Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bu sayfada Kehf Suresinin 46. ayetinde bahsi geçen Bakiyat-ı Salihat ifadesinin kapsamındaki ve benzeri tesbihler ile belli başlı zikirler, salavatlar, dualar, ayetler ve kısa sureler (toplam 109 adet) listelenmiştir.

Arapça dua, zikir ve ayetlerin asıllarından okunması esastır. Türkçe harflerle okunuşları Arapça harfleri tam karşılamaz. Burada Kur'an harflerini okumayı henüz bilmeyenlerin bunlardan mahrum kalmamaları amacıyla verilmiştir.

Tehlil, Kelime-i Tevhid, Kelime-i Şehadet

  • لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ
    Lâ İlâhe İllallâh Muhammedurrasûlullâh
    Allah’tan başka ilah yoktur Muhammed (asm) Allah’ın elçisidir (Kelime-i Tevhid)
  • اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
    Eşhedü Ellâ İlâhe İllallâh Ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhû ve Rasûluh
    Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki Muhammed (asm) O'nun kulu ve elçisidir (Kelime-i Şehadet)
  • ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﺍَﻟْﻤَﻠِﻚُ ﺍﻟْﺤَﻖُّ ﺍﻟْﻤُﺒِﻴﻦُ ﻣُﺤَﻤَّﺪٌ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺻَﺎﺩِﻕُ ﺍﻟْﻮَﻋْﺪِ ﺍﻟْﺎَﻣِﻴﻦُ
    Lâ İlâhe İllallâhul Melikul Hakkul Mübîn Muhammedur Rasulûllahi Sâdikul Va'dil Emîn
    Bütün saltanat ve hükümranlık kendisinin olan (Melik) ve apaçık yegâne hakikatin ta kendisi olan Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur.
  • لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرٖيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيٖى وَ يُمٖيتُ وَ هُوَ حَىٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَ هُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ وَ اِلَيْهِ الْمَصٖير
    Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerikeleh. Lehul mülkü ve lehülhamdu yuhyî ve yumît. Ve hüve hayyul lâ yemût. Biyedihil hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Ve ileyhil masîr
    Allah'tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O herşeye hakkıyla kàdirdir. Herşeyin ve herkesin dönüşü de Onadır.

Tesbih

  • سُبْحَانَ اللّٰهِ
    Sübhânallâh
    Allah bütün kusur ve eksikliklerden münezzehtir
  • سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظٖيمِ
    Sübhâne rabbiyel azîm
    Azim olan rabbim bütün kusur ve eksikliklerden münezzehtir
  • سُبْحَانَ رَبِّىَ الْاَعْلٰى
    Sübhâne rabbiyel a'lâ
    Yüce olan rabbim bütün kusur ve eksikliklerden münezzehtir
  • سُبْحَانَكَ اَللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالٰى جَدُّكَ (وَجَلَّ ثَنَآئُكَ) وَلاَ اِلٰهَ غَيْرُكَ
    Subhâneke âllahümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâûk*) ve lâ ilâhe ğayrûk
    Ya Rabb! Seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Ben seni ancak sana hamd ederek tesbih ederim. Senin şanın yüce, celalin uludur. Senden başka ilâh yoktur
    (*yalnızca cenaze namazında okunur)
  • سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ
    Subhânallâhi ve Bihamdih Subhânallâhil Azîm
    Allah'ı noksanlıklardan tenzih ederim ve O'na hamd ederim. Yüce Allah'ı tenzih ederim
  • ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺷَﻜَﺮْﻧَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﺷُﻜْﺮِﻙَ ﻳَﺎ ﻣَﺸْﻜُﻮﺭُ
    Subhâneke Mâ Şekernâke Hakka Şükrike Yâ Meşkûr
    Ey şükredilmeye yegâne lâyık olan Meşkûr! Biz sana gerektiği gibi şükredemedik. Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin
  • ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺫَﻛَﺮْﻧَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﺫِﻛْﺮِﻙَ ﻳَﺎ ﻣَﺬْﻛُﻮﺭُ
    Subhâneke Mâ Zekernâke Hakka Zikrike Yâ Mezkûr
    Ey zikredilmeye yegâne lâyık olan Mezkûr! Biz seni gerektiği gibi zikredemedik. Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin
  • ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﻋَﺒَﺪْﻧَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﻋِﺒَﺎﺩَﺗِﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺒُﻮﺩُ
    Subhâneke Mâ Abednâke Hakka İbâdetike Yâ Ma'bûd
    Ey ibâdet edilmeye yegâne lâyık olan Ma'bûd! Biz sana gerektiği gibi ibâdet edemedik. Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin
  • ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﻋَﺮَﻓْﻨَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﻣَﻌْﺮِﻓَﺘِﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺮُﻭﻑُ
    Subhâneke Mâ Arefnâke Hakka Ma'rifetike Yâ Ma'rûf
    Ey mahlûkât âyinelerinde cilvelerini gören ariflerin, yüce zâtını tanımaya can attığı Ma'rûf! Biz seni gerektiği gibi tanıyamadık. Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin
  • ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺳَﺒَّﺤْﻨَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤِﻚَ ﻳَﺎ سُبْحاَنَ
    Subhâneke Mâ Sebbehnâke Hakka Tesbîhike Yâ Subhân
    Ey kusurlardan münezzeh olan Subhan! Biz seni gerektiği gibi tesbih edemedik. Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin
  • سُبْحَانَكَ بِجَمٖيعِ تَسْبٖيحَاتِ جَمٖيعِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ بِاَلْسِنَةِ جَمٖيعِ مَصْنُوعَاتِكَ
    Subhâneke bicemîi tesbihâti cemîi mahlûkâtike ve bielsineti cemîi masnûâtik
    Bütün mahlûkatının bütün tesbihatlarıyla ve bütün masnuatının lisanlarıyla Seni tesbih eder, kusurdan tenzih ederiz.
  • سُبْحَانَكَ وَ بِحَمْدِكَ عَدَدَ خَلْقِكَ وَ رِضَاءَ نَفْسِكَ وَ زِنَةِ عَرْشِكَ وَ مِدَادِ كَلِمَاتِكَ وَ نُسَبِّحُكَ بِجَمٖيعِ تَسْبٖيحَاتِ اَنْبِيَائِكَ وَ اَوْلِيَائِكَ وَ مَلٰئِكَتِكَ
    Subhâneke ve bihamdike adede halkıke ve rıdâe nefsike ve zineti arşike ve midâdi kelimâtike ve nusebbihuke bicemîitesbihâti enbiyâike ve evliyâike ve melâiketik
    Mahlûkatının sayısınca, Zâtına lâyık şekilde, Arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi miktarınca hamdinle ve bütün peygamberlerin, evliyaların ve meleklerin tesbihatıyla Seni her türlü noksandan tenzih ederiz.
  • سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى
    Sebbih isme rabbikel a'lâ
    Yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et.
  • سُبْحٰنَكَ لٰا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
    Subhâneke lâ ilmelenâ illâ mâ allemtenâ inneke entel alîmul hakîm
    Seni (her türlü noksanlıktan) tenzîh ederiz; senin bize öğrettiklerinden başka bizim için bir ilim yoktur. Şübhe yok ki Alîm (her şeyi bilen), Hakîm (her işi hikmetli olan) ancak sensin!
  • سُبْحَانَ ذِي الْمُلْكِ وَالْمَلَكُوتِ * سُبْحَانَ ذِي الْعِزَّةِ وَالْجَبَرُوتِ * سُبْحَانَ الْحَيِّ الَّذِي لا يَمُوتُ * سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلائِكَةِ وَالرُّوحِ
    Subhâne zil mülki vel melekût, Subhâne zil izzeti vel ceberût, Subhânel hayyillezî lâ yemût, Sübbûhun, Kuddûsun, Rabbu’l-melâiketi ve’r-rûh
    Mülk ve melekûtun (maddi ve manevi bütün alemlerin) sahibini tesbih ederiz. İzzet ve ceberut (ululuk) sahibini tesbih ederiz. Hiç ölmeyecek diri olanı tesbih ederiz. Çok münezzehtir! O, çok mukaddesdir. Meleklerin ve Ruh’un Cebrail (as)’ın Rabbidir.
  • سُحْاَنَ رَبِّيَ الْاعْلٰي وَ بِحَمْدِهٖ
    Sübhâne rabbiyel a'lâ ve bihamdih
    En yüce Rabbimi hamd ederek tesbih ederim.

