Ğayn (غ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Ayn (ع)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıFe (ف): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Ğayn (غ) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
غ Ğayn 0 50 149 2 2 52 50 39 151 134 39
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Ğayn-Be-Ra (3) +
Gubar Toz Değildir; belki mesâib-i dehrin gürültüsünden ayakları altından çıkıp sakalıma konmuş bir beyaz gubardır.
İğbirar Kırılma, gücenme Bundan Necid ahalisinin Hulefa-i Raşidîn'e ve dolayısıyla Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşı bir iğbirâr, seciyelerine girmişti.
Muğber Gücenmiş, küskün Mesmuatıma göre, bu halden muğber olanlar yalan ve asılsız bir surette isnadatta bulunmuş.
Ğayn-Be-Tı (1)
Gıbta İmrenme Biraz zaman sonra birinci adam öyle bir mertebeye çıktı ki, herkes haline gıpta ederdi.
Ğayn-Be-Nun (1) +
Teğabun/Tegabün/Teğabün/Tegabun Sure adı; Birbirini aldatms + (Rumuzat Semaniye)
Ğayn-Be-Ye (2)
Gabavet Anlayışsızlık Meselâ kuvve-i akliyenin fesat ve zulmeti hükmündeki ifrat ve tefriti olan gabâvet ve cerbezeden müberrâ olarak,…
Gabi Anlayışsız Kim bir şeyde çok tevaggul etse, galiben başkasında gabîleşmesine sebebiyet verir.
Ğayn-Dal-Ra (3) +
Gaddar Acımasız Gayr-ı meşru muhabbetin âkıbeti, mükâfatı, mahbubun gaddârâne adavetidir.
Gadr/Gadir Haksızlık, acımasızlık Ve binler Müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i imanın su-i âkıbete ve müthiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkârâne taraftar olmak ve merhametkârâne cezadan kurtulmalarına dua etmek, elbette o dua o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizliktir ve şenî bir gadirdir.
Mağdur Haksızlığa uğramış Kadro haricine çıkanları ve alay zabitlerini mağdur etmemekti.
Ğayn-Zel-Vav (2)
Gıda Yiyecek Gıda olarak mahlûkata, bilhassa hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lâzımdır ki, bu rızık vakt-i muayyeninde yetişir, vakt-i ihtiyaçta sevk edilir.
Tegaddi/Tagaddi Beslenme Günde elli gram ekmekle ve bir çanak çorba ile tagaddi eden bu büyük adam, yaşıyorsa, ancak Kur'ân ve imana hizmet için yaşıyor.
Ğayn-Ra-Be (9) +
Garabet Gariplik Fâil vacip ve vahid olduğu takdirde, ne külfet var, ne de garabet var.
Garaib Gariplikler …kuvve-i bâsıranın hoşuna gidecek bütün mehâsini şâmil, kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil,…
Garb/Garp (Garbi) Batı + …hem denizle beraber Şark, Garp, Şimal, Cenup, bu yüzdeki ve Yeni Dünya yüzündeki malûm yedi kıt'ası,…
Garip Gurbette olan; acayip Evet, Kur'ân'ın üslûpları hem gariptir, hem bedîdir, hem aciptir, hem muknidir.
Guraba Garipler Hem bizlere Kur'ân ve Hazret-i Peygamber (a.s.m.) emrediyor: تَعَاوَنُوا gurabâya muâvenet...
Gurbet Vatandan uzaklık İşte, şu gurbet içinde ayrı diğer bir daire-i gurbet açıldı.
Gurub/Gurup Güneşin/Yıldızın batması + Gurub eden güneşin ertesi sabah yeniden tulû edeceği kat'iyetinde o iki Söz ispat etmişler ki, şu dünyanın mânevî güneşi olan hayat dahi, harab-ı dünya ile gurubundan sonra, haşrin sabahında bâki bir surette tulû edecektir.
İstiğrab/İstiğrap Garipseme Fakat insanın kemâl-i hilkatinden huruç etmiş, üç ayaklı yahut iki başlı bir insanı bir velvele-i istiğrabla nazar-ı ibrete teşhir eder.
Mağrib Akşam; batı + Mağrib zamanı ise, güz mevsiminin âhirinde pek çok mahlûkatın gurubunu, hem insanın vefatını, hem dünyanın kıyamet iptidasındaki harabiyetini ihtar ile tecelliyât-ı celâliyeyi ifham ve beşeri gaflet uykusundan uyandırır, ikaz eder.
