Dal (د) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Hı (خ)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıZel (ذ): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Dal (د) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
د Dal - 40 149 7 8 48 47 30 157 108 28
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Dal-Elif-Be (1) +
De'b/Deb Kaide, usul + De'b-i edeb ebed-müddet Kur'ân-ı ziyâbâr-ı şifâkâr-ı hüdâdâr
Dal-Be-Be (1) +
Dabbe Yerde yürüyen hayvan + Allahu a'lem, o dâbbe bir nevidir.
Dal-Be-Cim (1)
Dibace Giriş (yazısı) Zaman-ı salifte, şuara divanlarından hüsnünü; bir çok ulema, dibace-i te'liflerinden "Hulefa-i Raşidinin mesleğinden olmayan" bir şahs-ı hakime mehasin-i milleti gasben ona vermek..
Dal-Be-Ra (5) +
Müdebbir (Müdebbire) Her şeyin tedbirini gören Allah; İdare eden + Evet, dünya dârü'l-hikmet ve âhiret dârü'l-kudret olduğundan, dünyada Hakîm, Mürettib, Müdebbir, Mürebbî gibi çok isimlerin iktizasıyla, dünyada icad-ı eşya bir derece tedrici ve zamanla olması, hikmet-i Rabbâniyenin muktezası olmuş.
İstidbar Yüzünü çevirmek İstibdad, istikbale istidbar ediyor.
Tedbir Önceden gerekenleri yapma Sonra şu ağaç, dal ve budak salıp tekessür ve intişar ettikten sonra, bütün hakikatini bir meyvede toplar, bütün mânâsını bir çekirdekte derc eder, onunla Hâlık-ı Zülcelâlinin halk ve tedbirindeki hikmetini gösterir.
Tedabir Tedbirler ... rububiyetinin rahîmâne ve kerîmâne olan tedâbirinin mehâsinine ve inâyetinin ihtiyatlı letâifine pek zâhir bir surette işaret ve delâlet ederler.
Tedebbür Sonunu düşünme Birinci Mukaddemede tedebbür et, sonra bunu da dinle ki:
Dal-Be-Ğayn (1)
Debbağ (Debbağhane) Deri tabaklayan kişi (tabaklanan yer) Debbağhane'de iki ev çökmüş, bazı köylerde sarsıntıyı müteakip yangınlar olmuş.
Dal-Se-Ra (1) +
Müddessir Örtüsüne bürünen; Sure adı + Rumuzat-ı Semaniye
Dal-Cim-Lam (1)
Deccal Büyük yalancı Öyle ise, o eşhas, hattâ o müthiş Deccal dahi çıktığı zaman, çokları, hattâ kendisi de bidâyeten Deccal olduğunu bilmez.
Dal-Cim-Nun (1)
Dacin Evcil, alışık Güvercin gibi, dâcin denilen bir kuş hanemizde vardı.
Dal-Hı-Lam (9) +
Dahil (Dahili) İçinde (İçe ait) + Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir.
Dahl Katılma, girme Eğer zerre miktar dahlim olsaydı, zaten elbisem beni ilân ediyor, istemediğim bir şöhret de beni herkese gösteriyordu.
Dehalet Sığınma Öyleyse o fikir kudsiyet almak için İslâmiyete dehalet etmeye mecburdur.
Duhul İçine girme Nasıl ki küfür, Cehenneme duhulüne sebeptir.
İdhal Dahil etme Nefh-i surdan, muhasebenin hitâmına intikal ediyor ve ondan Cehenneme idhali zikrediyor.
Medhal Giriş Şeytanların kâinatta icad cihetinde hiçbir medhalleri olmadığı, hem Cenâb-ı Hak rahmet ve inâyetiyle ehl-i hakka taraftar olduğu, hem hak ve hakikatin cazibedar güzellikleri ve mehâsinleri ehl-i hakka müeyyid ve müşevvik bulunduğu, hem dalâletin müstekreh çirkinlikleri ehl-i dalâleti tenfir ettikleri halde, hizbüşşeytanın çok defa galebe etmesinin hikmeti nedir?
