Cim (ج) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
44. satır: 44. satır:
|Kıyafet
|Kıyafet
|align=center|+
|align=center|+
|
|Eski zamanda, on dört yaşında iken icâzet almanın alâmeti olan üstad tarafından bir cübbe bana giydirmek vaziyetine mâniler bulundu.
|-
|-
|'''Cim-Be-Ra (8)'''
|'''Cim-Be-Ra (8)'''
54. satır: 54. satır:
|İstediğini yapan Allah; zorba
|İstediğini yapan Allah; zorba
|align=center|+
|align=center|+
|
|Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar/Birer tayyareleriz biz.
|-
|-
|Ceberut
|Ceberut
|Büyüklük, azamet
|Büyüklük, azamet
|
|
|
|Ve tevhid-i ceberuta telvihtir.
|-
|-
|Ceb(i)r (Cebrî/Cebren)
|Ceb(i)r (Cebrî/Cebren)
|Zorlama; harflerle yapılan matematik hesabı
|Zorlama; harflerle yapılan matematik hesabı
|
|
|
|Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı.
|-
|-
|Cebriye
|Cebriye
|İradeyi inkar eden batıl fırka
|İradeyi inkar eden batıl fırka
|
|
|
|Ve keza, daire-i itikadda iken, ruhuyla, imaniyle daire-i esbaba bakan da, esbaba kıymet vermeyerek Cebriye mezhebi gibi tembelcesine bir tevekkülle nizâm-ı âleme muhalefet eder.
|-
|-
|İcbar
|İcbar
|Zorlama
|Zorlama
|
|
|
|Zira, medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir.
|-
|-
|Mecbur(i/en)
|Mecbur(i/en)
|Zorunlu olarak
|Zorunlu olarak
|
|
|
|Birden İhtar Edildi Kaleme Almaya Mecbur Oldum
|-
|-
|Mücbir
|Mücbir
|Mecbur eden
|Mecbur eden
|
|
|
|Birden bire, şu risaleyi yazmak için mücbir bir hatıra kalbe geldi.
|-
|-
|Mütecebbir
|Mütecebbir
|Zorba
|Zorba
|
|
|
|Halbuki, mütecebbir zalimlerin rüesaları olan Firavunların, Nemrutların akıbetleri malûmdur.
|-
|-
|Tecebbür
|Tecebbür
|Kibirlenme
|Kibirlenme
|
|
|
|Ve kuvve-i gadabiye, hadd-i istikamet olan şecaati takip etmezse, ifratla çok zararlı ve zulümlü tehevvüre ve tecebbüre ve tefritle çok zilletli ve elemli cebanet ve korkaklığa düşer, istikameti kaybetmesinin, hatâsının cezası olarak daimî vicdanî bir azabı çeker.
|-
|-
|'''Cim-Be-Cim-Lam (2)'''
|'''Cim-Be-Cim-Lam (2)'''
104. satır: 104. satır:
|Vahiy meleği
|Vahiy meleği
|
|
|
|Nasıl ki Hazret-i Cebrail aleyhisselâm, bir vakitte Dıhye suretinde Sahabeler içinde göründüğü dakikada, binler yerde başka suretlerde ve Arş-ı Âzam önünde, şarktan garba kadar geniş ve muhteşem kanatlarıyla secde ediyordu.
|-
|-
|Cibril
|Cibril
|Vahiy meleği
|Vahiy meleği
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hem Kur'ân'ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki, birtek dersinde, Hazret-i Cibril (a.s.), bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar.
|-
|-
|'''Cim-Be-Lam (2)'''
|'''Cim-Be-Lam (2)'''
124. satır: 124. satır:
|Dağ
|Dağ
|
|
|
|Evet, muhabbeti iktiza eden İslâmiyet ve insaniyet, Cebel-i Uhud gibidir.
|-
|-
|Cibilli(yet)
|Cibilli(yet)
|Yaratılıştan (Yaratılış)
|Yaratılıştan (Yaratılış)
|
|
|
|Zira, insan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever.
|-
|-
|'''Cim-Be-Nun (2)'''
|'''Cim-Be-Nun (2)'''
139. satır: 139. satır:
|Korkanlık
|Korkanlık
|
|
|
|Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir.
|-
|-
|Cebîn
|Cebîn
|Korkak; Alın, şakak
|Korkak; Alın, şakak
|align=center|+
|align=center|+
|Makaleler
|Zira en âmi ve cebin, en has ve cesur gibi hiss-i diyanetle mütehassıs, din namıyla ne telkin olunsa ruhunu feda eder.
|-
|-
|'''Cim-Be-He (1)'''
|'''Cim-Be-He (1)'''
154. satır: 154. satır:
|Ön taraf; alın
|Ön taraf; alın
|
|
|
|İşârâtü'l-İ'câz tefsiri, eski Harb-i Umumînin birinci senesinde, cephe-i harpte, me'hazsiz ve kitap mevcut olmadığı halde telif edilmiştir.
|-
|-
|'''Cim-Be-Vav (1)'''
|'''Cim-Be-Vav (1)'''
164. satır: 164. satır:
|Seçilmiş
|Seçilmiş
|
|
|
|Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ aleyhi ekmelü't-tehâyâ efendimiz hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhî ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenâb-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin.
|-
|-
|'''Cim-Se-Se (1)'''
|'''Cim-Se-Se (1)'''
174. satır: 174. satır:
|Gövde, kalıp
|Gövde, kalıp
|
|
|
|Peki, amma madem ki siyasî menfaat kastı yokmuş, bu pîr-i fânînin şahsı, cüssesi, bedeni ne ki, dünyadan ne bekliyor ki nüfuz temin etmek istesin?
|-
|-
|'''Cim-Se-Vav (1)'''
|'''Cim-Se-Vav (1)'''
194. satır: 194. satır:
|Bilerek inkar etme
|Bilerek inkar etme
|
|
|Rumuzat-ı Semaniye
|Beşer ve cin, nihayetsiz şerre ve cühuda müstaid olduklarından, nihayetsiz bir temerrüd ve bir tuğyan yaparlar.
|-
|-
|'''Cim-Dal-Dal (9)'''
|'''Cim-Dal-Dal (9)'''
204. satır: 204. satır:
|Geniş yol
|Geniş yol
|
|
|
|Evet, yol iki görünüyor. Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var.
|-
|-
|Ced(de)
|Ced(de)
|Dede, ata; nine
|Dede, ata; nine
|
|
|
|İşte, kırk sene sonra İslâmın en büyük iki ordusu karşı karşıya geldiği vakit, Hazret-i Hasan radıyallahü anh, Hazret-i Muaviye (r.a.) ile musalâha edip, cedd-i emcedinin mu'cize-i gaybiyesini tasdik etmiştir.
|-
|-
|Cedîd(e)
|Cedîd(e)
|Yeni
|Yeni
|align=center|+
|align=center|+
|
|Nutfeden alâkaya, alâkadan mudgaya, mudgadan azm ve lâhme, azm ve lâhimden halk-ı cedîde, yani insan suretine inkılâbı, gayet dakik düsturlara tâbidir.
|-
|-
|Ciddî (Cidden)
|Ciddî (Cidden)
|Ağırbaşlı (olarak)
|Ağırbaşlı (olarak)
|
|
|
|Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddî, sarsılmaz, fedakâr arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım,
|-
|-
|Mücedded
|Mücedded
|Yenilenen
|Yenilenen
|
|
|
|Herbir günü bir satır yaparak dekaik-i hikmetiyle müzeyyen, mücedded mevcudatı onda yazıyor.
|-
|-
|Müceddid
|Müceddid
|Yenileyici; 100 yolda bir gelen vazifeli alim
|Yenileyici; 100 yolda bir gelen vazifeli alim
|
|
|
|Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor
|-
|-
|Müteceddid
|Müteceddid
|Yenilenen
|Yenilenen
|
|
|
|Her sene kat kat ve katmerli, yüz bin tarzda masnuattan dokunmuş gömleklerini değiştirdiği ve çok defa dolup maziye boşaltarak gayb âlemine döktüğü bütün o müteceddid âlemleri ve arzın müteaddit gömleklerini nazara al.
|-
|-
|Tecdid
|Tecdid
|Yenileme işi
|Yenileme işi
|
|
|
|Rivâyât-ı hadîsiyede, tecdid-i din hakkındaki ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibarıyladır.
