Fihrist Risalesi

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bu risaleyi okumak için Fihrist Risalesi okuma sayfasına, ilgili kitapların en sonuna eklenen fihristleri okumak için sırasıyla Sözler Fihristi, Mektubat Fihristi, Lem'alar Fihristi, Şuâlar'ın İçindekiler Tablosu, Mesnevi-i Nuriye Fihristi ve Rumuzat-ı Semaniye Fihristi sayfalarına gidin

On Beşinci Lem'a ve Onuncu Şua bu sayfaya yönlendirilmiştir. Genel anlamda İçindekiler Cetveli anlamı için Fihrist maddesine gidin.

Fihrist Risalesi Kur'an ayetlerinin bir nev'i tefsiri olan Risale-i Nur kitaplarından Sözler, Mektubat, Lem'alar, Mesnevi-i Nuriye ve Rumuzat-ı Semaniye risalelerinin içindekileri beyan eden bir eserdir. Sözler, Mektubat ve Lem’alar’dan On Beşinci Lem’a’ya kadar olan kısmını Bediüzzaman Barla'dayken hazırlamış ve bu kısma 15. Lem'a adını vermiştir. Lem'aların kalan kısmıyla Şualar ve Mesnevi-i Nuriye'nin fihristini iş bölümü ile hazırlama görevini Kastamonu'dayken Isparta ve havalindeki talebelerine vermiştir. Esas olarak 10 talebesi bu görevi yerine getirmiş ve böylece Risale-i Nur'un has talebeleri de Bediüzzaman'ın 10. Şua namını verdiği Fihristenin 2. kısmının telifinde hissedar olmuştur. Fihrist risalesi Risale-i Nur'un kaynağının Kur'an olduğunu ve onun ayetlerin tefsiri olduğunu gösterir. Binlerce sayfadan oluşan ve manevi hastalıklara Kur'an eczahanesinden alınan binlerce deva içeren Risale-i Nur külliyatından kendi hastalıklarına en münasip ilacı almak isteyenlere büyük bir kolaylık sağlayan bir risaledir.

Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti

  • Bir talebesi her bir risalenin mealinin özeti ile içinde geçen ayeti beyan ederek ilgili risalenin gaye ve mahiyetinden bahsetmenin kıymetini takdir eder.
  • Fihriste'nin Bediüzzaman tarafından hazırlanan birinci kısmı (15. Lem'a) ile talebeleri tarafından hazırlanan ikinci kısmı (10. Şua) bir araya getirilerek Osmanlıca tek bir mecmua halinde "Fihrist Risalesi" adıyla neşredilmiştir.
  • Fihrist'i Hazırlayanlar:
  • Bediüzzaman'ın çok mühim bir risale olarak andığı Fihrist ilk olarak kendisi tarafından 4 kısım olarak hazırlandı. Birinci kısım ilk 32 Söz'ün fihristiydi.
  • Bediüzzaman çokça neşredildiğinden Sözler'in kıymet ve ehemmiyeti çoğunluk tarafından anlaşıldığı için fihristin özet şeklinde yazdırıldığını beyan eder.
  • Fihristin 2. kısmını hazırlayan nur talebelerinin her biri kendi ayinelerinin kabiliyet ve renklerine göre o risalelerden tecelli eden envârını satırlara aksettirmeye çalışmışlardır.
  • Bir talebesi risalelerin fihristelerini okumanın Sözleri ve Mektupları görmek, okumak ve yazmak için insana iştiyak ve gayrete sevk ettiği kanaatindedir.
  • Bir talebesi fihristeye yüzeysel olarak bakanın Risale-i Nur parçalarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında fikir edinebileceği ve bu fihristenin umum risalelere bedel olduğu kanaatindedir.
  • Mesnevi-i Nuriye'nin fihristini hazırlayan talebeleri bu fihristi layıkıyla ancak Bediüzzaman'ın hazırlayabileceğini, hazırladıkları fihrist ile Mesnevi kitabının tartılmaması gerektiğini ve Mesnevi'nin her bir i’lemi için, hazırladıkları Mesnevî fihristinin toplamı kadar bir fihrist yapmak lâzım geldiğini beyan etmişlerdir.

İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler

Diğer İsimleri

15. Lem'a (Fihriste’nin Birinci Kısmı), Fihriste, Fihrist, 10. Şua (Fihriste’nin İkinci Kısmı), Risale Fihristesi

Telif Dili

Türkçe

Telifiyle İlgili Bilgiler

İlk kısmını Bediüzzaman 1934 (hicri 1352-1353) yılında hazırlamıştır. 1936-1943 yılları arasında kaldığı Kastamonu'da Fihrist'in 2. kısmını hazırlama görevini talebelerine vermiştir ve onlar da hazırlamıştır.[1]

Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler

Fihriste'nin Bediüzzaman tarafından hazırlanan birinci kısmı (15. Lem'a) ile talebeleri tarafından hazırlanan ikinci kısmı (10. Şua) bir araya getirilerek Osmanlıca tek bir mecmua halinde "Fihrist Risalesi" adıyla neşredilmiştir. Latin harfleriyle de büyük kitap halinde neşredilmiştir.

İçeriği

33 adet Söz, 33 adet Mektup, 33 adet Lem'a, 15 adet Şua ve Mesnevi-i Nuriye'nin fihristleri.

Sonunda 3 talebesinin takrizi yer alır.

Uzunluğu

Toplam yaklaşık 190 büyük sayfa

  • Sözler Fihristi: 28 büyük sayfa
  • Mektubat Fihristi: 38 büyük sayfa
  • Lem'alar Fihristi: 75 büyük sayfa
  • Şualar Fihristi: 28 büyük sayfa
  • Mesnevi-i Nuriye Fihristi: 10 büyük sayfa
  • Takrizler: 10 sayfa

Ekleri

Bu Risale İle İlgili Tevafuklar

  • Bu risalenin Bediüzzaman tarafından telif edilen 1. kısmının sonunda, ebced hesabını bilmeyen katip "Bu güzel fihriste tamam oldu" yazmış, Bediüzzaman ebced makamının 1352 veya 1353 olduğunu hesaplamıştır. Bu tarihler bu risalenin yazılma tarihi olan 1934'ün hicri karşılığıdır.
  • Fihristede bahsedilen risale ve zeyillerin toplamı 119 parçadır. Yazılan fihristenin 4. kısmının başındaki 19 sayfada satır başlarında elifler 119 tevafuk göstermiş ve fihristin 2. kısmının sonunda da 19 kısım bulunması bir tevafuk ortaya çıkarmıştır.
  • Bu risaleyi ilk defa çoğaltan katibin nüshasında sayfaların başında 119 elif gelerek 119 parçaya tevafuk eder. İkinci defa çoğaltan ve elifleri hiç düşünmeyen katibin nüshasında yine 119 elif tevafuğu ortaya çıkmıştır.
  • Fihrist risalesinin tashihinde bir talebesi eksik bir sayfayı tamamlarken siyah mürekkep kırmızı bir renk alır. Daha sonra yine siyah renge döner.

Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler

Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler


Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler

On Beşinci Lem'a olan On Beşinci Risale

Fihriste namında, umum Risale-i Nur'un eczalarının mevzularını gösteren bir fihristesidir. İcmalen her risalenin mevzuuna ve kısmen gayelerine işaret eder dört kısımdan ibarettir.

Birinci kısım: Otuz iki adet Sözler'e aittir. Bu kısım sair risaleler gibi bidayette muhtasar olmuştur. Sözler'e lâyık tafsilatlı bir fihriste olamadı. Daha değiştirmeye de münasebet tutmuyor. Yalnız bu kadar var ki; Sözler'deki kıymet ve ehemmiyet, kesret-i intişar ile ekserce anlaşıldığı için icmalen bize yazdırıldı

اَلْخَيْرُ فِى مَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ

deyip o muhtasar fihristeyi öylece bıraktık. İnşaallah, bir vakit kardaşlarımızdan birisi, o birinci kısma bir haşiye olarak Sözler'e mufassal bir fihriste yazacaktır.

Bu fihristenin dört kısmı da gayet ehemmiyetlidir. Hatta diyebilirim en mühim bir risaledir. Onun Risale-i Nur eczalarının mahiyeti bilindiği gibi Risale-i Nur'un yüz cüz'ü, Kur'ân-ı Hakimin nasıl bir tefsiri olduğunu gösteriyor. Ve yüzer âyat-ı Kur'âniyenin yüzer hakaik-i kudsiyesini nazara vaz'edip Risale-i Nur'un herbir cüz'ünü bir âyetle bağlayıp Kur'ân'dan tereşşuh ettiklerini ve Kur'ân'dan gelip Kur'ân âyetlerini tefsir ettiğini gösterir.