Ğayn-Ra-Ra (2) +
Gurur Kendine güvenme + (Aldatma anlamında) Evet, gurur ile, insan maddî ve mânevî kemâlât ve mehasinden mahrum kalır.
Mağrur Gururlu Deccalın şahs-ı surîsi insan gibidir. Mağrur, firavunlaşmış, Allah'ı unutmuş olduğundan, surî, cebbârâne olan hâkimiyetine ulûhiyet namını vermiş bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır.
Ğayn-Ra-Ze (1)
Gariz (Gariziyye) Yaratılış Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı hengâmında ve hevesât-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında,…
Ğayn-Ra-Sin (1)
Gars Dikme …o âdât-ı seyyienin yerine başka âdât ve ahlâk fidanlarını gars etmesi…
Ğayn-Ra-Dad (2)
Ağraz Garazlar Eğer hakkıyla seni rehber etse, ağrâz-ı şahsî ve fikr-i intikam ile sizi lekedar etmezse…
Garaz/Garez Kötü niyet, kasıt Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir.
Ğayn-Ra-Kaf (5) +
Garik Batmış, boğulmuş Cenâb-ı Hak sana, sabr-ı cemîl ihsan ve o merhumeyi de garik-ı rahmet eylesin.
Gark Boğulma, batma + Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim
İstiğrak Dalma, batma S: Vahdetü'l-vücudu nasıl görüyorsun? Elcevap: Tevhidde istiğraktır.
Müstağrak Dalmış, batmış Hükemâ ve zaîfü'l-itikad olanlar, maddeye o kadar hasr-ı nazar etmişler ve müstağrak olmuşlar ki, fehm-i ulûhiyetten uzaklaştılar.
Müstağrik Daldıran, batıran Ruhu müstağrik, sürur ve hubur eder.
Ğayn-Ra-Mim (1) +
Gurema Alacaklılar Câbir, pederinin asıl malını guremâya verdi, kabul etmediler.
Ğayn-Zel-Vav (4) +
Gaza Din uğruna savaş Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Gazâ-i Bedir'den evvel ferman etmiş:
Gazavat Gazalar Sahabelerin gazevâtına dair Kürtçe Kavl-i Nevâlâ Sîsebân namında bir destan vardı.
Gazi Savaşa katılmış Çünkü, nasıl bir tabur bir dehşetli düşmanı öldürse, herbir neferi bir gazilik rütbesini alır; ve yalnız binbaşısına verilse, binden bire iner, birtek gazi olur;…
Gazve Din uğruna savaş …ehl-i tahkik umum müfessirlerin tahkikiyle ve umum ehl-i hadîsin ihbarıyla, Gazve-i Bedir'de, şu âyet haber veriyor ki:
Ğayn-Sin-Lam (2) +
Gasil/Gasl Yıkama Evet, cerihaların üstündeki sargıların zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yıkanması, şer'an o yaranın gasli yerine geçtiği gibi, böyle ihtiyaca binaen sabit kaplamanın yıkanması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü iptal etmez.
Gusül/Gusl Boy abdesti Evet, cerihaların üstündeki sargıların zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yıkanması, şer'an o yaranın gasli yerine geçtiği gibi, böyle ihtiyaca binaen sabit kaplamanın yıkanması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü iptal etmez.
Ğayn-Şın-Şın (1)
Gış Hile, aldatma Zihnimi sâfi bırakıp, gıll ü gıştan âzâde olarak, Kur'ân-ı Hakîmin feyzini, olduğu gibi almaya vesile etti.
Ğayn-Şın-Vav (3) +
Gaşiy/Gaşy Kendinden geçme Gerek Şerif Efendi ve gerekse Hikmetü'l-İstiâze ve besmele sırrını okuyan diğer arkadaşlar duydukları hazz-ı mânevîden gaşy olmuşlardır.
Ğaşiye Sure adı; cehennem ateşi + (Rumuzat-ı Semaniye)
Gışavet Örtü, perde + Senin elini tutup hazine-i hakaike götürmekten evvel, vaad ettiğim birkaç meseleyle acele edip basar-ı basiretinize gışavet ve perde olan hayalâtı def edeceğim.
