Yirmi Üçüncü Mektup
Önceki Risale: Yirmi İkinci Mektup ← Mektubat → Yirmi Dördüncü Mektup: Sonraki Risale
Bu risaleyi okumak için Yirmi Üçüncü Mektup okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için Yirmi Üçüncü Mektup (Kur'an Hattı) sayfasına gidin
Yirmi Üçüncü Mektup Bediüzzaman'ın 1 Mart 1927 tarihinden itibaren zorunlu ikamete tabi tutulduğu Barla'da telif ettiği eserlerdendir ve Mektubat kitabının 23. risalesidir. Bu risale Bediüzzaman'ın birinci saf talebelerinden olan Hulusi Yahyagil'in kendisine sorduğu 7 sorunun cevabını içeren bir mektuptur. Bu sorular ve cevapları müminlerin birbirine en güzel nasıl dua edebilecekleri, sahabeler ve diğer büyük zatların isimleri anıldığında arkalarından söylenecek dua ve saygı ifadeleri, mehdi, mezhep imamları ve tarikatın büyük şah ve kutuplarının efdaliyet derecesi, sabrın kısımları, Peygamberimizin nübüvvetten önce nasıl ibadet ettiği, kendisine peygamberliğin 40 yaşında gelmesinin ve 63 yaşında vefat etmesinin hikmetleri ve gençlerin ibadette ihtiyarlara benzemesi ve ihtiyarların hevesatta gençlere benzememesi gerektiği hakkındadır. Ayrıca Bediüzzaman mektubun sonuna Kur'an'da geçen Hz. Yusuf kıssasının sonunda Hz. Yusuf'un vefatının haber verilmesindeki nükteye dair sekizinci bir mesele ilave etmiştir.
Asker olan Hulusi Bey 1929 yılının Nisan ayında Eğirdir'de görev yaparken Bediüzzaman'ı ziyaret edip nurlara talebe olmuş, daha sonra doğu hizmeti için doğu vilayetlerine tayin edilmiş ve 1950 yılına kadar yüz yüze üstadıyla görüşememiştir. Bu mektup tayin edilmesinden sonraki zamanda yazılmıştır. Bediüzzaman bu talebesine hakikat ve âhiret kardeşlerinin zaman ve mekân farklılıklarının sohbetlerine engel olmayacağını, aynı maksat doğrultusunda çalışanların birbirinin aynı hükmünde olduklarını, Cenab-ı Hakk'ın bir kulunu severse dünyayı ona küstürüp çirkin gösterdiğini, neşredilen iman nurlarının rahmete mazhar olduğunda kesretli çiçekler açacağını hatırlatır. Ayrıca, Bediüzzaman yazdığı Sözlerin ve Mektupların iradesi haricinde ve âni olarak kalbine geldiğini, sorulara iradesi ile Eski Said gibi ilmi kuvvetiyle düşünüp cevap verdiğinde sönük ve noksan olacağını söyler.
Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti
İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler
Diğer İsimleri
Telif Dili
Türkçe
Telifiyle İlgili Bilgiler
23. Mektup 1933 yılında Barla'da telif edilmiştir.[1]
Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler
Kur'an harfleriyle kitap basımının 1928 yılında yasaklanması üzerine ilk başta elle çoğaltılan bu risale 1946 yılından sonra evvela İnebolu, sonra Isparta'da teksir makinesiyle Kur'an harfleriyle çoğaltıldı. Bediüzzaman'ın izin ve teşviğiyle 1956-1959 yıllarında matbaalarda Latin harfleriyle büyük kitaplar basıldığında Mektubat kitabının içinde yer almıştır.
