Dal (د) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
08.11, 2 Aralık 2024 tarihinde Turker (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 52828 numaralı sürüm
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Hı (خ)Harfler Ana SayfasıZel (ذ): Sonraki Harf

Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Dal (د) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Toplam Kök Sayısı Kur'an'da Geçen Kök Sayısı Toplam Kelime Sayısı Kur'an'da Geçen Kelime Sayısı
د Dal - 40 149 7 8 48 30 157 28
Dal (د) kök harfi ile başlayan kelimeler
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Dal-Elif-Be (1) +
De'b Kaide, usul + De'b-i edeb ebed-müddet Kur'ân-ı ziyâbâr-ı şifâkâr-ı hüdâdâr
Dal-Be-Be (1) +
Dabbe Yerde yürüyen hayvan + Allahu a'lem, o dâbbe bir nevidir.
Dal-Be-Cim (1)
Dibace Giriş (yazısı) Zaman-ı salifte, şuara divanlarından hüsnünü; bir çok ulema, dibace-i te'liflerinden "Hulefa-i Raşidinin mesleğinden olmayan" bir şahs-ı hakime mehasin-i milleti gasben ona vermek..
Dal-Be-Ra (5) +
Müdebbir(e) Her şeyin tedbirini gören Allah (idare eden) + Evet, dünya dârü'l-hikmet ve âhiret dârü'l-kudret olduğundan, dünyada Hakîm, Mürettib, Müdebbir, Mürebbî gibi çok isimlerin iktizasıyla, dünyada icad-ı eşya bir derece tedrici ve zamanla olması, hikmet-i Rabbâniyenin muktezası olmuş.
İstidbar Yüzünü çevirmek İstibdad, istikbale istidbar ediyor.
Tedbir Önceden gerekenleri yapma Sonra şu ağaç, dal ve budak salıp tekessür ve intişar ettikten sonra, bütün hakikatini bir meyvede toplar, bütün mânâsını bir çekirdekte derc eder, onunla Hâlık-ı Zülcelâlinin halk ve tedbirindeki hikmetini gösterir.
Tedabir Tedbirler ... rububiyetinin rahîmâne ve kerîmâne olan tedâbirinin mehâsinine ve inâyetinin ihtiyatlı letâifine pek zâhir bir surette işaret ve delâlet ederler.
Tedebbür Sonunu düşünme Birinci Mukaddemede tedebbür et, sonra bunu da dinle ki:
Dal-Be-Ğayn (1)
Debbağ(hane) Deri tabaklayan kişi (tabaklanan yer) Debbağhane'de iki ev çökmüş, bazı köylerde sarsıntıyı müteakip yangınlar olmuş.
Dal-Se-Ra (1) +
Müddessir Örtüsüne bürünen (Sure adı) + Rumuzat-ı Semaniye
Dal-Cim-Lam (1)
Deccal Büyük yalancı Öyle ise, o eşhas, hattâ o müthiş Deccal dahi çıktığı zaman, çokları, hattâ kendisi de bidâyeten Deccal olduğunu bilmez.
Dal-Cim-Nun (1)
Dacin Evcil, alışık Güvercin gibi, dâcin denilen bir kuş hanemizde vardı.
Dal-Hı-Lam (9) +
Dâhil(î) İçinde + Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir.
Dahl Katılma, girme Eğer zerre miktar dahlim olsaydı, zaten elbisem beni ilân ediyor, istemediğim bir şöhret de beni herkese gösteriyordu.
Dehalet Sığınma Öyleyse o fikir kudsiyet almak için İslâmiyete dehalet etmeye mecburdur.
Duhul İçine girme Nasıl ki küfür, Cehenneme duhulüne sebeptir.
İdhal Dahil etme Nefh-i surdan, muhasebenin hitâmına intikal ediyor ve ondan Cehenneme idhali zikrediyor.
Medhal Giriş Şeytanların kâinatta icad cihetinde hiçbir medhalleri olmadığı, hem Cenâb-ı Hak rahmet ve inâyetiyle ehl-i hakka taraftar olduğu, hem hak ve hakikatin cazibedar güzellikleri ve mehâsinleri ehl-i hakka müeyyid ve müşevvik bulunduğu, hem dalâletin müstekreh çirkinlikleri ehl-i dalâleti tenfir ettikleri halde, hizbüşşeytanın çok defa galebe etmesinin hikmeti nedir?
