Sin (س) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
46. satır: 46. satır:
|Diğer
|Diğer
|
|
|
|Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz.
|-
|-
|'''Sin-Elif-Lam (6)'''
|'''Sin-Elif-Lam (6)'''
56. satır: 56. satır:
|Sorular
|Sorular
|
|
|
|Bir maddede es'ile mütekerrir, mütefavit.
|-
|-
|Mesail
|Mesail
|Meseleler
|Meseleler
|
|
|
|Hem öyle mesâil-i azîmeden ve hakaik-i dakikadan bahsediyor ki, umumun kalblerinde yerleştirmek için, çok defa muhtelif sûretlerde tekrar lâzımdır.
|-
|-
|Mesele/Mes'ele
|Mesele/Mes'ele
|Husus
|Husus
|
|
|
|Biz de o beş düğümü, beş mes'elede hal ve beyan edeceğiz.
|-
|-
|Mes'ul
|Mes'ul
|Sorumlu
|Sorumlu
|align=center|+
|align=center|+
|
|Yani, mü'min, herşeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenâb-ı Hakka vere vere, tâ nihayette teklif ve mes'uliyetten kurtulmamak için, cüz-ü ihtiyarî önüne çıkıyor; ona "Mes'ul ve mükellefsin" der.
|-
|-
|Sail
|Sail
|Soru soran
|Soru soran
|align=center|+
|align=center|+
|
|Bir sâil-i misâlî bana demişti:
|-
|-
|Sual
|Sual
|Soru
|Soru
|align=center|+
|align=center|+
|
|İmdi, sual ve cevaba başlıyorum
|-
|-
|'''Sin-Be-Elif (1)'''
|'''Sin-Be-Elif (1)'''
91. satır: 91. satır:
|Sure adı
|Sure adı
|align=center|+
|align=center|+
|
|Mesela, Sure-i Sebe’nin âhirinde, Sure-i Fâtır’ın evvelindeki iki {{Arabi|مَثْنٰى}} birbirine bakar.
|-
|-
|'''Sin-Be-Be (4)'''
|'''Sin-Be-Be (4)'''
99. satır: 99. satır:
|-
|-
|Esbab
|Esbab
|Sebepler
|Esbab bir perdedir. Çünkü izzet ve azamet öyle ister.
|
|
|
|Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taallûku vardır.
|-
|-
|Müsebbeb
|Müsebbeb
|Sebebin sonucu
|Sebebin sonucu
|
|
|
|Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taallûku vardır.
|-
|-
|Müsebbib
|Müsebbib
|Sebep olan; Esma
|Sebep olan; Esma
|
|
|
|Ona muhtaç ve rububiyetine münkad olduğunu ilâm etmekle gafleti dağıtıp ins ve cinnin nazarlarını esbabdan Müsebbibü'l-Esbaba çevirir.
|-
|-
|Sebeb
|Sebeb
|Neden
|Neden
|align=center|+ (Vesile anlamında)
|align=center|+ (Vesile anlamında)
|
|Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taallûku vardır.
|-
|-
|'''Sin-Be-Ha (4)'''
|'''Sin-Be-Ha (4)'''
126. satır: 126. satır:
|Yüzen
|Yüzen
|align=center|+
|align=center|+
|Muh
|O musahhar sâbihalar ise, o bahr-i muhit-i havâîde seyir ve cereyan etmekle, mahşere tesadüf etmiş dağları andırırlar.
|-
|-
|Müsebbih
|Müsebbih
|Tesbih eden
|Tesbih eden
|align=center|+
|align=center|+
|
|Sikkemiz bir, turramız bir, Rabbimize müsebbihiz, zikrederiz âbidâne
|-
|-
|Subhan(allah)
|Subhan(allah)
|Allah'ın ismi (tesbih zikri)
|Allah'ın ismi (tesbih zikri)
|align=center|+
|align=center|+
|
|Ve ubudiyet odur ki, sen, Fâtır-ı Zülcelâlin dergâh-ı rahmetinde Estağfirullah ve Subhanallah ile kusurunu ve Hasbünallah ve Elhamdü lillâh ile fakrını,...
|-
|-
|Tesbih(at)
|Tesbih(at)
|Allah'ın noksanlarda münezzehiyetini ilan; zikir aleti; Subhanallah demek
|Allah'ın noksanlarda münezzehiyetini ilan; zikir aleti; Subhanallah demek
|align=center|+
|align=center|+
|
|Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla herşeyde vardır.
|-
|-
|'''Sin-Be-Ra (1)'''
|'''Sin-Be-Ra (1)'''
151. satır: 151. satır:
|Deneme
|Deneme
|
|
|
|Aynen öyle de, biz de ilm-i usul ve fenn-i mantıkça sebr ve taksim denilen en kat'î bir hüccetle deriz:
|-
|-
|'''Sin-Be-Ayn (3)'''
|'''Sin-Be-Ayn (3)'''
161. satır: 161. satır:
|Yedinci (olarak)
|Yedinci (olarak)
|
|
|
|Sabian: Rahîm-i Kerîmin semerat-ı rahmetinin müzeyyenatıyla kendini teveddüd sûretinde sevdirmesine mukabil, Ona hasr-ı muhabbet ve taabbüd ile tahabbüb etmektir.
|-
|-
|Seb'a
|Seb'a
|Yedi
|Yedi
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hususan Abâdile-i Seb'a kitabetle kaydettiler.
|-
|-
|Sebu'(iyye)
|Sebu'(iyye)
|Yırtıcı hayvan (ile ilgili)
|Yırtıcı hayvan (ile ilgili)
|align=center|+
|align=center|+
|
|İkincisi, zararlı şeyleri def için kuvve-i sebuiye-i gadabiye,
|-
|-
|'''Sin-Be-Kaf (5)'''
|'''Sin-Be-Kaf (5)'''
181. satır: 181. satır:
|Geride bırakılmış
|Geride bırakılmış
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|Bu harika-i ilmiyenin eşi asla mesbuk değildir.
|-
|-
|Müsabaka
|Müsabaka
|Yarışma
|Yarışma
|
|
|
|Onun için, Hakîm-i Mutlak, şu dâr-ı imtihanda, şu meydan-ı müsabakada bize bir kamçı-yı teşvik olarak, vesveseyi şeytanın eline vermiş, beşerin başına vuruyor.
|-
|-
|Sabık
|Sabık
|Geçmiş, önceki
|Geçmiş, önceki
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|Sabık işaretlerde, hususan bundan evvelki On Birinci İşarette kat'iyen anlaşıldı ki, küfür ve dalâlet cinayeti, nihayetsiz bir cinayettir ve hadsiz bir hukuka tecavüzdür.
|-
|-
|Sebkat
|Sebkat
|Önde olma
|Önde olma
|
|
|
|Bediüzzaman Said Nursî'nin ders ve irşadıyla hakikate ulaşan ve Nur hizmetinde çok kıymettar ve yüksek hizmetleri sebkat eden kahraman ve halis bir talebenin, Üstadın mâhiyetini tarif eden ayn-ı hakikat bir ifadesidir.
|-
|-
|Sıbak/Sibak
|Sıbak/Sibak
|Sözün başı
|Sözün başı
|
|
|İİ 23-24
|O mâneviye ise, ya siyak veya sibak-ı kelâmdan veya başka âyetten birer emare, o mânâya işaret eder.
|-
|-
|'''Sin-Be-Lam (1)'''
|'''Sin-Be-Lam (1)'''
211. satır: 211. satır:
|Yol
|Yol
|align=center|+
|align=center|+
|
|O hurmalardan kaç yük, fî sebilillâh sarf ettim.
|-
|-
|'''Sin-Te-Te (1)'''
|'''Sin-Te-Te (1)'''
221. satır: 221. satır:
|Altı
|Altı
|align=center|+
|align=center|+
|
|Risale-i Nur Külliyatından Hutuvât-ı Sitte
|-
|-
|Sadisen (Bkz. Sin-Dal-Sin)
|Sadisen (Bkz. Sin-Dal-Sin)
236. satır: 236. satır:
|Gizlenme
|Gizlenme
|
|
|
|Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyasından istitar etmiş olan Zât-ı Akdes,...
|-
|-
|Mestur
|Mestur
|Örtülü, gizli
|Örtülü, gizli
|align=center|+
|align=center|+
|
|Eskişehir Hapishanesinde, sû-i ahlâktan değil, belki sıkıntıdan gelen nâhoş bazı haller münâsebetiyle, ahlâka dâir bir nükte ile, meşhur bir âyetin mestur kalmış bir nüktesine dâirdir.
|-
|-
|Müstetir
|Müstetir
|Gizlenmiş
|Gizlenmiş
|
|
|
|Kâinatta serbeser sırr-ı tesanüd müstetir, hem münteşir.
|-
|-
|Mütesettir
|Mütesettir
|Örtünmüş
|Örtünmüş
|
|
|İİ Bakara 28
|Sonra bu zerreler, unsurlar aleminde mütesettir, saklı ve sâkit bir halde bulunurlarken, birden görürsün ki;...
|-
|-
|Setr
|Setr
|Örtme
|Örtme
|
|
|
|Demek en büyük bir rahmet, bir şefkat-i İlâhiye, gaybı bildirmemektedir ve başa gelen şeyleri setretmektedir.
|-
|-
|Settar(e)
|Settar(e)
|Allah'ın günahları ve ayıpları örten ismi
|Allah'ın günahları ve ayıpları örten ismi
|
|
|
|Meselâ, Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusûrâtın bulunmasını iktiza ettikleri gibi, Cemîl ismi de çirkinliği görmek istemez.
|-
|-
|Settare
|Settare
|Örtülü (yer)
|Örtülü (yer)
|
|
|
|Haberim olmadan, camiin hâlî bir yerinde iki üç tahta, bir kilimle beni üşütmemek fikriyle bir zatın yaptığı iki kişilik bir settare yüzünden, ehemmiyetli bir mesele şeklinde, hem bana, hem umum halka mânâsız telâş vermek hangi kanunladır?
|-
|-
|Sütre
|Sütre
|Örtülü yer
|Örtülü yer
|
|
|
|...düşmanın üç sıra askerini yararak geçip, hayatta kalan üç talebesiyle pek acip bir surette, su üzerinde bulunan bir sütreye girer.
|-
|-
|Tesettür
|Tesettür
|Örtünme
|Örtünme
|
|
|
|Medeniyet-i sefihe ise, Kur'ân'ın bu hükmüne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor, bir esarettir diyor.
|-
|-
|'''Sin-Cim-Dal (6)'''
|'''Sin-Cim-Dal (6)'''
286. satır: 286. satır:
|Mescidler
|Mescidler
|
|
|
|Encümen ve cemiyetleri, mesacid ve medaris ve zevâyâdır.
|-
|-
|Mescid
|Mescid
|Namaz mekanı
|Namaz mekanı
|align=center|+
|align=center|+
|
|Evet, Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor.