Ğayn-Sad-Be (3) +
Gasıb (Gasıbane) Gasbeden Biri, padişahı bilmez, o yerlerde gàsıbâne, sârıkane tavattun etmek ister.
Gasp/Gasb Zorla alma + Senin bir cüz-i ihtiyar ın bulunmakla, o nimetlerin kıymetlerini fahrinle tenkis ediyorsun, gururunla tahrip ediyorsun ve küfranınla iptal ediyorsun ve temellükle gasp ediyorsun.
Mağsub Gasba uğrayan Ve mağsub olmalı veyahut mevhub olmalı?
Ğayn-Sad-Sad (1) +
Gussa (Boğazı tıkayan anlamında) Sıkıntı, tasa + Birden, elîm bir hadise yüzünden bir sene gam ve gussa çekti.
Ğayn-Sad-Nun (3)
Ağsan Dallar Tûbâ-yı hilkatten semâvât şıkkına/Hep kehkeşan ağsânına,
Gusn/Gusun Dal Kuvve-i gadabiye gusnundan firavunlar, nemrutlar çıkmıştır.
Gusun/Gusûn Dallar Hadis-i şerifte varid olduğu gibi, her âyetin birer zâhir ve bâtın ve her zâhir ve bâtının birer had ve muttalaı ve her had ve muttalaın çok şücun ve gusunu vardır.
Ğayn-Dad-Be (3) +
Gazab/Gazap/Gadab/Gadap Öfle + Allah'ın gazabından fazla gazap edilmez.
İğdab Öfkelendirme O ferdi irzâ etmekte, o bin hikmetin iğdâbı vardır.
Mağdub Gazaba uğramış + Evvelki iki yolun mağdub ve dâllîn yolu; hatarları pek çoktur, kıştır daim güz, yazı.
Ğayn-Dad-Fe-Ra (1)
Gazanfer/Gazenfer Kahraman Bunlardı veren hasta, alîl gözlere bir fer,/Bunlardı o tarihe geçen şanlı gazanfer.
Ğayn-Tı-Vav (1) +
Gıta Perde, örtü + Eğer gıtâ ve perde keşfolunsa, hatt-ı şâkul ile senin gözünün şuâsı, namazın herbir hareketinde ayn-ı kıbleyle temas ve musafaha edecektir."
Ğayn-Fe-Ra (7) +
Gaffar/Ğaffar Affeden Allah (Esma) + Hem kudret, Rezzak, Gaffar, Muhyî, Mümit gibi sıfât-ı fiiliyenin mercii ve mizanıdır.
Gafir/Gafîr Kalabalık Meselâ, bütün İstanbul ahalisi, Ramazan'ın başında ayı görmediğinden nefyetse, iki şahidin ispatıyla o cemm-i gafîrin nefiy ve ittifakı sukut eder.
Gafur/Ğafur Affeden Allah (Esma) + İşte, bunun içindir ki, Cenâb-ı Hakkın Gafûr, Rahîm gibi iki ismi, tecellî-i âzamla ehl-i imana teveccüh ediyor.
Gufran Allah'ın affetmesi + Cenâb-ı Allah, mâh-ı gufrânın kudsiyeti hürmetine, kusurlarımızı af ve mağfiret eylesin.
İstiğfar Af dileme + Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur.
Mağfiret Allah'ın affetmesi + Afv eyle, mağfiret eyle ve merhamet eyle, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm!
Mağfur Affı için dua edilen İnşaallah, müstecap olan duanızla Allahü Zülcelâl, Risale-i Nur hizmetinde ümit ve arzu ettiğim neticeye vasıl, merhum ve mağfur Abdurrahman gibi âhir nefeste iman ve tevfik…
Ğayn-Fe-Lam (4) +
Gafil Gaflet içinde olan + Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir.
Gaflet Habersizlik, düşüncesizlik + Ey şek cephesinde, gaflet gölgesinde istirahate çekilen biçare!
İğfal Aldatma Hileli adam kendini sevdirir, kendini çekmez. İğfal ve aldatmaya daima çalışır.
Tegafül Bilmez görünme Faraza kabul etse de, tegafül-ü ani's-Sâni sebebiyle hâsıl olan ıztırarla kabul edebilir.
Ğayn-Lam-Be (10) +
Ağleb Çoğu Ekser-i hükemanın Garpta ve Avrupa'da zuhuru ve ağleb-i enbiyanın Şarkta ve Asya'da tulûları kader-i ezelînin bir işaret ve remzidir ki, Asya'da hâkim, galip, din cereyanıdır.