|-
|-
|Teceddüd
|Teceddüd
|Yenilenme
|Yenilenme
|
|
|
|Ve kezâ, firak ve ayrılmaların elemlerini, teceddüd-ü emsalinin lezzetini göstermekle izale eder.
|-
|-
|'''Cim-Dal-Ra (1)'''
|'''Cim-Dal-Ra (1)'''
254. satır: 254. satır:
|Duvar
|Duvar
|align=center|+
|align=center|+
|Marifetünnebi
|Cidar-ı Ka'be'de altun ile yazılmış olan temasil-i belağatlarından Muallakat-ı Seb'ayı sildi, söndürdü.
|-
|-
|'''Cim-Dal-Lam (2)'''
|'''Cim-Dal-Lam (2)'''
264. satır: 264. satır:
|Çarpışma
|Çarpışma
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hayatta düstur-u cidal yerine "düstur-u teâvünü" esas tutar.
|-
|-
|Mücadele
|Mücadele
|Uğraşma, çekişme
|Uğraşma, çekişme
|
|
|
| Gele gele, tâ Rusya'da olduğu gibi, sa'y ve sermaye mücadelesi suretinde boğuşmaya başlar.
|-
|-
|'''Cim-Dal-Vav-Lam (2)'''
|'''Cim-Dal-Vav-Lam (2)'''
279. satır: 279. satır:
|Cetveller
|Cetveller
|
|
|
|Şimdi bu zeminde kütüb-ü mezburenin şecereleri tenebbüt ve makalât-ı selâsenin cedaviliyle sulanacaktır.
|-
|-
|Cetvel
|Cetvel
|Su arkı, hat
|Su arkı, hat
|
|
|
|O menbadan binlerce cedâvil ve cetvellerden şûbeler teferrû ederek çok yerlerde dolaşıp, bazı eczâ-i âharle bulaşmış.
|-
|-
|'''Cim-Zel-Be (5)'''
|'''Cim-Zel-Be (5)'''
294. satır: 294. satır:
|Çekici
|Çekici
|
|
|
|Muhitimizde, Risaletü'n-Nur'a karşı câzibedar ve çok âli hakikatlerinden başka ehl-i bid'a lisanları susmuş; güya karanlıklı girdaplara sokulmuşlar, konuşuyorlar.
|-
|-
|Cezb(e)
|Cezb(e)
|Çekim, çekme
|Çekim, çekme
|
|
|
|Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
|-
|-
|İncizab
|İncizab
|Çekilme
|Çekilme
|
|
|
|Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
|-
|-
|Meczub
|Meczub
|Çekilen; divane
|Çekilen; divane
|
|
|
|Kendi velâyet-i meczubâneleri bâki kalmakla beraber, ehl-i dalâlete ve ehl-i bid'aya taraftar çıkarlar, mesleklerine bir derece revaç verip, bir kısım ehl-i imanı ve ehl-i hakkı, o mesleğe girmeye meş'ûmâne bir sebebiyet verirler.
|-
|-
|Müncezib
|Müncezib
|Çekilen
|Çekilen
|
|
|
|Sûkunda, yani çarşısında teşhir ediliyor, rağbetler ona celb oluyor, nazarlar ona teveccüh ediyor, fikirler ona müncezib oluyor.
|-
|-
|'''Cim-Zel-Ayn (1)'''
|'''Cim-Zel-Ayn (1)'''
324. satır: 324. satır:
|Hurma kütüğü
|Hurma kütüğü
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hanîn-i ciz' şu nevidendir ki, sırf nübüvvetin tasdiki için bir hüccet olarak zuhura gelmiş ki, mü'minlerin imanını ziyadeleştirmek ve münafıkları ihlâsa ve imana sevk etmek ve küffârı imana getirmek için zâhir olmuş.
|-
|-
|'''Cim-Ra-Elif (1)'''
|'''Cim-Ra-Elif (1)'''
334. satır: 334. satır:
|Cesaret, atılganlık
|Cesaret, atılganlık
|
|
|
|Evet, bir asır evvel dünyanın en akıllı ve en müdakkiki ve feylesofu ve saltanatlı hâkimi telâkki edilen ve kendi Hıristiyan iken bütün eski dinleri ve kitapları hiçe indiren, belki inkâr etmek cür'etini gösteren, gayet enaniyetli ve şöhretli olan Prens Bismarck'ın ...
|-
|-
|'''Cim-Ra-Be (3)'''
|'''Cim-Ra-Be (3)'''
344. satır: 344. satır:
|Ayağa giyilen giysi
|Ayağa giyilen giysi
|
|
|
|O farenin yuvasını gördük; kabil değil ki o çorap girsin.
|-
|-
|Mücerreb
|Mücerreb
|Tecrübe edilmiş
|Tecrübe edilmiş
|
|
|
|SABIR KAHRAMANI Hazret-i Eyyûb aleyhisselâmın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem tesirlidir.
|-
|-
|Tecrübe
|Tecrübe
|Deneyim
|Deneyim
|
|
|
|Çünkü, seyyid, efendi; abdini, hizmetkârını tecrübe ve imtihan edebilir. Fakat, abd; seyyidini imtihan etmek salâhiyetinde değildir.
|-
|-
|'''Cim-Ra-Be-Ze (1)'''
|'''Cim-Ra-Be-Ze (1)'''
364. satır: 364. satır:
|Batılı hak, hakkı batıl gösteren aldatmaca
|Batılı hak, hakkı batıl gösteren aldatmaca
|
|
|
|Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sümbüllendirerek hasenata galip etmektir.
|-
|-
|'''Cim-Ra-Ha (5)'''
|'''Cim-Ra-Ha (5)'''
374. satır: 374. satır:
|İrin
|İrin
|
|
|
|Hattâ, çok zaman evvel beni aşıladılar; yirmi sene onun eseri olarak cerahat yapıyordu.
|-
|-
|Cerh
|Cerh
|Yaralama, çürütme
|Yaralama, çürütme
|
|
|
|Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir.
|-
|-
|Ceriha
|Ceriha
|Yara
|Yara
|
|
|
|Eğer kesmezse, mahbupları adedince mânevî cerihalar oluyor.
|-
|-
|Cerrah
|Cerrah
|Operatör
|Operatör
|
|
|
|Fakat pek şiddetli ameliyat-ı cerrahiye yaptı.
|-
|-
|Mecruh
|Mecruh
|Yaralı
|Yaralı
|
|
|
|İnşaallah o bir dahi, bizi mecruh ve yaralı etmeyecek ve düşündükleri ve kasdettikleri bizi birbirinden ve Nurlardan kaçırmak plânları dahi akîm kalacak.
|-
|-
|'''Cim-Ra-Dal (7)'''
|'''Cim-Ra-Dal (7)'''
404. satır: 404. satır:
|Gazeteler
|Gazeteler
|
|
|Hutbe Ş.
|...o cemaatin ilelebed ve muhalled naşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiye ve her vakit nâşir-i efkârı başta Kur'ân ve tefsirleri (ve bu zamanda bir tefsiri, Risale-i Nur) ve i'lâ-yı kelimetullahı hedef ve maksat eden umum dinî ve müstakim ceraiddir.
|-
|-
|Ceride
|Ceride
|Gazete
|Gazete
|
|
|
|Ey dinî cerideler! Maksadımız, dinî cemaatlar maksatta ittihad etmelidirler.
|-
|-
|Cirit
|Cirit
|Atılan sopa
|Atılan sopa
|
|
|
|Yani, "Ciriti istemek yolunda, sabah, atımın yüzüne yed-i beyzâsıyla bir tokat vurdu. Atım dahi kısasını almak için tayyar olan subha erişti, yere vurdu, içinde dört ayağıyla gezindi. Demek atım çal'dır."
|-
|-
|Mücerred
|Mücerred
|Soyut; bekar; bileşik olmayan
|Soyut; bekar; bileşik olmayan
|
|
|
|Mektubunuzda "Mücerred {{Arabi|لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ}} kâfi midir?
|-
|-
|Mütecerrid
|Mütecerrid
|Soyutlanmış
|Soyutlanmış
|
|
|
|Asrımızda şark ve garpta fâzıl ve muktedir çok ulema yok değildir; fakat fâni menfaatlerden mütecerrid, sırf nur-u Bâkî ile mütenevvir ve mütelezziz gavs-ı ferid makamında en ziyade bir mutemede ihtiyaç vardır.
