mübarek yüzü suyu hürmetine yağmur istenen Efendimiz Muhammed'e,

Ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına,

Her bakışta ve nefeste ma'lûmun olan şeylerin tamamı adedince kâmil bir salât ve tam bir selâm eyle.

(Bu salavâtın hatmi 4444 adeddir.)

12. Salavat[düzenle]

[12, 13, 14 ve 15. Salavatlar gayet meşhur ve kısa ve kıymetdar ve mütedâvil salavât-ı şerîfelerdir.]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﺪَﺩَ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﻋِﻠْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺩَٓﺍﺋِﻤَﺔً ﺑِﺪَﻭَﺍﻡِ ﻣُﻠْﻚِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ

Yâ İlâhenâ!

Efendimiz Muhammed'e onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına,

İlminde olanlar sayısınca, mülkün devam ettikçe devam edecek olan bir salât ile salât ve selâm eyle.

13. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺎَﺯَﻝِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟْﺎَﺑَﺪِ ﻋَﺪَﺩَ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﻋِﻠْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ

Yâ İlâhenâ!

Efendimiz Muhammed'e onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve asabına, ezelden ebede kadar, ilminde olanlar sayısınca salât ve selâm eyle.

14. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺍﻟْﺎُﻣِّﻰِّ ﺍﻟْﺤَﺒِﻴﺐِ ﺍﻟْﻌَﺎﻟِﻰ ﺍﻟْﻘَﺪْﺭِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ ﺍﻟْﺠَﺎﻩِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ

Yâ İlâhenâ!

Sevgili, kadri pek yüce ve makamı pek büyük, okuma-yazma bilmeyen ümmî peygamberin olan Efendimiz Muhammed'e,

Ve bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına salât ve selâm eyle.

15. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗَﻜُﻮﻥُ ﻟَﻚَ ﺭِﺿَٓﺎﺀً ﻭَ ﻟِﺤَﻘِّﻪِ ﺍَﺩَٓﺍﺀً ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ

Yâ İlâhenâ!

Efendimiz Muhammed'e, onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına,

Senin razı olacağın ve onun hakkını verecek, ona olan vazifemizi îfâ edecek en lâyık şekilde salât ve selâm eyle.

16. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻧُﻮﺭِ ﺍﻟﺬَّﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻟﺴِّﺮِّ ﺍﻟﺴَّﺎﺭِﻯ ﻓِﻰ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﺛَﺎﺭِ ﺍﻟْﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟﺼِّﻔَﺎﺕِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﺪَﺩَ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﻋِﻠْﻤِﻚَ ﻣُﻀَﺎﻋَﻔًﺎ ﺑِﺪَﻭَﺍﻣِﻚَ

[Bu salavât-ı şerîfe kısalığıyla beraber bin salavât-ı şerîfe kadar kıymetli olduğu beyân edilmiştir.]

Yâ İlâhenâ!

Senin zâtının nuru, isim ve sıfatlarının bütün eserlerine, umum mahlûkâtına sirayet eden sırrın olan Efendimiz Muhammed'e,

Ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına,

İlminde var olan şeylerin kat kat fazlası olan adedlerle, senin ebedî ve dâimi varlığın müddetince salât ve selâm eyle.

17. Salavat (15. Gün)[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻭَ ﺑَﺎﺭِﻙْ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣُﺮُﻭﻓَﺎﺕِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻤَﺜِّﻠَﺔِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﻓِﻰ ﻣَﺮَﺍﻳَﺎ ﺗَﻤَﻮُّﺟَﺎﺕِ ﺍﻟْﻬَﻮَٓﺍﺀِ ﻋِﻨْﺪَ ﻗِﺮَٓﺍﺋَﺔِ ﻛَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﻣِﻦْ ﻛُﻞِّ ﻗَﺎﺭِﺀٍ ﻣِﻦْ ﺍَﻭَّﻝِ ﺍﻟﻨُّﺰُﻭﻝِ ﺍِﻟَٓﻰ ﺍَﺧِﺮِ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ ﻭَ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ ﻭَ ﺍﺭْﺣَﻤْﻨَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﻄُﻒْ ﺑِﻨَﺎ ﻳَٓﺎ ﺍِﻟَﻬَﻨَﺎ ﺑِﻜُﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ

