Üçüncü Mektup
Önceki Risale: İkinci Mektup ← Mektubat → Dördüncü Mektup: Sonraki Risale
Bu risaleyi okumak için Üçüncü Mektup okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için Üçüncü Mektup (Kur'an Hattı) sayfasına gidin
Üçüncü Mektup Bediüzzaman'ın 1 Mart 1927 tarihinden itibaren zorunlu ikamete tabi tutulduğu Barla'da telif ettiği eserlerdendir ve Mektubat kitabının 3. risalesidir. Bediüzzaman'ın nurların birinci talebesi unvanını verdiği Hulusi Bey'e yazdığı ve tamamı neşredilmemiş bir mektuptan bir parçadır. Eğirdir'de subaylık görevini yapmakta iken Bediüzzaman ve Risale-i Nur ile Nisan 1929'da tanışan Hulusi Bey'in Üstadı ile görüşmeleri daha çok mektuplarla olmuştu ve onun sorduğu soruların cevabı Mektubat'ın içinde mühim bir yer tutar. Mektubat'ın başındaki risaleler hususi bazı talebelerine yazdığı küçük mektuplardır. Daha sonra Mektubat'a dahil edilince Bediüzzaman onları yazıldığı haliyle bırakmış ve düzeltip düzenleme yapmaya izin olmadığını beyan etmiştir.
Bediüzzaman Barla'da sıklıkla çıktığı Çam dağındaki bir katran (ardıç) ağacının tepesinde yazdığı mektubun 3. Mektup olarak Mektubata dahil ettiği kısmında, dağdaki hissiyatına hissedar olmak isteyen talebesiyle yıldız ve gezegenler hakkındaki tefekkürünü paylaşır. Tekvir suresinde geçen hunnes ve kunnese dair yemine, Yasin suresinde geçen ve ayı eğri hurma dalına benzeten misale ve Mülk suresinde Dünyanın Allah'ın kâinat fezasında yüzen bir gemiye benzetilmesindeki nükteleri beyan ederek böyle bir kainatı yaratan sultana kulluk ve imanla intisap etmenin ve şu dünyada ona misafir olmanın çok büyük bir mutluluk ve şeref olduğunu söyler. Ayrıca cehennem ehlinin ağır günahlarının yükü altında cehenneme nasıl gideceklerine dair bir suale cevap verir. Son kısımda ise Cenab-ı Allah'ın az şeyle çok işleri gördürdüğünü ve her şey bir tek zata dayandırılsa son derece kolay yaratılacağını ve tam aksine, birden fazla yaratıcıya dayandırılsa imkansızlık derecesinde zorluk ortaya çıkacağı ispat edilir.
Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti
İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler
Diğer İsimleri
Telif Dili
Türkçe
Telifiyle İlgili Bilgiler
3. Mektup Bediüzzaman'ın Barla'dayken özellikle yazları sıklıkla çıktığı çam dağında bir katran (ardıç) ağacının üstünde talebesi Hulusi Bey'e yazdığı mektubun bir kısmıdır ve 1930 yılı civarında telif edilmiştir.[1][2]
Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler
Kur'an harfleriyle kitap basımının 1928 yılında yasaklanması üzerine ilk başta elle çoğaltılan bu risale 1946 yılından sonra evvela İnebolu, sonra Isparta'da teksir makinesiyle Kur'an harfleriyle çoğaltıldı. Bediüzzaman'ın izin ve teşviğiyle 1956-1959 yıllarında matbaalarda Latin harfleriyle büyük kitaplar basıldığında Mektubat kitabının içinde yer almıştır.
İçeriği
- Sema, yıldızlar ve gezegenlere dair tefekkür
- Cehennem ehlinin ağır günah yükleriyle cehenneme nasıl gideceklerine dair sorunun cevabı
- Cenab-ı Allah'ın az şeyle çok işleri gördürmesi ve her şey bir tek zata dayandırılsa son derece kolay yaratılması; tam aksine, birden fazla yaratıcıya dayandırılsa imkansızlık derecesinde zorluk ortaya çıkması.
Uzunluğu
3,5 büyük sayfa
Ekleri
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler
- Mektubat adlı büyük kitapta tamamı mevcuttur.