Bâhusus, üçüncü kısmındaki Rumuzat-ı Semaniyeye dair bahislerde daha güzel olmuş. Fakat bazen mühim bir risale kısa kesilmiş. Sonra anlıyoruz ki; hakkını noksan bırakmışız. Bazen de fihristenin ihtisarından çıkıp tafsilatlı olmuş. Bundan anladık ki, kast ve ihtiyarımızla tanzim edemiyoruz. Zülf-ü perişan gibi zahiri intizamsızlık altında şirin, mânidar bir intizam bulunduğunu hissederek gelişigüzel bıraktık. {(Haşiye): Lem'alar'ın mütebâki fihristesi Otuz Üçüncü Mektubun fihristesinden sonra yazılmıştır.}

(Lem'alar Fihristi)


Aziz Kardeşlerim! Fihrist bakiyyesinin telifi size havale edilmişti, taksimü’l-a’mal tarzında yapsanız iyi olur.

(Kastamonu Lahikası)


Fihriste’yi taksimü’l-a’mal tarzında mütesanid heyetinizin şahs-ı manevîsine tevdiiniz çok güzeldir. Tam ve daimî bir üstad buldunuz. O manevî üstad, bu âciz kardeşinizden çok yüksektir; daha bana ihtiyaç bırakmıyor.

(Kastamonu Lahikası)

Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler

Risale-i Nur'un umum fihristesi iki risalede cem olunmuştur. Bunlardan birincisi "On Beşinci Lem'a" dır ki; Risale-i Nur'un Sözler'i, Mektubat'ı ve On Beşinci Lem'a'ya kadar olan risalelerin fihristeleri olup, bu lem'ada toplanmıştır. On Beşinci Lem'a'dan itibaren Lem'alar ve Şuâlar'ın fihristeleri ise bu Onuncu Şuâ'dadır.

On Beşinci Lem'a namındaki Risale-i Nur'un birinci kısım fihristesini Üstadımız Risale-i Nur eczalarının mevzularına ve kısmen gayelerine işaret ederek telif etmişler. Âdeta hülasa edilen haplar nev'inden büyük bir eczahanedeki ilâçların listesini gösteren bir fihrist olarak yazmışlardır.

İkinci kısım fihristte ise yine "Onuncu Şuâ" namıyla Risale-i Nur'un Isparta havalisindeki has şakirdleri tarafından kaleme alınmış ve herbir Nur şakirdi kendi ayinelerinin kabiliyet ve renklerine göre o risalelerden tecelli eden envârını satırlara aksettirmeye çalışmışlardır. Risale-i Nur'un şahs-ı mânevîsinin birer ferdi bulunan bu kahraman, fedakâr, mümtaz nur şakirdleri bu Fihriste ile nesl-i âtî için en kıymettar eserlerden birisini bırakmışlardır.

Bu Fihriste Risalesi gayet ehemmiyetlidir. Çünkü çeşit çeşit mânevî marazlara müptelâ bu asır insanlarına lûtfedilen ve kevser-i Kur'ânîden akan muslukların adedi ve eczahâne-i Kur'âniyedeki tiryak ve panzehir dolaplarının sayısı yüz otuza bâlîğ olmaktadır. Herbir dolapta çok kavanozlar vardır. Yani herbir Risale bir ecza dolabı ve o risalelerdeki "nokta, nükte, işaret, reşha, pencere, basamak, hakikat, mevkıf ve meseleler" diye verilen isimler, o çok muhtaç olduğumuz ilâç kavanozlarıdır.

Hakikate susamış ve bu zamanın dalâlet tehlikelerinden kurtulmak isteyen ve hikmet-i Kur'âniyeye muhalif olan felsefe ile yaralanan ve nefis ve şeytanın türlü türlü iğfâlâtlarına kapılmış mânevî hastalar, bu eczahanede kendi hastalıklarına en münasip ilacı almak için ya bütün eczahâne-i Kur'âniyenin dolaplarını ve o dolapların içlerindeki kavanozları birer birer arayacaklar, bulacaklar.. veyahut eczahane-i Kur'âniyedeki bütün dolapların numaralarını ve her dolabın içindeki kavanoz âdetlerini ve o kavanozların içindeki tiryak ve macun ve panzehirleri gösteren bir listesini elde edecekler. İşte bu çok kıymettâr Fihriste'nin gördüğü vazîfelerden birisi de budur.

Üstadın Hizmetkârları

(Fihrist Risalesi)


Hüsrev’in fihriste hakkında bir fıkrasıdır

Aziz Üstadım!

Senelerden beri vücuda getirilen misilsiz âsâra, Otuz Birinci Mektup’un On Beşinci Lem’a’sıyla öyle misilsiz bir eser daha ilâve buyurulmuş oluyor ki o şaheserler, böyle şah bir eseri; o hârika bedîiyyat, böyle bedî’ bir zübdeyi; o acib telifat, böyle acib bir mecmuayı; o azîm hakaik, böyle azîm bir külliyat-ı hakaiki ve o nurlu risaleler, böyle nurlu bir fihristeyi istiyordu.

