On Beşinci Mektup
Önceki Risale: On Dördüncü Mektup ← Mektubat → On Altıncı Mektup: Sonraki Risale
Bu risaleyi okumak için On Beşinci Mektup okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için On Beşinci Mektup (Kur'an Hattı) sayfasına gidin
On Beşinci Mektup Bediüzzaman'ın 1 Mart 1927 tarihinden itibaren zorunlu ikamete tabi tutulduğu Barla'da telif ettiği eserlerdendir ve Mektubat kitabının 15. risalesidir. Altı mühim suale altı ehemmiyetli cevap içerir. Velilerden daha yüksek makamda olan sahabelerin fitneyi çevirenleri keşfedememe sebebine dair birinci sualin cevabında sahabelerin büyük velayet sahibi olup keşif ve kerametin bu tür velayette az olduğu, fesat umumi olduğundan birkaç kişiyi keşfetmekten ziyade genel hali düzeltmek gerektiği ve bu tip şeyleri bilmenin ancak Cenab-ı Allah'ın bildirmesiyle olabileceği beyan edilir. Hz. Ali zamanında başlayan savaşlara dair ikinci sualin cevabında Cemel vakasının adalet-i mahza ile adaleti izafinin mücadelesi, Sıffin harbinin hilafet ve saltanatın savaşı, Hz. Hasan ve Hüseyin'in Emevilerle mücadelesinin din ile milliyet muharebesi olduğu ve Al-i Beytin maddi saltanattan ziyade manevi saltanatla vazifeli oldukları izah edilir. O mübarek zatların başına gelen o feci muamelenin hikmetine dair üçüncü sualde dört zahiri sebep açıklandıktan sonra kader noktasında o zatlar için çok büyük manevi mükafat ve mertebeler bulunduğu beyan edilir. Ahir zaman hadiselerine dair dördüncü sualin cevabında ahir zamanda dinsizliğin iki cereyanının kuvvet bulacağı, birincisinde İslam şeriatının tahrip etmeye çalışan İslam Deccaline (Süfyan) karşı Mehdi ve cemaatinin, ikincisinde tabiatçılık ve maddecilik cereyanıyla dinsizliği neşreden büyük Deccale karşı Hz. İsa'nın ve ona tabi olanların mücadele edip bu dinsizlik cereyanlarını mağlup edecekleri izah edilir. Daha sonra kıyamete yakın tekrar bir dinsizlik cereyanının galip olacağı, azınlıkta kalan müminlerin kıyamete kadar devam edeceği yalnızca kıyamet kopacağı zaman kıyametin dehşetlerini görmemeleri için Allah'ın onların ruhlarını daha evvel kabzedileceği ve kıyametin kâfirlerin başına kopacağı beyan edilir. Beşinci sualin cevabında kıyametin olaylarından kabirdekilerin derecelerine göre etkileneceği açıklanır. Kasas suresinin "Allah'tan (veya yüzünü Allah'a dönenlerden) başka her şey yok olacaktır" mealindeki 88. ayetinin ahireti de kapsayıp kapsamadığına dair altıncı sualin cevabında fena-yı mutlak'ın (ebediyen yok olma) söz konusu olmadığı, var olanı yok etmenin ve yok olanı var etmenin Allah'ın kudretine göre çok kolay olduğu ve her şeyin mana-yı ismiyle yani kendine bakan cihetle "hiç" olduğu ama mana-yı harfiyle yani Allah'a bakan cihetle Allah'ın isimlerini gösterdiğinden "hiç" olmadığı izah edilir.
Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti
İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler
Diğer İsimleri
Telif Dili
Türkçe
Telifiyle İlgili Bilgiler
15. Mektup 1930 yılı civarında Barla'da telif edilmiştir.[1]
Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler
Kur'an harfleriyle kitap basımının 1928 yılında yasaklanması üzerine ilk başta elle çoğaltılan bu risale 1946 yılından sonra evvela İnebolu, sonra Isparta'da teksir makinesiyle Kur'an harfleriyle çoğaltıldı. Bediüzzaman'ın izin ve teşviğiyle 1956-1959 yıllarında matbaalarda Latin harfleriyle büyük kitaplar basıldığında Mektubat kitabının içinde yer almıştır.
İçeriği
- Sual: Velilerden daha yüksek makamda olan sahabelerin fitneyi çevirenleri keşfedememe sebebi
- Sual: Hz. Ali zamanında başlayan savaşların hikmeti
- Sual: O mübarek zatların başına gelen o feci muamelenin hikmeti
- Sual: Ahirzamandaki hadiseleri
- Sual: Kıyametin olaylarından kabirdekilerin etkilenip etkilenmeyeceği
- Sual: "Allah'tan (veya yüzünü Allah'a dönenlerden) başka her şey yok olacaktır" ayetinin ahireti de kapsayıp kapsamadığı
Uzunluğu
12 büyük sayfa
Ekleri
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler
- Mektubat adlı büyük tamamı mevcuttur.
- 1. Sual ve cevabı Hakikat Nurları adlı küçük kitapta mevcuttur.
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler
Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler
Bu Risaleye Atıflar
Hazret-i İsa aleyhisselâmın Deccal’ı öldürmesi hem Birinci Mektup’ta ve hem On Beşinci Mektup’ta gayet muhtasar ve size kâfi bir cevap vardır.
Bu Risaledeki Tevafuklar
Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım
Altı mühim suale, altı ehemmiyetli cevaptır.
Birinci Sual: “Sahabeler, velilerden büyük oldukları halde; sahabenin içindeki fitneyi çeviren müfsidleri neden nazar-ı velayetle keşfedemediler? Tâ dört Hulefa-yı Raşidîn’den üçünün şehadetleriyle neticelendi?” İki mühim makamla cevap veriliyor.
İkinci Sual: “Hazret-i Ali’nin (ra) zamanındaki muharebelerin mahiyeti nedir? O harpte ölen ve öldürenlere ne nam verilir?” Gayet mühim ve merak-âver bir cevap verilmiş.
Üçüncü Sual: “Âl-i Beyt’in başına gelen feci ve gaddarane muamelenin hikmeti nedir?” Gayet mühim bir cevap veriliyor.
Dördüncü Sual: “Âhir zamanda Hazret-i İsa’nın (as) nüzulü ve Deccal’ı öldürmesi ve insanlar umumiyetle din-i hakkı kabul etmesi ve kıyamet vaktinde Allah Allah diyenler bulunmaması rivayet ediliyor. Böyle umumiyetle imana geldikten sonra nasıl küfre gidilir?” suallerine karşı, merak-âver ve hakiki bir mühim cevap veriliyor.
Beşinci Sual: “Kıyametin hâdisatından ervah-ı bâkiye müteessir olacaklar mı?” cevabında, mühim bir hakikat beyan ediliyor.
Altıncı Sual: “ كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ âyetinin hükmü; âhirete, cennete ve cehenneme ve ehillerine şümulü var mı, yok mu?” cevabında, gayet mühim ve merak-âver ve kuvvetli bir cevap verilir.
Bu risaledeki sualleri merak edenlere bu risale bir iksir-i a’zamdır.
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Bu Risaledeki Temsiller/Misaller
Mesela, nasıl ki dün geceki Leyle-i Kadre ulaşmak için iki yol var:
Biri: Bir sene gezip dolaşıp tâ o geceye gelmektir. Bu kurbiyeti kazanmak için bir sene mesafeyi tayyetmek lâzım gelir. Şu ise ehl-i sülûkun mesleğidir ki ehl-i tarîkatın çoğu bununla gider.