|-
|-
|Sacid
|Sacid
|Secde eden
|Secde eden
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hiç mümkün müdür ki, şu mescid-i kebirin içindeki sâcidlerin, âbidlerin mâbud-u hakikîleri, o Sâni-i Vâhid-i Ehadden başkası olabilsin?
|-
|-
|Seccade
|Seccade
|Namaz yaygısı
|Namaz yaygısı
|
|
|
|...lâakal günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.
|-
|-
|Secde
|Secde
|Namazın rükünlerinden
|Namazın rükünlerinden
|
|
|
|İbadetin mânâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemâl-i Rububiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.
|-
|-
|Sücud
|Sücud
|Secdeler
|Secdeler
|align=center|+
|align=center|+
|
|Eğer âlâmın lezâize, nârın nura inkılâp etmesi emelinde isen, evkat-ı hamsede rükû ve sücud kancası ile gururun hortumunu bük, sık, başını kır, imanı doldur.
|-
|-
|'''Sin-Cim-Ayn (3)'''
|'''Sin-Cim-Ayn (3)'''
321. satır: 321. satır:
|Kuş ötüşü; kafiyeli yazı
|Kuş ötüşü; kafiyeli yazı
|
|
|
|Gündüzde, ağaçların minberlerinde, bütün zîhayatların başlarında, yaz ve bahar mevsimlerinde, yüksek âvazlarıyla, lâtif nağamatla, sec'alı tesbihatla Rahmânü'r-Rahîmin rahmetini ilân ediyorlar.
|-
|-
|Secaya
|Secaya
|Seciyeler
|Seciyeler
|
|
|
|Dost ve düşmanın ittifakıyla ahlâk-ı hasenenin şahsında en yüksek derecede; ve bütün muamelâtının şehadetiyle, secâyâ-yı sâmiye, vazifesinde ve tebliğatında en âli bir derecede;...
|-
|-
|Seciye
|Seciye
|Huy
|Huy
|
|
|
|Evet, Hürriyetçilerin ahlâk-ı içtimaiyede ve dinde ve seciye-i milliyede bir derece lâubalilik göstermeleriyle, yirmi-otuz sene sonra dince, ahlâkça, namusça şimdiki vaziyeti gösterdiği cihetinden,...
|-
|-
|'''Sin-Cim-Lam (3)'''
|'''Sin-Cim-Lam (3)'''
341. satır: 341. satır:
|Akıp giden
|Akıp giden
|
|
|
|Cidal, berdevam... Harb ise, seccal(sical)dir.
|-
|-
|Sical
|Sical
|Nöbetleşe
|Nöbetleşe
|
|
|
|Cidal, berdevam... Harb ise, seccal(sical)dir.
|-
|-
|Tescil
|Tescil
|Deftere geçirme, sağlamlaştırma
|Deftere geçirme, sağlamlaştırma
|
|
|İİ Bakara 6
|Ve aleyhlerinde olan hükmü tescil etme..
|-
|-
|'''Sin-Cim-Mim (1)'''
|'''Sin-Cim-Mim (1)'''
361. satır: 361. satır:
|Pürüzsüz düzgünlük
|Pürüzsüz düzgünlük
|
|
|
|Bütün kâinatta, zerrelerden tâ yıldızlara kadar herşeyde kusursuz bir intizam-ı ekmel ve noksansız bir insicam-ı ecmel ve zulümsüz bir mizan-ı âdilin bulunmasıdır.
|-
|-
|'''Sin-Ha-Be (1)'''
|'''Sin-Ha-Be (1)'''
371. satır: 371. satır:
|Bulut
|Bulut
|align=center|+
|align=center|+
|
|Daha tasrif-i hava ve teshir-i sehab gibi şuûnât-ı İlâhiye yi bunlara kıyas et.
|-
|-
|'''Sin-Ha-Ra (6)'''
|'''Sin-Ha-Ra (6)'''
381. satır: 381. satır:
|Büyülenmiş
|Büyülenmiş
|align=center|+
|align=center|+
|
|Kur’an Arabistan’ın basit bedevîlerini öyle bir istihaleye uğratmıştır ki bunların âdeta meshur olduklarını zannedersiniz.
|-
|-
|Sahir
|Sahir
|Sihir yapan
|Sihir yapan
|align=center|+
|align=center|+
|
|...sana karşı kâh kâhin, kâh mecnun, kâh sâhir deyip, kendileri dahi inanmadıkları halde başkalarını inandırmak mı istiyorlar?
|-
|-
|Sahur
|Sahur
|Ramazanda gece yemeği
|Ramazanda gece yemeği
|
|
|
|Ramazan-ı Şerifteki oruç, on beş saat, sahursuz ise yirmi dört saat devam eden bir müddet-i açlığa sabır ve tahammül ve bir riyazettir ve bir idmandır.
|-
|-
|Seher
|Seher
|Sabah namazı öncesi vakit
|Sabah namazı öncesi vakit
|align=center|+
|align=center|+
|
|Seherlerde eser bâd-ı tecellî/Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
|-
|-
|Sehhar
|Sehhar
|Büyüleyici
|Büyüleyici
|align=center|+
|align=center|+
|
|...beşerin hevesâtını uyandırmak için sehhar nefisleriyle, müzevver incelikleriyle ısırıcı kelimâtı nerede?
|-
|-
|Sihr/Sihir
|Sihr/Sihir
|Büyü
|Büyü
|align=center|+
|align=center|+
|
|Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispritizma gibi istidracî harikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccalı...
|-
|-
|'''Sin-Ha-Lam (2)'''
|'''Sin-Ha-Lam (2)'''
416. satır: 416. satır:
|Deniz kıyısı
|Deniz kıyısı
|align=center|+
|align=center|+
|
|Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir.
|-
|-
|Sevahil
|Sevahil
|Sahiller
|Sahiller
|
|
|
|...insanın ehl-i sevâhil kısmının kısm-ı âzamının medar-ı taayyüşleri balıktır...
|-
|-
|'''Sin-Hı-Ra (6)'''
|'''Sin-Hı-Ra (6)'''
431. satır: 431. satır:
|Hayır anlama namazı
|Hayır anlama namazı
|
|
|
|Dedim: "Yarına kadar beni bırakınız; istihare edeyim."
|-
|-
|Maskara (aslı mashara)
|Maskara (aslı mashara)
|Gülünç duruma düşmüş
|Gülünç duruma düşmüş
|
|
|
|Oh, Allah senden razı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum" dedi.
|-
|-
|Musahhar
|Musahhar
|Emri altına girmiş
|Emri altına girmiş
|align=center|+
|align=center|+
|
|Bütün onlar Senin mülkünde, Senin emrin ve kudretinle, Senin irade ve tedbirin ile, Senin ilmin ve hikmetinle musahhar ve muvazzaftırlar.
|-
|-
|Musahhir
|Musahhir
|Emri altına alan
|Emri altına alan
|align=center|+
|align=center|+
|
|Birden, Hâlık-ı Arz ve Semâvâtın Kadîr, Alîm, Rab, Allah ve Rabbü's-Semâvâti ve'l-Arz ve Musahhiru'ş-Şemsi ve'l-Kamer isimleri rahmet, azamet, rububiyet burcunda tulû ettiler.
|-
|-
|Suhre
|Suhre
|Angarya
|Angarya
|
|
|
|...sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle Onu va'dinde itham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir tedibe ve dehşetli bir tâzibe müstehak olacağını düşünmüyor musun?
|-
|-
|Teshir
|Teshir
|Emir altına alma
|Emir altına alma
|
|
|
|Ve o saltanatın sebebi, kuvvet ve iktidar-ı ilmî değil, belki şefkat ve re'fet-i Rabbâniye ve rahmet ve hikmet-i İlâhiyedir ki, eşyayı ona teshir etmiştir.
|-
|-
|'''Sin-Hı-Ye (2)'''
|'''Sin-Hı-Ye (2)'''
466. satır: 466. satır:
|Cömertlik
|Cömertlik
|
|
|
|Yoksa, zevâl ile acılaşan cüz'î bir telezzüz, kısacık bir zamanda öyle bir cûd u sehânın muktezasıyla kabil-i tevfik değildir.
|-
|-
|Sehavet
|Sehavet
|Cömertlik
|Cömertlik
|
|
|
|Zira, nihayet bir sehavet, harika bir kerem, daima halka ihsan ve in'am etmek iktiza eder.
|-
|-
|'''Sin-Dal-Dal (4)'''
|'''Sin-Dal-Dal (4)'''
481. satır: 481. satır:
|Engellenmiş
|Engellenmiş
|
|
|Katre zeyl
|Bir Nebi veya bir Resule kesbsiz İlahî bir davetle açılmasından başka, gayrilere kapalı ve mesduddur.
|-
|-
|Sed
|Sed
|Engel
|Engel
|align=center|+
|align=center|+
|
|İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedde ve Ye'cüc ve Me'cüce dair rivayetler ve akvâl-i müfessirîn ayrı ayrı gidiyor.
|-
|-
|Sedad
|Sedad
|Doğruluk
|Doğruluk
|
|
|
|Hem de garazın mesîlinde ve kastın mecrasında teferruk etmemek için sedad etmek, çele-çepe temayül etmemektir.
|-
|-
|Sedid
|Sedid
|Sağlam(ca kapalı)
|Sağlam(ca kapalı)
|align=center|+
|align=center|+
|
|Orada, dünyaca mühim zatlar hazır oldukları halde, kimsenin söyleyemediği gayet acı sözlerle o haksız işe ve daha başka haksız işlere de sedd-i sedid olmuşlardır.
|-
|-
|'''Sin-Dal-Ra (1)'''
|'''Sin-Dal-Ra (1)'''
506. satır: 506. satır:
|6. Katta bir makam (Cennette bir ağaç)
|6. Katta bir makam (Cennette bir ağaç)
|align=center|+
|align=center|+
|
|...bütün enbiyaların usul-ü dinlerine vâris-i mutlak olduğunu gösterdikten sonra, tâ Sidretü'l-Müntehâya, tâ Kab-ı Kavseyne kadar mülk ve melekûtunda gezdirdi.
|-
|-
|'''Sin-Dal-Sin (1)'''
|'''Sin-Dal-Sin (1)'''
516. satır: 516. satır:
|Altıncı (olarak) (Ayrıca bkz. Sin-Te-Te)
|Altıncı (olarak) (Ayrıca bkz. Sin-Te-Te)
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hads ile ilham, delil-i iman. Bir hiss-i sâdis, tarik-i iman.
|-
|-
|'''Sin-Ra-Be (1)'''
|'''Sin-Ra-Be (1)'''
526. satır: 526. satır:
|Sıcak kaynaklı yalancı görüntü
|Sıcak kaynaklı yalancı görüntü
|align=center|+
|align=center|+
|
|Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfuruş!
