Cim (ج) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Se (ث)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıHa (ح): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Cim (ج) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
ج Cim - 69 253 7 12 77 72 54 264 157 58
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Cim-Be-Be (1) +
Cübbe Kıyafet + Eski zamanda, on dört yaşında iken icâzet almanın alâmeti olan üstad tarafından bir cübbe bana giydirmek vaziyetine mâniler bulundu.
Cim-Be-Ra (8) +
Cebbar İstediğini yapan Allah; zorba + Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar/Birer tayyareleriz biz.
Ceberut Büyüklük, azamet Ve tevhid-i ceberuta telvihtir.
Cebr/Cebir (Cebri/Cebren) Zorlama (Zorla); harflerle yapılan matematik hesabı Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı.
Cebriye İradeyi inkar eden batıl fırka Ve keza, daire-i itikadda iken, ruhuyla, imaniyle daire-i esbaba bakan da, esbaba kıymet vermeyerek Cebriye mezhebi gibi tembelcesine bir tevekkülle nizâm-ı âleme muhalefet eder.
İcbar Zorlama Zira, medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir.
Mecbur (Mecburi, Mecburen) Zorunlu (olarak) Birden İhtar Edildi Kaleme Almaya Mecbur Oldum
Mücbir Mecbur eden Birden bire, şu risaleyi yazmak için mücbir bir hatıra kalbe geldi.
Mütecebbir Zorba Halbuki, mütecebbir zalimlerin rüesaları olan Firavunların, Nemrutların akıbetleri malûmdur.
Tecebbür Kibirlenme Ve kuvve-i gadabiye, hadd-i istikamet olan şecaati takip etmezse, ifratla çok zararlı ve zulümlü tehevvüre ve tecebbüre ve tefritle çok zilletli ve elemli cebanet ve korkaklığa düşer, istikameti kaybetmesinin, hatâsının cezası olarak daimî vicdanî bir azabı çeker.
Cim-Be-Cim-Lam (2) +
Cebrail Vahiy meleği Nasıl ki Hazret-i Cebrail aleyhisselâm, bir vakitte Dıhye suretinde Sahabeler içinde göründüğü dakikada, binler yerde başka suretlerde ve Arş-ı Âzam önünde, şarktan garba kadar geniş ve muhteşem kanatlarıyla secde ediyordu.
Cibril Vahiy meleği + Hem Kur'ân'ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki, birtek dersinde, Hazret-i Cibril (a.s.), bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar.
Cim-Be-Lam (3) +
Cebel Dağ + Evet, muhabbeti iktiza eden İslâmiyet ve insaniyet, Cebel-i Uhud gibidir.
Cibal Dağlar İşte, bütün şirkleri ve şerleri ve dalâletleri tevlid eden enaniyetin şu cihetindendir ki, semâvât ve arz ve cibal tedehhüş etmişler, farazî bir şirkten korkmuşlar.
Cibilli (Cibilliyet) Yaratılıştan (Yaratılış) Zira, insan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever.
Cim-Be-Nun (2) +
Cebanet Korkanlık Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir.
Cebin Korkak; Alın, şakak + Zira en âmi ve cebin, en has ve cesur gibi hiss-i diyanetle mütehassıs, din namıyla ne telkin olunsa ruhunu feda eder.
Cim-Be-He (1) +
Cebhe/Cephe Ön taraf; alın İşârâtü'l-İ'câz tefsiri, eski Harb-i Umumînin birinci senesinde, cephe-i harpte, me'hazsiz ve kitap mevcut olmadığı halde telif edilmiştir.
Cim-Be-Vav (1) +
Mücteba/Müçteba Seçilmiş Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ aleyhi ekmelü't-tehâyâ efendimiz hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhî ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenâb-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin.
Cim-Se-Se (1) +
Cüsse Gövde, kalıp Peki, amma madem ki siyasî menfaat kastı yokmuş, bu pîr-i fânînin şahsı, cüssesi, bedeni ne ki, dünyadan ne bekliyor ki nüfuz temin etmek istesin?
Cim-Se-Vav (1)
Casiye Sure adı Rumuzat-ı Semaniye
Cim-Ha-Dal (1) +
Cühud Bilerek inkar etme Beşer ve cin, nihayetsiz şerre ve cühuda müstaid olduklarından, nihayetsiz bir temerrüd ve bir tuğyan yaparlar.
Cim-Dal-Dal (9) +
Cadde Geniş yol Evet, yol iki görünüyor. Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var.
Ced (Cedde) Dede, ata (nine) İşte, kırk sene sonra İslâmın en büyük iki ordusu karşı karşıya geldiği vakit, Hazret-i Hasan radıyallahü anh, Hazret-i Muaviye (r.a.) ile musalâha edip, cedd-i emcedinin mu'cize-i gaybiyesini tasdik etmiştir.
Cedid (Cedide) Yeni + Nutfeden alâkaya, alâkadan mudgaya, mudgadan azm ve lâhme, azm ve lâhimden halk-ı cedîde, yani insan suretine inkılâbı, gayet dakik düsturlara tâbidir.
Ciddi (Cidden) Ağırbaşlı (olarak) Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddî, sarsılmaz, fedakâr arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım,
Mücedded Yenilenen Herbir günü bir satır yaparak dekaik-i hikmetiyle müzeyyen, mücedded mevcudatı onda yazıyor.
Müceddid Yenileyici; 100 yolda bir gelen vazifeli alim Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor
Müteceddid Yenilenen Her sene kat kat ve katmerli, yüz bin tarzda masnuattan dokunmuş gömleklerini değiştirdiği ve çok defa dolup maziye boşaltarak gayb âlemine döktüğü bütün o müteceddid âlemleri ve arzın müteaddit gömleklerini nazara al.
Tecdid Yenileme işi Rivâyât-ı hadîsiyede, tecdid-i din hakkındaki ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibarıyladır.
Teceddüd Yenilenme Ve kezâ, firak ve ayrılmaların elemlerini, teceddüd-ü emsalinin lezzetini göstermekle izale eder.
Cim-Dal-Ra (1) +
Cidar Duvar + Cidar-ı Ka'be'de altun ile yazılmış olan temasil-i belağatlarından Muallakat-ı Seb'ayı sildi, söndürdü.
Cim-Dal-Lam (2) +
Cidal Çarpışma + Hayatta düstur-u cidal yerine "düstur-u teâvünü" esas tutar.
Mücadele Uğraşma, çekişme Gele gele, tâ Rusya'da olduğu gibi, sa'y ve sermaye mücadelesi suretinde boğuşmaya başlar.
Cim-Dal-Vav-Lam (2)
Cedavil Cetveller Şimdi bu zeminde kütüb-ü mezburenin şecereleri tenebbüt ve makalât-ı selâsenin cedaviliyle sulanacaktır.
