Kuran:Zuhruf

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: ŞûrâKur'anDuhan: Sonraki Sure

43. Zuhruf Suresi[düzenle]

{Zuhruf, altın ve mücevher anlamına gelir. Sûrede bunlardan söz edildiği ve Allah'ın insana sahip olduğu altın ve mücevherle değil, inanç ve davranışlarına göre değer verdiği anlatıldığı için sûre bu adla anılmıştır. Mekke'de inmiştir ve 89 âyettir.}

Bölüm 1[düzenle]

Zuhruf 1.png

1- Hâ. Mîm.

Zuhruf 2.png
Zuhruf 3.png

2-3- Apaçık Kitab'a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.

Zuhruf 4.png

4- O, katımızda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.

{Şanı yüce olan Kur'an, i'caz vasfıyla diğer kitaplardan daha yücedir. Çünkü belâgatı en üstün mertebeye ulaştırmış, ayrıca bütün geçmiş kitapların hükümlerini ortadan kaldırmıştır.}

Zuhruf 5.png

5- Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?

Zuhruf 6.png

6- Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.

Zuhruf 7.png

7- Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

Zuhruf 8.png

8- Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.

Zuhruf 9.png

9- Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; "Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı" derler.

Zuhruf 10.png

10- O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.

Sayfa 489[düzenle]

Zuhruf 11.png

11- Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.

{Âyette, ihtiyaca ve belli ölçüye göre yağmurun yağdırıldığı onunla toprağa hayat verildiği bildirilen bu durumun dirilmenin açık örneği olduğu kaydedilmiştir.}

Zuhruf 12.png
Zuhruf 13.png

12-13- Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.

{Binekler, düşünmeye ve Allah'ı tesbihe sevkeden varlıklardır. Bu yüzden sahâbe-i kiram hayvanlarına bindiklerinde, ahireti ve tabutla başlayacak yolculuğu düşünürlerdi. Resûlullah, yolculuğa çıkarken bu âyetleri okurdu.}

Zuhruf 14.png

14- Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz).

Zuhruf 15.png

15- Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir cüzü kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.

{Burada yahudilerden bir bölümünün Uzeyr'i, hıristiyanların da İsa'yı Allah'ın oğlu saydıklarına, müşriklerin ise melekleri, Allah'ın kızları kabul ettiklerine işaret edilmiştir.}

Zuhruf 16.png

16- Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?!

Zuhruf 17.png

17- Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettiği kız çocuğuyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.

{Âyette ifade edildiği gibi kızları Allah'tan, oğulları kendilerinden saydıkları için, kız çocuğunun doğum haberine üzülür ve sinirlenirlerdi. Sonra da kızları diri diri kuma gömerlerdi.}

Zuhruf 18.png

18- Süs içinde yetiştirilip savaş edemeyecek olanı mı istemiyorlar? (Onları Allah'ın parçası mı sayıyorlar?)

{Âyet, kadınlardaki süslenme özellikleriyle, mücadeledeki zayıflıklarına işaret etmektedir.}

Zuhruf 19.png

19- Onlar, Rahmân'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

Zuhruf 20.png

20- Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdık. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

Zuhruf 21.png

21- Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar?

Zuhruf 22.png

22- Hayır! "Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz" derler.

{Böylece meleklere tapınmanın, bilgi ve kitap olarak bir dayanağı bulunmadığı, sadece körükörüne taklitten ibaret olduğu ortaya çıkmaktadır.}

Sayfa 490[düzenle]

Zuhruf 23.png

23- Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.

Zuhruf 24.png

24- Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine mi bana uymazsınız)? deyince, dediler ki: Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz.

Zuhruf 25.png

25- Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu?

Bölüm 2[düzenle]

Zuhruf 26.png

26- Bir zaman İbrahim, babasına ve kavmine demişti ki: Ben sizin taptıklarınızdan uzağım.

Zuhruf 27.png

27- Ben yalnız beni yaratana taparım. Çünkü O, beni doğru yola iletecektir.

Zuhruf 28.png

28- Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.

{Hz. İbrahim hakkı kabul etmeyen babasının yolunu terketmek suretiyle her zaman ataların taklit edilemeyeceğini göstermiş ve tevhid kelimesini, ardındakilere miras olarak bırakmış, bu yüzden de neslinde Bir Allah'a inananlar eksik olmamıştır. Mekkeliler içinde de "hanifler" adıyla tanınan ve Hz. İbrahim'in inancına sadâkat gösteren insanlar vardı.}

Zuhruf 29.png

29- Doğrusu bunları da atalarını da kendilerine hak ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar geçindirdim.