[17, 18- Bu salavât-ı şerîfe ve arkasındakiyle beraber, eski Said'in yeni Said'e -kuddise sırruhû- inkılâb edeceği zamanda hâtıra gelmiş. On üç senedir halâvetini kaybetmediğinden ve usanç vermediğinden ve ondan sonra keşfedilecek esrâr-ı Kurâniyeye işaret ettiğinden, sair meşâhir-i evliya salavâtları derecesinde olmasa da bir cihette onlara benzer hükmünde olduğu zannıyla buraya yazıldı.. Said Nursî]

["Yâ Vedûd.. Yâ Vedûd.. Yâ Vedûd" İle başlayan, salavâtın altında yazılacak dua, aslında salavâttan olmayıp Peygamber-i Zîşân Aleyhissalâtü Vesselam Efendimiz, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e -radıyallâhü anhümâ- ta'lîm buyurmuşlar. İçinde İsm-i A'zam bulunması muhtemeledir. Ahfâd-ı Resûl'e (asm) ta'lîm olunan dua budur.]

Yâ İlâhenâ!

Efendimiz Muhammed'e ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına,

Kur'ân'ın ilk olarak indiği asr-ı saadetten âhir zamana kadar, bütün okuyanlar tarafından Kur'ân kelimeleri her okunduğunda, havada meydana gelen ses dalgalarında Rahmân'ın izniyle şekillenen Kur'ân harfleri adedince salât ve selâm edip, kendilerine nihayetsiz bereketler ihsan eyle.

Yâ İlâhenâ!

O salavâtlardan her biri hürmetine bizi bağışla, bize merhamet eyle, bize lütfunla muamele buyur.

18. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻭَ ﺑَﺎﺭِﻙْ ﻭَ ﻛَﺮِّﻡْ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻭَ ﻣَﻮْﻟَﻴﻨَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺍﻟْﺎُﻣِّﻰِّ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺍَﺻْﺤَﺎﺑِﻪِ ﻭَ ﺍَﺯْﻭَﺍﺟِﻪِ ﻭَ ﺫُﺭِّﻳَّﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴِّﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠِﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَﻠَٓﺌِﻜَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺑِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺎَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤِﻴﻦَ ﺍَﻓْﻀَﻞَ ﺻَﻠَﻮَﺍﺕٍ ﻭَ ﺍَﺯْﻛَﻰ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻭَ ﺍَﻧْﻤَﻰ ﺑَﺮَﻛَﺎﺕٍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺳُﻮَﺭِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﻭَ ﺍَﻳَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﺣُﺮُﻭﻓِﻪِ ﻭَ ﻛَﻠِﻤَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﻣَﻌَﺎﻧِﻴﻪِ ﻭَ ﺍِﺷَﺎﺭَﺍﺗِﻪِ ﻭَ ﺭُﻣُﻮﺯِﻩِ ﻭَ ﺩَﻟﺎَﻟﺎَﺗِﻪِ ﻭَ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺍَﺟْﺰَٓﺍﺀِ ﺍﻟﺘُّﺮَﺍﺏِ ﻭَ ﻣَﻌَﺎﺩِﻧِﻬَﺎ ﻭَ ﻧَﺒَﺎﺗَﺎﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﺣَﻴْﻮَﺍﻧَﺎﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺑُﺮُﻭﺝِ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻭَ ﻧُﺠُﻮﻣِﻬَﺎ ﻭَ ﺣَﺮَﻛَﺎﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﻣَﻠَٓﺌِﻜَﺘِﻬَﺎ ﻭَ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ ﻭَ ﺍﺭْﺣَﻤْﻨَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﻄُﻒْ ﺑِﻨَﺎ ﻳَٓﺎ ﺍِﻟَﻬَﻨَﺎ ﻳَﺎ ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻳَﺎ ﺧَﺎﻟِﻘَﻨَﺎ ﻛَﻤَﺎ ﻳَﻠِﻴﻖُ ﺑِﻌَﻔْﻮِﻙَ ﺑِﻜَﺮَﻣِﻚَ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺣْﻤَﻦُ ﻳَﺎ ﺭَﺣِﻴﻢُ ﻳَٓﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ ﺑِﺤَﻖِّ ﻓُﺮْﻗَﺎﻧِﻚَ ﺍﻟْﻜَﺮِﻳﻢِ ﻭَ ﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﺍﻟْﺎَﻛْﺮَﻡِ ﻭَ ﺑِﺤَﻖِّ ﺍَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻚَ ﺍﻟْﺤُﺴْﻨَﻰ ﻭَ ﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﺍِﺳْﻤِﻚَ ﺍﻟْﺎَﻋْﻈَﻢِ ﺍِﺣْﻔَﻈْﻨِﻰ ﻭَ ﺍﺣْﻔَﻆْ ﺍِﺧْﻮَﺗِﻰ ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺍﻟﻨَّﻔْﺲِ ﻭَ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥِ ﻭَ ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺍَﻫْﻞِ ﺍﻟﻀَّﻠﺎَﻟَﺔِ ﻭَ ﺍَﻫْﻞِ ﺍﻟﻄُّﻐْﻴَﺎﻥِ ﻭَ ﺍﺣْﻔَﻈْﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺸُّﺒُﻬَﺎﺕِ ﻭَ ﺍﻟﻀَّﻠﺎَﻟﺎَﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﺒِﺪْﻋِﻴَّﺎﺕِ ﻭَ ﻣِﻦْ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟﺸَّﺮِّ ﻳَﺎ ﺣَﺎﻓِﻆُ ﻳَﺎ ﺣَﻔِﻴﻆُ ﻳَﺎ ﺧَﻴْﺮَ ﺍﻟْﺤَﺎﻓِﻈِﻴﻦَ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

