Ze (ز) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Önceki Harf: Ra (ر) ← Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası → Sin (س): Sonraki Harf
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Ze (ز) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
| Arapça Harf | Türkçe Okunuşu | 2 Harfli Kelime Sayısı | 3 Harfli Kök Sayısı | 3 Kök Harfli Kelime Sayısı | 4 Harfli Kök Sayısı | 4 Kök Harfli Kelime Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ز | Ze | - | 33 | 84 | 7 | 14 | 40 | 42 | 27 | 98 | 87 | 23 |
| Kelime | Anlamı | Kur'an'da Geçiyor mu? |
Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Ze-Be-Be (1) | |||
| Zebib | (Kuru) üzüm | Hanginizle zebib, yani üzümü paylaşsam, (zekâvetiyle) bana hile edecektir. | |
| Ze-Be-Dal (2) | + | ||
| Zebed | Köpük; kaymak | + | Sonra mâyi kısmı da, tecellîsiyle tekâsüf edip zebed (köpük) kesilmiştir. |
| Zübde | Hülasa, öz | Fünun ve ulûmun zübde-i hakikiyesi berahin-i akliye üzerine müesses olan diyanet ve şeriat-i İslâmiye öyle fünunları tazammun etmiştir. | |
| Ze-Be-Lam (2) | |||
| Mezbele | Çöplük | Zemin ise bir mezbele, bir mezbaha, bir bataklığa dönecekti. | |
| Zembil/Zenbil | Taşıma çantası | Baktım ki, yukarıdan inmiş aynı asansörler gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı otomobil, bazı zembil gibi şeyler görünüyor. | |
| Ze-Be-Nun (1) | + | ||
| Zebani | Cehennem meleği | + | Ve zebâni gibi pek çok zîhayatın celâldarâne meskenleridir. |
| Ze-Cim-Cim (1) | + | ||
| Zücac (Zücace, Zücaciye) | Cam, şişe | + | ...zerrât-ı zücâciye adedince tabiî güneşleri kabul etmek lâzım geldiği gibi; ... |
| Ze-Cim-Ra (2) | + | ||
| İnzicar | Çekilme, vazgeçme | ...tâ matlub olan teneffür ve inzicarı, nefsin dibine kadar işletilsin. | |
| Zecr/Zecir | Men' etme | + | ...ins ve cinni isyandan ve tuğyandan zecreder ki, kâinatı titretir. |
| Ze-Ha-Mim (4) | |||
| İzdiham | Kalabalık | Mahkeme salonunda müthiş bir izdiham vardı. | |
| Müzahame | Sıkıştırma, sıkıntı verme | Müzahame ve münakaşayı icap edecek bir sebep yoktur. | |
| Tezahüm | Sıkıntı vermek | Vücut nev'inde tezâhüm yoktur. | |
| Zahmet | Sıkıntı, eziyet | Zahmet pek az, faide-i mâneviye pek çok oldu. | |
| Ze-Hı-Ra-Fe (2) | + | ||
| Müzahref (Müzahrefat) | Süprüntü, sahte süs | Havayı tesmim eden buharat-ı müzahrefe o manevî havayı bozar. | |
| Zuhruf | Yaldız; Sure adı | + | Sonra, Sûre-i Zuhruf'tan başlayan beş sûre, o nısf-ı nısf-ı nısfın nısfına iniyor. |
| Ze-Ra-Ayın (3) | + | ||
| Mezraa | Tarla | Dünyada, dünyanın âhiret mezraası ve esmâ-i İlâhiye âyinesi olan iki güzel yüzüne karşı mütefekkirâne muhabbetin uhrevî neticesi, dünya kadar, fakat fâni dünya gibi fâni değil, bâki bir Cennet verilecektir. | |
| Zer' | Ekme | + | Bir tarlaya zer edilen bir tohum, mânevî bir sur ve bir duvardır; ... |
| Ziraat | Tarım | Sevr, imaret ve ziraat-i arzın en büyük vasıtası olan öküzdür. | |
| Ze-Ra-Ka (2) | + | ||
| Mızrak | Ucu sivri savaş aleti | Sivrisineğin başında mızrak gibi bir hortum vardır. | |