Zuhruf 30.png

30- Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler.

Zuhruf 31.png

31- Ve dediler ki: Bu Kur'an iki şehirden bir büyük adama indirilse olmaz mıydı?

{Hz. Peygamber'e inanmayanlara göre Kur'an ya Mekke'nin zenginlerinden Velid b. Muğîre'ye veya Tâif'in zenginlerinden Urve es-Sakafî'ye indirilmeliydi. Velid b. Muğîre şöyle demişti: Kureyş'in büyüğü ve efendisi olan ben, yahut Sakîf'in ulusu Ebu Amr b. Umeyr es-Sakafî dururken Kur'an Muhammed'e mi inecek?

Halbuki Allah nazarında yükseklik, zenginlik veya soylulukla değil, takvâ iledir. Kaldı ki Hz. Muhammed, soy itibariyle de onların en şereflisi idi. Yalnız anneden ve babadan yetim kalmıştı, zengin de değildi.}

Zuhruf 32.png

32- Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.

Zuhruf 33.png

33- Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması (tehlikesi) bulunmasaydı, Rahmân'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.

Sayfa 491[düzenle]

Zuhruf 34.png

34- Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (hep gümüşten yapardık).

Zuhruf 35.png

35- Ve onları zinetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, Rabbinin katında, Allah'ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.

Bölüm 3[düzenle]

Zuhruf 36.png

36- Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.

Zuhruf 37.png

37- Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

Zuhruf 38.png

38- O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der.

{Âyetten, kıyamet gününde yoldan çıkan ve şeytana arkadaş olan kimsenin, kötü arkadaşıyla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını dileyerek görüşmek istemeyeceği anlaşılmaktadır.}

Zuhruf 39.png

39- Zulmettiğiniz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü siz, azapta ortaksınız.

Zuhruf 40.png

40- (Resûlüm!) Sağırlara sen mi işittireceksin; yahut körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?

Zuhruf 41.png

41- Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız.

{Sen görsen de görmesen de onlara hak ettikleri cezayı vereceğiz.}

Zuhruf 42.png

42- Yahut onlara vâdettiğimiz azabı, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.

Zuhruf 43.png

43- Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.

Zuhruf 44.png

44- Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.

Zuhruf 45.png

45- Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmân'dan başka tapılacak ilâhlar (edinin diye) emretmiş miyiz?

{Öteki peygamberlerin getirdiği dinler incelendiği zaman anlaşılır ki, hiçbir peygamberin dininde puta tapıcılık yoktur. Bütün peygamberler tevhid inancında birleşmişlerdir.}

Bölüm 4[düzenle]

Zuhruf 46.png

46- Andolsun biz Musa'yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti.

Zuhruf 47.png

47- Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.

Sayfa 492[düzenle]

Zuhruf 48.png

48- Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Zuhruf 49.png

49- Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.

{Âyet, Hz. Musa'nın kavminin azabı görünce, kurtulmak için inanacaklarını bildirdiklerine, böylece azabın kaldırılacağına dair verilen sözü de hatırlattıklarına işaret etmektedir.}

Zuhruf 50.png

50- Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.

Zuhruf 51.png

51- Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâla görmüyor musunuz?"

{Firavun bu sözüyle saraylarını ve altından akan Nil nehrini kasdederek kudret, servet ve ihtişamını ortaya koyuyor ve buna karşılık Hz. Musa'nın zayıflığını ve fakirliğini hatırlatıyordu.}

Zuhruf 52.png

52- "Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?"

{Bu sözüyle Firavun, Hz. Musa'nın dilindeki tutukluğuna işaret etmek istiyordu.}

Zuhruf 53.png

53- "Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardımcı melekler gelmeli değil miydi?"

Zuhruf 54.png

54- Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.

Zuhruf 55.png

55- Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.

Zuhruf 56.png

56- Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve bir ibret örneği kıldık.

Bölüm 5[düzenle]

Zuhruf 57.png

57- Meryem oğlu İsa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bağrışmaya başladılar.

{Rivayet edildiğine göre, Hz. İsa ve annesi Meryem'le ilgili bir meselenin konuşulduğu toplantıda müşriklerden biri "Eğer tapılan İsa, Meryem, Uzeyr ve melekler cehennemdeyse onlarla beraber olmaya râzıyız" demiş, bu söze müşrikler gülmüşlerdi. Âyet, onların bu şımarık tavırları hakkında inmiştir.}

Zuhruf 58.png

58- Bizim ilâhlarımız mı hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartışmak için söylediler. Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur.