Yâ İlâhenâ!

Okuma-yazma bilmeyen ümmî peygamberin olan Efendimiz ve Sultanımız Muhammed'e,

Onun bütün âline, ehl-i beytine ve ashabına, pek muhterem validelerimiz olan hanımlarına ve mübarek nesline,

Bütün nebîlere ve resullere,

Allah'a yakın kılınmış mukarreb meleklere,

Allah dostu, evliya ve sâlih kimselere;

Kur'ân'ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, ma'nâları, işaretleri, remizleri ve delâletleri sayısınca,

Toprağın parçaları, ma'denleri, bitkileri ve canlıları sayısınca,

Gökyüzünün burçları, yıldızları ve onların hareketleri ve gökyüzündeki bütün melekler sayısınca,

En üstün salât, en temiz selâm ve en kazançlı bereketler ile salât ve selam eyle. Kendilerine bereket ve ikramlar ihsan buyur.

Yâ İlâhenâ! Ey Rabbimiz! Ey yaratıcımız!

Affına, keremine, rahmetine yaraşır şekilde bizi bağışla, bize merhamet buyur ve bize nihayetsiz şefkatinle ve lütfunla muamele eyle.

Ey sonsuz merhamet sahibi olup, bu dünyada mü'min veya kâfir, iyi ya da kötü ayırt etmeden bütün mahlûkâtına ni'met veren Rahman!

Ey nihayetsiz rahmet ve mağfiret sâhibi olup, âhirette sâdece mü'minlere nimet veren Rahîm!

Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!

Furkân-ı Kerîmin hakkı ve Habib-i Ekrem'in hürmeti için,

Güzel isimlerinin hakkı ve İsm-i A'zam'ın hürmeti için,

Beni ve kardeşlerimi nefis ve şeytan şerrinden, hak yolundan sapanların ve isyan ederek haddini aşanların şerrinden muhafaza eyle.

Bizi şübhelerden, dalâletlerden, bid'alardan ve bütün şerlerden koru, ey her şeyi koruyan Hâfiz!

Ey kullarını kendi hâline bırakmadan koruyan Hafîz!

Ey en güzel ve en mükemmel koruyucu olan Hayru'l-Hâfizîn! Âmîn.

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur.

Ey bütün incelikleri bilen ve nüfuz eden ve mahlûkâtına lütuf ve kerem ile muamele eden Latîf!

Ey bütün varlıkları kuşatan ezelî ilmiyle her şeyi bilen Alîm!

Ey her şeyden haberdâr olan Habîr!

Bize kendi kapından, kendi hazinenden sınırsız ihsanlarda bulun, ey kullarına çok lütfedici olan Latîf!

Ey her şeyi bilen Alîm!

Ey her şeyden her zaman haberdâr olan Habîr!

Ey mahlûkâtını çok seven ve onlar tarafından sevilen Vedûd! (3 defa)

Ey yüce Arş'ın sahibi!

Ey mahlûkâtı hiç yoktan ilk defa yaratan Mübdi'!

Ey bütün mahlûkâtını âhirette tekrar yaratacak olan Muîd!

Ey dilediği zaman dilediğini dilediği şekilde yapan!

Arş'ın her tarafını dolduran münezzeh nurunun hürmetine senden istiyorum;

Bütün mahlûkata kendisiyle hükmettiğin sınırsız kudretinin hürmetine,

Ve her şeyi kaplayan ve kucaklayan hadsiz rahmetinin hürmetine senden istiyorum.

Senden başka İlâh yoktur.

Ey yardım isteyen kullarına yardım eden Gıyâs! Bize yardım et.