|-
|-
|Tecerrüd
|Tecerrüd
|Sıyrılmak
|Sıyrılmak
|
|
|
|Vücub ve tecerrüdün hadsiz kolaylığa ve nihayetsiz suhulete sebebiyet vermeleri, gayet derin bir sırdır.
|-
|-
|Tecrid
|Tecrid
|İzole etme
|İzole etme
|
|
|
|Yirmi iki sene tecrid-i mutlak içinde geçen hayatım ve yetmiş beş yaşında vücudumun aşılara tahammülü yoktur.
|-
|-
|'''Cim-Ra-Ra (7)'''
|'''Cim-Ra-Ra (7)'''
444. satır: 444. satır:
|Harf-i Cer
|Harf-i Cer
|
|
|
|Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır.
|-
|-
|Carrar
|Cerrar
|Para toplayan
|Para toplayan
|
|
|
|Bence imâreti, ne nâm ile olursa olsun, medâr-ı maişet edenler bir nev'i cerrar ve aceze ve seeledir—fakat hilebaz kısmında...
|-
|-
|Cer
|Cer
|Eskiden köy imamlarının zekat toplamaya çıkması; kelimenin sonunun esre olması
|Eskiden köy imamlarının zekat toplamaya çıkması; kelimenin sonunun esre olması
|
|
|
|Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi, ilmi vasıta-i cer etmekle ittiham ediyorlar, "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar.
|-
|-
|Helümme Cerrâ
|Helümme Cerrâ
|Var, kıyas eyle!
|Var, kıyas eyle!
|
|
|Badıllı İİ 5
|Bir kısmı da sadece rü'yet-i Cemal-i İlahîyi arzu eder.. ve helümme cerra...
|-
|-
|İncirar
|İncirar
|Varma, ulaşma
|Varma, ulaşma
|
|
|
|Bu dahi devam ederse, tàtile, yani hâlıksızlığa incirar eder.
|-
|-
|Mecerretüs-Sema
|Mecerretüs-Sema
|Samanyolu
|Samanyolu
|
|
|
|...seyyârât ve nücumun harekâtına müsait olmuş ve Samanyolu denilen mecerretü's-semâdan, tâ en yakın seyyareye kadar, muhtelif vaziyet ve teşekkülde yedi tabaka, herbir tabaka...
|-
|-
|Mecrur
|Mecrur
|Başında harf-i cer bulunan kelime
|Başında harf-i cer bulunan kelime
|
|
|
|Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır.
|-
|-
|'''Cim-Ra-Mim (4)'''
|'''Cim-Ra-Mim (4)'''
484. satır: 484. satır:
|Hacim, cüsse; yıldız
|Hacim, cüsse; yıldız
|
|
|
|Küre-i arzdan bin defa büyük cirmlerle müsademenin ne derece dehşetli olduğunu kıyas edebilirsin.
|-
|-
|Cürüm
|Cürüm
|Günah
|Günah, suç
|
|
|
|Bunları tetkikle altında cürüm aramak insafsızlıktır, başka birşey değildir.
|-
|-
|Ecrâm
|Ecrâm
|Cansız cisimler; yıldızlar
|Cansız cisimler; yıldızlar
|
|
|
|Fennen ve aklen, belki müşahedeten sabittir ki, ecrâm-ı ulviyenin câzibe ve dâfia gibi kanunlarının rabıtası ve ziya ve hararet ve elektrik gibi maddelerdeki kuvvetlerin nâşiri ve nâkili, o fezayı dolduran bir madde mevcuttur.
|-
|-
|Mücrim
|Mücrim
|Günahkar
|Günahkar
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hattâ bizi cezalardan kurtarmak fikriyle ve Eskişehir meselesi ve Otuz Bir (31) Mart hadise-i meşhuresiyle beni sabıkalı bir mücrim-i siyasî nazarıyla baktırmamak ve sırf din ve iman için hareket ettiğimizi ve siyaset fikri bulunmadığını göstermek fikriyle demişler ki:
|-
|-
|'''Cim-Ra-Ye (6)'''
|'''Cim-Ra-Ye (6)'''
509. satır: 509. satır:
|Geçerli, akan
|Geçerli, akan
|align=center|+
|align=center|+
|
|Meselâ, balarısının bir ferdini yaratan bir kudretin hükmü, bütün kâinata cari ve nâfiz olması lâzımdır.
|-
|-
|Cereyan
|Cereyan
|Akım, akma
|Akım, akma
|
|
|
|Âhirzamanda, dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:
|-
|-
|İcrâ(at)
|İcrâ(at)
|Yürütme
|Yürütme
|
|
|
|Öyle de, rububiyetinde ve icraatında ve icâdâtında dahi şeriki yoktur.
|-
|-
|Mâcera
|Mâcera
|Baştan geçen olay
|Baştan geçen olay
|
|
|
|Meselâ, ehl-i Cennet elbette arzu ederler ki, dünya maceralarını tahattur etsinler ve birbirine nakletsinler.
|-
|-
|Mecârî
|Mecârâ/Mecârî
|Mecralar
|Mecralar
|
|
|Nutuk
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri;...
|-
|-
|Mecrâ
|Mecrâ
|Yol, kanal
|Yol, kanal
|align=center|+
|align=center|+
|
|İnşaallah, bu sıkıntılı hâdise dahi, münafıkların aks-i maksuduyla, Risaletü'n-Nur'un fütuhatını başka mecrâlarda teshile vesile olur.
|-
|-
|'''Cim-Ze-Elif (5)'''
|'''Cim-Ze-Elif (5)'''
544. satır: 544. satır:
|Parça
|Parça
|align=center|+
|align=center|+
|
|Küllî, cüz'î kadar kolaydır. Cüz, küll kadar kıymetlidir.
|-
|-
|Cüzdan
|Cüzdan
|Para kabı
|Para kabı
|
|
|
|Fakat nümune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:
|-
|-
|Ecza
|Ecza
|Parçalar
|Parçalar
|
|
|
|Meselâ, nasıl ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda harika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir.
|-
|-
|Mütecezzi
|Mütecezzi
|Parçalara bölünebilir
|Parçalara bölünebilir
|
|
|
|İnsan gibi mümkin, fâni, bekà-yı nev'ine muhtaç ve cismanî ve mütecezzî, tekessüre kabil ve âciz, dünyaperest, yardımcı bir vârise muhtaç ve müştak mahlûklar için ...
|-
|-
|Tecezzi
|Tecezzi
|Parçalara ayrılma
|Parçalara ayrılma
|
|
|
|Bu kâinat, o sırla, değil yalnız tecezzî kabul etmez bir külldür; belki mahiyetçe, inkısam ve iştiraki ve tecezzîsi imkânsız ve müteaddit elleri kabul etmez bir küllî hükmüne geçtiğinden,...
|-
|-
|'''Cim-Ze-Ra (2)'''
|'''Cim-Ze-Ra (2)'''
574. satır: 574. satır:
|Adalar
|Adalar
|
|
|Habbe Badıllı
|Sen Cenab-ı Hakk 'ın masnuatında tefekkür ettiğin zaman, kendini bir Japon veyahut Cezair-i Bahr-i Muhit'ten birisi farzeden bir Osmanlı Müslüman gibi tefekkür et ki;
|-
|-
|Cezire
|Cezire
|(Yarım)ada
|(Yarım)ada
|
|
|
|Hem herkes o cezireye bakıyor, oradan birşeyler bekliyor, oradan emir alıyorlar.
|-
|-
|'''Cim-Ze-Ayn (1)'''
|'''Cim-Ze-Ayn (1)'''
589. satır: 589. satır:
|Sabırsızlıktan üzülme
|Sabırsızlıktan üzülme
|
|
|
|Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde cez'a iltica etmemek elzemdir.
|-
|-
|'''Cim-Ze-Fe (1)'''
|'''Cim-Ze-Fe (1)'''
599. satır: 599. satır:
|Aldatma; tartmadan satma
|Aldatma; tartmadan satma
|
|
|
|Şu âyet haktır, akla münâfi olamaz, hakikattir. Mücâzefe, mübalâğa, içinde bulunamaz.
|-
|-
|'''Cim-Ze-Lam (2)'''
|'''Cim-Ze-Lam (2)'''
609. satır: 609. satır:
|Sözün muhkem ve fasih olması
|Sözün muhkem ve fasih olması
|
|
|
|Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını cezâlet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belâğat-i edâdan alacaktır.