Tahmid, Şükür, Hamdele

  • اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
    Elhamdülillâh
    Ne kadar hamd ve medih varsa kimden gelse kime karşı da olsa ezelden ebede kadar hastır ve lâyıktır o Zat-ı Vâcibü’l-vücud’a ki Allah denilir.
  • ﺍَﻟﺸُّﻜْﺮُ ﻟِﻠَّﻪِ
    Eşşükrü lillâh
    Şükür Allah'a mahsûstur
  • اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَ الضَّلَالِ
    Elhamdülillâhi Alâ Külli Hâl Sivel Küfrü Veddalâl
    Küfür ve dalâlet dışında her türlü halimiz için Allah'a hamd olsun

Tekbir

  • اَللّٰهُ أَكْبَرُ
    Allâhu Ekber
    Allah tek büyüktür ve en büyüktür

Hasbiye

  • حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ
    Hasbunallâhu ve Ni'mel Vekîl
    Allah bize yeter. O ne güzel vekildir
  • ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Hasbiyallâhu Lâ İlâhe İllâ Huve Aleyhi Tevekkeltu ve Huve Rabbül Arşil Azîm
    Allah bana yeter! Ondan başka İlâh yoktur! Ben ancak ona tevekkül ettim. Ve o, büyük Arş'ın Rabbidir!
  • ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠَّﻪُ
    Hasbiyallâh
    Allah bana kâfidir
  • حَسْبٖى رَبّٖى جَلَّ اللّٰهُ ٭ نُورْ مُحَمَّدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
    Hasbî Rabbî Cellallah, Nur Muhammed Sallallâh, Lâ İlâhe İllallâh
    Rabbim yüce Allah bana yeter, Nur olan Muhammed Mustafa'ya salatu selam olsun, Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur
  • حَسْبٖى رَبّٖى جَلَّ اللّٰهُ ٭ سِرُّ قَلْبٖى ذِكْرُ اللّٰهِ ٭ ذِكْرُ اَحْمَدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
    Hasbî Rabbî Cellallah, Sırru Kalbî Zikrullah, Zikru Ahmed Sallallâh, Lâ İlâhe İllallâh
    Rabbim yüce Allah bana yeter, Kalbimin sırrı Allah'ı zikirdir, Ahmed Aleyhissalatü vesselamı anmaktır, Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur
  • حَسْبٖى رَبّٖى جَلَّ اللّٰهُ ٭ مَا فِي قَلْبِي غَیْرُ اللہ ٭ يُحْيِ قَلْبِي ذِكْرُ الله ٭ نُورْ مُحَمَّدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
    Hasbî Rabbî Cellallah, Mâ Fî Kalbî Ğayrullâh, Yuhyî Kalbî Zikrullâh, Nur Muhammed Sallallâh, Lâ İlâhe İllallâh
    Rabbim yüce Allah bana yeter, Kalbimde Allah'tan başkasına yer yoktur, Allah'ın zikri kalbimi diriltti, Nur olan Muhammed Mustafa'ya salatu selam olsun, Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur

İstiğfar

  • ﻏُﻔْﺮَﺍﻧَﻚَ ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺍﻟْﻤَﺼِﻴﺮُ
    Ğufrâneke Rabbenâ ve İleykel Masîr
    Rabbim! Affını ve bağışlamanı diliyoruz. Dönüşümüz ancak sanadır
  • ﺍَﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢَ ﺍﻟْﻜَﺮِﻳﻢَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺤَﻰُّ ﺍﻟْﻘَّﻴُّﻮﻡُ ﻭَ ﺍَﺗُﻮﺏُ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Estağfirullâh Elazîm Elkerîm Ellezî Lâ İlâhe İllâ Hû Elhayyul Kayyûmu ve Etûbu İleyhi Subhâneh
    Azim, Kerim, Hay ve Kayyum olan ve kendisinden başka ilah olmayan Allah’tan af dilerim. Günahlarımdan O’na tövbe ediyorum. Allah'ı noksanlıklardan tenzih ederim
  • ﺍَﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُ ﺍﻟﻠَّﻪَ
    Estağfirullâh
    Allah'dan af dilerim
  • اَللّٰهُمَّ اِنّٖى اَسْئَلُكَ الْعَفْوَ وَ الْعَافِيَةَ لٖى وَ لَهُ فِى الدّٖينِ وَ الدُّنْيَا وَ الْاٰخِرَةِ
    Allâhümme innî es’elukel afve vel âfiyete lî ve lehû fiddîni veddünyâ velâhirah
    Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum.
  • رَبَّنَا اغْفِرْلِى وَلِوَالِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
    Rabbenağfirlî ve Livalideyye ve Lilmü'minîne Yevme Yekûmul Hisâb
    Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü'minleri hesap gününde bağışla.
  • رَبَّنَا إِنَّنَا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
    Rabbenâ innenâ âmennâ fağfirlenâ zunûbenâ ve kınâ azâbennâr
    Rabbimiz! Muhakkak ki biz îmân ettik; artık günahlarımızı bize bağışla ve bizi o ateşin azâbından muhâfaza eyle!
  • اَللٰهُمَّ اغْفِرْ أُمَّتَ مُحَمَّدٍ
    Allâhummağfir Ümmete Muhammed
    Allahım ümmet-i Muhammed'i affet!
  • سُبْحٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ
    Subhâneke tubtu ileyk
    Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim.
  • رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرّٰحِمِينَ
    Rabbiğfir verham ve ente hayrurrâhimîn
    Bağışla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin.
  • اَللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّى
    Allâhümme İnneke Afuvvun Tuhibbul Afve Fa'fu Annî
    Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle

Tevekkül

  • تَوَكَّلْتُ عَلَى اللهِ
    Tevekkeltu Alellâh
    Allah'a tevekkül ettim

Maşaallah, Nazar

  • ﻣَﺎ ﺷَﺎٓﺀَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﺎﻟﻠَّﻪِ
    Mâşâallâhu lâ kuvvete illâ billâhil Aliyyil Azîm
    Allah'ın dilediği olur. Bütün güç ve kudret Yüce ve Büyük olan Allah'a aittir
  • مَا شَاءَ اللهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشْأَ لَمْ يَكُنْ
    Mâşâallâhu kâne ve mâ lem yeşe’ lem yekün
    Allah neyi dilerse o olur; dilemediği ise olmaz
  • وَإِنْ يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَـٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ * وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعٰلَمِينَ
    Ve iy yekâdullezîne keferû leyuzlekûneke biebsârihim lemmâ semiuzzikra ve yekûlûne innehû lemecnûn * Ve mâ huve illâ zikrul lil âlemîn
    O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler. Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür (Nazar ayetleri, Kalem Suresi 51. ve 52. ayetler)

Havkale

  • ﻟﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻭَ ﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﺎﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟْﻌَﻠِﻰِّ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil Aliyyil Azîm
    Her türlü güç ve kuvvet ancak Yüce ve Büyük olan Allah'tandır.
  • لَا حَوْلَ عَنِ الْعَدَمِ وَ لَا قُوَّةَ عَلَى الْوُجُودِ اِلَّا بِاللّٰهِ
    Lâ havle anil ademi ve lâ kuvvete alel vücûdi illâ billâh
    Yokluktan çıkıp varlığa gelmek ancak Allah'ın güç ve kuvvetiyledir
  • لَا حَوْلَ عَنِ الزَّوَالِ وَ لَا قُوَّةَ عَلَى الْبَقَاءِ اِلَّا بِاللّٰهِ
    Lâ havle aniz zevâli ve lâ kuvvete alel bekâi illâ billâh
    Yok oluşa gitmeyip bekada kalmak ancak Allah'ın güç ve kuvvetiyledir
  • لَا حَوْلَ عَنِ الْمَضَرَّةِ وَ لَا قُوَّةَ عَلَى النَّفْعِ اِلَّا بِاللّٰهِ
    Lâ havle anil madarrati ve lâ kuvvete alen nef'i illâ billâh
    Zararları uzaklaştırıp faydalı şeyleri getirmek ancak Allah'ın güç ve kuvvetiyledir
  • لَا حَوْلَ عَنِ الْمَصَائِبِ وَ لَا قُوَّةَ عَلَى الْمَطَالِبِ اِلَّا بِاللّٰهِ
    Lâ havle anil mesâibi ve lâ kuvvete alel metâlibi illâ billâh
    Musibetten uzak olup talep ettiklerimize kavuşmak ancak Allah'ın güç ve kuvvetiyledir
  • لَا حَوْلَ عَنِ الْمَعَاصٖى وَ لَا قُوَّةَ عَلَى الْعِبَادَةِ اِلَّا بِاللّٰهِ
    Lâ havle anil meâsî ve lâ kuvvete alel ibâdeti illâ billâh
    Günahlara düşmeyip ibadete devam etmek ancak Allah'ın güç ve kuvvetiyledir
  • لَا حَوْلَ عَنِ النِّقَمِ وَ لَا قُوَّةَ عَلَى النِّعْمَةِ اِلَّا بِاللّٰهِ
    Lâ havle anin nikami ve lâ kuvvete alen ni'meti illâ billâh
    Azaba maruz kalmayıp nimete mazhar olmak ancak Allah'ın güç ve kuvvetiyledir
  • لَا حَوْلَ عَنِ الظُّلْمَةِ وَ لَا قُوَّةَ عَلَى النُّورِ اِلَّا بِاللّٰهِ
    Lâ havle aniz zulmeti ve lâ kuvvete alen nûri illâ billâh
    Karanlığa düşmeyip nur ile nurlanmak ancak Allah'ın güç ve kuvvetiyledir