Cetvel/Cedvel Su arkı, hat O menbadan binlerce cedâvil ve cetvellerden şûbeler teferrû ederek çok yerlerde dolaşıp, bazı eczâ-i âharle bulaşmış.
Cim-Zel-Be (5)
Cazib/Cazip (Cazibe) Çekici Muhitimizde, Risaletü'n-Nur'a karşı câzibedar ve çok âli hakikatlerinden başka ehl-i bid'a lisanları susmuş; güya karanlıklı girdaplara sokulmuşlar, konuşuyorlar.
Cezb (Cezbe) Çekim, çekme Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
İncizab Çekilme Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
Meczub Çekilen; divane Kendi velâyet-i meczubâneleri bâki kalmakla beraber, ehl-i dalâlete ve ehl-i bid'aya taraftar çıkarlar, mesleklerine bir derece revaç verip, bir kısım ehl-i imanı ve ehl-i hakkı, o mesleğe girmeye meş'ûmâne bir sebebiyet verirler.
Müncezib Çekilen Sûkunda, yani çarşısında teşhir ediliyor, rağbetler ona celb oluyor, nazarlar ona teveccüh ediyor, fikirler ona müncezib oluyor.
Cim-Zel-Ayn (1) +
Ciz' Hurma kütüğü + Hanîn-i ciz' şu nevidendir ki, sırf nübüvvetin tasdiki için bir hüccet olarak zuhura gelmiş ki, mü'minlerin imanını ziyadeleştirmek ve münafıkları ihlâsa ve imana sevk etmek ve küffârı imana getirmek için zâhir olmuş.
Cim-Ra-Elif (1)
Cür'et/Cüret Cesaret, atılganlık Evet, bir asır evvel dünyanın en akıllı ve en müdakkiki ve feylesofu ve saltanatlı hâkimi telâkki edilen ve kendi Hıristiyan iken bütün eski dinleri ve kitapları hiçe indiren, belki inkâr etmek cür'etini gösteren, gayet enaniyetli ve şöhretli olan Prens Bismarck'ın ...
Cim-Ra-Be (3)
Çorap Ayağa giyilen giysi O farenin yuvasını gördük; kabil değil ki o çorap girsin.
Mücerreb Tecrübe edilmiş SABIR KAHRAMANI Hazret-i Eyyûb aleyhisselâmın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem tesirlidir.
Tecrübe Deneyim Çünkü, seyyid, efendi; abdini, hizmetkârını tecrübe ve imtihan edebilir. Fakat, abd; seyyidini imtihan etmek salâhiyetinde değildir.
Cim-Ra-Be-Ze (1)
Cerbeze Batılı hak, hakkı batıl gösteren aldatmaca Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sümbüllendirerek hasenata galip etmektir.
Cim-Ra-Ha (5) +
Cerahat İrin Hattâ, çok zaman evvel beni aşıladılar; yirmi sene onun eseri olarak cerahat yapıyordu.
Cerh Yaralama, çürütme Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir.
Ceriha Yara Eğer kesmezse, mahbupları adedince mânevî cerihalar oluyor.
Cerrah Operatör Fakat pek şiddetli ameliyat-ı cerrahiye yaptı.
Mecruh Yaralı İnşaallah o bir dahi, bizi mecruh ve yaralı etmeyecek ve düşündükleri ve kasdettikleri bizi birbirinden ve Nurlardan kaçırmak plânları dahi akîm kalacak.
Cim-Ra-Dal (7) +
Ceraid Gazeteler ...o cemaatin ilelebed ve muhalled naşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiye ve her vakit nâşir-i efkârı başta Kur'ân ve tefsirleri (ve bu zamanda bir tefsiri, Risale-i Nur) ve i'lâ-yı kelimetullahı hedef ve maksat eden umum dinî ve müstakim ceraiddir.
Ceride Gazete Ey dinî cerideler! Maksadımız, dinî cemaatlar maksatta ittihad etmelidirler.
Cirit Atılan sopa Yani, "Ciriti istemek yolunda, sabah, atımın yüzüne yed-i beyzâsıyla bir tokat vurdu. Atım dahi kısasını almak için tayyar olan subha erişti, yere vurdu, içinde dört ayağıyla gezindi. Demek atım çal'dır."
Mücerred Soyut; bekar; bileşik olmayan Mektubunuzda "Mücerred لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ kâfi midir?
Mütecerrid Soyutlanmış Asrımızda şark ve garpta fâzıl ve muktedir çok ulema yok değildir; fakat fâni menfaatlerden mütecerrid, sırf nur-u Bâkî ile mütenevvir ve mütelezziz gavs-ı ferid makamında en ziyade bir mutemede ihtiyaç vardır.
Tecerrüd Sıyrılmak Vücub ve tecerrüdün hadsiz kolaylığa ve nihayetsiz suhulete sebebiyet vermeleri, gayet derin bir sırdır.
Tecrid İzole etme Yirmi iki sene tecrid-i mutlak içinde geçen hayatım ve yetmiş beş yaşında vücudumun aşılara tahammülü yoktur.
Cim-Ra-Ra (7) +
Car Harf-i Cer Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır.
Cerrar Para toplayan Bence imâreti, ne nâm ile olursa olsun, medâr-ı maişet edenler bir nev'i cerrar ve aceze ve seeledir—fakat hilebaz kısmında...
Cer Eskiden köy imamlarının zekat toplamaya çıkması; kelimenin sonunun esre olması Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi, ilmi vasıta-i cer etmekle ittiham ediyorlar, "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar.
Helümme Cerra Var, kıyas eyle! Bir kısmı da sadece rü'yet-i Cemal-i İlahîyi arzu eder.. ve helümme cerra...
İncirar Varma, ulaşma Bu dahi devam ederse, tàtile, yani hâlıksızlığa incirar eder.
Mecerretüs-Sema Samanyolu ...seyyârât ve nücumun harekâtına müsait olmuş ve Samanyolu denilen mecerretü's-semâdan, tâ en yakın seyyareye kadar, muhtelif vaziyet ve teşekkülde yedi tabaka, herbir tabaka...
Mecrur Başında harf-i cer bulunan kelime Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır.
Cim-Ra-Mim (4) +
Cirm Hacim, cüsse; yıldız Küre-i arzdan bin defa büyük cirmlerle müsademenin ne derece dehşetli olduğunu kıyas edebilirsin.
Cürüm Günah, suç Bunları tetkikle altında cürüm aramak insafsızlıktır, başka birşey değildir.
Ecram Cansız cisimler; yıldızlar Fennen ve aklen, belki müşahedeten sabittir ki, ecrâm-ı ulviyenin câzibe ve dâfia gibi kanunlarının rabıtası ve ziya ve hararet ve elektrik gibi maddelerdeki kuvvetlerin nâşiri ve nâkili, o fezayı dolduran bir madde mevcuttur.
