Nun (ن) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Mim (م)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıHe (ه): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Nun (ن) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
ن Nun - 110 394 - - 110 107 71 394 291 91
Nun (ن) kök harfi ile başlayan kelimeler
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Nun-Be-Elif (4) +
Enbiya Peygamberler Meselâ, dairelerin reisleri şu temsilde enbiya ve evliyaya işarettir.
Nebe' (Nebevi) Haber (Peygamberliğe ait) + Eğer böyle sarhoşların sözlerinden hoşlanmıyorsan suyun mühendisi olan Hüdhüd-ü Süleyman'ın Sebe'den getirdiği nebe' ve haberi dinle!..
Nebi Peygamber + Hem en büyük bir veli, hiçbir nebinin derecesine yetişmediğinin sırrını anlarsın.
Nübüvvet Peygamberlik + Daha bunlar gibi çok vezaif-i nübüvvet var ki, herbiri bir bürhan-ı kat'îdir ki: Uluhiyet, risaletsiz olamaz...
Nun-Be-Te (5) +
İnbat Filizlenme İnsanlardan bir çekirdek var ki, Cenab-ı Hak şecere-i hilkati o çekirdekten inbat etmiştir.
Münbit Verimli Ve uhrevî hasılat için, gayet münbit bir zemindir.
Nabit (Nabite) Bitirip büyütme Görenek gibi çok esbab ile tekessür eden hâcat, zeminin kuvve-i nâbitesine sıkışmaz.
Nebat (Nebati; nebatat) Bitki (Bitkiyle ilgili, bitkiyle beslenen; bitkiler) + Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, "Bismillah" der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer.
Tenebbüt Büyüyüp yetişme Gaflet suyu ile tenebbüt eden benlik, Hâlık'ın sıfatlarını fehmetmek için bir vâhid-i kıyastır.
Nun-Be-Zel (1) +
Nebze Az miktar(da) Şu kitab-ı kâinattır ki, bir nebze şehadetini onüç lem'a ile arabî Nur Risalesinden Onüçüncü dersten işittik.
Nun-Be-Ra (1)
Minber Camide hutbe okunan yer Sath-ı Arz bir mescid, Mekke bir mihrab, Medine bir minber...
Nun-Be-Dad (1)
Nabız/Nabz Kalp atınca damarlarda hissedilen vurgu Kur'an-ı Kerim'in bu isbatlarına karşı kâfirler habt olup ağızlarını açamadıkları gibi, nabızları bile felce uğradı.
Nun-Be-Tı (1) +
İstinbat Hüküm çıkarma İçtihadda yani istinbat-ı ahkâmda, yani Cenab-ı Hakk'ın marziyatını kelâmından anlamakta, sahabelere yetişilmez.
Nun-Be-Ayn (4) +
Menabi Kaynaklar Hiç mümkün müdür ki: Şu maddiyat ve âlem-i şehadetteki mananın ve ruhun ve hayatın ve hakikatın şu hadsiz tereşşuhatı ve lemaat ve semeratının menabii, yalnız maddeye ve maddenin hareketine irca' edilip izah edilsin.
Menba'/Memba Kaynak Evet her hakikî hasenat gibi cesaretin dahi menbaı, imandır, ubudiyettir.
Nebean Kaynama, doğma Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek, Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla, …
Yenabi Kaynaklar Zira ezhan-ı nâsın te'nisi için, esalib-i Arabda yenabi-i ulûmu isale eden Tenzil'in içinde tenezzülât-ı İlahiye tabir olunan müraat-ı efhâm ve ihtiram-ı hissiyat ve mümaşat-ı ezhan vardır.
Nun-Be-He (5)
İntibah Uyanma, ayılma Bu hâdisenin manevî esbabını ve neticelerini görmüyorlar; tâ ki intibaha gelsinler.
Müntebih Uyanık Akvamların beyninde rabıta-i esası: Âherin zararına müntebih unsuriyet. Başkaları yutmakla beslenir, alır kuvvet.
Mütenebbih Uyanmış Mütenebbih ve kalbleri imanlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihandeğer şeref-i intisabıyla serfirazdırlar.
Tenbih Uyarı BİRKAÇ BÎÇARE GENÇLERE VERİLEN BİR TENBİH, BİR DERS, BİR İHTARDIR
Tenebbüh Uyanma Çünki enva'-ı hayatın en ednası olan hayat-ı nebat ve o hayat-ı nebatın en birinci derecesi olan çekirdekteki ukde-i hayatiyenin tenebbühü, yani uyanıp açılarak neşv ü nema bulması, …
Nun-Te-Cim (6)
İntac Netice vermek Bu ise yüz derece akıldan uzak olduğu gibi, çok muhalatı intac ediyor.
İstintac Sonuç çıkarma Nasılki zaruriyattan nazariyat istintac olunur.
Müntec Sonuçlanmış, sonucu bulunan …o eğri-büğrü ihtimaller, yollar içinden çekilip doğru ve müstakim müntec bir şekle, bir vaziyete sevkedilmelerinden anlaşılır ki, o tohumlar, evvelce de Allâmü'l-Guyub'un terbiye, tedvir, tedbiri altında imişler.
Netaic Sonuçlar Belki her şeyin gayat-ı vücudu ve netaic-i hayatı üç kısımdır:
Netice Sonuç Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakikî bir vazife-i insaniye ve ne kadar fıtrî, münasib bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğunu görmek istersen; şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle:
Tenatüc Netice verme Netice-i vâhideyi tenatüc eden usûl-ü müteaddideyi cem' ve zikretmektir.
Nun-Se-Ra (3) +
Mensur Düz yazı şeklinde yazılmış; saçılmış + Öyle muntazam bir nesir ve mensur bir nazımdır ki; hem âlî, hem tatlıdır.
Nessar Yayan …vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.
Nesr/Nesir Düz yazı Eski eserlerinden Hakikat Çekirdekleri namındaki kısacık vecizeleri bir derece izah etmek için, hem nesir tarzında yazılmış, hem de sair divanlar gibi hayalata, mizansız hissiyata girilmemiş olmasıdır.
Nun-Cim-Be (2)
Necabet Asalet Yalnız biz değil, yalnız Müslümanlar değil, bütün insanlık bu büyük insanın şahsiyetinde asalet ve necabetin, ahlâk ve faziletin ve bilhâssa yüksek imanın bütün göz kamaştırıcı enmuzeclerini temaşa edebilir.
Necib/Necip Asil Asırlarca Kur'an'a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran bu necib millet, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müdhiş buhranlardan halas için çare-i necatı göstermektedir.
Nun-Cim-Sin (5) +
Ences Daha pis Şimdilik biri necis, biri encestir.
Müteneccis Pislenmiş Bir desti müteneccis su, bir denizi tencis etmediği gibi, …
Necaset Pislik Nasılki, senin namazın edeb-i nezihanesinin vesilesi olan zahirî taharete, batnının bâtınındaki necaset ona tesir etmez ve bozmaz.
Necis (Dinen) pis …nasıl bir adam, güzel bir bahçede, güzel bir ziyafette, güzel ahbablar içinde, nezahetli, tatlı, namuslu, hoş, meşru bir lezzet ve eğlenceye kanaat etmeyip, gayr-ı meşru ve mülevves bir lezzet için çirkin ve necis bir şarabı içse, …
Tencis Pisletmek Bir desti müteneccis su, bir denizi tencis etmediği gibi, …
Nun-Cim-Mim (3) +
Müneccim Astronom Yoksa o namaz, (açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesabıyla muayyen olan) Ay ve Güneş'in husuf ve küsuflarının inkişafları için değildir.
Necim/Necm Yıldız; kısım + İşte o Kur'an-ı Mübin, yirmi senede hâcetlerin mevkileri itibariyle necim necim olarak, müteferrik parça parça nüzul ettiği halde, …
Nücum Yıldızlar; kısımlar + Eğer istersen Kur'anın semavatına ve âyâtının nücumlarına yetişesin;…
Nun-Cim-Vav (5) +
İstinca Tuvalet sonrası suyla temizlik Elin dokunmuş ise, abdestin bozulmaz; hicab edip, kalabalık içinde su ile istinca etmemenin zararı yoktur.
Münacat/Münacaat Allah'a yalvarma …bir Bâki-i Sermedî ile münacat edip bir parçacık bir sohbet-i bâkiye, birkaç dakikacık bir ömr-ü bâki içinde dünyasına nur serpecek, …
Münci Kurtaran + Risale-i Nur bu vatan ve millete bir halâskâr, bir müncî suretinde musibetzedelerin imdadına yetişecek.
Naci (Naciye) Kurtulan + …ümmeti yetmiş üç fırkaya inkısam edeceğini ve içinde fırka-i naciye-i kâmile, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olduğunu haber veriyor.
Necat Kurtuluş + Ya Rab! Madem çare-i necat budur.
Nun-Ha-Ra (1) +
İntihar Kendini bilerek öldürme Nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musibetzedelere ve intihara sevkeden belalarla mübtela olanlar için ayn-ı nimet ve rahmettir.
Nun-Ha-Sin (3) +
Menhus Uğursuz Zulümde, fıskta, kebairde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir.
Nühas Bakır + …arz ve dağ büyüklüğünde yıldızları, ateşli demirleri, şüvazlı nühasları size atabilirler, sizi dağıtırlar.
Nühuset Uğursuzluk Çünki mahiyetçe şeraret ve nühusetleri vardır.
Nun-Ha-Fe (1)
Nahif Güçsüz Bu bîçare zaîf, nahif, kuvvetsiz hayvancıklar...
