Ceylan Çalışkan'ın Küçük Bir Vukuatı

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Ceylan Çalışkan, Üstad hazretleri Emirdağ'da iken çok küçük yaşta Üstad'ın hizmetine girip 1953 yılından 1960'ta Üstad'ın vefatına kadar yanından ayrılmayarak hem yakın hizmetini gören hem de şöförlüğünü yapan kahraman bir talebesidir. 1943-1947 arası bir tarihte Emirdağ'da hususi vazifelendirilen zahiren emniyet memuru gizli teşkilat mensubu birisi hem Üstad'a hem hizmetindeki talebesine çirkin iftiralar eder. O iftiralardan birinde “Said’in hizmetkârı ona bakkaldan rakı aldı” der. Bu iftira kendisine çok dokunan Ceylan birinci seferde o kişiye ihtar eder. İkinci seferde babasının tabancasını alır, tenha bir yerde ağzına 4 kurşun sıkar. Mermi, o müfterinin dilini ve dişlerini parçalar ve yaralı halde hastaneye kaldırılır. Ancak ‘Beni, falan sebepten dolayı filan çocuk vurdu’ demeye utandığından Ceylan'ın ismini vermez ve veremez. Diş tedâvisinin çok tuttuğunu öğrenen Üstad haber göndererek diş masrafını karşılamak ister ama adam bu teklifi kabul etmeyerek meselenin kapanmasını ister.[1][2]

Diğer İsimleri[düzenle]

Gerçekleştiği Tarih ve Yer[düzenle]

Emirdağ, Afyon, 1944-1947 arası[1]

Harita konumu[düzenle]

Hadiseye Dahil Olanlar[düzenle]

  • Gizli ajan bir müfteri (Emirdağ'da Martoşunoğlu Muzaffer Başaran olarak bilinir)

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği[düzenle]

Aziz, sıddık kardeşlerimiz!

Evvela: Leyali-i aşerenizi tebrik ile beraber, size Nur’un iki kerametini beyan ediyoruz. Şöyle ki: Bu sıralarda çok cihetlerde, hususan makine ile Nurların inkişafatı, gizli düşman zındıkları şaşırttı. Cüz’î fakat elîm bir tarzda bir plan ile çok evhama ve iftiralara medar olabilir bir hâdiseyi, bir bîçare muhakemesiz bir adamın vasıtasıyla yaptırdılar ki burada Nur’un en mühim ve vazifesi en ehemmiyetli bir şakirdini, tam hanesinin yanında dört gülle ile o bîçare adam yaralanıyor. Doktor “Yüzde yüz ölecektir.” diyor. O mecruhun tarafında dava edecek resmî, gayr-ı resmî çok adamlar varken ve yüzde doksan o ehemmiyetli şakirde isnad etmek ve o vesile ile hanesindeki bütün Nur Risalelerini ve mektuplarını taharri bahanesiyle elde etmek yüzde doksan ihtimali varken ve o vasıta ile beni ve Nurcuları alâkadar etmek ve o masum şakirdi de acib iftiralarla lekedar etmek, esbablar olduğu halde فَاِنَّكَ مَحْرُوسٌ بِعَيْنِ الْعِنَايَةِ sırrıyla yine inayet-i İlahiye imdada yetişti. O adam tam yüzünden dört gülle ile yakından vurulduğu halde ölmedi. Ve hârika bir surette hiçbir şahit bulunmadı. Hiçbir emare bulunmadı. O vurulan adam, ne mahkemeye ne babasına ne kardeşlerine kim vurduğunu ısrar ettikleri halde söylemedi yani söylettirilmedi. Eğer söylese idi habbeyi kubbe yapan münafıklar, acib iftiralar edeceklerdi. Cenab-ı Hak, ihsan ve keremiyle Nurları ve Nurcuları himaye edip o hâdise ve o bombanın patlaması bize zarar vermedi. Kat’î kanaatimiz gelmiş ki bu bir keramet-i Nuriyedir.

Hem o adam Nurların bir parçasını okuduğu cihetiyle, onun kerametiyle hayatını kurtardığı gibi ondan aldığı cüz’î bir ders-i hakikat hissiyle, o elîm vaziyetinde ve inatçı tabiatında, yine Nurlara zarar gelmemek için susturuldu. Ne mahkemeye ne akrabasına söylettirilmedi. Fakat benim yanıma bir defa geldiği ve istikamete söz verdiği halde yanlış hareket ettiği için tokat yedi. Hattâ ittihama maruz olabilir şakirdin de kemal-i sadakat ve ihlas içinde bazı lâkaytlıkları yüzünden bir şefkat tokadı yediğini anladık.

(Emirdağ Lahikası-1)


NUR TALEBELERİ ASAYİŞÇİDİRLER

Asayişi muhafaza ettiklerinin delil-i kat’îsi şudur: Altı vilayetin altı zabıta dairesi, altı yüz bin talebelerin yirmi sekiz sene zarfında haksız muamelelere maruz kaldıkları halde hiçbir vukuatlarını kaydedememeleri; hattâ Afyon Savcısının asayiş ittihamına mukabil, Üstadımız demiş: “Bu yirmi sekiz senede bir tek vukuatı gösterebilir misiniz? Madem gösteremediniz, nasıl bu ittihamı ileri sürüyorsunuz? Yalnız küçük bir talebenin, başka bir meseleden küçük bir vukuatından başka ve altı yüz bin talebeden hiçbir vukuatları olmadığı kat’î ispat eder ki asayişi Nur talebeleri muhafaza ediyorlar.” diye Afyon’da savcıya demiş ve susturmuştur.

(Emirdağ Lahikası-2)


...altı vilayet zabıtasınca ve hükûmetçe asayişin ihlâline dair bir tek maddesi kaydedilmeyen ve yüz binlerle Nur şakirdlerinin hiçbir vukuatı görülmeyen (yalnız bir küçük talebenin, haklı bir müdafaada küçük bir vukuatından başka) hiçbir şakirdinden bir cinayet işitilmeyen...

(Tarihçe-i Hayat, Afyon Hayatı)


Ezcümle: Bir ay bizi tecessüs eden memurlar, bir şey bahane bulamadıklarından bir pusula yazıp ki: “Said’in hizmetkârı bir dükkândan rakı almış, ona götürmüş.” O pusulayı imza ettirmek için hiç kimseyi bulamayıp sonra yabani ve sarhoş bir adamı yakalamışlar, tehditkârane “Gel bunu imza et!” demişler. O da demiş: “Tövbeler tövbesi olsun, bu acib yalanı kim imza edebilir?” Onları, pusulayı yırtmaya mecbur etmiş.

(Lem'alar, 26. Lem'a, 15. Rica)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler[düzenle]

İlgili Resimler/Fotoğraflar[düzenle]

İlgili Maddeler[düzenle]

  • Ceylan Çalışkan: Çocuk yaşta Üstad'ın hizmetine giren Emirdağlı talebesi, varisi ve mutlak vekili.

Kaynakça[düzenle]