Fe (ف) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler: Revizyonlar arasındaki fark
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Değişiklik özeti yok |
Değişiklik özeti yok |
||
| 93. satır: | 93. satır: | ||
|Fetva veren | |Fetva veren | ||
|...ekser müftülerin ellerinde birer elmas kılıç hükmüne geçmeleri tarihine... | |...ekser müftülerin ellerinde birer elmas kılıç hükmüne geçmeleri tarihine... | ||
|- | |||
|'''Fe-Cim-Elif ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Füc'eten | |||
|Ansızın | |||
|Füc'eten bir adam yanımda peydâ oldu. | |||
|- | |||
|'''Fe-Cim-Ra ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fâcir | |||
|Günahkar | |||
|Şu âlemde çok görüyoruz ki; zâlim, fâcir, gaddar gayet refah ve rahat ile ömür geçiriyor. | |||
|- | |||
|Fecr/Fecir | |||
|Sabah | |||
|Firkatli ve gurbetli bir esarette, fecir vaktinde ağlayan bir kalbin ağlayan ağlamalarıdır | |||
|- | |||
|Füccar | |||
|Günahkarlar | |||
|Amma, füccar ve eşrar olan diğer güruh ise, hadd-i bulûğ ile şu âlem sarayına girdikleri vakit,... | |||
|- | |||
|Fücur | |||
|Ahlaksızlık | |||
|...kuvve-i şeheviyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan humud ve fücurdan musaffâ olarak,... | |||
|- | |||
|'''Fe-Cim-Ayn ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Feci' | |||
|Çok acıklı | |||
|O altıncı asrın âhirlerinde Hülâgu felâketi gibi feci, dehşetli meşhur fitnenin... | |||
|- | |||
|Fâcia | |||
|Çok acıklı olay | |||
|...gayet gaddârâne ve merhametsizcesine, meşhur faciaya sebebiyet vermişlerdir. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ha-Elif ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fehvâ | |||
|Anlam, mana | |||
|Van'da tesisine başlanan Medrese-i Zehranın tehiri, "Doktor hastaya elzemdir" fehvasıyla,... | |||
|- | |||
|'''Fe-Ha-Şın ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fâhiş | |||
|Fazla; ahlaka aykırı | |||
|Süründürürse de fahişce etmesin. | |||
|- | |||
|Fâhişe | |||
|Ahlaksız kadın | |||
|Ve demiş: "Gecede tablalarla baklavalar, fâhişe ve namussuzlar yanına gidiyorlar." | |||
|- | |||
|Fevahiş | |||
|Kötülükler; Fahişeler | |||
|Hattâ bazan hakikatların güneşine bakmakta iken, gözünün önünde; onlardan lerzedar olduğun çok rezail ve fevahiş ve şetimler yağdıran muzlim bulutlar geçmeye başlarlar. | |||
|- | |||
|Fuhuş | |||
|Ahlaksızlık | |||
|İnsafsızlık, yalancılık, hırs, israf, fuhuş, hıyanet, gıybet, bunların hepsi Kur'ân tarafından en şiddetli sûrette takbih olunmuş ve bunlar reziletin ta kendisi tanınmıştır. | |||
|- | |||
|Tefahhuş | |||
|Ahlaksız olma | |||
|Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nazik ve serîütteessür olduğundan, | |||
|- | |||
|'''Fe-Ha-Lam ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fahl | |||
|Vasıta-yı nesil erkek hayvan | |||
|Bülbüle nahli, fahli, ankebut ve nemli, yani arı ve vasıta-i nesil erkek hayvan ve örümcek ve karınca ve hevâm ve küçük hayvanların bülbüllerini kıyas et. | |||
|- | |||
|Fuhûl | |||
|Önde gelen kişiler | |||
|Diğer hakâikini fuhûl-u ulemânın kitaplarına havale ederim. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ha-Mim ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fahm | |||
|Kömür | |||
|Nuranî bir nar olur; bazı olur, bir nazar, fahmi elmas ediyor. | |||
|- | |||
|İfham | |||
|İkna edip susturmak | |||
|İşte, silsile-i hakaik olan şu âyâtın yüzer cevherlerinden, yalnız ifham ve ilzama dair birtek cevher-i beyanîsini icmâlen beyan ettik. | |||
|- | |||
|'''Fe-Hı-Ra ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fahr/Fahir | |||
|Övünme, iftihar | |||
|Bugünlerde bir hikâye buna misal olabilir. Fahr olmasın, zaman-ı sabâvetimden beri üssü'l-esas-ı meslekim, ifrat ve tefritle hakaik-i İslâmiyete sürülen lekeleri temizlemek ve o elmas gibi hakikatlerine saykal vurmak idi. | |||
|- | |||
|Fâhir/Fâhire | |||
|Kıymetli, şa'şalı, iftihar edilecek değerde | |||
|Meselâ, nasıl ki murassâ ve müzeyyen bir elbise-i fâhireyi biri sana giydirse... | |||
|- | |||
|Fahrî | |||
|Ücretsiz, karşılıksız | |||
|...hamiyet-i İslâmiyeye mâlik mümtaz avukatlar, Risale-i Nur'un fahrî avukatı olmak... | |||
|- | |||
|İftihar | |||
|Övünme | |||
|...tabirinde âciz olduğumuz ve mezun olmadığımız şuûnât-ı İlâhiyeyi "memnuniyet-i mukaddese," "iftihar-ı kudsî" ve "lezzet-i mukaddese" gibi isimlerle işaret edilen maânî-i rububiyettir ki, ... | |||
|- | |||
|Tefâhur | |||
|Övünme | |||
|Meselâ, bir şahıs, kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez. | |||
|- | |||
|'''Fe-Dal-Ye ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fedâ(kar) | |||
|Bir şey uğrunda değerli şeyden vazgeçme | |||
|Eğer sen fâni vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda feda etsen, balarısı gibi olursun, hadsiz bir nur-u vücut bulursun. | |||
|- | |||
|Fedâî | |||
|Serdengeçti | |||
|Yani, Hazret-i Ali (r.a.) gibi fedai bir hizmetkârı ve veziri olurdum. | |||
|- | |||
|Fidye | |||
|Esaretten kurtulma bedeli | |||
|Hem, nakl-i sahih ile, Gazve-i Bedir'de, Hazret-i Abbas Sahabelerin eline esir düştüğü vakitte, fidye-i necat istenilmiş. | |||
|- | |||
|'''Fe-Zel-Lam-Kef ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fezleke | |||
|Hülasa, özet | |||
|Gerek Kur'ân-ı Kerim olsun, gerek tefsiri olan hadîs-i şerif olsun, her fenden, her ilimden birer fezleke almışlardır. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Cim ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Ferc | |||
|Cinsellik | |||
|Âyâ, zannediyor musunuz ki, vazife-i hayatınız yalnız terbiye-i medeniye ile güzelce muhafaza-i nefis etmek, ayıp olmasın, batın ve fercin hizmetine mi münhasırdır? | |||
|- | |||
|Ferec | |||
|Sıkıntıdan sonra ferahlık | |||
|Biz ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz—fakat kâfirlerin kılıcıyla değil! | |||
|- | |||
|Fürce | |||
|Aralık, fırsat | |||
|...hiçbir zulmet, hiçbir dalâlet, hiçbir şüphe ve rayb, hiçbir hile içine girmeye ve daire-i ismetine duhule fürce bulamaz. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Ha ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Ferah | |||
|Gönül açıklığı | |||
|Nurlarla ya okumak veya okutmak veya yazmak suretindeki meşguliyet, tecrübelerle kalbe ferah, ruha rahat, rızka bereket, vücuda sıhhat veriyor. | |||