|-
|-
|Cezîl
|Cezîl
|Bol; bozuk olmayan ifade
|Bol; bozuk olmayan ifade
|
|
|
|İlm-i nâfidir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.
|-
|-
|'''Cim-Ze-Mim (2)'''
|'''Cim-Ze-Mim (2)'''
622. satır: 622. satır:
|-
|-
|Câzim(e)
|Câzim(e)
|Cezm ile okutan
|Cezm ile okutan; cezmeden
|
|
|
|Huruf-u câzimeden olan {{Arabi|لَمْ}} istikbalden mâzi derelerine fırlatıyor.
|-
|-
|Cez(i)m
|Cez(i)m
|Kesin karar, azim; harfte sükun işareti
|Kesin karar, azim; harfte sükun işareti
|
|
|
|...bu küçük sûrenin üç âyetinden sülüs ve tamamında otuz cüz Kur'ân'a, hattâ her harfinde bir sûreye işaret ve delâlet mevcut olduğunu cezmettim.
|-
|-
|'''Cim-Ze-Ye (4)'''
|'''Cim-Ze-Ye (4)'''
639. satır: 639. satır:
|Karşılık
|Karşılık
|align=center|+
|align=center|+
|
|Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez.
|-
|-
|Cizye
|Cizye
|Gayr-ı müslüm vergisi
|Gayr-ı müslüm vergisi
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hariçte olsa, musalâha etse; dahilde olsa, cizye verse İslâmiyetçe hayatı mahfuzdur.
|-
|-
|Mücazat
|Mücazat
|Ceza, karşılık
|Ceza, karşılık
|
|
|
|Bir sultan, itaat edenlere mükâfat ve isyan edenlere de mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir.
|-
|-
|Tecziye
|Tecziye
|Cezalandırmak
|Cezalandırmak
|
|
|
|Hem meselâ, adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim, mazlumların haklarını vermekten ve mazlumların teşekkürlerinden ve zalimleri tecziye etmekle mazlumların intikamlarını almaktan nasıl memnun olur, bir zevk alır.
|-
|-
|'''Cim-Sin-Dal (4)'''
|'''Cim-Sin-Dal (4)'''
664. satır: 664. satır:
|Vücud, beden
|Vücud, beden
|align=center|+
|align=center|+
|
|Lâfz, mânâ zararına kalınlaşır. Ruh, cesed hesabına zayıflaşır.
|-
|-
|Ecsâd
|Ecsâd
|Cesetler
|Cesetler
|
|
|
|Ecsâdın def'aten inşasının misâli ise:
|-
|-
|Mütecessid
|Mütecessid
|Cesetleşmiş
|Cesetleşmiş
|
|
|
|Memnu heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riyâ-yı mütecessiddir.
|-
|-
|Tecessüd
|Tecessüd
|Cesede bürünmek
|Cesede bürünmek
|
|
|
|Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevî hâcâtını muvakkaten bırakmakla, uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir.
|-
|-
|'''Cim-Sin-Ra (3)'''
|'''Cim-Sin-Ra (3)'''
689. satır: 689. satır:
|Korkaklık zıttı
|Korkaklık zıttı
|
|
|
|Fakat Risale-i Nur dairesine girenler, şahsî cesaretlerini kıymetleştirmek için, sarsılmaz bir sebat ve metanete ve ihvanlarının tesanüdüne cidden çalışmaya sarf edip, o cam parçası hükmünde şahsî cesaretini, hakikatperestlik sıddıkiyetindeki fedakârlık elmasına çevirmek gerektir.
|-
|-
|Cesur
|Cesur
|Korkak olmayan
|Korkak olmayan
|
|
|
|Meselâ iki kardeş var. Birisi cesur, kendine güvenir; diğeri hamiyetli, milliyetperverdir.
|-
|-
|İctisar
|İctisar
|Cesaret etme
|Cesaret etme
|
|
|
|Şu tulûatımı arza ictisâr ediyorum:
|-
|-
|'''Cim-Sin-Sin (4)'''
|'''Cim-Sin-Sin (4)'''
709. satır: 709. satır:
|Gizli ajan
|Gizli ajan
|
|
|
|Risale-i Nur'un intişarına karşı gelen bütün düşman ve casuslara mukabil bir tek fare çıktı, plânlarını zîr ü zeber etti.
|-
|-
|Cessas
|Cessas
|Gizlice araştıran
|Gizlice araştıran
|
|
|
|...on sene koca Isparta vilâyetinin hassas ve cessas memurlarına böyle teşkilât sezdirmeyen bu adamdan, ...
|-
|-
|Mütecessis
|Mütecessis
|Gizlice araştıran
|Gizlice araştıran
|
|
|
|Yahut, zannediyor musunuz ki, hayatınızın makinesinde derc edilen şu nazik letâif ve mâneviyat ve şu hassas âzâ ve âlât ve şu muntazam cevarih ve cihazat ve şu mütecessis havas ve hissiyatın gaye-i yegânesi, şu hayat-ı fâniyede nefs-i rezilenin, hevesât-ı süfliyenin tatmini için istimaline mi münhasırdır?
|-
|-
|Tecessüs
|Tecessüs
|Araştırma
|Araştırma
|
|
|
|Muzahrafat-ı arziyenin mümessilât-ı habiseleri olan casus şeytanları, temiz ve temizlerin meskeni olan semâyı telvis etmemek ve nüfus-u habise hesabına tecessüs ettirmemek için, edepsiz casusları korkutmak için atılan mancınıklar ve işaret fişekleri misillü, o şeytanları ebvâb-ı semâdan o şahaplarla red ve tarddır.
|-
|-
|'''Cim-Sin-Mim (10)'''
|'''Cim-Sin-Mim (10)'''
734. satır: 734. satır:
|Büyüklük, irilik
|Büyüklük, irilik
|
|
|
|Sonra, küçük küçük taifeler bir ordu teşkil eder gibi, o parça parça bulutları telif edip, kıyamette seyyar dağlar cesamet ve şeklinde ve rutubet ve beyazlık cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan o sehab parçalarından, âb-ı hayatı bütün zîhayata gönderiyor.
|-
|-
|Cesîm
|Cesîm
|İri
|İri
|
|
|
|Ve şu hikmete binaen, elbette cesîm, muhteşem, geniş bir saray yapmaya başlar.
|-
|-
|Cisim
|Cisim
|Nesne
|Nesne
|align=center|+
|align=center|+
|
|Cisim ihtiyarlanırsa, enâniyet genç kalır.
|-
|-
|Cismani
|Cismani
|Cisimle ilgili
|Cisimle ilgili
|
|
|
|Evet, Cennet, bütün lezâiz-i mâneviyeye medar olduğu gibi, bütün lezâiz-i cismaniyeye de medardır.
|-
|-
|Ecsâm
|Ecsâm
|(Seyyar) cisimler
|(Seyyar) cisimler
|
|
|
|Bazı rivâyâtın işârâtıyla ve intizam-ı âlemin hikmetiyle denilebilir ki, bir kısım ecsâm-ı seyyare, seyyarattan tut, ta katarâta kadar, bir kısım melâikenin merâkibidirler.
|-
|-
|Mücessem(e)
|Mücessem(e)
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş
|
|
|
|Kalb ise, şu herbiri birer âyet-i mücesseme hükmünde olan şu ağaçlardan sırr-ı tevhidi, bu i'câzın ulüvv-ü nazmından okuyor.
|-
|-
|Mücessime
|Mücessime
|Allah'ı -haşa- insan suretinde gören batıl görüş
|Allah'ı -haşa- insan suretinde gören batıl görüş
|
|
|
|...Mûtezile, Cebriye, Mürcie, Mücessime gibi dalâlet fırkalarını İslâmiyetten intâc eden mesâil-i diniyedeki istibdad-ı ilmîdir ve nefsü'l-emirde mukayyed olan şeyde ıtlaktır.
|-
|-
|Mütecessim
|Mütecessim
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş
|
|
|
|Memnu heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riyâ-yı mütecessiddir.
|-
|-
|Tecessüm
|Tecessüm
|Cisimleşme, görünür hale gelme
|Cisimleşme, görünür hale gelme
|
|
|
|Din-i İsevînin hakikîsini esas tutan İsevî ruhanîlerin cemaati ve onlara karşı dinsizliği tervice başlayan cemaat tecessüm etseler, bir minare yüksekliğinde bir insanın yanında, bir çocuk kadar da olamaz.