İkincisi: Zamanla mukayyed olan cism-i maddî gılafından sıyrılıp tecerrüdle ruhen yükselip dün geceki Leyle-i Kadri öbür gün Leyle-i İyd ile beraber bugünkü gibi hazır görmektir. Çünkü ruh zamanla mukayyed değil. Hissiyat-ı insaniye ruh derecesine çıktığı vakit, o hazır zaman genişlenir. Başkalarına nisbeten mazi ve müstakbel olan vakitler, ona nisbeten hazır hükmündedir.
Mesela, güneş bize yakındır çünkü ziyası, harareti ve misali âyinemizde ve elimizdedir. Fakat biz ondan uzağız. Eğer biz nuraniyet noktasında onun akrebiyetini hissetsek, âyinemizdeki misalî olan timsaline münasebetimizi anlasak, o vasıta ile onu tanısak; ziyası, harareti, heyeti ne olduğunu bilsek onun akrebiyeti bize inkişaf eder ve yakınımızda onu tanıyıp münasebettar oluruz.
Eğer biz bu’diyetimiz nokta-i nazarından ona yakınlaşmak ve tanımak istesek, pek çok seyr-i fikrîye ve sülûk-u aklîye mecbur oluruz ki kavanin-i fenniye ile fikren semavata çıkıp semadaki güneşi tasavvur ederek, sonra mahiyetindeki ziya ve harareti ve ziyasındaki elvan-ı seb’ayı uzun uzadıya tetkikat-ı fenniye ile anladıktan sonra, birinci adamın kendi âyinesinde az bir tefekkürle elde ettiği kurbiyet-i maneviyeyi ancak elde edebiliriz.
Nasıl ki bir nefer, bir saat işkence altında şehit edilse öyle bir mertebeyi bulur ki on sene başkası çalışsa ancak o mertebeyi bulur. Eğer o nefer şehit olduktan sonra ona sorulabilse “Az bir şey ile pek çok şeyler kazandım.” diyecektir.
Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zabitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşi bir adam, herkese her askere bir nevi padişahlık ve bir gûna hâkimiyet verir.
Nasıl ki bir insan, sıcak bir yerde iken, hariçte kar ve tipi içinde titreyenleri görse akıl ve vicdan itibarıyla müteessir olur.
Bu Risalede Geçen Ayetler
Bkz. 15. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
Bu Risalede Geçen Hadisler
- Risalede Nasıl Geçtiği: Hazret-i Ömer’in (ra) minber üstünde, bir aylık mesafede bulunan Sâriye namındaki bir kumandanına يَا سَارِيَةُ اَلْجَبَلَ اَلْجَبَلَ deyip Sâriye’ye işittirip sevkü’l-ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası
Meali: Ey Sâriye, dağa dikkat et, dağa!
Kaynağı: Taberî, Tarihü'l-Ümem ve'l-Mülûk, 2:380; Ebû Nuaym, ed-Delâil, 3:210,211; Beyhakî, Delâilü'n-Nübüvve: 6:370; Süyûtî, Târihü'l-Hulefâ, s.128; İbni Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 7:131
Kaynaklarda geçen şekli: - Risalede Nasıl Geçtiği: اِذَا جَاءَ الْقَدَرُ عُمِىَ الْبَصَرُ ve Kader konuşursa, ihtiyar-ı beşer susar
Meali:
Kaynağı: Müstedrek-ül Hakim 2/350 ve 405; EI-Metalib-ül Afiye 3/234; Müsned-i Ahmed 5/234; Mecma-uz Zevaid 10/146; Tefsir-i İbn-i Kesir 3/309
Kaynaklarda geçen şekli: (Tefsir-i İbn-i Kesir) Kader nazil olduğu zaman, göz kör olur, dikkat de dağılır - Risalede Nasıl Geçtiği: اَلْاِسْلَامِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ لَا فَرْقَ بَيْنَ عَبْدٍ حَبَشِىٍّ وَسَيِّدٍ قُرَيْشِىٍّ اِذَا اَسْلَمَا
Meali: İslâm, Câhiliyetten kalma ırkçılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır. Müslüman olduktan sonra, Habeşli bi köle ile Kureyşli bir efendi arasında hiçbir fark yoktur.