|- | |||
|Müferrah | |||
|Ferahlamış | |||
|...yeniden Abdurrahman dünyaya gelmiş kadar beni müferrah etti. | |||
|- | |||
|Tefrîh | |||
|Ferahlandırma | |||
|Bütün sadâlar ise, ya vazife başlamasındaki zikir ve tesbih ve paydostan gelen şükür ve tefrih veya işlemek neş'esinden neş'et eden nağamattır. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Dal ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Efrad | |||
|Fertler | |||
|Nasıl ki, her mâhiyette bazı hârikulâde efrad veya o nev'in nihayet derecede tekemmül etmiş bir fert veya her fert için acip şeraiti câmi harika bir zaman bulunur ki,... | |||
|- | |||
|Ferd | |||
|Kişi; Allah'ın ismi | |||
|Ve öyle bir küllîdir ki, herbir cüz, bir ferd hükmüne geçip, birtek ferde rububiyetini dinlettirmek, umum o küllîyi musahhar etmekle olabilir. | |||
|- | |||
|Ferîd(e) | |||
|Benzersiz | |||
|O zamanlar bir cihette ferdiyet zamanı olduğundan, hikmet-i Rabbaniye onlar gibi feridleri ve kudsî dâhileri ümmetin imdadına göndermiş. | |||
|- | |||
|İnfirad | |||
|Tek kalma | |||
|Öyleyse, istiklâl ve infirad, ulûhiyet için zâtî hassalardır. | |||
|- | |||
|Müfred | |||
|Tekil | |||
|Zulümatın aksine, ra'd ve berkin müfred sigasıyla zikirleri neye işarettir? | |||
|- | |||
|Müfredat | |||
|Basit şeyler | |||
|Sonra o müfredat, mürekkebat-ı mütesaide içinde seyr-i sülûk ile urûc ettikten sonra, pek garib nakışlarla süslenerek rücu' ile nüzûl edip, ayrı bir tarzda yine Nakkaş-ı Ezelî'nin vücub-u vücuduna şehadet ediyorlar. | |||
|- | |||
|Teferrüd | |||
|Ayrılma; sivrilme | |||
|Eğer dâiye-i teferrüd, ihtilâf, hodfuruşluk, meyl-ül ağalık, milleti istihdam, aldanmak ve aldatmak, sun'î Kürtlük muktezasından gösterilse; şâhid olunuz, o Kürtlükten istifamı veriyorum | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Dal-Sin ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Firdevs | |||
|Cennet | |||
|Sen, âdi odun parçası gibi bir çekirdek iken, o firdevs salkımlarını bilfiil kendi malın gibi hiss-i kablelvuku ile hissedip hodfuruşluk ederdin. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Ra ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Firar | |||
|Kaçma | |||
|Rusça bilmediğim halde firar ettim. | |||
|- | |||
|Firari | |||
|Kaçak | |||
|Rusça bilen en cesur ve en kurnaz adamların muvaffak olamadıkları çok teshilât ve çok kolaylıkla, o uzun firarî seyahati bitirdim. | |||
|- | |||
|Mefer | |||
|Kaçılacak yer | |||
|Elde ettin şaheserle zuhr-i yevmi’l-mefer. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Ze ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|İfraz | |||
|Dışarı atmak | |||
|Binaenaleyh, istidad-ı habis ve kabil-i ıslâh olmayan adamları zaten cism-i devlet def-i tabiî ile ifraz edecektir. | |||
|- | |||
|Müfreze | |||
|Birlikten ayrı geçici askerî kol | |||
|Yolda, Bediüzzaman ve talebelerine yakın bir alâka duyan müfreze kumandanı Ruhi Bey kelepçeleri çözdürüyor. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Sin ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Feraset | |||
|Zihin uyanıklığı | |||
|Ehl-i feraset, bazan keramet gibi geldiğini beyan eder. | |||
|- | |||
|İftiras | |||
|Avını parçalama | |||
|Vicdan-ı içtimaiyen olmazsa insaniyetine bak, böyle canavarvarî iftirasa iştah gösterir mi? | |||
|- | |||
|Müfteris | |||
|Vahşi | |||
|Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hazıra müfterisdir, canavar. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Sin-Hı ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fersah | |||
|3 millik uzaklık ölçüsü | |||
|Belki câmi-i ahlâk-ı hasene olan hakikat-ı İslâmiyenin ve istidad-ı fıtrînin ve feyz-i imanın ve şiddet-i açlığın hazma verdiği teshil yardımıyla fersah fersah geçeceğiz. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Şın ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Ferş | |||
|Zemin; yeryüzü | |||
|...ferşten Arşa kadar mevcudatı âyine şeklinde görmeyen adama "Kulak ver, herkesten kelâmullahı işitirsin" desen,... | |||
|- | |||
|Firaş | |||
|Döşek | |||
|Ve keza firaş tabirinden anlaşılıyor ki arz, ... | |||
|- | |||
|Tefriş | |||
|Döşeme | |||
|Yani arzın tefrişine sebep, yani vesile, insandır. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Sad ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fırsat | |||
|Uygun durum ve zaman | |||
|Risale-i Nur bir vesile-i def-i belâdır; ta'tile uğradıkça belâ fırsat bulup gelir. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Dad ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fariza | |||
|Allah'ın emri | |||
|Ben de o noksan fehmimle eski Harb-i Umumîde fariza-i cihadda avcı hattında ne kadar fırsat buldumsa kalbime tulû eden nükteleri yazıyordum. | |||
|- | |||
|Farz | |||
|Allah’ın emri olduğu kesin bir delille sâbit olan | |||
|Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. | |||
|- | |||
|Faraza | |||
|Farz edelim ki | |||
|...şu gûna-gûn ve rengârenk çiçeklerin elvânı faraza lisana gelseler, herbiri "Güneş benim gibidir" veyahut "Güneş benim" diyeceklerdir. | |||
|- | |||
|Feraiz | |||
|Farzlar | |||
|Şu kısa tarikin evrâdı, ittibâ-ı sünnettir; ferâizi işlemek, kebâiri terk etmektir. | |||
|- | |||
|Mefruz | |||
|Farz edilenler | |||
|O mefrûzdan öyle müthiş noktalar gelir; değil i'caz-ı belâgat belki bütün meziyeti mahveder... | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Tı ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fart | |||
|Aşırılık | |||
|Niçin Şialar, hususan Râfızîler o muhabbetten istifade etmiyorlar, belki işaret-i Nebeviye ile o fart-ı muhabbete mahkûmdurlar? | |||
|- | |||
|İfrat | |||
|Çokta aşırılık | |||
|Siyer-i Seniyyesi kat'î bir surette gösterir ki, her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinap etmiştir. | |||
|- | |||
|Müfrit | |||
|İfrata kaçan | |||
|Fakat Demokrata karşı eski partinin müfrit ve mason veya komünist mânâsını taşıyan kısmı, iki müthiş darbeyi Demokratlara vurmaya hazırlanıyorlar. | |||
|- | |||
|Tefrit | |||
|Azda aşırılık | |||
|Siyer-i Seniyyesi kat'î bir surette gösterir ki, her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinap etmiştir. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Ayn ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fer' | |||