Ağlebi/Ağleben Çoğu zaman Demek, nasıl ki sıfat-ı iradeden ve âlem-i emirden gelen şuursuz kavânin, daima veya ağleben bâki kalıyor.
Galebe Yenme …bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor, meydandadır.
Galib/Galip Yenen + Hilkat-i âlemde maksud-u bizzat ve galib-i mutlak, yalnız hüsün ve hayır ve hak ve kemâldir.
Galiba Çoğu zaman, tahminen Galiba müsait vakit bulamadıklarından, yazıp gönderemediler.
Kalabalık İnsan çokluğu (Galebelik kelimesinden bozularak) Birgün âlem-i menamda bir sahrada gezerken, birçok kalabalık ahalinin içine girdim.
Mağlup/Mağlub Yenilen + Amma şer ve kubh ve bâtıl ise, tebeîye ve mağlûbe ve mağmuredirler.
Mütegallib Zorba Sual: Mütegallip başlar, kendi kendilerine düştüler.
Tağlib Bir kelimeyi alakalı başka manayıda içerecek şekilde kullanma Bunun için, burada iki tağlibe ve dolayısıyla bir mecaza mecburiyet hasıl olmuştur.
Tegallüb Zorbalık Halbuki bu Cumhuriyetler devrinde tahakküm ve tegallübü kaldırmak düsturu var.
Ğayn-Lam-Tı (3)
Galat Yanılma Bil ki, galat-ı his nev'inden, gayet muvakkat dünyayı lâyemut ve daimî görüyorsun.
Mağlata (Yanıltmak için söylenen) saçma söz Bu ise, deveran sırrıyla mağlâta-i vehmiye üzerine müesses bir letafet-i beyaniyedir.
Tağlit Yanıltmak Evet mesleği nefs-i hak ve mezhebi ayn-ı sıdkdır. Hak ise tedlis ve tağlit etmekten müstağnidir.
Ğayn-Lam-Zı (1) +
Galiz Çirkin, kaba + (Katı, ağır anlamında) "Şeytanla Münazara" namındaki Birinci Mebhastaki, Şeytanın mesleğine ait bazı tabirat çok galiz düşmüş.
Ğayn-Lam-Fe (1) +
Gılaf/Kılıf Koruyucu örtü Belki ruhun libası, bir derece sabit ve letafetçe ruha münasip bir gılâf-ı lâtifi ve bir beden-i misalîsi vardır.
Ğayn-Lam-Kaf (2) +
İğlak (Manaca) Kapalılık Kezâlik, bu risalelerin ibarelerindeki işkâl ve iğlâkın, keyif için ihtiyarımdan çıkmış olduğunu zannetme.
Muğlak Kapalı Zira, mesail gayet derin ve arkları uzun ve ibare ise gayet muhtasar ve muğlak ve Türkçem de epeyce noksan ve müşevveş, ve vaktim dahi dar, ben de acele, sıhhatim muhtel, başım nezlelidir.
Ğayn-Lam-Lam (1) +
Gıll Hileli olma, aşırı kin + Zihnimi sâfi bırakıp, gıll ü gıştan âzâde olarak, Kur'ân-ı Hakîmin feyzini, olduğu gibi almaya vesile etti.
Ğayn-Lam-Mim (2) +
Gılman Gulamlar, Cennet hizmetçileri Biri hûri ve gılmanın çirkin bir taklidi, diğeri azap ve zindan suretine girecek
Gulam Genç, delikanlı, hizmetçi, köle + Fütuhu'l-Gayb kitabında 'Yâ gulâm!' tâbir ettiği bir talebesine pek müthiş ameliyat-ı cerrahiye yapıyor.
Ğayn-Lam-Vav (3) +
Gala/Galâ Pahalılık Yağmur kesildi, kaht ve galâ başgösterdi.
Gali/Gâlî Pahalı, kıymetli Beşerin ise mâhiyeti ulvî, kıymeti gâlî, nazarı âmm, kemâli hadsiz, lezzeti, elemi kısmen daimîdir.