İçeriği
- Soru ve cevabı: Müminlerin birbirine en güzel nasıl dua edebilecekleri
- Soru ve cevabı: Sahabelerin ve diğer büyük zatlar anıldığında arkalarından söylenecek dua ve saygı ifadeleri
- Soru ve cevabı: Mehdi, mezhep imamları ve tarikatın büyük şah ve kutularının efdaliyet derecesi
- Soru ve cevabı: Sabrın kısımları
- Soru ve cevabı: Peygamberimizin nübüvvet önce nasıl ibadet ettiği
- Soru ve cevabı: 40 yaşında peygamberlik gelmesinin ve 63 yaşında vefat etmesinin hikmetleri
- Soru ve cevabı: Gençlerin ibadette ihtiyarlara benzemesi ve ihtiyarların hevesatta gençlere benzememesi gerektiği
- 8. Nükte: Kur'an'da geçen Hz. Yusuf kıssasının sonunda Hz. Yusuf'un vefatının haber verilmesindeki nükte
Uzunluğu
Toplam 6 büyük sayfa
Ekleri
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler
- Mektubat adlı büyük kitapta tamamı mevcuttur.
- 1. Sual kısmı Mirkat-üs Sünnet adlı küçük kitapta mevcuttur.
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler
Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler
Bu Risaleye Atıflar
Bu Risaledeki Tevafuklar
Bu Risale Hakkındaki Gaybi İşaretler
Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım
Bu mektubun birkaç mebhası var. Öteki mebhaslara bedel latîf ve manidar bir tek mebhas aynen yazıldı. Şöyle ki:
Ahsenü’l-kasas olan kıssa-i Yusuf’un (as) hâtimesini haber veren تَوَفَّنٖى مُسْلِمًا وَ اَلْحِقْنٖى بِالصَّالِحٖينَ âyetinin ulvi ve latîf ve müjdeli ve i’cazkârane bir nüktesi şudur ki:
Sair ferahlı, saadetli kıssaların âhirindeki zeval ve firak haberinin acıları ve elemi; kıssadan alınan hayalî lezzeti acılaştırıyor, kırıyor. Bâhusus kemal-i ferah ve saadet içinde bulunduğunu ihbar ettiği hengâmda mevtini, firakını haber vermek daha elemlidir. Dinleyenlere “Eyvah!” dedirtir.
Halbuki şu âyet, kıssa-i Yusufiyenin en parlak kısmı ki: Aziz-i Mısır olması, peder ve validesiyle görüşmesi ve kardeşleriyle sevişip tanışması olan dünyaca en saadetli ve ferahlı bir hengâmda, Hazret-i Yusuf’un (as) mevtini şöyle bir surette haber veriyor ve diyor ki:
“Şu ferahlı ve saadetli vaziyetten daha saadetli, daha parlak bir vaziyete mazhar olmak için Hazret-i Yusuf aleyhisselâm, Cenab-ı Hak’tan vefatını istedi ve vefat etti, o saadete mazhar oldu. Demek o dünyevî, lezzetli saadetten daha cazibedar bir saadet ve daha ferahlı bir vaziyet kabrin arkasında vardır ki Hazret-i Yusuf aleyhisselâm gibi hakikatbîn bir zat, o gayet lezzetli bir vaziyet içinde, gayet acı olan mevti istedi, tâ öteki saadete mazhar olsun.”
İşte Kur’an-ı Hakîm’in şu belâgatına hayran ol, bak ki Kıssa-i Yusuf’un (as) hâtimesini ne suretle haber verdi. O haberi dinleyenlere elem ve esef değil; belki bir müjde, bir sürur ilâve ediyor.
Hem irşad ediyor ki: Kabrin arkası için çalışınız! Hakiki saadet ve lezzet ondadır.
Hem Hazret-i Yusuf aleyhisselâmın âlî sıddıkıyetini gösteriyor ve diyor: “Dünyanın en parlak ve en sürurlu haleti dahi ona gaflet vermiyor, onu meftun etmiyor; yine âhireti istiyor.”
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Bu Risaledeki Temsiller/Misaller
Bu Risalede Geçen Ayetler
Bkz. 23. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
Bu Risalede Geçen Hadisler
- Risalede Nasıl Geçtiği: لَا عَيْشَ اِلَّا عَيْشُ الْاٰخِرَةِ
Meali: Gerçek hayat, ancak âhiret hayatıdır.