Mücrim Günahkar + Hattâ bizi cezalardan kurtarmak fikriyle ve Eskişehir meselesi ve Otuz Bir (31) Mart hadise-i meşhuresiyle beni sabıkalı bir mücrim-i siyasî nazarıyla baktırmamak ve sırf din ve iman için hareket ettiğimizi ve siyaset fikri bulunmadığını göstermek fikriyle demişler ki:
Cim-Ra-Ye (6) +
Cari (Cariye) Geçerli, akan + Meselâ, balarısının bir ferdini yaratan bir kudretin hükmü, bütün kâinata cari ve nâfiz olması lâzımdır.
Cereyan Akım, akma Âhirzamanda, dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:
İcra (İcraat) Yürütme Öyle de, rububiyetinde ve icraatında ve icâdâtında dahi şeriki yoktur.
Macera Baştan geçen olay Meselâ, ehl-i Cennet elbette arzu ederler ki, dünya maceralarını tahattur etsinler ve birbirine nakletsinler.
Mecara/Mecari Mecralar Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri;...
Mecra Yol, kanal + İnşaallah, bu sıkıntılı hâdise dahi, münafıkların aks-i maksuduyla, Risaletü'n-Nur'un fütuhatını başka mecrâlarda teshile vesile olur.
Cim-Ze-Elif (5) +
Cüz' (Cüzi) Parça + Küllî, cüz'î kadar kolaydır. Cüz, küll kadar kıymetlidir.
Cüzdan Para kabı; bilgi defteri Fakat nümune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:
Ecza Parçalar Meselâ, nasıl ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda harika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir.
Mütecezzi Parçalara bölünebilir İnsan gibi mümkin, fâni, bekà-yı nev'ine muhtaç ve cismanî ve mütecezzî, tekessüre kabil ve âciz, dünyaperest, yardımcı bir vârise muhtaç ve müştak mahlûklar için ...
Tecezzi Parçalara ayrılma Bu kâinat, o sırla, değil yalnız tecezzî kabul etmez bir külldür; belki mahiyetçe, inkısam ve iştiraki ve tecezzîsi imkânsız ve müteaddit elleri kabul etmez bir küllî hükmüne geçtiğinden,...
Cim-Ze-Ra (2)
Cezair Adalar Sen Cenab-ı Hakk 'ın masnuatında tefekkür ettiğin zaman, kendini bir Japon veyahut Cezair-i Bahr-i Muhit'ten birisi farzeden bir Osmanlı Müslüman gibi tefekkür et ki;
Cezire (Yarım)ada Hem herkes o cezireye bakıyor, oradan birşeyler bekliyor, oradan emir alıyorlar.
Cim-Ze-Ayn (1) +
Cez'a/Ceza Sabırsızlıktan üzülme Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde cez'a iltica etmemek elzemdir.
Cim-Ze-Fe (1)
Mücazefe Aldatma; tartmadan satma Şu âyet haktır, akla münâfi olamaz, hakikattir. Mücâzefe, mübalâğa, içinde bulunamaz.
Cim-Ze-Lam (2)
Cezalet Sözün muhkem ve fasih olması Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını cezâlet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belâğat-i edâdan alacaktır.
Cezil Bol; bozuk olmayan ifade İlm-i nâfidir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.
Cim-Ze-Mim (2)
Cazim (Cazime) Cezm ile okutan; cezmeden Huruf-u câzimeden olan لَمْ istikbalden mâzi derelerine fırlatıyor.
Cezm/Cezim Kesin karar, azim; harfte sükun işareti ...bu küçük sûrenin üç âyetinden sülüs ve tamamında otuz cüz Kur'ân'a, hattâ her harfinde bir sûreye işaret ve delâlet mevcut olduğunu cezmettim.
Cim-Ze-Ye (4) +
Ceza Karşılık + Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez.
Cizye Gayr-ı müslüm vergisi + Hariçte olsa, musalâha etse; dahilde olsa, cizye verse İslâmiyetçe hayatı mahfuzdur.
Mücazat Ceza, karşılık Bir sultan, itaat edenlere mükâfat ve isyan edenlere de mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir.
Tecziye Cezalandırmak Hem meselâ, adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim, mazlumların haklarını vermekten ve mazlumların teşekkürlerinden ve zalimleri tecziye etmekle mazlumların intikamlarını almaktan nasıl memnun olur, bir zevk alır.
Cim-Sin-Dal (4) +
Cesed/Ceset Vücud, beden + Lâfz, mânâ zararına kalınlaşır. Ruh, cesed hesabına zayıflaşır.
Ecsad Cesetler Ecsâdın def'aten inşasının misâli ise:
Mütecessid Cesetleşmiş Memnu heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riyâ-yı mütecessiddir.
Tecessüd Cesede bürünmek Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevî hâcâtını muvakkaten bırakmakla, uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir.
Cim-Sin-Ra (3)
Cesaret Korkaklık zıttı Fakat Risale-i Nur dairesine girenler, şahsî cesaretlerini kıymetleştirmek için, sarsılmaz bir sebat ve metanete ve ihvanlarının tesanüdüne cidden çalışmaya sarf edip, o cam parçası hükmünde şahsî cesaretini, hakikatperestlik sıddıkiyetindeki fedakârlık elmasına çevirmek gerektir.
Cesur Korkak olmayan Meselâ iki kardeş var. Birisi cesur, kendine güvenir; diğeri hamiyetli, milliyetperverdir.
İctisar Cesaret etme Şu tulûatımı arza ictisâr ediyorum:
Cim-Sin-Sin (4) +
Casus Gizli ajan Risale-i Nur'un intişarına karşı gelen bütün düşman ve casuslara mukabil bir tek fare çıktı, plânlarını zîr ü zeber etti.
Cessas Gizlice araştıran ...on sene koca Isparta vilâyetinin hassas ve cessas memurlarına böyle teşkilât sezdirmeyen bu adamdan, ...
Mütecessis Gizlice araştıran Yahut, zannediyor musunuz ki, hayatınızın makinesinde derc edilen şu nazik letâif ve mâneviyat ve şu hassas âzâ ve âlât ve şu muntazam cevarih ve cihazat ve şu mütecessis havas ve hissiyatın gaye-i yegânesi, şu hayat-ı fâniyede nefs-i rezilenin, hevesât-ı süfliyenin tatmini için istimaline mi münhasırdır?
Tecessüs Araştırma Muzahrafat-ı arziyenin mümessilât-ı habiseleri olan casus şeytanları, temiz ve temizlerin meskeni olan semâyı telvis etmemek ve nüfus-u habise hesabına tecessüs ettirmemek için, edepsiz casusları korkutmak için atılan mancınıklar ve işaret fişekleri misillü, o şeytanları ebvâb-ı semâdan o şahaplarla red ve tarddır.
