On Altıncı Mektup

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Risale: On Beşinci MektupMektubatOn Yedinci Mektup: Sonraki Risale

Bu risaleyi okumak için On Altıncı Mektup okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için On Altıncı Mektup (Kur'an Hattı) sayfasına gidin

On Altıncı Mektup Bediüzzaman'ın 1 Mart 1927 tarihinden itibaren zorunlu ikamete tabi tutulduğu Barla'da telif ettiği eserlerdendir ve Mektubat kitabının 16. risalesidir. Bediüzzaman Risale-i Nur'u telif etmeye başlamadan önceki (içtimai hayatla daha çok alakadar olduğu) hayatını "Eski Said" ve daha sonraki hayatını "Yeni Said" olarak adlandırır ve içtimai hayata ve dünyaya bakan bazı konularda Eski Said diliyle konuştuğunu söyler. Bu mektup da Eski Said diliyle yumuşak bir tonda yazılmıştır. Bediüzzaman Al-i İmran suresinin "Bir kısım insanlar, müminlere: 'Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!' dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve 'Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!' dediler." mealindeki 173. ayetini tefsir babında bazı sorulara cevap verdiği bu mektubu şahsı için değil, dostlarını ve yazdığı risaleleri ehl-i dünyanın evham ve eziyetinden kurtarmak amacıyla yazmıştır. 1. Nokta Kur'an hizmetinin kendisini bu zamanda çoğu yalancılıktan ibaret ve bid’a ve dalalet olan siyasete girmesine izin vermediğine dairdir. 2. Noktada ebedi hayata ciddi çalışıp Kur'an'a selametle hizmet edebilmek için siyasetten çekilmek gerektiğini ve kalpleri bulandırmamak için ehl-i dünyanın hata ve hareketleriyle meşgul olmamamız gerektiğini beyan eder. 3. Noktada başına gelen musibetlere sabretmesinin sebebini açıklar. Eğer yapılanlar nefsinin kusurundan ise nefsinin terbiyesine vesile olacağını, yok eğer İman-Kur'an adına hücum ise Cenab-ı Allah'a havale ettiğini söyler. 4. Noktada sorular bazı evhamlı sorulara verdiği cevaplarda bereketle yaşadığını, gizli maksatlar gütmediğini ve dünyasını sevmediği için ehl-i dünyanın dünyasından çekildiğini söyler. 5. Noktada ehl-i dünyanın zulüm ile kendisine teklif ettikleri bid’akârane kaidelerine karşı onları tam susturacak cevaplar verir.

1928’de çıkan afla hemen hemen herkese vesika verilerek memleketine dönmesine izin verildiği halde Bediüzzaman bu affın dışında tutuldu. Bu risalenin zeylinde vesika almak için neden başvurmadığına dair olan soruya 8 sebep ile cevap verir.

Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti

İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler

Diğer İsimleri

Telif Dili

Türkçe

Telifiyle İlgili Bilgiler

Bu risalede geçen "Dokuz on sene evveldeki Eski Said, bir miktar siyasete girdi." ve "Dört senedir buradayım" cümleleri dayanarak 16. Mektup'un 1931 yılları civarında Barla'da telif edildiği söylenebilir.

Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler

Kur'an harfleriyle kitap basımının 1928 yılında yasaklanması üzerine ilk başta elle çoğaltılan bu risale 1946 yılından sonra evvela İnebolu, sonra Isparta'da teksir makinesiyle Kur'an harfleriyle çoğaltıldı. Bediüzzaman'ın izin ve teşviğiyle 1956-1959 yıllarında matbaalarda Latin harfleriyle büyük kitaplar basıldığında Mektubat kitabının içinde yer almıştır.