| Zerk | Şırınga ile vermek | Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerk eder. | |
| Ze-Ayn-Cim (2) | |||
| İz'ac/İzac/İzaç | Rahatsız etme | Sen ye'sin zulümâtından ve kimsesizliğin vahşetinden ve ervâh-ı habisenin iz'âcâtından ve o vahşetin dehşetinden şu şartlarla kurtulabilirsin ki: | |
| Müz'ic/Müzic/Müziç | Rahatsız edici | Hem vicdanın müz'ici bir tevahhuş geliyor akıl-sûz, evham-sâz. | |
| Ze-Ayn-Mim (1) | + | ||
| Zu'm/Zum | Batıl zan | Bir hakk-ı hayatı var, daire-i tasarrufunda hakikî mâliktir, zu'm eder. | |
| Ze-Fe-Ra (1) | + | ||
| Zefir | İnleme | + | ...Cehennem ateşinde zefir ve şehîk eden ehl-i şekavetin azabını haber verip, ... |
| Ze-Kaf-Mim (1) | + | ||
| Zakkum | Cehennem bitkisi | + | ...iman, Cennetin bir mânevî çekirdeği ve küfür ise Cehennem zakkumunun bir tohumu olduğunu gösteren Nurun o gibi parçaları,... |
| Ze-Kef-Vav (5) | + | ||
| Müzekki | Temizleyen | Evet, Risale-i Nur kalplerin fatihi ve mahbubu, ruhların sultanı, akılların muallimi, nefislerin mürebbi ve müzekkîsidir. | |
| Müzekka | Temizlenmiş | اِنَّ اللهَ لَيُؤَيِّدُ هٰذَا الدِّينَ بِالرَّجُلِ الْفَاجِرِ sırrınca, müzekkâ olmadığın için, belki sen kendini o recül-ü fâcir bilmelisin. | |
| Tezekki | Manevi temizlenme | ...tezekkî etmek şartıyla bütün letâif-i insaniyenin fevkine çıktığı gibi; | |
| Tezkiye | Temizlemek | İşte, şu mertebede, şu hatvede tezkiyesi, tathiri, onu tezkiye etmemek, tebrie etmemektir. | |
| Zekat | Farz ibadet | + | Hem vücub-u zekât rüknü, risalelerde ne suretle izah edildiğini soruyor. |
| Ze-Lam-Ze-Lam (4) | + | ||
| Mütezelzil | Sarsılan | Onun için, sînemde ümitlerim yeis ile kavgaya başladılar; o mütezelzil hane olan sadrımı harap ediyorlar. | |
| Tezelzül | Sarsıntı | Giyinişinde, gayesinde, idealinde zerre kadar değişiklik ve tezelzül olmamıştı. | |
| Zelzele | Deprem | + | Zelzele tam gece saat sekizde başladı. |
| Zilzal | Sure adı | + | Sure-i Duha, Sure-i Elem Neşrah Leke ve Sure-i Zilzal ve Sure-i Tekâsür ve Sure-i El-Maun ve Sure-i El-Alak'ın nısf-ı evveli ve... |
| Ze-Lam-Lam (1) | + | ||
| Zülal | Soğuk ve tatlı su | İşte Cebelü'l-Kamer olan Kur'ân-ı ezher; zülâl-i Nil akıyor o muhteşem menbadan. | |
| Ze-Mim-Ra (2) | + | ||
| Zümer | Zümreler; Sure adı | + | Hem Sûre-i Zümer, hem Sûre-i Câsiye, hem Sûre-i Ahkâf'ın başlarında bulunan... |
| Zümre | Topluluk, cemaat | Elbette, mübarek ve müşfik Üstadımın duaları bereketiyle zümre-i Nuriyenin âciz bir ferdi olmakta devam ve öylece Livaü'l-Hamd Aleyhissalâtü Vesselâm tahtında toplananlardan olurum. | |
| Ze-Mim-Ra-Dal (1) | |||
| Zümrüd/Zümrüt | Değerli taş | Hakaikının tenevvüüne işaret için, bazı mücessem hurufatını elmas ve zümrütle ve bir kısmını lü'lü' ve akikle ve bir taifesini pırlanta ve mercanla ve bir nev'ini altın ve gümüşle yazdı. | |
| Ze-Mim-Ze-Mim (2) | |||
| Zemzem | Mekke'de su | Sonra, o mübarek mâ-i zemzem, büyükçe bir şişe ve parlak nuranî bir surette içinde çıkması... | |
| Zemzeme | Hoş ses | ...Arş ve ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde, ber ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbirle,... | |