Cim-Sin-Mim (10) +
Cesamet Büyüklük, irilik Sonra, küçük küçük taifeler bir ordu teşkil eder gibi, o parça parça bulutları telif edip, kıyamette seyyar dağlar cesamet ve şeklinde ve rutubet ve beyazlık cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan o sehab parçalarından, âb-ı hayatı bütün zîhayata gönderiyor.
Cesim İri Ve şu hikmete binaen, elbette cesîm, muhteşem, geniş bir saray yapmaya başlar.
Cisim Nesne + Cisim ihtiyarlanırsa, enâniyet genç kalır.
Cismani Cisimle ilgili Evet, Cennet, bütün lezâiz-i mâneviyeye medar olduğu gibi, bütün lezâiz-i cismaniyeye de medardır.
Ecsam (Seyyar) cisimler Bazı rivâyâtın işârâtıyla ve intizam-ı âlemin hikmetiyle denilebilir ki, bir kısım ecsâm-ı seyyare, seyyarattan tut, ta katarâta kadar, bir kısım melâikenin merâkibidirler.
Mücessem (Mücesseme) Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş Kalb ise, şu herbiri birer âyet-i mücesseme hükmünde olan şu ağaçlardan sırr-ı tevhidi, bu i'câzın ulüvv-ü nazmından okuyor.
Mücessime Allah'ı -haşa- insan suretinde gören batıl görüş ...Mûtezile, Cebriye, Mürcie, Mücessime gibi dalâlet fırkalarını İslâmiyetten intâc eden mesâil-i diniyedeki istibdad-ı ilmîdir ve nefsü'l-emirde mukayyed olan şeyde ıtlaktır.
Mütecessim Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş Memnu heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riyâ-yı mütecessiddir.
Tecessüm Cisimleşme, görünür hale gelme Din-i İsevînin hakikîsini esas tutan İsevî ruhanîlerin cemaati ve onlara karşı dinsizliği tervice başlayan cemaat tecessüm etseler, bir minare yüksekliğinde bir insanın yanında, bir çocuk kadar da olamaz.
Tecsim Cisimleştirme Hatta, eğer bir dimağ büyütülse, maânî tecsim edilir ise, şu fırak sinematografvârî o dimağda temessül ettiği görülecektir.
Cim-Ayn-Lam (2) +
Cail Getiren + ...insanın ahvâli, vaziyetleri ne tabiatın iktizasıdır ve ne de fıtratın icabıdır; ancak bir câilin ca'li iledir.
Ca'l/Cal Getirme ...insanın ahvâli, vaziyetleri ne tabiatın iktizasıdır ve ne de fıtratın icabıdır; ancak bir câilin ca'li iledir.
Cim-Fe-Ra (1)
Cifr/Cifir Cifir ilmi Şu remizlerin esası, ilm-i cifrin mühim bir düsturu ve ulûm-u hafiyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gaybiye-i Kur'âniyenin mühim bir miftahı olan tevafuktur.
Cim-Fe-Nun (1) +
Cefne Tekne Elini kaldırdı; o cefne (yani tekne) lebâleb dolu kaldı.
Cim-Fe-Vav (1) +
Cefa Zahmet Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ-ender, fenâ-ender hebâdır, bil.
Cim-Lam-Be (2) +
Calib Çağıran, getiren Gecelerde, sabaha kadar câlib-i dikkat bir hal-i hâşiâne ile ubudiyette bulunurlar.
Celb/Celp Getirtmek, (üzerine) çekmek İşte, beşerin, san'at ve fennin imtizacından süzülen, maddî ve mânevî fevkalâde hassasiyetinden tezahür eden ispritizma gibi celb-i ervah ve cinlerle muhabereyi, şu âyet en nihayet hududunu çiziyor ve en faideli suretlerini tayin ediyor ve ona yolu dahi açıyor.
Cim-Lam-Dal (5) +
Celadet Kuvvetlilik Bu mesleğe göre, Hazret-i Mûsâ aleyhisselâm, Hazret-i Azrail aleyhisselâma değil, belki Azrail'in bir avânesinin misalî cesedine, fıtrî celâletine ve hulkî celâdetine ve Cenâb-ı Hakkın yanında nazdar olmasına binaen, ona bir tokat aşk etmek gayet makuldür.
Cellad/Cellat Öldürme görevlisi Siz de, لَيْسَ لِلاِنْسَانِ اِلاَّ مَا سَعٰى olan mücâhid-i âlicenabı o cellâd-ı sehhara gönderiniz.
Cild/Cilt Deri; kitap kabı ...zîhayatın yediği gayet muhtelifü'l-cins taamlardan o zîhayata bir lâhm-ı mahsus yapmak, bir cild-i basit dokumak gibi san'atlar, Zât-ı Ehad-i Samed olan Sultan-ı Ezel ve Ebedin sikke-i hassasıdır, hâtem-i mahsusudur, taklit edilmez bir turrasıdır.
Mücelled Ciltli kitap Şu Birinci Nurun hakikatini misallerle tavzih etsek, birkaç mücelled lâzım.
Tecellüd Yiğit görünme Hem zâlime karşı miskinliği esas tutan Hıristiyanlık, nihayat tecellüd; cebbarlıkta ve zâlime karşı cihad, izzet-i nefsi esas tutan İslâmiyet—eyvah!—nihayet miskinlikte karar kıldı.
Cim-Lam-Sin (4) +
Celse Oturum ...iddianameye karşı verdiğim itiraznamem ve son celse-i muhakemede esasa dair beş umdeyi hâvi tahriri takdim ettiğim ikinci itiraznamem...
Cülus Tahta çıkma merasimi ve hediyesi Evet, nasıl ki bir padişah, müddet-i saltanatında, belki her senede, ya cülûs-u hümayun namıyla veyahut başka bir şâşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar.
Mecalis Meclisler + Geçmiş zaman bir mezar-ı ekber olmadığını, belki, zaman-ı istikbale inkılâp eden binler mecâlis-i münevvere ve mecma-i ahbap, binler menazır-ı nuraniye gördüm.
Meclis Oturulan toplantı (yeri) Bâhusus, bu mücâhidîn kumandanlar ve Büyük Meclis taklid edilir. Kusurlarını millet ya taklit veya tenkit edecek; ikisi de zarardır.
Cim-Lam-Lam (5) +
Celal Yücelik + Ey Kadîr-i Hakîm, ey Rahmân-ı Rahîm, ey Sâdıku'l-Va'di'l-Kerîm, ey izzet ve azamet ve celâl sahibi Kahhâr-ı Zülcelâl,
Celil Yüce ...fırtınalı bir denizden, zelzeleli bir zeminden sor. "Ne diyorsunuz?" de. Elbette "Yâ Celîl, yâ Celîl, yâ Azîz, yâ Cebbâr" dediklerini işiteceksin.