İçeriği

  1. Nokta: Siyasete neden yanaşmadığının izahı
  2. Nokta: Siyasetten şiddetlen çekinmesinin sebebi
  3. Nokta: Yapılan zulümlere daynmasının sebebi
  4. Nokta: Evhamlı dört suale cevap: (1) Nasıl geçindiği (2) Gizli gayesinin olmadığı (3) Ehl-i dünyaya küsüp karışmamasının sebebi (4) Kendisine güvenmeyen ehl-i dünyaya cevabı
  5. Nokta: 5 meseleye dairdir (1) Ehl-i dünyanın usul ve elbiselerini kabul etmemesi (2) Dine hizmet eden resmi kurum olmasına rağmen dine hizmet etmesi (3) Bazı dostlarının ondan uzak durması (4) Dünya cereyanlarına karışmaması (5) Dünyayı ahiret uğruna feda etmemenin lüzumu
  • Zeyli: Ehl-i dünyanın Bediüzzaman hakkında evhamları ve memleketine dönmek amacıyla vesikaya neden başvurmadığına dair 8 sebep

Uzunluğu

Toplam 15,5 büyük sayfa


  • İlk kısım: 11 büyük sayfa
  • Zeyli: 4,5 büyük sayfa

Ekleri

  • Ehl-i dünyanın Bediüzzaman hakkında evhamları ve memleketine dönmek amacıyla vesikaya neden başvurmadığına dair 8 sebep

Bu Risale İle İlgili Tevafuklar

Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler

Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler


  • 1. ve 2. Noktalarda yer alan "Siyasete girmeme" sebebinin izahına benzer bir kısım 13. Mektup'un 3. Sual ve Cevabında vardır.

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler

RİSALE-İ NUR'UN HAKKANİYETİNE BİR NUMUNE

TENBİH

Ondokuz sene evvel te'lif edilen bu risaleyi {(Haşiye): Eskişehir ve Denizli Mahkemelerinden kaç sene evvel te'lif edilen bu On Altıncı Mektup, güya üç mahkemeyi görmüş gibi bütün medar-ı itiraz şeyleri reddetmesi, inayet-i İlahiyenin bir nevi ikram kerametine mazhar olduğunu zahir gösteriyor.} okuyan ehl-i insaf ve münevverlerin de vâkıf olup kat'î kanaat getireceği vecihle yüzotuz kitabdan müteşekkil olan Risale-i Nur Külliyatının umum eczaları, siyasî ve dünyevî maksadlardan ârî ve müberra olarak tamamen imanî ve uhrevî bir ruh ve mahiyette te'lif edilmiştir. Bu zahir ve kat'î hakikatı da Eskişehir, Isparta, Denizli ve Afyon Mahkemelerinin yaptığı uzun tahkikat ve gayet ince tedkikat teyid etmiştir. Bu itibarla yirmi aydan fazladır Afyon Mahkemesinde mevkuf tutulan ve Mahkeme-i Temyizce hiçbir eserde suç mevzuu teşkil edecek en küçük bir nokta bile gösterilmeyen ve yüzbinlerle kimselerin imanını kurtaran ve okuyanların ve ehl-i ilmin ve âlem-i İslâm'ın takdir ve tahsinine mazhar olan kitablarımızın umumunu iade etmeleri hususunda alâka ve yardımınızı istiyoruz.

Afyon Mahkemesindeki kitabların kısm-ı a'zamı evvelce tahliye olunan arkadaşlarımızdan alınmış olup, onlar da "Kitablarımızı, sahibi olan Üstadımıza verdik. Ona teslim olunsun." diyerek bana havale etmişlerdir. Bilhâssa yaldızlı ve tevafuk mu'cizesiyle yazılan Kur'anımızı manasız iki senedir müsadere olunan kitablar içinde, mahkemede bırakmışlar. Her şeyden evvel Denizli ve Ankara Mahkemelerinin bize iade ettikleri o kitablarımızı ve Kur'anımızı çabuk bize iade etmelerini bekliyoruz.

Said Nursî

(14. Şua (Eski Baskı))

Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler

On Altıncı Mektup’u Atabey’e giderken götürdüm. Ekseri noktalar bir kısım ihvanı ağlattı ve amcazadem Zühdü Efendi, On Altı’yı okuyunca “Şimdiye kadar bilmediğim ve görmediğim nurani ve pek kesretli sürur-u manevîyi ihtiva eden bir pencere bugün kalbimde açıldı. Şu pencereden hasıl olan netayici yazmak iktidarımın fevkinde ise de avn-i İlahîye dayanarak bir arîza ile arz etmek ehass-ı emelimdir. Nihayetsiz selâm ve hürmetlerimi tebliğe tavassutunuzu rica ederim.” dediler.