|Dal, şube, ikincil | |||
|Demek, kader ve icad-ı İlâhî, mebde' ve müntehâ, asıl ve fer', illet ve neticeler itibarıyla şerden ve kubuhtan ve zulümden münezzehtir. | |||
|- | |||
|Füru' | |||
|Fer'ler | |||
|...pek çok fürûların tohumlarını mutazammın ve pek çok ahkâma me'haz ve pek çok maânîye ve vücuh-u muhtelifeye delâlet etmektir. | |||
|- | |||
|Füruat | |||
|Füru'lar | |||
| Hayat-ı içtimaiyeye ve füruat-ı şer'iyeye dair ekser ahkâmlar, Havariyun ve sair rüesa-yı ruhaniye tarafından teşkil edildi. | |||
|- | |||
|Teferru' | |||
|Dallanma | |||
|Bu cümlenin evvelki cümleden teferru' ve teşa'ub ettiğini ifade eden... | |||
|- | |||
|Teferruat | |||
|Ayrıntılar | |||
|Kur'ân'a mahsus emsalsiz bir tarz-ı beyanla, birden o cüz'î teferruat hâdisesi içinde... | |||
|- | |||
|Fer'î/Fer'iye | |||
|İkincil | |||
|Mesele-i İmamet bir mesele-i fer'iye olduğu halde,... | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Ayn-Nun ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fir'avn/Firavun | |||
|Mısır hükümdarı | |||
|...umum Firavunların, tenasuh fikrine binaen,... | |||
|- | |||
|Tefer'un | |||
|Firavunlaşmak | |||
|Cüz-ü ihtiyarî, seyyiâta merci olmak içindir ki, akideye dahil olmuş; yoksa mehâsine masdar olarak tefer'un etmek için değildir. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Ğayn ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fâriğ | |||
|Vazgeçmiş; çıkmış | |||
|İmamın namazdan fariğ olduğunda nasıl yüzünü cemaate çevirir, bizim girdiğimiz tarafa doğru zât-ı Risalet dönmüşler. | |||
|- | |||
|Feragat | |||
|Vazgeçme | |||
|...harekâtını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset âlemindeki vaziyetten feragat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum. | |||
|- | |||
|İfrağ | |||
|Başka şekle sokma | |||
|Bu hali gören, geçliğine ve şiddet-i ihtiyacına intikal ettiğinden, meşhur deveranın sırrıyla ve tevehhümün tasarrufatıyla bir muâşaka ve mükâleme suretine ifrağ eder. | |||
|- | |||
|Tefriğ | |||
|Vazgeçirme; boşaltma | |||
|Aynı zamanda bu nida, ihzar eylemek; ve muhatabları harekete getirmek; ve onları tarif etmek; ve hem onları tefriğ etmek (yani kötü huy ve seyyiattan boşaltmak) ... | |||
|- | |||
|İstifra(ğ) | |||
|Kusma | |||
|Mübarek elini onun göğsüne koydu. Birden çocuk istifrâ etti. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Fe-Ra ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Farfara | |||
|Ağzı kalabalık, şamatacı | |||
|O Vekilin o farfaralı telâşı, zaafına ve tam korkusuna delâlet eder. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Kaf ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Afrika | |||
|Kıta | |||
|İşte Afrika, biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveylâ ediyor. | |||
|- | |||
|Fârik(a) | |||
|Ayıran | |||
|...ve herbirine karşı o tek yüzde birer alâmet-i farika koymayan ve o küçük yüzde hadsiz alâmet-i farika bırakmayan bir sebep, birtek insanın yüzündeki hâtem-i vahdâniyete icad cihetiyle el uzatamaz. | |||
|- | |||
|Fâruk | |||
|Hak ile batılı ayıran | |||
|Bir iki gün sonra, Hazret-i Ömer ibnü'l-Hattab imana geldi ve İslâmiyeti ilân ve i'zaz etmeye vesile oldu, "Faruk" ünvan-ı âlisini aldı. | |||
|- | |||
|Fark | |||
|Başkalık | |||
|Fakat ehl-i vahdetü'ş-şuhudun meşrebi fark ve sahvdır. | |||
|- | |||
|Ferik | |||
|Askeriyede fırka kumandanı | |||
|Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsusta, ferik dairesinde, bir ferik gibi padişahın bayramına gider ve lütfuna mazhar olur. | |||
|- | |||
|Fırak | |||
|Fırkalar | |||
|Evet, şu diyanetsizlik Avrupa medeniyetinin içyüzünü öyle karıştırmış ki, o kadar fırak-ı fesadiyeyi ve ihtilâliyeyi tevlid etmiş. | |||
|- | |||
|Fırka | |||
|Gurup, parti | |||
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. | |||
|- | |||
|Firak | |||
|Ayrılık | |||
|İşte, ey benim gibi ihtiyarlık münasebetiyle pek çok dostların firak acılarını çeken ihtiyar ve ihtiyareler! | |||
|- | |||
|Firkat | |||
|Ayrılık | |||
|Bütün zîhayatlara acır, hattâ güzel ve zevâle maruz bütün mahlûkata bir rikkat ve bir firkat hisseder; | |||
|- | |||
|Furkan | |||
|Hak ile batılı ayıran; Kur'an | |||
|Furkan-ı Mübînden tam bir feyiz alan ve emsâli görülmemiş bir şâheser olduğunu anladım. | |||
|- | |||
|İftirak | |||
|Ayrılık | |||
|İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder. | |||
|- | |||
|Mufarakat | |||
|Ayrılık | |||
|Mufarakat-i umumiye hengâmında olan harab-ı dünyadan haber veren âhirzaman hâdisâtı içinde... | |||
|- | |||
|Müteferrik(a) | |||
|Ayrılmış; muhtelif | |||
|Müteferrik ve kısa, fakat çok lüzumlu ve mühim hakikatlardan bahseder. | |||
|- | |||
|Tefarik | |||
|Koku; kısım, parça | |||
|...dört aydan beri devam eden "tefarik" namında Üstadımızın bir kokusu bugün bitmişti. | |||
|- | |||
|Tefrik | |||
|Ayırma | |||
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. | |||
|- | |||
|Tefrika | |||
|Bölüm; ikilik | |||
|İhtilâf u tefrika endişesi / Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Kaf-Dal ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Ferkadân | |||
|2 kutup yıldızı | |||
|Evet oturmuş Furkân, bir fark-ı ferkadan. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Nun ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fırın | |||
|Pişirme yeri | |||
|Ben de o fırının dairesindeyim ve ayak üzereyim. | |||
|- | |||
|'''Fe-Ra-Ye ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|İftira | |||
|Bir kimseye aslı olmayan bir suç yükleme | |||
|Üçüncü iftirası: O iftira eden gazete başka birisinin diliyle diyor ki: | |||
|- | |||
|Müfteri | |||
|İftira eden | |||
|Hem müfteri, yalancı, itikadsız bir adam, müddet-i ömründe daima en sadık, en emin, en mutekid bir zâtın keyfiyetini ve vaziyetini en müdakkik nazarlara karşı telâşsız göstersin, dâhilerin nazarında tasannuu saklansın? | |||
|- | |||
|'''Fe-Sin-Te ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fistân | |||
|Süslü (kadın) elbise(si) | |||
|...ve tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, ... | |||
|- | |||
|'''Fe-Sin-Hı ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fesh/Fesih | |||
|Bozma, iptal etme | |||
|Lâkin Meclis feshedildi. | |||
|- | |||
|Tefessüh | |||
|Bozulma | |||
|...belki kendinde kemâlâta medar olacak bir vicdan bulunmaz, tefessüh eder. | |||
