Zel (ذ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Önceki Harf: Dal (د) ← Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası → Ra (ر): Sonraki Harf
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Zel (ذ) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
| Arapça Harf | Türkçe Okunuşu | 2 Harfli Kelime Sayısı | 3 Harfli Kök Sayısı | 3 Kök Harfli Kelime Sayısı | 4 Harfli Kök Sayısı | 4 Kök Harfli Kelime Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ذ | Zel | 5 | 17 | 66 | 1 | 4 | 18 | 22 | 17 | 75 | 27 | 25 |
| Kelime | Anlamı | Kur'an'da Geçiyor mu? |
Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Zel-Elif (4) | + | ||
| Haza | Bu, şu, o | + | Âhirzamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında 'Hâzâ kâfir' yazılmış bulunur. |
| Zat | Kendi | + | Bu zat, Hüsrev gibi Nura müştak ve dirayetli bir talebemdi. |
| Zaten | Esasen | Zaten bu ciheti siz takdir etmişsiniz. | |
| Zevat | Zatlar | Bu âsâr-ı kudsiyeye o zevât-ı âlîşan ancak tercüman hükmündedirler. | |
| Zel-Elif-Be (1) | + | ||
| Zi'b/Zib | Kurt | + | Bir kurt, keçilerden birisini tutmuş; çoban, kurdun elinden kurtarmış. Zi'b demiş: |
| Zel-Be-Ha (3) | + | ||
| Mezbaha | Hayvan kesim yeri | Zemin ise bir mezbele, bir mezbaha, bir bataklığa dönecekti. | |
| Mezbuh (Mezbuhane) | Boğazlanan (Boğazlanır gibi) | Ölümle bir hareket-i mezbuhânenin ıztırabını çeken cismimin cenazesini taşıyan bir tabut suretinde göründü" denilmektedir. | |
| Zebh/Zibh | Boğazlama | + | İşte, Kur'ân-ı Hakîm, Hazret-i Mûsâ aleyhisselâmın risaletiyle, o milletin seciyelerine girmiş ve istidatlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü, bir bakarın zebhiyle ifham ediyor. |
| Zel-Be-Zel-Be (4) | + | ||
| Mütezebzib | Kararsız | ...ve bütün mevhum olan kör, sağır ve birbirine zıd ve müteşâkis erbabın arasında mütezebzib ve mütereddid bir şekilde kalmaktansa; | |
| Müzebzib | Karıştıran | Başka müzebzibler gibi, taklidî ve hilaf-ı şeriat telakki etmedim. | |
| Müzebzeb | Karmakarışık, beceriksiz | + | Eğer edeb böyle ise ve efkâr-ı umumî böyle müzebzeb olsa; şahid olunuz, ondan vazgeçtim. |
| Tezebzüb | Kararsızlık | Sema ehli, arz ehli gibi hayırların ve şerlerin karışmasından ve zıtların içtimaından meydana gelen münakaşa ve ihtilafat ve tezebzüb içinde değillerdir. | |
| Zel-Hı-Ra (2) | + | ||
| İddihar | İhtiyaç için saklamak | Çünkü o Hakîm-i Zülcelâl, zîhayatın bedenine gönderdiği rızkın bir kısmını ihtiyat için şahm ve içyağı suretinde iddihar eder. | |
| Zahire | Saklanan (yiyecek) | Evet, bütün ehl-i ihtisas ve müşahedenin ve bütün ehl-i zevk ve keşfin ittifakıyla, o uzun ve karanlıklı ebedü'l-âbâd yolunda zad ve zahîre, ışık ve burâk, ancak Kur'ân'ın evâmirini imtisal ve nevâhîsinden içtinab ile elde edilebilir. | |
| Zel-Ra-Ra (3) | + | ||