|-
|-
|'''Sin-Ra-Cim (1)'''
|'''Sin-Ra-Cim (1)'''
536. satır: 536. satır:
|Lamba
|Lamba
|align=center|+
|align=center|+
|
|Meselâ güneşe der, "Döner bir siracdır, bir lâmbadır."
|-
|-
|'''Sin-Ra-Dal (1)'''
|'''Sin-Ra-Dal (1)'''
546. satır: 546. satır:
|Güzel şekilde söylemek
|Güzel şekilde söylemek
|align=center|+ (örmek anlamında)
|align=center|+ (örmek anlamında)
|
|Öyle ise, biz, Miracda istib'âd ile vesveseye düşen bir mü'mini muhatap ittihaz ederek, ona karşı serd-i kelâm edip ara sıra, makam-ı istimâda olan mülhidi nazara alıp serd-i kelâm edeceğiz.
|-
|-
|'''Sin-Ra-Ra (8)'''
|'''Sin-Ra-Ra (8)'''
556. satır: 556. satır:
|Gizem; bir latife
|Gizem; bir latife
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi.
|-
|-
|Esrar
|Esrar
|Sırlar
|Sırlar
|
|
|
|Çünkü, içinde çok mühim ve ince olan esrar-ıimaniye inkişaf ediyor.
|-
|-
|Mesarr
|Mesarr
|Sevinçler
|Sevinçler
|
|
|
|Onun içinde bînihaye tahassüslerle meşhun-u mesâr oldum.
|-
|-
|Meserret
|Meserret
|Sevinç
|Sevinç
|
|
|
|Otuz Birinci Mektubun On Beşinci Lem'asının birinci kısmını, büyük bir meserretle aldım.
|-
|-
|Mesrur
|Mesrur
|Sevinçli
|Sevinçli
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hafız Ali'yi kabrinde mesrur, müferrah ettikleri gibi, inşaallah kabrimde de öyle mesrur edecekler.
|-
|-
|Serir
|Serir
|Taht, divan
|Taht, divan
|
|
|
|Eğer o kapı sana açılamadı; Mefatîhü'l-Gayb olan, İmam-ı Râzî'nin geniş olan tefsirine gir ve serir-i tedriste o dâhî imamın halka-i dersinde otur, dersini dinle.
|-
|-
|Sürur
|Sürur
|Sevinç
|Sevinç
|align=center|+
|align=center|+
|
|Ve keza, neş'e ve sürur makamları, evhamdan hâli olmalıdır. Çünkü ednâ bir vehimle, sürur zâil olur.
|-
|-
|Tesrir
|Tesrir
|Sevindirme
|Sevindirme
|
|
|
|Nur deryasından nûş etmek isteyen bir kimse, Birinci ve Yirmi Birinci ve Yirmi İkinci Sözleri alsa, diğerlerine eli yetişmezse dahi maraz-ı kalbîyi def ve ref'e, ruhu tenvir ve tesrire kâfi bulunduğu meşhud ve müsellemdir.
|-
|-
|'''Sin-Ra-Tı (1)'''
|'''Sin-Ra-Tı (1)'''
601. satır: 601. satır:
|Kanser
|Kanser
|
|
|
|Ye's, ümmetlerin, milletlerin "seretan" denilen en dehşetli bir hastalığıdır.
|-
|-
|'''Sin-Ra-Ayn (3)'''
|'''Sin-Ra-Ayn (3)'''
611. satır: 611. satır:
|Hızlı
|Hızlı
|align=center|+
|align=center|+
|
|Telepati nev'inden, ruhumla şiddet-i alâkası olan bir şahs-ı meçhul, muhtelif ve birbirinden uzak mevzulara dair, birdenbire kibrit yakmak gibi seri sualler soruyor.
|-
|-
|Sürat/Sür'at
|Sürat/Sür'at
|Hız
|Hız
|
|
|
|Mübarek Ramazan bir an evvel bu isyankârların kadir-nâşinasların elinden yakayı kurtarmaya çalışır vaziyette, süratle elimizden gitmektedir.
|-
|-
|Tesri/Tesri'
|Tesri/Tesri'
|Hızlandırma
|Hızlandırma
|
|
|
|Tesri-i ihtizazı, tahrib-i medeniyet. Deniyet-i hazıra sureti değişecek, sistemi bozulacak. Zuhur edecek o vakit İslâmî medeniyet.
|-
|-
|'''Sin-Ra-Fe (2)'''
|'''Sin-Ra-Fe (2)'''
631. satır: 631. satır:
|Gereksiz harcama
|Gereksiz harcama
|align=center|+
|align=center|+
|
|On Dokuzuncu Lem'a İktisat Risalesi - İktisat ve kanaate, israf ve tebzîre dairdir.
|-
|-
|Müsrif
|Müsrif
|İsraf eden
|İsraf eden
|align=center|+
|align=center|+
|
|Müsrif ise, kanaat etmediği için, ikinci gün daha çalışmaz. Çalışsa da şevksiz çalışır.
|-
|-
|'''Sin-Ra-Kaf (2)'''
|'''Sin-Ra-Kaf (2)'''
646. satır: 646. satır:
|Hırsız
|Hırsız
|align=center|+
|align=center|+
|
|Meselâ, hâkim seni sirkatle mahkûm edip hapsetti. Halbuki sen sârık değilsin.
|-
|-
|Sirkat/Sırkat
|Sirkat/Sırkat
|Hırsızlık
|Hırsızlık
|
|
|
|Meselâ, hâkim seni sirkatle mahkûm edip hapsetti. Halbuki sen sârık değilsin.
|-
|-
|'''Sin-Ra-Mim-Dal (1)'''
|'''Sin-Ra-Mim-Dal (1)'''
661. satır: 661. satır:
|Daimi
|Daimi
|align=center|+
|align=center|+
|
|Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.

|-
|-
|'''Sin-Ra-Ye (3)'''
|'''Sin-Ra-Ye (3)'''
671. satır: 671. satır:
|Gece yürüyüşü; sure adı
|Gece yürüyüşü; sure adı
|
|
|
|Çerağ-ı Leyle-i İsrâ / Sirâc-ı kurb-i ev ednâ.
|-
|-
|Sari(ye)
|Sari(ye)
|Bulaşan
|Bulaşan
|
|
|
|...yalnız zevken anlaşılır birer hakikat iken, dîk-ı elfaz sebebiyle ulûhiyet-i sâriye ve hayat-ı sâriye tabir ettiler.
|-
|-
|Sirayet
|Sirayet
|Bulaşma, geçme
|Bulaşma, geçme
|
|
|
|Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin.
|-
|-
|'''Sin-Tı-Ha (1)'''
|'''Sin-Tı-Ha (1)'''
691. satır: 691. satır:
|Yüzey
|Yüzey
|
|
|
|Nasıl bir hat, sür'at-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikat-i vücudu ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatçe dar, fakat senin gaflet ve vehim ve hayalinle duvarları çok genişlemiş.
|-
|-
|'''Sin-Tı-Ra (5)'''
|'''Sin-Tı-Ra (5)'''
698. satır: 698. satır:
|
|
|-
|-
|Esatir
|Esatir/Esatır
|Masallar
|Masallar
|align=center|+
|align=center|+
|
|Fakat pek çok esâtîr ve hurâfâtın menbaından çıkan o hikmet, bir derece müteaffine olduğundan, safiye olan efkâr-ı Arabın içlerine tedahül ettiğinden, bir derece efkârları karıştırdığı gibi, tahkikten taklide bir yol açtı.
|-
|-
|Mistar/Mıstar
|Mistar/Mıstar
|Cetvel, çizelge
|Cetvel, çizelge
|
|
|
|Kudret masdardır, kader mistardır. Kudret, o maânî kitabını, o mistar üstünde yazar.
|-
|-
|Satır
|Satır
|Sayfada çizgi halinde yazı dizisi
|Sayfada çizgi halinde yazı dizisi
|
|
|
|...her sahifede yüzer kitap yazılmış; ve her satırında yüzer sayfa derc edilmiş; ve her kelimesinde yüzer satır mevcuttur; ...
|-
|-
|Sutur
|Sutur
|Satırlar
|Satırlar
|
|
|
|...şu sutûr-u hâdisâtın altında muzmer hakaikın miftâhı,...
|-
|-
|Tastir
|Tastir
|Yazı yazma
|Yazı yazma
|
|
|
|{{Arabi|نۤ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ}} âyeti bütün kalemlerin ve tastîr ve kitapların aslı, esası, ezelî me'hazı ve sermedî üstadı kaderin kalemi ve nur ve ilm-i ezelînin nuruna işaret eden {{Arabi|ن}} kelimesidir.
|-
|-
|'''Sin-Tı-Ayn (1)'''
|'''Sin-Tı-Ayn (1)'''
731. satır: 731. satır:
|Parlak
|Parlak
|
|
|
|...Zât ve sıfât ve esma ve şuûn-u İlâhiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, burhan-ı kàtıı, tercüman-ı sâtıı,...
|-
|-
|'''Sin-Tı-Vav (1)'''
|'''Sin-Tı-Vav (1)'''
741. satır: 741. satır:
|Ezici kuvvet
|Ezici kuvvet
|
|
|
|Maahaza, lisan-ı Arapta bulunan şehâmet, yükseklik, meziyet, satvet diğer lisanlarda yoktur.
|-
|-
|'''Sin-Ayn-Dal (9)'''
|'''Sin-Ayn-Dal (9)'''
751. satır: 751. satır:
|Allah seni/sizi mutlu etsin
|Allah seni/sizi mutlu etsin
|
|
|
|...kardeşimiz Hafız Mustafa'ya binler bârekâllah ve mâşaallah ve es'adekâllah deriz.
|-
|-
|Mesut/Mes'ud
|Mesut/Mes'ud
|Mutlu
|Mutlu
|
|
|
|...bütün sevdiklerimizi ihsânâtıyla mes'ud eden ve binler kemâlâtın menbaı olan ve binler tabakat-ı cemâlin medarı olan bin bir esmâsının müsemmâsı olan Cemîl-i Zülcelâl, Mahbub-u Zülkemâl...
|-
|-
|Müsaade
|Müsaade
|İzin
|İzin
|
|
|
|Müsaade ediniz, on beş dakika vazifemi îfa edeyim
|-
|-
|Müsaid
|Müsaid
|Uygun
|Uygun
|
|
|
|Şu dar dünya beşerin ruhunda mündemiç olan istidâdât-ı gayr-ı mahdudenin sünbüllenmesine müsaid değildir.
|-
|-
|Müstaid
|Müstaid
|İstidatlı
|İstidatlı
|
|
|
|Müstaid, müçtehid olabilir; müşerri' olamaz
|-
|-
|Saadet
|Saadet
|Mutluluk
|Mutluluk
|
|
|
|Saadet odur ki; umuma veya eksere saadet ola!