Yüz binler şükrolsun ol Feyyaz-ı Mutlak Hazretlerine ki hiçbir müellifin muvaffak olamadığı böyle misilsiz eseri, hazine-i rahmetinden ihsan etmekle, yüz yirmi adede vâsıl olan Külliyat-ı Nur’u, yüz yirmi sahifeden aşağı olmayan misilsiz fihristesiyle bir yerde toplamış bulunuyor. Bu risalenin menfaati, fevaidi o kadar çok ki izaha hâcet yok. Bu kıymettar risale, kendi kendini lâyık olduğu bir tarzda medhediyor. Hem o kadar güzel medhediyor ki fevkinde beyan olamaz.

Hüsrev

(Barla Lahikası)


(Hâfız Ali’nin fıkrasıdır.)

Sevgili Üstadım Efendim Hazretleri!

Otuz Birinci Mektup’un On Beşinci Lem’a’sının birinci kısmını, büyük bir meserretle aldım.

Sevgili Üstadım! Zaten fakir, âcizane nazarımda “Şems-i Hidayet’ten neşr-i envar eden Sözler” hak ve hem hakikat olarak, hakikat âleminin çarşısıdır. Hakikat âleminde ne varsa o kadar zengin, o kadar mücehhez, o kadar bîpâyandır. Böyle bir çarşı-yı âlem mallarını almak lâzım ki bir padişah kuvveti olsun. Eğer görmekse öyle bir keskin, nâfiz, seyyar bir nazar olmalı ki seyr ü seyahat ile görebilsin. Bu da pek ender bulunduğundan, almak ve görmek için lâzım ki bütün malların bir numune levhası bulunsun.

Ey sevgili Üstad! Her numune levhaları mukaddema görülüyordu ki yalnız bir parça ile topların ve küllîlerin nevilerini gösterir. Daha bir şeye yaramaz. Fakat serâser nur olan hazine-i bînihayenin fihriste ve numune levhasının her parçasından “hanifen müslimen” gömleği çıkacak hârika derecede parçaları ve kıymetleri hâvidirler. Nasıl umuma muhalif külliyatla hârika olduğu gibi, cüz’iyatlarıyla hârika bir hâtemi taşıyorlar.

Evet Üstadım, bu mektubu istinsah ederken kalp ve ruhum cûş u hurûşa gelerek bütün envar-ı resaili kemal-i şevk ve tahassürle görmek istiyordular.

Demek Üstadım, umum risalelerin her parçasına ihtiyacımız olduğu gibi her parçayı da birden görmeye şiddetle ihtiyaç varmış. Cenab-ı Vâcibü’l-vücud size kemal-i rahmet ve merhametinden, o rahmet ve merhametinin iktizasıyla nâil-i mükâfat buyursun, âmin!

Hâfız Ali

(Barla Lahikası)


(Âsım Bey’in fıkrasıdır.)

Bu Risale Fihristesi, hakikaten menba-ı nur ve mecma-ı hakikattir. Elhak Nur fihristeleridir. Şöyle söyleyebilirim ki: Otuz üç Söz, otuz üç Mektup’un her biri, feyezanda olan birer menba-ı nur-u hakikat ve gülistan-ı bağ-ı cinandır. Binaenaleyh bu müteaddid güller bağının her birisinden müteaddid güller koparıp dört kısım üzerine güller demeti yapılmış gibi vücuda getirilmiş bir eser-i cihan-kıymet olduğuna kanaat ettim.

Bu Fihristeleri okumak; herhalde ve behemehal Söz ve Mektuplar risale-i şerifenizi görmek, okumak, yazmak için insanı iştiyak ve gayrete sevk ediyor ve şiddetli kamçılıyor. Fakirce noksan olan risale-i şerifelerin hangisini evvela yazayım? Çünkü her biri birbirleriyle nur ve hakikat müsabakasına çıkmış diye mütelaşî ve heyecanlı bir vaziyetteyim. İnşâallah –dua-yı üstadaneleriyle– kâffesini yazarım. Şurasını da arz etmek isterim ki: Sabri Efendi kardeşimin ilhahı ve zat-ı üstadanelerinin ilhamı ile Fihristelerin telifi, çok musîb ve hayırlı hem hadsiz hakikatlere anahtar olmuştur.