| Zerrat | Zerreler | Hem, tahavvülât-ı zerratta boğulan maddiyyunları susturan ve zerrâtın tahavvülâtı ve harekâtını, vazife ve intizamlarını emsalsiz bir tarzda ispat eden "Otuzuncu Söz" nâmındaki Zerrat Risalesine... | |
| Zerre | En küçük parça | + | Zerre şemse kardeş olur. |
| Zürriyet | Soy, nesil | + | ... ve Hazret-i Fatıma'nın zürriyetinin nesl-i mübareki, âlem-i İslâmda Ehl-i Beyt ünvanını alarak âli bir şeref kazanacaklarını ... |
| Zel-Ra-Ayn (1) | + | ||
| Zira' | Dirsek-orta parmak ucu arası uzunluk, arşın | + | Çünkü, her otuz üç zıra' derinliğinde, tahminen bir derece hararet artar. |
| Zel-Ra-Vav (2) | + | ||
| Zariyat | Savuran rüzgârlar (Sure adı) | + | Sure-i Ez-Zariyat 1280 tarihinden sonraki fırtınalı vukuata hurufatıyla haber veriyor ve muvafıklarını şahit gösteriyor. |
| Zirve | En tepe nokta | ...o dağların yüksek zirvelerinden o haşyet verici tecelliyât-ı celâliyenin zuhuruyla taşlar parçalanarak,... | |
| Zel-Ayn-Nun (1) | + | ||
| İz'an/İzan | Teslim olup itaat etme | ...sağı bittecrübe teslim-i kalb ve vicdan; solu biaynelyakîn teshir-i akıl ve iz'an; ... | |
| Zel-Kef-Ra (12) | + | ||
| Ezkar | Zikirler | Evet, namazın mütenevvi ezkâr ve harekâtıyla işaret ettiği vezâifi, makamatı mufassalan gördüler. | |
| Mezkur | Bahsi geçen; Allah'ın ismi (Zikre layık) | + | İşte, hava unsuru yalnız nakl-i asvat vazifesinde mezkûr cilve-i vahdâniyeti ve mezkûr acaibi gösterdiği ve dalâletin hadsiz muhaliyetini izhar ettiği gibi; ... |
| Müzakere (Müzakerat) | Fikir alış-verişi (verişleri) | Şu Risale, bir meclis-i nuranîdir ki Kur'ân'ın şu münevver, mübarek şakirdleri, içinde birbiriyle mânen müzâkere ve müdâvele-i efkâr ediyorlar. | |
| Müzekker | Erkek | Müenneslerin cemaatine, iki katlı müennes olduğu halde, müzekker fiili olan قَالَ buyurması;... | |
| Müzekkir (Müzekkire) | Hatırlatan | + | ...hem de evamirine olan itaati temin ve tesis eden azamet-i Sâniin tasavvurunu zihinlerde idame edecek bir müzekkire-i mükerrere olan ibadete muhtaçtır. |
| Tezekkür | Hatırlama, zikretme | Bu itibarla, ehl-i dalâl ile ehl-i kemâl, nisyan ve tezekkürde müteâkistirler. | |
| Tezkar | Zikretme, hatırlatma | Duada tekrar, zikirde tezkâr, dâvette tekid lâzımdır. | |
| Tezkere | İzin belgesi, pusula | ...ölüm bizim için, sırr-ı Kur'ân ile, idam-ı ebedîden terhis tezkeresine çevrilmiş. | |
| Tezkir (Tezkire) | Hatırlatma | + | Onun içinde tâlim, hem müsellemâtı tezkir. |
| Zakir | Zikreden | + | Bütün zerrat-ı mevcudat .... Birer zâkir, müsebbih gör. |
| Zikr/Zikir | Anma | + | ...o halka-i kübrâ-yı zikirde, ellerinde tesbihler Sübhânallah otuz üç, Elhamdü lillâh otuz üç, Allahu ekber otuz üç defa tekrar ederler. |
| Zükuret | Erkeklik | Çünkü, âyet yalnız zükûret ve ünûset keyfiyetine değil, ... | |
| Zel-Kef-Vav (4) | + | ||
| Ezkiya | Zekiler | ...bütün ezkiya-yı âlemin nazarlarını dikkate celbeder... | |