| Ze-Mim-Lam (2) | + | ||
| Müzzemmil | Örtüsüne bürünen; Sure adı | + | Sure-i Müzzemmil'de sahife beş yüz yetmiş dörtte (574)... |
| Tezemmül | Bürünmek | ...zemin kar ve bered ile tezemmül veya taammüm eden dağlarıyla ve rengârenk besâtîniyle süslendiği gibi, ... | |
| Ze-Mim-Mim (1) | |||
| Zimam | Yular | Zira, o vilâyatta yarı-bedevî vatandaşların zimâm-ı ihtiyarı, ulema elindedir. | |
| Ze-Mim-Nun (4) | |||
| Ezmine | Zamanlar | Zira nur-u fikir, onun âmâline öyle bir vüs'at vermiş ki; ezmine-i selâseyi yutsa tok olmaz. | |
| Müzmin | Yerleşik, kronik | ...kalbimin, ruhumun aldığı müzmin ve münkis yarayı tedavi çaresini taharri yolunda aklımı, zevkimi kaybetmiş, adeta çılgın bir hale girmiştim. | |
| Zaman | Vakit | Zaman cemaat zamanıdır. | |
| Zamane | Devir | Siz ehl-i teşrih değilsiniz; ehl-i tercih ü tatbik-i ahkâm-ı ilcaat-ı zamane olacaksınız. | |
| Ze-Mim-He-Ra (1) | + | ||
| Zemherir | Çok soğuk | + | Zemherir olmasa, ihrak etmez. |
| Ze-Nun-Be-Ra (2) | |||
| Zenberek/Zemberek | Saat parçası (Küçük arıcık [Farsça]) | Belki güneşin vazifesinden bahsediyor ki, san'at-ı Rabbâniyenin intizamına bir zemberek ve hilkat-i Rabbâniyenin nizamına bir merkez, hem Nakkâş-ı Ezelînin gece-gündüz ipleriyle dokuduğu eşyadaki san'at-ı Rabbâniyenin insicamına bir mekik vazifesini yapıyor. | |
| Zenbur | Eşek arısı | Sonra beşerin tezvirkârane ve hayalî tarzda zenbur (Eşek arısı) gibi vızıltıları nerede? | |
| Ze-Nun-Ce (1) | |||
| Zenci | Siyahi ırk | Acaba görmüyor musun ki, Çin ve Hintteki Mecusî ve Berahime ve Afrika'daki zenciler gibi, Avrupa'nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler? | |
| Ze-Nun-Dal-Kaf (2) | |||
| Zındık | Dinsiz | Zındık, zâlim ilişirse başında volkan patlar! | |
| Zındıka | Dinsizlik | O irtidatkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz! | |
| Ze-Nun-Ra (1) | |||
| Zünnar | Keşişlerin bağladığı kuşak | Kalbde o sıfat bulunmadığı takdirde, zünnar bağlanmasından veya ona kıyas edilen şapkanın giyilmesinden niçin küfür hasıl olsun? | |
| Ze-Nun-Ye (1) | + | ||
| Zina | Evlilik dışı ilişki | + | Katl, zina, şarap, ukuk-u vâlideyn (yani kat-ı sıla-i rahim), kumar, yalancı şehadetlik, dine zarar verecek bid'alara taraftar olmaktır. |
| Ze-He-Dal (3) | + | ||
| Tezehhüd | Zahidlik taslama | Eski Said'in, senin bu biçare kardeşine irsiyet kalan şu hasleti ise, tezehhüd ve sun'î bir istiğnâ değil, belki dört beş ciddî esbaba istinat eder. | |
| Zahid | Dünya zevklerini terk eden | + | Hattâ ben, fakir ve muhtaç olduğum ve zâhid ve sofu ve riyazetçi olmadığım ve büyük bir şeref ve haysiyet ve hanedanlık haysiyetinden, şan ve şerefinden hissedar olmadığım halde, ... |
| Zühd/Züht | Dünya zevklerini terk | ...Hulefâ-i Râşidîn ve Ömer ibni Abdülâziz-i Emevî ve Mehdi-i Abbasî gibi harikulâde bir zühd-ü kalbi olmalı ki, aldanmasın. | |
| Ze-He-Ra (5) | + | ||
| Ezher | Çok parlak | İşte Cebelü'l-Kamer olan Kur'ân-ı ezher; zülâl-i Nil akıyor o muhteşem menbadan. | |