Nun-Ha-Lam (3) +
İntihal Başkasının eserini kendine maletme …bu hakikatların ve benim onlara taalluk eden hukuklarımın ziya'ını mûcib olmakla beraber, diğerin intihal ve sirkatine ve temellük ve kendine maletmesine zemin ihzar ettiğinden; …
Münhal Boş, işsiz Birinci safta sana tahsis edilen makam ise, Abdurrahman'dan sana münhal kalan yerdir.
Nahl Arı; Sure + Bülbüle; nahli, fahli, ankebut ve nemli, yani arı ve vasıta-i nesil erkek hayvan ve örümcek ve karınca ve hevam ve küçük hayvanların bülbüllerini kıyas et.
Nun-Hı-Be (2)
İntihab Seçme İşte sana iki yol, istediğini intihab edebilirsin.
Müntehab Seçilmiş Nasıl kâinat insan için yaratılmış ve kâinattan maksud ve müntehab insandır; …
Nun-Ha-Nun (4) +
Nahiye Kazadan küçük köyden büyük yerleşim yeri …Dicle'nin en mühim bir şubesi, Van Vilayetinden Müküs nahiyesinde bir kayanın mağarasından çıkıyor.
Nahnu/Nahnü Biz + Etrafında gezerler. Ene kuvvetleşiyor, bazen sinirleniyor. Delinmez, tâ "nahnü" olsun. Enesini sevenler, başkaları sevmezler.
Nahv/Nahiv (Nahvi) Arapça'da kelime ilişkileri ve cümledeki durumlarını inceleyen ilim (nahiv ilmine ilişkin) Bunun en kısa manası, ilm-i Nahiv ve Beyan kaidelerinin iktiza ettiği şudur:
Nevahi Nahiyeler Bidayet-i nübüvvette, nevahi-i Mekke'de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraber gezdiğimizde, ağaç ve taşa rastgeldiğimiz vakit, "Esselâmü aleyke yâ Resulallah" diyorlardı.
Nun-Hı-Be (2)
İntihab Seçme İşte sana iki yol, istediğini intihab edebilirsin.
Müntehab Seçilmiş Nasıl kâinat insan için yaratılmış ve kâinattan maksud ve müntehab insandır;
Nun-Hı-Lam (1) +
Nahl (Nahle) Hurma ağacı (Hurma ağacı) + Saff-ı evvel muhatab, ebna-i nahl u sahra, bir zemine bir semaya bakar, orada ezhar ve esmar, burada hilâl ve yıldız.
Nun-Dal-Ne (1)
Mendub/Mendup Yapılması dince beğenilen iş …fakat farziyet ve mecburiyet suretiyle değil, belki ihtiyarıyla ve mendubiyet suretiyle ibadet ederdi.
Nun-Dal-Dal (2) +
Endad Nidler, benzerler + Endad, "nidd"in cem'idir. "Nidd" ise, "misil" manasınadır.
Nidd Denk, benzer, yarı …Zât-ı Akdes-i İlahî'nin şeriki, naziri, zıddı, niddi olmadığı gibi, لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَىْءٌ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَصِيرُ sırrıyla sureti, misli, misali, şebihi dahi olamaz.
Nun-Dal-Ra (3)
Ender Çok nadir …her asırda emsaline ender tesadüf olunan bir dâhî-i a'zama bizleri mülâki kıldı …
Nadir (Nadire) Az bulunur Yalnız hârikulâdelikten düşen ve intizam-ı hilkatten huruc eden ve kemal-i fıtrattan sukut eden nadir ferdleri nazar-ı dikkate arzeder, onları birer ibretli hikmet diye zîşuura takdim eder.
Nevadir Nadirler Zira bütün sözlerim nevadirden değildir.
Nun-Dal-Mim (2) +
Nadim Pişman + Ecanib fikrine sapma, dalalettir kulak asma, eder elbet seni nâdim.
Nedamet Pişmanlık + Sonra o bedbahtın aklı başına gelir, nedamet eder.
Nun-Dal-Vav (2) +
Münadi Seslenen, çağıran + …Nur-u Muhammedî o Sultan-ı Ezel'in makarr-ı saltanat ve haşmeti ve tecelliyat-ı cemaliyesiyle âsâr-ı san'atını hâvi olan o yüksek saraya nâzır ve münadi ve teşrifatçı olur.
Nida Seslenme + Bîçare ben dahi, senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveyse'l-Karanî'nin nidasıyla ve münacatıyla şöyle çalıyorum.
Nun-Zel-Ra (4) +
İnzar Sakındırma …cemadattan daha camid, sinekten çekirgeden daha kansız olacağını ikaz ve inzar ile, insanları vazife-i fıtriyelerine sevkedip, uluhiyet-i mutlakayı isbat eder.
Nezir/Nezîr Uyarıcı align=center|+ …o Beşîr ve Nezîr'in (A.S.M.) basar ve basireti, hakikatı hayalden tefrik edememekten münezzehtir, celildir, celîdir veya insanları kandırarak mağlatalara düşürtmekten, meslek-i âlîleri ganidir, âlîdir, temizdir, tahirdir.
Nezr/Nezir Adak align=center|+ Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak
Nüzur Adaklar İanat-ı milliye-i İslâmiye denilen nüzur ve sadakàt, zekatın ammizadeleridirler, asabiyetini çekerler, hizmette yardım edecekler.
Nun-Ze-Ayn (5) +
Münaza' (Münaza'un fîh) Çekişme (Hakkında çekişme olan) Çünki münaza'un fîh bir mal bulunsa, eğer iki müddeî birbirine yakın ise ve kurbiyet-i mekân varsa; …
Naziat Sure + …Sure-i Fecr, Sure-i Abese, Sure-i El-Mürselât, Sure-i El-Buruc, Sure-i El-Mutaffifîn, Sure-i El-İnşikak, Sure-i En-Naziat, Sure-i Nebe', Sure-i Münafikûn ve Sure-i Cumua'nın her birinin yüz küsur örfî aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafukları tesadüfî olmadığı gibi...
Nez' Çekip almak Ferman etmiş ki: "Âhirzamanda, hâfızların göğsünden Kur'an nez'ediliyor, çıkıyor, unutuluyor."
Niza' Çekişme Dünya öyle bir meta' değil ki, bir nizâa değsin.
Tenazu' Çekişme Cidalin şe'ni budur: Tenazu' ve tedafü'; bundan çıkar sefalet..
Nun-Ze-Lam (10) +
İnzal İndirme …o hayat-ı ezeliyenin şuâatı, celevatı, münasebatı olan "irsal-i rusül ve inzal-i kütüb" rükünlerine bakar, remzen isbat eder …
Menazil Menziller + …o ruhanîler hayal sür'atiyle o meraya-yı nazifede, o menazil-i latîfede gezerler.
Menzil Yer, ev, oda Herbir âyet-i Tenzil, birer menzildir.
Münzel İndirilmiş + Ve münzel-i aleyh olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bidayet-i vahiydeki telaşı ve nüzul-ü vahiy vaktindeki vaziyet-i bîhuşu ve herkesten ziyade Kur'ana karşı ihlas ve hürmeti gösteriyor ki: …
Münzil Kur'an'ı indiren Allah (Esma) + (Makam anlamında) …nihayet Münzilü'l-Kur'an'ın afvına, himayesine mazhar olacağımıza da şübhe edilmemek lâzımdır.
Nazil Yukarıdan inen Besmele tek bir âyet olduğu halde, Kur'anda yüzondört defa nâzil olmuştur.
Nezle Burun akmasıyla kendini gösteren hastalık İki gündür hem başımda, hem a'sabımda tesirli bir nezle ağrısı var.
Nüzul Yukarıdan inme; felç Yani "Bismillahirrahmanirrahîm" yukarıdan nüzul ile semere-i kâinat ve âlemin nüsha-i musağğarası olan insana ucu dayanıyor.
Tenezzül İnme, kendini indirme Hem onun izzet ve celaleti hiçbir vecihle hulfü'l-va'de tenezzül edip, tezellülü kabul etmez.
Tenzil Kur'an'ın tedricen indirilmesi; Kur'an + Herbir âyet-i Tenzil, birer menzildir.
Nun-Ze-He (7)
Münezzeh Kusurlardan uzak Abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbını bütün nekaisten pâk ve müberra ve ehl-i dalaletin efkâr-ı bâtılasından münezzeh ve muallâ ve kâinatın bütün kusuratından mukaddes ve muarra olduğunu; tesbih ile Sübhanallah ile ilân etsin.
Mütenezzih Kusurlardan temizlenmiş Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-yi İlahîde teşhir edilen tezyinata, kemalâta, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki, …
Nezahet Temizlik …nasıl bir adam, güzel bir bahçede, güzel bir ziyafette, güzel ahbablar içinde, nezahetli, tatlı, namuslu, hoş, meşru bir lezzet ve eğlenceye kanaat etmeyip, …
Nezih Temiz Ve bu niyazdan sonra, birden kuyunun duvarı yarılıp, şahane, nezih ve güzel bir bahçeye bir kapı açıldı.
Nüzhet (Nüzhetgah) Eğlenme (Eğlenme yeri) Bu misafirhanelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez.
Tenezzüh Gezinti; kusurlardan beri olma Hem o darağacı, sana keyif ve tenezzüh için hoş bir salıncağa döner.
Tenzih Kusurlu olmadığını söyleme Esma-i İlahiyenin definelerindeki cevherleri, manevî cihazat mizanlarıyla tartıp bilmek makamında, tenzih ve medih vazifesine başladılar.
Nun-Sin-Be (12) +
Enseb En uygun Demek asıl vazife-i fıtrat ve esas-ı ubudiyet ve kat'î borç olan farz namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve ensebdir.
İntisab Bağlılık Çünki iman, insanı Sâni'-i Zülcelal'ine nisbet ediyor; iman, bir intisabdır.