|-
|-
|Said
|Said
|Cennetlik
|Cennetlik
|align=center|+
|align=center|+
|
|Kim saadete mazhar ise... said ise... şaki değilse... o İsm-i Âzam onun boynunda mübarek bir gerdanlık hükmünde bir nüsha olur.
|-
|-
|Süeda
|Süeda
|Saidler
|Saidler
|
|
|
|Birinci kâfile olan süedâ ve ebrar, zülcenaheyn olan üstadı dinlediler.
|-
|-
|Tesid/Tes'id
|Tesid/Tes'id
|Mutluluk dileme
|Mutluluk dileme
|
|
|
|...en mübarek, nuranî ve âlet-i tes'id bir hediye-i hikmeti olan aklı, o biçareye en meş'um ve zulmânî bir alet-i tâzip yapıp,...
|-
|-
|'''Sin-Ayn-Fe (1)'''
|'''Sin-Ayn-Fe (1)'''
801. satır: 801. satır:
|Kabul edip yerine getirme
|Kabul edip yerine getirme
|
|
|
|Matluba olan is'af ise, Mucîbin hikmetine tâbidir.
|-
|-
|'''Sin-Ayn-Ye (3)'''
|'''Sin-Ayn-Ye (3)'''
811. satır: 811. satır:
|Çalışma, iş
|Çalışma, iş
|
|
|
|Belki mesailerinin tanzimine ve mâbeynlerindeki emniyetin tesisine ve teavün düsturunun teshiline muhtaçtırlar.
|-
|-
|Sai
|Sai
|Çalışan
|Çalışan
|
|
|
|Sözler sayesinde şu bir seneyi mütecaviz bir müddetten beri şevkle taallüm, inâyetle tefeyyüz, tergible tenevvür, hâhişle telezzüz, işaretle tahallûk, tedriçle tekemmül tarikinde ilerlemeye sâî bulunduğum bu muayyen müddetin bir gününe, sabıkan geçirmiş olduğum umum hayatımın bile mukabil olamayacağı kanaatindeyim.
|-
|-
|Say/Sa'y
|Say/Sa'y
|Çalışma
|Çalışma
|align=center|+
|align=center|+
|
|Sa'y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır.
|-
|-
|'''Sin-Fe-Ra (5)'''
|'''Sin-Fe-Ra (5)'''
831. satır: 831. satır:
|Konuk
|Konuk
|
|
|
|Misafir olan bir kimse, seferinde çok yerlere, menzillere uğrar.
|-
|-
|Sefer
|Sefer
|Yolculuk
|Yolculuk
|align=center|+
|align=center|+
|
|Meselâ, sefer eden, namazını kasreder.
|-
|-
|Sefaret
|Sefaret
|Elçilik
|Elçilik
|
|
|
|Pakistan'da ne Türkçe okulu, ne kütüphanesi, ne çalışkan adamları ve sefaretinizde de Urduca bilen adam yoktur.
|-
|-
|Sefir
|Sefir
|Elçi
|Elçi
|
|
|
|Ankara'da otuz beş sene evvel tab edildiği vakit, Afgan Sefiri Sultan Ahmed çok beğenmiş ve Afgan Şâhına bir adet bu münâcattan hediye göndermiştir.
|-
|-
|Sofra
|Sofra
|Yemek düzeni
|Yemek düzeni
|
|
|
|O hayat midesine duygular, eller hükmünde gayet geniş bir sofra-i nimet açmış.
|-
|-
|'''Sin-Fe-Sin-Tı (2)'''
|'''Sin-Fe-Sin-Tı (2)'''
861. satır: 861. satır:
|Uydurma
|Uydurma
|
|
|
|...hem o âciz, mümkin, miskin insanlar dahi beğenmedikleri ve izzet-i mağrurânesine yakıştıramadıkları bir nevi evlât, yani hadsiz kızları isnad etmek öyle bir safsatadır ve öyle bir divanelik hezeyanıdır ki, o fikirde olan heriflerin tekzipleri, inkârları hiçtir.
|-
|-
|Safsatiyat
|Safsatiyat
|Safsafalar
|Safsafalar
|
|
|
|Hem feylesofâne çok safsatiyâtı söyledi.
|-
|-
|'''Sin-Fe-Kef (1)'''
|'''Sin-Fe-Kef (1)'''
876. satır: 876. satır:
|Dökme
|Dökme
|
|
|
|Çünkü fesat, sefk-i dimâya sebeptir.
|-
|-
|'''Sin-Fe-Lam (4)'''
|'''Sin-Fe-Lam (6)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
886. satır: 886. satır:
|En aşağı
|En aşağı
|align=center|+
|align=center|+
|
|O yoldan birinde nefsi ve şeytanı dinleyip gitse, esfel-i sâfilîne düşer.
|-
|-
|Safil(in)
|Safil(in)
|Aşağı(lar)
|Aşağı(lar)
|align=center|+
|align=center|+
|
|O yoldan birinde nefsi ve şeytanı dinleyip gitse, esfel-i sâfilîne düşer.
|-
|-
|Sefalet
|Sefalet
|Fakirlik, rezillik
|Fakirlik, rezillik
|
|
|
|Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir; ve mahrumiyet ve sefaleti getirir.
|-
|-
|Sefil
|Sefil
|Aşağı
|Aşağı
|
|
|Görüyorlar ki, o hane amele, sefil, miskin adamlarla doludur.
|-
|Süfla
|Aşağı (mekan)
|
|
|Tabaka-i süflâdan, tabaka-yı ulyâya karşı ihtiram, itaat, tahabbüb yerine, yalnız ihtilâl sedası, haset sayhası, kin enîni, nefret velvelesi, intikam feryadı yükselip işitilir.
|-
|Süfli
|Aşağı, alçak
|
|Elbette hayalin, deva-yı illet ve kaza-yı hacet levazımatını görecek ve onlara münasip süfli sûretleri nescedecek.
|-
|-
|'''Sin-Fe-Nun (2)'''
|'''Sin-Fe-Nun (2)'''
911. satır: 921. satır:
|Gemiler
|Gemiler
|
|
|
|Bu defa istinsahına muvaffak olduğum nurlu Yirmi Dokuzuncu Sözde, melâike denizlerinde sefâin-i Kibriyâya yapışarak seyrân ederken...
|-
|-
|Sefine
|Sefine
|Gemi
|Gemi
|align=center|+
|align=center|+
|
|Belki, o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyûma aittir.
|-
|-
|'''Sin-Fe-He (6)'''
|'''Sin-Fe-He (4)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
926. satır: 936. satır:
|Günah eğlencelere düşkünlük
|Günah eğlencelere düşkünlük
|align=center|+
|align=center|+
|
|Sadakayı alan sefahatte değil, belki nafakasında ve hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmeli.
|-
|-
|Sefih
|Sefih
|Ahlaksız, eğlenceye düşkün
|Ahlaksız, eğlenceye düşkün
|align=center|+
|align=center|+
|
|O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehâsin-i medeniyet ve fünun-u nâfiadan başka olan mâlâyâni ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa'nın şahs-ı mânevîsine karşı demiştim:
|-
|-
|Süfeha
|Süfeha
|Sefihler
|Sefihler
|
|
|
|Bizleri süfeha zannetme. Bizler süfeha gibi olamayız.
|-
|Süfla
|Aşağı (mekan)
|
|
|-
|Süfli
|Aşağı, alçak
|
|
|-
|-
|Tesfih
|Tesfih
|Sefih görme
|Sefih görme
|
|
|
|Damar-ı asabiyetini tahrik ve izzet-i nefislerini levm ve tesfih ve terzil ile kırdı.
|-
|-
|'''Sin-Kaf-Ra (1)'''
|'''Sin-Kaf-Ra (1)'''
961. satır: 961. satır:
|Cehennem
|Cehennem
|align=center|+
|align=center|+
|
|...onlara dünyada tam zarar, âhirette Cehennem ve sakar; ve bize, dünyada mükemmel sevap ve zafer, ve âhirette, inşaallah Cennet ve âb-ı kevseri kazandırır.
|-
|-
|'''Sin-Kaf-Tı (6)'''
|'''Sin-Kaf-Tı (6)'''
971. satır: 971. satır:
|Düşürme, hükümsüz bırakma
|Düşürme, hükümsüz bırakma
|
|
|
|İşte bu asrın bu acip tehlikesine karşı, Risale-i Nur'un hizmet ve meşgalesi, şimdiki siyaseti ve cerayanlarını o derece nazarımdan ıskat etmiş ki, bu Harb-i Umumîyi dört aydır merak etmedim, sormadım.
|-
|-
|Meskat(-ı re's)
|Meskat(-ı re's)
981. satır: 981. satır:
|Bozuk
|Bozuk
|
|
|
|Bu güzel ve belağatçe makbul, akıl ve mantığa mutabık mânâ dururken, âyetin zahirine yapışıp, "beş yüz senelik mesafeden iki dakikalık bir zaman zarfında yağmuru cirm-i semâdan yeryüzüne indirmek" gibi sakat bir mânâya zahip olmak, kâr-ı akıl değildir.
|-
|-
|Sakıt
|Sakıt
|Düşmüş
|Düşmüş
|align=center|+
|align=center|+
|
|Eğer gayr nazardan sakıt olsalar, onlar da sukut ederler.
|-
|-
|Sukut
|Sukut
|Düşme
|Düşme
|
|
|
|Eğer gayr nazardan sakıt olsalar, onlar da sukut ederler.
|-
|-
|Tesakut
|Tesakut
|Birbirini düşürme
|Birbirini düşürme
|
|
|
|Teâruzan, tesâkutan kabilinden, "Hiçbirisi de hak değildir" diye hükmeder.
|-
|-
|'''Sin-Kaf-Fe (1)'''
|'''Sin-Kaf-Fe (1)'''
1.006. satır: 1.006. satır:
|Çatı, dam, tavan
|Çatı, dam, tavan
|align=center|+
|align=center|+
|
|Şimdi, cüz'iyatta ve misallerde, sû-i fehimden gelen şüphelerle, o metin sakf-ı muallâyı sebatsız ve kàbil-i sukut görmek ne derece akılsızlık olduğunu anladın.
|-
|-
|'''Sin-Kaf-Mim (2)'''
|'''Sin-Kaf-Mim (2)'''
1.016. satır: 1.016. satır:
|Hastalık
|Hastalık
|
|
|Zerre
|Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sakam-ı kalbîdir.
|-
|-
|Sakim
|Sakim
|Hasta
|Hasta
|align=center|+
|align=center|+
|
|Demek on dördüncü asırda Kur'ân'dan iktibas edip, istikametsiz sakim yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek âsârı neşreden bir adamı, o hadsiz efrad içinde dahil ediyor.
