On Dördüncü Söz
Önceki Risale: On Üçüncü Söz ← Sözler → On Beşinci Söz: Sonraki Risale
Bu risaleyi okumak için On Dördüncü Söz okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için On Dördüncü Söz (Kur'an Hattı) sayfasına gidin
On Dördüncü Söz Bediüzzaman'ın 1 Mart 1927 tarihinden 1934 yılının ortalarına kadar zorunlu ikamete tabi tutulduğu Barla'da telif ettiği eserlerdendir ve Sözler kitabının 14. risalesidir.
Kur’an-ı Hakîm’de ve Kur’an’ın hakiki müfessiri hakikisi olan hadislerde bulunan ve dar akıllara sığışmayan yüksek bazı hakikatlere çıkmaya yardımcı olmak için misal olarak 5 mesele izah edilir ve göze görünen misal ve nazireleriyle akla yaklaştırılır. Bunlar (1) Allah'ın gökleri ve yerleri 6 günde yaratması, (2) her şeyin vücuda gelmeden ve geldikten sonra ve gittikten sonra her haliyle yazılı ve yazılıyor olması, (3) melekler hakkında bazı bahisler (mesela bazılarının 40.000 başlı vb. olması), (4) Cenab-ı Allah'ın her şeye yakın ama her şeyin ondan uzak olması ve her şeyi kudretiyle kolay ve mübaşeretsiz yaratması ve (5) Allah'ın nihayetsiz kibriyasıyla beraber gayet küçük işleri ihmal etmemesi ve nihayetsiz aciz ve fakir olan insanoğluna karşı Kur’an'daki şiddetli şikayet ve tehditlerin hikmeti meseleleleridir. Bu risalenin hatimesinde gafil kafaya bir tokmak ve bir ibret dersi, zeylinde ise 1939 yılında vuku bulan İzmir ve Erzincan depremleri münasebetiyle deprem hakkında ehemmiyetli dersler ve suallere cevaplar verilmiştir.
Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti
- Bediüzzaman, Risale-i Nur'un tesiri ve bir inayet sırrı hakkında yazılan Mahrem bir suale cevap başlıklı kısa bir mahrem parçayı 14. Söz'ün sonuna ekletmiş ama nasılsa ekser müstensihler unutup yazmayınca bazı inayetlerin sırrına dair 28. Mektubun 7. Meselesinin sonuna almıştır.
- Nurların birinci talebesi Hulusi Bey 17. Lema'nın 11. Notasının, Kur’an’dan fazlaca bahseden 11., 12., 13. ve 14. Söz gibi risalelere, bilhassa bunlar arasında parlak bir mevkii işgal eden 25. Söz’ün geleceğine îma ettiği kanaatindedir.
- Deprem hakkındaki zeylindeki 6. sualin haşiyesinde Cenab-ı Allah'ın ihtiyar ve hikmetiyle yarattığı pek büyük fiilleri dalalet ehlinin sebeplere atfetmesinin ve derin meselelere ve Allah'ın adetullah kanunlarına bir isim takıp Allah'ın iradesiyle bağlantısını kesmesi, sonra da tabiata havale etmesinin ne derece ahmaklık olduğu anlatılır.
İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler
Diğer İsimleri
Telif Dili
Türkçe
Telifiyle İlgili Bilgiler
14. Söz 1927-1930 yılları arasında Barla'da telif edilmiştir.[1] Hatimesi 1939 İzmir depreminden sonra, deprem hakkındaki zeyli ise 1939 Erzincan Depreminden sonra Kastamonu'da 1939'da yazılmıştır.
Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler
Kur'an harfleriyle kitap basımının 1928 yılında yasaklanması üzerine ilk başta elle çoğaltılan bu risale 1946 yılından sonra evvela İnebolu, sonra Isparta'da teksir makinesiyle Kur'an harfleriyle çoğaltıldı. Bediüzzaman'ın izin ve teşviğiyle 1956-1959 yıllarında matbaalarda Latin harfleriyle büyük kitaplar basıldığında Sözler kitabının içinde yer almıştır.