Mensub Ait, bağlı …herkes mensub olduğu efendisinin şerefiyle, makamıyla iftihar ettiği gibi; …
Münasib/Münasip Uygun Bu hadîsi, bir kısım ehl-i tarîkat, akaid-i imaniyeye münasib düşmeyen acib bir tarzda tefsir etmişler.
Münasebet İlişki, alaka Makam münasebetiyle buraya alınmıştır
Müntesib Bağlı (kişi) O mesleğin erkânlarının ve müntesibîninin kusuratlarını teşhir etmek.
Mütenasib Uygun Şu risalelerde teşbih ve temsilleri, hikâyeler suretinde yazdığımın sebebi; hem teshil, hem hakaik-i İslâmiye ne kadar makul, mütenasib, muhkem, mütesanid olduğunu göstermektir.
Neseb/Nesep Soy + Evet bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile ve senedlerle ve an'ane ile birbirine muttasıl ve en yüksek şeref ve âlî haseb ve asil neseb ile mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Âl-i Beyt'ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun.
Nisbet (Nisbi) Bağ (Göreceli) Ve telefon ise, ma'kes-i vahy ve mazhar-ı ilham olan kalbden uzanan bir nisbet-i Rabbaniyedir ki, kalb o telefonun başıdır ve kulağı hükmündedir.
Niseb Nisbetler Nizam ve intizamın ruhu olan maneviyat ve revabıt ve niseb, heba olup gider.
Tenasüb Uygunluk Küre-i arz sîmasında nebatat ve hayvanatın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüb, intizam, insicam, lütuf ve merhametten tezahür eden Sikke-i Kübra-i Rahmaniyettir ki, "Bismillahirrahman" ona bakıyor.
Tensib Uygun görme Meselâ, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî'ye ittiba eden, ekseriyet itibariyle Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedeviliğe daha yakın olup …
Nun-Sin-Cim (3)
Mensuc Dokunmuş İşte bu dönmek hakikatı ne olursa olsun, maksud olan ve hem mensuc, hem meşhud olan intizama tesir etmez.
Nesc Dokuma …öyle bir hâtem-i inayeti nescediyor ki, Güneşten daha parlak kendini akıllara gösteriyor.
Nessac Ören Tâ ki nessacının muhtelif cilve-i esmasını ayrı ayrı göstersin.
Nun-Sin-Hı (7) +
İstinsah Kopyasını çıkarma …güya hardal küçüklüğünde bu kuvvecikte dest-i kudret, kalem-i kaderiyle insanın sahife-i a'malinden küçük bir sened istinsah ederek,…
Mensuh Hükmü kaldırılmış Hem Rus gibi olanlar, mensuh ve tahrif edilmiş bir dini terk etmekle, hak ve ebedî ve kabil-i nesh olmayan bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmadığından, zemin şimdilik onları bırakıp, bunlara hiddet ediyor.
Müstensih Kopya çıkaran Acemî ve tevafuktan haberi yok ve bize de daha tevafuk tezahür etmeden evvel onun ve başka sekiz müstensihin birbirini görmeden yazdıkları nüshalarda; …
Nesh İptal Hem Rus gibi olanlar, mensuh ve tahrif edilmiş bir dini terk etmekle, hak ve ebedî ve kabil-i nesh olmayan bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmadığından, zemin şimdilik onları bırakıp, bunlara hiddet ediyor.
Nüsah Nüshalar Zira Şarkî Anadolu usûl-ü tedrisiyle, "Molla Câmî"den nihayete kadar ikmal-i nüsah etti.
Nüsha/Nusha Kopya + O, yasak olan tab' değil, belki müstensihle bazı nüshalar alınmış ki, hükûmet ona birşey demez.
Tenasüh Ölenlerin başka bedende geri geleceklerine dair batıl inanç …şöhretperest olup dağ-misal meşhur ehramları bina eden ve sihir ve tenasühe kail olup cenazelerini mumya edip dağ misillü mezarlarda muhafaza eden Mısır firavunları …
Nun-Sin-Ra (1) +
Nesir Hamele-i Arş'tan bir melek Hamele-i Arş ve Semavat denilen melaikenin birinin ismi "Nesir" ve diğerinin ismi "Sevr" olarak dört melaikeyi,…
Nun-Sin-Kaf (1)
Nesk Düzgünce dizmek O tefsir-i şerifte Lafzullah ve Resulullah kelimesinde başka bir ıttırad altında değil, bir neskle gitmiyor, manidar görünmüyor.
Nun-Sin-Lam (4) +
Ensal Nesiller …müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan…
Mütenasil Üreyen Mütedâhilen müteselsil olan makasıdın taaddüdü ve mütenasilen murtabıt olan metalibin teselsülü …
Nesl/Nesil Soy-sop + Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbal ise, emsalimin ve nesl-i âtinin bir kabr-i ekberi suretinde görünüp ünsiyet değil, belki vahşet verdi.
Tenasül Üreme Hiçbir millet ve hükûmet yoktur ki, kesret-i tenasüle tarafdar olmasın.
Nun-Sin-Mim (1)
Nesim Hoş (rüzgar) …hava-i nesîminin dokunmasıyla eşcar ve nebatattan birer tel-i musikî gibi nağamat-ı zikriye kulağına gelsin …
Nun-Sin-Vav (2) +
Nisa Kadınlar + Yalnız "rical" tabirinin ifadesiyle, nisanın pederi olduğunu işaret ettiğinden, nisa olarak nesli devam edecektir.
Nisvan Kadınlar Tesettür-ü nisvan hakkında Otuzbirinci Mektub'un Yirmidördüncü Lem'ası, gayet kat'î bir surette isbat etmiştir ki: Tesettür, kadınlar için fıtrîdir.
Nun-Sin-Ye (2) +
Nisyan Unutma İnsan nisyandan alındığı için, nisyana mübteladır.
Tenasi Unutmuş görünme Bir gaye-i hayal olmazsa, yahut nisyan basarsa, ya tenasi edilse; elbette zihinler enelere dönerler,…
Nun-Şın-Elif (5) +
İnşa (İnşaat) Meydana getirme (Çoğul) + Ve nev'-i insanın en büyük ve en ehemmiyetli, en lâyık ve umumî olan beka duasını; hayat-ı uhreviyenin inşasıyla ve Cennet'in icadıyla kabul etmesin?
Menşe' Kaynak Meselâ, toprakta herbir zerresi kabildir ki, muhtelif bütün tohumlar ve çekirdeklere medar ve menşe olsun.
Münşi İnşa eden + Hurma ağacına taalluk eden Musavvir ismiyle de, semeresine taalluk ve tecelli eden Münşi ismi, müsemmada müttehiddirler.
Naşi (Naşie) İleri gelen, neş'et eden
Neş'et/Neşet/Neş'e Meydana gelme + Daha bunun gibi çok elîm, ezici, dehşetli evham, küfründen ve dalaletinden neş'et edip, onu manen tazib eder.
Nun-Şın-Dal (2)
İnşad Şiir okuma Güya çiçek açmış herbir ağaç, güzel yazılmış manzum bir kasidedir ki; o kaside Fâtır-ı Zülcelal'in medayih-i bahiresini inşad edip, şâirane lisan-ı hal ile söylüyor.
Neşide Şiir …tesbihat-ı İlahiye neşidelerini okutturan birer iğne başı suretinde kendini gösteriyorlar.
Nun-Şın-Ra (5) +
İntişar Yayılma, dağılma Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemal-i suhuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; …
Menşur Neşredilmiş; Padişah emri + …kalem-i kudretin birer menşuru olan sahaif-i leyl ve nehar, yaz ve baharda yazılan tabakat-ı mevcudat üstünde taklid kabul etmez bir turra-i garrası vardır.
Münteşir Yayılmış + …belki yeryüzünde münteşir bütün hemcinsimiz olan bütün meyvedarlara, belki sefinesiyle hazine-i rahmetten gelen bütün hedaya-yı Rahmaniyeye mutasarrıf olabilirsen, …
Naşir Yayan, dağıtan + …Risale-i Nur'un naşirliğini yapan Nur kahramanları ağabeylerimiz, …
Neşir/Neşr (Neşriyat) Yayma (Çoğul) + Hak olup, Hak'tan gelip Hak diyen ve hakikatı gösteren ve nuranî hikmeti neşreden odur.
Nun-Şın-Ze (2) +
Naşize Kocasına üstünlük taslayan kadın Refika-i hayatına meşru dairesinde, yani latîf şefkatine, güzel hasletine, hüsn-ü sîretine binaen samimî muhabbet ile, refika-i hayatını da naşizelikten, sair günahlardan muhafaza etmenin netice-i uhreviyesi ise:…
Nüşuz Kadının kocasına itaat etmemesi + Karıda nüşûze, vekahete, zevc hakkına tecavüze sebeb olabilir.
Nun-Şın-Tı (1) +
Neşat/Neşe (Bu kelime aynı zamanda Nun-Şın-Vav kökünden gelir. Bu iki kökten gelen kelimeler Türkçe'de Neşe şeklinde birleşmiştir) Mutluluktan dışarı vuran sevinç …muhafaza-i âhiretle beraber imar-ı dünya etmekle sa'ye neşat veren…/Her tarafta bir sürur, bir şehr-âyin, bir cezbe ve neş'e içinde zikirhaneler; herkes ona dost ve akraba görünür.
Nun-Şın-Vav (3)
Neşe (Bu kelime ile Nun-Şın-Tı kökünden gelen Neşat kelimeleri Türkçe'de Neşe şeklinde birleşmiştir) Mutluluktan dışarı vuran sevinç Her tarafta bir sürur, bir şehr-âyin, bir cezbe ve neş'e içinde zikirhaneler; herkes ona dost ve akraba görünür.