Müdahale Karışma Bazı risalelerde gayet kat'î ispat ettiğimiz gibi, hâkimiyetin şe'ni, müdahaleyi reddetmektir.
Mütedahil Birbirinin içine girmiş Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi her insanın kalp ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var.
Tedahül İçine (birbirine) girme Öyle ise mevâni tedahül edemez.
Dal-Hı-Nun (1) +
Duhan Duman; Sure adı + ...ve haşir ve kıyametin bir alâmeti olan duhan, hem Leyle-i Berâtın senevî olarak hikmetli tefrik ve taksim-i umûr noktalarıyla ve başka karineler ile îmaen ve remzen haber veriyor.
Dal-Ra-Cim (7) +
Derc İçine alma, dahil etme Sözler Mecmuasının sonunda neşredilmiş, buraya derc edilmemiştir.
Derece Kademe + Hem ehemmiyetsizliği, kıymetsizliği iktiza eden gayet derecede mebzuliyet ve nihayet derecede ucuzluk dahi, yeryüzünde masnuatça, san'atça, nihayet derecede kıymettar ve pahalı bir keyfiyette görünüyor.
İstidrac/İstidraç Dinden uzak kişilerdeki harikuladelik Kerâmet ve ikram ve inâyet ve istidrâca dair mühim bir kaideyi beyan eder.
Münderecat İçindekiler Şu kadar ki, mu'cizat-ı Ahmediyenin en büyüğü Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan olduğuna göre, i'câz-ı Kur'ân'ın ruhumda husule getirdiği tebeddülât ve münderecatından ettiğim istifade çok azîmdir.
Münderic İçinde olma Bu kefarete mânâ-yı ukubetle mânâ-yı ibadet ikisi dahi münderic olduğu için, hem kerhen icbar edilmeyecek, hem tedahül eder.
Tederrüc Adım adım ilerleme Ve nizamsız iştibaktan tevakki ve maâni-i müteselsilede tederrüc lâzımdır.
Tedric (Tedricen) Derecelere ayırma (ayırarak) Bazılara bir an bir senedir Fıtratların bir kısmı birden bire parlıyor. Bir kısmı tedricîdir,...
Dal-Ra-Ra (3) +
Derari Parlak ve renkli yıldız Bu semaların bir kısmı, seyyarat balıklarına denizdir; bir kısmı da sabit yıldızlara mezraadır; bir kısmı da sema çiçekleri hükmünde olan derâri yıldızlara bahçe ve bostandır.
Dürer İnciler Belki hikâyâtın bakırları ve İsrailiyatın müzahrafatı ve teşbihatın mümevvehatı elmas-ı akidede, cevher-i şeriatta, dürer-i ahkâmda idhal etmek, kıymetini daha ziyade tenzil ve müteharrî-i hakikat olan müşterisini daha ziyade tenfir ve pişman eder.
Dürr İnci + Güya o dürr-i yetim ile hâmile olan o asır, Peygamberden istifaza ile istifade ederek keramet sahibi olmuş.
Dal-Ra-Ze (1)
Dürzi Çok bozuk dalalet ehli (bir fırka) "Çünkü kanun-u İlahîden hariç kalan bu gibi dürzilerin gözleri, kulakları daima sağ kalsın ki azapları işitmekten ve ikabları görmekten zevk alsınlar.” diye sâmi' efendiye cevap vermiştir.
Dal-Ra-Sin (7) +
Ders Öğrenmek için muallimden azar azar alınan vazife Hem ihlas ve hakperestlik ise Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun, istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa “Benden ders alıp sevap kazandırsınlar.” düşüncesi, nefsin ve enaniyetin bir hilesidir.
Dürus Dersler Bu durûs-u Kur'âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir.
Medaris Medreseler Hattâ, şu memleketin maâbid ve medâris-i diniyesinden başka, makberistanın mezar taşları dahi birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki, o maânî-i mukaddeseyi ehl-i imana ihtar ediyorlar.