Celle (Celaluh) (Şanı) yüce olsun O ise Cevâd-ı Mutlak Celle Celâlühûnun merhameti, cûdu bırakmaz ki, verdiği nimet-i vücudu geri alsın.
Ecell En üstün Ve o emârâtı görünen adaletten daha ecell bir adalet yoktur.
Mecelle Mecmua Kur'ân'ın telkin ve Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) tebliğ ettiği esâsâttan mükemmel bir ahlâk mecellesi vücut bulur.
Cim-Lam-Vav (10) +
Celi Parlak Evet, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı talim eden Cenâb-ı Hakka kasem ederim ki, o Beşîr ve Nezîrin (a.s.m.) basar ve basîreti, hakikatı hayalden tefrik edememekten münezzehtir, celildir, celîdir;
Cila Parlatıcı ...şu kesif, câmid âlemi, zerrâtın hareketiyle, hayatın nuruyla cilâlandırıyor, eritiyor, güzelleştiriyor, güya lâtif bir âleme gitmek için ziynetlendiriyor.
Cilve Belirti, eseriyle kendini belli etme İsm-i Hayyın cilve-i âzamı, o bütün mevcudat-ı zîhayatı cilvesiyle şulelendirmiş, kâinatı nurlandırmış, bütün zîhayat mevcudatı cilvesiyle yaldızlıyor.
Ecla Çok parlak, çok güzel Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiyatıyla alındığı için, en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.
İncila Parlama, cilalanma Âfitâbın nuru zâildir, bu nur emân verir,/Subh-u mahşerde uyûn-u mü'minîne incilâ.
Mücella Parlak, cilalı Vicdandaki tecellî aynen böyle cilvedir ki incizap ve cezbe iki musaffâ cânı, İki mücellâ camdır.
Münceli Parlayan Cennet ise, esasatıyla beraber ebedî ve muhkem bir şekilde tecellî eder ve müncelî olur.
Mütecelli Görünen, kendini gösteren Esmâ-i mütecelliye-i İlâhiyenin definelerindeki cevherleri, cihazat-ı mâneviyelerinin mizanlarıyla tartıp bilmek makamında, tenzih ve takdis ve medih vazifesine başladılar.
Tecella Görünme İlhâmımı mestetti tecellâ-yı cemâlin;
Tecelli Görünme Belki hikmeten daha acip ve intizamca daha garip bir surette, hikmet ve inâyet-i İlâhiye tecelli ediyor.
Cim-Mim-Dal (7) +
Cemadat Cansızlar Cemâdat, birer cenaze suretini gösterecekti. Hayvan ve insanlar, eytam gibi zeval ve firakın korkusundan vâveylâlara düşeceklerdi.
Camid (Camide) Cansız, donuk + ... müşriklerin en mühim, en parlak mâbud zannettikleri güneş, musahhar bir lâmba, câmid bir mahlûktur.
Cemaziyelevvel/Cemaziyelevvelahir (aslı cemadiyelevvel/cemadiyelahir) Kameri 5./6. ay Size Cemaziye'l-Âhir ayında vuku bulan bir hâdise-i semâviye münasebetiyle bir mesele beyan edeceğim.
Cemed Buz Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiyatıyla alındığı için, en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.
Cumudiyet Donukluk, katılık Hem ekmek ve yoğurt gibi esbab-ı zâhiriyenin besatetleri ve mahdudiyetleri ve inhisarları ve bir zabt altında bulunmaları ve bazılarının yalnız araziyetleri (yani mana, hakikat ve cevher değil, belki yalnız kabuk, dışyüz ve suret olmaları) ve zatında zaafları ve ölülükleri ve cumudiyetleri ve bilmüşahede şuursuzlukları ve iradesizlikleriyle beraber;
İncimad Donma Dağların aslı, hilkaten bir madde-i mâyiadan incimad etmiş taşlar olduğu fennen sabittir.
Tecemmüd Donmak, katılaşmak Sonra gaflet ve inkârla o enaniyet tecemmüd eder.
Cim-Mim-Sin (1)
Camus Su sığırı, manda Yirmi camus birbiri içinde hareket etse ne kadar velveleli bir hercümerce sebebiyet verdiği malûm.
Cim-Mim-Ayn (16) +
Camia Topluluk; çok yönlü; üniversite Şu iki âyet-i câmianın ifade ettiği vücub ve vahdâniyet-i İlâhiye ve evsâf ve şuûnât-ı Rabbâniyeye, âlem-i asgar ve ekber olan insan ve kâinatın vech-i delâletlerini, mücmel ve kısa bir surette beyanlarını isteriz.
Cami Toplayan, ibadet yeri; Allah'ın ismi + Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Isparta'daki Askeri

Birlikler İçin İnşa Olunan Cami-i Şerifin Temeline İlk Harcı Koyarken

Cem' Toplama; çoğul; halk + Birbirine zıt olan bu şeyleri cem etmekle derece-i azametini bir derece göstermiştir.
Cemi' Hepsi, tümü + Buna delil; cemî'-i edyân-ı semâviyenin icmaıdır.
Cemiyet Toplum, kurum ...Denizli Mahkemesi, yine dokuz ay cemiyetçilik ve tarikatçılık gibi birkaç bahaneyle, yirmi senelik bütün mektubat ve telifatlarını inceden inceye tetkikle beraber,...
Cemaat İnsan topluluğu Hususan, ekseriyet-i mutlaka ile Ehl-i Sünnet ve Cemaat mezhebinde olan evliya ve asfiya, onu mürşid ve Şah-ı Velâyet biliyorlar.
Cevami Toplu şeyler İşte bu kısacık hadisin câmiiyetine, sair cevâmiü'l-kelim olan hadisler kıyas edilsin.
Cuma/Cumuah Namaz günü + ...Denizli'de vekillerin eliyle alınması hengâmlarında yine aynen leyle-i Miraca ve leyle-i Regaibe tevafuk ederek aynen onlar gibi Cuma gecesinde kesretli rahmet ve yağmurun bu memlekette gelmesi,...
Ecmain/Ecmaun Cümlesi + ...ashâb-ı Resulullah rıdvanullahi aleyhim ecmâin hazeratının şahsiyet-i maneviyesinin küçük bir cilvesinin gölgesini temsil eden Mübarekler Heyetinin iki âzâsının yüksek iltifatlarına mazhar etmiştir ki, ...
İcma Fikir birliği Enbiyaların (aleyhimüsselâm) icmâı, nasıl ki vücud ve vahdâniyet-i İlâhiyeye gayet kuvvetli bir delildir;...
İctima/İçtima (İctimai, İctimaiyyat) Toplanma/toplumsal/toplumbilim Evet, nur gibi köşelerinde ve mekatı'larında ictimâ edip zülâl-i belâğat fışkırıyor.