Sabri

(Barla Lahikası)


On Altıncı Mektup’u serâpa okudum. Her türlü mezahim ve meşakkate karşı gösterdiğiniz sabır ve tevekküle meftun oldum. O Sözler’i okudukça bütün mevcudiyetim bir ıssızlık içinde parlayacak zannettim. Tehacüm-ü ızdırap için hep güler yüzlü, güzel yüzlü sabırlar temenni ettim.

Ahmed Zekâi

(Barla Lahikası)

Bu Risaleye Atıflar

Ben kendim on değil, yüz değil, binler defa müteaddid tecrübatımla kanaatim gelmiş ki: Sözler ve Kur’an’dan gelen Nurlar; aklıma ders verdiği gibi kalbime de iman hali telkin ediyor, ruhuma iman zevki veriyor ve hâkeza…

Hattâ dünyevî işlerimde; keramet sahibi bir şeyhin bir müridi, nasıl şeyhinden hâcatına dair meded ve himmet bekliyor; ben de Kur’an-ı Hakîm’in kerametli esrarından o hâcatımı beklerken, ümit etmediğim ve ummadığım bir tarzda bana çok defa hasıl oluyor. Yalnız cüz’iyattan iki küçük misal:

Biri: On Altıncı Mektup’ta izahı ve tafsili geçen; Süleyman isminde bir misafirime, katran ağacı başında koca bir ekmek hârika bir tarzda gösterilmiş. İki gün ikimiz, o hediye-i gaybîden yedik.

(28. Mektup)


Bu hizmetimiz zamanında, beş altı sene zarfında, bilâ-mübalağa yüz eser-i ikram-ı İlahî ve inayet-i Rabbaniye ve keramet-i Kur’aniyeyi gözümüzle gördük. Bir kısmını, On Altıncı Mektup’ta işaret ettik; bir kısmını, Yirmi Altıncı Mektup’un Dördüncü Mebhası’nın mesail-i müteferrikasında; bir kısmını, Yirmi Sekizinci Mektup’un Üçüncü Mesele’sinde beyan ettik. Benim yakın arkadaşlarım bunu biliyorlar. Daimî arkadaşım Süleyman Efendi çoklarını biliyor. Hususan Sözler’in ve risalelerin neşrinde ve tashihatında ve yerlerine yerleştirmekte ve tesvid ve tebyizinde, fevka’l-me’mul kerametkârane bir teshilata mazhar oluyoruz. Keramet-i Kur’aniye olduğuna şüphemiz kalmıyor. Bunun misalleri yüzlerdir.

(28. Mektup)


Hem adliyenin büyük memurları ve taharri komiserleri, şiddetli taharri ve müsadere için geldikleri halde; elliden ziyade kitaplardan hiçbirine el uzatmadan, yalnız o risalelerin kerametlerini kısmen dinleyerek onların manevî himayeti altında risaleler muhafaza edildi. Yalnız Müdafaat ve On Altıncı Mektup ve Ramazaniye Risalesi’ni mütalaa etmek için biz verdik.

(Kastamonu Lahikası)


Biz bundan hem müteessir hem mütehayyiriz. Ancak iki üç aydır yanınıza serbest gelebiliyoruz. Evvelde korkarak gizli gelebilirdik. Bu meseleyi bize izah et.