|- | |||
|'''Fe-Sin-Dal ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fâsid(e) | |||
|Bozulmuş | |||
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve haysiyet kırıcı bir neşriyatla ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar. | |||
|- | |||
|Fesâd | |||
|Bozukluk, fitne | |||
|Ye'cüc ve Me'cüc, ehl-i garet ve fesad ve ehl-i hadâret ve medeniyete, ecel-i kaza hükmünde iki tâife-i mahlûkullahtır. | |||
|- | |||
|İfsad | |||
|Bozma | |||
|...Kur'ân hakikatine ve iman hakikatlerine her vesileyle hücum eden ve çok şekillere giren bir gizli ifsad komitesine karşı,... | |||
|- | |||
|Mefsedet | |||
|Bozukluklar, ahlaksızlıklar | |||
|Demek, nev-i beşerin en büyük hasenesi sensin ki, onların mefsedetlerini setrediyorsun. | |||
|- | |||
|Müfsid | |||
|Bozan, bozucu | |||
|Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. | |||
|- | |||
|'''Fe-Sin-Ra ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|İstifsar | |||
|Açıklama isteme | |||
|Acaba Cenâb-ı Hak, istifsarlarına nasıl cevap verdi ve taaccüplerini ne ile izale etti? | |||
|- | |||
|Müfessir | |||
|Tefsir eden | |||
|Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb'usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler. | |||
|- | |||
|Tefasir | |||
|Tefsirler | |||
|Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb'usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler. | |||
|- | |||
|Tefsir | |||
|Açıklama | |||
|Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb'usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler. | |||
|- | |||
|'''Fe-Sin-Kaf ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fısk | |||
|Fenalık, ahlaksızlık | |||
|Fısk sebebiyle, fâsıklar hakkında nûr nâra, ziya zulmete inkılâp eder. | |||
|- | |||
|Fâsık | |||
|Ahlaksızlık yapan | |||
|O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. | |||
|- | |||
|Tefsik | |||
|Fıskla itham etme | |||
|Bir sâlih âlim, kendi fikr-i siyasisine muvafık bir münâfıkı hararetle senâ etti ve siyasetine muhalif bir salih hocayı tenkit ve tefsik etti. | |||
|- | |||
|'''Fe-Sad-Lam ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fasıl/Fasl | |||
|Bölüm; Mevsim | |||
|O kitabın bütün sûreleri, âyetleri ve kelimatları, hattâ harfleri ve babları ve fasılları ve sahifeleri ve satırları... | |||
|- | |||
|Fâsıl | |||
|Ayıran, bölen | |||
|Belki, tamam-ı nehara nispeten vakt-ı ısfırar gibidir—eğerçi binler sene de fâsıl olsa... | |||
|- | |||
|Fâsıla | |||
|Ara, aralık; Ayet sonu | |||
|Âhirki satırın başında yalnız ve bazı üç harfli kısa bir kelime, fasıla ile yirmi beş tam tevafukla tam ortadaki elli beşin tam tevafukuna zammedilince,... | |||
|- | |||
|Fasîle | |||
|Takım, Familya | |||
|Demek envâının fasîleleri ve umum a'râzının havâss-ı mümeyyizeleri bizzarure adem-i sırftan muhteradırlar. | |||
|- | |||
|Faysal | |||
|Kesin karar | |||
|... ittifakî meselelerde musaddıkane onları tezkiye ediyor, ihtilâfî meselelerde musahhihâne onlara faysal oluyor. | |||
|- | |||
|Fevasıl | |||
|Fasılalar | |||
|Kur'ân kâinatta tefekküre emir verdiği gibi, fevâidi tezkâr ve ni'metleri tâdât eden âyâtın fevâsıl ve hâtimelerinde galiben akla havale ve vicdanla müşaverete sevk etmek için... | |||
|- | |||
|Fussilet | |||
|Ayırt Edilmiş; Sure Adı | |||
|(Rumuzat-ı Semaniye (tablo)) | |||
|- | |||
|Fusul/Fusül | |||
|Fasıllar | |||
|İşte, şu kâinattaki raks ve deveran, seyr ü cevelân ve temâşâ-i tesbihfeşan ve fusul-ü erbaa ve gece-gündüzdeki seyeran gibi ef'al, eğer vahdete verilse, ... | |||
|- | |||
|İnfisal | |||
|Ayrılma | |||
|...metâını ve muamelât defterlerini topladığı gibi, elbette o memur bir vakit o memuriyetten infisal edecektir. | |||
|- | |||
|Mafsal | |||
|Eklem | |||
|Eğer bu hakikata bir misal istersen, kendi bedeninin eğri büğrü mafsallarına ve elinin parmaklarına bak! | |||
|- | |||
|Mufassal | |||
|Ayrıntılı | |||
|...bu mücmel hakikati tam vazıh ve mufassal, aynelyakîn müşahede ettim. | |||
|- | |||
|Mufassalan | |||
|Ayrıntılı şekilde | |||
|Nasıl ki, "memleket-i İslâmiye hâkimi" tabirinden sonra, "Anadolu, Asya ve Afrika hâkimi" tâbiri haşmet-i saltanatı mufassalan gösterir. | |||
|- | |||
|Tafsil | |||
|Ayrıntılı açıklama | |||
|Sonra ulvî ve süflî tabakata ve dallara ayırıp, kaza ve kader desâtiriyle tafsil ve tasvir etti. | |||
|- | |||
|Tafsilat | |||
|Tafsiller | |||
|Gücenme, tafsilat veremiyorum. | |||
|- | |||
|Tafsilen | |||
|Ayrıntılı şekilde açıklayarak | |||
|Otuz üç adet Sözlerde tafsilen halledilmiştir. | |||
|- | |||
|'''Fe-Kaf-Ra ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Fakir | |||
|Yoksul | |||
|Bir bedevi yalnız dört şeye muhtaç iken; medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. | |||
|- | |||
|Fakirane | |||
|Fakir şekilde | |||
|Hem öyle fakirâne, öyle hazinâne, öyle mahbubâne, öyle müştakâne, öyle tazarrukârâne niyaz ediyor ki, bütün kâinatı ağlattırıyor, duasına iştirak ettiriyor. | |||
|- | |||
|Fakr | |||
|Fakirlik | |||
|Nihayetsiz bir fakr ve hadsiz bir ihtiyaçtan dehşetli bir çıban duruyor. | |||
|- | |||
|Fıkra | |||
|Kısa yazı, bahis | |||
|Şu fıkra, hakikî ve birinci bir kardeşimiz olan Hakkı Efendinindir. | |||
|- | |||
|Fukara | |||
|Fakirler | |||
|Fukara aczi, avamın fakrı, sebeb-i merhamet ve ihsan iken, esarete, mahkûmiyetlerine müncer olmuştur. | |||
|- | |||
|İftikar | |||
|Fakirliğini bilme ve gösterme | |||
|...meşru rızık, iktidar ve ihtiyarın derecesine göre değil, belki acz ve iftikarın nisbetinde geliyor. | |||
|- | |||
|İftikarat | |||
|İftikarlar | |||
|İftikarâtı ve ihtiyâcâtı öyle şeylere var ki, en ednâsına o şeyin eli yetişmediği, en küçük matlubuna o şeyin kuvveti kâfi gelmediği bir halde, ... | |||
|- | |||
|Zülfikar | |||
|Hz. Ali'nin 2 parçalı kılıcı | |||
|Bu acib asırda ehl-i iman, “Risale-i Nur”a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri “Asâ-yı Musa”ya şiddetle muhtaç oldukları gibi hâfızlar ve hocalar dahi “Zülfikar”a şiddetle muhtaçtırlar. | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|'''Fe-- ()''' | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|-} | |-} | ||
07.31, 2 Ekim 2024 tarihindeki hâli
Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Fe (ف) ile başlayan Arapça listelenmiştir.
