Risale:22. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri): Revizyonlar arasındaki fark
"Kategori:Mektubat Ayet ve Hadis Mealleri ''Önceki Kısım: Yirmi Birinci Mektup Ayet-Hadis Mealleri ← ..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu |
Değişiklik özeti yok |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki bir diğer değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 4. satır: | 4. satır: | ||
=Yirmi İkinci Mektup= | =Yirmi İkinci Mektup= | ||
Yirmiikinci Mektub, 1926-1934 yılları arasında, Bediüzzaman Hazretleri Barla'da bulunduğu yıllarda te'lif edilmiştir. | |||
<div id="1">{{Arabi|بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ}} | |||
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. | |||
<div id="">{{Arabi|وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪}} | |||
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) | |||
<div id="2">{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ}} | |||
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla | |||
<div id="">{{Arabi|اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ}} | |||
Mü'minler ancak kardeştirler; siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin. (Hucurât Sûresi, 49:10) | |||
<div id="">{{Arabi|اِدْفَعْ بِالَّت۪ى هِىَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِىٌّ حَم۪يمٌ}} | |||
Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir. (Fussilet Sûresi, 41:34) | |||
<div id="">{{Arabi|وَالْكَاظِم۪ينَ الْغَيْظَ وَالْعَاف۪ينَ عَنِ النَّاسِ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ}} | |||
Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenlere gelince, Allah iyilik yapanları ve iyi kullukta bulunanları sever. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134) | |||
<div id="">{{Arabi|وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى}} | |||
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164) | |||
<div id="">{{Arabi|اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ}} | |||
Muhakkak ki insan çok zalimdir. (İbrahim Sûresi, 14:34) | |||
<div id="3">{{Arabi|وَعَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَل۪يلَةٌ ٭ وَلٰكِنَّ عَيْنَ السُّخْطِ تُبْدِى الْمَسَاوِيَا}} | |||
Rıza gözü, ayıplara karşı kördür. Kem göz ise çirkinlikleri gösterir. (Ali Mâverdî, Edebü'd-Dünyâ ve'd-Dîn, s.10; Dîvânü'ş-Şâfiî, s.91) | |||
<div id="4">{{Arabi|اِذَا اَنْتَ اَكْرَمْتَ الْكَر۪يمَ مَلَكْتَهُ ٭ وَ اِنْ اَنْتَ اَكْرَمْتَ اللَّئ۪يمَ تَمَرَّدًا}} | |||
İyi ve izzetli birine iyilik edersen, onu elde edersin. Kötü birine iyilik edersen, o daha da azar. (Bu beyit Mütenebbi'ye aittir. bk. el-Orfü't-Tayyib fî Şerhi Dîvâni't-Tayyib, s. 2:710.) | |||
<div id="">{{Arabi|وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا}} | |||
Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler. (Furkan Sûresi, 25:72) | |||
<div id="">{{Arabi|وَاِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ}} | |||
Eğer onları affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız, şüphesiz ki Allah da çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. (Teğâbün Sûresi, 64:14) | |||
<div id="5">{{Arabi|دُنْيَا نَه مَتَاعِيسْت۪ى كِه اَرْزَدْ بَنِزَاع۪ى}} | |||
Yani: "Dünya öyle bir meta' değil ki, bir nizaa değsin." Çünki fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın!.. | |||
<div id="6">{{Arabi|آسَايِشِ دُو گ۪يت۪ى تَفْس۪يرِ اِينْ دُو حَرْفَسْتْ}} | |||
Yani: "İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır: | |||
<div id="7">{{Arabi|بَادُوسِتَانْ مُرُوَّتْ بَادُشْمَنَانْ مُدَارَا}} | |||
Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir." | |||
<div id="8">{{Arabi|اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَ السِّيَاسَةِ}} | |||
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım. | |||