Elcevap: Ben de sizin gibi belki sizden çok ziyade bu vaziyetten hem hayret hem taaccüb ediyordum. Bu sualinizin izahlı cevabı, Yirmi Yedinci Lem’a olan mahkemeye karşı Müdafaat Lem’asıyla On Altıncı Mektup Risalesi’dir. Şimdilik kısaca bir iki esas beyan ediyorum:

(Kastamonu Lahikası)


Risale-i Nur’un zuhur zamanının bir nevi tarihçesi Eskişehir hapsinin müdafaanamesiyle (Yirmi Yedinci Lem’a olmuş) ve Denizli hapsindeki Müdafaa Risaleleriyle (On Birinci ve On İkinci Şuâ) İhtiyarlar Lem’ası ve Âyet-i Hasbiye Risalesi ve On Altıncı Mektup’la Hücumat-ı Sitte ve İşarat-ı Selâse ve İşarat-ı Seb’a risaleleri gibi Nur eczaları, suallerinize tafsilen cevap vermek için mahkeme bana iade ettiği ve şimdi elimde bulunmayan risaleler, bir zaman elinize gelecek. İnşâallah sizi hiç unutmayacağım. Bu halimde bu alâkadarlığınız, benim çok ağır sıkıntılarımı hafifleştirdi. Allah senden razı olsun, âmin!

(Emirdağ Lahikası)

Bu Risaledeki Tevafuklar

Bu Risale Hakkındaki Gaybi İşaretler

Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım

اَلَّذٖينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ اٖيمَانًا وَ قَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ

âyetinin bir sırrını, başıma gelen bir hâdise münasebetiyle beş nokta ile tefsir ediyor.

Birinci Nokta: Hak ve hakikat olan hizmet-i Kur’aniye, şimdiki zamanda çoğu yalancılıktan ibaret ve bid’a ve dalalet olan siyasetten beni kat’iyen men’ettiğine dairdir.

İkinci Nokta: Hayat-ı ebediyeye ciddi çalışmak ve zararsız ve müstakim yol ile Kur’an’a hizmet etmek, elbette dağdağa-i siyasetten çekilmeyi iktiza ettiğinden; ehl-i dünyanın hata ve harekâtlarını hoş görmek değil belki kalplerimizi bulandırmamak için bakmamaktayız.

Üçüncü Nokta: Başıma gelen ağır tazyikat ve musibetlere karşı tahammülümün mühim bir sebebini iki vakıa ile beyan eder.

Dördüncü Nokta: Ehl-i dünyanın evhamlı suallerine karşı cevaptır. O cevapta bilmecburiye hizmet-i Kur’aniyeye ait bir keramet olarak hakkımızda göz ile görülen ve hiçbir cihette inkâr edilemeyen birkaç inayet-i İlahiyeyi beyan ediyor.

Beşinci Nokta: Ehl-i dünyanın katmerli bir zulüm ile bana teklif ettikleri bid’akârane kaidelerine karşı, onları tam susturacak bir cevaptır.

BU ON ALTINCI MEKTUP’UN ZEYLİ

Zalim ehl-i dünyanın ve mülhidlerin dünyalarından ve siyasetlerinden bütün bütün çekildiğim halde, kendi hainliklerinden habbeyi kubbe yaparak hakkımda gösterdikleri evham ve telaşa karşı Eski Said lisanıyla, izzet-i ilmiyeyi muhafaza noktasında ağızlarına şiddetli bir tokat vurarak, başlarındaki evhamı uçurur.

(Fihrist (Mektubat))

Diğer Bahisler

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

Bu Risaledeki Temsiller/Misaller

Hakaik-i imaniye ve Kur’aniye birer elmas hükmünde olduğu halde, siyaset ile âlûde olsa idim elimdeki o elmaslar iğfal olunabilen avam tarafından “Acaba taraftar kazanmak için bir propaganda-i siyaset değil mi?” diye düşünürler. O elmaslara, âdi şişeler nazarıyla bakabilirler.


Şarkta bir nefer hata etse garpta bir nefere askerlik münasebetiyle zahmet ve ceza vermek veya İstanbul’da bir esnafın cinayetiyle, Bağdat’ta bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek nevinden, her hâdise-i dünyeviyede bana sıkıntı vermek, hangi usûl iledir?


Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse ondan darılmak değil belki memnun olmak lâzım gelir.


Nasıl bu kış içinde baharı temenni ediyorum ve arzu ediyorum fakat irade edemiyorum, getirmeye teşebbüs edemiyorum.