Ey zor durumda olan herkese yardım eden Muğîs! Bize yardım et.

Rahmetinle senden yardım diliyoruz ve azabından sana sığınıyoruz.

Bizi cehennem ateşinden koru.

Bizi, seçilmiş peygamberin Hazret-i Muhammed'in ve onun temiz âlinin ve hayırlı ashabının şefaatiyle, iyilerle beraber cennete dâhil eyle. Âmîn.

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur.

19. Salavat[düzenle]

ﻳَﺎ ﻟَﻄِﻴﻔًﺎ ﺑِﺨَﻠْﻘِﻪِ ﻳَﺎ ﻋَﻠِﻴﻤًﺎ ﺑِﺨَﻠْﻘِﻪِ ﻳَﺎ ﺧَﺒِﻴﺮًﺍ ﺑِﺨَﻠْﻘِﻪِ ﺍُﻟْﻄُﻒْ ﺑِﻨَﺎ ﻳَﺎ ﻟَﻄِﻴﻒُ ﻳَﺎ ﻋَﻠِﻴﻢُ ﻳَﺎ ﺧَﺒِﻴﺮُ ﻳَﺎ ﻭَﺩُﻭﺩُ ﻳَﺎ ﻭَﺩُﻭﺩُ ﻳَﺎ ﻭَﺩُﻭﺩُ ﻳَﺎ ﺫَﺍ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻤَﺠِﻴﺪِ ﻳَﺎ ﻣُﺒْﺪِﻯُٔ ﻳَﺎ ﻣُﻌِﻴﺪُ ﻳَﺎ ﻓَﻌَّﺎﻟﺎً ﻟِﻤَﺎ ﻳُﺮِﻳﺪُ ﺍَﺳْﺌَﻠُﻚَ ﺑِﻨُﻮﺭِ ﻭَﺟْﻬِﻚَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻣَـﻠَﺎَ ﺍَﺭْﻛَﺎﻥَ ﻋَﺮْﺷِﻚَ ﻭَ ﺍَﺳْﺌَﻠُﻚَ ﺑِﻘُﺪْﺭَﺗِﻚَ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﻗَﺪَﺭْﺕَ ﺑِﻬَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺧَﻠْﻘِﻚَ ﻭَ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﻭَﺳِﻌَﺖْ ﻛُﻞَّ ﺷَﻰْﺀٍ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍَﻧْﺖَ ﻳَﺎ ﻏِﻴَﺎﺙَ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻐِﻴﺜِﻴﻦَ ﺍَﻏِﺜْﻨَﺎ ﻳَﺎ ﻣُﻐِﻴﺚُ ﺍَﻏِﺜْﻨَﺎ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻧَﺴْﺘَﻐِﻴﺚُ ﻭَ ﻣِﻦْ ﻋَﺬَﺍﺑِﻚَ ﻧَﺴْﺘَﺠِﻴﺮُ ﺍَﺟِﺮْﻧَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻭَ ﺍَﺩْﺧِﻠْﻨَﺎ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔَ ﻣَﻊَ ﺍﻟْﺎَﺑْﺮَﺍﺭِ ﺑِﺸَﻔَﺎﻋَﺔِ ﻧَﺒِﻴِّﻚَ ﺍﻟْﻤُﺨْﺘَﺎﺭِ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

[Şâh-ı Nakşibend Hazretleri'nin -kuddise sırruhû- gayet nurlu ve nûrânî beş cümlesidir. "Nûr" ma'nâsını ifade eden kıymetdar bir salavâtıdır.]

Ey bütün nurların Nuru!

Ey bütün sırları ve gizli hâdiseleri bilen, kendisine gizli kalmayan Kâşif!

Ey umum mahlûkâtına karşı hadsiz derecede lütuf ve kerem sahibi olan Latîf!

Ey kullarının ayıplarını örten, gizli hata ve kusurlarından dönmeleri için haya perdelerini yırtmayan Settâr!

Senden, peygamberlerin kandili, evliyâların nur kaynağı, asfiyâların ay ve güneşi,

Cin ve insanların güneşi, doğu ve batı ufuklarının ziyası olan Efendimiz Muhammed'e salât eylemeni,

Vücûdumuzu irfan semâsına, marifetinin en yüksek mertebelerine yükseltmeni;

Tefekkür ve imânımızla senin varlığına ve birliğine olan şâhidliğimizi, seni görüyormuş gibi imân ve kulluk etme mertebesi olan ihsan makamında sabit kılmanı senden niyaz ediyoruz.

Âmîn.

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur.