Müdahale Karışma Bazı risalelerde gayet kat'î ispat ettiğimiz gibi, hâkimiyetin şe'ni, müdahaleyi reddetmektir.
Mütedahil Birbirinin içine girmiş Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi her insanın kalp ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var.
Tedahül İçine (birbirine) girme Öyle ise mevâni tedahül edemez.
Dal-Hı-Nun (1) +
Duhan Duman; Sure adı + ...ve haşir ve kıyametin bir alâmeti olan duhan, hem Leyle-i Berâtın senevî olarak hikmetli tefrik ve taksim-i umûr noktalarıyla ve başka karineler ile îmaen ve remzen haber veriyor.
Dal-Ra-Cim (7) +
Derc İçine alma, dahil etme Sözler Mecmuasının sonunda neşredilmiş, buraya derc edilmemiştir.
Derece Kademe + Hem ehemmiyetsizliği, kıymetsizliği iktiza eden gayet derecede mebzuliyet ve nihayet derecede ucuzluk dahi, yeryüzünde masnuatça, san'atça, nihayet derecede kıymettar ve pahalı bir keyfiyette görünüyor.
İstidrac Dinden uzak kişilerdeki harikuladelik Kerâmet ve ikram ve inâyet ve istidrâca dair mühim bir kaideyi beyan eder.
Münderecat İçindekiler Şu kadar ki, mu'cizat-ı Ahmediyenin en büyüğü Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan olduğuna göre, i'câz-ı Kur'ân'ın ruhumda husule getirdiği tebeddülât ve münderecatından ettiğim istifade çok azîmdir.
Münderic İçinde olma Bu kefarete mânâ-yı ukubetle mânâ-yı ibadet ikisi dahi münderic olduğu için, hem kerhen icbar edilmeyecek, hem tedahül eder.
Tederrüc Adım adım ilerleme Ve nizamsız iştibaktan tevakki ve maâni-i müteselsilede tederrüc lâzımdır.
Tedric(en) Derecelere ayırma (ayırarak) Bazılara bir an bir senedir Fıtratların bir kısmı birden bire parlıyor. Bir kısmı tedricîdir,...
Dal-Ra-Ra (3) +
Derari Parlak ve renkli yıldız Bu semaların bir kısmı, seyyarat balıklarına denizdir; bir kısmı da sabit yıldızlara mezraadır; bir kısmı da sema çiçekleri hükmünde olan derâri yıldızlara bahçe ve bostandır.
Dürer İnciler Belki hikâyâtın bakırları ve İsrailiyatın müzahrafatı ve teşbihatın mümevvehatı elmas-ı akidede, cevher-i şeriatta, dürer-i ahkâmda idhal etmek, kıymetini daha ziyade tenzil ve müteharrî-i hakikat olan müşterisini daha ziyade tenfir ve pişman eder.
Dürr İnci + Güya o dürr-i yetim ile hâmile olan o asır, Peygamberden istifaza ile istifade ederek keramet sahibi olmuş.
Dal-Ra-Ze (1)
Dürzi Çok bozuk dalalet ehli (bir fırka) "Çünkü kanun-u İlahîden hariç kalan bu gibi dürzilerin gözleri, kulakları daima sağ kalsın ki azapları işitmekten ve ikabları görmekten zevk alsınlar.” diye sâmi’ efendiye cevap vermiştir.
Dal-Ra-Sin (7) +
Ders Öğrenmek için muallimden azar azar alınan vazife Hem ihlas ve hakperestlik ise Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun, istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa “Benden ders alıp sevap kazandırsınlar.” düşüncesi, nefsin ve enaniyetin bir hilesidir.
Dürus Dersler Bu durûs-u Kur'âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir.
Medaris Medreseler Hattâ, şu memleketin maâbid ve medâris-i diniyesinden başka, makberistanın mezar taşları dahi birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki, o maânî-i mukaddeseyi ehl-i imana ihtar ediyorlar.
Medrese Okul Medrese usulünce hiç olmazsa on beş sene tahsil-i ilim lâzım geliyor ki, hakaik-i diniye ve ulûm-u İslâmiye tam elde edilsin.
