Eczacı (12. Mektup)
Isparta'nın Sütlüce kazâsında nahiye müdürlüğü ve Eğirdir'de kaymakam vekilliği yapmış İhsan Üstündağ, Barla Lahikasından Bediüzzaman'a mektubu bulunan kazanın doktoru Yusuf Kemal Durakoğlu, Eğirdir mal müdürü ve bir eczacı bir iş için Barla'ya giderken Eczacının Allah'ın şerri yaratma sebebi gibi soruları olur. Aralarında bir münakaşa geçer. Bu soruların cevabı için Barla'da Bediüzzaman'ı ziyaret etmeye karar verirler. Bediüzzaman onlar sormadan 12. Mektup'ta da izah edilen meseleyi izah ederek sorularının cevabını verir.[1] Bu sorular vesilesiyle yazdığı yazdığı mektupta (12. Mektup) Bediüzzaman imanla ilgili meselelerin insafla mütalaa edilmesi gerektiğini, münakaşa suretinde bahsinin caiz olmadığını hatırlatarak bu gibi şüphelerin iman zayıflığından geldiğini ve Risale-i Nur'da tüm iman esaslarının ispat edildiğini belirtir. Yine bu eczacının gördüğü bir rüya münasebetiyle Bediüzzaman doktor babasının çok salih ve mübarek, belki veli insanlara faydası dokunmuş olabileceğini ve onun tedavisinden memnun olup fayda gören o mübareklerin ruhlarının doktorun vefatında kuşlar suretinde en yakın akrabası olan oğluna görünüp onu güzel şekilde karşılamış olabileceklerini söyler.
Bu Konu Hakkında Risale-i Nur'daki Derslerin Özeti
Şahsi Bilgiler
Diğer İsimleri:
Doğum Yeri ve Tarihi:
Vefat Yeri ve Tarihi:
Kabrinin Yeri:
Harita Konumu:
Risale-i Nur ile Nasıl Tanıştığı
Bediüzzaman Said Nursi ile Görüşmeleri
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
O gece benden sual ettiniz, ben cevabını vermedim. Çünkü mesail-i imaniyenin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir. Siz münakaşa suretinde bahsetmiştiniz. Şimdilik münakaşanızın esası olan üç sualinize gayet muhtasar bir cevap yazıyorum. Tafsilini, Eczacı Efendinin isimlerini yazmış olduğu Sözler’de bulursunuz. Yalnız, kader ve cüz-ü ihtiyarîye ait Yirmi Altıncı Söz hatırıma gelmemişti, size söylememiştim, ona da bakınız fakat gazete gibi okumayınız. Eczacı Efendinin o Sözler’i mütalaa etmesini havale ettiğimin sırrı şudur ki:
O çeşit meselelerdeki şüpheler, erkân-ı imaniyenin zaafından ileri geliyor. O Sözler ise erkân-ı imaniyeyi tamamıyla ispat ederler.
...
Aziz kardeşim, sen bu mektubu Eczacıya ve münakaşayı işitenlerden münasip gördüklerine oku. Benim tarafımdan da yeni bir talebem olan Eczacıya selâm et, de ki:
Mezkûr mesail gibi dakik mesail-i imaniyeyi, mizansız mücadele suretinde cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Mizansız mücadele olduğundan tiryak iken zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesail-i imaniyenin itidal-i demle, insafla, bir müdavele-i efkâr suretinde bahsi caizdir.
Ve de ki: Eğer senin kalbine bu nevi mesailde şüpheler gelirse ve Sözler’den de cevabını bulmazsan hususi bana yazarsınız.
Hem Eczacıya de ki: Merhum pederi hakkında gördüğü rüya için hatırıma şöyle bir mana geldi ki: Merhum pederi doktor olmak münasebetiyle, çok salih ve mübarek, belki veli insanlara faydası dokunmuş ve ondan memnun olan ve menfaat gören o mübareklerin ervahları, onun vefatı hengâmında kuşlar suretinde en yakın akrabası olan oğluna görünmüş, onun ruhuna şefaatkârane bir hoşâmedî nevinden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Doktor (12. Mektup): Eczacının 12. Mektup'ta bahsi geçen babası
- 12. Mektup: Eczacının sorusundan bahis geçen risale
- Yusuf Kemal Durakoğlu: Bediüzzaman'ı Barla'da beraber ziyaret ettikleri doktor