| Zeka | Kavrama çabukluğu | Bir noktayı cihan yap, o cihana hâkim ol, Zira senin bir noktanda, güneş kadar zekâ var. | |
| Zekavet | Zekilik | Ekseriyetçe sebeb-i hüsran olan hırsı tahrik eden iktidar ve ihtiyar ve zekâvet, bir kısım büyük ediplerde o edipleri bir nevi dilenciliğe kadar sevk ettiği gibi, zekâvetsiz, kaba, çok âmî adamların tevekkülvâri iktidarsızlıkları dahi onları zenginliğe îsal etmesi... | |
| Zeki | Aklı iyi çalışan | Zeki dostum, kalb çok arzu ederdi, ehl-i fenden envâr-ı imaniyeye ve esrar-ı Kur'âniyeye iştiyak derecesinde ihtiyacını hissetmek cihetinde Hulûsi Beye benzeyecek adamlar ileri atılsın. | |
| Zel-Lam-Kaf (1) | |||
| Zelaka | Keskin çıkan be, te, ra, kaf, mim, lam karfleri | Sûrelerin başında mezkûr olan huruf, hurufâtın aksâm-ı malûmesi olan mechûre, mehmûse, şedîde, rahve, zelâka, kalkale gibi aksâm-ı kesiresinden, herbir kısmından nısfını almıştır. | |
| Zel-Lam-Lam (7) | + | ||
| Mezellet | Alçaklık | Bugün âlem-i İslâmdaki tezahürat da gösteriyor ki, âlem-i İslâmı uyandıracak, şu mezelletten kurtaracak, yine o histir. | |
| Müzellel | Alçalmış | ... koca küre-i arz, bütün sekeneleriyle birlikte onun taht-ı emrinde müsahhar, müzellel bir hayvan gibi duruyor. | |
| Tezellül | Küçülme | Tezellül için, kuvvet almaya muhtaçtırlar. | |
| Tezlil | Küçümseme, hor görme | + | İman bunu iktiza ediyor ki, tahakküm ve istibdat ile başkasını tezlil etmemek... |
| Zelil | Alçak | ...melâikeye karşı rüçhâniyet kazanan bir sahib-i mertebe-i hilâfet-i arziyeyi, en zelil bir hayvan-ı fâni-i zâilden daha zelil, daha zayıf, daha âciz, daha fakir bir derekeye atar ve mânâsız, karma karışık, çabuk bozulur bir âdi levha derekesine indirir. | |
| Zillet | Aşağılık | + | Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız. |
| Züll | Küçüklük | + | Hâlık-ı Âlem züll ve zilletlerden münezzehtir. |
| Zel-Mim-Mim (6) | + | ||
| Mezmum | Kötülenmiş | + | Demek, zem ve gıybet, aklen, kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve asabiyeten ve milliyeten mezmumdur. |
| Zem | Kötüleme | Demek, zem ve gıybet, aklen, kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve asabiyeten ve milliyeten mezmumdur. | |
| Zemime | Kötülenmiş | Fazla şefkat elemdir, fazla gazap zemîme… | |
| (Ehl-i) Zimme | İslam devletindeki anlaşmalı gayrımüslimler | Hem mezheb-i Hanefiyede, ehl-i zimmeden olan bir kâfirin şehadeti makbuldür; | |
| Zimmet | Sorumluluk, üstlenme | + | ... borç ve zimmet olan farz namazın o zamanlara tahsisi nihayet hikmettir. |
| Zimmi | Ehl-i zimme, İslam devletindeki anlaşmalı gayrımüslimler | Kâfir eğer zimmî olsa veya musalâha etse hakk-ı hayatı var" diye usul-i şeriatın bir düsturudur. | |
| Zel-Nun-Be (4) | + | ||
| Müznib (Müznibin) | Günahkar(lar) | Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın ümmetine şefkatinin derecesini ve bihakkın şefîu'l-müznibîn olduğunu göstermekle beraber,... | |