|-
|-
|'''Sin-Kaf-Ye (4)'''
|'''Sin-Kaf-Ye (4)'''
1.031. satır: 1.031. satır:
|Sulama
|Sulama
|
|
|
|Yağmurlar kesilmiş, Isparta'yı iska eden sular azalmış, bir kısm-ı mühimminin menba'ı kesilmiş, ağaçlar sararmaya, otlar kurumaya, çiçekler buruşmaya başlamıştı.
|-
|-
|İstiska
|İstiska
|Su isteme
|Su isteme
|
|
|Şemme
|Hem yağmursuzluk ve kuraklık vakti de, salât-ı istiska denilen yağmur duasının vaktidir.
|-
|-
|Saka(cı)
|Saka(cı)
|Su dağıtım(cısı)
|Su dağıtım(cısı)
|
|
|
|Hem bu kâinatın sobası olan güneş bir, lâmbası olan kamer bir, aşçısı olan ateş bir, levazımat deposu ve hazineli direği olan dağ bir, sakacı ve sucusu bir ve bağları sulayan süngeri bir—ve hâkeza, bir, bir, bir, tâ bin bir birler kadar...
|-
|-
|Saki
|Saki
|Su sunan
|Su sunan
|
|
|
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,/Vahdet-i sâki midadını {{Arabi|سَقٰيهُمْ}} kevserine düşürdün.
|-
|-
|'''Sin-Kef-Te (4)'''
|'''Sin-Kef-Te (4)'''
1.056. satır: 1.056. satır:
|Susturan
|Susturan
|
|
|
|Tokmak gibi bir cevab-ı müskit vermek lâzımdı.
|-
|-
|Sakit
|Sakit
|Sessiz
|Sessiz
|
|
|
|O kâinat-ı sâkit birden söze başlıyor:
|-
|-
|Sekte
|Sekte
|Durma
|Durma
|
|
|
|...onu bırakıp, yahut sekteye uğratıp, veyahut kanâat etmeyip, tarikat hevesiyle Risâle-i Nur'dan izin almayarak kapanmış hangâhlara girmek, ne derece yanlış olduğunu ve bizim bu şefkat tokadına ne derece istihkak kesbettiğimizi gösteriyor.
|-
|-
|Sükut
|Sükut
|Susma
|Susma
|
|
|
|Eğer sükûtuyla sükûnet eylese cezbe, kaçar, ağlar fezada muntazam meczupları.
|-
|-
|'''Sin-Kef-Ra (3)'''
|'''Sin-Kef-Ra (3)'''
1.081. satır: 1.081. satır:
|Sarhoş edici içki
|Sarhoş edici içki
|
|
|
|Bundan sonra birden gördü ki, sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam, çok ziynetler, süslü suretler, fantaziyeler, müskirler beraber olduğu halde geldi, karşısında durdu.
|-
|-
|Sekerat
|Sekerat
|Can cekişme
|Can cekişme
|
|
|
|Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir.
|-
|-
|Sekr(e)/Seker
|Sekr(e)/Seker
|Sarhoşluk
|Sarhoşluk
|align=center|+
|align=center|+
|
|Eğer, aşk veya istiğrakla bir nev'i sekri de varsa, avucundaki âyinesini, denizden daha büyük tevehhüm eder.
|-
|-
|'''Sin-Kef-Kef (1)'''
|'''Sin-Kef-Kef (1)'''
1.101. satır: 1.101. satır:
|Para (kalıbı)
|Para (kalıbı)
|
|
|
|Evet, herşeyin yüzünde, cüz'î olsun küllî olsun, zerrattan tâ seyyarata kadar öyle bir sikke var ki, âyinede güneşin cilvesi güneşi gösterdiği gibi, öyle de, o sikke âyinesi dahi, Şems-i Ezel ve Ebede işaret ederek vahdetine şehadet eder.
|-
|-
|'''Sin-Kef-Nun (13)'''
|'''Sin-Kef-Nun (13)'''
1.111. satır: 1.111. satır:
|Yerleştirme
|Yerleştirme
|
|
|
|Tagayyür, inkılâp ve felâketlere mâruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için üç kuvvet ihdas edilmiştir.
|-
|-
|Mesakîn
|Mesakîn
|Miskinler
|Miskinler
|
|
|
|Çünkü, şu mesâkini istihdam etmekle ücretinizi almışsınız.
|-
|-
|Mesken
|Mesken
|Ev
|Ev
|align=center|+
|align=center|+
|
|Meskenden sonra insanın en fazla muhtaç olduğu, cismanî lezzetlerden yiyecek, içecektir.
|-
|-
|Meskenet
|Meskenet

21.02, 9 Şubat 2025 tarihindeki hâli

Önceki Harf: Ze (ز)Harfler Ana SayfasıŞın (ش): Sonraki Harf

Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Sin (س) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Toplam Kök Sayısı Kur'an'da Geçen Kök Sayısı Toplam Kelime Sayısı Kur'an'da Geçen Kelime Sayısı
س Sin - 90 319 6 10 96 84 329 104
Sin (س) kök harfi ile başlayan kelimeler
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Sin-Elif-Ra (1)
Sair Diğer Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz.
Sin-Elif-Lam (6) +
Es'ile/Esile Sorular Bir maddede es'ile mütekerrir, mütefavit.
Mesail Meseleler Hem öyle mesâil-i azîmeden ve hakaik-i dakikadan bahsediyor ki, umumun kalblerinde yerleştirmek için, çok defa muhtelif sûretlerde tekrar lâzımdır.
Mesele/Mes'ele Husus Biz de o beş düğümü, beş mes'elede hal ve beyan edeceğiz.
Mes'ul Sorumlu + Yani, mü'min, herşeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenâb-ı Hakka vere vere, tâ nihayette teklif ve mes'uliyetten kurtulmamak için, cüz-ü ihtiyarî önüne çıkıyor; ona "Mes'ul ve mükellefsin" der.
Sail Soru soran + Bir sâil-i misâlî bana demişti:
Sual Soru + İmdi, sual ve cevaba başlıyorum
Sin-Be-Elif (1) +
Sebe Sure adı + Mesela, Sure-i Sebe’nin âhirinde, Sure-i Fâtır’ın evvelindeki iki مَثْنٰى birbirine bakar.
Sin-Be-Be (4) +
Esbab Esbab bir perdedir. Çünkü izzet ve azamet öyle ister. Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taallûku vardır.
Müsebbeb Sebebin sonucu Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taallûku vardır.
Müsebbib Sebep olan; Esma Ona muhtaç ve rububiyetine münkad olduğunu ilâm etmekle gafleti dağıtıp ins ve cinnin nazarlarını esbabdan Müsebbibü'l-Esbaba çevirir.
Sebeb Neden + (Vesile anlamında) Çünkü, irade-i külliyenin sebeple müsebbebe bir taallûku vardır.
Sin-Be-Ha (4) +
Sabih(a) Yüzen + O musahhar sâbihalar ise, o bahr-i muhit-i havâîde seyir ve cereyan etmekle, mahşere tesadüf etmiş dağları andırırlar.
Müsebbih Tesbih eden + Sikkemiz bir, turramız bir, Rabbimize müsebbihiz, zikrederiz âbidâne
Subhan(allah) Allah'ın ismi (tesbih zikri) + Ve ubudiyet odur ki, sen, Fâtır-ı Zülcelâlin dergâh-ı rahmetinde Estağfirullah ve Subhanallah ile kusurunu ve Hasbünallah ve Elhamdü lillâh ile fakrını,...
Tesbih(at) Allah'ın noksanlarda münezzehiyetini ilan; zikir aleti; Subhanallah demek + Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla herşeyde vardır.
Sin-Be-Ra (1)
Sebr Deneme Aynen öyle de, biz de ilm-i usul ve fenn-i mantıkça sebr ve taksim denilen en kat'î bir hüccetle deriz:
Sin-Be-Ayn (3) +
Sabian Yedinci (olarak) Sabian: Rahîm-i Kerîmin semerat-ı rahmetinin müzeyyenatıyla kendini teveddüd sûretinde sevdirmesine mukabil, Ona hasr-ı muhabbet ve taabbüd ile tahabbüb etmektir.
Seb'a Yedi + Hususan Abâdile-i Seb'a kitabetle kaydettiler.
Sebu'(iyye) Yırtıcı hayvan (ile ilgili) + İkincisi, zararlı şeyleri def için kuvve-i sebuiye-i gadabiye,
Sin-Be-Kaf (5) +
Mesbuk Geride bırakılmış + Bu harika-i ilmiyenin eşi asla mesbuk değildir.
Müsabaka Yarışma Onun için, Hakîm-i Mutlak, şu dâr-ı imtihanda, şu meydan-ı müsabakada bize bir kamçı-yı teşvik olarak, vesveseyi şeytanın eline vermiş, beşerin başına vuruyor.
Sabık Geçmiş, önceki + Sabık işaretlerde, hususan bundan evvelki On Birinci İşarette kat'iyen anlaşıldı ki, küfür ve dalâlet cinayeti, nihayetsiz bir cinayettir ve hadsiz bir hukuka tecavüzdür.
Sebkat Önde olma Bediüzzaman Said Nursî'nin ders ve irşadıyla hakikate ulaşan ve Nur hizmetinde çok kıymettar ve yüksek hizmetleri sebkat eden kahraman ve halis bir talebenin, Üstadın mâhiyetini tarif eden ayn-ı hakikat bir ifadesidir.
Sıbak/Sibak Sözün başı O mâneviye ise, ya siyak veya sibak-ı kelâmdan veya başka âyetten birer emare, o mânâya işaret eder.
Sin-Be-Lam (1) +
Sebil Yol + O hurmalardan kaç yük, fî sebilillâh sarf ettim.
Sin-Te-Te (1) +
Sitte Altı + Risale-i Nur Külliyatından Hutuvât-ı Sitte
Sadisen (Bkz. Sin-Dal-Sin)
Sin-Te-Ra (9) +
İstitar Gizlenme Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyasından istitar etmiş olan Zât-ı Akdes,...
Mestur Örtülü, gizli + Eskişehir Hapishanesinde, sû-i ahlâktan değil, belki sıkıntıdan gelen nâhoş bazı haller münâsebetiyle, ahlâka dâir bir nükte ile, meşhur bir âyetin mestur kalmış bir nüktesine dâirdir.
Müstetir Gizlenmiş Kâinatta serbeser sırr-ı tesanüd müstetir, hem münteşir.
Mütesettir Örtünmüş Sonra bu zerreler, unsurlar aleminde mütesettir, saklı ve sâkit bir halde bulunurlarken, birden görürsün ki;...
Setr Örtme Demek en büyük bir rahmet, bir şefkat-i İlâhiye, gaybı bildirmemektedir ve başa gelen şeyleri setretmektedir.