Neşv Gelişme İstanbul'u düşündükçe, iki karış kadar dili uzanmış, sair a'zâsı neşv-ü nemadan mahrum kalmış, ihtiyar bir çocuğun timsali zihnime geliyor.
Neşve Neşe Çekildik neşve-i ümidden, tûl-i emellerden
Nun-Sad-Be (5) +
Mansıb Memurluk Mansıbların, makamların en bülendidir,/Hizmet-i iman ile asayiş ve saadeti temin...
Mensab Mertebe, makam İşte sizin ilminize ve makam-ı içtimaînize ve mensab-ı fetvanıza ve bu havalideki nüfuzunuza ve evlâd hakkındaki müfrit şefkatinizden gelen teşvikkârane muavenetinize istinad ederek; …
Nasb Atama Fakat o zâtlardan birisi, bir yere müftü nasbolunmuş; …
Nasib/Nasîb Pay, hisse + Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:
Nasibe Haricilerin/Emevilerin müfritleri Bir kısmı, senin adavetinden çok ileri gidecekler, onlar da Havariç'tir ve Emevîlerin müfrit bir kısım tarafdarlarıdır ki, onlara Nâsibe denilir.
Nun-Sad-Ha (3) +
Nasayih/Nasaih Nasihatlar …o vakit nazariyat-ı şer'iye ve mesail-i dakika ve nasayih-i hafiyeyi anlamak için, bildiği lisan ile hutbe okunması ve suver-i Kur'aniyenin -eğer mümkün olsaydı- tercümesi belki müstahsen olurdu.
Nasih Nasihat eden + İşte tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki:
Nasihat Öğüt İşte tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki:
Nun-Sad-Ra (7) +
Ensar Medineli sahabeler …Hazret-i İsa'nın (A.S.) Havariyyun'a, Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) Ensar'a tekliflerini ve onların icabetini hatırladım.
Mansur Yardım görmüş Ev mahz-ı becâ, mansur-u İlâhi
Nasara Hıristiyanlar Zaman-ı Sahabede Benî-İsrail ve Nasara ulemalarından çoğu İslâmiyete girdiler.
Nasrani (Nasraniyet) Hıristiyan (Hıristiyanlık) + Nasraniyet İslâmiyete teslim olacak
Nasır Yardımcı + Nâsırımız, hâmimiz, muînimiz, hâfızımız Allah'tır.
Nasr Sure + …lafız itibariyle küçük, fakat makam ve mana itibariyle âlî ve şümullü Suretü'n-Nasr …
Nusret Yardım Hazret-i Hâlid İbn-i Velid'e (Seyfullah'a) birkaç saçını verip, nusretine dua etmiş.
Nun-Sad-Sad (4)
Mensus Ayet ve hadisle belirlenmiş kesin hususlar Demek maânî-i mensusa, müteselsilen menba'-ı Risaletten alınmıştır.
Nass Dinin kesin hükmü Evet nass-ı hadîs ile nev'-i beşerin en mümtaz şahsiyetleri olan yüz yirmidört bin enbiyanın icma' ve tevatür ile kısmen şuhuda ve kısmen hakkalyakîne istinaden, …
Nusus Naslar O Kur'an-ı câmiin nusus ve vücuhundan ve işarat ve rumuzundan çıkan şeriat-ı kübra-yı İslâmiyenin kemal-i intizamı ve muvazeneti ve hüsn-ü tenasübü ve resaneti; …
Tansis İslam'daki kesin hükümlere dayandırma Fakat ecdad-ı Nebi'den Kâ'b İbn-i Lüeyy'in meşhur ve sarih ve tansis tarzındaki bu şiiri ki:
Nun-Sad-Fe (5) +
İnsaf Önyargısız gerçeği kabullenme Ey şu risaleyi insaf ile mütalaa eden kardeş!
Munsıf İnsaflı …müşfik ve munsıf bir hoca tavrıyla, kusurumuz varsa bize lütufkârane ihtar ve ikazdır.
Nısf/Nısıf Yarım, yarısı + Nev'-i insanın -bir cihette- nısfı olan ihtiyarlar, yalnız hayat-ı uhreviye ile yakınlarında bulunan kabre karşı tahammül edebilirler.
Tansif Yarıya bölmek Kabil-i taksim olmayan hafifinden nısf-ı ekser, sakîlinden nısf-ı ekall olarak bütün aksamını tansif etmiştir.
Tasannuf Zoraki yazılmış kitap Bu, sümmettedarik tasannuf değil
Nun-Sad-Lam (1)
Nasl Uçmasına yardım eden kanatları olmayan ok Nasl'sız, yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları verirdi.

Mektubat - 138

Nun-Sad-Ye (1) +
Nasiye Alın, yüz + Ehadiyet-i zâtiyesiyle beraber doğrudan doğruya herşeyin dizgini onun elinde; herşeyin anahtarı kabzasında, herşeyin nâsiyesini tutuyor; bir iş bir işe mani olmuyor.
Nun-Tı-Fe (1) +
Nutfe Döllenmiş yumurta + Der ki: Nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan tâ hilkat-i insaniyeye kadar olan neş'etinizi görüyorsunuz.
Nun-Tı-Kaf (7) +
İntak Konuşturma …güya o cevv-i semayı berkler, şimşekler, ra'dlar, katreler kelimeleriyle intak ediyor.
İstintak Konuşturma …sağında, aklı istintak edip tasdikini temin; solunda, vicdanı istişhad ederek teslimini tesbit; …
Mantık Doğru düşünme/sonuca varma ilmi + (Konuşma anlamında) Aynen öyle de, biz de ilm-i usûl ve fenn-i mantıkça sebr ve taksim denilen en kat'î bir hüccetle deriz:
Mıntıka Bölge Çünki derecat-ı Şemsiyenin medarı olan "mıntıkatü'l-buruc" tabir ettikleri daire-i azîme, …
Müstantık Sorgu hakimi Hattâ ikinci gün, ben müstantık dairesinde müddeiumumun suallerine cevab verirken, …
Natık Konuşan Şimdi şu ikinci bürhan-ı nâtıkî olan Hâtemü'l-Enbiya Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tanımalıyız, dinlemeliyiz.
Nutuk/Nutk Konuşma "Acaba tılsımı nedir, içinde ne var?" deyip düşünürken, birden o muarrif üstadın beyan ettiği nutkunu işittiler.
Nun-Zı-Ra (15) +
Enzar Bakışlar Hem mümkün olur mu ki; gayet cemalde bir kemal-i san'at, onun üzerine enzar-ı dikkati celbeden bir dellâl vasıtasıyla teşhir istemesin?
İntizar Gözleme, bekleme Yemesini te'hir eder ve intizar ile telezzüz eder.
Manzar Bakış yeri …ilm-i ezelî, hadîsin tabiriyle "Manzar-ı a'lâdan, ezelden ebede kadar herşey, olmuş ve olacak, birden tutar, ihata eder bir makam-ı a'lâdadır."
Manzara Bakılan yer Ve Âlem-i Berzah'ta ziyadar, munis birer manzara olurlar.
Manzur Beğeni Bu kerre ikmaline muvaffak olabildiğim üç risale-i şerife ki; Yirmidördüncü, Yirmidokuzuncu Söz, Otuzbirinci Mektub'un Beşinci Lem'ası Mirkatü's-Sünne Risaleleri bera-yı tashih ve manzur-u üstadanelerine buyurulmak üzere takdim edildi.
Muntazar Beklenen Said'i beklerdi yıllar/Sensin gönülde muntazar
Muntazır Bekleyen + Sonra o vakit, kafileye muntazır kaldılar.
Münazara Tartışma …basit avamın fehmine gelecek bir muhavere-i temsiliye ve bir münazara-i faraziye tarzında ve lisan-ı hali, lisan-ı kàl suretinde söylemiştim.
Münazır Tartışan Çünki insaflı bir münazır, hayalî bir münazara sahasında, arasıra hasmının libasını giyer, ona bir dava vekili olarak onun lehinde müdafaada bulunur.
Nazar Bakma; göz değmesi + Mecmu-u ziyasındaki Güneşin zâtını mülahaza etmek için gayet geniş bir tasavvur ve ihatalı bir nazar lâzım olduğundan; …
Nazair Nazireler Hem kâh oluyor ki, ef'al-i uhreviyesini öyle bir tarzda zikreder ki; dünyevî nazairlerini ihsas etsin, tâ istib'ad ve inkâra meydan kalmasın.
Nazari Teorik Kader ve cüz'-i ihtiyarî, İslâmiyetin ve imanın nihayet hududunu gösteren, hâlî ve vicdanî bir imanın cüz'lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir.
Nazır Bakan, gözeten + Bu ders akıldan ziyade kalbe bakar, delilden ziyade zevke nâzırdır.
Nazire Misil, denk Veyahut istikbalî ve uhrevî olan ef'al-i acibe-i İlahiyeyi öyle bir surette zikreder ki, meşhudumuz olan çok nazireleriyle onlara kanaatımız gelir.
Nezaret Gözetleme, kontrol Hapis musibetine düşenlere ve onlara merhametkârane, sadakatle, hariçten gelen erzaklarına nezaret ve yardım edenlere kuvvetli bir teselliyi "Üç Nokta"da beyan edeceğim.
Nun-Zı-Fe (3)
Nazif Temiz Bizlere, Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.
Nezafet Temizlik Ve İsm-i Kuddüs'ün cilve-i a'zamından gelen tanzif ve nezafet, bütün kâinatın mevcudatını temizliyor, güzelleştiriyor.
Tanzif Temizleme Ve İsm-i Kuddüs'ün cilve-i a'zamından gelen tanzif ve nezafet, bütün kâinatın mevcudatını temizliyor, güzelleştiriyor.