İçeriği
- 5 mesele:
- Mesele: Allah'ın gökleri ve yerleri 6 günde yaratması
- Mesele: Her şeyin vücuda gelmeden önce ve sonra yazılması
- Mesele: Melekler hakkında bazı bahisler
- Mesele: Cenab-ı Allah'ın her şeye yakın ama her şeyin ondan uzak olması ve her şeyi kudretiyle kolayca yaratması
- Mesele: Allah'ın nihayetsiz kibriyasıyla beraber gayet küçük işleri ihmal etmemesi ve nihayetsiz aciz ve fakir olan insanoğluna karşı Kur’an'daki şiddetli şikayet ve tehditlerin hikmeti
- Hatime: Gafil kafaya bir tokmak başlıklı nasihatlar
- Zeyl: Depremler hakkında ehemmiyetli dersler ve 7 suale cevap.
Uzunluğu
Toplam 12 büyük sayfa
- 14. Söz: 7 büyük sayfa
- Zeyli (Zelzele hakkında): 5 büyük sayfa
Ekleri
Zelzele hakkında 7 soru ve cevabı içeren eki vardır
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler
- Sözler adlı büyük kitapta tamamı mevcuttur.
- Zeylindeki 6. Sualin Tetimmesi ve haşiyesi kısmı Nur Aleminin Bir Anahtarı adlı küçük kitapta mevcuttur.
- Hatime kısmı İman ve Küfür Muvazeneleri adlı orta boy kitapta ve Küçük Sözler adlı küçük kitapta aynen mevcuttur.
- Bediüzzaman, Risale-i Nur'un tesiri ve bir inayet sırrı hakkında yazılan Mahrem bir suale cevap başlıklı kısa bir mahrem parçayı 14. Söz'ün sonuna ekletmiş ama nasılsa ekser müstensihler unutup yazmayınca bazı inayetlerin sırrına dair 28. Mektubun 7. Meselesinin sonuna almıştır.
- 14. Söz'ün sonunda yer alan depremle alakalı bahis 2023 Kahramanmaraş depremi münasebetiyle bastırılan ayrı bir zelzele bahsi kitapçığına derç edilmiştir.
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler
Bu Risaleye Atıflar
Mahrem Bir Suale Cevaptır
Şu sırr-ı inayet eskiden mahremce yazılmış, On Dördüncü Söz’ün âhirine ilhak edilmişti. Her nasılsa ekser müstensihler unutup yazmamışlardı. Demek münasip ve lâyık mevkii burası imiş ki gizli kalmış.
Zühre, Habbe, Katre ve Zeyli’nin Arabî bir nüshası bu fakire ihda buyurulmuş, bir gün tercümesinin de yapılacağına işaret olunmuştu. Demek, zamanı geldi ve benim gibi Arabî bilmeyen kardeşlerin manevî arzuları, Zühre’nin tercümesine vesile oldu. Çok muhtasar olarak duygularımı arz edeceğim:
…
On Birinci Nota: On Bir, On İki, On Üç, On Dördüncü Sözler gibi Kur’an’dan fazlaca bahseden Nur risalelerine, bilhassa bunlar arasında parlak bir mevkii işgal eden Yirmi Beşinci Söz’ün geleceğine îma eylediğini…
…
Hulusi
Mesela, On Dördüncü Söz’ün Zeyli’nin hâşiyesinde denildiği gibi: Pek çok mu’cizatlı bir usta, bir tırnak kadar bir odun parçasından yüz okka muhtelif taamları, yüz arşın muhtelif kumaşları yapsa; bir adam, o odun parçasını gösterip dese “Bu işler tabiî ve tesadüfî olarak bundan olmuş.” O ustanın hârika sanatlarını, hünerlerini hiçe indirse; ne derece bir hamakat ve dalalette bir hurafet ve hezeyan olduğu gibi…
Aynen öyle de çam ve incir ağacı gibi binler hârika sanatları tazammun eden bir mu’cize-i kudreti, nohut gibi iki çekirdeği gösterip: “Bunlar bundan olmuş.” demek veya küre-i havayı bir konferans meydanı ve zemin yüzünü bir dershane ve bir mekteb-i irfan hükmüne getiren ve hadsiz nimetleri tazammun eden ve hadsiz şükürler ile mukabele etmek lâzımken ve beşerin saadet-i ebediyesindeki ihsanat-ı İlahiyenin bir muaccel (Hâşiye[2]) numunesi ve hiçbir şüpheyi bırakmayan ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetten ihsan edilen bir hediye-i Rahmaniyeye radyo namını takmakla, bu elektrik ve havanın temevvücatı namını vermek ile o yüz bin nimetlere küfran perdesini çekmek –aynen o misal gibi– maddiyyunların ve ehl-i dalaletin hadsiz bir divanelikleridir ki hadsiz bir cinayet olup hadsiz bir azaba onları müstahak eder.