Medrese Okul Medrese usulünce hiç olmazsa on beş sene tahsil-i ilim lâzım geliyor ki, hakaik-i diniye ve ulûm-u İslâmiye tam elde edilsin.
Müderris Ders veren Ben henüz sinn-i bülûğa vâsıl olmadığımdan, muhterem bir müderris kıyafetini kendime yakıştıramıyorum.
Tedris (Tedrisat) Ders verme Risale-i Nur adı verdiği dinî tedrisat sayesinde mahkûmların on beş haftada ıslah olacaklarını—ki, Denizli ve Afyon hapishaneleri, adliyenin, gardiyan ve müdürlerin şehadetiyle sabittir—söylemektedir.
Tederrüs Ders alma Buna da her kitaptan bir veya iki ders, nihayet on ders tederrüs etmekle muvaffak oldu ve mütebakisini terk eyledi.
Dal-Ra-Kef (5) +
Dereke (En) aşağı mertebe Meselâ dildeki kuvve-i zâikayı Fâtır-ı Hakîmine satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan, o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder.
Derk Anlama + (Aşağı anlamında) ...istiğfara müncer olan derk-i kusur, gurura incirar eden rü'yet-i hüsn-ü amele müreccahtır.
İdrak Anlama Asrın idrâkine, zamanın tefehhümüne, anlayışına hitap eden, ihtiyaca en muvafık tarzı gösteren, ders veren ve doğrudan doğruya feyiz ve ilham tarikiyle âyetlerin yıldızlarından gelen ders-i Kur'ânîdir, küllî mârifetullah burhanlarıdır.
Müdrik (Müdrike) Anlamış (idrak etme duyusu) Ve keza, hardaleden daha küçük kuvve-i hâfızasında öyle bir lâtife-i müdrike bırakılmıştır ki, o hardalenin tazammun ettiği geniş âlemde o lâtife daimî seyir ve cevelân etmekte ise de, sahiline vâsıl olamaz.
Tedarik Temin O üç dört hâcâtını tedarik etmeyen, on adette ancak ikisiydi.
Dal-Ra-He-Mim (1) +
Dirhem Küçük (gümüş) para birimi; 3,2 gram ...şehriyeden beş dirhem, yoğurt süzülse on dirhem, muhallebi susuz altı yedi dirhem, beşinci gecede, tanesiz gibi gayet hafif şehriye beş altı kaşık, sahurda altı yedi kaşık pirinç çorbası, mecmuu otuz dirhem (96 gr.) gıdayla...
Dal-Ra-Ye (1) +
Dirayet Beceriklilik, iktidar O Üstadımızdan, Cenâb-ı Hak ebediyen razı olsun ve bütün talebelerine ve bilhassa benim gibi biçare, zavallı ve âcizlere akıl, dirayet, azim ve ihlâs ihsan buyursun. Âmin.
Dal-Sin-Te-Ra (2)
Desatir Düsturlar Altı günde, o sarayın, o şecerenin esâsâtını desâtir-i hikmet ve kavânin-i ilm-i ezelîsi ile vaz' etti.
Düstur İlke, kural Evet, düstur-u cidâli o kadar esaslı ve küllî kabul etmişler ki, "Hayat bir cidaldir" diye eblehâne hükmetmişler.
Dal-Sin-Sin (3) +
Desais Hileler ...hem ehl-i imanın desâis-i şeytaniyeye kapılmaları imansızlıktan ve imanın zayıflığından olmadığını;...
Dessas Hileci Dessas zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedirler;...
Desise Hile İşte bu desise-i şeytaniyeye mâruz olan biçare adam, hakaik-i imaniyeye yakînini böyle zâtî imkânlarla kaybediyor zanneder.
Dal-Ayn-Vav (10) +
Daavat/Deavat Dualar Ve o istemekle, dâr-ı saadetin ve Cennetin en mühim bir sebeb-i vücudu olan ubudiyet-i beşeriyeye ve daavât-ı insaniyeye kendisi dahi iştirak etmektir.
