Yirmi Beşinci Mektup
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Mektup ← Mektubat → Yirmi Altıncı Mektup: Sonraki Risale
Bu risaleyi okumak için Yirmi Beşinci Mektup okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için Yirmi Beşinci Mektup (Kur'an Hattı) sayfasına gidin
Yirmi Beşinci Mektup yazılmamıştır. Bediüzzaman bu risaleyi Yasin Suresinin yirmi beş âyetine dair yirmi beş nükte olmak üzere rahmet-i İlahiyeden istediğini fakat daha zamanı gelmediğinden yazılmadığını kaydeder. Dikkat çekici bir nokta, Yasin suresinin ayetlerinden Bediüzzaman'ın tüm eserlerinde (kısmen ya da tamamen) geçenlerin sayısının 25 civarında olmasıdır (Bu ayetlerin listesi için bkz. Yasin suresinin Risale-i Nur'da geçen ayetlerinin listesi).
Bediüzzaman Sözler, Mektubat ve Lem’alar’dan On Beşinci Lem’a’ya kadar olan kısmının fihristini Barla'dayken hazırlamış ve bu kısma 15. Lem'a adını vermiştir. Lem'aların kalan kısmıyla Şualar ve Mesnevi-i Nuriye'nin fihristini iş bölümü ile hazırlama görevini Kastamonu'dayken Isparta ve havalindeki talebelerine vermiştir. Esas olarak 10 talebesi bu görevi yerine getirmiş ve böylece Risale-i Nur'un has talebeleri de Bediüzzaman'ın 10. Şua namını verdiği Fihristenin 2. kısmının telifinde hissedar olmuştur.
Risale-i Nur'da telif edilmemiş başka parçalar da mevcuttur. 14. Mektub hiç telif edilmemiştir. 9. Şua bir mukaddime ve 9 makam olarak planlanmış ama sadece mukaddime kısmı yazılmıştır. 26. Lem'a olan İhtiyarlar risalesi 26 rica olarak planlanmış ama 16 rica yazılmıştır. 5. ve 6. Lem'alar da planlanmış ama yazılmamıştır. Bediüzzaman telif edilmemiş ve tamamlanmamış bazı risaleleri talebelerinin telif etmesi (25. Mektup) ve tamamlaması (9. Şua'nın 9 makamı), hatta Rahman suresinin tefsir edilmesi temennisinde bulunmuş ama saff-ı evvel talebelerinden hiçbirisi böyle bir girişimde bulunmamıştır. Zaten Bediüzzaman bazı mektuplarında risalelerin te'lifinin ihtiyarları dairesinde olmadığını ve yazılan eserlerin ve risalelerin büyük çoğunluğunun hariçten hiçbir sebep gelmeyerek, kendi ruhundan doğan bir ihtiyaca binaen âni ve def’î olarak yazıldığını beyan etmiştir.
Bediüzzaman manevi ihtarlara dayanarak boş kalan bazı risalelerin yerine daha sonraki dönemlerde başka risaleler yerleştirmiştir. Mesela 30. Mektup olarak İşarat-ül İ'caz tefsirini, 31. Mektup olarak Lem'aları, 32. Mektup ve 32. Lem'a olarak Lemaat'ı, 33. Mektup olarak 33. Söz olan Pencereler Risalesini, 31. Lem'a olarak Şuaları ve 33. Lem'a olarak Mesnevî-i Nuriye'yi belirlemiştir. Ayrıca 27. Mektup'u lahika mektuplarından oluşan Barla, Kastamonu ve Emirdağ Lahikaları olarak, 15. Lem'ayı Fihriste'nin 1. Cildi ve 10. Şua'yı Fihriste'nin 2. Cildi olarak tayin etmiştir. 33. Söz'ün de bir cihette 33. Söz, bir cihette 33. Mektup ve bir cihette de 33 Mektup yani Mektubat olduğunu belirtmiştir.
Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti
İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler
Diğer İsimleri
Telif Dili
Telifiyle İlgili Bilgiler
Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler
İçeriği
Uzunluğu
Ekleri
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler
Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler
Zannederim ki hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazen izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talim ile belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci mektupları telif ile ve Dokuzuncu Şuâ’nın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashih ile devam edecek. Risale-i Nur’un samimi, hâlis şakirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlasından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.
Bu Risaleye Atıflar
Bu Risaledeki Tevafuklar
Bu Risale Hakkındaki Gaybi İşaretler
Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım
Sure-i Yâsin’in yirmi beş âyetine dair yirmi beş nükte olmak üzere rahmet-i İlahiyeden istenilmiş fakat daha zamanı gelmediğinden yazılmamıştır.
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Onuncu Şuâ namında, yazdığınız Fihriste’nin İkinci Kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümit verdi ki: Risale-i Nur benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçareye bedel, genç, kuvvetli çok Saidleri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risale-i Nur’un tekmil ve izahı ve hâşiyelerle beyanı ve ispatı size tevdi edilmiş tahmin ediyorum. Bir emaresi de şudur ki: Bu sene çok defa ihtar edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettim ise de çalıştırılamadım.