On Dördüncü Söz'ün Zeylinden Kısacık Bir İlave ve Bir Ektir
…
Hem meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi bir tırnak kadar bir odun parçasından çok mu’cizatlı bir usta, yüz okka muhtelif taamları, yüz arşın muhtelif kumaşları yapsa bir adam o odun parçasını gösterip dese: “Bu işler, tabiî ve tesadüfî olarak bundan olmuş.” o ustanın hârika sanatlarını, hünerlerini hiçe indirse ne derece bir hamakattir. Aynen öyle de… (Sükut!)
(Sükutun sebebi şimdi söylenemez.)
Size bu defa bu zelzele münasebetiyle hem insi hem manevi tarafından sorulan beş altı küçük suallere gayet kısa cevaplar gönderiyorum. On dördüncü sözün ahirindeki bahse tetimmedir. O cevaplar dahi hem manevi ihtar ile hem mühim noktalarda beni sükuta mecbur etmek ile hisettimki size de bir faidesi var.
(Kastamonu Lahikası (Gayrı münteşir))[3]
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım
Dar akıllara sığışmayan yüksek ve geniş bir kısım hakaik-i Kur’aniyeyi göze görünen emsal ve nazireleriyle fehme takrib ediyor. Mesela
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فٖى سِتَّةِ اَيَّامٍ
وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ
وَ السَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمٖينِهٖ
اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
وَمَٓا اَمْرُ السَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ
âyetlerinin gayet yüksek ve gayet geniş hakikatlerini temsil ve tanzir ile akla kabul ettirir ve kalbi ikna eder bir tarzda beyan ediyor. Âhirinde, nefs-i emmareye müessir bir sille-i ikaz var. Nefse esir olan, onu okusa ve kabul etse esaretten kurtulur.
Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir.
Zelzele hakkında ehemmiyetli altı suale cevaptır.
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Bu Risaledeki Temsiller/Misaller
…bir bahr-i müsebbih olan şu semavatın kelimat-ı tesbihiyesi; güneşler, aylar, yıldızlar olduğu gibi bir tayr-ı müsebbih ve hâmid olan şu zeminin dahi elfaz-ı tahmidiyesi; hayvanlar, nebatlar ve ağaçlardır…..
