Kevser 3
Önceki Ayet: Kevser 2 ← Kevser Suresi → Kafirun 1: Sonraki Ayet
Meali: 1-2-3- (Resûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.
{Bu sûrede kurban kesmek emredilmiştir. Kurban yakınlık demektir. Kurban kesmekten asıl maksat, bu ibadetle Allah'a yakınlık kazanmaktır.}
Kur'an'daki Yeri: 30. Cüz, 602. Sayfa
Tilavet Notları:
Diğer Notlar:
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Garîbdir ki; bu istibdâdı askeriye-i keyfiye-i küfriyenin başına geçen Mason komitesinin üç reîsinin derece-i hatâları ve şerîat hakkındaki olan cinâyette hisseleri; kendi isimlerindeki aded zâhir gösteriyor. Şöyle ki: 1017 hisse-i hatâdan, icrââtçi olmak cihetiyle en büyük hisse sâhibi olmak lâzım gelen İsmet 600, en büyük reîs ise şeytâniyeti ile yalnız tedbîr gördüğünden ötekine nisbeten ikinci derecede kaldığından 321 hisse alır. Üçüncüsü zâhiren İslâmiyet tarafdârı ve bir derece îmân sâhibi olarak kendini gösteren fakat, ehl¬i îmân onun sûrî diyânetine aldanıp, dizginleri öteki gaddârların eline verdiğinden o Fevzi dahî, o cinâyette hissede İsmet’e nisbeten südüsü, reîse nisbeten sülüs hükmünde kendi isminin mikdârınca 103 hisse alır. Fakat asıl reîs bizzat İsmet’in yarısıdır. Reîs olduğu cihetle öteki iki arkadaşının hatası kadar hatâ onun defterine ilâve olduğuna kat’î delil, tek başıyla yâni ismiyle lakâbı ile hem اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ makâm-ı ebcedîsi 1017 adedi gösteriyor. Hem aded¬i hurûfuyla شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ اِنَّ bir cihette 12, bir cihette 13, bir cihette 16 aded-i hurûfuna tevâfuk ediyor.
...
Diyorlar ki: Nasıl bu Cumhûriyet-i İslâmiyenin bir kısım reîslerine “Küçük Deccâl” nâmı veriyorsun. Hâlbûki Diyânet Riyâseti’ndeki mühim âlimler misillû çok ülemâlar onlara tâbi’dir, onlara duâgû sayılırlar?
Elcevâb: 1350 sene evvel Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bir şâkirdi ve esrâr-ı Kur’âniye’nin dersini bizzat Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’dan alan Hazret-i Ali (radıyallahû anh) meşhûr ve matbu’ kasîdesinde demiş ki:
(نسخه : بت)
أَحْرُفُ عُجْمٍ سُطّْرَتْ تَسْطِيرًا * بِتَّ بِهَا الْاَمِيرُ وَالْفَقِيرَا[1]
وَقُلْ بِأَنَّ الْوَقْتَ بَانَ وَاقْتَرَبْ * فَانْتَظِرُوا الدَّجَّالَ أَغْوَى مَنْ كَذِبَ
ثُمَّ اعْلَمُوا مَعَاشِرَ الإخْوَانِ * أَنَّ غُوَاةَ آخِرِ الزَّمَانِ
هُمْ عُلَمَاءُ زُوَّقُّوا أفْوَاهَهُمْ * ثُمَّ انْثَنَوْا وَاتَّبَعُوا أهْوَائَهُمْ
İşte bu kasîdede, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’dan aldığı derse binâen diyor ki:
“Hurûf-u Arabiye Acemî yâni Frengî hurûfuna tebdîl edildiği zamân, Deccâl’i intizâr ediniz.” Evet o işi yapan ise küçük Deccâllerdir ki, büyük Deccâl’in ileri karakoludur. Hem o zamânın en fenâsı, ulemânın fenâsıdır. Yâni dalâletin en fenâsı, ulemâi’s-sû’ nâmı altındaki bir kısım bedbaht kisve-i ulemâda, dîni dünyâya satmış adamlardan gelir. Ben de bu noktaya binâen derim ki: Hangi ulemâ var ki; ezân-ı Muhammediye’yi beğenmeyip, ezân yerinde bir şarkıyı kabûl etsin. Öyleler âlim değil, belki كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا altında dâhil oluyor. اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ : اِنَّ ile 1118 olmakla bu küçük Deccâllerden yüz sene sonra büyük Deccâl’e işâret vardır. Nasıl ki bu geçmiş yüzün iki başında Mason komitesinin ve onun bir mukaddimesi olan Yeniçeri içerisine giren fesâd komitesi, o yüzün iki başındadır. الله اَعْلَمُ bu gelecek yüzün dahî bu başında bu küçük Deccâller komitesi, öteki başında büyük Deccâl’in komitesi bulunduğuna اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ işâret ediyor. Bunun kuvvetli delillerini daha bulamadım. Bu işâretle şimdilik iktifâ ediyorum.
(Sırr-ı İnna A'tayna Risalesi)
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
İlgili Maddeler
- ↑ Cây-ı dikkattir ki, Firengî hurufâtını öğretmek için Ramazan gecelerinde çoluk ve çocuğa, zengin ve fukarâya dersin şenâatine işâreten, kasîdede bir nüshada بِتَّ ، بِتَّ ، بِهَا الْاَمِيرُ وَالْفَقِيرَا yâni gece işlemek ta’biriyle işâret ediyor.