Besmele

  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
  • بِسْمِ اللّٰهِ الشَّافِي هُوَ اللّٰهُ
    Bismillâhişşâfî huvallâh
    Her rahatsızlığa yegâne şifâ verici Şâfi olan Allah'ın ismiyle
  • بِسْمِ اللّٰهِ الْكَافِي هُوَ اللّٰهُ
    Bismillâhilkâfî huvallâh
    Bizi kimseye muhtaç etmeden her hâlimize, her ihtiyacımıza yeten Kâfî olan Allah'ın ismiyle
  • بِسْمِ اللّٰهِ الْمُعَافِي هُوَ اللّٰهُ
    Bismillâhilmuâfî huvallâh
    Kullarını her sıkıntıdan kurtaran, sıhhat ve afiyet, huzur ve saadet veren Muâfî olan Allah'ın ismiyle

İstiaze, İstiane, İstiğase

  • اَعُوذُ بِا للّٰهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ
    Eûzu Billâhi Mineşşeytânirracîm
    Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍَﺟِﺮْﻧَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ
    Allâhümme Ecirnâ Minennâr
    Allahım! Bizi cehennem ateşinden koru
  • اِسْتَعَنْتُ بِاللهِ
    İsteantu billâh
    Allah'dan yardım isterim
  • الّٰهُمَّ اَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَ شُكْرِكَ وَ حُسْنِ عِبَادَتِكَ
    Allâhümme Einnî Alâ Zikrike ve Şükrike ve Husnu İbâdetik
    Allah'ım! Seni zikretmek, nimetlerine şükretmek ve sana en güzel biçimde ibadet etmek konusunda bana yardım et.
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻧَﺠِّﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ
    Allâhhüme neccinâ minennâr
    Allahım! Bizi cehennem ateşinden koru
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺧَﻠِّﺼْﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ
    Allâhhüme hallisnâ minennâr
    Allahım! Bizi cehennem ateşinden koru
  • ﻓَﺴَﻴَﻜْﻔِﻴﻜَﻬُﻢُ ﺍﻟﻠَّﻪُ
    Feseyekfîkehumullâh
    Allah onlara karşı sana kâfidir

Akşam-Yatsı Arası Zikirleri

  • لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّٖى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَ
    Lâ İlâhe İllâ Ente Subhâneke İnnî Kuntu Minezzâlimîn
    Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum
  • رَبِّ اِنّٖى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَ
    Rabbî İnnî Messeniyeddurru ve Ente Erhamurrâhimîn
    Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin
  • ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Hasbiyallâhu Lâ İlâhe İllâ Huve Aleyhi Tevekkeltu ve Huve Rabbül Arşil Azîm
    Allah bana yeter! Ondan başka İlâh yoktur! Ben ancak ona tevekkül ettim. Ve o, büyük Arş'ın Rabbidir!
  • حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ
    Hasbunallâhu ve Ni'mel Vekîl
    Allah bize yeter. O ne güzel vekildir
  • ﻟﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻭَ ﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﺎﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟْﻌَﻠِﻰِّ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil Aliyyil Azîm
    Her türlü güç ve kuvvet ancak Yüce ve Büyük olan Allah'tandır.
  • يَا بَاقٖى اَنْتَ الْبَاقٖى ۞ يَا بَاقٖى اَنْتَ الْبَاقٖى
    Yâ Bâkî Entel Bâkî. Yâ Bâkî Entel Bâkî
    Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî. Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî
  • لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا هُدًى وَ شِفَٓاءٌ
    Lillezîne Amenû Hudev ve Şifâ
    [Kur'ân] iman edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifadır

Salavat, Salvele

  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ
    Allâhümme Salli Alâ Seyyidina Muhammediv ve Alâ Âli Seyyidinâ Muhammed
    Efendimiz Hz. Muhammed'e, mübarek nesline ve ehl-i beytine salât eyle
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗُﻨْﺠِﻴﻨَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﺎَﻫْﻮَﺍﻝِ ﻭَ ﺍﻟْﺎَﻓَﺎﺕِ ﻭَ ﺗَﻘْﻀِﻰ ﻟَﻨَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﺟَﻤِﻴﻊَ ﺍﻟْﺤَﺎﺟَﺎﺕِ ﻭَ ﺗُﻄَﻬِّﺮُﻧَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟﺴَّﻴِّﺌَﺎﺕِ ﻭَ ﺗَﺮْﻓَﻌُﻨَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﻋِﻨْﺪَﻙَ ﺍَﻋْﻠَﻰ ﺍﻟﺪَّﺭَﺟَﺎﺕِ ﻭَ ﺗُﺒَﻠِّﻐُﻨَﺎ ﺑِﻬَٓﺎ ﺍَﻗْﺼَﻰ ﺍﻟْﻐَﺎﻳَﺎﺕِ ﻣِﻦْ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮَﺍﺕِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻭَ ﺑَﻌْﺪَ ﺍﻟْﻤَﻤَﺎﺕِ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻳَﺎ ﻣُﺠِﻴﺐَ ﺍﻟﺪَّﻋَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin salâten tuncînâ bihâ min cemîıl ehvâli vel âfât. Ve takdîlenâ bihâ cemîal hâcât. Ve tutahhirunâ bihâ min cemîısseyyiât. Ve terfeunâ bihâ indeke a'ledderacât. Ve tubelliğunâ bihâ aksal ğâyât min cemîıl hayrâti filhayâti ve ba'del memât. Âmîn yâ mucîbeddeavât. Velhamdülillâhi rabbil âlemîn.
    Yâ İlâhenâ! Efendimiz Muhammed'e, mübarek nesline ve ehl-i beytine salât eyle. Öyle bir salât ile ki, bizi onun hürmetine her türlü tehlike ve âfetten kurtar. Onun bereketine bütün ihtiyaçlarımızı gider. Onun vesilesiyle bizi günahlarımızın kirlerinden temizle. Onun şerefine bizi en yüksek derecelere çıkar, gerek hayatta iken, gerekse öldükten sonra bizi hayırlı işlerde varılabilecek en uç noktalara ulaştır. Ey bütün duaları işitip cevâb veren Mücîb! Âmîn! (Bizim de dualarımızı kabul buyur). Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur. (Salâten Tuncinâ/Salât-ı münciye)
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻃِﺐِّ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏِ ﻭَ ﺩَﻭَٓﺍﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﺎﻓِﻴَﺔِ ﺍﻟْﺎَﺑْﺪَﺍﻥِ ﻭَ ﺷِﻔَٓﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻧُﻮﺭِ ﺍﻟْﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ﻭَ ﺿِﻴَٓﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ
    Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbil kulûbi ve devâihâ ve âfiyetil ebdâni ve şifâihâ ve nûril ebsâri ve dıyâihâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
    Yâ İlâhenâ! Kalblerin tabîbi ve devası, bedenlerin afiyeti ve şifâsı, gözlerin nuru ve ziyası olan Efendimiz Muhammed'e, Ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına salât ve selâm eyle.
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓً ﻛَﺎﻣِﻠَﺔً ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﺳَﻠﺎَﻣًﺎ ﺗَٓﺎﻣًّﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺗَﻨْﺤَﻞُّ ﺑِﻪِ ﺍﻟْﻌُﻘَﺪُ ﻭَ ﺗَﻨْﻔَﺮِﺝُ ﺑِﻪِ ﺍﻟْﻜُﺮَﺏُ ﻭَ ﺗُﻘْﻀَﻰ ﺑِﻪِ ﺍﻟْﺤَﻮَٓﺍﺋِﺞُ ﻭَ ﺗُﻨَﺎﻝُ ﺑِﻪِ ﺍﻟﺮَّﻏَٓﺎﺋِﺐُ ﻭَ ﺣُﺴْﻦُ ﺍﻟْﺨَﻮَﺍﺗِﻢِ ﻭَ ﻳُﺴْﺘَﺴْﻘَﻰ ﺍﻟْﻐَﻤَﺎﻡُ ﺑِﻮَﺟْﻬِﻪِ ﺍﻟْﻜَﺮِﻳﻢِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻟَﻤْﺤَﺔٍ ﻭَ ﻧَﻔَﺲٍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﻛُﻞِّ ﻣَﻌْﻠُﻮﻡٍ ﻟَﻚَ
    Allâhümme salli salâten kâmiletev ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallu bihil ukadu ve tenfericu bihil kurabu ve tukdâ bihil havâicu ve tunâlu bihirrağâibu ve husnul havâtimi ve yusteskal ğamâmu bivechihil kerîmi ve alâ âlihî ve sahbihî fî kulli lemhativ ve nefesim biadedi kulli ma'lûmil lek
    Yâ İlâhenâ! Düğümler, kendisi hürmetine çözülen, Sıkıntılar, kendisi bereketine giderilen, İhtiyaçlar, kendisi şerefine karşılanan, Arzu ve isteklere, hüsn-ü hatimeye kendisi vesilesiyle mazhar olunan, Mübarek yüzü suyu hürmetine yağmur istenen Efendimiz Muhammed'e, Ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına, Her bakışta ve nefeste ma'lûmun olan şeylerin tamamı adedince kâmil bir salât ve tam bir selâm eyle. (Salâten Tefriciyâ)
  • اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
    Allâhumme salli alâ Muhammediv ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdum mecîd.
    Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in ümmetine rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle ve şerefini yücelt. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.
  • اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
    Allâhumme bârik alâ Muhammediv ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdum mecîd.
    Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in ümmetine verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine hayır ve bereket ver. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.
  • ﻓَﻴَﻜْﻔِﻴﻚَ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﺻَﻠَّﻰ ﺑِﻨَﻔْﺴِﻪِ ٭ ﻭَ ﺍَﻣْﻠﺎَﻛَﻪُ ﺻَﻠَّﺖْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﺳَﻠَّﻤَﺖْ
    Feyekfîke ennallâhe sallâ binefsih * Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet
    İşte şu sana yeter ki, ona bizzat Allahın kendisi ve melekleri salât ü selâm ettiler.
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺻَﻠﺎَﺓً ﺗَﻜُﻮﻥُ ﻟَﻚَ ﺭِﺿَٓﺎﺀً ﻭَ ﻟِﺤَﻘِّﻪِ ﺍَﺩَٓﺍﺀً ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ
    Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin salâten tekûnu leke ridâen ve lihakkıhî edâen ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
    Yâ İlâhenâ! Efendimiz Muhammed'e, onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına, Senin razı olacağın ve onun hakkını verecek, ona olan vazifemizi îfâ edecek en lâyık şekilde salât ve selâm eyle.
  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻭَ ﺑَﺎﺭِﻙْ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣُﺮُﻭﻓَﺎﺕِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻤَﺜِّﻠَﺔِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﻓِﻰ ﻣَﺮَﺍﻳَﺎ ﺗَﻤَﻮُّﺟَﺎﺕِ ﺍﻟْﻬَﻮَٓﺍﺀِ ﻋِﻨْﺪَ ﻗِﺮَٓﺍﺋَﺔِ ﻛَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﻣِﻦْ ﻛُﻞِّ ﻗَﺎﺭِﺀٍ ﻣِﻦْ ﺍَﻭَّﻝِ ﺍﻟﻨُّﺰُﻭﻝِ ﺍِﻟَٓﻰ ﺍَﺧِﺮِ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ ﻭَ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ ﻭَ ﺍﺭْﺣَﻤْﻨَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﻄُﻒْ ﺑِﻨَﺎ ﻳَٓﺎ ﺍِﻟَﻬَﻨَﺎ ﺑِﻜُﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ
    Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî biadedi hurûfâtil kur'ânil mütemessileti biiznirrahmâni fî merâyâ temevvücâtil hevâi inde kırâeti kelimâtil Kur'âni min külli kâriin min evvelinnuzûli ilâ âhirizzamâni vağfirlenâ verhamnâ veltufbinâ yâ ilâhenâ bikulli salâtin minhâ
    Yâ İlâhenâ! Efendimiz Muhammed'e ve onun bütün mübarek nesline, ehl-i beytine ve ashabına, Kur'ân'ın ilk olarak indiği asr-ı saadetten âhir zamana kadar, bütün okuyanlar tarafından Kur'ân kelimeleri her okunduğunda, havada meydana gelen ses dalgalarında Rahmân'ın izniyle şekillenen Kur'ân harfleri adedince salât ve selâm edip, kendilerine nihayetsiz bereketler ihsan eyle. Yâ İlâhenâ! O salavâtlardan her biri hürmetine bizi bağışla, bize merhamet eyle, bize lütfunla muamele buyur.