Toplam 152 kelime içerir.
| Kelime | Anlamı | Örnek Cümle |
|---|---|---|
| Fe-Elif-Ra (1) | ||
| Fare | Bir hayvan | Biri siyah renkte, diğeri beyaz renkte iki fare, o iki köke musallat olup kesiyorlar. |
| Fe-Te-Ha (8) | ||
| Fâtih | Fetheden | İlk İstanbul kadısı (hâkimi) olan Hızır Bey Çelebi'nin huzurunda, Haşmetli Padişah Fâtih ile bir Rum mimarı arasında şöyle bir muhakeme cereyan eder: |
| Fâtiha | Kur'an'da Suresi; başlangıç | Fâtiha-i Şerifenin bir muhtasar hülâsası |
| Fettâh/Fettâhiyet | Allah'ın her şeyi açan anlamında ismi | Hem Fettâh ve Musavvir isimlerinin tecellîleriyle... |
| Feth/Fetih | Fethetme | Binaenaleyh bilmiyorum, bu mes'ut hadiseyi şanlı bir zafer, şahane bir fetih, İlâhî bir kurtuluş, cihanşümul bir bayram diye mi vasıflandırayım? |
| Fütuhat | Fetihler | Öyleyse, imanı tehlikeye mâruz her adama, bütün küre-i arzın saltanatından daha fâideli bir saltanat, bir fütuhat kazandıran Risaletü'n-Nur, |
| İftitah | Başlama | Daha sonra, münafıkların mü'minleri istihzaya alan hakaret-âmiz sözlerini dinleyen sami'in zihni, mü'minlerin de bunlara karşı mukabelelerini işitip almak beklerken, ayetin iftitahı, açılışı "Allah" lafzıyla olmuş olmasında;... |
| Meftuhane | (Medresede bir kitaba) başlarken verilen ziyafet. | Memleketimizde medrese talebelerinden birisi bir kitabı bitirse veya başlasa bir tatlı veya yemek meftuhane veya mahtumane diye vermek âdettir. |
| Miftah | Anahtar | Fakat hepsinin bir miftah ile açılması mümkündür. |
| Fe-Te-Kaf (1) | ||
| Fetk | Yarma, yarılma | Sonra ikisinin de yapışıklıklarını izâle ve fetk ettik. |
| Fe-Te-Nun (3) | ||
| Fettân(e) | Fesat veren | O sahhare-i fettâne, din ve namus fazilet, hissiyat-ı meâli... |
| Fitne | Karışıklık, fesat; imtihan | Amma fitne ateşleri âfet halini alan bu zamanda,... |
| Meftun | Tutkun, şaşkın | ...İbn-i Sina ve Fârâbî gibi dâhiler, şâşaa-i suriyesine meftun olup, o mesleğe aldanıp o mesleğe girdiklerinden,... |
| Fe-Te-Ye (3) | ||
| Fetva | Sorunun şer'î cevabı | Anadolu aleyhinde çıkmış olan fetvâya ne dersin? |
| İstifta | Fetva isteme | İbni Hümam ve Fahrü'l-İslâm gibi zâtların ellerini tut, İmam-ı Şafiî'ye git, istiftâ et. |
| Müfti/Müftü | Fetva veren | ...ekser müftülerin ellerinde birer elmas kılıç hükmüne geçmeleri tarihine... |
| Fe-Cim-Elif () | ||
| Füc'eten | Ansızın | Füc'eten bir adam yanımda peydâ oldu. |
| Fe-Cim-Ra () | ||
| Fâcir | Günahkar | Şu âlemde çok görüyoruz ki; zâlim, fâcir, gaddar gayet refah ve rahat ile ömür geçiriyor. |
| Fecr/Fecir | Sabah | Firkatli ve gurbetli bir esarette, fecir vaktinde ağlayan bir kalbin ağlayan ağlamalarıdır |
| Füccar | Günahkarlar | Amma, füccar ve eşrar olan diğer güruh ise, hadd-i bulûğ ile şu âlem sarayına girdikleri vakit,... |
| Fücur | Ahlaksızlık | ...kuvve-i şeheviyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan humud ve fücurdan musaffâ olarak,... |
| Fe-Cim-Ayn () | ||
| Feci' | Çok acıklı | O altıncı asrın âhirlerinde Hülâgu felâketi gibi feci, dehşetli meşhur fitnenin... |
| Fâcia | Çok acıklı olay | ...gayet gaddârâne ve merhametsizcesine, meşhur faciaya sebebiyet vermişlerdir. |
| Fe-Ha-Elif () | ||
| Fehvâ | Anlam, mana | Van'da tesisine başlanan Medrese-i Zehranın tehiri, "Doktor hastaya elzemdir" fehvasıyla,... |
| Fe-Ha-Şın () | ||
| Fâhiş | Fazla; ahlaka aykırı | Süründürürse de fahişce etmesin. |
| Fâhişe | Ahlaksız kadın | Ve demiş: "Gecede tablalarla baklavalar, fâhişe ve namussuzlar yanına gidiyorlar." |
| Fevahiş | Kötülükler; Fahişeler | Hattâ bazan hakikatların güneşine bakmakta iken, gözünün önünde; onlardan lerzedar olduğun çok rezail ve fevahiş ve şetimler yağdıran muzlim bulutlar geçmeye başlarlar. |
| Fuhuş | Ahlaksızlık | İnsafsızlık, yalancılık, hırs, israf, fuhuş, hıyanet, gıybet, bunların hepsi Kur'ân tarafından en şiddetli sûrette takbih olunmuş ve bunlar reziletin ta kendisi tanınmıştır. |
| Tefahhuş | Ahlaksız olma | Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nazik ve serîütteessür olduğundan, |
| Fe-Ha-Lam () | ||
| Fahl | Vasıta-yı nesil erkek hayvan | Bülbüle nahli, fahli, ankebut ve nemli, yani arı ve vasıta-i nesil erkek hayvan ve örümcek ve karınca ve hevâm ve küçük hayvanların bülbüllerini kıyas et. |
| Fuhûl | Önde gelen kişiler | Diğer hakâikini fuhûl-u ulemânın kitaplarına havale ederim. |
| Fe-Ha-Mim () | ||
| Fahm | Kömür | Nuranî bir nar olur; bazı olur, bir nazar, fahmi elmas ediyor. |
| İfham | İkna edip susturmak | İşte, silsile-i hakaik olan şu âyâtın yüzer cevherlerinden, yalnız ifham ve ilzama dair birtek cevher-i beyanîsini icmâlen beyan ettik. |
| Fe-Hı-Ra () | ||
| Fahr/Fahir | Övünme, iftihar | Bugünlerde bir hikâye buna misal olabilir. Fahr olmasın, zaman-ı sabâvetimden beri üssü'l-esas-ı meslekim, ifrat ve tefritle hakaik-i İslâmiyete sürülen lekeleri temizlemek ve o elmas gibi hakikatlerine saykal vurmak idi. |
| Fâhir/Fâhire | Kıymetli, şa'şalı, iftihar edilecek değerde | Meselâ, nasıl ki murassâ ve müzeyyen bir elbise-i fâhireyi biri sana giydirse... |
| Fahrî | Ücretsiz, karşılıksız | ...hamiyet-i İslâmiyeye mâlik mümtaz avukatlar, Risale-i Nur'un fahrî avukatı olmak... |
| İftihar | Övünme | ...tabirinde âciz olduğumuz ve mezun olmadığımız şuûnât-ı İlâhiyeyi "memnuniyet-i mukaddese," "iftihar-ı kudsî" ve "lezzet-i mukaddese" gibi isimlerle işaret edilen maânî-i rububiyettir ki, ... |