Nun-Zı-Mim (10)
İntizam Düzenlilik Küre-i arz sîmasında nebatat ve hayvanatın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüb, intizam, insicam, lütuf ve merhametten tezahür eden Sikke-i Kübra-i Rahmaniyettir ki, "Bismillahirrahman" ona bakıyor.
Manzum Dizenli …içindeki san'atlarının işaretlerini öğretip, derûnundaki manzum murassa'lar ve mevzun nukuş nedir?
Manzume Şiir Yirmibeş sene evvel Ramazanda ikindiden sonra Şeyh-i Geylanî'nin (K.S.) Esma-i Hüsna manzumesini okudum.
Munazzım Düzenleyen, nizamlı yaratan (Esma) Onun ile bunlara "Mukaddir, Munazzım, Musavvir" isimlerini okutturuyor.
Muntazam

Düzenli, tertipli|

Evet bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerratı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zât-ı Akdes-i İlahî…
Nazım/Nazm Kafiyeli ve ölçülü söz Halbuki şiir ve nazma istidadım yokken yine başladım, fakat nazım ve şiir yapamadım; nasıl hutur etti ise, öyle yazdım.
Nazım/Nâzım Düzene koyan Mistardır, masdar değil. Nizamdır, nâzım değil. Kanundur, kudret değil.
Nazzam En güzel şekilde nizam veren (Esma) O hareket nerede? Nazzam-ı kevn nerede?
Nizam Düzen Öteki bedbaht nefer ise, askerliği bırakır. Nizama tâbi olmak istemez, sola gider.
Tanzim (Tanzimat) Düzene koyma (Çoğul) Evet Şems ve Kamer'i, anasır ve maadini, nebatat ve hayvanatı; bir nakş-ı a'zamın atkı ipleri gibi o binbir isimlerin şuâlarıyla tanzim eden …
Nun-Ayn-Te (1)
Na't/Naat Methetme, Peygamber ve 4 halifeyi özen manzume …Gazalî Hazretlerinin "Ey risalet tahtının hurşid-i mâh-ı enveri" na't-ı şerifi makamında okunabilir.
Nun-Ayn-Ra (1)
Nara/Na'ra Duygu veya sarhoşluk nedeniyle bağırma Zelzele na'raları, hâdisat sayhaları sizi hiç korkutmasın, vesvese de vermesin.
Nun-Ayn-Şın (1)
Naaş/Na'ş Kefenlenip tabuta konmuş ölü Öper melekler de nurlu na'şını
Nun-Ayn-Lam (1)
Nal At ayakkabısı Ben de o adamlara cevaben: "At yeni nallı olduğundan hiç zahmet çekmeden geldim."
Nun-Ayn-Mim (10) +
Enam/En'am Sure; küçük kitapçık; deve, sığır, koyun vb. hayvanlar + Onun içindir ki, yağmura "rahmet" namı verildiği gibi, bu mübarek hayvanlara da "en'am" namı verilmiş.
İn'am/İnam Nimet verme Nimetten in'ama geçsen, Mün'im'i bulursun.
Münim/Mün'in Nimeti veren Nimetten in'ama geçsen, Mün'im'i bulursun.
Mütenaim Nimete mazhar olmuş …bu fakir ve muhtaç olan talebenize arkasından göndereceğiniz dua ve hediyenizle mütena'im, şâd ve mesrur olsun.
Naim/Naîm Güzel + …âyet-i sübhanînin işaret buyurduğu ecr-i naîm, çok Hasan Feyzi'ler sünbül vermesini eltaf-ı İlahiyeden tazarru' ve niyaz eylerim.
Neam Evet + Neam sadakte, Eyyühe'l-Üstadü'l-Muhterem
Niam Nimetler …hem o günde mazhar olduğu sıhhat ve selâmet ve hayırlı hizmet gibi niam-ı İlahiyenin bir yekûn-ü azîm teşkil ettiği zamanı,…
Nime/Ni'me Ne güzel Bütün kuvvetimle "Hasbünallahü ve ni'melvekil" dedim.
Nimet/Ni'met İyilik, ihsan + Nimetten in'ama geçsen, Mün'im'i bulursun.
Tenaum Nimetlenme Tâ, daimî tena'umla o daimî in'ama karşı şükür ve minnettarlığını göstersin.
Nun-Ayn-Ye (1)
Nay/Na'y Ölüm haberi İbrahim Aleyhisselâm'dan sudûr ile, kâinatın zeval ve ölümünü ilân eden na'y-i لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ beni ağlattırdı.
Nun-Fe-Hı (1) +
Nefha Üfleyiş + Oraya da taze bir ruh ve taze bir nefha üfledin.
Nun-Fe-Dal (1) +
Nefad (Bî-nefad) Tükenme (Tükenmeme) + Kur'an ise, zahiren o Nebiyy-i Muhatabı gösterir; muhatap sahib-i kelâma perde. Zira bir Vâcibü'l-Vücud ki, bî-nefad u bînihayet hitabu kelimat-ı Sübhanî
Nun-Fe-Zel (7) +
İnfaz Yerine getirme "Tesadüf, şirk ve tabiat"tan teşekkül eden fesad şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına, Risale-i Nur'ca verilen karar infaz edilmiştir.
Menafiz Menfezler Bizim gibi küçücük hayvanlara kâfidir, mesamatta tereşşuh, menafizde şuâat.
Menfez Delik, girilecek yer Eğer "Evet" diye bunları da isbat etse; o vakit bu mes'elenin hiçbir cihette hiçbir köşesinde bir delik, bir menfez kalmaz ki, şek ve şübhe ve vesvese girebilsin.
Müteneffiz Nüfuz sahibi O hasenatı, müteneffiz bir şahsa vermekle, tefer'una vasıta ve vesile oluyorsun.
Nafiz (Nafize) Nüfuz eden, etkili Evet emri nafiz büyük bir âmirin mutî' ve büyük bir ordusuna "Arş" emri nerede?
Nüfuz İçine girme Hem Güneşin azamet-i nuraniyeti derecesinde ihatası, nüfuzu ziyadeleşir.
Tenfiz Uygulamak Cemaatın ruhu olan şahs-ı manevî daha metindir ve tenfiz-i ahkâm-ı şer'iyeye daha ziyade muktedirdir.
Nun-Fe-Ra (8) +
Menfur Nefret edilen Âyâ, sevmek, nefret etmek mahalli olan kalbiniz bozulmuş mu ki, en menfur bir işi sever?
Müteneffir Nefret eden …gizli Ezan-ı Muhammedîyi (A.S.M.) işitmekten kulağı müteneffirane, havftan gelen bir istikrah ile, kalktı kaçtı.
Nefer (Neferat) Asker, er (Çoğul) + (Gurup anlamında) O iki asker, o muarrif adamın sözünü dinledikten sonra şu bahtiyar nefer, sağa gider.
Nefret Tiksinme Eğer mazi, yani geçmiş zamanın hâdisatını, sinema ile halihazırda gösterdikleri gibi; istikbaldeki ahval dahi, meselâ elli sene sonraki halleri bir sinema ile gösterilse idi, ehl-i sefahet şimdiki güldüklerine yüzbinlerce nefrin ve nefret edip ağlayacaktılar.
Nefrin Lanet Eğer mazi, yani geçmiş zamanın hâdisatını, sinema ile halihazırda gösterdikleri gibi; istikbaldeki ahval dahi, meselâ elli sene sonraki halleri bir sinema ile gösterilse idi, ehl-i sefahet şimdiki güldüklerine yüzbinlerce nefrin ve nefret edip ağlayacaktılar.
Tenafür Birbirinden nefret etme Umûr-u mütenasibede temayül ve tecazüb ve mütezâdde olan eşyalarda tenafür ve tedafü' kaide-i meşhuresi, maddiyatta nasıl cereyan ediyor; maneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder.
Teneffür Nefret etme Zulüm ve fıskta hasis ve hayırsız bir lezzet görüldüğünden, onlardan nefis teneffür etmez.
Tenfir Nefret ettirme …ekseriyet itibariyle dünyadan, merhametkârane bir tarz ile tenfir edip usandırıyor, …
Nun-Fe-Sin (7) +
Enfas Nefesler Evet küffarın nüfus ve enfasları kabza-i kudretinde olan Kadîr-i Zülcelal, bir emir ile, bir sayha ile onları mahvetmiyor.
Enfüsi İnsanın maneviyatıyla ilgili Bu'diyetimiz noktasında kat'-ı meratib edip bir derece kurbiyete müşerref olmaktır ki, ekser seyr ü sülûk-ü velayet ona göre ve seyr-i enfüsî ve seyr-i âfâkî bu suretle cereyan ediyor.
Nefes Soluk Emr ve iradenin bir arşı olan havanın, rüzgârın her bir parçası ve bir nefes ve tırnak kadar olan هُوَ lafzındaki havada; …
Nefs/Nefis (Nefsani) Günah ve sevap ayırt etmeden saldıran istek ve duygular; insanın öz benliği (Nefis hesabına) + Ve o harb ise; nefis ve heva, cin ve ins şeytanlarına karşı mücahede edip günahlardan ve ahlâk-ı rezileden kalb ve ruhunu helâket-i ebediyeden kurtarmaktır.
Nefis/Nefîs Lezzetli …Cenab-ı Hakk'ın Hâlık-ı Rahman-ı Rahîm'in insanlara ihzar ettiği çeşit çeşit nefîs, leziz me'kûlat ve meşrubata zarf olan bir maide ve bir sofra-i Rahmanî şeklinde görünecektir.
Nüfus Nefisler Evet küffarın nüfus ve enfasları kabza-i kudretinde olan Kadîr-i Zülcelal, bir emir ile, bir sayha ile onları mahvetmiyor.