Amentü

  • آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهٖ وَشَرِّهٖ مِنَ اللّٰهِ تَعٰالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
    Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî vel yevmil âhiri ve bil kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ vel ba’sü ba’del mevti hakkun: Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh
    Ben, Allâh’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna ve öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna inandım. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve ben yine şahadet ederim ki Hz. Muhammed sallâllâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve elçisidir.

Ettehiyyatü

  • التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
    Ettahiyyâtü li’llâhi ve’s-salavâtü ve’t-tayyibât es-selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetu’llāhi ve berekâtüh es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdi’llâhi’s-sâlihîn eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh
    Bütün tâzimler, övgüler, mülkler, kavlî, bedenî ve malî ibadetler Allah’a mahsustur. Ey Peygamber! Sana selâm olsun, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Selâm bize ve Allah’ın sâlih kullarına olsun. Kesin olarak bilir ve beyan ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve şehâdet ederim ki Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.

Kunut Duaları

  • اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَ نَسْتَغْفِرُكَ وَ نَسْتَهْدِيكَ * وَ نُؤْمِنُ بِكَ وَ نَتُوبُ اِلَيْكَ * وَ نَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ * وَ نُثْنِى عَلَيْكَ اْلخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَ لاَ نَكْفُرُكَ * وَ نَخْلَعُ وَ نَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ
    Allâhümme innâ nesteînüke ve nestağfirüke ve nestehdîke. Ve nü'minü bike ve netûbü ileyke. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehû neşkürüke ve lâ nekfürük ve nahleu ve netrükü men yefcürük.
    Allahım! Sen'den yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, Sana tövbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek, Sen'i hayır ile överiz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve Sana karşı geleni bırakırız.
  • اَللّٰهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَلَكَ نُصَلّٖى وَنَسْجُدُ * وَاِلَيْكَ نَسْعٰى وَنَحْفِدُ * نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَنَخْشٰى عَذَابَكَ * اِنَّ عَذَابَكَ بِ الْكُفَّارِ مُلْحِقٌ
    Allâhümme iyyâke na'büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes'â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.
    Allah'ım! Biz yalnız Sana kulluk ederiz. Namazı yalnız Sen'in için kılarız, ancak Sana secde ederiz. Yalnız Sana koşar ve Sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz Sen'in azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.