20. Salavat[düzenle]

ﻳَﺎ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟْﺎَﻧْﻮَﺍﺭِ ﻳَﺎ ﻟَﻄِﻴﻒُ ﻳَﺎ ﺳَﺘَّﺎﺭُ ﻧَﺴْﺌَﻠُﻚَ ﺍَﻥْ ﺗُﺼَﻠِّﻰَ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻧَﺒْﺮَﺍﺱِ ﺍﻟْﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﻧَﻴِّﺮِ ﺍﻟْﺎَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺯِﺑَﺮْﻗَﺎﻥِ ﺍﻟْﺎَﺻْﻔِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﻳُﻮﺡِ ﺍﻟﺜَّﻘَﻠَﻴْﻦِ ﻭَ ﺿِﻴَٓﺎﺀِ ﺍﻟْﺨَﺎﻓِﻘَﻴْﻦِ ﻭَ ﺍَﻥْ ﺗَﺮْﻓَﻊَ ﻭُﺟُﻮﺩَﻧَٓﺎ ﺍِﻟَﻰ ﻓَﻠَﻚِ ﺍﻟْﻌِﺮْﻓَﺎﻥِ ﻭَ ﺍَﻥْ ﺗُﺜَﺒِّﺖَ ﺷُﻬُﻮﺩَﻧَﺎ ﻓِﻰ ﻣَﻘَﺎﻡِ ﺍﻟْﺎِﺣْﺴَﺎﻥِ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

[Bu salavât-ı şerife hem Gavs-A'zam'ın -kuddise sırruhû- hem Şâh-ı Nakşibend'in -kuddise sırruhû- her iki mübarek zâtın (Üstâd'ın) gayet cami' ve gayet kıymetdar bir salavât-ı şerîfeleridir.]

Ya İlahena!

Nuru bütün mahlûkâttan önce var olan ve varlığı âlemlere rahmet olan Efendimiz Muhammed'e,

Ve onun mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına,

Geçip giden ve geride kalan bütün mahlûkât adedince,

Ve onlardan bahtiyar ve saîd olanlar, bedbaht ve şakî olanlar sayısınca,

Ve bütün sayıları içine alan, bütün sınırları kuşatan; hesabsız ve hudûdsuz olarak ne ucu, ne de sonu olan; ne sınırı, ne de bitişi olan,

Ve kendisine bizzat senin ettiğin ve senin ebedî varlığın devam ettikçe deva edecek olan salâtın ile salât et, onları rahmetinle kuşat.

Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi!

21. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍﻟﺴَّﺎﺑِﻖِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟْﺎَﻧَﺎﻡِ ﻧُﻮﺭُﻩُ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔٌ ﻟِﻠْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ﻇُﻬُﻮﺭُﻩُ ﻋَﺪَﺩَ ﻣَﻦْ ﻣَﻀَﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺒَﺮِﻳَّﺔِ ﻭَ ﻣَﻦْ ﺑَﻘِﻰَ ﻭَ ﻣَﻦْ ﺳَﻌِﺪَ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻭَ ﻣَﻦْ ﺷَﻘِﻰَ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗَﺴْﺘَﻐْﺮِﻕُ ﺍﻟْﻌَﺪَّ ﻭَ ﺗُﺤِﻴﻂُ ﺑِﺎﻟْﺤَﺪِّ ﺻَﻠﺎَﺓً ﻟﺎَ ﻏَﺎﻳَﺔَ ﻟَﻬَﺎ ﻭَ ﻟﺎَ ﺍﻧْﺘِﻬَٓﺎﺀَ ﻭَ ﻟﺎَٓ ﺍَﻣَﺪَ ﻟَﻬَﺎ ﻭَ ﻟﺎَ ﺍﻧْﻘِﻀَٓﺎﺀَ ﺻَﻠﺎَﺗَﻚَ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﺻَﻠَّﻴْﺖَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺩَٓﺍﺋِﻤَﺔً ﺑِﺪَﻭَﺍﻣِﻚَ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻣِﺜْﻞَ ﺫَﻟِﻚَ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ

[Bedîüzzaman Hazretleri'nin -kuddise sırruhû- yirmi bir aded mu'cizât-ı kat'iye-i Ahmediyeye (asm) işaret eden gayet kıymetdar ve şirin ve zevkli bir salavâtıdır.]

Yâ İlâhenâ!