Teneffüs Nefes alıp verme; mola …fâni dünyanın bekasız ve ağır işlerin verdiği gaflet ve sersemlikten ruhun teneffüse ihtiyaç vakti ve in'amat-ı İlahiyenin tezahür ettiği bir andır.
Nun-Fe-Ayn (5) +
İntifa' Faydalanmak …bütün menfaatleriyle intifa ettiğin ve saadetleriyle mes'ud olduğun mevcudatın ve bütün kâinatın …
Menafi' Menfaatler + …sekene-i zeminin meskeni gibi birçok işlerinde hizmetkârlık ederek ve mahfî bazı hikem ve menafi' için kudret ve hikmet-i İlahiyeye secde-i itaat ederek, …
Menfaat Çıkar, fayda Hâlık ve Rezzak, ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat, onun elindedir.
Nafi (Nafiye) Faydalı; Esma …sabır ile Hâlıkına tevekkül ve iltica ve şükür ile Rezzakından sual ve dua; ne kadar nâfi' ve tiryak gibi iki ilâç olduğunu; …
Nef' Fayda + Hayır şer, güzel çirkin, nef' zarar, kemal noksan, ziya zulmet, hidayet dalalet, nur nâr, iman küfür, taat isyan, havf muhabbet gibi âsârlarıyla, meyveleriyle şu kâinatta ezdad birbiriyle çarpışıyor.
Nun-Fe-Kaf (4) +
İnfak Nafaka verme, geçimini sağlama + …bütün hayvanlara her baharda âdeta sırf gaybdan infaklarını bilfiil tekeffül ederek bilmüşahede vermekle;…
Münafık Müslüman olmadığını halde o şekilde görünen + Çünki münafık itikadsızdır, kalbsizdir ve vicdansızdır, Peygamber (A.S.M.) aleyhindedir. (Şimdiki bazı zındıklar gibi.)
Nafaka Geçimlik + Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terkeder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.
Nifak Münafıklık + Hem gaflet içinde fenalara uymamak ve lâkaydlıkta nefsin dizginini bırakmamak için, nifakın başına geçecek müdhiş şahıslardan her asır çekinmeli ve korkmalı.
Nun-Fe-Kef (1)
Münfekk Ayrılmış Saltanat ve hilafet gayr-ı münfekk, müttehid-i bizzâttır.
Nun-Fe-Lam (3) +
Enfal Sure, ganimetler + Baştaki beş surenin Lafz-ı Celal adedi; Sure-i A'raf, Enfal, Tevbe, Yunus, Hud'daki Lafz-ı Celal adedinin iki mislidir.
Nafile Farz ve vacip dışındaki zorunlu olmayan ibadetler; faydasız + Evet zekat kadar, belki daha ziyade nafile ve ihsan, yahut sair suretlerde verip riya ve şöhret gibi, minnet ve tezlil gibi zararları kazanmak nerede?
Nevafil Nafileler Bir tek Sünnet-i Seniyeye ittiba' noktasında hasıl olan makbuliyet, yüz âdâb ve nevafil-i hususiyeden gelemez./Bana hiddet fayda vermez, nâfile yorulmayınız.
Nun-Fe-Ye (5) +
Menfa Sürgün yeri Yani, bir menfadan diğerine (Isparta'ya) gönderildim.
Menfi Sürgün edilen; olumsuz Hem ehl-i dünya bütün menfîlere vesika verdiği ve cânileri hapisten çıkarıp afvettikleri halde, bana zulüm olarak vermediler./Biri müsbet, diğeri menfîdir.
Münafi Aykırı Fakat aklı başında olanlar, fikren onların esas-ı akaide münafî olan manalarını kabul edemez.
Mütenafi Birbirine zıt olan Mütenafi olmayan vücuh-u i'cazda ayrı ayrı gitmişler.
Nefy/Nefiy Yokluğunu ifade etme; sürgün Çünki nefy-i nefy, isbattır. Yani: Yok, yok ise; o vardır. Yok, yok olsa; var olur./Ve o nefy ve yolculuk ise, âlem-i ervahtan, rahm-ı maderden, sabavetten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, Sırat'tan geçer bir uzun sefer-i imtihandır.
Nun-Kaf-Be (2) +
Menkıbe Hayat hikayesi …ihtiyarlara ve gençlere ahlâkî öğütler ve hayat tecrübesinden alınmış ibretli vak'aları ve faideli menkıbeleri ihtiva eden mevcudun yüzde doksanını teşkil eden risalelerdir.
Nikab Perde Yani gece ve gündüzün nurani âyetlerinin nikablanmasıyla bir azamet-i İlahiyeyi ilâna medar olduğundan, Cenab-ı Hak ibadını o vakitte bir nevi ibadete davet eder.
Nun-Kaf-Dal (6)
İnkıyad Boyun eğme …ve Kur'an'ı dinlemek, hükmüne inkıyad etmek, namazı kılmak, kebairi terk etmek; ebedü'l-âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen; …
Munkad/Münkad Boyun eğen …beşer gibi âdet-i İlahiyeye ve evamir-i tekviniyesine münkad ve mutî' olmuş.
Münekkid/Münekkit Tenkid eden Ey insafsız ve dikkatsiz ve imanı zaîf, felsefesi kavî, hodbin, münekkid adam!
Nakd/Nakid/Nakit Peşin para Benim param olsa, hüsn-ü rızam ile, böyle kıymetdar kardeşlerimin herbirisini askerlikten kurtarmak için, bedel-i nakdiye bin lira kadar da olsa, verirdim.
Nekkad/Nakkad İyi ve kötüyü ayırt eden Ulema-yı dinin efkâr-ı umumiyelerine müracaat ediniz ve ezhan-ı nekkada havale ediniz.
Tenkid/Tenkit Eleştiri Biz de onun tarifine ve medar-ı tenkid olmuş bir-iki lem'a-i i'cazına işaret ederiz.
Nun-Kaf-Zel (1) +
İnkaz Kurtarma Sarsar-ı ilhaddan inkaz eden,/Şu'le-i Hûd-u hidayettir sözün.
Nun-Kaf-Ra (1) +
Nakarat Tekrarlananlar …iddianamede beni emniyeti ihlâl suçu ile ittiham edip ve cerbeze ile eski nakaratı tazeleyerek "İnkılaba karşı geliyor" demiş.
Nun-Kaf-Şın (6)
Menkuş Nakşedilmiş Gözün gözbebeği de, bal arısı gibi, bütün kâinat safhalarında menkuş gül ve çiçek gibi delillerinden, bürhanlarından alacağı ibret, fikret, ünsiyet gibi usare ve şıralarından …
Münakaşa Mücadele, tartışma Müzahame ve münakaşayı îcab edecek bir sebeb yoktur.
Münakkaş Nakışlı Evet kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna' ve murassa' bir meyve, …
Nakkaş Her şeyi sanatla süsleyen Allah (Esma) Nakkaş-ı Ezelî, gözümüzün önünde kışın beyaz sahifesini çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, rûy-i arzın sahifesinde üçyüz binden ziyade enva'ı, kudret ve kader kalemiyle ahsen-i suret üzere yazar.
Nakş/Nakış Sanatlı süsleme Çünki nasıl merkezî bir nakış, her taraftan gelen atkı ve iplerin intizamından ve vaziyetlerinden hasıl oluyor.
Nukuş Nakışlar Ve temsilde gördüğümüz nakışlar ve o nakışların remizleri ise, şu âlemi süslendiren muntazam masnuat ve mevzun nukuş-u kalem-i kudrettir ki, Kadîr-i Zülcelal'in esmasına delalet ederler.
Nun-Kaf-Sad (7) +
Nakıs Noksan …hem Fatiha ile başlamak, yani bir şeye yaramayan ve yerinde olmayan nâkıs, fakir mahlukları medih ve minnettarlığa bedel, …
Nakise/Nakîse Kusur, eksiklik Yoksa kemaline nakîse ve ıtlakına kayıd konmak ve nihayetsizliğine nihayet vermek ve en kavî bir kudreti en zayıf bir acze sukut ettirmek ve nihayetsiz bir kudrete, nihayetsiz olduğu bir vakitte, bir mütenahî ile nihayet vermek lâzım gelecek.
Naks Eksiklik + …asıl mahiyetin kusur, naks, fakr, acizden yoğrulmuştur ki; …
Nekais Noksanlıklar Abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbını bütün nekaisten pâk ve müberra ve ehl-i dalaletin efkâr-ı bâtılasından münezzeh ve muallâ ve kâinatın bütün kusuratından mukaddes ve muarra olduğunu; tesbih ile Sübhanallah ile ilân etsin.
Noksan Eksik Haydi padişah var; fakat benim cüz'î istifadem ona ne zarar verebilir, hazinesinden ne noksan eder?
Tenakus Eksilme …nokta-i merkeziyenin muhit âyinelerine verdiği feyiz ve cilve-i aks, müzahametsiz, tecezzisiz, tenakussuz, nisbeti birdir.
Tenkıs/Tenkis Noksanlaştırma Senin bir cüz'-i ihtiyarın bulunmakla, o nimetlerin kıymetlerini fahrin ile tenkis ediyorsun, gururunla tahrib ediyorsun ve küfranınla ibtal ediyorsun ve temellükle gasbediyorsun.
Nun-Kaf-Dad (6) +
Enkaz Yıkıntı, kalıntı Hattâ güz mevsiminde vazifesi bitmiş, vefat etmiş mahlukların enkaz-ı maddiyesini bahar masnuatında istimal ediyor; onların binalarında dercediyor.
Münakız Zıt Abes ise istikra-i tâmma münakız olduğu gibi Sâni'-i Hakîm'in hikmetine dahi muarız ve Nebiyy-i Sadık'ın hükmüne de muhaliftir.