Dua

  • ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻟﺎَ ﺗُﺨْﺮِﺟْﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﻊَ ﺍﻟﺸَّﻬَﺎﺩَﺓِ ﻭَ ﺍﻟْﺎِﻳﻤَﺎﻥِ
    Allâhümme lâ tuhricnâ mineddünyâ illâ meaşşehâdeti vel îmân
    Allah'ım! Bizi dünyadan ancak kelime-i şahadet ve imanla çıkar.
  • رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
    Rabbenâ Âtinâ Fiddünyâ Hasenetev ve Filâhireti Hasenetev ve Kınâ Âzabennâr
    Allah'ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver ve bizi cehennem ateşinden koru
  • رَبَّنآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
    Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve teveffenâ müslimîn
    Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, müslüman olarak canımızı al
  • اَللّٰهُمَّ اشْرَحْ صَدْرٖى لِلْاٖيمَانِ وَ الْاِسْلَامِ
    Allâhümmeşrah Sadrî Lil îmâni Vel İslâm
    Allah'ım, göğsümü îmâna ve İslâma aç
  • ﻳَﺎ ﻣُﺤَﻮِّﻝَ ﺍﻟْﺤَﻮْﻝِ ﻭَ ﺍﻟْﺎَﺣْﻮَﺍﻝِ ﺣَﻮِّﻝْ ﺣَﺎﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟَٓﻰ ﺍَﺣْﺴَﻦِ ﺍﻟْﺤَﺎﻝِ
    Yâ Muhavvilel havli vel ahvâl! Havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl
    Ey bütün hâl ve durumları halden hâle çeviren Muhavvil! Hâlimizi en güzel hâle çevir.
  • يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبٖي عَلَى دٖينِكَ
    Yâ mukallibel kulûbi sebbit kalbî alâ dînik
    Ey kalpleri evirip çeviren! Kalplerimizi dinin üzre sabit kıl!
  • يَا ﻣُﺰَﻳِّﻦَ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏِ ثَبِّتْ قَلْبٖي عَلَى دٖينِكَ
    Yâ müzeyyinel kulûbi sebbit kalbî alâ dînik
    Ey kalpleri süslendiren! Kalplerimizi dinin üzre sabit kıl!
  • ﻳَﺎ ﻣُﻨَﻮِّﺭَ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏِ ثَبِّتْ قَلْبٖي عَلَى دٖينِكَ
    Yâ münevviral kulûbi sebbit kalbî alâ dînik
    Ey kalpleri nurlandıran! Kalplerimizi dinin üzre sabit kıl!
  • رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا
    Rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vağfirlenâ
    Rabbimiz! Nûrumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle!
  • وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
    Feizâ meridtu fehuve yeşfîn
    Hem hastalandığım zaman da bana O şifâ verir!
  • اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَايَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا
    Allahümme innî eûzu bike min ilmin la yenfa' ve min kalbin lâ yahşa' ve min nefsin lâ teşba' ve min da'vetin lâ yustecâbu lehâ
    Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım
  • وَارْزُقْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرّٰزِقِينَ
    Verzuknâ ve ente hayrurrâzikîn
    Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın
  • رَّبِّ زِدْنٖى عِلْمًا
    Rabbi zidnî ilmâ
    Rabbim, benim ilmimi artır
  • رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّم
    Rebbenasrif annâ azâbe cehennem
    Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav.

Bakiyat-ı Salihat

  • سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ للهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَر وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ
    Sübhânallâhi Velhamdülillâhi ve Lâ İlâhe İllallâhu Vallâhu Ekber
    Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, bütün hamdler ona mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür.

Sekine

  • ﻓَﺮْﺩٌ ﺣَﻰٌّ ﻗَﻴُّﻮﻡٌ ﺣَﻜَﻢٌ ﻋَﺪْﻝٌ ﻗُﺪُّﻭﺱٌ
    Ferdun Hayyun Kayyûmun Hakemun Adlun Kuddûs
    O, tek ve bir olan Ferd'dir. Hayatı ezelî ve ebedî olan Hayy'dır. Bütün mevcudat kendisiyle varlıkta kalan Kayyûm'dur. Dâima adaletle hükmeden, yaptığı her işte nihayetsiz hikmetler bulunan Hakem'dir. Sonsuz adalet sahibi olan Adl'dir. Her noksanlıktan münezzeh olan Kuddûs'dür.

İstirca

  • إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَجِعُونَ
    İnnâ Lillâhi ve İnnâ İleyhi Râciûn
    Biz Allah'a aidiz ve ona döneceğiz