| Tefâhur | Övünme | Meselâ, bir şahıs, kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez. |
| Fe-Dal-Ye () | ||
| Fedâ(kar) | Bir şey uğrunda değerli şeyden vazgeçme | Eğer sen fâni vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda feda etsen, balarısı gibi olursun, hadsiz bir nur-u vücut bulursun. |
| Fedâî | Serdengeçti | Yani, Hazret-i Ali (r.a.) gibi fedai bir hizmetkârı ve veziri olurdum. |
| Fidye | Esaretten kurtulma bedeli | Hem, nakl-i sahih ile, Gazve-i Bedir'de, Hazret-i Abbas Sahabelerin eline esir düştüğü vakitte, fidye-i necat istenilmiş. |
| Fe-Zel-Lam-Kef () | ||
| Fezleke | Hülasa, özet | Gerek Kur'ân-ı Kerim olsun, gerek tefsiri olan hadîs-i şerif olsun, her fenden, her ilimden birer fezleke almışlardır. |
| Fe-Ra-Cim () | ||
| Ferc | Cinsellik | Âyâ, zannediyor musunuz ki, vazife-i hayatınız yalnız terbiye-i medeniye ile güzelce muhafaza-i nefis etmek, ayıp olmasın, batın ve fercin hizmetine mi münhasırdır? |
| Ferec | Sıkıntıdan sonra ferahlık | Biz ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz—fakat kâfirlerin kılıcıyla değil! |
| Fürce | Aralık, fırsat | ...hiçbir zulmet, hiçbir dalâlet, hiçbir şüphe ve rayb, hiçbir hile içine girmeye ve daire-i ismetine duhule fürce bulamaz. |
| Fe-Ra-Ha () | ||
| Ferah | Gönül açıklığı | Nurlarla ya okumak veya okutmak veya yazmak suretindeki meşguliyet, tecrübelerle kalbe ferah, ruha rahat, rızka bereket, vücuda sıhhat veriyor. |
| Müferrah | Ferahlamış | ...yeniden Abdurrahman dünyaya gelmiş kadar beni müferrah etti. |
| Tefrîh | Ferahlandırma | Bütün sadâlar ise, ya vazife başlamasındaki zikir ve tesbih ve paydostan gelen şükür ve tefrih veya işlemek neş'esinden neş'et eden nağamattır. |
| Fe-Ra-Dal () | ||
| Efrad | Fertler | Nasıl ki, her mâhiyette bazı hârikulâde efrad veya o nev'in nihayet derecede tekemmül etmiş bir fert veya her fert için acip şeraiti câmi harika bir zaman bulunur ki,... |
| Ferd | Kişi; Allah'ın ismi | Ve öyle bir küllîdir ki, herbir cüz, bir ferd hükmüne geçip, birtek ferde rububiyetini dinlettirmek, umum o küllîyi musahhar etmekle olabilir. |
| Ferîd(e) | Benzersiz | O zamanlar bir cihette ferdiyet zamanı olduğundan, hikmet-i Rabbaniye onlar gibi feridleri ve kudsî dâhileri ümmetin imdadına göndermiş. |
| İnfirad | Tek kalma | Öyleyse, istiklâl ve infirad, ulûhiyet için zâtî hassalardır. |
| Müfred | Tekil | Zulümatın aksine, ra'd ve berkin müfred sigasıyla zikirleri neye işarettir? |
| Müfredat | Basit şeyler | Sonra o müfredat, mürekkebat-ı mütesaide içinde seyr-i sülûk ile urûc ettikten sonra, pek garib nakışlarla süslenerek rücu' ile nüzûl edip, ayrı bir tarzda yine Nakkaş-ı Ezelî'nin vücub-u vücuduna şehadet ediyorlar. |
| Teferrüd | Ayrılma; sivrilme | Eğer dâiye-i teferrüd, ihtilâf, hodfuruşluk, meyl-ül ağalık, milleti istihdam, aldanmak ve aldatmak, sun'î Kürtlük muktezasından gösterilse; şâhid olunuz, o Kürtlükten istifamı veriyorum |
| Fe-Ra-Dal-Sin () | ||
| Firdevs | Cennet | Sen, âdi odun parçası gibi bir çekirdek iken, o firdevs salkımlarını bilfiil kendi malın gibi hiss-i kablelvuku ile hissedip hodfuruşluk ederdin. |
| Fe-Ra-Ra () | ||
| Firar | Kaçma | Rusça bilmediğim halde firar ettim. |
| Firari | Kaçak | Rusça bilen en cesur ve en kurnaz adamların muvaffak olamadıkları çok teshilât ve çok kolaylıkla, o uzun firarî seyahati bitirdim. |
| Mefer | Kaçılacak yer | Elde ettin şaheserle zuhr-i yevmi’l-mefer. |
| Fe-Ra-Ze () | ||
| İfraz | Dışarı atmak | Binaenaleyh, istidad-ı habis ve kabil-i ıslâh olmayan adamları zaten cism-i devlet def-i tabiî ile ifraz edecektir. |
| Müfreze | Birlikten ayrı geçici askerî kol | Yolda, Bediüzzaman ve talebelerine yakın bir alâka duyan müfreze kumandanı Ruhi Bey kelepçeleri çözdürüyor. |
| Fe-Ra-Sin () | ||
| Feraset | Zihin uyanıklığı | Ehl-i feraset, bazan keramet gibi geldiğini beyan eder. |
| İftiras | Avını parçalama | Vicdan-ı içtimaiyen olmazsa insaniyetine bak, böyle canavarvarî iftirasa iştah gösterir mi? |
| Müfteris | Vahşi | Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hazıra müfterisdir, canavar. |
| Fe-Ra-Sin-Hı () | ||
| Fersah | 3 millik uzaklık ölçüsü | Belki câmi-i ahlâk-ı hasene olan hakikat-ı İslâmiyenin ve istidad-ı fıtrînin ve feyz-i imanın ve şiddet-i açlığın hazma verdiği teshil yardımıyla fersah fersah geçeceğiz. |
| Fe-Ra-Şın () | ||
| Ferş | Zemin; yeryüzü | ...ferşten Arşa kadar mevcudatı âyine şeklinde görmeyen adama "Kulak ver, herkesten kelâmullahı işitirsin" desen,... |
| Firaş | Döşek | Ve keza firaş tabirinden anlaşılıyor ki arz, ... |
| Tefriş | Döşeme | Yani arzın tefrişine sebep, yani vesile, insandır. |
| Fe-Ra-Sad () | ||
| Fırsat | Uygun durum ve zaman | Risale-i Nur bir vesile-i def-i belâdır; ta'tile uğradıkça belâ fırsat bulup gelir. |
| Fe-Ra-Dad () | ||
| Fariza | Allah'ın emri | Ben de o noksan fehmimle eski Harb-i Umumîde fariza-i cihadda avcı hattında ne kadar fırsat buldumsa kalbime tulû eden nükteleri yazıyordum. |
| Farz | Allah’ın emri olduğu kesin bir delille sâbit olan | Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. |
| Faraza | Farz edelim ki | ...şu gûna-gûn ve rengârenk çiçeklerin elvânı faraza lisana gelseler, herbiri "Güneş benim gibidir" veyahut "Güneş benim" diyeceklerdir. |
| Feraiz | Farzlar | Şu kısa tarikin evrâdı, ittibâ-ı sünnettir; ferâizi işlemek, kebâiri terk etmektir. |