Kaynağı: Buharî, Ahkâm: 4, İmâra: 36, 37; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Tirmizî, Cihâd: 28, İlim: 16, Nesâî, Bey'a: 26; İbni Mâce, Cihad: 39; Müsned, 4:69, 70, 199, 204, 205, 5:381, 6:402, 403
Kaynaklarda geçen şekli: Bu ibare, İslâmiyet öncesi câhiliye âdetlerine dönmekten men eden hadislerden iktibas edilmiştir. Bunlardan birisi şöyledir: "İslâm dini, kendinden önceki bâtıl olan fiil, hareket, âdet ve inanışları keser, kaldırır." Başka bir hadis: "Başınıza emir olarak bir Habeşi köle de gelse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz!" - Risalede Nasıl Geçtiği: Hadîs-i sahihte rivayet edilen “Hazret-i İsa aleyhisselâmın geleceğini ve şeriat-ı İslâmiye ile amel edeceğini, Deccal’ı öldüreceğini” imanı zayıf olanlar istib’ad ediyorlar.
Kaynağı: (Hazret-i İsa'nın (A.S.) Deccal'ı öldüreceği hakkında gelen hadisler mütevatirdir ve bütün hadis kitaplarında da mevcuddur) Cem'-ül Cevami' - Suyuti 1/1006; Tirmizi hadis no: 2244; Sahih-i İbn-i Hibban hadis no: 1901; Müsned-i Ahmed 4/226
Kaynaklarda geçen şekli: İsa (A.S.) Deccal'ı Şam arazisindeki Remle Mevkiinde, Ludd Kapısı arkasında on yedi arşın uzakta iken öldürecektir (Suyuti) - Risalede Nasıl Geçtiği: Yeryüzünde Allah Allah diyenler bulundukça kıyamet kopmaz.
Meali:
Kaynağı: Sahih-i Müslim 1/131, 4/2268; Sahih-i İbn-i Hibban 8/299; Müstedrek-ül Hakim 4/493, 494 ve 495 iki ayrı ayrı tarikle; Müsned-i Ahmed 3/107, 201 ve 268
Kaynaklarda geçen şekli: (1) Kıyamet kopmayacak, ta ki, yeryüzünde "Allah Allah!" denilmediği bir zamana kadar. (2) Kıyamet kopmayacak, ancak insanların şerlileri başında patlar. (3) Kıyamet kopmaz, ancak insanların sapıklık ve dalalet geçirdiği bir zamanda olacaktır. - Risalede Nasıl Geçtiği: O hadîsin ve Süfyan ve Mehdi hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mana budur ki:
Meali:
Kaynağı: Müstedrek-ül Hakim 4/520; Kenz-ül Ummal 14/272; EI-Feth-ül Kebir 1/51, El-Fetavi-l Hadisiye - Heysemi sh: 27-34; El-Havi Lil-Fetava - Suyuti 2/213-247 vb.