Sonsuz merhamet sahibi olup, bu dünyada mü'min veya kâfir, iyi veya kötü bütün mahlûkâta ayırt etmeden ni'met veren Rahman olandan,

Nihayetsiz rahmet ve mağfiret sâhibi olup, âhirette sâdece mü'minlere ni'met veren Rahîm olandan,

Arş-ı A'zam'dan gelen Furkân-ı Hakim'in kendisine indirildiği,

Mi'râc'ın sahibi ve "(O haşmetli makamda) gözü kaymadı" (Necm, 17) âyetinin sırrına mazhar olan zâta, Efendimle Muhammed'e salât ve selâm eyle.

Sana milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun, ey Allah'ın Resûlü!

Peygamber olarak geleceğini Tevrat, İncil, Zebur ve semavî sahîfelerin müjdelediği,

Nübüvvetini, peygamberliğinden evvel vazifesine delil olarak zuhur eden harikulade olaylar olan irhâsâtın;

Sesleri duyulduğu halde kendileri görünmeyen cinnîler olan hatiflerin;

En seçkin Allah dostu insanlar olan evliyaların;

Ve beşerin gaybden haber veren kâhinlerinin müjdelediği,

Kendisi için güneşin durduğu ve parmağının bir işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz, Sultanımız Hazret-i Muhammed'e salât ve selâm eyle.

Sana milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun, ey Allah'ın Habîbi!

Çağırdığında, da'vetine ağaçların geldiği,

Duâsıyla yağmurun sür'atle indiği,

Bulutların sıcağa karşı kendisini gölgelediği,

Bir kap yemekle yüzlerce insanın doyduğu,

Parmaklarının arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı,

Avuçlarında çakıl taşları ve toprağın tesbîh ettiği;

Allah'ın, onun için kertenkeleyi, ceylanı, kurdu, hurma dalını, zehirli keçi etini deveyi, dağı, taşı ve ağacı konuşturduğu,

Efendimiz, Sultanımız ve şefaatçimiz Hazret-i Muhammed'e salât ve selâm eyle.

Sana milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun, ey Allah'ın vahyinin emîni!

22. Salavat[düzenle]

ﻋَﻠَﻰ ﻣَﻦْ ﺍُﻧْﺰِﻝَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻔُﺮْﻗَﺎﻥُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ ﺻَﺎﺣِﺐِ ﺍﻟْﻤِﻌْﺮَﺍﺝِ ﻭَ ﻣَﺎ ﺯَﺍﻍَ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮُ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻭَ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝَ ﺍﻟﻠَّﻪِ

ﻋَﻠَﻰ ﻣَﻦْ ﺑَﺸَّﺮَ ﺑِﺮِﺳَﺎﻟَﺘِﻪِ ﺍﻟﺘَّﻮْﺭَﻳﺔُ ﻭَ ﺍﻟْﺎِﻧْﺠِﻴﻞُ ﻭَ ﺍﻟﺰَّﺑُﻮﺭُ ﻭَ ﺍﻟﺰُّﺑُﺮُ ﻭَ ﺑَﺸَّﺮَ ﺑِﻨُﺒُﻮَّﺗِﻪِ ﺍﻟْﺎِﺭْﻫَﺎﺻَﺎﺕُ ﻭَ ﻫَﻮَﺍﺗِﻒُ ﺍﻟْﺠِﻦِّ ﻭَ ﺍَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀُ ﺍﻟْﺎِﻧْﺲِ ﻭَ ﻛَﻮَﺍﻫِﻦُ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ ﻭَ ﺳَﻜَﻨَﺖْ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻭَ ﺍﻧْﺸَﻖَّ ﺑِﺎِﺷَﺎﺭَﺗِﻪِ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻭَ ﻣَﻮْﻟَﻴﻨَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻭَ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَﺎ ﺣَﺒِﻴﺐَ ﺍﻟﻠَّﻪِ