<div id="9">{{Arabi|اِخْتِلَافُ اُمَّت۪ى رَحْمَةٌ}} | |||
Ümmetimin ihtilâfı rahmettir. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:64; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:210-212) | |||
<div id="10">{{Arabi|اَلْحُبُّ لِلّٰهِ}} | |||
Allah için sevmek. (Buharî, Îman: 1; Ebû Dâvud, Sünnet: 2; Müsned, 5:146) | |||
<div id="11">{{Arabi|وَالْبُغْضُ فِى اللّٰهِ}} | |||
Allah için buğzetmek. (Buharî, Îman: 1; Ebû Dâvud, Sünnet: 2; Müsned, 5:146) | |||
<div id="">{{Arabi|وَالْحُكْمُ لِلّٰهِ}} | |||
Hüküm Allah'a aittir. (Mü'min Sûresi, 40:12; Kasas, 28:70; En'âm Sûresi, 6:57) | |||
<div id="12">{{Arabi|وَالْبُغْضُ فِى اللّٰهِ}} | |||
Allah için buğzetmek. (Buharî, Îman: 1; Ebû Dâvud, Sünnet: 2; Müsned, 5:146) | |||
<div id="">{{Arabi|وَالْحُكْمُ لِلّٰهِ}} | |||
Hüküm Allah'a aittir. (Mü'min Sûresi, 40:12; Kasas, 28:70; En'âm Sûresi, 6:57) | |||
<div id="">{{Arabi|اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ}} | |||
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10) | |||
<div id="13">{{Arabi|اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا}} | |||
Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan binâ gibidir. (Buharî, Salât: 88; Edeb: 36; Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Nesâî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409) | |||
<div id="14">{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ}} | |||
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla | |||
<div id="">{{Arabi|اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ}} | |||
Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır. (Zâriyat Sûresi, 51:58) | |||
<div id="">{{Arabi|وَكَاَيِّنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْ وَ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ}} | |||
Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O herşeyi hakkıyla işitir, herşeyi hakkıyla bilir. (Ankebût Sûresi, 29:60) | |||
<div id="15">{{Arabi|اَلْحَر۪يصُ خَائِبٌ خَاسِرٌ}} | |||
Hırs, hasâret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir. | |||
<div id="">{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ}} | |||
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32) | |||
<div id="16">{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا}} | |||
Allahım! "Mü'minler birbiri için sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler." buyuran Efendimiz Muhammed'e salât ve selâm et. | |||
<div id="17">{{Arabi|وَ قَالَ اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ}} | |||
"Kanaat tükenmez bir hazinedir" [Süyûti, el-Fethü'l-Kebîr, 2:309] buyuran Efendimiz Muhammed'e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. | |||
<div id="18">{{Arabi|بِاسْمِهِ}} | |||
Yüce olan Allah'ın adıyla. | |||
<div id="">{{Arabi|وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪}} | |||
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) | |||
<div id="">{{Arabi|اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتًا}} | |||
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12) | |||
<div id="19">{{Arabi|يُحِبُّ}} | |||
Sever, hoşlanır. (Hucurât Sûresi, 49:12) | |||
<div id="20">{{Arabi|اَحَدُكُمْ}} | |||
Sizden biri. (Hucurât Sûresi, 49:12) | |||
<div id="21">{{Arabi|اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ}} | |||
Eti yemek. (Hucurât Sûresi, 49:12) | |||
<div id="22">{{Arabi|اَخ۪يهِ}} | |||
Kardeşinin. (Hucurât Sûresi, 49:12) | |||
<div id="23">{{Arabi|مَيْتًا}} | |||
Ölü halde. (Hucurât Sûresi, 49:12) | |||
<div id="24">{{Arabi|اُكَبِّرُ نَفْس۪ى عَنْ جَزَاءٍ بِغِيْبَةٍ ٭ فَكُلُّ اِغْتِيَابٍ جَهْدُ مَنْ لَا لَهُ جَهْدٌ}} | |||
Yani: "Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünki gıybet; zaîf ve zelil ve aşağıların silâhıdır." | |||
<div id="25">{{Arabi|اَللّٰهُمَّ اغْفِرْلَنَا وَ لِمَنِ اغْتَبْنَاهُ}} | |||
Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et. (Suyûtî, el-Fethu'l-Kebîr, 1:87) | |||
<div id="26">{{Arabi|اَلْبَاق۪ى هُوَ الْبَاق۪ى}} | |||
Bâkî olan sadece Odur. | |||
10.35, 1 Mayıs 2021 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
Önceki Kısım: Yirmi Birinci Mektup Ayet-Hadis Mealleri ← Mektubat Ayet-Hadis Mealleri → Yirmi Üçüncü Mektup Ayet-Hadis Mealleri: Sonraki Kısım
Yirmi İkinci Mektup
Yirmiikinci Mektub, 1926-1934 yılları arasında, Bediüzzaman Hazretleri Barla'da bulunduğu yıllarda te'lif edilmiştir.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Mü'minler ancak kardeştirler; siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir. (Fussilet Sûresi, 41:34)
Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenlere gelince, Allah iyilik yapanları ve iyi kullukta bulunanları sever. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164)
Muhakkak ki insan çok zalimdir. (İbrahim Sûresi, 14:34)
Rıza gözü, ayıplara karşı kördür. Kem göz ise çirkinlikleri gösterir. (Ali Mâverdî, Edebü'd-Dünyâ ve'd-Dîn, s.10; Dîvânü'ş-Şâfiî, s.91)
İyi ve izzetli birine iyilik edersen, onu elde edersin. Kötü birine iyilik edersen, o daha da azar. (Bu beyit Mütenebbi'ye aittir. bk. el-Orfü't-Tayyib fî Şerhi Dîvâni't-Tayyib, s. 2:710.)
Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler. (Furkan Sûresi, 25:72)
Eğer onları affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız, şüphesiz ki Allah da çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. (Teğâbün Sûresi, 64:14)
Yani: "Dünya öyle bir meta' değil ki, bir nizaa değsin." Çünki fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz'î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın!..
Yani: "İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır:
Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir."
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
Ümmetimin ihtilâfı rahmettir. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:64; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:210-212)
Allah için sevmek. (Buharî, Îman: 1; Ebû Dâvud, Sünnet: 2; Müsned, 5:146)
Allah için buğzetmek. (Buharî, Îman: 1; Ebû Dâvud, Sünnet: 2; Müsned, 5:146)
Hüküm Allah'a aittir. (Mü'min Sûresi, 40:12; Kasas, 28:70; En'âm Sûresi, 6:57)
Allah için buğzetmek. (Buharî, Îman: 1; Ebû Dâvud, Sünnet: 2; Müsned, 5:146)
Hüküm Allah'a aittir. (Mü'min Sûresi, 40:12; Kasas, 28:70; En'âm Sûresi, 6:57)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan binâ gibidir. (Buharî, Salât: 88; Edeb: 36; Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Nesâî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır. (Zâriyat Sûresi, 51:58)
Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O herşeyi hakkıyla işitir, herşeyi hakkıyla bilir. (Ankebût Sûresi, 29:60)
Hırs, hasâret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
Allahım! "Mü'minler birbiri için sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler." buyuran Efendimiz Muhammed'e salât ve selâm et.
"Kanaat tükenmez bir hazinedir" [Süyûti, el-Fethü'l-Kebîr, 2:309] buyuran Efendimiz Muhammed'e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.
Yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12)
Sever, hoşlanır. (Hucurât Sûresi, 49:12)
Sizden biri. (Hucurât Sûresi, 49:12)
Eti yemek. (Hucurât Sûresi, 49:12)
Kardeşinin. (Hucurât Sûresi, 49:12)
Ölü halde. (Hucurât Sûresi, 49:12)
Yani: "Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünki gıybet; zaîf ve zelil ve aşağıların silâhıdır."
Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et. (Suyûtî, el-Fethu'l-Kebîr, 1:87)
Bâkî olan sadece Odur.
Önceki Kısım: Yirmi Birinci Mektup Ayet-Hadis Mealleri ← Mektubat Ayet-Hadis Mealleri → Yirmi Üçüncü Mektup Ayet-Hadis Mealleri: Sonraki Kısım