Dava/Da'va İddia + İşte bu ehemmiyetli, azîm dâvâyı kazandıracak ve yirmi seneden beri tecrübeler ile ondan sekizine o dâvâyı kazandıran bir dâvâ vekili bulunsa, elbette aklı başında her adam, o dâvâyı kazandıran öyle bir dâvâ vekilini vazifeye sevk edecek olan bir hizmete her hadisenin fevkinde ehemmiyet vermeye mükelleftir.
Davet/Da'vet Çağırma + Kur'ân hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı davet olduğundan, içinde tekrar müstahsendir, belki elzemdir ve eblâğdır.
Dua Yakarış, niyaz + Dua ubûdiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir.
Eddai/Dai Dua eden; çağıran; sebep olan + Ubudiyetin dâîsi emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı Haktır.
Ed'iye/Ediye Dualar ...Zât-ı Üstadânelerinin makbul ed'iyelerinden gece ve gündüz hissemend olmamızı niyaz ediyorum...
İddia Savunulan düşünce Mahkemede kırk sahife iddianame iki saate yakın dinlettirildi.
İstida Dilekçe Bu noktayı izah için Afyon mahkeme reisine gönderdiğim istidayı size de berâ-yı malûmat gönderiyorum.
Müddei İddia eden Ey müddei, senin, şiddet-i zaafından, ferâizi tamamıyla senden göstermeyen sönük imanın nerede?
Tedai Çağrışım Bu münasebetle gelen tahattura "tedâi-yi efkâr" tabir edilir.
Dal-Ğayn-Dal-Ğayn (1)
Dağdağa Gürültü, telaş Ve o mezkûr hakikatleri iktiza ettiği için, kâinatı dağdağa-i tagayyür ve fenâdan, tahavvül ve zevâlden kurtarmak...
Dal-Fe-Te-Ra (1)
Defter Kağıt destesi İmam-ı Mübîn, kader-i İlâhînin bir defteri, bir mecmua-i desâtiridir.
Dal-Fe-Ayn (7) +
Dafi (Dafia) Defeden, engelleyen + Halbuki, zekât, her şahıs için sebeb-i bereket ve dâfi-i beliyyattır.
Def' Kovma + Hem siz, hem onlar bilsinler ki, sadaka belâyı def ettiği gibi, Risaletü'n-Nur Anadolu'dan, hususan Isparta, Kastamonu'dan âfât-ı semaviye ve arziyeyi def ve ref'ine vesiledir.
Def'a/Defa (Def'aten/Defaten) (Bir) kere(de) Ecsâdın def'aten inşasının misâli ise:
Eddifa Savunma (Gazete ismi) Bağdat'ta çıkan ed-Difa gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir'in Arabî makalesinin tercümesi.
Müdafaa Savunma Ceza Hâkimine Son Müdafaa
Müdafi Savunan ...Hâlık-ı Zülcelâl, kâinatta ezdâdı birbirine mezc edip, birbirine mukabil getirip ve birbirine mütecaviz ve müdafi bir vaziyet verip,...
Tedafü Birbirini savma Hariç etse tecavüz, o da eder tedafü. İşte şimdi anladın, sırrı nedir ki küsmüş, almadı medeniyet.
Dal-Fe-Nun (3)
Defain Defineler İmanı elde eden ruh-u beşer, mânisiz, müdahalesiz, hâilsiz, mümanaatsız, her halinde, her arzusunda, her anda, her yerde o ezel ve ebed ve hazâin-i rahmet maliki ve defâin-i saadet sahibi olan Cemîl-i Zülcelâl, Kadîr-i Zülkemâlin huzuruna girip hâcâtını arz edebilir.
Defin (Define) Gömü Meselâ, envâ-ı cevâhiri hâvi ziynetli ve kıymetli bir defineyi keşfetmek için birkaç adam denizin dibine dalarlar.
Medfun Gömülü Evet, sevgili Üstadım, senelerden beri Kur'ân-ı Azîmü'l-Burhanın bahr-i ummanında medfun defineleri, Risaletü'n-Nur ve Mektubatü'n-Nur'la meydana çıkarmıştınız.