Settar(e) Allah'ın günahları ve ayıpları örten ismi Meselâ, Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusûrâtın bulunmasını iktiza ettikleri gibi, Cemîl ismi de çirkinliği görmek istemez.
Settare Örtülü (yer) Haberim olmadan, camiin hâlî bir yerinde iki üç tahta, bir kilimle beni üşütmemek fikriyle bir zatın yaptığı iki kişilik bir settare yüzünden, ehemmiyetli bir mesele şeklinde, hem bana, hem umum halka mânâsız telâş vermek hangi kanunladır?
Sütre Örtülü yer ...düşmanın üç sıra askerini yararak geçip, hayatta kalan üç talebesiyle pek acip bir surette, su üzerinde bulunan bir sütreye girer.
Tesettür Örtünme Medeniyet-i sefihe ise, Kur'ân'ın bu hükmüne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor, bir esarettir diyor.
Sin-Cim-Dal (6) +
Mesacid Mescidler Encümen ve cemiyetleri, mesacid ve medaris ve zevâyâdır.
Mescid Namaz mekanı + Evet, Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor.
Sacid Secde eden + Hiç mümkün müdür ki, şu mescid-i kebirin içindeki sâcidlerin, âbidlerin mâbud-u hakikîleri, o Sâni-i Vâhid-i Ehadden başkası olabilsin?
Seccade Namaz yaygısı ...lâakal günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.
Secde Namazın rükünlerinden İbadetin mânâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemâl-i Rububiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.
Sücud Secdeler + Eğer âlâmın lezâize, nârın nura inkılâp etmesi emelinde isen, evkat-ı hamsede rükû ve sücud kancası ile gururun hortumunu bük, sık, başını kır, imanı doldur.
Sin-Cim-Ayn (3)
Seca/Sec'a Kuş ötüşü; kafiyeli yazı Gündüzde, ağaçların minberlerinde, bütün zîhayatların başlarında, yaz ve bahar mevsimlerinde, yüksek âvazlarıyla, lâtif nağamatla, sec'alı tesbihatla Rahmânü'r-Rahîmin rahmetini ilân ediyorlar.
Secaya Seciyeler Dost ve düşmanın ittifakıyla ahlâk-ı hasenenin şahsında en yüksek derecede; ve bütün muamelâtının şehadetiyle, secâyâ-yı sâmiye, vazifesinde ve tebliğatında en âli bir derecede;...
Seciye Huy Evet, Hürriyetçilerin ahlâk-ı içtimaiyede ve dinde ve seciye-i milliyede bir derece lâubalilik göstermeleriyle, yirmi-otuz sene sonra dince, ahlâkça, namusça şimdiki vaziyeti gösterdiği cihetinden,...
Sin-Cim-Lam (3) +
Seccal Akıp giden Cidal, berdevam... Harb ise, seccal(sical)dir.
Sical Nöbetleşe Cidal, berdevam... Harb ise, seccal(sical)dir.
Tescil Deftere geçirme, sağlamlaştırma Ve aleyhlerinde olan hükmü tescil etme..
Sin-Cim-Mim (1)
İnsicam Pürüzsüz düzgünlük Bütün kâinatta, zerrelerden tâ yıldızlara kadar herşeyde kusursuz bir intizam-ı ekmel ve noksansız bir insicam-ı ecmel ve zulümsüz bir mizan-ı âdilin bulunmasıdır.
Sin-Ha-Be (1) +
Sehab Bulut + Daha tasrif-i hava ve teshir-i sehab gibi şuûnât-ı İlâhiye yi bunlara kıyas et.
Sin-Ha-Ra (6) +
Meshur Büyülenmiş + Kur’an Arabistan’ın basit bedevîlerini öyle bir istihaleye uğratmıştır ki bunların âdeta meshur olduklarını zannedersiniz.
Sahir Sihir yapan + ...sana karşı kâh kâhin, kâh mecnun, kâh sâhir deyip, kendileri dahi inanmadıkları halde başkalarını inandırmak mı istiyorlar?
Sahur Ramazanda gece yemeği Ramazan-ı Şerifteki oruç, on beş saat, sahursuz ise yirmi dört saat devam eden bir müddet-i açlığa sabır ve tahammül ve bir riyazettir ve bir idmandır.
Seher Sabah namazı öncesi vakit + Seherlerde eser bâd-ı tecellî/Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
Sehhar Büyüleyici + ...beşerin hevesâtını uyandırmak için sehhar nefisleriyle, müzevver incelikleriyle ısırıcı kelimâtı nerede?
Sihr/Sihir Büyü + Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispritizma gibi istidracî harikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccalı...
Sin-Ha-Lam (2) +
Sahil Deniz kıyısı + Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir.
Sevahil Sahiller ...insanın ehl-i sevâhil kısmının kısm-ı âzamının medar-ı taayyüşleri balıktır...
Sin-Hı-Ra (6) +
İstihare Hayır anlama namazı Dedim: "Yarına kadar beni bırakınız; istihare edeyim."
Maskara (aslı mashara) Gülünç duruma düşmüş Oh, Allah senden razı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum" dedi.
Musahhar Emri altına girmiş + Bütün onlar Senin mülkünde, Senin emrin ve kudretinle, Senin irade ve tedbirin ile, Senin ilmin ve hikmetinle musahhar ve muvazzaftırlar.
Musahhir Emri altına alan + Birden, Hâlık-ı Arz ve Semâvâtın Kadîr, Alîm, Rab, Allah ve Rabbü's-Semâvâti ve'l-Arz ve Musahhiru'ş-Şemsi ve'l-Kamer isimleri rahmet, azamet, rububiyet burcunda tulû ettiler.
Suhre Angarya ...sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle Onu va'dinde itham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir tedibe ve dehşetli bir tâzibe müstehak olacağını düşünmüyor musun?
Teshir Emir altına alma Ve o saltanatın sebebi, kuvvet ve iktidar-ı ilmî değil, belki şefkat ve re'fet-i Rabbâniye ve rahmet ve hikmet-i İlâhiyedir ki, eşyayı ona teshir etmiştir.
Sin-Hı-Ye (2)
Seha Cömertlik Yoksa, zevâl ile acılaşan cüz'î bir telezzüz, kısacık bir zamanda öyle bir cûd u sehânın muktezasıyla kabil-i tevfik değildir.
Sehavet Cömertlik Zira, nihayet bir sehavet, harika bir kerem, daima halka ihsan ve in'am etmek iktiza eder.
Sin-Dal-Dal (4) +
Mesdud Engellenmiş Bir Nebi veya bir Resule kesbsiz İlahî bir davetle açılmasından başka, gayrilere kapalı ve mesduddur.
Sed Engel + İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedde ve Ye'cüc ve Me'cüce dair rivayetler ve akvâl-i müfessirîn ayrı ayrı gidiyor.
Sedad Doğruluk Hem de garazın mesîlinde ve kastın mecrasında teferruk etmemek için sedad etmek, çele-çepe temayül etmemektir.
Sedid Sağlam(ca kapalı) + Orada, dünyaca mühim zatlar hazır oldukları halde, kimsenin söyleyemediği gayet acı sözlerle o haksız işe ve daha başka haksız işlere de sedd-i sedid olmuşlardır.
Sin-Dal-Ra (1) +
Sidre 6. Katta bir makam (Cennette bir ağaç) + ...bütün enbiyaların usul-ü dinlerine vâris-i mutlak olduğunu gösterdikten sonra, tâ Sidretü'l-Müntehâya, tâ Kab-ı Kavseyne kadar mülk ve melekûtunda gezdirdi.
Sin-Dal-Sin (1) +
Sadis(en) Altıncı (olarak) (Ayrıca bkz. Sin-Te-Te) + Hads ile ilham, delil-i iman. Bir hiss-i sâdis, tarik-i iman.
Sin-Ra-Be (1) +
Serab Sıcak kaynaklı yalancı görüntü + Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfuruş!
Sin-Ra-Cim (1) +
Sirac/Siraç Lamba + Meselâ güneşe der, "Döner bir siracdır, bir lâmbadır."
Sin-Ra-Dal (1) +
Serd Güzel şekilde söylemek + (örmek anlamında) Öyle ise, biz, Miracda istib'âd ile vesveseye düşen bir mü'mini muhatap ittihaz ederek, ona karşı serd-i kelâm edip ara sıra, makam-ı istimâda olan mülhidi nazara alıp serd-i kelâm edeceğiz.
Sin-Ra-Ra (8) +
Sır Gizem; bir latife + Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi.
Esrar Sırlar Çünkü, içinde çok mühim ve ince olan esrar-ıimaniye inkişaf ediyor.
Mesarr Sevinçler Onun içinde bînihaye tahassüslerle meşhun-u mesâr oldum.
Meserret Sevinç Otuz Birinci Mektubun On Beşinci Lem'asının birinci kısmını, büyük bir meserretle aldım.
Mesrur Sevinçli + Hafız Ali'yi kabrinde mesrur, müferrah ettikleri gibi, inşaallah kabrimde de öyle mesrur edecekler.
Serir Taht, divan Eğer o kapı sana açılamadı; Mefatîhü'l-Gayb olan, İmam-ı Râzî'nin geniş olan tefsirine gir ve serir-i tedriste o dâhî imamın halka-i dersinde otur, dersini dinle.
Sürur Sevinç + Ve keza, neş'e ve sürur makamları, evhamdan hâli olmalıdır. Çünkü ednâ bir vehimle, sürur zâil olur.
Tesrir Sevindirme Nur deryasından nûş etmek isteyen bir kimse, Birinci ve Yirmi Birinci ve Yirmi İkinci Sözleri alsa, diğerlerine eli yetişmezse dahi maraz-ı kalbîyi def ve ref'e, ruhu tenvir ve tesrire kâfi bulunduğu meşhud ve müsellemdir.
Sin-Ra-Tı (1)
Seretan Kanser Ye's, ümmetlerin, milletlerin "seretan" denilen en dehşetli bir hastalığıdır.
Sin-Ra-Ayn (3) +
Seri' Hızlı + Telepati nev'inden, ruhumla şiddet-i alâkası olan bir şahs-ı meçhul, muhtelif ve birbirinden uzak mevzulara dair, birdenbire kibrit yakmak gibi seri sualler soruyor.
Sürat/Sür'at Hız Mübarek Ramazan bir an evvel bu isyankârların kadir-nâşinasların elinden yakayı kurtarmaya çalışır vaziyette, süratle elimizden gitmektedir.
Tesri/Tesri' Hızlandırma Tesri-i ihtizazı, tahrib-i medeniyet. Deniyet-i hazıra sureti değişecek, sistemi bozulacak. Zuhur edecek o vakit İslâmî medeniyet.
Sin-Ra-Fe (2) +
İsraf Gereksiz harcama + On Dokuzuncu Lem'a İktisat Risalesi - İktisat ve kanaate, israf ve tebzîre dairdir.