Müderris Ders veren Ben henüz sinn-i bülûğa vâsıl olmadığımdan, muhterem bir müderris kıyafetini kendime yakıştıramıyorum.
Tedris(at) Ders verme Risale-i Nur adı verdiği dinî tedrisat sayesinde mahkûmların on beş haftada ıslah olacaklarını—ki, Denizli ve Afyon hapishaneleri, adliyenin, gardiyan ve müdürlerin şehadetiyle sabittir—söylemektedir.
Tederrüs Ders alma Buna da her kitaptan bir veya iki ders, nihayet on ders tederrüs etmekle muvaffak oldu ve mütebakisini terk eyledi.
Dal-Ra-Kef (5) +
Dereke (En) aşağı mertebe Meselâ dildeki kuvve-i zâikayı Fâtır-ı Hakîmine satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan, o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder.
Derk Anlama + (Aşağı anlamında) ...istiğfara müncer olan derk-i kusur, gurura incirar eden rü'yet-i hüsn-ü amele müreccahtır.
İdrak Anlama Asrın idrâkine, zamanın tefehhümüne, anlayışına hitap eden, ihtiyaca en muvafık tarzı gösteren, ders veren ve doğrudan doğruya feyiz ve ilham tarikiyle âyetlerin yıldızlarından gelen ders-i Kur'ânîdir, küllî mârifetullah burhanlarıdır.
Müdrik(e) Anlamış (idrak etme duyusu) Ve keza, hardaleden daha küçük kuvve-i hâfızasında öyle bir lâtife-i müdrike bırakılmıştır ki, o hardalenin tazammun ettiği geniş âlemde o lâtife daimî seyir ve cevelân etmekte ise de, sahiline vâsıl olamaz.
Tedarik Temin O üç dört hâcâtını tedarik etmeyen, on adette ancak ikisiydi.
Dal-Ra-He-Mim (1) +
Dirhem Küçük (gümüş) para birimi; 3,2 gram ...şehriyeden beş dirhem, yoğurt süzülse on dirhem, muhallebi susuz altı yedi dirhem, beşinci gecede, tanesiz gibi gayet hafif şehriye beş altı kaşık, sahurda altı yedi kaşık pirinç çorbası, mecmuu otuz dirhem (96 gr.) gıdayla...
Dal-Ra-Ye (1) +
Dirayet Beceriklilik, iktidar O Üstadımızdan, Cenâb-ı Hak ebediyen razı olsun ve bütün talebelerine ve bilhassa benim gibi biçare, zavallı ve âcizlere akıl, dirayet, azim ve ihlâs ihsan buyursun. Âmin.
Dal-Sin-Te-Ra (2)
Desatir Düsturlar Altı günde, o sarayın, o şecerenin esâsâtını desâtir-i hikmet ve kavânin-i ilm-i ezelîsi ile vaz' etti.
Düstur İlke, kural Evet, düstur-u cidâli o kadar esaslı ve küllî kabul etmişler ki, "Hayat bir cidaldir" diye eblehâne hükmetmişler.
Dal-Sin-Sin (3) +
Desais Hileler ...hem ehl-i imanın desâis-i şeytaniyeye kapılmaları imansızlıktan ve imanın zayıflığından olmadığını;...
Dessas Hileci Dessas zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedirler;...
Desise Hile İşte bu desise-i şeytaniyeye mâruz olan biçare adam, hakaik-i imaniyeye yakînini böyle zâtî imkânlarla kaybediyor zanneder.
Dal-Ayn-Vav (10) +
Daavat Dualar Ve o istemekle, dâr-ı saadetin ve Cennetin en mühim bir sebeb-i vücudu olan ubudiyet-i beşeriyeye ve daavât-ı insaniyeye kendisi dahi iştirak etmektir.
Dava İddia + İşte bu ehemmiyetli, azîm dâvâyı kazandıracak ve yirmi seneden beri tecrübeler ile ondan sekizine o dâvâyı kazandıran bir dâvâ vekili bulunsa, elbette aklı başında her adam, o dâvâyı kazandıran öyle bir dâvâ vekilini vazifeye sevk edecek olan bir hizmete her hadisenin fevkinde ehemmiyet vermeye mükelleftir.
Davet Çağırma + Kur'ân hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı davet olduğundan, içinde tekrar müstahsendir, belki elzemdir ve eblâğdır.