Dal-Kaf-Kaf (8)
Dakk Kapı çalma Fakat bazan seni şu vazifede istihdam eder ki, hazain-i rahmetinin kapılarını kavl ve hâl ve fiil ve sualle dakk-ı bab etmek ile ubudiyet sûretinde hizmet edersin.
Dekaik/Dakaik Dakikalar Anladım ki, bu çok ince ve çok harika olan dekaik-i san'at, yalnız zîşuurların nazarlarına ifade-i mânâ için değildir.
Dakik İnce Bu sırr-ı dakîkin vücûh-u kesîresinden birkaç veçhi Risalelerde zikredilmiştir.
Dakika Saatin 60'ta biri Ey nefis! Eğer şu dünya hayatına müştaksan, mevtten kaçarsan, kat'iyen bil ki, hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır.
Dikkat İncelik Dikkat ediniz, gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız.
Men Dakka Dukka Kapı çalanın kapısı çalınır (Eden bulur) "Men dakka dukka" kaidesiyle, sûizan eden, sûizanna mâruz olur.
Müdakkik İnceliklere dikkat eden İşte böyle müdakkik ve ilim ve şeriat ve Kur'ân cihetinde bu zamanda söz sahibi en büyük âlim böyle hükmetmiş.
Tedkik İnceleme Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdinin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez.
Dal-Lam-Dal-Lam (1)
Düldül Hz. Ali'nin katırı (aslen kirpi demektir) Fahr-i Âlem, Arştan bu yere indi,/Şâh-ı Velâyet gelip Düldül'e bindi,
Dal-Lam-Sin (1)
Tedlis Gizlemek Hak ise tedlis ve tağlit etmekten müstağnidir.
Dal-Lam-Lam (8) +
Dâl/Dal Delil olan Vahdet-i Bârî'nin tahakkukuna dâl olan hadsiz hüccet ve alâmetlerden üç hücceti beyan eder.
Delail Deliller Bu Sekizinci Hüccet-i İmaniye1, vücub-u vücuda ve vahdâniyete delâlet ettiği gibi, hem delâil-i kat'iye ile rububiyetin ihatasına ve kudretinin azametine delâlet eder.
Delalet Yol gösterme Öyle ise, biz de gayet muhtasar bir hülâsa ile vech-i delâletini ve sıhhatini beyan edeceğiz.
Dellal Yol gösteren Ve elbette o sıfatların ve o fiillerin medar-ı zuhurları, belki medar-ı kemalleri, belki medar-ı tahakkukları olan rehber-i ekber, muallim-i ekmel ve dellâl-ı âzam ve tılsım-ı kâinatın keşşafı ve âyine-i Samedânî ve Habib-i Rahmânî olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın risaleti hiçbir cihetle inkâr edilmez.
Delil Doğru yolu gösteren + Delil ve imamımız inâyet ve Kur'ân'dır, şehbâz-ı edvar-pervaz.
Edille Deliller Bunun edillesi, zevi'l-ihsâsı hayrette bırakacak gayet derin ve dakik on iki hemhemler ve şuur-u imanlarla Risale-i Hasbiyede beyan edilmiştir.
İstidlal Delil getirme Ateşin dumana olan delâleti gibi, müessirden esere yapılan istidlâle "burhan-ı limmî" denildiği gibi; dumanın ateşe olan delâleti gibi eserden müessire olan istidlâle de "burhan-ı innî" denir.
Medlul Gösterilen Ruhum, onunla o hazineyi keşfetti" diyerek sâir işarâtın karinesiyle bir mânâ-yı işârî ve bir medlûl-ü mecazî suretinde...
Dal-Lam-Vav (2) +
Delv Kova (burcu) + ...küre-i arz Delv burcundan koşup Hût'taki tedellî eden kanunu tutup, şecere-i hilkatin bir dalıyla semere gibi asıldı.
Tedelli Eğilme, tevazu gösterme Tedelli eden bu dala biz de asılmalıyız, oraya alsın bizi.