ﻋَﻠَﻰ ﻣَﻦْ ﺟَٓﺎﺋَﺖْ ﻟِﺪَﻋْﻮَﺗِﻪِ ﺍﻟﺸَّﺠَﺮُ ﻭَ ﻧَﺰَﻝَ ﺳُﺮْﻋَﺔً ﺑِﺪُﻋَٓﺎﺋِﻪِ ﺍﻟْﻤَﻄَﺮُ ﻭَ ﺍَﻇَﻠَّﺘْﻪُ ﺍﻟْﻐَﻤَﺎﻣَﺔُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺤَﺮِّ ﻭَ ﺷَﺒَﻊَ ﻣِﻦْ ﺻَﺎﻉٍ ﻣِﻦْ ﻃَﻌَﺎﻣِﻪِ ﻣِﺎَٓﺕٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ ﻭَ ﻧَﺒَﻊَ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀُ ﻣِﻦْ ﺑَﻴْﻦِ ﺍَﺻَﺎﺑِﻌِﻪِ ﺛَﻠﺎَﺙَ ﻣَﺮَّﺍﺕٍ ﻛَﺎﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﻭَ ﺳَﺒَّﺢَ ﻓِﻰ ﻛَﻔَّﻴْﻪِ ﺍﻟْﺤَﺼَﺎﺓُ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺪَﺭُ ﻭَ ﺍَﻧْﻄَﻖَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟَﻪُ ﺍﻟﻀَّﺐَّ ﻭَ ﺍﻟﻈَّﺒْﻰَ ﻭَ ﺍﻟﺬِّﺋْﺐَ ﻭَ ﺍﻟْﺠِﺬْﻉَ ﻭَ ﺍﻟﺬِّﺭَﺍﻉَ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﻤَﻞَ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﺒَﻞَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﺠَﺮَ ﻭَ ﺍﻟﺸَّﺠَﺮَ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻭَ ﻣَﻮْﻟَﻴﻨَﺎ ﻭَ ﺷَﻔِﻴﻌِﻨَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻭَ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻭَﺣْﻰِ ﺍﻟﻠَّﻪِ

[Gayet zevkli ve canlı ve kibâr-ı evliyâullâhın mergûbu, fârisî bir salavât-ı şerîfedir.]

Baştan başa her şeyiyle gönüllerin sevgilisi olan Hazret-i Muhammed'e, ezel sabahından tâ haşir meydanı kuruluncaya kadar salât ü selâm olsun.

Sana milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun, ey Allah'ın Resulü!

Nebatatın dalları (rüzgârla kırıldığı) gibi, Hazret-i Muhammed'in güzel endamına getirilen salât ü selâm rüzgârı da, dilimin sertliğini ve keskinliğini kırar.

Sana milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun, ey Allah'ın Habîbi!

Hazret-i Muhammed'in gül yüzüne, ölüm vaktim gelene kadar her ân salât ü selâm getirmek, bana farz-ı ayın olsun.

Milyonlar salât ve milyonlar selâm sana olsun, ey Allah'ın vahyinin Emîni!

23. Salavat[düzenle]

ﺍَﺯْ ﺩَﻡِ ﺻُﺒْﺢِ ﺍَﺯَﻝْ ﺗَﺎ ﺑَﻘِﻴَﺎﻡِ ﻋَﺮَﺻَﺎﺕْ ﺑَﺮْ ﺳَﺮُﻭ ﭘَﺎﻯِ ﺩِﻟﺎَﺭَﺍﻯِ ﻣُﺤَﻤَّﺪْ ﺻَﻠَﻮَﺍﺕِ

ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻭَ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝَ ﺍﻟﻠَّﻪِ

ﺷِﻜَﻨَﺪْ ﺗِﻴﻎِ ﺯَﺑَﺎﻧَﻢْ ﻫَﻤَﺪَﻡْ ﺷَﺎﺥِ ﻧَﺒَﺎﺕْ ﺑَﺎﺩِ ﺑَﺮْ ﻗَﺎﻣَﺖِ ﺭَﻋْﻨَﺎﻯِ ﻣُﺤَﻤَّﺪْ ﺻَﻠَﻮَﺍﺕْ

ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻭَ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَﺎ ﺣَﺒِﻴﺐَ ﺍﻟﻠَّﻪِ

ﻓَﺮْﺽُ ﻋَﻴْﻨَﺴْﺖْ ﻣِﻰ ﺑَﮕُﻮﻳَﻢْ ﺗَﺎ ﻭَﻗْﺖِ ﻣَﻤَﺎﺕْ ﺩَﻣْﺒَﺪَﻡْ ﺑَﺮْ ﮔُﻞِ ﺭُﺧْﺴَﺎﺭِ ﻣُﺤَﻤَّﺪْ ﺻَﻠَﻮَﺍﺕْ

ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻭَ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺳَﻠﺎَﻡٍ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻭَﺣْﻰِ ﺍﻟﻠَّﻪِ

[Kibâr-ı evliyâullâhın mergûbu ve Bedîüzzaman Hazretleri'nin -kuddise sırruhû- bir salavâtıdır.]

Yâ İlâhenâ! Efendimiz Muhammed'e ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına,

Ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları adedince salât ve selâm edip, bereketler ihsân eyle.

Yâ İlâhenâ! O salavâtlardan her biri hürmetine bizi bağışla, bize merhamet eyle, bize lütfunla muamele buyur.

Ben kesinlikle şehâdet ederim ki Allah'tan başka İlâh yoktur.