| Mezher (Mezhere) | Çiçeklik | Âhiretin tarlasıdır, Cennetin mezraasıdır, rahmetin mezheresidir. | |
| Zehre/Zühre | Çiçek; Venüs | Meselâ, Zühre namıyla nakışlı bir çiçek ve kamere âşık hayatlı bir Katre ve güneşe bakan safvetli bir Reşha'yı farz ediyoruz ki,... | |
| Zehra | Çok parlak | Van'da tesisine başlanan Medrese-i Zehranın tehiri, "Doktor hastaya elzemdir" fehvasıyla, ... | |
| Zehraveyn | Bakara ve Al-i İmran sureleri | Zehraveyn nam-ı âlîsiyle tabir edilen iki sure-i muazzamada Lafzullah'ın tekrar ve tevafuku, azîm bir nükteyi gösterir. | |
| Ze-Vav-Cim (5) | + | ||
| Ezvac | Eşler, çift | Ne kadar Nebî hakkına hürmet ve ne kadar ezvâcın hukukuna merhamet var. | |
| İzdivac/İzdivaç | Evlenme | Halbuki, hattâ bütün hayvânâtın şehadetiyle ve izdivac eden nebâtâtın tasdikiyle sabittir ki, izdivacın hikmeti ve gayesi, tenasüldür. | |
| Tezevvüc | Evlenme | Gelelim Hazret-i Zeynep'in tezevvücüne: | |
| Zevc (Zevce) | Koca/Karı (Eş) | + | Veyl o zevc ve zevceye ki, birbirini ateşe atmakta yardım eder. |
| Zevcat | Eşler | ...ve taaddüd-ü zevcatın kaldırılması gibi inkılâp hareketlerini bid'at, dalâlet, ilhaddır diyen, irtica ile suçludur" diye yazmışlar. | |
| Ze-Vav-Dal (1) | + | ||
| Zad | Azık | + | ...ebedü'l-âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli, revnaktar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle: |
| Ze-Vav-Ra (4) | + | ||
| Mezar | Kabir | Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde Said'den yetmiş dokuz emvat bâ-âsâm âlâma. | |
| Müzevver | Uydurulmuş, düzmece | ...beşerin hevesâtını uyandırmak için sehhar nefisleriyle, müzevver incelikleriyle ısırıcı kelimâtı nerede? | |
| Tezvir (Tezvirat) | Yalan-dolan sözler | Sonra beşerin tezvirkârane ve hayalî tarzda zenbur (Eşek arısı) gibi vızıltıları nerede? | |
| Ziyaret | Görmeye gitme | Ziyaret etmeden geçme. | |
| Ze-Vav-Lam (4) | + | ||
| İzale | Gidermek | İman nuru, lezâiz-i meşrûanın zevâle başladıkları zaman hasıl olan elemleri, emsalinin vücut ve gelmekte olduklarını göstermekle izale eder. | |
| Zail (Zaile) | Geçici | Zâilim, zâil olanı istemem! | |
| Zavallı | Biçare (Zeval kelimesinden) | ...asılsız isnad ve uydurma raporlarla bu zavallı adam yirmi küsur seneden beri hapis ve nefiy cezalarıyla perişan edilmiş ... | |
| Zeval | Son bulma | + | Çünkü zeval-i elem, lezzet olduğu gibi, zeval-i lezzet de elemdir. |
| Ze-Vav-Ye (4) | |||
| İnziva | Bir köşeye çekilme | Afyon hapsinde on bir ay tecrid-i mutlakta bulunduğuma dair Mahkeme-i Temyize yazdığım istida bahanesiyle otuz beş sene inzivada, hususan gecelerde dünyayı unutmakta bulunan... | |
| Münzevi | Bir köşeye çekilmiş | Bu ihtiyar münzevi âsâyişi bozar, emniyeti ihlâl eder. | |
| Zaviye | Köşe, açı; tekke | ...çok müştak olan o mütefekkir yolcu, medreseden gelirken, hadsiz küçük tekyelerin ve zaviyelerin telâhukuyla tevessü eden gayet feyizli ve nurlu ve sahra genişliğinde bir tekye, bir hangâhda, bir zikirhane, bir irşadgâhta ve cadde-i kübrâ-yı Muhammedîde (a.s.m.) ve mirac-ı Ahmedînin (a.s.m.) gölgesinde hakikate çalışan... | |