Dua Yakarış, niyaz + Dua ubûdiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir.
Eddâî/Dâî Dua eden; çağıran; sebep olan + Ubudiyetin dâîsi emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı Haktır.
Ed'iye Dualar ...Zât-ı Üstadânelerinin makbul ed'iyelerinden gece ve gündüz hissemend olmamızı niyaz ediyorum...
İddia Savunulan düşünce Mahkemede kırk sahife iddianame iki saate yakın dinlettirildi.
İstida Dilekçe Bu noktayı izah için Afyon mahkeme reisine gönderdiğim istidayı size de berâ-yı malûmat gönderiyorum.
Müddei İddia eden Ey müddei, senin, şiddet-i zaafından, ferâizi tamamıyla senden göstermeyen sönük imanın nerede?
Tedai Çağrışım Bu münasebetle gelen tahattura "tedâi-yi efkâr" tabir edilir.
Dal-Ğayn-Dal-Ğayn (1)
Dağdağa Gürültü, telaş Ve o mezkûr hakikatleri iktiza ettiği için, kâinatı dağdağa-i tagayyür ve fenâdan, tahavvül ve zevâlden kurtarmak...
Dal-Fe-Te-Ra (1)
Defter Kağıt destesi İmam-ı Mübîn, kader-i İlâhînin bir defteri, bir mecmua-i desâtiridir.
Dal-Fe-Ayn (7) +
Dâfi(a) Defeden, engelleyen + Halbuki, zekât, her şahıs için sebeb-i bereket ve dâfi-i beliyyattır.
Def' Kovma + Hem siz, hem onlar bilsinler ki, sadaka belâyı def ettiği gibi, Risaletü'n-Nur Anadolu'dan, hususan Isparta, Kastamonu'dan âfât-ı semaviye ve arziyeyi def ve ref'ine vesiledir.
Def'a(ten) (Bir) kere(de) Ecsâdın def'aten inşasının misâli ise:
Eddifa Savunma (Gazete ismi) Bağdat'ta çıkan ed-Difa gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir'in Arabî makalesinin tercümesi.
Müdafaa Savunma Ceza Hâkimine Son Müdafaa
Müdafi Savunan ...Hâlık-ı Zülcelâl, kâinatta ezdâdı birbirine mezc edip, birbirine mukabil getirip ve birbirine mütecaviz ve müdafi bir vaziyet verip,...
Tedafü Birbirini savma Hariç etse tecavüz, o da eder tedafü. İşte şimdi anladın, sırrı nedir ki küsmüş, almadı medeniyet.
Dal-Fe-Nun (3)
Defain Defineler İmanı elde eden ruh-u beşer, mânisiz, müdahalesiz, hâilsiz, mümanaatsız, her halinde, her arzusunda, her anda, her yerde o ezel ve ebed ve hazâin-i rahmet maliki ve defâin-i saadet sahibi olan Cemîl-i Zülcelâl, Kadîr-i Zülkemâlin huzuruna girip hâcâtını arz edebilir.
Defin(e) Gömü Meselâ, envâ-ı cevâhiri hâvi ziynetli ve kıymetli bir defineyi keşfetmek için birkaç adam denizin dibine dalarlar.
Medfun Gömülü Evet, sevgili Üstadım, senelerden beri Kur'ân-ı Azîmü'l-Burhanın bahr-i ummanında medfun defineleri, Risaletü'n-Nur ve Mektubatü'n-Nur'la meydana çıkarmıştınız.
Dal-Kaf-Kaf (8)
Dak(k) Kapı çalma Fakat bazan seni şu vazifede istihdam eder ki, hazain-i rahmetinin kapılarını kavl ve hâl ve fiil ve sualle dakk-ı bab etmek ile ubudiyet sûretinde hizmet edersin.
Dekaik (Dakaik) Dakikalar Anladım ki, bu çok ince ve çok harika olan dekaik-i san'at, yalnız zîşuurların nazarlarına ifade-i mânâ için değildir.
Dakîk İnce Bu sırr-ı dakîkin vücûh-u kesîresinden birkaç veçhi Risalelerde zikredilmiştir.
Dakika Saatin 60'ta biri Ey nefis! Eğer şu dünya hayatına müştaksan, mevtten kaçarsan, kat'iyen bil ki, hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır.