Ve yine şehâdet ederim ki, Hazret-i Muhammed Allah'ın Resulüdür.

Allahü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

24. Salavat[düzenle]

ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻭَ ﺑَﺎﺭِﻙْ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺍَﺻْﺤَﺎﺑِﻪِ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺍَﻭْﺭَﺍﻕِ ﺍﻟْﺎَﺷْﺠَﺎﺭِ ﻭَ ﺍَﻣْﻮَﺍﺝِ ﺍﻟْﺒِﺤَﺎﺭِ ﻭَ ﻗَﻄَﺮَﺍﺕِ ﺍﻟْﺎَﻣْﻄَﺎﺭِ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﺳَﻠَّﻢْ

[İmâm-ı Büsayrî -kuddise sırruhû- âlem-i ma'nâda Kasîde-i Bürde'yi Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam Efendimiz'e okuduğu zaman, gelecek salavât-ı şerîfenin yarısını okumuş yarısını hatırlayamamış olduğundan, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz عَلٰى حَب۪يبِكَ خَيْرِ الْخَلْقِ كُلِّهِمِ... diye salavât-ı şerîfeyi tekmîl etmiş, gayet kıymetdar bir salavât-ı şerîfedir.]

Ey Mevlâm! Bütün mahlûkâtın en hayırlısı olan Habîb'ine daimî ve ebedî olarak salât ve selâm eyle.

O öyle bir Habîbdir ki, gelip çatan bütün şiddetli korkulara karşı onun şefaati umulur.

25. Salavat[düzenle]

ﻣَﻮْﻟﺎَﻯَ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﺩَٓﺍﺋِﻤًﺎ ﺍَﺑَﺪًﺍ ٭ ﻋَﻠَﻰ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﺧَﻴْﺮِ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖِ ﻛُﻠِّﻬِﻢِ

ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺤَﺒِﻴﺐُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺗُﺮْﺟَﻰ ﺷَﻔَﺎﻋَﺘُﻪُ ٭ ﻟِﻜُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺎَﻫْﻮَﺍﻝِ ﻣُﻘْﺘَﺤَﻢِ

ﻭَ ﺻَﻞِّ ﺍِﻟَﻬِﻰ ﻛُﻞَّ ﻳَﻮْﻡٍ ﻭَ ﺳَﺎﻋَﺔٍ ٭ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤُﺼْﻄَﻔَﻰ ﺍﻟْﻤُﺨْﺘَﺎﺭِ ﻣَﺎ ﻧَﺴْﻤَﺔٌ ﺳَﻤَﺖْ

ﻭَ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤُﺨْﺘَﺎﺭِ ﻭَ ﺍﻟْﺎَﻝِ ﻛُﻠِّﻬِﻢْ ٭ ﻛَﻌَﺪِّ ﻧَﺒَﺎﺕِ ﺍﻟْﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﺍﻟﺮِّﻳﺢِ ﻣَﺎ ﺳَﺮَﺕْ

ﻭَ ﺻَﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗَﻤْـﻠَﺎُ ﺍﻟْﺎَﺭْﺽَ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀَ ٭ ﻛَﻮَﺑْﻞِ ﻏَﻤَﺎﻡٍ ﻣَﻊَ ﺭُﻋُﻮﺩٍ ﺗَﺠَﻠْﺠَﻠَﺖْ

ﻓَﻴَﻜْﻔِﻴﻚَ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﺻَﻠَّﻰ ﺑِﻨَﻔْﺴِﻪِ ٭ ﻭَ ﺍَﻣْﻠﺎَﻛَﻪُ ﺻَﻠَّﺖْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﺳَﻠَّﻤَﺖْ

[İmâm-ı Ali radıyallâhü anhın Risâle-i Nûr'a işaret ettiği Kasîde-i Celcelûtiye-i Meşhûre'sinin âhirinde gayet kıymetdar zikrettiği bir salavât-ı şerîfedir.]

Ya İlâhî! Her gün ve her saat bütün canlılar gelişip büyüdükçe, seçilmiş Mustafa'ya salât eyle.

Hem o seçilmiş zâta ve bütün mübarek nesline, ehl-i beytine, yerin bitkileri adedince ve rüzgârlar estikçe salât eyle.

Hem o zâta, gök gürlemeleriyle beraber gelen bulutlardan boşanan yağmurlar gibi, yer ve gökler dolusunca salât eyle.

İşte şu sana yeter ki, ona bizzat Allahın kendisi ve melekleri salât ü selâm ettiler.

Önceki Kısım: Evrâd-ı KudsiyyeHizb-ül HakaikSekîne: Sonraki Kısım