Mecma Toplanma, birleşme yeri + Salât-ı Kübrâdan çekilmem, Mecma-ı Ekberden çekinmem.
Mecmu Toplanmış hal + Bahusus mecmu-u harekâtının imtizacından ciddiyet, hakkıyet şu'le-i cevvale gibi; ve in'ikasatından ve muvâzenatından sıdk ve isabet berk-i lâmi' gibi tezahür ve tecelli ediyor.
Mecmua Dergi, toplanmış eser Her kısmın fihristesi, yani, Sözler kısmının fihristesi Sözler mecmuasında bulunduğundan, Mektubat ve Lem'alar'ın da kendilerine âit fihristeleri o mecmuaların âhirlerine ilhâk edildiğinden burada yazılmadı.
Müctemi Toplanmış + Bu on işaretin ekserîsi, ekser âyetlerde müctemian beraber bulunup hakikî bir nakş-ı i'câzî teşkil ederler.
Tecemmu' Toplanma Ve neticesinde ve meyvesinde, yine bütün o zîhayatın mânâsı süzülüp onda tecemmu eder, tarihçe-i hayatını ona bırakır.
Cim-Mim-Lam (10) +
Cemal Güzellik + Çünkü fıtrat-ı beşeriyede cemâle karşı bir muhabbet ve kemâle karşı perestiş etmek ve ihsana karşı sevmek vardır.
Cemel Deve + Cemel Vak'ası denilen Hazret-i Ali ile Hazret-i Talha ve Hazret-i Zübeyr ve Âişe-i Sıddîka (rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn) arasında olan muharebe, adalet-i mahzâ ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir.
Cemil Güzel + Belki bütün san'atlar, bütün esmâsı kudsiyye ve cemile olan Cemîl-i Mutlak Zât-ı Zülcelâlin müteceddid san'atları, mütehavvil nakışları, müteharrik aynaları, müteakip sikkeleri, mütebeddil hâtemleri olduklarını gösteriyorlar.
Cümel Cümleler ...kemâl-i selâset ve cezâlet ve şâyân-ı gıbta ve hayret, dirayeti müştemil ve cami ve cümel ve fıkarât ism-i Bedî' ve Hakîmin bir cilve-i hâssa ve mümtazesidir, dersem binden bir hakkını bile vermiş olamam.
Cümle (Bilcümle) Anlamlı kelimeler topluluğu; hepsi + Size gönderdiğimiz Hizbü'l-Ekberi'l-Kur'ânî'nin başında yazılan ünvan içinde bir cümle noksan kalmış.
Ecmel En/daha güzel ...mecmu-u kâinattan, yıldızlardan tut, tâ nebâtat, hayvânat, maâdin, tâ cüz'iyat ve efrada ve zerrelere kadar görünen intizam-ı ekmel ve insicam-ı ecmel, o ferdiyete, o vahdete hiçbir cihetle şüphe getirmez bir şahid-i âdil, bir burhan-ı bâhirdir.
İcmal Kısaltma İcmal, bazan tafsilden daha vâzıh olur.
Mücemmil Güzel yaratan Allah ...Sâni-i Hakîm, Kerîm, Rahîm, Muhsin, Mün'im, Mücemmil, Mufaddılın vücub-u vücudunu ve vahdetini ve cemâl-i rahmetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir.
Mücmel Kısa, topluca Mücmel olsun ki, lüzumlu olmayan tafsilden nefret etmesinler.
Tecemmül Güzelleşme İşte, ehl-i izzet ve tefahur olan kavm-i Arabın tabiatlarındaki meylü'r-râic saikasıyla müsabaka ederek, o kâsid kizbi terk edip ve râic sıdk ile tecemmül ederek adaletlerini âleme kabul ettirmişlerdir.
Cim-Mim-Mim (1) +
Cem Halk; pek çok + Meselâ, bütün İstanbul ahalisi, Ramazan'ın başında ayı görmediğinden nefyetse, iki şahidin ispatıyla o cemm-i gafîrin nefiy ve ittifakı sukut eder.
Cim-Mim-He-Ra (2)
Cemahir Cumhurlar İnşaallahü Teâlâ, cemâhir-i müttefika-i İslâmiye de meydana gelecek ve İslâmiyet, dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır.
Cumhur (Cumhuriyet) Çoğunluk (yönetimi) Kur'ân'ı inzal etmekten maksat, cumhur-u nâsı irşad etmektir. Cumhur ise avamdır.
Cim-Nun-Be (8) +
Canib/Canip Yön + Halbuki Vâcibü'l-Vücudun canibinden, kudret-i tâmmesi nokta-i nazarından bu meseleye temaşa etmek gerektir.
Cenab Büyüklük ifadesi Uluvv-ü cenâb, uluvv-ü himmet bunlardadır.
Cenb Taraf + Ve bu vicdanın mevkii ise, insanın iki cenbi (yani) ortasında, göğsünün altında, midesinin başı üstündedir.
Cenub Güney Denizin orta ve cenubu tarafından yüze yüze sahile gelen bir genç, omuzundaki bir sabanı sahile çıkardı.
Ecanib Yabancılar Öyle de, şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecânibin istilâsı ânında ve bid'aların kesreti vaktinde ve dalâletin tahribatı hengâmında, içtihad namıyla, kasr-ı İslâmiyetten yeni kapılar açıp, duvarlarından muharriplerin girmesine vesile olacak delikler açmak, İslâmiyete cinayettir.
Ecnebi Başka milletten, yabancı Ecnebî seyircileri ise, ecnebîlerin naşir-i efkârı olan gazetecilerdir.
İctinab/İçtinab Sakınmak, uzak olmak Onu ihsas eden hâlâttan şiddetle ictinap ediyoruz.
Tecennüb/Tecennüp Sakınma Yeni Said niçin bu kadar şiddetle siyasetten tecennüb ediyor?
Cim-Nun-Ha (2) +
Cenah Taraf, kanat + Divane bir kumandan gibi yapma ki, sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp, merkezi zayıf bırakıp, düşman ednâ bir kuvvetle merkezi harap eder.
Ecniha Taraflar, kanatlar Nasıl ki, Yirmi Beşinci Sözde beyan edildiği gibi, Sûre-i İhlâs içinde, otuz altı Sûre-i İhlâs miktarınca, herbiri zi'l-ecniha olan altı cümlenin terkibatından müteşekkil bir hazine-i ilm-i tevhid bulunuyor ve tazammun ediyor.
Cim-Nun-Dal (2) +
Cünd Ordu, asker + Melâike-i İlâhî, bir ümmet-i azîme, hem bir cünd-ü Sübhânî,...