Müsrif İsraf eden + Müsrif ise, kanaat etmediği için, ikinci gün daha çalışmaz. Çalışsa da şevksiz çalışır.
Sin-Ra-Kaf (2) +
Sarık Hırsız + Meselâ, hâkim seni sirkatle mahkûm edip hapsetti. Halbuki sen sârık değilsin.
Sirkat/Sırkat Hırsızlık Meselâ, hâkim seni sirkatle mahkûm edip hapsetti. Halbuki sen sârık değilsin.
Sin-Ra-Mim-Dal (1) +
Sermed(i)(yyet) Daimi + Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.

Sin-Ra-Ye (3) +
İsra Gece yürüyüşü; sure adı Çerağ-ı Leyle-i İsrâ / Sirâc-ı kurb-i ev ednâ.
Sari(ye) Bulaşan ...yalnız zevken anlaşılır birer hakikat iken, dîk-ı elfaz sebebiyle ulûhiyet-i sâriye ve hayat-ı sâriye tabir ettiler.
Sirayet Bulaşma, geçme Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin.
Sin-Tı-Ha (1) +
Sath/Satıh Yüzey Nasıl bir hat, sür'at-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikat-i vücudu ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatçe dar, fakat senin gaflet ve vehim ve hayalinle duvarları çok genişlemiş.
Sin-Tı-Ra (5) +
Esatir/Esatır Masallar + Fakat pek çok esâtîr ve hurâfâtın menbaından çıkan o hikmet, bir derece müteaffine olduğundan, safiye olan efkâr-ı Arabın içlerine tedahül ettiğinden, bir derece efkârları karıştırdığı gibi, tahkikten taklide bir yol açtı.
Mistar/Mıstar Cetvel, çizelge Kudret masdardır, kader mistardır. Kudret, o maânî kitabını, o mistar üstünde yazar.
Satır Sayfada çizgi halinde yazı dizisi ...her sahifede yüzer kitap yazılmış; ve her satırında yüzer sayfa derc edilmiş; ve her kelimesinde yüzer satır mevcuttur; ...
Sutur Satırlar ...şu sutûr-u hâdisâtın altında muzmer hakaikın miftâhı,...
Tastir Yazı yazma نۤ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ âyeti bütün kalemlerin ve tastîr ve kitapların aslı, esası, ezelî me'hazı ve sermedî üstadı kaderin kalemi ve nur ve ilm-i ezelînin nuruna işaret eden ن kelimesidir.
Sin-Tı-Ayn (1)
Satı' Parlak ...Zât ve sıfât ve esma ve şuûn-u İlâhiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, burhan-ı kàtıı, tercüman-ı sâtıı,...
Sin-Tı-Vav (1) +
Satvet Ezici kuvvet Maahaza, lisan-ı Arapta bulunan şehâmet, yükseklik, meziyet, satvet diğer lisanlarda yoktur.
Sin-Ayn-Dal (9) +
Es'adekallah/Es'adekumullah Allah seni/sizi mutlu etsin ...kardeşimiz Hafız Mustafa'ya binler bârekâllah ve mâşaallah ve es'adekâllah deriz.
Mesut/Mes'ud Mutlu ...bütün sevdiklerimizi ihsânâtıyla mes'ud eden ve binler kemâlâtın menbaı olan ve binler tabakat-ı cemâlin medarı olan bin bir esmâsının müsemmâsı olan Cemîl-i Zülcelâl, Mahbub-u Zülkemâl...
Müsaade İzin Müsaade ediniz, on beş dakika vazifemi îfa edeyim
Müsaid Uygun Şu dar dünya beşerin ruhunda mündemiç olan istidâdât-ı gayr-ı mahdudenin sünbüllenmesine müsaid değildir.
Müstaid İstidatlı Müstaid, müçtehid olabilir; müşerri' olamaz
Saadet Mutluluk Saadet odur ki; umuma veya eksere saadet ola!
Said Cennetlik + Kim saadete mazhar ise... said ise... şaki değilse... o İsm-i Âzam onun boynunda mübarek bir gerdanlık hükmünde bir nüsha olur.
Süeda Saidler Birinci kâfile olan süedâ ve ebrar, zülcenaheyn olan üstadı dinlediler.
Tesid/Tes'id Mutluluk dileme ...en mübarek, nuranî ve âlet-i tes'id bir hediye-i hikmeti olan aklı, o biçareye en meş'um ve zulmânî bir alet-i tâzip yapıp,...
Sin-Ayn-Fe (1)
İs'af Kabul edip yerine getirme Matluba olan is'af ise, Mucîbin hikmetine tâbidir.
Sin-Ayn-Ye (3) +
Mesai Çalışma, iş Belki mesailerinin tanzimine ve mâbeynlerindeki emniyetin tesisine ve teavün düsturunun teshiline muhtaçtırlar.
Sai Çalışan Sözler sayesinde şu bir seneyi mütecaviz bir müddetten beri şevkle taallüm, inâyetle tefeyyüz, tergible tenevvür, hâhişle telezzüz, işaretle tahallûk, tedriçle tekemmül tarikinde ilerlemeye sâî bulunduğum bu muayyen müddetin bir gününe, sabıkan geçirmiş olduğum umum hayatımın bile mukabil olamayacağı kanaatindeyim.
Say/Sa'y Çalışma + Sa'y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır.
Sin-Fe-Ra (5) +
Misafir/Müsafir Konuk Misafir olan bir kimse, seferinde çok yerlere, menzillere uğrar.
Sefer Yolculuk + Meselâ, sefer eden, namazını kasreder.
Sefaret Elçilik Pakistan'da ne Türkçe okulu, ne kütüphanesi, ne çalışkan adamları ve sefaretinizde de Urduca bilen adam yoktur.
Sefir Elçi Ankara'da otuz beş sene evvel tab edildiği vakit, Afgan Sefiri Sultan Ahmed çok beğenmiş ve Afgan Şâhına bir adet bu münâcattan hediye göndermiştir.
Sofra Yemek düzeni O hayat midesine duygular, eller hükmünde gayet geniş bir sofra-i nimet açmış.
Sin-Fe-Sin-Tı (2)
Safsata Uydurma ...hem o âciz, mümkin, miskin insanlar dahi beğenmedikleri ve izzet-i mağrurânesine yakıştıramadıkları bir nevi evlât, yani hadsiz kızları isnad etmek öyle bir safsatadır ve öyle bir divanelik hezeyanıdır ki, o fikirde olan heriflerin tekzipleri, inkârları hiçtir.
Safsatiyat Safsafalar Hem feylesofâne çok safsatiyâtı söyledi.
Sin-Fe-Kef (1) +
Sefk Dökme Çünkü fesat, sefk-i dimâya sebeptir.
Sin-Fe-Lam (6) +
Esfel En aşağı + O yoldan birinde nefsi ve şeytanı dinleyip gitse, esfel-i sâfilîne düşer.
Safil(in) Aşağı(lar) + O yoldan birinde nefsi ve şeytanı dinleyip gitse, esfel-i sâfilîne düşer.
Sefalet Fakirlik, rezillik Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir; ve mahrumiyet ve sefaleti getirir.
Sefil Aşağı Görüyorlar ki, o hane amele, sefil, miskin adamlarla doludur.
Süfla Aşağı (mekan) Tabaka-i süflâdan, tabaka-yı ulyâya karşı ihtiram, itaat, tahabbüb yerine, yalnız ihtilâl sedası, haset sayhası, kin enîni, nefret velvelesi, intikam feryadı yükselip işitilir.
Süfli Aşağı, alçak Elbette hayalin, deva-yı illet ve kaza-yı hacet levazımatını görecek ve onlara münasip süfli sûretleri nescedecek.
Sin-Fe-Nun (2) +
Sefain Gemiler Bu defa istinsahına muvaffak olduğum nurlu Yirmi Dokuzuncu Sözde, melâike denizlerinde sefâin-i Kibriyâya yapışarak seyrân ederken...
Sefine Gemi + Belki, o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyûma aittir.
Sin-Fe-He (4) +
Sefahat Günah eğlencelere düşkünlük + Sadakayı alan sefahatte değil, belki nafakasında ve hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmeli.
Sefih Ahlaksız, eğlenceye düşkün + O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehâsin-i medeniyet ve fünun-u nâfiadan başka olan mâlâyâni ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa'nın şahs-ı mânevîsine karşı demiştim:
Süfeha Sefihler Bizleri süfeha zannetme. Bizler süfeha gibi olamayız.
Tesfih Sefih görme Damar-ı asabiyetini tahrik ve izzet-i nefislerini levm ve tesfih ve terzil ile kırdı.
Sin-Kaf-Ra (1) +
Sakar Cehennem + ...onlara dünyada tam zarar, âhirette Cehennem ve sakar; ve bize, dünyada mükemmel sevap ve zafer, ve âhirette, inşaallah Cennet ve âb-ı kevseri kazandırır.
Sin-Kaf-Tı (6) +
Iskat Düşürme, hükümsüz bırakma İşte bu asrın bu acip tehlikesine karşı, Risale-i Nur'un hizmet ve meşgalesi, şimdiki siyaseti ve cerayanlarını o derece nazarımdan ıskat etmiş ki, bu Harb-i Umumîyi dört aydır merak etmedim, sormadım.
Meskat(-ı re's) Doğum yeri
Sakat Bozuk Bu güzel ve belağatçe makbul, akıl ve mantığa mutabık mânâ dururken, âyetin zahirine yapışıp, "beş yüz senelik mesafeden iki dakikalık bir zaman zarfında yağmuru cirm-i semâdan yeryüzüne indirmek" gibi sakat bir mânâya zahip olmak, kâr-ı akıl değildir.
Sakıt Düşmüş + Eğer gayr nazardan sakıt olsalar, onlar da sukut ederler.
Sukut Düşme Eğer gayr nazardan sakıt olsalar, onlar da sukut ederler.
Tesakut Birbirini düşürme Teâruzan, tesâkutan kabilinden, "Hiçbirisi de hak değildir" diye hükmeder.
Sin-Kaf-Fe (1) +
Sakf Çatı, dam, tavan + Şimdi, cüz'iyatta ve misallerde, sû-i fehimden gelen şüphelerle, o metin sakf-ı muallâyı sebatsız ve kàbil-i sukut görmek ne derece akılsızlık olduğunu anladın.
Sin-Kaf-Mim (2) +
Sakam Hastalık Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sakam-ı kalbîdir.
Sakim Hasta + Demek on dördüncü asırda Kur'ân'dan iktibas edip, istikametsiz sakim yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek âsârı neşreden bir adamı, o hadsiz efrad içinde dahil ediyor.
Sin-Kaf-Ye (4) +
İska Sulama Yağmurlar kesilmiş, Isparta'yı iska eden sular azalmış, bir kısm-ı mühimminin menba'ı kesilmiş, ağaçlar sararmaya, otlar kurumaya, çiçekler buruşmaya başlamıştı.