|-
|-
|Tecsim
|Tecsim
|Cisimleştirme
|Cisimleştirme
|
|
|
|Hatta, eğer bir dimağ büyütülse, maânî tecsim edilir ise, şu fırak sinematografvârî o dimağda temessül ettiği görülecektir.
|-
|-
|'''Cim-Ayn-Lam (2)'''
|'''Cim-Ayn-Lam (2)'''
789. satır: 789. satır:
|Getiren
|Getiren
|align=center|+
|align=center|+
|
|...insanın ahvâli, vaziyetleri ne tabiatın iktizasıdır ve ne de fıtratın icabıdır; ancak bir câilin ca'li iledir.
|-
|-
|Ca'l
|Ca'l
|Getirme
|Getirme
|
|
|
|...insanın ahvâli, vaziyetleri ne tabiatın iktizasıdır ve ne de fıtratın icabıdır; ancak bir câilin ca'li iledir.
|-
|-
|'''Cim-Fe-Ra (1)'''
|'''Cim-Fe-Ra (1)'''
801. satır: 801. satır:
|
|
|-
|-
|Cifr
|Cif(i)r
|Cifir ilmi
|Cifir ilmi
|
|
|
| Şu remizlerin esası, ilm-i cifrin mühim bir düsturu ve ulûm-u hafiyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gaybiye-i Kur'âniyenin mühim bir miftahı olan tevafuktur.
|-
|-
|'''Cim-Fe-Nun (1)'''
|'''Cim-Fe-Nun (1)'''
814. satır: 814. satır:
|Tekne
|Tekne
|
|
|
|Elini kaldırdı; o cefne (yani tekne) lebâleb dolu kaldı.
|-
|-
|'''Cim-Fe-Vav (1)'''
|'''Cim-Fe-Vav (1)'''
824. satır: 824. satır:
|Zahmet
|Zahmet
|
|
|
|Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ-ender, fenâ-ender hebâdır, bil.
|-
|-
|'''Cim-Lam-Be (2)'''
|'''Cim-Lam-Be (2)'''
834. satır: 834. satır:
|Çağıran, getiren
|Çağıran, getiren
|
|
|
|Gecelerde, sabaha kadar câlib-i dikkat bir hal-i hâşiâne ile ubudiyette bulunurlar.
|-
|-
|Celb
|Celb
|Getirtmek, (üzerine) çekmek
|Getirtmek, (üzerine) çekmek
|
|
|
|İşte, beşerin, san'at ve fennin imtizacından süzülen, maddî ve mânevî fevkalâde hassasiyetinden tezahür eden ispritizma gibi celb-i ervah ve cinlerle muhabereyi, şu âyet en nihayet hududunu çiziyor ve en faideli suretlerini tayin ediyor ve ona yolu dahi açıyor.
|-
|-
|'''Cim-Lam-Dal (5)'''
|'''Cim-Lam-Dal (5)'''

12.39, 28 Ekim 2024 tarihindeki hâli

Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Cim (ج) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Toplam Kök Sayısı Kur'an'da Geçen Kök Sayısı Toplam Kelime Sayısı Kur'an'da Geçen Kelime Sayısı
ج Cim - 70 252 7 12 77 54 264 58
Cim (ج) kök harfi ile başlayan kelimeler
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Cim-Be-Be (1) +
Cübbe Kıyafet + Eski zamanda, on dört yaşında iken icâzet almanın alâmeti olan üstad tarafından bir cübbe bana giydirmek vaziyetine mâniler bulundu.
Cim-Be-Ra (8) +
Cebbar İstediğini yapan Allah; zorba + Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar/Birer tayyareleriz biz.
Ceberut Büyüklük, azamet Ve tevhid-i ceberuta telvihtir.
Ceb(i)r (Cebrî/Cebren) Zorlama; harflerle yapılan matematik hesabı Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı.
Cebriye İradeyi inkar eden batıl fırka Ve keza, daire-i itikadda iken, ruhuyla, imaniyle daire-i esbaba bakan da, esbaba kıymet vermeyerek Cebriye mezhebi gibi tembelcesine bir tevekkülle nizâm-ı âleme muhalefet eder.
İcbar Zorlama Zira, medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir.
Mecbur(i/en) Zorunlu olarak Birden İhtar Edildi Kaleme Almaya Mecbur Oldum
Mücbir Mecbur eden Birden bire, şu risaleyi yazmak için mücbir bir hatıra kalbe geldi.
Mütecebbir Zorba Halbuki, mütecebbir zalimlerin rüesaları olan Firavunların, Nemrutların akıbetleri malûmdur.
Tecebbür Kibirlenme Ve kuvve-i gadabiye, hadd-i istikamet olan şecaati takip etmezse, ifratla çok zararlı ve zulümlü tehevvüre ve tecebbüre ve tefritle çok zilletli ve elemli cebanet ve korkaklığa düşer, istikameti kaybetmesinin, hatâsının cezası olarak daimî vicdanî bir azabı çeker.
Cim-Be-Cim-Lam (2) +
Cebrail Vahiy meleği Nasıl ki Hazret-i Cebrail aleyhisselâm, bir vakitte Dıhye suretinde Sahabeler içinde göründüğü dakikada, binler yerde başka suretlerde ve Arş-ı Âzam önünde, şarktan garba kadar geniş ve muhteşem kanatlarıyla secde ediyordu.
Cibril Vahiy meleği + Hem Kur'ân'ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki, birtek dersinde, Hazret-i Cibril (a.s.), bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar.
Cim-Be-Lam (2) +
Cebel Dağ +
Cibal Dağ Evet, muhabbeti iktiza eden İslâmiyet ve insaniyet, Cebel-i Uhud gibidir.
Cibilli(yet) Yaratılıştan (Yaratılış) Zira, insan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever.
Cim-Be-Nun (2) +
Cebanet Korkanlık Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir.
Cebîn Korkak; Alın, şakak + Zira en âmi ve cebin, en has ve cesur gibi hiss-i diyanetle mütehassıs, din namıyla ne telkin olunsa ruhunu feda eder.
Cim-Be-He (1) +
Ceb(p)he Ön taraf; alın İşârâtü'l-İ'câz tefsiri, eski Harb-i Umumînin birinci senesinde, cephe-i harpte, me'hazsiz ve kitap mevcut olmadığı halde telif edilmiştir.
Cim-Be-Vav (1) +
Mücteba Seçilmiş Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ aleyhi ekmelü't-tehâyâ efendimiz hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhî ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenâb-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin.
Cim-Se-Se (1) +
Cüsse Gövde, kalıp Peki, amma madem ki siyasî menfaat kastı yokmuş, bu pîr-i fânînin şahsı, cüssesi, bedeni ne ki, dünyadan ne bekliyor ki nüfuz temin etmek istesin?
Cim-Se-Vav (1)
Câsiye Sure adı Rumuzat-ı Semaniye
Cim-Ha-Dal (1) +
Cühud Bilerek inkar etme Beşer ve cin, nihayetsiz şerre ve cühuda müstaid olduklarından, nihayetsiz bir temerrüd ve bir tuğyan yaparlar.
Cim-Dal-Dal (9) +
Cadde Geniş yol Evet, yol iki görünüyor. Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var.
Ced(de) Dede, ata; nine İşte, kırk sene sonra İslâmın en büyük iki ordusu karşı karşıya geldiği vakit, Hazret-i Hasan radıyallahü anh, Hazret-i Muaviye (r.a.) ile musalâha edip, cedd-i emcedinin mu'cize-i gaybiyesini tasdik etmiştir.
Cedîd(e) Yeni + Nutfeden alâkaya, alâkadan mudgaya, mudgadan azm ve lâhme, azm ve lâhimden halk-ı cedîde, yani insan suretine inkılâbı, gayet dakik düsturlara tâbidir.
Ciddî (Cidden) Ağırbaşlı (olarak) Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddî, sarsılmaz, fedakâr arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım,
Mücedded Yenilenen Herbir günü bir satır yaparak dekaik-i hikmetiyle müzeyyen, mücedded mevcudatı onda yazıyor.
Müceddid Yenileyici; 100 yolda bir gelen vazifeli alim Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor
Müteceddid Yenilenen Her sene kat kat ve katmerli, yüz bin tarzda masnuattan dokunmuş gömleklerini değiştirdiği ve çok defa dolup maziye boşaltarak gayb âlemine döktüğü bütün o müteceddid âlemleri ve arzın müteaddit gömleklerini nazara al.