Cünud Askerler Öyle de, vahşîden çok vahşi olan ehl-i dalâletin, cünûd-u semâvât ve arza mâlik olan Sultan-ı Ezel ve Ebedin muhteşem kışlası olan şu kâinata ve Mabûd-u Ezelînin mescid-i kebîri olan şu âleme girdikleri vakit,...
Cim-Nun-Dal-Be (1)
Cündüb Çekirge Musibet geldikçe bana bağırıyorlar. Tatlı yendikçe Cündüb çağrılıyor. (Müellif)
Cim-Nun-Sin (4)
Cinas Birçok manaya gelebilen söz Fenn-i bedîa ait olan cinaslar ve sanat-ı lafziye gibi fenn-i bedî' nakışları şart-ı makbuliyeti, adem-i kasddır.
Cins (Cinsiyye) Tür Amel, cins-i cezadır. Ceza, cins-i ameldir.
Ecnas Cinsler Lisan-ı şer'îde, o ecnâs-ı muhtelifeye "melâike ve ruhaniyat" tesmiye edilir.
Mücanis Aynı cinsten Şöyle bir hâkimin müftüsü de ona mücanis olup, bir şûrâ-yı âliye-i ilmiyeden tevellüd eden bir şahs-ı mânevî olmak gerektir.
Cim-Nun-Nun (10) +
Cân/Can Cinler + ...makamı ve revacı, bi'l-hadsi's-sadık makbul-ü melek ve ins ve cân bir kitab-ı semavîdir.
Cenan (Cenani) Kalp (ile ilgili) Belki onda doğruluk, hem de sıdk-ı cenanî, o demiri parçalar.
Cenin Rahimdeki çocuk Şu sualinizin meâli gösteriyor ki, ehl-i ilhad tarafından tenkit suretinde, Mugayyebât-ı Hamseden yağmurun gelmek vaktine ve rahm-ı mâderdeki cenînin keyfiyetine itiraz edilmiş.
Cennet Ahiret bahçesi + O kadar büyük ve hâli bir Cennet neye yarar?
Cinn Görülmeyen varlık + Yani, Kur'ân'dan tereşşuh etmeyen ve Kur'ân'ın malı olmayan ins ve cinnin bütün güzel sözleri toplansa, Kur'ân'ı tanzir edemez demektir. Hem edememiş ki, gösterilmiyor.
Cinan Bahçeler, cennetler ...meyvesi bihakkalyakîn rahmet-i Rahmân ve dâr-ı cinân; makamı ve revacı, bi'l-hadsi's-sadık makbul-ü melek ve ins ve cân bir kitab-ı semavîdir.
Cinnet Delilik + Bakar ki, vicdanı, binler âmâl (emeller) ve emanî ile dolu gürültülerinden cinnet getirecek bir hale gelir.
Cünun Delilik Eğer hükûmet böyle olursa, yaşasın cünun!
Ecinni Cinler Batn-ı Nahl denilen nam mevkide, Nusaybin ecinnîleri ihtidâ için Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma geldikleri vakit, bir ağaç o ecinnîlerin geldiklerini haber verdi.
Mecnun Deli + İşte, muvakkat veya daimî meczup olduklarından, mânen "mübarek mecnun" hükmünde oluyorlar.
Cim-Nun-Ye (2) +
Cani Katil, suçlu Bir sivrisinek öldürüyor o şâh-ı cihânı,/Atmıştı Halil'i âteşe çünkü o canî.
Cinayet Katl, günah İşte böyle bir cinayet-i âmmeye ve hadsiz bir tecavüze karşı beşerin küçüklük ve ehemmiyetsizliği noktasına değil, belki zâlimâne cinayetinin azametine ve kâfirâne tecavüzünün dehşetine karşı,...
Cim-He-Dal (6) +
Cehd Gayret + Hem kendini o bozuk cemiyete ve kimselere kaptırmıyor; bilakis Risale-i Nur'u neşrederek imanî esasların zayıflaması neticesi olarak bozulan o cemiyeti ikna ve ıslah etmek cehdine sahip oluyor.
Cihad/Cihat Allah yolunca gayret, savaş + Cihad farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur.
İctihad/İçtihad/İçtihat Hüküm çıkarma Süfyan on senede içtihadı tahsil etmişse, şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin.
Mücahede Savaşma Mücahede cephesinde bazı zaiflerin geri çekilmesi cesurlarda daha ziyade kahramanlık damarını tahrik ettiği gibi, Nur fedakârları, vehhamların çekilmesiyle daha ziyade gayret ve sebata, belki şevkle daha ziyade çalışmaya sebep olmak gerektir.
Mücahid Cihad eden + Demek ki, iman ve Kur'ân uğrunda candan ve cihandan geçen mücahidlere, büyük Allah, hakikat ve hidayet yollarını göstereceğini vaad buyuruyor.
Müctehid/Müçtehid İctihad eden ...benim gibi biçare günahkâr bir adamın arkadaşlığını evliyalara, belki de eğer bulunsaydı müctehidlere dahi tercih ettiler.
Cim-He-Ra (1) +
Cehr (Cehri) Açık(tan) + Kezâlik, Kâdirîler de, zikr-i cehrî sayesinde tabiat tâğutlarını tarümâr etmişlerdir.
Cim-He-Ze (3) +
Cihaz (Cihazat) Alet Âleme tecellî eden esmâ-i kudsiye-i İlâhiyenin bütün tecelliyâtının aksamını, birer birer, size o cihazat vasıtasıyla bildirip tattırmaktır.
Mücehhez Donatılmış Risalet ve İslâmiyetle mücehhez olan hakikat-ı Muhammediyedir ki, risalet noktasında en muazzam icmâ ve en vâsi tevatür sırrını ihtiva eden mecmû-u enbiyânın şehadetini tazammun eder.
Techiz/Teçhiz Donatma Hem zeminde kısa bir zamanda hadsiz vazifeler gören ve hadsiz bir zaman yaşayacak gibi istidat ve mânevî cihazatla techiz edilen ve zemin mevcudatına tasarruf eden insan için,...
Cim-He-Lam (8) +
Cahil (Cahiliyye) Bilmeyen (cahillik dönemi) + Ve senin gibi âciz, câmid, câhil esbabla mı?
Cehl/Cehil Cehalet Cehil, mecazı eline alsa hakikat yapar
Cehalet Bilmezlik + İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın, dinde hissesi, beytü'l-ankebut gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur; taklittir, onu telâşa düşürttürür.
Cehul Çok cahil + Hadsiz eşyaya muhtaç olduğu için, sıga-i mübalâğa ile, "cehûl"dür.
Echel Daha (en) cahil İşte, şu cihette münkir kâfir ne kadar feylesof, âlim de olsa, nihayet derecede bir cehl-i azîm içindedir, bir echel-i mutlaktır.