| Mefruz | Farz edilenler | O mefrûzdan öyle müthiş noktalar gelir; değil i'caz-ı belâgat belki bütün meziyeti mahveder... |
| Fe-Ra-Tı () | ||
| Fart | Aşırılık | Niçin Şialar, hususan Râfızîler o muhabbetten istifade etmiyorlar, belki işaret-i Nebeviye ile o fart-ı muhabbete mahkûmdurlar? |
| İfrat | Çokta aşırılık | Siyer-i Seniyyesi kat'î bir surette gösterir ki, her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinap etmiştir. |
| Müfrit | İfrata kaçan | Fakat Demokrata karşı eski partinin müfrit ve mason veya komünist mânâsını taşıyan kısmı, iki müthiş darbeyi Demokratlara vurmaya hazırlanıyorlar. |
| Tefrit | Azda aşırılık | Siyer-i Seniyyesi kat'î bir surette gösterir ki, her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinap etmiştir. |
| Fe-Ra-Ayn () | ||
| Fer' | Dal, şube, ikincil | Demek, kader ve icad-ı İlâhî, mebde' ve müntehâ, asıl ve fer', illet ve neticeler itibarıyla şerden ve kubuhtan ve zulümden münezzehtir. |
| Füru' | Fer'ler | ...pek çok fürûların tohumlarını mutazammın ve pek çok ahkâma me'haz ve pek çok maânîye ve vücuh-u muhtelifeye delâlet etmektir. |
| Füruat | Füru'lar | Hayat-ı içtimaiyeye ve füruat-ı şer'iyeye dair ekser ahkâmlar, Havariyun ve sair rüesa-yı ruhaniye tarafından teşkil edildi. |
| Teferru' | Dallanma | Bu cümlenin evvelki cümleden teferru' ve teşa'ub ettiğini ifade eden... |
| Teferruat | Ayrıntılar | Kur'ân'a mahsus emsalsiz bir tarz-ı beyanla, birden o cüz'î teferruat hâdisesi içinde... |
| Fer'î/Fer'iye | İkincil | Mesele-i İmamet bir mesele-i fer'iye olduğu halde,... |
| Fe-Ra-Ayn-Nun () | ||
| Fir'avn/Firavun | Mısır hükümdarı | ...umum Firavunların, tenasuh fikrine binaen,... |
| Tefer'un | Firavunlaşmak | Cüz-ü ihtiyarî, seyyiâta merci olmak içindir ki, akideye dahil olmuş; yoksa mehâsine masdar olarak tefer'un etmek için değildir. |
| Fe-Ra-Ğayn () | ||
| Fâriğ | Vazgeçmiş; çıkmış | İmamın namazdan fariğ olduğunda nasıl yüzünü cemaate çevirir, bizim girdiğimiz tarafa doğru zât-ı Risalet dönmüşler. |
| Feragat | Vazgeçme | ...harekâtını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset âlemindeki vaziyetten feragat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum. |
| İfrağ | Başka şekle sokma | Bu hali gören, geçliğine ve şiddet-i ihtiyacına intikal ettiğinden, meşhur deveranın sırrıyla ve tevehhümün tasarrufatıyla bir muâşaka ve mükâleme suretine ifrağ eder. |
| Tefriğ | Vazgeçirme; boşaltma | Aynı zamanda bu nida, ihzar eylemek; ve muhatabları harekete getirmek; ve onları tarif etmek; ve hem onları tefriğ etmek (yani kötü huy ve seyyiattan boşaltmak) ... |
| İstifra(ğ) | Kusma | Mübarek elini onun göğsüne koydu. Birden çocuk istifrâ etti. |
| Fe-Ra-Fe-Ra () | ||
| Farfara | Ağzı kalabalık, şamatacı | O Vekilin o farfaralı telâşı, zaafına ve tam korkusuna delâlet eder. |
| Fe-Ra-Kaf () | ||
| Afrika | Kıta | İşte Afrika, biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveylâ ediyor. |
| Fârik(a) | Ayıran | ...ve herbirine karşı o tek yüzde birer alâmet-i farika koymayan ve o küçük yüzde hadsiz alâmet-i farika bırakmayan bir sebep, birtek insanın yüzündeki hâtem-i vahdâniyete icad cihetiyle el uzatamaz. |
| Fâruk | Hak ile batılı ayıran | Bir iki gün sonra, Hazret-i Ömer ibnü'l-Hattab imana geldi ve İslâmiyeti ilân ve i'zaz etmeye vesile oldu, "Faruk" ünvan-ı âlisini aldı. |
| Fark | Başkalık | Fakat ehl-i vahdetü'ş-şuhudun meşrebi fark ve sahvdır. |
| Ferik | Askeriyede fırka kumandanı | Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsusta, ferik dairesinde, bir ferik gibi padişahın bayramına gider ve lütfuna mazhar olur. |
| Fırak | Fırkalar | Evet, şu diyanetsizlik Avrupa medeniyetinin içyüzünü öyle karıştırmış ki, o kadar fırak-ı fesadiyeyi ve ihtilâliyeyi tevlid etmiş. |
| Fırka | Gurup, parti | Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. |
| Firak | Ayrılık | İşte, ey benim gibi ihtiyarlık münasebetiyle pek çok dostların firak acılarını çeken ihtiyar ve ihtiyareler! |
| Firkat | Ayrılık | Bütün zîhayatlara acır, hattâ güzel ve zevâle maruz bütün mahlûkata bir rikkat ve bir firkat hisseder; |
| Furkan | Hak ile batılı ayıran; Kur'an | Furkan-ı Mübînden tam bir feyiz alan ve emsâli görülmemiş bir şâheser olduğunu anladım. |
| İftirak | Ayrılık | İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder. |
| Mufarakat | Ayrılık | Mufarakat-i umumiye hengâmında olan harab-ı dünyadan haber veren âhirzaman hâdisâtı içinde... |
| Müteferrik(a) | Ayrılmış; muhtelif | Müteferrik ve kısa, fakat çok lüzumlu ve mühim hakikatlardan bahseder. |
| Tefarik | Koku; kısım, parça | ...dört aydan beri devam eden "tefarik" namında Üstadımızın bir kokusu bugün bitmişti. |
| Tefrik | Ayırma | Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. |
| Tefrika | Bölüm; ikilik | İhtilâf u tefrika endişesi / Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni. |
| Fe-Ra-Kaf-Dal () | ||
| Ferkadân | 2 kutup yıldızı | Evet oturmuş Furkân, bir fark-ı ferkadan. |
| Fe-Ra-Nun () | ||
| Fırın | Pişirme yeri | Ben de o fırının dairesindeyim ve ayak üzereyim. |
| Fe-Ra-Ye () | ||
| İftira | Bir kimseye aslı olmayan bir suç yükleme | Üçüncü iftirası: O iftira eden gazete başka birisinin diliyle diyor ki: |
| Müfteri | İftira eden | Hem müfteri, yalancı, itikadsız bir adam, müddet-i ömründe daima en sadık, en emin, en mutekid bir zâtın keyfiyetini ve vaziyetini en müdakkik nazarlara karşı telâşsız göstersin, dâhilerin nazarında tasannuu saklansın? |