İstiska Su isteme Hem yağmursuzluk ve kuraklık vakti de, salât-ı istiska denilen yağmur duasının vaktidir.
Saka(cı) Su dağıtım(cısı) Hem bu kâinatın sobası olan güneş bir, lâmbası olan kamer bir, aşçısı olan ateş bir, levazımat deposu ve hazineli direği olan dağ bir, sakacı ve sucusu bir ve bağları sulayan süngeri bir—ve hâkeza, bir, bir, bir, tâ bin bir birler kadar...
Saki Su sunan Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,/Vahdet-i sâki midadını سَقٰيهُمْ kevserine düşürdün.
Sin-Kef-Te (4) +
Müskit Susturan Tokmak gibi bir cevab-ı müskit vermek lâzımdı.
Sakit Sessiz O kâinat-ı sâkit birden söze başlıyor:
Sekte Durma ...onu bırakıp, yahut sekteye uğratıp, veyahut kanâat etmeyip, tarikat hevesiyle Risâle-i Nur'dan izin almayarak kapanmış hangâhlara girmek, ne derece yanlış olduğunu ve bizim bu şefkat tokadına ne derece istihkak kesbettiğimizi gösteriyor.
Sükut Susma Eğer sükûtuyla sükûnet eylese cezbe, kaçar, ağlar fezada muntazam meczupları.
Sin-Kef-Ra (3) +
Müskir(at) Sarhoş edici içki Bundan sonra birden gördü ki, sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam, çok ziynetler, süslü suretler, fantaziyeler, müskirler beraber olduğu halde geldi, karşısında durdu.
Sekerat Can cekişme Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir.
Sekr(e)/Seker Sarhoşluk + Eğer, aşk veya istiğrakla bir nev'i sekri de varsa, avucundaki âyinesini, denizden daha büyük tevehhüm eder.
Sin-Kef-Kef (1)
Sikke Para (kalıbı) Evet, herşeyin yüzünde, cüz'î olsun küllî olsun, zerrattan tâ seyyarata kadar öyle bir sikke var ki, âyinede güneşin cilvesi güneşi gösterdiği gibi, öyle de, o sikke âyinesi dahi, Şems-i Ezel ve Ebede işaret ederek vahdetine şehadet eder.
Sin-Kef-Nun (13) +
İskan Yerleştirme Tagayyür, inkılâp ve felâketlere mâruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için üç kuvvet ihdas edilmiştir.
Mesakîn Miskinler Çünkü, şu mesâkini istihdam etmekle ücretinizi almışsınız.
Mesken Ev + Meskenden sonra insanın en fazla muhtaç olduğu, cismanî lezzetlerden yiyecek, içecektir.
Meskenet Yoksulluk +
Miskin Uyuşuk, zavallı +
Meskun Oturanı bulunan +
Müsekkin Sakinleştirici
Sakin Durgun +
Sekene Sakinler
Sekine(t) İç huzuru; Hz. Ali'nin duası; 6 esma (duası) +
Sükna Oturulacak yer
Sükun(et) Sakinlik
Teskin Sakinleştirme
Sin-Lam-Be (3) +
Esalib Üsluplar
Selb Kalkma, elden gitme
Üslub İfade tarzı
Sin-Lam-Ha (4) +
Esliha Silahlar +
Müsellah Silahlı
Silah Dövüşme aleti
Teslih Silahlandırma
Sin-Lam-Hı (2) +
İnsilah Soyulma
Selh(hane) Deri soyma (yeri), mezbaha
Sin-Lam-Sin (2)
Selaset Akıcılık
Selis Akıcı
Sin-Lam-Sin-Be (1) +
Selsebil Cennet ırmağı +
Sin-Lam-Sin-Lam (4) +
Müselsel Zincirleme
Müteselsil Silsile oluşturmuş
Silsile Birbirini izleyen dizi +
Teselsül Silsile oluşturma
Sin-Lam-Tı (6) +
Musallat İlişme
Saltanat Hükümdarlık
Selatin Sultanlar Münaz
Sultan Hükümdar +
Tasallut Musallat olma
Taslit Musallat etme
Sin-Lam-Fe (2) +
Eslaf Öncekiler
Selef Önceki +
Sin-Lam-Kef (5) +
İnsilak Yola girme
Mesalik Meslekler
Meslek Yol
Salik Giden, ilerleyen
Süluk İlerleme
Sin-Lam-Mim (12) +
Eslem Daha selametli
İslam Hak din +
Müsalemet Barış
Müsellem(e) Kabul edilmiş +
Müslüm(an)/Müslim(an) İslam dininden kişi +
Salim Sağlam ve tehlikesiz +
Selam Allah'ın ismi; esenlik; müslümanların karşılaştığında yaptığı dua +
Selamet Emniyet, barış
Selim İyi huylu +
Selm Barış +
Süllem Merdiven +
Teslim Gönülden bağlanma; karşı tarafı kabul etme +
Sin-Lam-Vav (2) +
Müteselli Teselli edilmiş
Teselli Ferahlatma
Sin-Mim-Ha (2)
Müsamaha Hoşgörü
Semahat İyilik, cömertlik
Sin-Mim-Ra (3) +
Esmer Siyah(i)
Mismar Çivi
Müsamere Eğlence
Sin-Mim-Ayn (13) +
İsma' Duyurma Kastamonu L
İstima Dinleme 11. Söz
Mesmuat Duyulanlar
Müstemi' Dinleyici +
Sami(un) Dinleyici(ler)
Sem' İşitme +
Sema Dönme 20. mektup
Sem'an İşiterek, "başüstüne'" Barla 85
Sema'(i) İşitme (İşitilerek öğrenilen) +
Semi' İşiten; Esma
Semi'na İşittik 14. Reşha
Sum'a Riyakarlık
Tesamu' İşitme
Sin-Mim-Kef (2) +
Semek Balık
Simak Balıklar Nokta
Sin-Mim-Mim (3) +
Sem/Semm Zehir; iğne deliği + (Delik anlamında)
Sümum Zehirler Divan-ı H.
Tesemmüm Zehirlenme
Sin-Mim-Vav (10) +
Besmele Bismillahirrahmanirrahim
Bismillah Allah'ın adıyla
Esami İsimler AB Lemeat
Esma İsimler
İsm/İsim Ad +
Müsemma İsimlendirilmiş +
Sami(ye) Yüksek, yüce
Sema Gökyüzü, uzay +
Semavat Semalar
Tesmiye İsimlendirme + (Belli anlamında)
Sin-Nun-Be-Lam (1) +
Sünbül (Sümbül) Başak +
Sin-Nun-Ha (2) +
Saniha(t) Çok düşünmeden akla gelen şey(ler) Hakikat Ç. 2 AB
Sünuhat İlham olarak kalbe gelen manalar
Sin-Nun-Dal (7) +
İsnad Dayandırma
İstinad Dayanma
Müsned Hadislerin aktaranlarla beraber yazıldığı kitap; dayandırılmış
Müstenid Dayanan
Mütesanid Tesanüd içinde
Sened Dayanak
Tesanüd Dayanışma
Sin-Nun-Dal-Sin (1) +
Sündüs İnce ipek +
Sin-Nun-Nun (6) +
Mesnun Sünnet olma + (kalıba dökülmüş anlamında)
Müsinn Yaşlı
Sinn Yaş
Sünen Sünnetler; kendisinden hüküm çıkarılan hadisler(i içeren kitap)
Sünnet Peygamber yolu; yol +
Sünni Ehl-i sünnet
Sin-Nun-Vav (1) +
Sene Yıl +
Sin-He-Lam (5) +
Eshel En kolay, daha kolay
Müsahele Gevşeklik Sünuhat
Sehl/Sehil Kolay
Suhulet Kolaylık
Teshil(at) Kolaylaştırma(lar)
Sin-He-Vav (1) +
Sehv/Sehiv Hata
Sin-He-Vav (1)
Süha Küçük ayı takımyıldızından bir yıldız
Sin-Vav-Elif (4) +
Mesavi Kötülükler
Müsi' Kötülük yapan +
Su'/Su Kötü +
Seyyie/Seyyiat Günah(lar) +
Sin-Vav-Ha (2) +
Mesaha Ölçme Muh
Saha Alan + TH Önsöz
Sin-Vav-Dal (11) +
Esved Siyah +
Müsevvid Müsveddeyi yazan
Müsvedde Yazının ilk hali
Sadat Seyyidler
Sevad İnsanların çoğunluğu
Sevda Fazla sevgi; siyah
Seyyid Efendi; Peygamberimizin soyundan gelen +
Siyadet Seyyidlik
Sudan Siyahi kişiler
Süveyda Kalpteki siyah nokta
Tesvid Müsvedde yazma
Sin-Vav-Ra (4) +
Sur Kale duvarı +
Sure Kur'an'ın bölümleri +
Suver Sureler
Suriye Ülke
Sin-Vav-Sin (1)
Siyaset İdare sanatı
Sin-Vav-Ayn (1) +
Saat Kıyamet; zaman birimi; zamanölçer +
Sin-Vav-Ğayn (1)
Mesağ İzin +
Sin-Vav-Fe (1) +
Mesafe Uzaklık
Sin-Vav-Kaf (5) +
Mesak Sevk yeri, hedef +
Saik(a) Sevkeden sebep; +
Sevk Yönlendirme
Siyak Geldiği yer, başlangıç
Suk Çarşı +
Sin-Vav-Mim (2) +
Sami Hz. Nuh'un oğlu Sam'ın soyundan gelenler Makaleler
Sima Yüz, alamet +
Sin-Vav-Ye (11) +
İstiva Kararlı duruma gelme, yönelme, kastetme
Lasiyyema Özellikle, bilhassa
Masiva(ullah) (Allah) dışındakiler
Müsavat Eşitlik
Müsavi Eşit
Müstevi Düz
Mütesavi Eşitlik
Sevi(ye) Düzey + (Dosdoğru anlamında)
Sive Haricinde Hastalar R.
Tesavi Eşitlik
Tesviye Seviyelendirme
Sin-Ye-Ha (2) +
Seyahat Yolculuk
Seyyah Gezgin
Sin-Ye-Ra (8) +
Mesire(gah) Gezinti yeri
Sair (Bkz. Sin-Elif-Ra)
Seyr/seyir Gezme +
Seyran/Seyeran(gah) Gezinme (yeri)
Seyyar Gezen
Seyyare Gezegen, gök cismi +
Siret Manevi durum, ahlak
Siyer Siretler
Tesyar Gönderilme
Sin-Ye-Fe (2)
Seyf Kılıç
Süyuf Kılıçlar
Sin-Ye-Lam (4) +
Mesil Akış Hizmet R.
Sel/Seyl Su baskını +
Seyelan Akma
Seyyal(e) Akan