Kaynağı:
Kaynaklarda geçen şekli: Ey Allah'ım! Yaşamak ve hayat, ancak ahiretim yaşayışıdır - Risalede Nasıl Geçtiği: بِظَهْرِ الْغَيْبِ yani “gıyaben ona dua etmek”
Meali: Sahih-i Müslim 4/2094; Müslim, Zikr: 86-88; Tirmizî, Birr, 50
Kaynağı: Buharî, Rikak: 1; Cihad: 33, 110
Kaynaklarda geçen şekli: Hiçbir müslüman kul yoktur ki, kardeşinin gıyabında ona dua ettiği zaman illa melek ona iade ederek demesin ki: "Bir misli de sana olsun." - Risalede Nasıl Geçtiği: اَللّٰهُمَّ اِنّٖى اَسْئَلُكَ الْعَفْوَ وَ الْعَافِيَةَ لٖى وَ لَهُ فِى الدّٖينِ وَ الدُّنْيَا وَ الْاٰخِرَةِ
Meali: Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum.
Kaynağı: en-Nevevî, el-Ezkâr, 74; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:517
Kaynaklarda geçen şekli: - Risalede Nasıl Geçtiği: وَالصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ
Meali: Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır.
Kaynağı: Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:21; El-Feth-ul Kebir 3/267
Kaynaklarda geçen şekli: Nusret sabırla ve gcnişlik musibetle beraberdir - Risalede Nasıl Geçtiği: خَيْرُ شَبَابِكُمْ مَنْ تَشَبَّهَ بِكُهُولِكُمْ وَ شَرُّ كُهُولِكُمْ مَنْ تَشَبَّهَ بِشَبَابِكُمْ
Meali: En hayırlı genç odur ki ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. Ve ihtiyarlarınızın en kötüsü odur ki gaflette ve hevesatta gençlere benzemek ister, çocukçasına hevesat-ı nefsaniyeye tabi olur.
Kaynağı: Ali Mâverdî, Edebü'd-Dünyâ ve'd-Dîn, s.27; İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 1:142; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 3:487
Kaynaklarda geçen şekli: Gençlerinizin en hayırlısı, ihtiyarlarınıza benzemeye çalışanlar; ihtiyarlarınızın en kötüsü de gençlerinize benzemeye çalışanlardır. - Risalede Nasıl Geçtiği: Cenab-ı Hak bir abdini severse dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir.
Meali:
Kaynağı: Sahih-i Buharı 7/149
Kaynaklarda geçen şekli: Cenab-ı Allah bir abdini severse ona dünya işleri kapanır, ahiret umurunu fetheder - Risalede Nasıl Geçtiği: …hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra…
Meali:
Kaynağı: El-Ezkar Nevevi sh. 66, 67 ve 70
Kaynaklarda geçen şekli: "Ya Rasulallah hangi dua makbuldür?" Ferman etti ki: "Gecenin son kısmınm içi ve beş vakit namazların arkasında yapılan dualar - Risalede Nasıl Geçtiği: Belki imam olduğu ümmetin önır-ü galibi olan altmışüçte mele'-i a'laya gönderiyor, yanına alıyor. Her cihette imanı olduğunu gösteriyor
Meali:
Kaynağı: Keşf-ül Hafa - Acluni 1/145 no:423
Kaynaklarda geçen şekli: Ümmetimin ömürleri altmış ile yetmiş arasındadır. Onların az kısmı bunu aşar.
Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı
- Allah
- Cenab-ı Hak
- Hakîm
Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
- Habib-i Ekrem
- Hazret-i Peygamber
- Resul-i Ekrem
Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
- Kur’an
Bu Risalede Geçen Salavatlar
- Aleyhissalâtü vesselâm
Bu Risalede Geçen Dualar
- اَللّٰهُمَّ اِنّٖى اَسْئَلُكَ الْعَفْوَ وَ الْعَافِيَةَ لٖى وَ لَهُ فِى الدّٖينِ وَ الدُّنْيَا وَ الْاٰخِرَةِ
Meali: Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum.