| Fe-Sin-Te () | ||
| Fistân | Süslü (kadın) elbise(si) | ...ve tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, ... |
| Fe-Sin-Hı () | ||
| Fesh/Fesih | Bozma, iptal etme | Lâkin Meclis feshedildi. |
| Tefessüh | Bozulma | ...belki kendinde kemâlâta medar olacak bir vicdan bulunmaz, tefessüh eder. |
| Fe-Sin-Dal () | ||
| Fâsid(e) | Bozulmuş | Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve haysiyet kırıcı bir neşriyatla ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar. |
| Fesâd | Bozukluk, fitne | Ye'cüc ve Me'cüc, ehl-i garet ve fesad ve ehl-i hadâret ve medeniyete, ecel-i kaza hükmünde iki tâife-i mahlûkullahtır. |
| İfsad | Bozma | ...Kur'ân hakikatine ve iman hakikatlerine her vesileyle hücum eden ve çok şekillere giren bir gizli ifsad komitesine karşı,... |
| Mefsedet | Bozukluklar, ahlaksızlıklar | Demek, nev-i beşerin en büyük hasenesi sensin ki, onların mefsedetlerini setrediyorsun. |
| Müfsid | Bozan, bozucu | Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. |
| Fe-Sin-Ra () | ||
| İstifsar | Açıklama isteme | Acaba Cenâb-ı Hak, istifsarlarına nasıl cevap verdi ve taaccüplerini ne ile izale etti? |
| Müfessir | Tefsir eden | Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb'usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler. |
| Tefasir | Tefsirler | Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb'usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler. |
| Tefsir | Açıklama | Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb'usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler. |
| Fe-Sin-Kaf () | ||
| Fısk | Fenalık, ahlaksızlık | Fısk sebebiyle, fâsıklar hakkında nûr nâra, ziya zulmete inkılâp eder. |
| Fâsık | Ahlaksızlık yapan | O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. |
| Tefsik | Fıskla itham etme | Bir sâlih âlim, kendi fikr-i siyasisine muvafık bir münâfıkı hararetle senâ etti ve siyasetine muhalif bir salih hocayı tenkit ve tefsik etti. |
| Fe-Sad-Lam () | ||
| Fasıl/Fasl | Bölüm; Mevsim | O kitabın bütün sûreleri, âyetleri ve kelimatları, hattâ harfleri ve babları ve fasılları ve sahifeleri ve satırları... |
| Fâsıl | Ayıran, bölen | Belki, tamam-ı nehara nispeten vakt-ı ısfırar gibidir—eğerçi binler sene de fâsıl olsa... |
| Fâsıla | Ara, aralık; Ayet sonu | Âhirki satırın başında yalnız ve bazı üç harfli kısa bir kelime, fasıla ile yirmi beş tam tevafukla tam ortadaki elli beşin tam tevafukuna zammedilince,... |
| Fasîle | Takım, Familya | Demek envâının fasîleleri ve umum a'râzının havâss-ı mümeyyizeleri bizzarure adem-i sırftan muhteradırlar. |
| Faysal | Kesin karar | ... ittifakî meselelerde musaddıkane onları tezkiye ediyor, ihtilâfî meselelerde musahhihâne onlara faysal oluyor. |
| Fevasıl | Fasılalar | Kur'ân kâinatta tefekküre emir verdiği gibi, fevâidi tezkâr ve ni'metleri tâdât eden âyâtın fevâsıl ve hâtimelerinde galiben akla havale ve vicdanla müşaverete sevk etmek için... |
| Fussilet | Ayırt Edilmiş; Sure Adı | (Rumuzat-ı Semaniye (tablo)) |
| Fusul/Fusül | Fasıllar | İşte, şu kâinattaki raks ve deveran, seyr ü cevelân ve temâşâ-i tesbihfeşan ve fusul-ü erbaa ve gece-gündüzdeki seyeran gibi ef'al, eğer vahdete verilse, ... |
| İnfisal | Ayrılma | ...metâını ve muamelât defterlerini topladığı gibi, elbette o memur bir vakit o memuriyetten infisal edecektir. |
| Mafsal | Eklem | Eğer bu hakikata bir misal istersen, kendi bedeninin eğri büğrü mafsallarına ve elinin parmaklarına bak! |
| Mufassal | Ayrıntılı | ...bu mücmel hakikati tam vazıh ve mufassal, aynelyakîn müşahede ettim. |
| Mufassalan | Ayrıntılı şekilde | Nasıl ki, "memleket-i İslâmiye hâkimi" tabirinden sonra, "Anadolu, Asya ve Afrika hâkimi" tâbiri haşmet-i saltanatı mufassalan gösterir. |
| Tafsil | Ayrıntılı açıklama | Sonra ulvî ve süflî tabakata ve dallara ayırıp, kaza ve kader desâtiriyle tafsil ve tasvir etti. |
| Tafsilat | Tafsiller | Gücenme, tafsilat veremiyorum. |
| Tafsilen | Ayrıntılı şekilde açıklayarak | Otuz üç adet Sözlerde tafsilen halledilmiştir. |
| Fe-Kaf-Ra () | ||
| Fakir | Yoksul | Bir bedevi yalnız dört şeye muhtaç iken; medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. |
| Fakirane | Fakir şekilde | Hem öyle fakirâne, öyle hazinâne, öyle mahbubâne, öyle müştakâne, öyle tazarrukârâne niyaz ediyor ki, bütün kâinatı ağlattırıyor, duasına iştirak ettiriyor. |
| Fakr | Fakirlik | Nihayetsiz bir fakr ve hadsiz bir ihtiyaçtan dehşetli bir çıban duruyor. |
| Fıkra | Kısa yazı, bahis | Şu fıkra, hakikî ve birinci bir kardeşimiz olan Hakkı Efendinindir. |
| Fukara | Fakirler | Fukara aczi, avamın fakrı, sebeb-i merhamet ve ihsan iken, esarete, mahkûmiyetlerine müncer olmuştur. |
| İftikar | Fakirliğini bilme ve gösterme | ...meşru rızık, iktidar ve ihtiyarın derecesine göre değil, belki acz ve iftikarın nisbetinde geliyor. |
| İftikarat | İftikarlar | İftikarâtı ve ihtiyâcâtı öyle şeylere var ki, en ednâsına o şeyin eli yetişmediği, en küçük matlubuna o şeyin kuvveti kâfi gelmediği bir halde, ... |
| Zülfikar | Hz. Ali'nin 2 parçalı kılıcı | Bu acib asırda ehl-i iman, “Risale-i Nur”a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri “Asâ-yı Musa”ya şiddetle muhtaç oldukları gibi hâfızlar ve hocalar dahi “Zülfikar”a şiddetle muhtaçtırlar. |
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||
| Fe-- () | ||