Kaynaklarda geçen şekli: Ahirzamanda bir adam çıkacak, ona Süfyani denilecektir. Bu şahıs, "Dimeşk Şam Kıtasının derinliklerinde zuhur edecek, ona ittiba edenlerin ekserisi "Kelb" kabilesindendir. Bu Süfyani öyle katl ve kıtal yapacak ki, hatta kadınların karınlarını yaracak, içindeki çocukları dahi öldürecektir ... Sonra benim Ehl-i Beytimden bir adam çıkacak. Onun bu çıkışı, Süfyani Deccal'a haber olarak ulaşacak. Süfyani, bu zatın üstüne bir ordu gönderecek. (Müstedrek-ül Hakim) - Risalede Nasıl Geçtiği: Deccal’ın bir yalancı cenneti var, kendine tabi olanları ona atar. Hem yalancı bir cehennemi var, tabi olmayanları ona atar. Hattâ o, kendi merkebinin de bir kulağını cennet gibi bir kulağını da cehennem gibi yapmış. Azamet-i bedeniyesi bu kadardır, şu kadardır…
Meali:
Kaynağı: (Bu cümle ayrı ayrı bir kaç rivayet şeklinin mealleridir) Mişkat-ül Masabih hadis no: 5493; Muhtasar-ı Tezkiret-ül Kurtubi - Şa'rani sh: 146-148; Türkçe Terceme Riyaz-us Salibin 3/330; Müsned-ül Firdevs 5/510 ve 512; Tarih-ül Kebir - Buhari 1/199; El-Metalib-ül Aliye 3/325-327, 4/357; Ramuz-ül Ehadis sh: 207
Kaynaklarda geçen şekli: Deccal çıktığı zaman bir kumral eşeğe binmiş olarak çıkacak. O eşeğin iki kulağı arası yetmiş karıştır. Beraberinde yetmiş bin yahudi olacaktır. - Risalede Nasıl Geçtiği: Yoksa ekalliyette kalan veyahut mağlup düşen ehl-i hak, kıyamete kadar bâki kalacak; yalnız, kıyametin kopacağı anında, kıyametin dehşetlerini görmemek için bir eser-i rahmet olarak ehl-i imanın ruhları daha evvel kabzedilecek, kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır.
Meali:
Kaynağı: Şerh-üs Sünne 15/90; Müsned-ül Firdevs 5/88; El-Metalib-ül Aliye hadis no: 4582 (İmam-ı Busiri hadisin sıhhatine hükmetmiş); Kenz-ül Ummal 15/229; Şuab-ül İman - Beyhaki 2/191; Mu'cem-üt Taberani El-Kebir 3/3037
Kaynaklarda geçen şekli: Kıyamet, mü'minlerin başında kopmaz. Cenab-ı Allah kıyametin kopacağına yakın bir zamanda bir rüzgar gönderir. O rüzgarın dalgalanmasıyla, imanı olan hiçbir mü'min kalmayacak, ruhunu teslim edecektir. Allah onlara rahmet eylesin. - Risalede Nasıl Geçtiği: Melaikelerin tecelliyat-ı kahriyede kendilerine göre müteessir oldukları gibi müteessir olurlar.
Kaynağı: Buhârî, Bedʾü’l-Halk; Tefsîr, Sebe’ 23; Ayrıca Nahl suresi ayet: 50 (Meali: Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve emrolunduklarını yaparlar.)
Kaynaklarda geçen şekli: Allah vahyi semada konuştuğu zaman, melekler O’nun sözünden bayılmış gibi yere kapanırlar. Kalplerindeki korku gidince: ‘Rabbiniz ne buyurdu?’ derler.
Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı
- Allah
- Cenab-ı Hak
- Hakîm
- Hakîm-i Zülcelal
- Kadîr-i külli şey’
- Kadîr-i Mutlak
- Zat-ı Akdes-i İlahî
Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
- Ahmed
- Muhbir-i Sadık
Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
- Kur’an
- Kur’an-ı Hakîm
Bu Risalede Geçen Salavatlar
Bu Risalede Geçen Dualar
Bu Risalede Geçen Zikirler
Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler
Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler
Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler
- Küçük sahabeler büyük velilerden daha büyük
- Evliyanın kerametleri ise ekserisi ihtiyarî değil.
- Ruh zamanla mukayyed değil. Hissiyat-ı insaniye ruh derecesine çıktığı vakit, o hazır zaman genişlenir.
- Nübüvvet ve veraset-i nübüvvetteki velayet, sırr-ı akrebiyetin inkişafına bakar. Velayet-i saire ise ekseri kurbiyet esası üzerine gider.