Güneş, ulviyetiyle beraber bütün şeffaf ve parlak şeylere nihayet derecede yakın, belki onların zatlarından onlara daha yakın olduğu, cilvesiyle ve timsaliyle ve tasarrufa benzer çok cihetlerle onları müteessir ettiği halde; o şeffaf şeyler ise binler sene ondan uzaktırlar. Onu hiçbir vecihle müteessir edemezler, kurbiyet dava edemezler. Hem o güneş, her şeffaf zerreye, hattâ ziyası nereye girmiş ise orada hazır ve nâzır gibi olduğu, o zerrenin kabiliyet ve rengine göre güneşin aksi ve bir nevi timsali görünmesiyle anlaşılır. Hem güneşin azamet-i nuraniyeti derecesinde ihatası, nüfuzu ziyadeleşir. Nuraniyet azametindendir ki en küçük ufak şeyler, ondan gizlenip kaçamazlar. Demek azamet-i kibriyası, cüz’î ve ufak şeyleri, nuraniyet sırrıyla harice atmak değil; bilakis daire-i ihatasına alıyor. Hem güneşi, mazhar olduğu cilvelerde ve vazifelerde farz-ı muhal olarak fâil-i muhtar farz etsek o derece suhulet ve sürat ve vüs’at içinde, zerreden katreden deniz yüzünden seyyarata kadar izn-i İlahî ile öyle işliyor ki şu tasarrufat-ı azîmeyi yalnız bir mahz-ı emir ile yapar, tahayyül edilebilir. Zerre ile seyyare, emrine karşı müsavidirler. Deniz yüzüne verdiği feyzi, zerreye de kabiliyetine göre kemal-i intizam ile verir.
Birinci Temsil: Mesela, şahane bir bağ var ki nihayetsiz meyvedar ve çiçektar masnûlar, içinde bulunuyorlar. Ona nezaret etmek için pek çok hademeler tayin edilmiş. Bir hizmetkârın vazifesi dahi yalnız o bağa yayılacak ve içilecek suyun mecrasındaki deliğin kapağını açmaktır. Ve şu hizmetkâr ise tembellik etti, deliğin kapağını açmadı. O bağın tekemmülüne halel geldi veyahut kurudu. O vakit Hâlık’ın sanat-ı Rabbaniyesinden ve Sultan’ın nezaret-i şahanesinden ve ziya ve hava ve toprağın hizmet-i bendegânesinden başka, bütün hademelerin o sersemden şekvaya hakları vardır. Zira hizmetlerini akîm bıraktı veya zarar verdi. İkinci Temsil: Mesela, cesîm bir sefine-i sultaniyede, âdi bir adam cüz’î vazifesini terk etmesiyle, bütün gemideki vazifedarların netaic-i hidematına halel getirdiğinden ve bazı da mahvettiğinden bütün o vazifedarlar namına gemi sahibi ondan şedit şikayet eder. Kusur sahibi ise diyemez ki: “Ben bir âdi adamım, ehemmiyetsiz ihmalimden şu şiddete müstahak değilim.”
Mesela, şu karyede yani Barla’da iki adam bulunur. Birisinin yüzde doksan dokuz ahbabı İstanbul’a gitmişler, güzelce yaşıyorlar. Yalnız bir tek burada kalmış, o dahi oraya gidecek. Bunun için şu adam İstanbul’a müştaktır, orayı düşünür. Ahbaba kavuşmak ister. Ne vakit ona denilse “Oraya git!”, sevinip gülerek gider. İkinci adam ise yüzde doksan dokuz dostları buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı ne görür ne de görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler, zanneder. Şu bîçare adam ise bütün onlara bedel yalnız bir misafire ünsiyet edip teselli bulmak ister. Onunla o elîm âlâm-ı firakı kapamak ister.
Bir neferin veya bir taburun zaferli harbini bir nizam ve kanun-u askeriyeye isnad edip kumandanından, padişahından, hükûmetinden ve kasdî harekâttan alâkasını keser misillü âsi bir divane olur. Hem meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi bir tırnak kadar bir odun parçasından çok mu’cizatlı bir usta, yüz okka muhtelif taamları, yüz arşın muhtelif kumaşları yapsa bir adam o odun parçasını gösterip dese: “Bu işler, tabiî ve tesadüfî olarak bundan olmuş.” o ustanın hârika sanatlarını, hünerlerini hiçe indirse ne derece bir hamakattir.