{Bu sözleriyle müşriklerin ilâhlarını, Hz. İsa ile karşılaştırmaya yeltendikleri anlaşılmaktadır.}

Zuhruf 59.png

59- O, sadece kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.

{Âyet, Hz. İsa'nın peygamberlik nimetine erişen ve babasız doğuşuyla da İsrailoğullarına ilâhî kudretin örneği olarak getirilen büyük bir zat olduğunu teyit etmektedir.}

Zuhruf 60.png

60- Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.

Sayfa 493[düzenle]

Zuhruf 61.png

61- Şüphesiz ki o (İsa), kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdoğru yoldur.

{Bu âyette Hz. İsa'nın kıyamet için bir bilgi olduğu belirtilerek âhir zamanda onun tekrar dünyaya döneceğine işaret edilmektedir. Nitekim âyetteki "ilim" kelimesi, işaret manasına gelen "alem" şeklinde de okunmuştur. Bunun yanısıra âyeti, "Kur'an'da ahiret için yeterli bilgiler vardır" şeklinde anlayanlar da olmuştur.}

Zuhruf 62.png

62- Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

Zuhruf 63.png

63- İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.

Zuhruf 64.png

64- Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.

Zuhruf 65.png

65- Ama aralarından çıkan guruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!

{Hıristiyan ve yahudilerden bazıları Hz. İsa için Allah, bazıları Allah'ın oğlu, bir kısmı da üçün üçüncüsü dediler ve böyle inandılar. Âyet, onların bu yersiz düşünce ve inançlarının kıyamet gününde acınacak bir azaba maruz kalmalarına sebep olacağını haber vermektedir.}

Zuhruf 66.png

66- Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

Zuhruf 67.png

67- O gün, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler.

{Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlara şöyle nida eder.}

Bölüm 6[düzenle]

Zuhruf 68.png
Zuhruf 69.png

68-69- Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.

Zuhruf 70.png

70- Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz!

Zuhruf 71.png
Zuhruf 72.png
Zuhruf 73.png

71-72-73- Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız, işte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.

Sayfa 494[düzenle]

Zuhruf 74.png
Zuhruf 75.png

74-75- Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.

{Burada suçlulardan maksat, Allah'ı inkâr eden veya şirk koşanlardır.}

Zuhruf 76.png

76- Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.

Zuhruf 77.png

77- Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksınız! der.

{Kâfirler, cehennemin bekçisi olan Mâlik'e âyette belirtildiği şekilde seslenerek ölümlerini isterler. Çünkü ölümleri azap içinde yaşamalarından daha iyidir. Ama Mâlik, onlara hiçbir surette buradan kurtuluş olmadığını bildirir.}

Zuhruf 78.png

78- Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

{Burada Kureyş'in Dâru'n-Nedve'de Hz. Peygamber'e karşı kurdukları tuzağa işaret edilerek, onların tuzaklarına karşılık, helâklerinin takdir edildiği açıklanmıştır. Çünkü kâfirler, Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı sevmediklerini söylemekle kalmıyor, karşı koyma hususunda da kararlar alıyorlardı.}

Zuhruf 79.png

79- Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler? Doğrusu biz de kararlıyız!

Zuhruf 80.png

80- Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar.

Zuhruf 81.png

81- De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!

Zuhruf 82.png

82- Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarından yücedir, münezzehtir.

Zuhruf 83.png

83- Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.

Zuhruf 84.png

84- Gökteki İlâh da, yerdeki İlâh da O'dur. O, hakîmdir, her şeyi bilendir.

Zuhruf 85.png

85- Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na döndürüleceksiniz.

Zuhruf 86.png

86- Allah'ı bırakıp da taptıkları putlar, şefâat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır.

{Âyette ifade edildiği gibi, putlar hiç kimseye şefâat edemezler ve yardımda bulunamazlar. Çünkü şefâate yetkileri yoktur. Ancak İsa ve Uzeyr (a.s.) ile meleklerin, dilleri ve kalbleriyle hakkı doğrulayan kişi ve varlıklar oldukları için inananlara şefâat edecekleri anlaşılmaktadır.}

Zuhruf 87.png

87- Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette "Allah" derler. O halde nasıl (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar?

Zuhruf 88.png
Zuhruf 89.png

88-89- (Resûlullah'ın:) Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karşı Allah: Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.

Önceki Sure: ŞûrâKur'anDuhan: Sonraki Sure