Ayet ve Sureler

  • اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذٖي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهٖ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظٖيمُ
    Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyul kayyûm. Lâ te'huzuhû sinetüv velâ nevm. Lehû mâ fissemâvâti ve mâ fil'ard. Men zellezî yeşfeu indehû illâ biiznih. Ya'lemu mâ beyne eydîhim vemâ halfehum. Velâ yuhîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bimâ şâe. Vesia kursiyyuhussemâvâti vel'ard. Velâ yeûduhû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azîm.
    Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur. (O,) Hayydır (hayâtı ezelî ve ebedî olan), Kayyûmdur (bütün mevcûdât kendisiyle kaim olan). O’nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ne var, yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan O’nun huzûrunda şu şefâat edecek olan kimdir? (Onların) önlerindekini ve arkalarındakini (geçmiş ve geleceklerini) bilir. Hâlbuki (onlar ise) O’nun ilminden, dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Kürsî’si gökleri ve yeri kaplamıştır; her ikisinin muhâfazası O’na ağır gelmez. Ve O, Aliyydir (pek yüce olan), Azîmdir (pek büyük olan). (Bakara 255, Âyet-el Kürsî)
  • اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهٖ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهٖ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ * لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَسٖينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهٖ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ
    Âmenerrasûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihi velmu'minûn. Kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih. Lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih. Ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ ğufrâneke rabbenâ ve ileyke-lmasîr. Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ. Lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet. Rabbenâ lâ tuâhiznâ in nesînâ ev ahta'nâ. Rabbenâ velâ tahmil ‘aleynâ isran kemâ hameltehû ‘ale-llezîne min kablinâ. Rabbenâ velâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih. Va’fu ‘annâ. Vağfir lenâ. Verhamnâ. Ente mevlânâ fensurnâ ‘ale-lkavmi-lkâfirîn.
    Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır. Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. (Âmenerrasulu: Bakara suresinin son iki (285 ve 286) ayeti)
  • لَا يَسْتَوٖي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۜ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَٓائِزُونَ * لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ * هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ * هُوَ اللّٰهُ الَّذٖي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزٖيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ * هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
    Lâ yestevî ashâbunnâri ve ashâbul cenneh. Ashâbul cenneti humul fâizûn. Lev enzelnâ hâzâlkur'âne ‘alâ cebelin leraeytehu hâşi’an mutesaddi’an min haşyetillâh. Ve tilkel-emsâlu nadribuhâ linnâsi le’allehum yetefekkerûn. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu. ‘Âlimu-lğaybi ve-şşehâdeti huverrahmânurrahîm. Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve. Elmelikul kuddûsus selâmul mu'minul muheyminul ’azîzul cebbârul mutekebbir. Subhânallâhi ‘ammâ yuşrikûn. Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ Yusebbihu lehû mâ fî-ssemâvâti vel-ard. Ve huvel azîzu-l hakîm.
    Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erişenlerdir. Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyendir, bağışlayandır. O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir. (Haşir Suresinin son beş (20.-24) ayeti)
  • اِنَّ فٖي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتٖي تَجْرٖي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فٖيهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْرٖيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
    İnne fî halkıssemâvâti velardı vahtilâfilleyli vennehâri vel fulkilletî tecrî filbahri bimâ yenfeunnâse ve mâ enzelallâhu minessemâi min mâin feahyâ bihil arda ba'de mevtihâ ve besse fîhâ min kulli dâbbetin ve tasrîfirriyâhi vessehâbil musahhari beynessemâi velardı leâyâtin likavmin ya'kilûn
    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah'ın varlığını ve birliğini isbatlayan) birçok deliller vardır. (Bakara 164-İsm-i a'zamı gösterir)
  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ * وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ * وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ * يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ * بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ * يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًاۙ لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ * فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ * وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
    Bismillâhirrahmânirrahîm. İzâ zulziletil ardu zilzâlehâ. Ve ahracetil ardu eskâlehâ. Ve kâlel insânu mâ lehâ. Yevme izin tuhaddisu ahbârahâ. Bienne rabbeke evhâ lehâ. Yevmeiziy yasdurun nâsu eştâtel li yurav a'mâlehum. Fe mey ya'mel miskâle zerratin hayray yerâh. Ve mey ya'mel miskâle zerratin şerray yerâh
    Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan "Ne oluyor buna!" dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır. O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. (Zilzal Suresi)
  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ * لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ * وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ * وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ * وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ * لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ
    Bismillâhirrahmânirrahîm. Kul yâ eyyuhe’l-kâfirûn. Lâ a’budu mâ ta’budûn. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Velâ ene âbidum mâ abettum. Velâ entum âbidûne mâ a’bud. Lekum dînukum veliye dîn.
    (Resûlüm!) De ki: Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Evet, siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır. (Kafirun Suresi)
  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * وَالْعَصْرِ * إِنَّ الْإِنْسٰنَ لَفِى خُسْرٍ * إِلَّا الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
    Bismillâhirrahmânirrahîm. Vel asr. İnnel insâne lefî husr. İllellezîne âmenû ve amilussâlihâti ve tevâsav bilhakkı ve tevâsav bissabr
    Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır. (Asr Suresi)
  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * إِنَّا أَعْطَيْنٰكَ الْكَوْثَرَ * فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ * إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
    Bismillâhirrahmânirrahîm. İnnâ a'taynâ kelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke huvel ebter.
    Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir. (Kevser Suresi)
  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفّٰـثٰتِ فِى الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
    Bismillâhirrahmânirrahîm. Kul eûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
    De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım! (Felak Suresi)
  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلٰهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
    Bismillâhirrahmânirrahîm Kul eûzu birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs. Min şerril vesvâsil hannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâs. Minelcinneti vennâs.
    De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım! (Nas Suresi)

Muhtasar Hatim

  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ (3 defa)
    Bismillâhirrahmânirrahîm. Kul huvallâhu ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekul lehû kufuven ehad (3 defa)
    De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur. (İhlas Suresi)
  • ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ * اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَالَمِينَ * ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ * مَالِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ * إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ * ٱهْدِنَا ٱلصِّرَاطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ * صِرَاطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ
    Elhamdülillâhi rabbil âlemîn. Errahmânir rahîm. Mâliki yevmiddîn. İyyâke na'budu ve iyyâke neste'în. İhdinessirâtal mustakîm. Sirâtallezine en'amte aleyhim ğayril mağdûbi aleyhim ve leddâllîn. Âmîn
    Rahmân, Rahîm olan Allah’ın ismiyle. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. (O,) Rahmândır, Rahîmdir. Dîn (hesab) gününün mâlikidir. (Rabbimiz!) Ancak sana ibâdet ederiz ve ancak senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola hidâyet eyle! Kendilerine ni‘met verdiğin kimselerin yoluna; gazab edilmiş olanların ve dalâlete düşenlerin (yoluna) değil! Âmîn (Fatiha Suresi)

İlgili Maddeler