Guluvv Aşırılık …lakin dört cihetiyle antika olduğundan ve antikalık, guluvv-u kıymetin yerini tutmakla;…
Ğayn-Lam-Ye (2) +
Galeyan Taşkınlık Ehl-i dalâletin şerrinden kâinatın kızdıklarını ve anâsır-ı külliyenin hiddet ettiklerini ve umum mevcudatın galeyana geldiklerini,…
Gulat Aşırı bağlılar, taşkınlık edenler İddiacı, eski zamanda Ehl-i Sünnete karşı Hasan Sabbah, Bâtıniyyûn mezhebiyle ve Şeyhü'l-Cebel bir galat-ı Şia tarîkıyla meydana çıkıp siyasî sarsıntı vermeleri gibi,…
Ğayn-Mim-Ze (1) +
İğmaz Göz yumma Uyûbundan iğmâz-ı ayn et.
Ğayn-Mim-Dad (3) +
Ağmaz (Anlamca) çok derin Demek müteşabihat dahi istiârâtın en ağmaz kısmıdır.
Gamız/Gamiz/Gâmiz/Gâmız Anlaşılması güç, derin Şu sırr-ı gàmızı iki temsille fehme takrib ediyoruz.
Gumuz Derinlikler Ben insanlardan, eserlerimdeki gumûz ve anlaşılmamaktan şikayet duyuyorum.
Ğayn-Mim-Ra (1) +
Mağmur (mağmure) Adı silinmiş, harap olmuş Amma şer ve kubh ve bâtıl ise, tebeîye ve mağlûbe ve mağmuredirler.
Ğayn-Mim-Ğayn-Mim (1)
Gamgama Haykırma, savaşanların bağırtısı, mırıldanma Dinle, havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra'dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka birer mânidar nevaz.
Ğayn-Mim-Mim (3) +
Gam Tasa, keder + İmanî hizmetinizde kazandığınız ebedî sevaplar ve ruhî ve kalbî faziletler ve sevinçler, şimdiki geçici ve muvakkat gamları ve sıkıntıları hiçe indirir kanaatindeyim.
Gumum Gamlar İhvanımla ma'an gumum ve hümûmumu sürur ve hubura tebdil eyle.
Mağmum Gamlı …mağmûm kalbimi tesrir ve müteessir vicdanımı tenvir…
Ğayn-Nun-Mim (4) +
İğtinam Fırsat (ganimet) bilmek Fakat ne çare ki, iğtinam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safîleştirip Nurların karşısına, dolayısıyla Kur'ân'ın mu'cizeleri mecmuasına…
Ganem Koyun + Süleyman’dan, selim anlar/Ganemden de halîm anlar
Ganimet Savaş kazancı Cihad, dinî de olsa, kâfirlerin çoluk çocuklarının vaziyetleri aynıdır. Ganimet olabilir; Müslümanlar, onları kendi malikiyetine dahil edebilir.
Mütegannim Koyun postuna bürünmüş …o bir müteşeyyih-i müteevviğdır, bir zi'b-i mütegannimdir.
Ğayn-Nun-Ye (8) +
Ağniya Zenginler + Evet, heyet-i içtimaiyedeki intizamın şartı, tabakat-ı beşer birbirinden uzaklaşmamak, tabaka-yı havas tabaka-ı avamdan, taife-i ağniya taife-i fukaradan ayrılmasın ki, sıla-i rahim kopmasın.
Gani/Ganiyy Zengin; her şeye sahip olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah (Esma) + Sonra, o Ganiyy-i Mutlakın, servetinin çokluğunu ve rahmetinin genişliğini göstermesine karşı, fakr ve hacetlerini izhar edip,…
Gına Zenginlik; şarkı Hem fakr-ı mutlak ve kuruluk içinde bir gınâ-yı mutlakın tezahürâtı var: /…öksüz bir yetimin muzlim bir hüzünle ümitsiz ağlayışı, hem süflî bir vaziyette sarhoş bir ayyaşın velvele-i gınâsının (şarkı demektir) nisbeti ile,…
İğna İhtiyaç duymama Ve aynı zamanda, ehl-i kitaptan -bir kısmının- Kur'ana karşı gösterdikleri iğna, yani ihtiyaç duymazlık ellerini ağızlarına dönderip hayretlerini celbettirsin...
İstiğna Allah'tan başkasına el açmama Muarrâdır fezâ-yı feyzimiz şeyn-i temennâdan,/Bize dâd-ı ezeldir zîrden bâlâdan istiğnâ.