- Ehvenü’ş-şerri ihtiyar
- İçtihad eden hakkı bulsa iki sevap var. Bulmazsa bir nevi ibadet olan içtihad sevabı olarak bir sevap alır. Hatasından mazurdur.
- Sahabelerin muharebesinde kıyl ü kāl etme. Çünkü hem kātil ve hem maktûl ikisi de ehl-i cennettirler.
- Bir masumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir fert dahi umumun selâmeti için feda edilmez. Cenab-ı Hakk’ın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için bir ferdin rızası bulunmadan hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına rızasıyla olsa o başka meseledir.
- Adalet-i mahza kabil-i tatbik ise adalet-i izafiyeye gidilmez, gidilse zulümdür.
- Unsuriyet ve milliyet esasları, adaleti ve hakkı takip etmediğinden zulmeder.
- Hazret-i İsa aleyhisselâmın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevîlik dini
- Deccal’ın yalancı cenneti ise medeniyetin cazibedar lehviyatı ve fanteziyeleridir.
- El-hükmü li’l-ekser
- Bazı müfrit fikirli ehl-i keşfin hükmettikleri fena-yı mutlak ise hakikat değildir.
- Zat-ı Akdes-i İlahî madem sermedî ve daimîdir, elbette sıfâtı ve esması dahi sermedî ve daimîdirler.
- Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var.
- Her şey, mana-yı ismiyle ve kendine bakan vecihte hiçtir… Fakat Cenab-ı Hakk’a bakan vecihte ise yani mana-yı harfiyle olsa hiç değil.
Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler
Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler
- Sahabelerin velayeti, velayet-i kübra denilen, veraset-i nübüvvetten gelen, berzah tarîkına uğramayarak doğrudan doğruya zahirden hakikate geçip akrebiyet-i İlahiyenin inkişafına bakan bir velayettir ki o velayet yolu, gayet kısa olduğu halde gayet yüksektir. Hârikaları az fakat meziyatı çoktur. Keşif ve keramet orada az görünür.
- Bu keşif ve kerametlerin ekserisi de seyr ü sülûk zamanında, tarîkat berzahından geçtikleri vakit, âdi beşeriyetten bir derece tecerrüd ettiklerinden hilaf-ı âdet hâlâta mazhar olurlar.
- Sahabeler ise sohbet-i nübüvvetin in’ikasıyla ve incizabıyla ve iksiriyle, tarîkattaki seyr ü sülûk daire-i azîminin tayyına mecbur değildirler. Bir kademde ve bir sohbette zahirden hakikate geçebilirler.
- Kader söylese iktidar-ı beşer konuşmaz, ihtiyar-ı cüz’î susar.
- Münakaşa-i içtihadiye siyasete girdiği için muharebeyi intac etmiştir.
- Hem kātil hem maktûl ikisi de ehl-i cennettir
- Hazret-i Ali’nin içtihadı musîb ve mukabilindekilerin hata ise de yine azaba müstahak değiller.
- Hazret-i İmam-ı Ali, ahkâm-ı dini ve hakaik-i İslâmiyeyi ve âhireti esas tutup saltanatın bir kısım kanunlarını ve siyasetin merhametsiz mukteziyatlarını onlara feda ediyordu.
- Rabıta-i diniye yerine rabıta-i milliye ikame edilmez; edilse adalet edilmez, hakkaniyet gider.
- Hasan ve Hüseyin ve onların hanedanları ve nesilleri, manevî bir saltanata namzet idiler… âdi valiler yerine, evliya aktablarına merci oldular.
- O cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa aleyhisselâmın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslâmiyet’e inkılab edecektir. Ve Kur’an’a iktida ederek o İsevîlik şahs-ı manevîsi tabi ve İslâmiyet metbu makamında kalacak; din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.
- Hazret-i İsa aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakiki İsa olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u iman ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.
Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar
- Yakub (as): Hazret-i Yakub aleyhisselâmın verdiği cevap ile cevap veririz. (Hâşiye: زِ مِصْرَشْ بُوىِ پٖيرَاهَنْ شِنٖيدٖى
چِرَا دَرْ چَاهِ كَنْعَانَشْ نَدٖيدٖى
بَگُفْتْ اَحْوَالِ مَا بَرْقِ جِهَانَسْتْ
دَمٖى پَيْدَا وُ دٖيگَرْ دَمْ نِهَانَسْتْ
گَهٖى بَرْ طَارُمِ اَعْلٰى نِشٖينَمْ
گَهٖى بَرْ پُشْتِ پَاىِ خُودْ نَبٖينَمْ)
Meali: Ne için Mısır'dan gelen gömleğinin kokusunu işittin de, yakınında bulunan Ken'an Kuyusundaki Yusuf'u görmedin? Cevaben demiş ki: "Bizim halimiz şimşekler gibidir; bazan görünür, bazan saklanır. Bazı vakit olur ki, en yüksek mevkide oturup her tarafı görüyoruz gibi oluruz. Bazı vakitte de ayağımızın üstünü göremiyoruz."
Kaynağı: Türkçe Tercümesi Gülistan Sa'di-i Şirazi sh: 88 hikaye no: 51 - Molla Halil Siirdi: Bizde gayet meşhur ve sözü hüccet bir zat-ı muhakkik Kürtçe demiş ki: ژٖى شَرِّ صَحَابَانْ مَكَه قَالُ و قٖيلْ لَوْرَا جَنَّتٖينَه قَاتِلُ و هَمْ قَتٖيلْ."
Meali: Yani sahabelerin muharebesinde kıyl ü kāl etme. Çünkü hem kātil ve hem maktûl ikisi de ehl-i cennettirler.
Kaynağı: Nehc-ul Enam - Malla Halil-i Siirdi sh: 18 - Sahabe: Sahabeler nazar-ı velayetle müfsidleri neden keşfedemediler?
- Hulefa-yı Raşidin: Tâ Hulefa-yı Raşidîn’in üçünün şehadetini netice verdi.
- Yahudiler: O hâdisata sebebiyet veren ve fesadı çeviren birkaç Yahudi’den ibaret değildir ki onları keşfetmekle fesadın önü alınsın.
- Ömer: Bâhusus bazıların gurur-u millîleri, Hazret-i Ömer’in (ra) darbeleriyle dehşetli yaralandığından seciyeten intikama fırsat beklerlerdi.
- Sariye: Hazret-i Ömer’in (ra) minber üstünde, bir aylık mesafede bulunan Sâriye namındaki bir kumandanına…
- Firuz: …neden yanındaki kātili Firuz’u o keskin nazar-ı velayetiyle görmedi?
- Yusuf (as): Ne için Mısır’dan gelen gömleğinin kokusunu işittin de yakınında bulunan Ken’an Kuyusu’ndaki Yusuf’u görmedin?
- Ali: Hazret-i Ali (ra) zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir?
- Talha Bin Ubeydullah: Cemel Vak’ası denilen Hazret-i Ali ile Hazret-i Talha ve Hazret-i Zübeyr ve Âişe-i Sıddıka radıyallahu teâlâ anhüm ecmaîn arasında olan muharebe, adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir.
- Zübeyr Bin Avvam:
- Aişe:
- Şeyheyn (Halife): Hazret-i Ali, adalet-i mahzayı esas edip Şeyheyn zamanındaki gibi o esas üzerine gitmek için içtihad etmiş.
- Muaviye: Amma Hazret-i İmam-ı Ali’nin Vak’a-i Sıffîn’de, Hazret-i Muaviye’nin taraftarlarıyla muharebesi ise hilafet ve saltanatın muharebesidir.
- Hasan: Hazret-i Hasan ve Hüseyin’in Emevîlere karşı mücadeleleri ise din ile milliyet muharebesi idi.