Tecdid Yenileme işi Rivâyât-ı hadîsiyede, tecdid-i din hakkındaki ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibarıyladır.
Teceddüd Yenilenme Ve kezâ, firak ve ayrılmaların elemlerini, teceddüd-ü emsalinin lezzetini göstermekle izale eder.
Cim-Dal-Ra (1) +
Cidar Duvar + Cidar-ı Ka'be'de altun ile yazılmış olan temasil-i belağatlarından Muallakat-ı Seb'ayı sildi, söndürdü.
Cim-Dal-Lam (2) +
Cidal Çarpışma + Hayatta düstur-u cidal yerine "düstur-u teâvünü" esas tutar.
Mücadele Uğraşma, çekişme Gele gele, tâ Rusya'da olduğu gibi, sa'y ve sermaye mücadelesi suretinde boğuşmaya başlar.
Cim-Dal-Vav-Lam (2)
Cedâvil Cetveller Şimdi bu zeminde kütüb-ü mezburenin şecereleri tenebbüt ve makalât-ı selâsenin cedaviliyle sulanacaktır.
Cetvel Su arkı, hat O menbadan binlerce cedâvil ve cetvellerden şûbeler teferrû ederek çok yerlerde dolaşıp, bazı eczâ-i âharle bulaşmış.
Cim-Zel-Be (5)
Câzib(e) Çekici Muhitimizde, Risaletü'n-Nur'a karşı câzibedar ve çok âli hakikatlerinden başka ehl-i bid'a lisanları susmuş; güya karanlıklı girdaplara sokulmuşlar, konuşuyorlar.
Cezb(e) Çekim, çekme Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
İncizab Çekilme Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
Meczub Çekilen; divane Kendi velâyet-i meczubâneleri bâki kalmakla beraber, ehl-i dalâlete ve ehl-i bid'aya taraftar çıkarlar, mesleklerine bir derece revaç verip, bir kısım ehl-i imanı ve ehl-i hakkı, o mesleğe girmeye meş'ûmâne bir sebebiyet verirler.
Müncezib Çekilen Sûkunda, yani çarşısında teşhir ediliyor, rağbetler ona celb oluyor, nazarlar ona teveccüh ediyor, fikirler ona müncezib oluyor.
Cim-Zel-Ayn (1) +
Ciz' Hurma kütüğü + Hanîn-i ciz' şu nevidendir ki, sırf nübüvvetin tasdiki için bir hüccet olarak zuhura gelmiş ki, mü'minlerin imanını ziyadeleştirmek ve münafıkları ihlâsa ve imana sevk etmek ve küffârı imana getirmek için zâhir olmuş.
Cim-Ra-Elif (1)
Cür'et Cesaret, atılganlık Evet, bir asır evvel dünyanın en akıllı ve en müdakkiki ve feylesofu ve saltanatlı hâkimi telâkki edilen ve kendi Hıristiyan iken bütün eski dinleri ve kitapları hiçe indiren, belki inkâr etmek cür'etini gösteren, gayet enaniyetli ve şöhretli olan Prens Bismarck'ın ...
Cim-Ra-Be (3)
Çorap Ayağa giyilen giysi O farenin yuvasını gördük; kabil değil ki o çorap girsin.
Mücerreb Tecrübe edilmiş SABIR KAHRAMANI Hazret-i Eyyûb aleyhisselâmın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem tesirlidir.
Tecrübe Deneyim Çünkü, seyyid, efendi; abdini, hizmetkârını tecrübe ve imtihan edebilir. Fakat, abd; seyyidini imtihan etmek salâhiyetinde değildir.
Cim-Ra-Be-Ze (1)
Cerbeze Batılı hak, hakkı batıl gösteren aldatmaca Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sümbüllendirerek hasenata galip etmektir.
Cim-Ra-Ha (5) +
Cerahat İrin Hattâ, çok zaman evvel beni aşıladılar; yirmi sene onun eseri olarak cerahat yapıyordu.
Cerh Yaralama, çürütme Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir.
Ceriha Yara Eğer kesmezse, mahbupları adedince mânevî cerihalar oluyor.
Cerrah Operatör Fakat pek şiddetli ameliyat-ı cerrahiye yaptı.
Mecruh Yaralı İnşaallah o bir dahi, bizi mecruh ve yaralı etmeyecek ve düşündükleri ve kasdettikleri bizi birbirinden ve Nurlardan kaçırmak plânları dahi akîm kalacak.
Cim-Ra-Dal (7) +
Ceraid Gazeteler ...o cemaatin ilelebed ve muhalled naşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiye ve her vakit nâşir-i efkârı başta Kur'ân ve tefsirleri (ve bu zamanda bir tefsiri, Risale-i Nur) ve i'lâ-yı kelimetullahı hedef ve maksat eden umum dinî ve müstakim ceraiddir.
Ceride Gazete Ey dinî cerideler! Maksadımız, dinî cemaatlar maksatta ittihad etmelidirler.
Cirit Atılan sopa Yani, "Ciriti istemek yolunda, sabah, atımın yüzüne yed-i beyzâsıyla bir tokat vurdu. Atım dahi kısasını almak için tayyar olan subha erişti, yere vurdu, içinde dört ayağıyla gezindi. Demek atım çal'dır."
Mücerred Soyut; bekar; bileşik olmayan Mektubunuzda "Mücerred لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ kâfi midir?
Mütecerrid Soyutlanmış Asrımızda şark ve garpta fâzıl ve muktedir çok ulema yok değildir; fakat fâni menfaatlerden mütecerrid, sırf nur-u Bâkî ile mütenevvir ve mütelezziz gavs-ı ferid makamında en ziyade bir mutemede ihtiyaç vardır.
Tecerrüd Sıyrılmak Vücub ve tecerrüdün hadsiz kolaylığa ve nihayetsiz suhulete sebebiyet vermeleri, gayet derin bir sırdır.
Tecrid İzole etme Yirmi iki sene tecrid-i mutlak içinde geçen hayatım ve yetmiş beş yaşında vücudumun aşılara tahammülü yoktur.
Cim-Ra-Ra (7) +
Câr Harf-i Cer Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır.
Cerrar Para toplayan Bence imâreti, ne nâm ile olursa olsun, medâr-ı maişet edenler bir nev'i cerrar ve aceze ve seeledir—fakat hilebaz kısmında...
Cer Eskiden köy imamlarının zekat toplamaya çıkması; kelimenin sonunun esre olması Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi, ilmi vasıta-i cer etmekle ittiham ediyorlar, "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar.
Helümme Cerrâ Var, kıyas eyle! Bir kısmı da sadece rü'yet-i Cemal-i İlahîyi arzu eder.. ve helümme cerra...
İncirar Varma, ulaşma Bu dahi devam ederse, tàtile, yani hâlıksızlığa incirar eder.
Mecerretüs-Sema Samanyolu ...seyyârât ve nücumun harekâtına müsait olmuş ve Samanyolu denilen mecerretü's-semâdan, tâ en yakın seyyareye kadar, muhtelif vaziyet ve teşekkülde yedi tabaka, herbir tabaka...
Mecrur Başında harf-i cer bulunan kelime Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır.
Cim-Ra-Mim (4) +
Cirm Hacim, cüsse; yıldız Küre-i arzdan bin defa büyük cirmlerle müsademenin ne derece dehşetli olduğunu kıyas edebilirsin.
Cürüm Günah, suç Bunları tetkikle altında cürüm aramak insafsızlıktır, başka birşey değildir.
Ecrâm Cansız cisimler; yıldızlar Fennen ve aklen, belki müşahedeten sabittir ki, ecrâm-ı ulviyenin câzibe ve dâfia gibi kanunlarının rabıtası ve ziya ve hararet ve elektrik gibi maddelerdeki kuvvetlerin nâşiri ve nâkili, o fezayı dolduran bir madde mevcuttur.
Mücrim Günahkar + Hattâ bizi cezalardan kurtarmak fikriyle ve Eskişehir meselesi ve Otuz Bir (31) Mart hadise-i meşhuresiyle beni sabıkalı bir mücrim-i siyasî nazarıyla baktırmamak ve sırf din ve iman için hareket ettiğimizi ve siyaset fikri bulunmadığını göstermek fikriyle demişler ki:
Cim-Ra-Ye (6) +
Câri(ye) Geçerli, akan + Meselâ, balarısının bir ferdini yaratan bir kudretin hükmü, bütün kâinata cari ve nâfiz olması lâzımdır.