(Barla Lahikası)


Bu defa irsaline inayet buyurulan Risale-i Nur eczalarının dört kısımlık fihristesini aldım. Daha evvel Otuz Birinci Mektup’un On Üçüncü ve On Dördüncü Lem’alarını almış fakat ihtisaslarımı arza muvaffak olamamıştım. Fihristeler dört tarafımı aydınlattılar ve itikadda bir olup çok metin hikmetlerle bazı a’malde ayrılıkları olan dört mezheb-i hak gibi; bu fakire hakka, hakikate, sıdka, imana, nura, rızaya giden yolları gösterdiler.

Fihriste’yi harfi harfine henüz okuyamadım fakat inşâallah okuyacağım. On Birinci Mektup’un neleri ihtiva ettiğini öğrendim. Yazılmayan ve rahmet-i İlahiyeden yazılmasına muvaffakıyet niyaz olunan âsârın da neşrine muvaffakıyetinizi, eltaf-ı Sübhaniyeden tazarru ve niyaz eylerim. Otuzuncu Söz’ün, mahkeme başkâtibini nasıl tehdit ettiği hatırasını tamamıyla gözümün önüne getirdim.

Fihriste-i Güldeste: Fihriste namı altındaki bütün risalelerde yazılı olduğu tarzda değildir. Tamamen hususiyet göstermektedir. Sözler’in ve Mektuplar’ın bir hülâsatü’l-hülâsası denecek vaziyettedir.

Âsâr-ı Nur’un bir zübdesi, hazain-i Nur’un elmas anahtarı, resail ve mektubatın nurlu kapısı olan bu hayırlı telife sebep olanları da müellifini de Allahu Zülcelali ve’l-kemal hazretleri saadet-i dâreyne mazhar buyursun, âmin!

Hulusi

(Barla Lahikası)


Sözlerin ve Mektubat’ın ve Pencereler’in fihristesi o kadar güzel olmuş ki bir defa sathî bir nazar atfeden kimse Risaletü’n-Nur eczalarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. Bu fihriste umum risalelere bedeldir. Hiçbir müellif, yazmış olduğu yüz yirmi kadar kitabının, her birisinin hülâsa-i mealinden ve bilhassa metnindeki âyâtı, birer birer münasip ve manidar bir tarzda ta’dad etmek suretiyle risalelerin gayatından ve mahiyetinden bahsetmek şartıyla böyle ehemmiyetli dört risaleyi vücuda getiremez. Fihriste’nin bâriz bir vasfı daha var ki o da kendi ihtiyarınızla olmayıp sünuhat-ı kalbiye ile olduğunu ispat ediyor. Biz bu halleri gördükçe sizin gibi bir Üstada nâiliyetimizden dolayı Rabb’imize çok şükür etmekteyiz.

Re’fet

(Barla Lahikası)


(Sabri’nin fıkrasıdır.)

Bu kere bir kıta lütufname-i fâzılane-i mergubeleriyle tereşşuhat-ı Kitab-ı Mübin’in bir zübdesi bulunan, Fihriste-i Mübin’in Dördüncü Kısmını, Süleyman Efendi kardeşimiz yediyle aldım, okudum. Müellifine, kâtibine, nâşirine, hâdimlerine binler dualar ettim. Hakikaten vakt-i kıraatım olan iki saat zarfında, Risalatü’n-Nur ve Mektubatü’n-Nur’un kâffesini icmalen okumuş kadar mütelezziz ve müstefid oldum. Ve şöyle dedim: Lütufname-i keremkârîlerinde işaret buyurulduğu üzere, dört nüsha değil belki birkaç ay, her vazifeye tercihen fihristeyi teksir ve neşre sa’y etmeliyiz.

Mademki gayemiz neşr-i envar-ı hakaik-i Kur’an’dır. Bu mübarek ve kıymettar eser-i giran-baha ise hakaik-i Kur’aniyenin hülâsası ve zübdesi ve tabiri caiz ise tam bir pişdarıdır. Miftahu’n-nusret ve mirkatü’l-fütuhtur.

(Barla Lahikası)


Şu kadar diyebilirim ki elimde mevcud risaleler ve fihristede gördüğüme nazaran, Risale-i Nur eczaları bir şecere-i nuraniyedir ki dalları aktar-ı arza neşr-i envar ediyor ve ilâ-nihaye edecektir. Karanlıklı bir gecede, semadaki yıldız ve kamerler, zemin yüzünde nasıl rehberlik ederlerse Risale-i Nur eczaları da öyledir. Ve zulmette nura ihtiyaç ne ise Risale-i Nur eczaları da odur.

Velhasıl: Risale-i Nur eczaları hakkında her ne desem yine o Nur’a karşı sönüktür. İşte o fihristeler fihristesi böyle olunca daha ilerisini ehli olan anlar.