Dikkat İncelik Dikkat ediniz, gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız.
Men Dakka Dukka Kapı çalanın kapısı çalınır (Eden bulur) "Men dakka dukka" kaidesiyle, sûizan eden, sûizanna mâruz olur.
Müdakkik İnceliklere dikkat eden İşte böyle müdakkik ve ilim ve şeriat ve Kur'ân cihetinde bu zamanda söz sahibi en büyük âlim böyle hükmetmiş.
Tedkik İnceleme Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdinin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez.
Dal-Lam-Dal-Lam (1)
Düldül Hz. Ali'nin katırı (aslen kirpi demektir) Fahr-i Âlem, Arştan bu yere indi,/Şâh-ı Velâyet gelip Düldül'e bindi,
Dal-Lam-Sin (1)
Tedlis Gizlemek
Dal-Lam-Lam (8) +
Dâl Delil olan Şualar Fihrist
Delail Deliller
Delalet Yol gösterme
Dellal Yol gösteren
Delil Doğru yolu gösteren +
Edille Deliller
İstidlal Delil getirme
Medlul Gösterilen
Dal-Lam-Vav (2) +
Delv Kova (burcu) +
Tedelli Eğilme, tevazu gösterme
Dal-Mim-Dal-Mim (1) +
Demdeme Kızgın ses
Dal-Mim-Ğayn (1) +
Dimağ Beyin
Dal-Mim-Nun (1)
İdman Alıştırma
Dal-Mim-Ye/Vav (1) +
Dem Kan +
Dal-Nun-Ra (1) +
Dinar Altın para (eski) +
Dal-Nun-Vav (5) +
Deni(yyet) (Mimsiz medeniyyet) Aşağı(lık)
Dünya Yerküre +
Edna En/daha alçak +
Tedenni Gerileme
Denaet Alçaklık, aşağılık
Dal-He-Ra (2) +
Deh(i)r Uzun zaman dilimi, dönem
Dehri(yyun) Zamana tapan sapık fırka (mensubu)
Dal-He-Şın (3)
Dehşet Kokup kaçılacak şey
Müthiş Dehşetli
Tedehhüş Korkmak
Dal-He-Lam-Ze (1)
Dehliz Koridor Nurun İlk Kapısı
Dal-He-Nun (3) +
Dühn Yağ + Badıllı MN Nur
Müdahene Dalkavukluk
Müdahin Dalkavuk
Dal-He-Ye (3) +
Dahi(ye) Çok zeki; afet
Deha Yüksek zeka
Devahi Felaketler
Dal-Vav-Elif (1)
Dâ' Hastalık
Dal-Vav-Ra (16) +
Dair Bir şey etrafında dönen
Daire Yuvarlak; ofis + (Hezimet anlamında)
Dâr Mekan, ev +
Devair Daireler
Deveran Dönme
Dev(i)r(e) Dönüş
Devran Dönme
Devvar Durmayıp dönen
Diyar Dârlar, mekanlar
Edvar Devirler, devreler
İdare Çekip çevirmek
Medar Sebep; etrafında dönülen şey
Müdevver(iyet) Yuvarlak(lık)
Müdir/Müdür İdare eden
Mütedair Alakalı, dair
Tedvir Döndürmek
Dal-Vav-Lam (4) +
Devlet Ülke; Kuvvet
Düvel Devletler
Müdavele Alış-veriş, dolaşma
Tedavül Dolaşma
Dal-Vav-Mim (5) +
Daim(e)/Daimi/Daima Sürekli +
Devam Sürme
İdame Sürdürme
Müdavemet Devamlılık
Müdavim Devam eden
Dal-Vav-Nun (4) +
Divan Büyük meclis; şiirlerin toplandığı kitap
Dûn Aşağı +
Madun Alt
Tedvin Düzenleme
Dal-Vav-Ye (3)
Deva İlaç
Edviye Devalar
Tedavi İyileştirme
Dal-Ye-Nun (8) +
Deyn Borç +
Deyyan Herkesin hesabını bilen Allah
Din Hak yol +
Diyanet Din işleri
Edyan Dinler
Medyun Borçlu
Müdayene Bakara 282. ayet
Mütedeyyin Dindar