Dal-Mim-Dal-Mim (1) +
Demdeme Kızgın ses Dinle, havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra'dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka birer mânidar nevaz.
Dal-Mim-Ğayn (1) +
Dimağ Beyin İmanın yeri kalbdir; dimağ ise oluyor mâkes-i nur-u iman.
Dal-Mim-Nun (1)
İdman Alıştırma Mâsum çocukların hastalıklarını, o nazik vücudlara bir idman, bir riyazet ve ileride dünyanın dağdağalarına mukavemet verdirmek için bir şırınga ve bir terbiye-i Rabbâniye gibi, ...
Dal-Mim-Ye/Vav (1) +
Dem Kan + Bu vaziyete karşı gayet ihtiyat ve mümkün olduğu kadar eski mahpuslardan gücenmemek ve gücendirmemek ve ikiliğe meydan vermemek ve itidal-i dem ve tahammül etmek ve mümkün olduğu derecede bizim arkadaşlar uhuvvetlerini ve tesanüdlerini tevazu ile ve mahviyetle ve terk-i enâniyetle takviye etmek gayet lâzım ve zarurîdir.
Dal-Nun-Ra (1) +
Dinar Altın para (eski) + Hem bâhemdir bir dinar ve bir dirhem o lezzet, berhem-zened.
Dal-Nun-Vav (5) +
Deni (Deniyyet) Aşağı(lık) (Mimsiz medeniyyet) Şeytan gibi şahısların, bir menfaat-i hasise için ayağını öpmekle zillet gösterir denî bir muanniddir.
Dünya Yerküre + Dünya kazûratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır.
Edna En/daha alçak + Zira hayat-ı dünyeviyesine lâzım olan amel ve iktidar cihetinde en ednâ bir serçe kuşuna yetişmez.
Tedenni Gerileme Ve ondan terakkiyat ve tedenniyat çıkmış.
Denaet Alçaklık, aşağılık Muîn-i zâlimîn dünyada erbâb-ı denâettir,
Dal-He-Ra (2) +
Dehr/Dehir Uzun zaman dilimi, dönem Herkes, zaman ve dehirden şikâyet ediyor.
Dehri (Dehriyyun) Zamana tapan sapık fırka mensubu (Bu sapık fırka) ...kuvve-i akliye dalında, âlem-i insaniyetin dimağına dehriyyun, maddiyyun, tabiiyyun gibi meyveleri vermiş, beşerin beynini bin parça etmiştir.
Dal-He-Şın (3)
Dehşet Kokup kaçılacak şey Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler" de,...
Müthiş/Müdhiş Dehşetli Müthiş bir halecan ve heyecan hisseder.
Tedehhüş Korkmak Acaba, dünya gibi koca, büyük ve gafletle karanlıklı, vahşetli ve hâlî bir haneye birisi girse, ne kadar tedehhüş, tevahhuş, telâş eder,...
Dal-He-Lam-Ze (1)
Dehliz Koridor ...ehl-i Kur'ân ve imana, dehliz-i cinandan rahmet-i Rahmân'a ve zindan-ı dünyadan bostan-ı bekaya açılan bir kapıya döner.
Dal-He-Nun (3) +
Dühn Yağ + Meselâ incirin meyvesine halis bir süt, narın semeresine bir şarab-ı tahur, zeytininkine bir dühn-ü mübarek ve cevizinkine bir zeyt-i münevver ve hakeza, her birisine lâyık ve muvafık rızık i'ta etmektedir.
Müdahene Dalkavukluk Zilleti olan, herkese karşı kendisini zelil gösterir. Bu ise riyadır. Riya ise müdahenedir. Müdahene dahi kizbdir.
Müdahin Dalkavuk Hem de, mağlûp biçare bir reise yahut müdahin memurlara veyahut mantıksız bir kısım zabitlere itimat edilirse ve dinin himayesi onlara bırakılırsa mı daha iyidir;...
Dal-He-Ye (3) +
Dahi (Dahiye) Çok zeki; afet Sol tarafıma baktım; müthiş zulümat dalgaları içinde azîm fırtınalar, dağdağalar, dâhiyeler hazırlandığını görüyor gibi oldum.