Bu Risalede Geçen Ayetler

Bkz. 16. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi

Bu Risalede Geçen Hadisler

  1. Risalede Nasıl Geçtiği: اَلْاِسْلَامِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ
    Meali: İslâm dini, kendinden önceki bâtıl olan fiil, hareket, âdet ve inanışları keser, kaldırır.
    Kaynağı: Buharî, Ahkâm: 4, İmâra: 36, 37; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Tirmizî, Cihâd: 28, İlim: 16, Nesâî, Bey'a: 26; İbni Mâce, Cihad: 39; Müsned, 4:69, 70, 199, 204, 205, 5:381, 6:402, 403
    Kaynaklarda geçen şekli:

Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı

  1. Allah
  2. Aziz
  3. Cebbar
  4. Cenab-ı Hak
  5. Hakîm
  6. Rahîm
  7. Rezzak
  8. Sahib-i Kur’an

Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları

Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları

  1. Kur’an
  2. Kur’an-ı Hakîm

Bu Risalede Geçen Salavatlar

Bu Risalede Geçen Dualar

Bu Risalede Geçen Zikirler

  1. Tevekkelnâ alallah
    Meali: Allah'a tevekkül ettik

Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler

Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler

  1. Ele bakmak
  2. Çene çalmak

Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler

  1. Siyasete giren, ya muvafık olur veya muhalif olur.
  2. اِنَّمَا الْحٖيلَةُ فٖى تَرْكِ الْحِيَلِ (Meali: Gerçek hile, hilesizliktir.)
  3. ...ilim itibarıyla insanlara dahi bir menfaat dokundurmak için şer’an hizmete mükellef olduğumdan…
  4. İman lâzım, İslâmiyet lâzım; tarîkat zamanı değil.
  5. Bir insanın elindeki esirini tahkir etmek, sahibine aittir; o müdafaa eder.
  6. Gözünü kapayan yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz.
  7. Müftehirane gizli bereketi izhar etmek, kesilmesine sebep olur.
  8. Hak ve hakikat inhisar altına alınmaz
  9. Zararsız yol, zararlı yola müreccahtır
  10. Bir memurun vazifesi, heyet-i içtimaiyeye muzır eşhasa meydan vermemek ve nâfi’lere yardım etmektir.
  11. Zindanda yüz cinayeti bulunan bir adam, nezarete memur zabit olsun, nefer olsun, her zaman onlarla görüşebilir.
  12. Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz bir adâvet olduğu
  13. Hâkim, kendi müddeî olsa elbette ona şekva edilmez.
  14. Münafık kâfirden eşeddir.

Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler

  1. Siyasete iştihası ve arzusu olsaydı tetkikata, taharriyata lüzum bırakmayarak top güllesi gibi sadâ verecekti.
  2. İşte böyle hadsiz bir hayat-ı ebediyeye çalışmayı ve iman gibi kudsî bir nura hizmeti bırakmak, ihtiyarlık zamanında lüzumsuz tehlikeli siyaset oyuncaklarına atılmak; benim gibi alâkasız ve yalnız ve eski günahlarına keffaret aramaya mecbur bir adamda ne kadar hilaf-ı akıldır, ne kadar hilaf-ı hikmettir, ne derece bir divaneliktir, divaneler de anlayabilirler.
  3. Eski Said, sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terk etti.
  4. Elli seneden sonra, alâkasız, tek başıyla bir adam; hayat-ı ebediyesini dünyanın bir iki sene gevezeliğine, şarlatanlığına feda etmez, feda etse kurnaz olmaz, belki ebleh bir divane olur. Ebleh bir divanenin elinden ne gelir ki onun ile uğraşılsın.
  5. Eğer korkunuz mesleğimden ve Kur’an’a ait dellâllığımdan ve kuvve-i maneviye-i imaniyeden ise elli bin nefer değil, yanlışsınız! Meslek itibarıyla elli milyon kuvvetindeyim, haberiniz olsun!
  6. Güya ben onları yutacağım gibi kaçıyorlar.

Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler

  1. Çoğu yalancılık ve bilmeyerek ecnebi parmağına âlet olmak ihtimali var.
  2. Milyarlar seneden ziyade olan hayat-ı ebediyeye çalışmasını ve kazanmasını; meşkuk bir iki sene hayat-ı dünyeviyeye lüzumsuz, fuzulî bir surette karışma ile feda etmemek için.
  3. Hayat-ı ebediyeyi kazanmakta en birinci vasıta ve saadet-i ebediyenin anahtarı imandır, ona çalışmak lâzım geliyor.
  4. Fırtınalı bir zamanda sağlam hizmet edilmez.
  5. Bu hizmete karşı şeytan-ı racîmden başka hiç kimsenin –mü’min olsun kâfir olsun, sıddık olsun zındık olsun– karşı gelmeye hakkı yoktur.
  6. Zulümde, fıskta, kebairde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir. Fakat imansızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok.
  7. Ben şeyh değilim, ben hocayım.
  8. Nefsim ile musalaha etmemişim. Çünkü terbiye etmemişim.
  9. Kur’an yıldızlarına perde çekilmez.
  10. Hazîn mır mırlarını dikkatle dinlesen “Yâ Rahîm, Yâ Rahîm” çektiklerini anlarsın.
  11. Âhireti bilen ve dünyanın hakikatini keşfeden; aklı varsa pişman olmaz, yeniden dünyaya dönüp uğraşmaz.
  12. Şu fâni dünyada, şu muvakkat misafirhanede, ihtiyarlık zamanında, kısa bir ömürde, az bir lezzet için ebedî, daimî hayatını ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i aklın kârı değil
  13. Hakaik-i imaniye ve esasat-ı Kur’aniye, resmî bir şekilde ve ücret mukabilinde dünya muamelatı suretine sokulmaz. Belki bir mevhibe-i İlahiye olan o esrar, hâlis bir niyet ile ve dünyadan ve huzuzat-ı nefsaniyeden tecerrüd etmek vesilesiyle o feyizler gelebilir.
  14. İnşâallah benden size zarar gelmez.
  15. En bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayani şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.
  16. Misafirhane sahibinin rahmeti yâr ise herkes yârdır, her yer yarar. Eğer yâr değilse her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır.
  17. Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dava etmek ve onlara müracaat etmek; bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir.

Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar

  1. Eski Said:
  2. Yeni Said:
  3. Abdülmecid Ünlükul: Hattâ dört senede kardeşime bir tek mektup yazdım.
  4. Dar-ül Hikmet-ül İslamiye: …yalnız bir iki sene Dârülhikmeti’l-İslâmiyede dostlarımın icbarıyla kabul etmeye mecbur oldum ve o parayı da manen millete iade ettik…
  5. Abdullah Yavaşer: Mütebâkisi, bütün ramazanda benim idareme bakan mübarek bir hanenin ve sadık bir arkadaşım olan o hane sahibi Abdullah Çavuş’un ihbarı ve şehadetiyle; üç ekmek, bir kıyye (kilo demek) pirinç bana kâfi gelmiştir.
  6. Süleyman Kervancı: "Hattâ kıymettar mühim bir dostumu, fazla hürmeti için belki elli defa tekdir etmişim." cümlesinde bahsi geçen kişi muhtemelen Barla'da Bediüzzaman'a 8 sene en yakınında hizmet etmiş Süleyman Kervancı'dır (Sıddık Süleyman).
    Biz yerken, bitmek üzere iken, dört sene sadık bir sıddıkım olan müstakim Süleyman, ekmekle aşağıdan çıkageldi.
  7. Süleyman Köse: Hattâ Süleyman isminde mübarek bir misafirim vardı.
  8. Ekrem Bey: 17 Kasım 1925 - 14 Eylül 1930 tarihleri arasın Isparta Valisi (Yalnız medar-ı maişetim için yeni huruf çıkmadan evvel, haşre dair bir risalemi tabettirdim. Bunu da bana karşı insafsız eski vali, o risaleyi tetkik edip tenkit edecek bir cihet bulamadığı için ilişemedi.)
  9. Kani: "Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez/Bir şem’a ki Mevla yaka, üflemekle sönmez" beyti genelde Ziya Paya'ya atfedilir. Ancak bu beytin "Takdîr-i Hudâ kuvvet-i bâzû ile dönmez/Bir şem'a ki Hak yandura bir vech ile sönmez" şekli Kânî'ye atfedilir.
  10. Ziya Paşa:
  11. Tevfik Fikret: Fena ve fâni bir adamın, güzel ve bâki şöyle bir sözü var: Zulmün topu var, güllesi var, kalesi varsa/Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
  12. Antere: Eski Said olsaydı Antere gibi diyecekti:
    مَاءُ الْحَيَاةِ بِذِلَّةٍ كَجَهَنَّمَ § وَ جَهَنَّمُ بِالْعِزِّ فَخْرُ مَنْزِلٖى (Meali: Zilletle ele geçen âb-ı hayat, tıpkı Cehennem gibidir. İzzetle Cehennem ise, medar-ı iftihar bir menzilim olur. Kaynak: Dîvân-ü Antera, (Takdim ve şerh: Mecîd Tarrâd), 135)
  13. Enver Paşa: Ordu Kumandanı ve Enver Paşa takdiratı altında kıymettar talebelerimi, dostlarımı feda ettim.
  14. İngilizler: Esaretten geldikten sonra Hutuvat-ı Sitte gibi eserlerimle kendimi tehlikeye atıp İngilizlerin İstanbul’a tasallutu altında, İngilizlerin başlarına vurdum.
  15. Kazaklar: Halbuki Ruslar, beni Kürt Gönüllü Kumandanı suretinde, Kazakları ve esirleri kesen gaddar adam nazarıyla bana baktıkları halde, beni dersten men’etmediler.

Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler

  1. Avrupa: Eski zamandan beri menfî milliyet ve unsuriyet-perverliğe, Avrupa’nın bir nevi Frenk illeti olduğundan, bir zehr-i kātil nazarıyla bakmışım.
  2. İstanbul: İstanbul’da bir esnafın cinayetiyle, Bağdat’ta bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek nevinden…
  3. Bağdat:
  4. Barla: …çalışmaya benim gibilere muvafık olmayan bir köyde…
  5. Barla Mus Mescidi: Hattâ dört sene evvel, harap olmuş bir camiyi tamir ettirdim.
  6. Barla Dağı: Dağda, üç ay bana ve misafirlerime bir kıyye tereyağı, her gün ekmekle beraber yemek şartıyla kâfi geldi.
  7. Bedre: Barla’nın bir mahallesi olan Bedre’de ve Barla’nın bir dağında, bir iki gece kalmaklığıma müsaade etmemişler.
  8. İstanbul: Esaretten geldikten sonra Hutuvat-ı Sitte gibi eserlerimle kendimi tehlikeye atıp İngilizlerin İstanbul’a tasallutu altında, İngilizlerin başlarına vurdum.
  9. Rusya: Üç sene Rusya’da esaretimde çektiğim zahmet ve sıkıntıyı, burada bu dostlarım bana üç ayda çektirdiler.

Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler

  1. Menemen Olayı (1930): Şu senede işittim ki bir hâdise olmuş.
  2. 31 Mart Hadisesi: Yirmi sene evvelki Divan-ı Harb-i Örfîde ve Hürriyet’ten daha evvel zamanda çoklara malûm hal ve vaziyetim ve “İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi” namında o zaman Divan-ı Harpteki müdafaatım kat’î gösterir ki değil kurnazlık belki edna bir hileye tenezzül etmez bir tarzda hayat geçirmişim.
  3. 2. Meşrutiyet: Risalelerde Hürriyet olarak geçer
  4. 1. Dünya Savaşı: Çünkü Harb-i Umumî’de Gönüllü Alay Kumandanı olarak iki sene çalıştım, çarpıştım.
  5. Bediüzzaman'ın Esareti: Üç sene Rusya’da esaretimde çektiğim zahmet ve sıkıntıyı, burada bu dostlarım bana üç ayda çektirdiler.

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler/Kategoriler

Önceki Risale: On Beşinci MektupMektubatOn Yedinci Mektup: Sonraki Risale

Kaynakça