Bu Risalede Geçen Ayetler
Bkz. 14. Söz'de Geçen Ayetler Listesi
Bu Risalede Geçen Hadisler
- Risalede Nasıl Geçtiği: …melekler hakkında Muhbir-i Sadık’ın tasvir ettiği mesela, kırk binler başlı, her bir başta kırk binler lisan ve her lisanda kırk binler tarzda tesbihat ettiklerini…
Kaynağı: Sahih-i Müslim Kitab-üs Selam 124; Tirmizi Tefsir-i Sure 2/34 vb
Kaynaklarda geçen şekli: Ben Mi'rac gecesinde, Sidret-ül Münteha yanında bir melek gördüm. O uzunluk ve genişlikte hiç melek görmemiştim. Onun uzunluğu bir milyon sene ve yetmiş bin başı vardı. Herbir başta yetmiş bin vechi, herbir vecihte yetmiş bin lisanı vardı. ilh..." (Tefsir-i Ruh-ul Beyan'daki hadis) - Risalede Nasıl Geçtiği: …öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîm’in emriyle ehl-i imanın fâni malını, sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir ve küfran-ı nimetten gelen günahlara keffarettir.
Kaynağı: Müslim, Birr, 49
Kaynaklarda geçen şekli: Batan bir diken bile olsa başına gelen her musibet/acı, Müslüman"ın günahlarına kefaret olur. - Risalede Nasıl Geçtiği: Çünkü o masumların fâni malları, onların hakkında sadaka olup bâki bir mal hükmüne geçtiği gibi fâni hayatları dahi bir bâki hayatı kazandıracak derecede bir nevi şehadet hükmünde olarak…
Kaynağı: Nesâî, Cihâd, 48; İbn Mâce, Cihâd, 17
Kaynaklarda geçen şekli: Yıkıntı altında kalarak ölmek şehitliktir.
Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı
- Bütün âlemlerin Rabb’i ve Hâkim
- Âdil
- Allah
- Celil
- Cemil
- Ezel ve ebed Sultanı
- Fâtır-ı Zülcelal
- Hakîm
- Hakîm-i Rahîm
- Hâlık
- Hâlık-ı arz ve semavat
- Kadîr
- Kadîr-i Mutlak
- Kadîr-i Zülcelal
- Kâinat Sultanı
- Kayyumiyet
- Mukaddiru’n-Nur
- Münevviru’n-Nur
- Nakkaş-ı Zülcelal
- Nur
- Nuru’n-Nur
- Rab
- Rahîm
- Rububiyet
- Sâni’
- Sâni’-i Kadîr
- Sâni’-i Zülcelal
- Sultan
- Uluhiyet
- Zat-ı Zülcelal
Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
- Habibullah
- Muhbir-i Sadık
Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
- Kur’an
- Kur’an-ı Hakîm
Bu Risalede Geçen Salavatlar
Bu Risalede Geçen Dualar
Bu Risalede Geçen Zikirler
Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler
- Ölümden ürküp kabirden korkup başını çevirme. Merdane kabre bak; dinle, ne talep eder. Erkekçesine ölümün yüzüne gül; bak, ne ister.
Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler
- Başını kuma sokmak
- Perde çekmek
- Tokatlamak
- Yüzüne gülmek
Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler
- Hadisler Kur'an'ın hakiki müfessiridir.
Aslı: Kur’an’ın müfessir-i hakikisi olan hadîs - İnsan ve hayvan alemi 1.000 ve 50.000 sene uzunluğundaki Kur'an günleriyle 6 gün yaşar.
Aslı: ...hem belki bin ve elli bin sene gibi uzun zamandan ibaret olan eyyam-ı Kur’aniye ile insan dünyası ve hayvan âlemi altı günde yaşayacağına… - Çeşitli şeyler bir cemaat şekline girse bir şahs-ı manevîsi olur.