- Hüseyin:
- Emeviler:
- Araplar: Arap milletine karşı bir fikr-i intikam bulunması Hazret-i Hüseyin ve taraftarlarının safi ve parlak mesleklerine halel verip mağlubiyetlerine sebep olmuş.
- Yezid: Emevîlerin Hâşimîlere karşı an’anesindeki rekabet damarı, Yezid gibi bazılarda bulunduğu için şefkatsiz bir gadre kabiliyet göstermişti.
- Haşimiler:
- İsa (as): Âhir zamanda Hazret-i İsa aleyhisselâm Deccal’ı öldürdükten sonra, insanlar ekseriyetle din-i hakka girerler.
- Deccal:
- Süfyan: O hadîsin ve Süfyan ve Mehdi hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mana budur ki:
- Mehdi:
- Al-i Beyt: Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranisine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beyt’ten Muhammed Mehdi isminde bir zat-ı nurani, o Süfyan’ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.
- Nemrud: bir cereyan-ı Nemrudane
- İsevilik: Hazret-i İsa aleyhisselâmın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevîlik dini
- Cebrail: Hazret-i Cibril’in “Dıhye” suretine girmesi gibi
- Dıhyet-ül Kelbi:
- Togo Heihachiro: Bir vakit Japonya’nın Başkumandanının resmi, bir ayağı Bahr-i Muhit’te, diğer ayağı on günlük mesafedeki Port Artur Kalesinde tasvir edilmiş.
- Zebani: Bîçare ehl-i diyanet ve ehl-i İslâm için medeniyet elinde cehennem zebanisi gibi tehlike getirir, esaret ve sefalet altına atar.
- A'yan-ı Sabite: Daire-i ilim içinde bulunan adem ise adem-i haricîdir ve vücud-u ilmîye perde olmuş bir unvandır. Hattâ bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik “a’yân-ı sabite” tabir etmişler.
Kaynağı: Külliyat-ı Ebu-l Beka sh: 61; Tarifat-ı Seyyid Şerif sh: 107; Cami-ül Usul Şeyh Ahmed Ziyaeddin sh: 240
Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler
- Mısır: Ne için Mısır’dan gelen gömleğinin kokusunu işittin de yakınında bulunan Ken’an Kuyusu’ndaki Yusuf’u görmedin?
- Kenan:
- Sıffin Vakası: Amma Hazret-i İmam-ı Ali’nin Vak’a-i Sıffîn’de, Hazret-i Muaviye’nin taraftarlarıyla muharebesi ise hilafet ve saltanatın muharebesidir.
- Bahr-i Muhit: Bir vakit Japonya’nın Başkumandanının resmi, bir ayağı Bahr-i Muhit’te, diğer ayağı on günlük mesafedeki Port Artur Kalesinde tasvir edilmiş.
- Port Arthur:
Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler
- Cemel Vak'ası: Cemel Vak’ası denilen Hazret-i Ali ile Hazret-i Talha ve Hazret-i Zübeyr ve Âişe-i Sıddıka radıyallahu teâlâ anhüm ecmaîn arasında olan muharebe, adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir.
- Sıffin Vak'ası: Amma Hazret-i İmam-ı Ali’nin Vak’a-i Sıffîn’de, Hazret-i Muaviye’nin taraftarlarıyla muharebesi ise hilafet ve saltanatın muharebesidir.
- Kerbela Hadisesi: Hazret-i Hüseyin rabıta-i diniyeyi esas tutup muhik olarak onlara karşı mücadele etmiş, tâ makam-ı şehadeti ihraz etmiş.
İlgili Resimler/Fotoğraflar
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Mektubat: 15. Mektup'un içinde olduğu büyük kitap
- 15. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
Önceki Risale: On Dördüncü Mektup ← Mektubat → On Altıncı Mektup: Sonraki Risale