Mütenakız Birbirine zıt Hem niçin ehl-i fikir ve nazar, herbiri kat'î bürhan ile hak telakki ettikleri efkârlarında, birbirine mütenakız bir surette hakikatı görüyorlar ve gösteriyorlar?
Nakizeyn/Nakîzeyn İki zıt Çünki vücud ve adem gibi ve nakîzeyn gibi iki zıddırlar.
Nakz Çözme, geçersiz hale getirme + …elbette rûy-i zeminde adalet varsa, o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir.
Tenakuz Çelişki …biraz sonra her nedense "cem'iyettir" diye iddia etmesi bir tenakuzdur.
Nun-Kaf-Tı (2)
Nokta Tek dokunmalık işaret; önemli husus Bir meyve bir harf; bir çekirdek, bir noktadır./Besmelenin rahmet noktasında parlak bir nuru, sönük aklıma uzaktan göründü.
Nukat Noktalar …yirmisekiz noktada ta'dil ve ilâve buyurulan nukat-ı mühimme, …
Nun-Kaf-Lam (4)
Münakale Geliş-gidiş …aralarında münakale ve muhabere başladı; …
Menkul (Menkulat) Nakledilen (Çoğul) Naklederek, beşeri onunla ikaz eder. Menkulâtı şunlardır:
Nakil/Nâkil (Nakile) Nakleden (Verici) …bütün dünyada mevcud telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri bulunsun …
Nakl/Nakil (Nakliye) Aktarma (Taşıma) Çünki kavl-i racih odur ki: "Nakl-i hadîs-i bilmana caizdir."
Nun-Kaf-Mim (3) +
İntikam Öç alma + Bir dakika intikam lezzeti ile katleder, seksen bin saat hapis elemlerini çeker.
Müntakim İntikam alan; Esma + رَبِّكَ}} lafzı; Kahhar, Cebbar, Müntakim'e bedel yine şefkati ihsas etmekle kılleti işaret ediyor.
Nıkmet Şiddetli ceza …şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı, meş'um bir âlete ve lezzeti eleme kalbettirmekle …
Nun-Kaf-He (1)
Nekahet Hastalıktan iyileşme dönemi Ramazan Bayramından beri iki defadır hastalığım ki, el-ân nekahet devrindeyim; …
Nun-Kef-Te (2)
Nüket Nükteler Elbette şu çeşit mesailde en birinci talebe ve muhatab olan ve nüket-i Kur'aniyeyi takdir eden İbrahim Hulusi, o nükteyi işitmek ister.
Nükte Derin ve ince manalı söz Elbette şu çeşit mesailde en birinci talebe ve muhatab olan ve nüket-i Kur'aniyeyi takdir eden İbrahim Hulusi, o nükteyi işitmek ister.
Nun-Kef-Ha (1) +
Nikah Evlenme + Madem bu dâr-ı elemde, bu kadar acib ve ayrı ayrı lezzetlere medar; ekl ve nikâhtır.
Nun-Kef-Ra (10) +
İnkar Reddetme, olmadığını söyleme Güneş gibi zahir olan rahmetini ve ziya gibi görünen hikmetini inkâr ettirsin.
İstinkar İnkar etme Evet insan düşündükçe, cemi' sıfât-ı kemaliye ile muttasıf olan Sâni'den istiğrab ve istinkâr ettikleri şu hayret-efza masnuatı …
Menkur İnkar edilen Cenab-ı Hakk'a malûm ve maruf unvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur.
Münekker (Dilbilgisinde) Belirsizleştirme Muarrefi münekker eden biri de:
Münker (Münkerat) Haram; Kabir sorgu meleklerinden biri (Çoğul) + Öyle de, şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecanibin istilası anında ve bid'aların kesreti vaktinde ve dalaletin tahribatı hengamında, …/Hem meleklere iman meyvesinden bir cüz'ü ve Münker ve Nekir'e ait bir numunesi şudur:
Münkir İnkar eden + Meselâ Ramazan hilâlinin sübutunu ihbar eden iki adam, binler münkirlerin inkârlarını hiçe atarlar.
Nekir Kabir sorgu meleklerinden biri Hem meleklere iman meyvesinden bir cüz'ü ve Münker ve Nekir'e ait bir numunesi şudur:
Nekre (Dilbilgisinde) Belirsiz Çünki marifenin zıddı olan "nekre"; ya şiddet-i hafâdan olur veya kesret-i zuhurdan neş'et eder.
Tenakür Birbirini ikkar, tanımazdan gelme Demek kabail ve tavaife inkısam, şu âyetin ilân ettiği gibi, tearüf içindir, teavün içindir.. tenakür için değil, tahasum için değildir!..
Tenkir (Dilbilgisinde) Belirsizleştirme Cennet'in tenkiri ise, güzelliğinin kabil-i tarif ve tavsif olmadığına veya sâmi'lerin iştiha ve istihsanlarının fevkalâdeliğine işarettir.
Nun-Kef-Fe (2) +
İstinkaf Çekinme Eğer ubudiyetten istinkâf etsen, âciz mahlukata zelil bir abd olursun.
Müstenkif Çekinen …Nur'un eczaları ve onun müstenkifane ve müstağniyane halkın hürmetinden ve medihlerinden çekilmesi, …
Nun-Kef-Lam (2) +
Nekal Şiddetli azap + Kılleti ifade eder. عَذَابِ lafzı; nekal, ikaba nisbeten hafif bir nevi cezadır ki, kıllete işaret eder.
Tenkil Sindirici ceza + …mukaddesata tecavüz edenlerin tenkili hakkında bir kanun çıkarmaya teşebbüsü …
Nun-Mim-Sin (2)
Namus İnsanı şerefli kılan mânevî duygu; kanun Orada, vazifesini güzelce yapan bir namuslu askere münasib bir mükâfat görür./Evet kanun emirdendir, namus iradedendir.

Mesnevi-i Nuriye - 59

Nevamis Namuslar Hikmetteki desatir, hükûmette nevamis, hakta olan kavanin, kuvvetteki kavaid birbiriyle olmazsa müstenid ve müstemid…
Nun-Mim-Lam (1) +
Neml Karınca; Sure + Bülbüle; nahli, fahli, ankebut ve nemli, yani arı ve vasıta-i nesil erkek hayvan ve örümcek ve karınca ve hevam ve küçük hayvanların bülbüllerini kıyas et.
Nun-Mim-Mim (1) +
Nemmam Dedikoducu Göreceksin nasıl şâir-i sahir emel ve ye'si tecsim etmekle hayatlandırarak nemmam olan ihlafın fitnesiyle bir muharebe ve muhasamayı temsil eyledi.
Nun-Mim-Vav (4)
Nami (Namiye) Büyüyüp gelişen Hem nasıl bütün ecsam-ı nâmiyede, büyümek zamanında muntazaman hareketleri ve türlü türlü âlât ile teçhizleri …
Nema Gelişme, büyüme Senin nukuş-u esmanı mufassal göstermek için, bize neşv ü nema ver, küçük hakikatımızı sünbülle ve ağacın büyük hakikatına çevir.
Nümüv/Nümuv Gelişme, büyüme Fıtratta yalan yoktur; ne dediyse doğrudur. Çekirdeğin lisanı, Meyl-i nümüv der: "Ben, sünbüllenip meyvedar..." Doğru çıkar beyanı.
Tenmiye Artırma, büyütme …kezalik emellerinin tenmiyesi (nemalandırmak) için bir çare ararken, derhal bir nokta-i istimdadı aramaya başlar.
Nun-He-Be (1)
Nehb Yağmalayıp gasbetme Sonra Hazret-i Osman'ın katlinde, o hurma kabı ile nehb ve garet edildi, gitti.
Nun-He-Cim (3) +
Menahic Minhaclar Manasında: Meşarib-i evliya, ezvak-ı ârifîni, mezahib-i sâlikîn, turuk-u mütekellimîn, menahic-i hükema, o i'caz-ı beyanı
Menhec Geniş, açık yol Şu gururun başını, ayak altına al, ez! Hısn-ı hasîn-i iman, cumhurun menhecine gel, teslim ile gir, gör, gez.
Minhac Meslek, yok + Bazı Sözlerde, ulema-i ilm-i Kelâm'ın mesleğiyle, Kur'andan alınan minhac-ı hakikînin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki, meselâ:
Nun-He-Ra (3) +
Enhar Nehirler Nasıl sekenelerine enhar ve çayları, deniz ve ırmakları, dağ ve tepeleri, ayrı ayrı mahluklarına ve ibadına lâyık birer mesken ve vesait-i nakliye yapmış.
Nehar (Nehari) Gündüz (Gündüz ortaya çıkan) + İşâ' vakti ise, âlem-i zulümat, nehar âleminin bütün âsârını siyah kefeni ile setretmesini, hem kışın beyaz kefeni ile ölmüş yerin yüzünü örtmesini, …
Nehir/Nehr Irmak + O üç nehrin herbirine Cennet'ten birer katre her vakit damlıyor ve ondan bereketlidirler.