Evet Risaletü’n-Nur, size mükemmel bir me’haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine mesela, Kur’an’ın kelâmullah olduğuna ve i’cazî nüktelerine dair müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem’edilse ve hâkeza mükemmel bir izah ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir.
Zannederim ki hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazen izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talim ile belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci mektupları telif ile ve Dokuzuncu Şuâ’nın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashih ile devam edecek. Risale-i Nur’un samimi, hâlis şakirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlasından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.
Sabri mektubunda “İki üç senedir Risale-i Nur, telif cihetinde tevakkuf devresini geçiriyor.” diye hikmetini soruyor. Bunun cevabı uzundur. Hem telif, ihtiyarımız dairesinde değil. Hem Risale-i Nur şakirdlerinin teliften hisseleri kalmak için bazı ehemmiyetli esbab ve arızalar mani oldu.
Hususan Sözler’in ve risalelerin neşrinde ve tashihatında ve yerlerine yerleştirmekte ve tesvid ve tebyizinde, fevka’l-me’mul kerametkârane bir teshilata mazhar oluyoruz. Keramet-i Kur’aniye olduğuna şüphemiz kalmıyor. Bunun misalleri yüzlerdir.
İhtar Edilen İkinci Nokta: Madem Arabîce altmış dörde girdik, işaret-i gaybiye gelmesiyle Risale-i Nur tekemmül etmiş olur. Eğer Rumî tarihi olsa daha iki senemiz var. Halbuki çok mühim yerde yazılmayan ve tehir edilen risaleler kalmış. Mesela, Otuzuncu Mektup ve Otuz İkinci Mektup ve Otuz İkinci Lem’alar gibi ehemmiyetli mertebeler boş kalmış. Kalbime ihtar edilmiş ki:
Eski Said’in en mühim eseri ve Risale-i Nur’un fatihası, Arabî ve matbu olan İşaratü’l-İ’caz tefsiri, Otuzuncu Mektup olacak ve olmuş. Eski Said’in en son telifi ve yirmi gün ramazanda telif edilen, kendi kendine manzum gelen Lemaat Risalesi, Otuz İkinci Lem’a olması ve Yeni Said’in en evvel hakikatten şuhud derecesinde kalbine zahir olan ve Arabî ibaresinde Katre, Habbe, Şemme, Zerre, Hubab, Zühre, Şule ve onların zeyllerinden ibaret büyükçe bir mecmua Otuz Üçüncü Lem’a olması ihtar edildi. Hem Meyve On Birinci Şuâ olduğu gibi Denizli Müdafaanamesi de On İkinci Şuâ ve hapiste ve sonra Küçük Mektuplar mecmuası On Üçüncü Şuâ olması ihtar edildi. Ben de aziz kardeşlerimin tensiblerine havale ediyorum. Demek, birkaç mertebede kapı açıktır, bizlere daha iyi tetimmeler yazdırılabilir.
Hem Risale-i Nur bu zamanda bir taun-u beşerî olan maddiyyunluk fikrini iptal etmek için cinnî ve ruhanîlerin vücudlarını kat’î hüccetler ile ispat etmeye çalışmış, bu meseleye üçüncü derecede bakmış, tafsilini başkalara bırakmış. Belki inşâallah Risale-i Nur’un bir şakirdi, Sure-i Rahman’ı tefsir edip bu meseleyi de halleder.
(13. Şua)
Hem yazılan eserler, risaleler –ekseriyet-i mutlakası– hariçten hiçbir sebep gelmeyerek ruhumdan tevellüd eden bir hâcete binaen, âni ve def’î olarak ihsan edilmiş.
Halbuki onlara cevap vermek lâzım geliyor; çünkü onlara, böyle meselelerde dinsizler ilişiyorlar. Mecburi gayet muhtasar ve nâkıs ve kısa cevap yazdım fakat yine Re’fet’in hatırı için yazdım. O cevabı, bundan evvel dört suale cevap ve mugayyebat-ı hamseye dair Sabri Efendi ve Hâfız Ali’nin suallerine dair kısa cevabı, Hüsrev ile beraber okuyunuz. Münasip görürseniz üçü birden, ya On Altıncı Lem’a veya yazılmayan On Dördüncü Mektup makamına kaim edilsin. Hem yanlış var ise tashih edersiniz. Çünkü cevapların aslı sünuhat olmakla beraber tafsilatında fikrim karışarak yanlış edebilir.
Fihriste’yi taksimü’l-a’mal tarzında mütesanid heyetinizin şahs-ı manevîsine tevdiiniz çok güzeldir. Tam ve daimî bir üstad buldunuz. O manevî üstad, bu âciz kardeşinizden çok yüksektir; daha bana ihtiyaç bırakmıyor.
Bu Risaledeki Temsiller/Misaller
Bu Risalede Geçen Ayetler
Bu Risalede Geçen Hadisler
Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı
Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
Bu Risalede Geçen Salavatlar
Bu Risalede Geçen Dualar
Bu Risalede Geçen Zikirler
Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler
Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler
Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler
Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler
Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler
Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar
Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler
Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Mektubat: 25. Mektup'un içinde olduğu büyük kitap
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Mektup ← Mektubat → Yirmi Altıncı Mektup: Sonraki Risale