| Zenb | Günah | + | Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük ve ayıp ve zenbi azîm biçare insan! |
| Zeneb | Kuyruk | İşte, o iki dairenin tekatu' noktasına, "baş" mânâsına "re's," diğerine "kuyruk" mânâsına "zeneb" demişler. | |
| Zünub | Günahlar | Belki Cenâb-ı Hak, bu eseri ona kefaret-i zünub yapacak ve bu tefsiri de tam anlayacak adamları yetiştirecek inşaallah. | |
| Zel-He-Be (8) | + | ||
| Mezahib | Yollar | Mezâhibin ihtilâfı ise, Sahib-i Şeriatin gösterdiği nazarî düsturların tarz-ı tefehhümünden ileri gelmiştir. | |
| Mezheb/Mezhep | Yol | Elcevap: İ'câz-ı Kur'ân'da iki mezhep var: | |
| Müzehheb | Yaldızlanmış | Şems, demiri altından yapılmış mühezzeb, müzehheb, zırhlı bir sefine gibi esîrden olan... | |
| Müzehhib | Süsleyen | Mühezzib-ı ahlâk da dindir. | |
| Tezhib/Tezhip | Süsleme | Hem de intizam-ı idareden ziyade tezhîb-i ahlâka muhtacız. | |
| Zehab | Gitme, zan, yanlış düşünce | + | Fakat, o yazıları, o harfleri tabiata ve esbaba isnad eden herifler, imtina ve muhalin en suubetli ve çıkmaz bir yoluna zehab etmiş olurlar. |
| Zeheb | Altın | + | Lâkin o bahr-i semada o zeheb-i zâib cereyan ediyor. |
| Zahib | Zanneden | + | Hayal ve mesmuuma nazaran, huzurunuzun muhtel olduğuna zâhibim. |
| Zel-He-Nun (2) | |||
| Ezhan | Zihinler | Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenâsi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler. | |
| Zihin | Akıl | Vicdanın anâsır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan "irade, zihin, his, lâtife-i Rabbaniye" her birinin bir gayetü'l-gàyâtı var: | |
| Zel-Vav (1) | + | ||
| Ze/Zel/Zu/Zül/Zi/Zevil | Sahiplik eki | + | Fakat sair zevilhayat, bütün gayelerde sana müsavi olamaz. |
| Zel-Vav-Be (2) | |||
| İzabe | Eritme | İşte, beşerin san'at cihetinde en ileri gitmesi ve maddî kuvvet cihetinde en mühim iktidar elde etmesi, telyîn-i hadid iledir ve izâbe-i nuhas iledir. | |
| Zaib | Erimiş | Lâkin o bahr-i semada o zeheb-i zâib cereyan ediyor. | |
| Zel-Vav-Kaf (4) | + | ||
| Ezvak | Zevkler | ...bütün o hakikatsiz, tatsız, akıbetsiz ezvâk-ı dünyeviye yerine, hakikî, daimî ve tatlı ezvâk-ı imaniyeyi Lâ ilâhe illâ Hû'da ve nur-u tevhidde bulduğum gibi, ... | |
| Mezak | Manevi zevk | Hem bütün evliya ve sıddıkîn ve urefâ ve muhakkıkînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık... | |
| Zaik (Kuvve-i Zaika) | Tadan (Tat alma duyusu) | + | |
| Zevk | Lezzetlenme | Zevk alır baktıkça insan, bütün eşyadan geçer. | |
| Zel-Ye-Lam (3) | |||
| Ezyal | Zeyiller | Biz eslâfın ezyalini tutmakla beraber, ahlâfın teşebbüsatından dahi geri kalmamaya söz veriyoruz. | |
| Tezyil | Ekleme | BİR TEZYİL Lafzı süslemek, zinetlendirmek, evet vardır.. | |
| Zeyl/Zeyil | Ek | Ben itiraf ediyorum ki, ben bu zeyilleri unutmuştum. |