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler
Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler
Bu Risaleye Atıflar
Manzume-i şemsiyenin yani şemsin me’mumları ve meyveleri olan on iki seyyarenin acayibini ilm-i muhit-i İlahîye havale edip yalnız gözümüzün önünde seyyaremiz bulunan arza bakıyoruz, görüyoruz ki bu seyyaremiz, bir azamet-i şevket-i rububiyeti ve haşmet-i saltanat-ı uluhiyeti ve kemal-i rahmet ve hikmeti gösterir bir surette güneşin etrafında, emr-i Rabbanî ile (Birinci Mektup’ta beyan edildiği gibi) pek büyük bir hizmet için bir uzun seyr ü seyahat ona ettiriliyor. Bir sefine-i Rabbaniye olarak acayib-i masnuat-ı İlahiye ile doldurulmuş ve zîşuur ibadullaha seyrangâh gibi bir mesken-i seyyar vaziyeti verilmiş. Ve evkat ve hesabı bildirecek saat akrebi gibi kamer dahi dakik hesaplarla, azîm hikmetlerle ona takılmış ve o kamere başka menzillerde ayrı seyr ü seyahat verilmiş.
(33. Söz)
Mesela, Üçüncü Mektup’ta denildiği gibi semavat meydanında, şems ve kamer kumandası altında yıldızlar ordusunu harekete getirmekle, her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan cazibedar, sevimli vaziyet-i semaviye ve mevsimlerin değişmesi gibi büyük maslahatların vücud bulması demek olan o ulvi, hikmetli netice-i arziye, eğer vahdete verilse o Sultan-ı ezel kolayca küre-i arz gibi bir neferi, o vaziyet ve o netice için ecram-ı ulviyeye kumandan tayin eder. O vakit arz, emir aldıktan sonra, memuriyet neşesinden mevlevî gibi zikir ve semâa kalkar; az bir masrafla o güzel vaziyet hasıl olur, o mühim netice vücud bulur.
Eğer arza “Sen dur, karışma!” denilse ve o netice ve o vaziyetin istihsali de semavata havale edilse ve vahdetten, kesrete ve şirke gidilse; her gün ve her sene, binler derece küre-i arzdan büyük olan milyonlar adedince yıldızlar hareket etmek, milyarlar sene mesafeyi yirmi dört saatte ve bir senede kestirmek lâzımdır.
Bu Risalede İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım
kaseminde ve yeminindeki ulvi bir nur-u i’cazîyi ve وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدٖيمِ âyetinin teşbihindeki parlak bir lem’a-i i’caziyeyi ve هُوَ الَّذٖى جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا فٖى مَنَاكِبِهَا âyetinde, küre-i arzı, feza-yı kâinatta yüzen bir sefine-i Rabbaniye olduğunu gösteren parlak bir hakikati tasvir ederek, küre-i arzdan cehenneme göçmek için ehl-i dalaletin seyahatini ve bütün eşya bir tek zata isnad edilse vücub derecesinde suhulet ve kolaylık olduğunu; eşyanın icadı müteaddid esbablara isnad edilse imtina derecesinde bir suubet ve müşkülat olduğunu gayet güzel ve mukni ve muhtasar bir surette beyanıyla iki nükte-i mühimme-i i’caziyeyi tefsir eder.
Diğer Bahisler
Üçüncü Mektup’un baş kısmı
Aziz kardeşim ve sevgili arkadaşım!
Şimdi yüz tabakalık fıtrî bir sarayın en yukarı menzilinde bulunuyorum. Sen de manen burada hazır ol. Bir parça sohbet edip konuşacağız. İşte kardeşim:
Evvela: Evvelki mektubumda, bütün Sözler’e dair sual etmiştim ki içlerinde cerh edilecek hakikatler var mı veyahut avama izharı muzır şeyler bulunuyor mu? Yoksa yalnız Otuz İkinci Söz’ün Üçüncü Maksadı için değildi.