Deha Yüksek zeka Dehâ dimağda işler; kalbi de karıştırır.
Devahi Felaketler İşte, küre-i zemin gibi ağır ve âlem-i İslâmiyete çökmüş olan mesâib ve devâhiye karşı nokta-i istinadınız, muhabbetle ittihadı, mârifetle imtizac-ı efkârı, uhuvvetle teavünü emreden nokta-i İslâmiyettir.
Dal-Vav-Elif (1)
Dâ'/Da' Hastalık Visal nefs-i zeval oldu * Devayı ayn-ı dâ' gördüm.
Dal-Vav-Ra (16) +
Dair Bir şey etrafında dönen, hakkında Ecnebî Feylesofların Kur'ân'ı Tasdiklerine Dair Şehadetleri
Daire Yuvarlak; ofis + (Hezimet anlamında) Daire daire üstünde, ayrı ayrı nazik vazifelerle saray ehli meşguldürler.
Dâr/Dar Mekan, ev + Hem dünyada gençliğe muhabbet, yani, ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi, dâr-ı saâdette ebedî bir gençliktir.
Devair Daireler Elbette, bütün devâir-i rububiyetle alâkadardır.
Deveran Dönme İşte, şu kâinattaki raks ve deveran, seyr ü cevelân ve temâşâ-i tesbihfeşan ve fusul-ü erbaa ve gece-gündüzdeki seyeran gibi ef'al, eğer vahdete verilse,...
Devr/Devir (Devre/Devire) Dönüş Sonra, İhtilâl-i Kebîr gibi çok inkılâplarla, o devir de ecîr devrine inkılâp etmiş.
Devran Dönme Madem bu kâinatın heyet-i mecmuasından, arzın yevmî ve senevî devranından tâ insanın simasına ve başının duygular manzumesine ve kandaki beyaz ve kırmızı küreyvâtın devranına ve cereyanına kadar küllî olsun cüz'î olsun herbir şeyde hikmetli ve dikkatli bir intizam var.
Devvar Durmayıp dönen Şu semâvât ehli ne birer mescid-i seyyar/Birer hane-i devvar, birer ulvî âşiyâne,
Diyar Dârlar, mekanlar Çünkü, ecnebî diyarına, lisan-ı şeriatta "dâr-ı harp" denilir.
Edvar Devirler, devreler Zira beşer, edvarda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı.
İdare Çekip çevirmek, yönetim İdare ve âsâyişe ilişmeyen şiddetli muhalifler, her hükûmette bulunur.
Medar Sebep; etrafında dönülen şey; yörünge ...insanın ehl-i sevâhil kısmının kısm-ı âzamının medar-ı taayyüşleri balıktır ...
Müdevver (Müdevveriyet) Yuvarlak(lık) Kim dine istinadla, himayet yolunda müdevveriyet-i arzı inkâr ederse, sadîk-ı ahmaktır, adüvv-ü şedidden daha ziyade zarar vermiş olur.
Müdir/Müdür İdare eden Çünkü kadının—aile hayatında müdir-i dahilî olmak haysiyetiyle kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhafaza memuru olduğundan—en esaslı hasleti sadakattir, emniyettir.
Mütedair Alakalı, dair Bu maksatla yaptıkları muhabere mektuplarının münderecatında, hükûmete karşı kötü maksat beslemedikleri ve bir cemiyet veya tarikat kurmak fikriyle hareket etmedikleri anlaşılmış olduğuna mütedair olduğu görülmüş;...
Tedvir Döndürmek Şu kâinatın Sahip ve Mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve herşeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor.
Dal-Vav-Lam (4) +
Devlet Ülke; Kuvvet Azametli Bahtsız Bir Kıt'anın, Şanlı Tali'siz Bir Devletin, Değerli Sahipsiz Bir Kavmin Reçetesi
Düvel Devletler Düvel-i İslâmiyede velev nadiren olsun gayr-ı müslim, askerlikte istihdam olunmuştur.