Bu Risalede Geçen Zikirler
Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler
- Kabrin arkası için çalışınız, hakiki saadet ve lezzet ondadır.
- Ezcümle, dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli.
Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler
- اَلْحَرٖيصُ خَائِبٌ خَاسِرٌ Meali: Hırs, hasâret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.
Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler
- Hakikat ve âhiret kardeşlerin, ihtilaf-ı zaman ve mekân sohbetlerine ve ünsiyetlerine bir mani teşkil etmez.
- Bir tek maksat için bir tek vazifede bulunanlar, birbirinin aynı hükmündedirler.
- Cenab-ı Hak bir abdini severse dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir.
- İki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.
- Hem hadîste ve Kur’an’da gelen me’sur dualarla dua etmek.
- O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur.
- Örf-ü ulemada sahabeye radıyallahu anh, tabiîn ve tebe-i tabiîne rahimehullah, onlardan sonrakilere gaferehullah ve evliyaya kuddise sırruhu denilir.
- Eimme-i Erbaa, sahabeden ve Mehdi’den sonra en efdallerdir
- Cenab-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz’etmiş. Sabırsız adam teenni ile hareket etmediği için basamakları ya atlar, düşer veya noksan bırakır; maksud damına çıkamaz.
- Hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise müşkülatın anahtarıdır.
- Sabır üçtür. Biri: Masiyetten kendini çekip sabretmektir… İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır… Üçüncü Sabır: İbadet üzerine sabırdır.
- Sabırsızlık ise Allah’tan şikayeti tazammun eder. Ve ef’alini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek çıkar.
- Musibeti Allah’a şekva etmeli
- Aciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, manasızdır.
- En büyük makam olan ubudiyet-i kâmile
- Nübüvvet, gayet ağır ve büyük bir mükellefiyettir. Melekât-ı akliye ve istidadat-ı kalbiyenin inkişafı ve tekemmülü ile o ağır mükellefiyet tahammül edilir. O tekemmülün zamanı ise kırk yaşıdır.
- Şer’an ehl-i iman, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı gayet derecede sevmek ve hürmet etmek ve hiçbir şeyinden nefret etmemek ve her halini güzel görmekle mükellef olduğundan;
- ...ümmetin ömr-ü galibi olan altmış üç
- Kur’an’a ve imana ait her şey kıymetlidir, zahiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür.
Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler
Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler
- Yahu bu da geçer!
- İnşâallah neşrettiğin miktar bir rahmete mazhar olduğu zaman, pek bereketli bir surette o nurlu çekirdekler, kesretli çiçekler açacaklar.
- Yazılan galip Sözler ve Mektuplar; ihtiyarsız, def’î ve âni bir surette kalbe geliyordu, güzel oluyordu. Eğer ihtiyar ile Eski Said gibi kuvve-i ilmiye ile düşünüp cevap versem sönük düşer, noksan olur.
- Kırktan evvel ne kadar ciddi ve hâlis bir adam olsa da şöhret-perestlerin hatırlarına belki dünyanın şan ve şerefi için çalışır vehmi gelir.
- Dost istersen Allah yeter/Yârân istersen Kur’an yeter/Mal istersen kanaat yeter/Düşman istersen nefis yeter/Nasihat istersen ölüm yeter.
- Ezcümle, dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünkü iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur. Hem بِظَهْرِ الْغَيْبِ yani “gıyaben ona dua etmek” hem hadîste ve Kur’an’da gelen me’sur dualarla dua etmek. Mesela
رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَ قِنَا عَذَابَ النَّارِ
gibi câmi’ dualarla dua etmek hem hulus ve huşû ve huzur-u kalp ile dua etmek hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra hem mevâki-i mübarekede, hususan mescidlerde hem cumada, hususan saat-i icabede hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede hem ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me’muldür.
Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar
- Hulusi Yahyagil: Bu mektup bu talebesinin suallerine cevap olarak yazılmıştır./Duada, Abdülmecid ve Abdurrahman ile berabersiniz./Elbette şu çeşit mesailde en birinci talebe ve muhatap olan ve nüket-i Kur’aniyeyi takdir eden İbrahim Hulusi, o nükteyi işitmek ister.
- Abdülmecid Nursi: Duada, Abdülmecid ve Abdurrahman ile berabersiniz.
- Abdurrahman Nursi: Duada, Abdülmecid ve Abdurrahman ile berabersiniz.
- Sahabe: Çünkü Resul-i Ekrem’in bir şiarı olan aleyhissalâtü vesselâm kelâmı gibi radıyallahu anh terkibi, sahabeye mahsus bir şiar değil belki sahabe gibi veraset-i nübüvvet denilen velayet-i kübrada bulunan ve makam-ı rızaya yetişen Eimme-i Erbaa, Şah-ı Geylanî, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi zatlara denilmeli.
- Eimme-i Erbaa: Fakat Eimme-i Erbaa, sahabeden ve Mehdi’den sonra en efdallerdir, denilir.
- Abdülkadir-i Geylani: Fakat hususi faziletlerde Şah-ı Geylanî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sahiptirler.
- İmam-ı Gazali:
- İmam-ı Rabbani:
- Tabiin: Örf-ü ulemada sahabeye radıyallahu anh, tabiîn ve tebe-i tabiîne rahimehullah, onlardan sonrakilere gaferehullah ve evliyaya kuddise sırruhu denilir.
- Tebe-i Tabiin:
- İmam-ı Azam: Umum müçtehidîn değil; belki Ebu Hanife, Mâlik, Şafiî, Ahmed İbn-i Hanbel; şahların, aktabların fevkindedirler.
- İmam-ı Malik:
- İmam-ı Şafii:
- İmam-ı Ahmed İbn-i Hanbel:
- Mehdi: Fakat Eimme-i Erbaa, sahabeden ve Mehdi’den sonra en efdallerdir, denilir.
- Yakub (as): Hazret-i Yakub aleyhisselâmın اِنَّمَا اَشْكُوا بَثّٖى وَ حُزْنٖى اِلَى اللّٰهِ demesi gibi olmalı.
- İbrahim (as): Hazret-i İbrahim aleyhisselâmın, Arabistan’da çok perdeler altında cereyan eden bakiyye-i dini ile fakat farziyet ve mecburiyet suretiyle değil belki ihtiyarıyla ve mendubiyet suretiyle ibadet ederdi.
- Fudayl Bin İyad: “Dost istersen Allah yeter... Yârân istersen Kur’an yeter... Nasihat istersen ölüm yeter...” manasına gelen sözler İmam Gazalî’nin bildirdiğine göre bu alim zata aittir.
- Yusuf (as): Halbuki şu âyet, Kıssa-i Yusuf’un (as) en parlak kısmı ki Aziz-i Mısır olması, peder ve validesiyle görüşmesi, kardeşleriyle sevişip tanışması olan, dünyada en büyük saadetli ve ferahlı bir hengâmda, Hazret-i Yusuf’un mevtini şöyle bir surette haber veriyor ve diyor ki:
Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler
- Arabistan: Hazret-i İbrahim aleyhisselâmın, Arabistan’da çok perdeler altında cereyan eden bakiyye-i dini ile fakat farziyet ve mecburiyet suretiyle değil belki ihtiyarıyla ve mendubiyet suretiyle ibadet ederdi.
Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Mektubat: 23. Mektup'un içinde olduğu büyük kitap
- 23. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
Önceki Risale: Yirmi İkinci Mektup ← Mektubat → Yirmi Dördüncü Mektup: Sonraki Risale