Cereyan Akım, akma Âhirzamanda, dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:
İcrâ(at) Yürütme Öyle de, rububiyetinde ve icraatında ve icâdâtında dahi şeriki yoktur.
Mâcera Baştan geçen olay Meselâ, ehl-i Cennet elbette arzu ederler ki, dünya maceralarını tahattur etsinler ve birbirine nakletsinler.
Mecârâ/Mecârî Mecralar Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri;...
Mecrâ Yol, kanal + İnşaallah, bu sıkıntılı hâdise dahi, münafıkların aks-i maksuduyla, Risaletü'n-Nur'un fütuhatını başka mecrâlarda teshile vesile olur.
Cim-Ze-Elif (5) +
Cüz' (Cüzî) Parça + Küllî, cüz'î kadar kolaydır. Cüz, küll kadar kıymetlidir.
Cüzdan Para kabı Fakat nümune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:
Ecza Parçalar Meselâ, nasıl ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda harika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir.
Mütecezzi Parçalara bölünebilir İnsan gibi mümkin, fâni, bekà-yı nev'ine muhtaç ve cismanî ve mütecezzî, tekessüre kabil ve âciz, dünyaperest, yardımcı bir vârise muhtaç ve müştak mahlûklar için ...
Tecezzi Parçalara ayrılma Bu kâinat, o sırla, değil yalnız tecezzî kabul etmez bir külldür; belki mahiyetçe, inkısam ve iştiraki ve tecezzîsi imkânsız ve müteaddit elleri kabul etmez bir küllî hükmüne geçtiğinden,...
Cim-Ze-Ra (2)
Cezair Adalar Sen Cenab-ı Hakk 'ın masnuatında tefekkür ettiğin zaman, kendini bir Japon veyahut Cezair-i Bahr-i Muhit'ten birisi farzeden bir Osmanlı Müslüman gibi tefekkür et ki;
Cezire (Yarım)ada Hem herkes o cezireye bakıyor, oradan birşeyler bekliyor, oradan emir alıyorlar.
Cim-Ze-Ayn (1) +
Cez'a Sabırsızlıktan üzülme Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde cez'a iltica etmemek elzemdir.
Cim-Ze-Fe (1)
Mücâzefe Aldatma; tartmadan satma Şu âyet haktır, akla münâfi olamaz, hakikattir. Mücâzefe, mübalâğa, içinde bulunamaz.
Cim-Ze-Lam (2)
Cezalet Sözün muhkem ve fasih olması Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını cezâlet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belâğat-i edâdan alacaktır.
Cezîl Bol; bozuk olmayan ifade İlm-i nâfidir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.
Cim-Ze-Mim (2)
Câzim(e) Cezm ile okutan; cezmeden Huruf-u câzimeden olan لَمْ istikbalden mâzi derelerine fırlatıyor.
Cez(i)m Kesin karar, azim; harfte sükun işareti ...bu küçük sûrenin üç âyetinden sülüs ve tamamında otuz cüz Kur'ân'a, hattâ her harfinde bir sûreye işaret ve delâlet mevcut olduğunu cezmettim.
Cim-Ze-Ye (4) +
Ceza Karşılık + Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez.
Cizye Gayr-ı müslüm vergisi + Hariçte olsa, musalâha etse; dahilde olsa, cizye verse İslâmiyetçe hayatı mahfuzdur.
Mücazat Ceza, karşılık Bir sultan, itaat edenlere mükâfat ve isyan edenlere de mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir.
Tecziye Cezalandırmak Hem meselâ, adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim, mazlumların haklarını vermekten ve mazlumların teşekkürlerinden ve zalimleri tecziye etmekle mazlumların intikamlarını almaktan nasıl memnun olur, bir zevk alır.
Cim-Sin-Dal (4) +
Cesed Vücud, beden + Lâfz, mânâ zararına kalınlaşır. Ruh, cesed hesabına zayıflaşır.
Ecsâd Cesetler Ecsâdın def'aten inşasının misâli ise:
Mütecessid Cesetleşmiş Memnu heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riyâ-yı mütecessiddir.
Tecessüd Cesede bürünmek Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevî hâcâtını muvakkaten bırakmakla, uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir.
Cim-Sin-Ra (3)
Cesaret Korkaklık zıttı Fakat Risale-i Nur dairesine girenler, şahsî cesaretlerini kıymetleştirmek için, sarsılmaz bir sebat ve metanete ve ihvanlarının tesanüdüne cidden çalışmaya sarf edip, o cam parçası hükmünde şahsî cesaretini, hakikatperestlik sıddıkiyetindeki fedakârlık elmasına çevirmek gerektir.
Cesur Korkak olmayan Meselâ iki kardeş var. Birisi cesur, kendine güvenir; diğeri hamiyetli, milliyetperverdir.
İctisar Cesaret etme Şu tulûatımı arza ictisâr ediyorum:
Cim-Sin-Sin (4) +
Casus Gizli ajan Risale-i Nur'un intişarına karşı gelen bütün düşman ve casuslara mukabil bir tek fare çıktı, plânlarını zîr ü zeber etti.
Cessas Gizlice araştıran ...on sene koca Isparta vilâyetinin hassas ve cessas memurlarına böyle teşkilât sezdirmeyen bu adamdan, ...
Mütecessis Gizlice araştıran Yahut, zannediyor musunuz ki, hayatınızın makinesinde derc edilen şu nazik letâif ve mâneviyat ve şu hassas âzâ ve âlât ve şu muntazam cevarih ve cihazat ve şu mütecessis havas ve hissiyatın gaye-i yegânesi, şu hayat-ı fâniyede nefs-i rezilenin, hevesât-ı süfliyenin tatmini için istimaline mi münhasırdır?
Tecessüs Araştırma Muzahrafat-ı arziyenin mümessilât-ı habiseleri olan casus şeytanları, temiz ve temizlerin meskeni olan semâyı telvis etmemek ve nüfus-u habise hesabına tecessüs ettirmemek için, edepsiz casusları korkutmak için atılan mancınıklar ve işaret fişekleri misillü, o şeytanları ebvâb-ı semâdan o şahaplarla red ve tarddır.
Cim-Sin-Mim (10) +
Cesamet Büyüklük, irilik Sonra, küçük küçük taifeler bir ordu teşkil eder gibi, o parça parça bulutları telif edip, kıyamette seyyar dağlar cesamet ve şeklinde ve rutubet ve beyazlık cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan o sehab parçalarından, âb-ı hayatı bütün zîhayata gönderiyor.
Cesîm İri Ve şu hikmete binaen, elbette cesîm, muhteşem, geniş bir saray yapmaya başlar.
Cisim Nesne + Cisim ihtiyarlanırsa, enâniyet genç kalır.
Cismani Cisimle ilgili Evet, Cennet, bütün lezâiz-i mâneviyeye medar olduğu gibi, bütün lezâiz-i cismaniyeye de medardır.
Ecsâm (Seyyar) cisimler Bazı rivâyâtın işârâtıyla ve intizam-ı âlemin hikmetiyle denilebilir ki, bir kısım ecsâm-ı seyyare, seyyarattan tut, ta katarâta kadar, bir kısım melâikenin merâkibidirler.
Mücessem(e) Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş Kalb ise, şu herbiri birer âyet-i mücesseme hükmünde olan şu ağaçlardan sırr-ı tevhidi, bu i'câzın ulüvv-ü nazmından okuyor.
Mücessime Allah'ı -haşa- insan suretinde gören batıl görüş ...Mûtezile, Cebriye, Mürcie, Mücessime gibi dalâlet fırkalarını İslâmiyetten intâc eden mesâil-i diniyedeki istibdad-ı ilmîdir ve nefsü'l-emirde mukayyed olan şeyde ıtlaktır.
Mütecessim Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş Memnu heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riyâ-yı mütecessiddir.
Tecessüm Cisimleşme, görünür hale gelme Din-i İsevînin hakikîsini esas tutan İsevî ruhanîlerin cemaati ve onlara karşı dinsizliği tervice başlayan cemaat tecessüm etseler, bir minare yüksekliğinde bir insanın yanında, bir çocuk kadar da olamaz.