Muğni Müstağni eden, zengin kılan (Esma) + Allah, Ganiyy-i Muğnîdir; herşeyin anahtarı Ondadır.
Müstağni İstiğna eden Hem de şürekâya hiçbir ihtiyaç olmadığı ve kâinat onlardan müstağni-yi mutlak oldukları halde, şerik-i ulûhiyet gibi, rububiyet ve icad şerikleri dahi mümtenidirler, vücutları muhaldir.
Teganni Şarkı söyleme …ve her an bu masnuatının lisanıyla medh ü senasını teganni ettiren bu azametli ve hikmetli kudrete, hangi tesadüfün haddi var ki parmak uzatabilsin.
Ğayn-Vav-Se (5) +
Ağisna Bize yardım et "Ağisnâ yâ Gıyâse'l-Müstağîsîn" bir duası,
Gavs Yardım eden Biz Âl-i Beyt'ten her kûrbet ve şiddet zamanında birer Gavs çıkıp imdat ediyoruz.
Gıyas Yardım eden; yardım çağrısı "Ağisnâ yâ Gıyâse'l-Müstağîsîn" bir duası,/Sen dahi, biçare nefsim, İbrahimvâri لاَاُحِبُّ اْلاٰفِلِينَ gıyâsını çek, kurtul.
İstigase/İstiğase Yardım isteme Ve keza, hiçbir şeyi dualarıma, istigâselerime ve niyazlarıma hedef ittihaz etmem.
Mustağisin Yardım isteyenler "Ağisnâ yâ Gıyâse'l-Müstağîsîn" bir duası,
Ğayn-Vav-Ra (4) +
Gar Mağara + Hem de en hatarlı makamlarda (Gârda gibi) tarik-i halâsı mefkud iken;…
Garet Yağmalama Ye'cüc ve Me'cüc, ehl-i garet ve fesad ve ehl-i hadâret ve medeniyete, ecel-i kaza hükmünde iki tâife-i mahlûkullahtır.
Gavr Çukur dibi Yani, "Vefa, gavr-ı in'idama çekildi. Tûfan-ı gadir feverana başladı.
Mağara İn + "Eski zamanda mağaralara çekilen târiküddünyalar gibi, âhir ömrümde ben de bir mağaraya, bir dağa çekilip insanların hayat-ı içtimaiyesinden çıkacağım.
Ğayn-Vav-Ze (1)
Gaz (Gazat) Maddenin buhar hali; bu haldeki maddeler Zira dağlar suyun mahzeni, havanın tarağı (gazat-ı muzırrayı tersip edip havayı tasfiye eder)…
Ğayn-Vav-Sad (1) +
Gavvas Dalgıç + Gavvas dalgıçlar, o definenin cevahirini aramak için dalıyorlar.
Ğayn-Vav-Lam (2) +
Gaile Büyük dert veren olay Hulûsi'nin bir gailesi var diye hissediyorum.
Gul (Hayal gul, Gulyabani) Hortlak Felsefe-i beyan nazara alınmazsa, belâğat hurâfât gibi, hayal gul gibi, sâmie hayretten başka bir fayda vermez.
Ğayn-Vav-Ye (2) +
Gayya Çukur …âcizâne tefsirimde, gündoğudan günindiye doğru olan çayı, yani, gündoğudaki duayı almamış olsaydım, önümde, elinde sepetle giden adam gibi gayyâ kuyusuna gidecektim.
İğva Azdırma …nefislerinin hevâsına tâbi olarak, hem bozuk fıtratlarının iktizasını destekleyerek, şeytanlarının iğvâsıyla yaptıkları o çirkin halleri, gözlerine güzel göründüğünden terk edemediler.
Ğayn-Ye-Be (9) +
Gaib/Kayıp Görülmeyen, bulunmayan + İnsanın gaibane olan aşağı mertebesinden, huzurun yüksek makamına çıkması ancak ibadet vasıtasıyla olduğuna işarettir.
Gayb Görülmeyen, idrak edilmeyen + …ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri,…
Gaybet Hazırda bulunmama Zamir-i mütekellimin yerine ism-i zâhirin gelmesi, tekellümden gaybete iltifattır
Gaybubet Görünmeme Bir matlup ki gurupta gaybûbet etmeye mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor.