اَلْبَاقٖى هُوَ الْبَاقٖى

Kardeşiniz Halil İbrahim (rh)

(Barla Lahikası)

Bu Risaleye Atıflar

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Onuncu Şuâ namında, yazdığınız Fihriste’nin İkinci Kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümit verdi ki: Risale-i Nur benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçareye bedel, genç, kuvvetli çok Saidleri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risale-i Nur’un tekmil ve izahı ve hâşiyelerle beyanı ve ispatı size tevdi edilmiş tahmin ediyorum. Bir emaresi de şudur ki: Bu sene çok defa ihtar edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettim ise de çalıştırılamadım.

Evet Risaletü’n-Nur, size mükemmel bir me’haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine mesela, Kur’an’ın kelâmullah olduğuna ve i’cazî nüktelerine dair müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem’edilse ve hâkeza mükemmel bir izah ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir.

Zannederim ki hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazen izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talim ile belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci mektupları telif ile ve Dokuzuncu Şuâ’nın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashih ile devam edecek. Risale-i Nur’un samimi, hâlis şakirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlasından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.

Buradan oraya gelen mektupları, Mübarekler Heyeti bir risale şeklinde toplamasını ve Hüsrev de cüz’î ve hususi bazı cümlelerini ve lüzumsuz bazı fıkralarını tayyetmeyi, Hâfız Ali ve Sabri’ye havale etmiş olduğunu yazıyorsunuz. O, Risaletü’n-Nur hakkında kerametli ve dikkatli ve isabetli ve keskin Hüsrev’in nazarı doğrudur. Bâki bir eserde, muvakkat ve cüz’î ve hususi kelimeler tayyedilse daha iyidir.

(Barla Lahikası)


Abdullah Çavuş’un sizin namınıza istediği Onuncu Şuâ namındaki Fihriste’nin ikinci cildini yazdırdık ve Hizbü’l-Ekber-i Nuriye’yi Feyzi yazdı. Yakında inşâallah göndereceğiz.

Said Nursî

(Kastamonu Lahikası)


Risale-i Nur Külliyatı’nın Sözler, Mektubat ve On Dördüncü Lem’a’ya kadar olan kısmının fihristesidir. Her kısmın fihristesi, yani Sözler kısmının fihristesi, Sözler mecmuasında bulunduğundan, Mektubat ve Lem’aların da kendilerine ait fihristeleri o mecmuaların âhirlerine ilhak edildiğinden burada yazılmadı.

(15. Lem'a)

Bu Risalede İle İlgili Tevafuklar

بو كوزل}}

71

فهرسته

750

تمام

481

اولدى

51

(Bu güzel fihriste tamam oldu)

İşte bu kelâmın makam-ı ebcedisi, târih-i telifi göstermekle 1353 olup, bu zamanın tarihine tevafuk etmiştir. O keçeli katibin haberi yokken ve hesab-ı ebcedi bilmezken, bu fihristenin hitamında gelişi güzel böyle, "Bu güzel fihriste tamam oldu" yazmış.

Ben tashihimde hesap ettim, bu latif tevafuk çıktı. Demek bu fihriste güzeldir ki, bu güzel tevafuku gösterdi.

Latif bir tevafuktur ki, Fihriste'de bahsedilen risale ve zeyillerinin küçük, büyük parçalarının 119 adediyle fihriste'nin bu dördüncü kısmı sahife başında, kendi kendine gelen 19 sahifede tevafuku gösteren eliflerin 119 adedi, ikinci kısmın âhirlerindeki 19 kısmın latif sırrını ihata ederek tevafuk etmesi şâyân-ı temaşadır. Bu işte kimsenin ihtiyarı karışmamış. Demek alâmet-i makbuliyettir.

Şâyân-ı hayrettir ki; birinci müstensihin nüshasında sahifeler başında 119 elif gelmesiyle resailin 119 parçasına tevafuk ettiği gibi; ikinci müstensih, sahifeler ayrı, satırları bütün bütün ayrı ve müsvedde-i ûlâdan istinsah ettiği halde ve kat'iyyen elif

ا

leri düşünmeyerek (Mektubât'ın en küçüğü bir-ikisi bir sayılır. En küçük Sözlerin bir-ikisi bir sayılır) 119 elif gelmesi, Risale-i Nur parçalarının adedine tevafuk etmesi elbette tesadüfi olamaz. Belki bir cilve-i inayetten gelen bir tanzim karıştığına kanâat veriyor.