Sâniyen: Sana Nokta Risalesi’ni gönderiyorum. Acibdir ki Eski Said’in kuvvet-i ilmiyle, nazar-ı aklıyla anladığı ve gördüğü hakikatleri, senin kardeşin şuhud-u kalbiyle, nur-u vicdanla gördüğüne tevafuk ediyor. Yalnız bazı cihetlerde noksan kalmıştır ki Yirmi Dokuzuncu Söz’de tekmil edilmiş. Hususan âhirdeki remizli nükte ve o remizli nüktenin sırrı beyanında çok hakikatler Nokta’da yoktur, Yirmi Dokuzuncu Söz’de vardır. Fakat birbirinden çok uzak bu iki Said’in aklı, kalbi, bu derece ittifakı acibdir.
Sâlisen: Şeyh Mustafa’ya selâmımı tebliğ ile beraber de ki: Yazdığın Kader Sözü beni çok memnun etti. Dua ile kardeşlik hakkını eda ettiğin gibi bunun yazmasıyla talebelik hukukunu dahi kaza ettin. Allah senden razı olsun. Yazdığını Abdülmecid’e gönderiyorum. O, yüzlerce adama okutturacak, her birisinden sevap sana gelecek.
Râbian: Kardeşimiz Abdülmecid’e bir mektupla bazı Sözler’i gönderiyorum. Sen gayet emniyetli bir tarzda postaya ver, adres: “Ergani-i Osmaniye’de esnaftan Vanlı Şahabeddin Efendi vasıtasıyla Vanlı Abdülmecid Efendi’ye” Bu adresi yeni hurufatla mektuba ve emanete yazınız. (*[3])
Kardeşiniz Said Nursî
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Sevgili Üstadım! Evvelce arz ettiğim vechile ben artık bir şey için yaşadığımı zannediyorum. O da üstadım olan dellâl-ı Kur’an’ın vazife-i memure-i maneviyesini îfada kendilerine pek cüz’î bir yardım ve Kur’an hesabına cüz’î bir hizmetkârlıktan ibarettir. Orada bulunduğunuz müddetçe Hazret-i Kur’an’dan hakikat-i iman ve İslâm hesabına vaki olacak istihraç ve tecelliyattan mahrum bırakılmamaklığımı hâssaten istirham ediyorum.
…
Hulusi
Bu Risaledeki Temsiller/Misaller
Nasıl ki mesela Amerika’da, bütün milletler umumî bir kongreye davet edilse her millet büyük gemisine biner, oraya gider.
Çünkü bir zabit gibi veya usta gibi bir tek zat, kesretli efrada ve kesretli taşlara bir fiil ile bir hareket ile ve suhuletle bir vaziyet verip bir netice hasıl eder ki eğer o vaziyeti alması ve o neticeyi istihsal etmesi, o ordudaki efrada ve o direksiz kubbedeki taşlara havale edilse; pek çok fiillerle, pek çok müşkülatla, pek çok karışıklıklarla ancak yapılabilir.
Hususan mayısın âhirinde olduğu gibi bazı vakitte ince hilâl şeklinde Süreyya menziline girdiği vakit, hurma ağacının eğilmiş beyaz bir dalı suretini ve Süreyya bir salkım suretini gösterdiğinden o yeşil sema perdesi arkasında, hayale nurani büyük bir ağacın vücudunu tahayyül ettirir. Güya o ağaçtan bir dalının bir sivri ucu, o perdeyi delmiş, bir salkımıyla beraber başını çıkarmış, Süreyya ve hilâl olmuş ve sair yıldızlar da o gaybî ağacın meyveleri olduğunu hayale telkin eder.
Ehl-i sanat ve ticaret, kesrete bir vahdet verir, tâ suhulet ve kolaylık olsun, yani şirketler teşkil ederler.
Bu Risalede Geçen Ayetler
Bkz. 3. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
Bu Risalede Geçen Hadisler
- Risalede Nasıl Geçtiği: At ve gemi gibi bir merkûbe binildiği zaman kıraatı sünnet olan سُبْحَانَ الَّذٖى سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنٖينَ âyetini okudum.