Müdavele Alış-veriş, dolaşma Şu Risale, bir meclis-i nuranîdir ki Kur'ân'ın şu münevver, mübarek şakirdleri, içinde birbiriyle mânen müzâkere ve müdâvele-i efkâr ediyorlar.
Tedavül Dolaşma Bugün ellerde tedavül eden Kur'ân'ın Hazret-i Muhammed'e (a.s.m.) vahyolunan kitabın aynı olmasıdır.
Dal-Vav-Mim (5) +
Daim (Daime, Daimi, Daima) Sürekli + Mertebece birbirine yakın olanlar birbirinin makamlarını taklit edebilirler, muvakkaten insanları iğfal ederler; fakat daimi iğfal edemezler.
Devam Sürme Belki, Risale-i Nur şakirtlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi.
İdame Sürdürme Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir.
Müdavemet Devamlılık Namazda lâzım olan tâdil-i erkân, müdavemet, muhafaza gibi "ikame"nin mânâlarını müraat etmeye işarettir.
Müdavim Devam eden Cümlenin cümle-i ismiye şeklinde zikredilmesi, tesbihin melâikeye bir seciye olduğuna ve melâikenin tesbihata mülâzım ve müdavim olduklarına işarettir.
Dal-Vav-Nun (4) +
Divan Büyük meclis; şiirlerin toplandığı kitap Risale-i Nur şakirtlerine küçük bir mesnevî ve imanî bir divandır.
Dûn/Dun Aşağı + Ve keza bir sivrisineğin yaratılışı, san'atça filin hilkatinden dûn değildir.
Madun Alt Evet, acaib-i san'at ve garaib-i hilkat noktasında cüz'iyat külliyattan geri değil; çiçekler yıldızlardan aşağı değil; çekirdekler ağaçların mâdûnunda değil; belki çekirdekteki nakş-ı kader olan mânevî ağaç, bağdaki nesc-i kudret olan mücessem ağaçtan daha aciptir.
Tedvin Düzenleme ...tesis-i İslâmiyette ve tedvin-i şeriatta Sahabelerin cüz'î hadiselerini dahi nazar-ı ehemmiyete almasında,...
Dal-Vav-Ye (3)
Deva İlaç Birinci kelimenin ırkını kesecek tek bir devâsı var ki, o da vücub-u zekâttır.
Edviye Devalar Elbette böyle küllî ve dehşetli tahribata ve rahnelere ve yaralara, hakkalyakîn derecesinde, dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde mücerreb ilâçlar ve hadsiz edviyeler bulunmak gerektir ki, ...
Tedavi İyileştirme Tedavi için ilâçları almak, istimal etmek meşrudur; fakat tesiri ve şifayı Cenâb-ı Haktan bilmek gerektir.
Dal-Ye-Nun (8) +
Deyn Borç + Halbuki, bağındaki meyveleri, kaç senede deynine kâfi gelmeyecek.
Deyyan Herkesin hesabını bilen Allah Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar!
Din Hak yol + Din-i hak, saadetin fihristesidir.
Diyanet Din işleri Hattâ siz isterseniz kendi hesabınıza, onları müftüler neşretmek niyetiyle Diyanet Reisine verirsiniz.
Edyan Dinler Bütün ehl-i edyan, "melekü'l-cibal, melekü'l-bihar, melekü'l-emtar" gibi, her nev'e göre birer melek-i müekkel, vahyin ilhamı ve irşadıyla bulunduğunu kabul ederek, o namlarla tesmiye ediyorlar.
Medyun Borçlu Borcu çok, ziyade medyun; borç sahipleri de Yahudiler.
Müdayene Bakara 282. ayet En büyük olan Müdayene âyeti sahifeler için, Sûre-i İhlâs ve Kevser, satırlar için bir vahid-i kıyasî ittihaz edildiğinden, Kur'ân-ı Hakîmin bu güzel meziyeti ve i'câz alâmeti görülüyor.
Mütedeyyin Dindar Hâzık, mütedeyyin hekimlerin tavsiyelerini tutmak, ehemmiyetli bir ilâçtır.