اَللّٰهُمَّ يَا فَرْدُ يَا حَىُّ يَا قَيُّومُ يَاحكَمُ يَا عَدْلُ يَا قُدُّوسُ بِحَقِّ اِسْمِكَ الْاَعْظَمِ اِجْعَلْ فِهْرِسْتَةَ الْاَعْمَالِ الصَّالِحَةِ لِكَاتِبِ هذِهِ الرِّسَالَةِ مَجْموُعِ دَقَائِقِ عُمْرِهِ وَاجْعَلْ كُلِّيَّاتِ فِهْرِسْتَةِ حَسَنَاتِهِ بِعَدَدِ حُروُفِ رِسَالَةِ هذِهِ الْفِهْرِسْتَةِ وَجْعَلْهُ وَ رُفَقَائَهُ مِنْ اَوْلِيَائِكَ الَّذِينَ لاَ خَوْفٌ عَليْهِمْ وَلاَهُمْ يَحْزَنوُنَ

آمين آمين آمين

Bundan sonraki fihriste "Onuncu Şua" nâmını alan kısımdır. Risale-i Nur'un has şâkirdleri te'lif etmişlerdir.

(Fihrist Risalesi)


Risalelerin Fihristesi tamam yazıldıktan sonra, birinci müsevvid ihtiyarsız “Bu güzel fihriste tamam oldu.” deyip yazmış. O müsevvid hesab-ı ebcedi hiç bilmediği gibi hiçbir şey de düşünmemiş. “Bu güzel fihriste tamam oldu.” aynen bin üç yüz elli iki (1352) tarihini gösterip fihristenin tarih-i telif ve istinsahını göstermiştir.

(Barla Lahikası)


Sizin telifiniz olan Fihriste’nin tashihinde, bir müstensihin noksan bıraktığı bir sahifeyi, Tahsin’e dedim: “Yaz!” O da yazmaya başladı. Simsiyah bir mürekkepten ve temiz kalem ile birden yazdığınız ikinci cilt fihristenin makbuliyetine hüccet olarak o siyah mürekkep güzel bir kırmızı suretini aldı. Tâ yarım sahife kadar bu garib hâdiseye taaccüb edip bakarken o mürekkep simsiyaha döndü. Sahifenin öteki yarısı, aynı kalem, aynı hokka tam siyah yazıldı.

(Barla Lahikası)

Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler

Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım

Diğer Bahisler

Fihristi hitama eren Mesnevî-i Nuriye, hayatın hayatı ve gayesi ve en yüksek hakikat olan imanı taklitten tahkike, tahkikten ilmelyakîn mertebesine, ilmelyakîn mertebesinden aynelyakîn derecesine ve daha sonra da hakkalyakîne ulaştıran muazzam ve muhteşem ve pek çok risaleleri tazammun eden muhit ve hârika bir eserdir.

Bu eserin hakiki kıymetini tebarüz ettirecek en hakiki fihristi, yine onun aziz ve muhterem müellifi üstadımız yapabilirdi. Bizim çok kısa anlayışımız ve zayıf idrakimiz ve kāsır fehmimiz ve Arapçaya olan vukufsuzluğumuz, ulema-i mütebahhirînin katresine bahir dedikleri bu emsalsiz eserin fihristini kārilere pek noksan olarak takdim etmemizin âmilleri olmuştur.

Muhterem kāri! Bu fihriste bakıp da tılsım-ı kâinatın keşşafı, hakaik-i eşyanın miftahı, hikmet-i hilkatin dellâlı olan bu manevî hazine hükmündeki mecmuayı da o mizan ile tartma. Çünkü bizdeki acz ve noksanlık o mecmuanın kıymetiyle mebsuten değil, makûsen mütenasiptir. Güneşin bir zerre cam parçasındaki timsaline bakıp da “Güneş de bu kadardır.” deme. Çünkü o zerre, kabiliyeti kadar o güneşten feyiz alır. Sen ise âyinenin büyüklüğü nisbetinde o manevî şemsten feyiz alacaksın.

Hem bu mecmuada bulunan yüzlerce i’lemlerden yalnız pek az bir kısmının pek cüz’î bir manası yalnız işaret için zikredilmiş. Yoksa her bir risale, hattâ her bir i’lem için bu Mesnevî fihristinin mecmuu kadar bir fihrist yapmak lâzım gelirdi. Buna da ne bizim iktidar-ı ilmimiz ve ne de makam ve ne de zaman müsait değildir.