Nun-He-Ye (9) +
İntiha Son Değişen perdeler, manzaralar ise, fasl-ı baharın ibtidasından, yazın intihasına kadar Sâni'-i Kadîr-i Zülcelal'in, Fâtır-ı Hakîm-i Zülcemal'in kemal-i intizam ile değiştirdiği …
Menhi (Menhiyat) Yasaklanan (Çoğul) Hem getirdiği dine herkesten ziyade itaati ve Hâlıkına karşı herkesten ziyade ubudiyeti ve menhiyata karşı herkesten ziyade takvası, kat'iyyen gösterir ki:
Münteha Son + Nasılki bir ağacın çekirdek-i aslîsi ve kökü ve müntehasında ve meyvelerindeki çekirdekleri dahi; …
Müntehi Son bulma + …Kur'anî ve hadîsî olan işarat-ı riyaziyenin kendisinde müntehî olması …
Mütenahi Sonlu Şu altı temsil; hem nâkıs, hem mütenahî, hem zaîf, hem tesir-i hakikîsi yok olan mümkinat kuvvetinde ve fiilinde bilmüşahede görünse; …
Nehiy/Nehy Yasaklama Öyle de, bu kâinatın perdesi altında olan âlem-i gaybın arkasında söyleyen, konuşan, emir ve nehyedip hitab eden bir zâtın kelimatını, hitabatını gösterecek peygamberler ve nâzil olan kitablardır.
Nihayet Son Düşmanın, hâcatın nihayetsizdir.
Nihai Sona ait Nihaî Vesika
Tenahi Son bulma Ve illâ, gayr-ı mütenahînin tenahisi lâzım gelir.
Nun-Vav-Be (6) +
İnabe Allah'a yönelme …bütün münîblerin ciddî taleb ve inabeleri, yine Maruf, Mezkûr, Meşkûr, Mahmud, Vâhid, Mahbub, Mergub, Maksud olan o Mabud-u Ezelî'nin vücub-u vücudunu ve kemal-i rububiyetini ve vahdetini gösterdiği gibi; …
İstinabe Başka yer mahkemesinin işleri yürütmesi istinabe sureti ile ifademin alınması için fennî ve tehlikeli hastalığı var şeklinde rapor verilmesini rica ederim.
Münavebe Nöbetleşe Veya ziya metaını neşretmek ve zeminin kafasına ziyayı zulmetle münavebeten sarmakla muvazzaf bir memur olduğunu …
Münib Tevbe edip Allah'a yönelen + …bütün münîblerin ciddî taleb ve inabeleri, yine Maruf, Mezkûr, Meşkûr, Mahmud, Vâhid, Mahbub, Mergub, Maksud olan o Mabud-u Ezelî'nin vücub-u vücudunu ve kemal-i rububiyetini ve vahdetini gösterdiği gibi; …
Naib Vekil …risalet ve nübüvvetin her asırda veraset noktasında naibleri, vekilleri bulunmak kaidesiyle, …
Nevbet/Nöbet Sıra ile görülen iş "Taife", "necm" "nevbet" kelimeleri, "sure" kelimesinin vazifesini îfa edebilirler. "Sure" kelimesinin onlara tercihan zikrinde ne vardır?
Nun-Vav-Ra (16) +
Envar Nurlar Ve bu tercümanı konuşturan, esrar-ı rahmeti öğrenir ve envâr-ı rahîmiyeti ve şefkati görür.
Enver En nurlu …bütün kütüb-ü mukaddesenin reis-i enveri olan Kur'an-ı Hakîm, …
Menar Işık tutucu Bununla beraber Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan âyât-ı beyyinatın telâfifinde maksad-ı hakikîye telvih ve işaret ettiği gibi, bazı zevahir-i âyâtı -kinayede olduğu gibi- maksada menâr etmiştir.
Minare/Menare Ezan okuma kulesi …yüksek minare ve kulelerdeki büyük saatların parlayan akrebleri misillü,…
Münevver Nurlanmış Evet tam münevverü'l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz.
Münevvir Nurlandıran (Esma) O derecede sizin okuduğunuz veya okuyacağınız fenn-i elektrik mikyasıyla bu meşher-i a'zam-ı kâinatın Sultanını, Münevvirini, Müdebbirini, Sâni'ini, o nuranî yıldızları şahid göstererek tanıttırır.
Münir Nurlandıran + Sema-yı risaletin kamer-i müniri olan Hâtem-i Divan-ı Nübüvvet, …
Mütenevvir Nurlanan Çok şükür sevgili üstadımızın sayesinde ve teveccüh ve duasıyla bu Nurlardan mütenevvir ve mütena'im oluyoruz.
Nar Ateş + Evet hiçten, birden hârika bir gürültü ile cevvi konuşturmak ve fevkalâde bir nur ve nar ile zulmetli cevvi ışıkla doldurmak …
Nevvar Nurlu Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar, birer tayyareleriz biz.
Neyyir Parlak (cisim) …kurb-u huzuruna müşerref olan bütün ervah-ı neyyire ashabı, …
Niran Ateşler Hem o meb'us zât, ehl-i küfür ve dalalet için bir nîran-ı muhrika ve ehl-i hidayet için envâr-ı muşrıka menba'ı olduğuna, gaybî ve semavî bir işarettir.
Nur Işık + Evet hiçten, birden hârika bir gürültü ile cevvi konuşturmak ve fevkalâde bir nur ve nar ile zulmetli cevvi ışıkla doldurmak …
Nurani Nurlu Demek "Bismillahirrahmanirrahîm" sahife-i âlemde bir satır-ı nuranî teşkil eden üç sikke-i ehadiyetin kudsî unvanıdır.
Tenevvür Nurlanmak Şu bürhan-ı neyyirimiz Şuâat'ta tenevvür ettiğinden, tenvir-i müddeamızda münevver bir mir'attır.
Tenvir Nurlandırmak Şu bürhan-ı neyyirimiz Şuâat'ta tenevvür ettiğinden, tenvir-i müddeamızda münevver bir mir'attır.
Nun-Vav-Sin (1) +
Nas İnsanlar; Sure + …o sultan-ı zîşan dahi istedi ki, bir meşher açsın, içinde sergiler dizsin; tâ nâsın enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san'atının hârikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin.
Nun-Vav-Tı (2)
Menat Sebep …tenkihü'l-menat denilen hususiyattan tecrid nokta-i nazardan cemi' enbiya lisan-ı mu'cizatlarıyla vücud-u Sâni'in bir bürhan-ı bahiresi olan Muhammed'in sıdkına şehadet ederler.
Menut Bağlı …bu hakaika ait takdirat ancak müellifinin lisan ve kalemine menut ve mütevakkıf olup, …
Nun-Vav-Ayn (4)
Enva' Türler Evet kâinatın enva'ını hikmet dairesinde insanın etrafında toplayıp bütün hâcatına kemal-i intizam ve inayet ile koşturmak, bilbedahe iki haletten birisidir:
Mütenevvi' Çeşit çeşit Evet namazın mütenevvi ezkâr ve harekâtıyla işaret ettiği vezaifi, makamatı, mufassalan gördüler.
Nev' Tür Evet bu cûd-u icad, Sâni'in vücubundandır. Nevide celalîdir, ferdde cemalîdir.
Tenevvü' Çeşitlenme Fakat çendan insan bütün esmaya mazhardır, fakat kâinatın tenevvüünü ve melaikenin ihtilaf-ı ibadatını intac eden tenevvü-ü esma, insanların dahi bir derece tenevvüüne sebeb olmuştur.
Nun-Vav-Fe (1)
Münif Meşhur, ulu Sen en hikmetli ve tılsımlı, nazlı ve niyazlı, manidar ve münif ve müessir ve müsmir, matlub ve mahbub bir vird olmağa lâyık ve sezasın.
Nun-Vav-Kaf (1) +
Naka/Nâka Dişi deve + …ve Hüdhüd-ü Süleymanî (A.S.) ve Neml'i, ve Naka-i Sâlih (A.S.) ve Kelb-i Ashab-ı Kehf gibi bazı efrad-ı mahsusa hem ruhu, hem cesediyle bâki âleme gideceği …
Nun-Vav-Lam (3)
Minval Tarz, usul Nereye bakılsa hal bu minval üzere gidiyor.
Neval İhsan Bizim Hâlıkımız ve Musavvirimiz ve bizi hediye veren Kadîr-i Zülcemal, Hakîm-i Bîmisal, Kerim-i Pür-neval herşey'e kàdirdir.
Tenavül Alıp yeme Ben bunların tenavülünde hür değilim; demek başkasının malıdır ve in'amıdır.
Nun-Vav-Mim (5) +
Menam Uyku + Bazen uykuda olan bir adam, yanında uyanık olan konuşanların sözlerini işitiyor, fakat kendi âlem-i menamına tatbik eder bir tarzda mana veriyor, tabir ediyor.
Münevvim Uyutucu Yine ondan gelen, dalaletten neş'et eden ruhun ızdırabatına o edebsizlenmiş edeb müsekkin hem münevvim; hakikî fayda vermez.
Naim Uyuyan + Onların misali, rü'yasında güya uyanıp, rü'yasını halka hikâye eden naim meselidir.
Nevm Uyku + İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.
Tenvim Uyutma Öyle de: Ey gaflet ve felsefe uykusu içinde tenvim edilen insafsız adam!.
Nun-Vav-Nun (2) +
Nun Sure adı
Tenvin Nunlama Tenvin dahi nundur.
Nun-Vav-Ye (4) +
Neva Çekirdek + …ve bir çekirdeğin "Fâliku'l-Habbi Ve'n-Neva" tarafından verilen izin ve kuvvete binaen koca bir ağacın cihazatını, malzemesini tazammun etmesi, yani içine alması bu hakikatı tenvir eden birer hakikattır.
Nevat Çekirdek Zerre gibi bir afyon bezri, bir dirhem gibi bir zerdali nevatı, bir kavun çekirdeği, …
Niyet Kast, yönelme Ve keza nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder.
Nüve Çekirdek Bazen çekirdekleri, bazen nüveleri, bazen icmalleri, bazen düsturları, bazen alâmetleri; ya sarahaten, ya işareten, ya remzen, ya ibhamen, ya ihtar tarzında bulunurlar.
Nun-Ye-Lam (1) +
Nail Ulaşan, erişen Ey ârif! Sen rıza-yı İlahîye nâil olursun.