Tecsim Cisimleştirme Hatta, eğer bir dimağ büyütülse, maânî tecsim edilir ise, şu fırak sinematografvârî o dimağda temessül ettiği görülecektir.
Cim-Ayn-Lam (2) +
Câîl Getiren + ...insanın ahvâli, vaziyetleri ne tabiatın iktizasıdır ve ne de fıtratın icabıdır; ancak bir câilin ca'li iledir.
Ca'l Getirme ...insanın ahvâli, vaziyetleri ne tabiatın iktizasıdır ve ne de fıtratın icabıdır; ancak bir câilin ca'li iledir.
Cim-Fe-Ra (1)
Cif(i)r Cifir ilmi Şu remizlerin esası, ilm-i cifrin mühim bir düsturu ve ulûm-u hafiyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gaybiye-i Kur'âniyenin mühim bir miftahı olan tevafuktur.
Cim-Fe-Nun (1) +
Cefne Tekne Elini kaldırdı; o cefne (yani tekne) lebâleb dolu kaldı.
Cim-Fe-Vav (1) +
Cefa Zahmet Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ-ender, fenâ-ender hebâdır, bil.
Cim-Lam-Be (2) +
Câlib Çağıran, getiren Gecelerde, sabaha kadar câlib-i dikkat bir hal-i hâşiâne ile ubudiyette bulunurlar.
Celb Getirtmek, (üzerine) çekmek İşte, beşerin, san'at ve fennin imtizacından süzülen, maddî ve mânevî fevkalâde hassasiyetinden tezahür eden ispritizma gibi celb-i ervah ve cinlerle muhabereyi, şu âyet en nihayet hududunu çiziyor ve en faideli suretlerini tayin ediyor ve ona yolu dahi açıyor.
Cim-Lam-Dal (5) +
Celadet Kuvvetlilik
Cellad Öldürme görevlisi
Cild Deri; kitap kabı
Mücelled Cilt (Ciltli kitap)
Tecellüd Yiğit görünme Sünuhat
Cim-Lam-Sin (4) +
Celse Oturum
Cülus Tahta çıkma merasimi ve hediyesi
Mecalis Meclisler +
Meclis Oturulan toplantı (yeri)
Cim-Lam-Lam (5) +
Celal Yücelik +
Celîl Yüce
Celle (Celaluh) (Şanı) yüce olsun
Ecell En üstün
Mecelle Mecmua
Cim-Lam-Vav (10) +
Celî Parlak ii
Cilâ Parlatıcı
Cilve Belirti, eseriyle kendini belli etme
Eclâ Çok parlak, çok güzel
İncilâ Parlama, cilalanma
Mücellâ Parlak, cilalı
Münceli Parlayan
Mütecelli Görünen, kendini gösteren
Tecella Görünme
Tecelli Görünme
Cim-Mim-Dal (7) +
Cemadat Cansızlar
Câmid(e) Cansız, donuk +
Cemaziyelevvel (aslı cemadiyelevvel) Kameri 5. ay
Cemed Buz
Cumudiyet Donukluk, katılık Badıllı katre
İncimad Donma Badıllı katre
Tecemmüd Donmak, katılaşmak
Cim-Mim-Sin (1)
Camus Su sığırı, manda
Cim-Mim-Ayn (16) +
Câmia Topluluk; çok yönlü; üniversite
Câmi Toplayan, ibadet yeri; Allah'ın ismi +
Cem' Toplama; çoğul; halk +
Cemî' Hepsi, tümü +
Cemiyet Toplum, kurum
Cemaat İnsan topluluğu
Cevami Toplu şeyler
Cuma/Cumuah Namaz günü +
Ecmain/Ecmaun Cümlesi +
İcma Fikir birliği
İctima/İctimaî(yyat) Toplanma/toplumsal/toplumbilim
Mecma Toplanma, birleşme yeri +
Mecmu Toplanmış hal +
Mecmua Dergi, toplanmış eser
Müctemi Toplanmış +
Tecemmu' Toplanma
Cim-Mim-Lam (10) +
Cemal Güzellik +
Cemel Deve +
Cemil Güzel +
Cümel Cümleler
Cümle (Bilcümle) Anlamlı kelimeler topluluğu; hepsi +
Ecmel En/daha güzel
İcmal Kısaltma
Mücemmil Güzel yaratan Allah
Mücmel Kısa, topluca
Tecemmül Güzelleşme
Cim-Mim-Mim (1) +
Cem Halk; pek çok +
Cim-Mim-He-Ra (2)
Cumahir Cumhurlar
Cumhur(iyet) Çoğunluk
Cim-Nun-Be (8) +
Cânib Yön +
Cenâb Büyüklük ifadesi
Cenb Taraf + Badıllı Zerre
Cenub Güney
Ecanib Yabancılar
Ecnebî Başka milletten, yabancı
İctinab Sakınmak, uzak olmak
Tecennüb Sakınma
Cim-Nun-Ha (2) +
Cenah Taraf, kanat +
Ecniha Taraflar, kanatlar
Cim-Nun-Dal (2) +
Cünd Ordu, asker +
Cünud Askerler
Cim-Nun-Dal-Be (1)
Cündüb Çekirge
Cim-Nun-Sin (4)
Cinas Birçok manaya gelebilen söz Rumuzat S.
Cins(iyye) Tür
Ecnas Cinsler
Mücanis Aynı cinsten
Cim-Nun-Nun (10) +
Cân Cinler +
Cenân(î) Kalp(le ilgili)
Cenin Rahimdeki çocuk
Cennet Ahiret bahçesi +
Cin Görülmeyen varlık +
Cinan Bahçeler, cennetler
Cinnet Delilik +
Cünun Delilik
Ecinni Cinler
Mecnun Deli +
Cim-Nun-Ye (2) +
Cânî Katil, suçlu
Cinayet Katl, günah
Cim-He-Dal (6) +
Cehd Gayret +
Cihad Allah yolunca gayret, savaş +
İctihad Hüküm çıkarma
Mücahede Savaşma
Mücahid Cihad eden +
Müctehid İctihad eden
Cim-He-Ra (1) +
Cehr(î) Açıktan +
Cim-He-Ze (3) +
Cihaz(at) Alet
Mücehhez Donatılmış
Techiz Donatma
Cim-He-Lam (9) +
Cahil(iyye) Bilmeyen +
Ceh(i)l Cehalet
Cehalet Bilmezlik +
Cehul Çok cahil +
Cühela Cahiller
Echel Daha (en) cahil
Mechul Bilinmeyen
Tecahül Bilmezlikten gelme
Techil Cahilliğini ortaya koyma
Cim-He-Nun-Mim (1) +
Cehennem Azap yeri +
Cim-Vav-Be (6) +
Cevap Yanıt +
Ecvibe Cevaplar
İcabet Cevap (karşılık) verme
İsticvab Sorgulama
Mucîb Cevap veren, muhatap; Esma +
Cevaplaşma Tecavüb
Cim-Vav-Dal (2) +
Cevvad Cömert (Esma)
Cûd Cömertlik
Cim-Vav-Ra (4) +
Civar Yakın yer
Mücâvir Komşu; Haremeyde oturan
Mücaveret Komşuluk, yakınlık
Mütecavir(e) Yakındakiler + Nutuk
Cim-Vav-Ze (8) +
Caiz Dİnen uygun
Cevaz Dini izin
Ceviz Bir ağaç
İcazet İzin, diploma
Mecaz Gerçek anlamı dışında kullanılan söz
Mütecaviz Sınırı aşan
Tecavüz Sınırı aşma, hakka girme
Tecviz İzin verme
Cim-Vav-Ayn (1) +
Cu' Açlık +
Cim-Vav-Fe (2) +
Cevf İç +
Tecevvüf İçi boş olma
Cim-Vav-Lam (3)
Cevelan Dolaşma
Cevval Hareketli
Mecal Güç, imkan
Cim-Vav-He (1)
Câh Makam
Cim-Vav-He-Ra (3)
Cevahir Cevherler
Cevher Öz, esas
Mücevher(at) Değerli taş
Cim-Vav-Ye (1) +
Cevv Hava (atmosfer), boşluk +
Cim-Ye-Be (1) +
Cep (Ceyb) Elbise cüzdanı +
Cim-Ye-Şın (1)
Ceyş Ordu
Cim-Ye-Fe (1)
Cîfe Kokmuş ceset
Cim-Ye-Lam (1)
Ecyâl Soylar, nesiller