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ

رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَسٖينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَا

رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا بِاَحْسَنِ قَبُولٍ هٰذِهِ الْفِهْرِسْتَةَ النَّاقِصَةَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَلٖينَ وَ اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ اَجْمَعٖينَ اٰمٖينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

Mustafa Gül ve Tahirî Mutlu

(Fihrist (Mesnevi))


Her ne ise… Şimdi çok konuşmaya vaktim yoktur. Hattâ fihristenin en kolay, en mühim, en âhir parçasını dahi yazamıyorum

Kardeşiniz Said Nursî

(Barla Lahikası)


Âyetü’l-Kübra’nın Kur’an’a dair On Yedinci Mertebesi, Yirminci Söz ve Sure-i Feth’in âhirki âyetin mu’cize olduğuna dair Yedinci Lem’a ve Fihriste’nin Rumuzat-ı Semaniye’ye dair mühim parçaları ve Kenzü’l-Arş’ın iki nüktesi gibi parçalar o zeyllere girmiş. Aynen Mu’cizat-ı Ahmediye’nin zeylleri gibi parlamış. Nurlar santralı Sabri, o yazdığı güzel Mu’cizat-ı Kur’aniye’yi inşâallah onlarla tam güzelleştirir.

Râbian: Merhum Lütfü’nün hakiki ve pek ciddi bir vârisi olan Abdullah Çavuş’un mektubu, onun derece-i sadakat ve ihlasını ve irtibatını gösterdi. Her vakit İslâmköylü Abdullah ile o Abdullah Çavuş’u duada beraber yâd ediyordum. Elhak o makama lâyık olduğunu gösteriyor. İstediği Fihriste’nin musahhah son kısmı inşâallah ona gönderilecek. Fakat zannettiği gibi çok tashihat edilmemiş. Çünkü taksimü’l-a’mal suretiyle, o mübarek kardeşlerimin yazılarını, mübarek yadigâr gördüm ve değiştirmeye kıyamadım.

(Kastamonu Lahikası)


Ve sâniyen: Fihriste’de Âyet-i Hasbiye olan “Dördüncü Şuâ”ın fihristesi “İhtiyar Lem’ası”nın On Dördüncü Rica’sı yerinde yazılsın. Hakikaten münasip görünüyor, tam bir ricadır.

Sâlisen: Yirmi Sekizinci Lem’a’nın Yirmi Sekizinci Nüktesi’nin aynı (fihristesi değil) On Beşinci Söz’ün âhirinde yazılsın. Çünkü ikisi aynı hakikatten bahsediyor.

(Emirdağ 1 Lahikası)


Evet İşaratü’l-İ’caz, umum Risale-i Nur’un bir fihristesi, bir listesi ve o Nur bahçesinin bir fidanlığı ve sırr-ı i’cazı’l-Kur’an’ın bir menbaı olduğu görünüyor.

(Emirdağ 2 Lahikası)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

Bu Risaledeki Temsiller/Misaller

Bu Risalede Geçen Ayetler

Bkz.

Bu Risalede Geçen Hadisler

Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı

Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları

Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları

Bu Risalede Geçen Salavatlar

  1. اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَ عَلَى اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Bu Risalede Geçen Dualar

  1. اَللّٰهُمَّ اجْعَلِ الْقُرْاۤنَ لَنَا فِى الدُّنْيَا قَرِينًا وَ فِى الْقَبْرِ مُونِسًا وَ فِى الْقِيَامَةِ شَفِيعًا وَ عَلَى الصِّرَاطِ نُورًا وَ مِنَ النَّارِ سِتْرًا وَ حِجَابًا وَ فِى الْجَنَّةِ رَفِيقًا وَ اِلَى الْخَيْرَاتِ كُلِّهَا دَلِيلاً وَ اِمَامًا
  2. اَللّٰهُمَّ يَا فَرْدُ يَا حَىُّ يَا قَيُّومُ يَاحكَمُ يَا عَدْلُ يَا قُدُّوسُ بِحَقِّ اِسْمِكَ الْاَعْظَمِ اِجْعَلْ فِهْرِسْتَةَ الْاَعْمَالِ الصَّالِحَةِ لِكَاتِبِ هذِهِ الرِّسَالَةِ مَجْموُعِ دَقَائِقِ عُمْرِهِ وَاجْعَلْ كُلِّيَّاتِ فِهْرِسْتَةِ حَسَنَاتِهِ بِعَدَدِ حُروُفِ رِسَالَةِ هذِهِ الْفِهْرِسْتَةِ وَجْعَلْهُ وَ رُفَقَائَهُ مِنْ اَوْلِيَائِكَ الَّذِينَ لاَ خَوْفٌ عَليْهِمْ وَلاَهُمْ يَحْزَنوُنَ

Bu Risalede Geçen Zikirler

Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler

Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler

Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler

Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler

Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler

Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar

Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler

Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler/Kategoriler

Kaynakça