Ayetin Meali: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik
Kaynağı: Sahih-i Müslim 2/978
Kaynaklarda geçen şekli: Abdullah bin Ömer'den rivayet: "Resulullah (A.S.M.) bir sefere çıkmak üzere kendi bineğine binip doğrulduğu zaman, üç kere "Allahu Ekber" dedikten sonra سُبْحَانَ الَّذٖى سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنٖينَ okuyordu." - Risalede Nasıl Geçtiği: Merkez-i arzda bulunan cehennem ateşinin hadîsçe beyan olunan derece-i hararetine muvafık iki yüz bin derece-i harareti taşıyan…
Kaynağı: Şuab-ül İman - Beyhaki 1/418
Kaynaklarda geçen şekli: Sizin, Beni-Adem'in yaktığınız şu ateş, Cehennemin ateşinden yetmiş cüz'ünün ancak bir cüz'üdür. - Risalede Nasıl Geçtiği: …hadîsin rivayatına göre, dünyada ve berzahta büyük cehennemin bazı vazifelerini gören ateşini…
Kaynağı: Buharî, Mevâkît: 9, 10; Müslim, Mesâcid: 180, 181; Ebû Dâvud, Salât: 4; Tirmizî, Mevâkît: 5; Nesâî, Mevâkît: 5
Kaynaklarda geçen şekli: Sıcaklığın şiddeti, Cehennemin nefesindendir (Buhari)
Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı
- Ehad
- Fâtır
- Hakîm
- Kadîr
- Sâni’
- Vâhid
Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
- Kur’an-ı Hakîm
Bu Risalede Geçen Salavatlar
Bu Risalede Geçen Dualar
Bu Risalede Geçen Zikirler
- Fesübhanallah
Meali: Allah'ı tesbih ederim
Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler
Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler
Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler
- Öyle de bahr-i muhit-i kâinatta, bir senede yirmi beş bin senelik uzun bir seyahate alışan küre-i arz; ahalisini alır, gider mahşer meydanına boşaltır.
- Her otuz üç metrede bir derece-i hararet tezayüd ettiği…
- Sâni’-i Kadîr, Fâtır-ı Hakîm, Vâhid-i Ehad kemal-i kudretini ve cemal-i hikmetini ve delil-i vahdetini göstermek için pek az bir şeyle çok işleri görmek; pek küçük bir şeyle, pek büyük vazifeleri gördürmeyi âdet etmiştir.
- Eğer bütün eşya bir tek zata isnad edilse vücub derecesinde bir suhulet, bir kolaylık peyda eder. Eğer eşya müteaddid sâni’lere, esbablara isnad edilse; imtina derecesinde bir suubet, bir müşkülat ortaya düşer.
- ...ehl-i sanat ve ticaret, kesrete bir vahdet verir, tâ suhulet ve kolaylık olsun, yani şirketler teşkil ederler.
Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler
- İşte şu kâinattaki raks ve deveran,…
- Ve yıldızların kendilerine, raksa gelen ve cezbeden raks eden melaikenin ellerinde süslü ve şirin, parlak nâzenin misbahlar suretini vermek gibi arza ait çok hikmetlerini gösterir.
Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler
- Dalalet yolunda nihayetsiz müşkülat var, hidayet ve vahdet yolunda nihayetsiz suhulet var.
Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar
- Hulusi Yahyagil: O malûm talebesine gönderilen mektubun bir parçasıdır.
Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler
- Amerika: Nasıl ki mesela Amerika’da, bütün milletler umumî bir kongreye davet edilse her millet büyük gemisine biner, oraya gider.
- Çam Dağı: Bu mektubun yazıldığı mekan
- Çam Dağındaki Katran Ağacı: Bir gece, yüz tabakalık irtifada, bir katran ağacının başındaki yuvada, semanın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne baktım (Bu mektubun yazıldığı mekan)
Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
Bu mektubun üzerinde yazıldığı katran (ardıç) ağacının 2000 yılının son günlerinde bilinmeyen kişilerce kesilmeden önceki hali
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Mektubat: 3. Mektup'un içinde olduğu büyük kitap
- 3. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
Önceki Risale: İkinci Mektup ← Mektubat → Dördüncü Mektup: Sonraki Risale
Kaynakça
- ↑ https://risale.online/soru-cevap/risalelerin-telif-tarihleri
- ↑ https://risaleportal.com/detay/1450-mektubatin-kimligi
- ↑ Mektubun bundan sonraki “Hâmisen” kısmı, Mektubat’ta Üçüncü Mektup’tadır.