| Zevaya | Zaviyeler | ...kulüp ve encümenleri, umum medâris, mesâcid ve zevâyâ; ... | |
| Ze-Ye-Te (2) | + | ||
| Zeyt | Yağ | + | Meselâ incirin meyvesine halis bir süt, narın semeresine bir şarab-ı tahur, zeytininkine bir dühn-ü mübarek ve cevizinkine bir zeyt-i münevver ve hakeza, her birisine lâyık ve muvafık rızık i'ta etmektedir. |
| Zeytin (aslı: Zeytun) | Yağı çıkarılan meyve | + | Meselâ incirin meyvesine halis bir süt, narın semeresine bir şarab-ı tahur, zeytininkine bir dühn-ü mübarek ve cevizinkine bir zeyt-i münevver ve hakeza, her birisine lâyık ve muvafık rızık i'ta etmektedir. |
| Ze-Ye-Dal (8) | + | ||
| İzdiyad | Artırma | Mezîd ömrü duamızdır | |
| Mezid | Çoğalmış, artmış | + | Fehmettiğimiz miktarına memnun olup tekrar mütalâa ile izdiyâdına çalışmalıyız. |
| Müzayede | Artırma | Bu mealdeki âyette bir mübalâğa, bir müzayede görünür. | |
| Tezeyyüd | Artma | Beşerin seciyelerindendir, telezzüz ettiği şeyde meyl-üt tezeyyüd ve vasfettiği şeyde meyl-ül mücazefe ve hikâye ettiği şeyde meyl-ül mübalağa ile, hayali hakikata karıştırmaktır. | |
| Tezyid | Artırmak | O zeval ve fenâyı, tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san'at için bir tazelendirmek şeklinde görüp, lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir. | |
| Zaid (Zaide) | Fazlalık | Başka burhan aramak aklıma zâid görünür. | |
| Zevaid | Fazlalıklar | Başkası, murabba bir kehribar bulur, ve hâkezâ, herbiri eliyle gördüğü cevheri, o hazinenin aslı ve mu'zamı itikad edip, işittiklerini o hazinenin zevâid ve teferruatı zanneder. | |
| Ziyade | Fazla | + | O zeval ve fenâyı, tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san'at için bir tazelendirmek şeklinde görüp, lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir. |
| Ze-Ye-Lam (2) | |||
| Tezyil | İlave, ekleme | BİR TEZYİL - Lafzı süslemek, zinetlendirmek, evet vardır.. | |
| Zeyl | Ek | Bu Küddûs nüktesi, Otuzuncu Sözün Zeylinin Zeyli olması münasiptir. | |
| Ze-Ye-Nun (6) | + | ||
| Mütezeyyin (Mütezeyyine) | Süslenmiş | Zira, nâzenin hürriyet, âdâb-ı şeriatla müteeddibe ve mütezeyyine olmak lâzımdır. | |
| Müzeyyen | Süslü | Ve Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyanın hazine-i Kudsiyesinin sandukçaları olan Risalelerin satıcı ve dellâllarına muhteşem ve müzeyyen bir dükkân ve bir menzildir. | |
| Müzeyyin | Allah'ın süslendiren anlamındaki ismi | Kemâl-i ef'âl ise, bizzarure, bir Fâil-i Mükemmele ve o Fâilin kemâl-i esmâsına, yani, âsâra nisbeten Müdebbir, Musavvir, Hakîm, Rahîm, Müzeyyin gibi isimlerin kemâline delâlet eder. | |
| Tezeyyün | Süslenme | Nasıl ki zahiren, perde-i esbab olan güneşten, kamerden ve kevâkibden bütün kâinat tenevvür ve tezeyyün ve bütün eşya neşvünema ve hayat buluyor. | |
| Tezyin | Süslendirme | Tezyin, tevzin, tanzim, tanzif, muhit birer ziyadırlar ki, o Şems-i Ezelînin şualarıdırlar. | |
| Zinet/Ziynet | Süs | + | Eğer terbiye-i İslâmiye dâiresinde, âdâb-ı Kur'aniye zînetiyle o cemâl güzelleştirilse;... |