Gıyab Arkası İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebepsiz, gıyabımda tezyifkârâne, hakaretli sözler söylemişti.
Gıybet Arkasından konuşma Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum.
Guyub Gayblar + Herşeyi bilen ve gören ve hiçbir şey Ondan gizlenemeyen Allâmü'l-Guyûba karşı edep nasıl olur?
Mugayyeb (Mugayyebat) Bilinmeyen Mugayyebât-ı Hamseye dair Sûre-i Lokman'ın âhirindeki âyetin hakkında mühim sualiniz gayet mühim bir cevap isterken, maatteessüf, şimdiki hâlet-i ruhiyem ve ahvâl-i maddiyem o cevaba müsait değildir.
Tegayyüb Gözden kaybolma Bu kabil dalalet ve gaflette olanlar ya mübarezeden mağlûp olurlar, ya ulviyeti hissedip tegayyüb ederler,…
Ğayn-Ye-Se (1) +
Mugis/Mugîs Yardım eden Allah (Esma) İşte, şu mesafe-i mâneviyede Kadîr, Alîm, Mutasarrıf, Müdebbir, Mürebbî, Mugîs, Muhyî gibi esmâların matlaları görünüyor.
Ğayn-Ye-Dal (10) +
Ağyar Başkaları Meselâ ağyârın malı, ismet-i şeriye için haram olmuştur.
Gayr/Ğayr (Olumsuzluk ekidir) Başkası, diğeri, dışında + Gayr ve mâsivâ Ona tesir etmez, yalnız mezâhir olabilirler.
Gayret Çaba; yabancılardan koruma duygusu Hizmetin kudsiyeti ve o hizmetteki zevk ve gayretindeki şevk, o acı hususî müşkülâta karşı gelir ve galebe eder tahmin ediyorum./Bu halden fazla bana tecrit ve tarassutlarıyla sıkıntı vermek ise, gayretullaha dokunup, bir belâya vesile olmasından korkulur.
Gayyur Gayretli Cenâb-ı Hak, benim gibi kalemsiz, yarım ümmî, diyar-ı gurbette kimsesiz, ihtilâttan men edilmiş bir tarzda; kuvvetli, ciddî, samimî, gayyur, fedakâr ve kalemleri birer elmas kılıç olan kardeşleri bana muavin ihsan etti.
Mugayir Aykırı İşte, o iki halis tilmizin himmetlerinin birbirinden ne derece mütefavit ve mugayir olduğu bununla anlaşılır.
Mugayyir Değiştiren (Esma) + Bu ise, hiç tagayyür etmeyen ve değişmeyen daim ve bakî bir Mugayyir'in vücub-u vücuduna delâlet eder.
Mütegayir Birbirine zıt Cenâb-ı Hakkın, iktizâları, hükümleri mütegayir bazı esmâları vardır.
Mütegayyir Değişen, değişken Çünkü müteaddit şeyleri intizamla daimî tağyir ve tahrik eden bir zat, mütegayyir olmamak ve hareket etmemek lâzım gelir.
Tagayyür/Tegayyür Değişme, başkalaşma Tagayyür, tebeddül, tecezzî, tahayyüzden mukaddes, münezzeh, müberrâ, muallâ olan Zât-ı Zülcelâlin vücub-u vücuduna ve takaddüs ve tenezzühüne muvafık düşmeyen tasavvurâta sebebiyet verir ve telkinât-ı bâtılaya medar olur.
Tağyir Değiştirme Ve o hadsiz faaliyet dahi, hadsiz bir tebdil ve tağyir ve tahvil ve tahribi dahi iktiza ediyor.
Ğayn-Ye-Zı (1) +
Gayz Öfke + Cehennem gibi bir azap memuru, öfkesinden ve gayzından parçalanmak vaziyetini alması…
Ğayn-Ye-Ye (3)
Gai/Gaî (Gaiye/Gaiyye) Gayeye ait Vazifeye terettüp eden maslahatlar, semereler, faidelerdir ki, ona "ille-i gaiye" denilir.
Gaye Amaç İslâmın gayetü'l-gayesi olan "Tevhid" ve "Allah'a" iman esası, onun ve Risale-i Nur'un en büyük umdesidir.
Gayet Pek çok Fenn-i kimyadan sorulsa, "Bu küre-i arz nedir?" Diyecek: "Gayet muntazam ve mükemmel bir kimyahanedir."