Aslı: Müteaddid eşya bir cemaat şekline girse bir şahs-ı manevîsi olacaktır. - Bir araya gelen şeyler ittihat ettiğinde bir melek onu ve tesbihini temsil eder.
Aslı: Eğer o cemiyet, imtizaç edip ittihat şeklini alsa onu temsil edecek bir şahs-ı manevîsi, bir nevi ruh-u manevîsi ve vazife-i tesbihiyesini görecek bir melek-i müekkeli olacaktır. - Bir adem hadsiz ademi netice verirken vücut kendine göre meyve verir.
Aslı: Tek bir adem, hadsiz ademleri intac eder. Fakat vücud kendine göre semere verir. - Bir şey ancak tüm şartları yerine geldiğinde ortaya çıkar, ama tek bir şartının yokluğuyla ortadan kalkar.
Aslı: Bir şeyin vücudu, bütün şerait ve esbabın vücuduna mütevakkıf olduğu halde; o şeyin ademi, intifası, tek bir şartın intifasıyla ve tek bir cüzün ademiyle netice itibarıyla mün’adim olur. - Tahrip tamirden çoğu defa daha kolaydır.
Aslı: Tahrip, tamirden pek çok defa eshel olduğu… - İnsanın aczi ve fakrı gittikçe artıyor, yolculuğu hızlanıyor.
Aslı: Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor. - Musibette başkalarıyla beraberlik öbür dünyada esassızdır.
Aslı: herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise kabrin öbür tarafında pek esassızdır. - Depremler dünyanın vahiy ve ilham ile sarsılmasıyladır.
Aslı: Küre-i arz, hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. - Büyük suçların davaları büyük mahkemelerde, küçük suçlarınki küçük mahkemelerde görülür.
Aslı: Büyük hatalar ve cinayetler tehir ile büyük merkezlerde ve küçücük cinayetler tacil ile küçük merkezlerde verildiği gibi… - Umum musibet çoğunluğun hatasından kaynaklanır.
Aslı: Umumî musibet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle… - Dünyanın imtihanı hakikatların perdeli kalmasını gerektirir.
Aslı: İmtihan ve teklif iktiza ederler ki hakikatler perdeli kalıp…
Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler
- Ramazan-ı şerifin teravih vaktinde kemal-i neşe ve sürur ile sarhoşçasına gayet heveskârane şarkıları ve bazen kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyet’in her köşesinde cazibedarane işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.
Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler
- ...ehl-i gafletin lisanında tabiat denilen bu kitabet-i fıtriye…
- Deme: “Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur.”
- Güneşin bir maddesi, elektrikle çarpmasıdır.
Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar
- Ebu Bekir (ra) ve Ebu Cehil: İmtihan ve teklif iktiza ederler ki hakikatler perdeli kalıp tâ müsabaka ve mücahede ile Ebubekirler a’lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebucehiller esfel-i safilîne girsinler. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar Ebucehiller aynen Ebubekirler gibi teslim olup mücahede ile manevî terakki kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı.
- Ebu Cehil: Ebucehil’den ziyade muzaaf bir echeliyet gösterir.
Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler
Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Sözler: On Dördüncü sözün içinde olduğu büyük kitap
- 14. Söz'de Geçen Ayetler Listesi
- Zelzele: 14. Söz'ün zeylinin konusu
- 1939 İzmir Depremi: 14. Söz'ün hatimesinde ve zeylinde atıfta bulunulan deprem
- 1939 Erzincan Depremi: 14. Söz'ün zeylinde atıfta bulunulan deprem
Önceki Risale: On Üçüncü Söz ← Sözler → On Beşinci Söz: Sonraki Risale
Kaynakça
- ↑ https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-kulliyatinin-telif-tarihleri-hakkinda-kronolojik-bilgi-verir-misiniz
- ↑ Bu kelimede büyük bir hakikat hazinesinin anahtarına işaret var.
- ↑ https://www.risale.online/soru-cevap/erzincan-zelzelesi