Mechul/Meçhul Bilinmeyen Çok şeyler var, vücudu bizce bedihî olduğu halde, mahiyeti bizce meçhul.
Tecahül Bilmezlikten gelme Şimdi bunun kalbi ve ruh ve aklı şu elîm vaziyetten gizli feryad ü figan ettikleri halde, nefs-i emmâresi, güya birşey yokmuş gibi tecâhül edip, ruh ve kalbin ağlamasından kulağını kapayıp, kendi kendini aldatarak, bir bahçede bulunuyor gibi, o ağacın meyvelerini yemeye başladı.
Techil Cahilliğini ortaya koyma Menfaati mazarattan tefrik edemedikleri için techil edilmişlerdir.
Cim-He-Nun-Mim (1) +
Cehennem Azap yeri + Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü'l-Firdevste mes'ut kıl! Âmin, âmin, âmin.
Cim-Vav-Be (6) +
Cevap/Cevab Yanıt + Elcevap: İfrâta varmamak, hem galebe çalmamak şartıyla, asl-ı vesvese teyakkuza sebeptir, taharrîye dâîdir, ciddiyete vesiledir.
Ecvibe Cevaplar Üçüncüsü, unsur-u akide ile ecvibe-i Japoniye beyanındadır.
İcabet Cevap (karşılık) verme Öyle suret-i hakîmâne, basîrâne, rahîmânede verir ve icabet eder ki, şüphe bırakmaz, o terbiye ve tedbir öyle Semî' ve Basîre mahsus, öyle bir Kerîm ve Rahîme hastır.
İsticvab Sorgulama Derhal divan-ı harp kurulunda isticvab edilsin.
Mucib Cevap veren, muhatap; Esma + Matluba olan is'af ise, Mucîbin hikmetine tâbidir.
Tecavüb Cevaplaşma Biri, kâinatın heyet-i mecmuasındaki teâvün, tesanüd, teânuk, tecâvübden tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Ulûhiyettir ki, Bismillâh ona bakıyor.
Cim-Vav-Dal (2) +
Cevvad Cömert (Esma) Hem öyle bir cevvâd-ı melike lâyık ve öyle mutî ahaliye şayeste ve öyle edepli misafirlere münasip ve öyle yüksek bir kasra şayan bir surette ikram etti.
Cud Cömertlik İcad-ı eşyada müşevveşiyeti iktiza eden ve intizamsızlığa sebep olan nihayetsiz sehâvet ve bir cûd-u mutlak, gayet derecede bir insicam ve intizam içinde görünüyor.
Cim-Vav-Ra (4) +
Civar Yakın yer Dört sene evvel Erzincan'da ve İzmir civarında vukua gelen hareket-i arz olmuştur.
Mücavir Komşu; Haremeyde oturan ... iki gün evvel de aslen Buharalı ve Medine-i Münevvere'de mücavir ve Mısır'da büyük âlimlerle ve hususan eski Şeyhül-islâmımız ve Dârü'l-Hikmette benim arkadaşım Mustafa Sabri Efendiyle alâkadar ve bu tarafa geleceğine dair onlarla görüşen ve bir derece onların namına mühim bir âlim yanıma geldi.
Mücaveret Komşuluk, yakınlık Nasıl ki, şeytan ile melek-i ilham, kalb taraflarında mücaveretleri var.
Mütecavir (Mütecavire) Yakındakiler + ...tâ ki şua-ı elektrikiye gibi olan askerlik, o aşair-i muhtelife-i mütecavire meyanında bir münasebet-i kimyeviye gibi peyda ederek ...
Cim-Vav-Ze (8) +
Caiz Dinen uygun Halbuki bunlar birbirlerine zıt olduklarından, içtimaları caiz değildir.
Cevaz Dini izin ...fakat hatt-ı harpte, büyük bir ihlâsla, şehidler arasında yazılıp giydirilen o yırtık ibarelerin tebdiline (şehidlerin kan ve elbiselerinin tebdiline cevaz verilmediği gibi) cevaz veremedim ve kalbim razı olmadı.
Ceviz Bir ağaç Hem nasıl ki dağları tartacak derecede gayet büyük ve tam hassas bir teraziye iki müsavî ceviz konulsa, bir küçük çekirdek bir cevize ilâve edilse, terazinin bir gözü dağ başına, bir gözü de derin dereye indirmesi kolaylığı derecesinde, o iki ceviz yerine iki müsâvi dağ mîzanın iki gözüne konulsa, birisine bir ceviz ilâvesiyle bir dağı göklere kaldırır, bir dağı derelere indirir.
İcazet İzin, diploma Ben de herbirinize derecesine nisbeten eski zaman üstadlarının icazet almaya lâyık olan talebelerine icazet-i ilmiyeyi verdikleri misilli icazet veriyorum.
Mecaz Gerçek anlamı dışında kullanılan söz Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikate inkılâp eder, hurâfata kapı açar.
Mütecaviz Sınırı aşan ...hadsiz ve câmid ve cahil, mütecaviz, şuursuz, karmakarışıklık içinde, kör, sağır esbab-ı tabiiyenin karmakarışık ellerine—hadsiz imkânat yolları içinde ve içtima ve ihtilâtla o esbabın körlüğü, sağırlığı ziyadeleştiği halde—...
Tecavüz Sınırı aşma, hakka girme Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
Tecviz İzin verme Amma şeytanın talebesi olan nefs-i emmâre, cismin küçüklüğünü san'atın küçüklüğüne atfetmekle, esbabdan sudûrunu tecviz ediyor.
Cim-Vav-Ayn (1) +
Cu' Açlık + İbrahim Hakkı, "Cû' İsm-i Âzamdır" demesinin muradını bilmiyorum.
Cim-Vav-Fe (2) +
Cevf İç + Bir kısım hayattar ecsam, bir hadis-i şerifte "Ehl-i Cennet ruhları, berzah âleminde yeşil kuşların cevflerine girerler ve Cennette gezerler"...
Tecevvüf İçi boş olma Bu bir cilve-i sırr-ı i'câzdır/Ki Kur'ân'dandır, tecevvüf değil.
Cim-Vav-Lam (3)
Cevelan Dolaşma Edebiyatta vardır üç meydan-ı cevelân; onlar içinde gezer, haricine çıkamaz.
Cevval Hareketli Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, malûm olan ümmiyetiyle beraber, güya gayr-ı mukayyed olan ruh-u cevvale ile tayy-ı zaman ederek,...
Mecal Güç, imkan Hattâ akılları gözlerinde olan maddiyyun ve tabiiyyun dahi mânâ-yı melâikeyi inkâra mecâl bulamamışlar.
Cim-Vav-He (1)
Cah Makam İşte, hubb-u caha meftun ve şöhretperestliğe müptelâ adam (ikinci adam), hadsiz bir cemaatin nazarında esfel-i sâfilîne düşer; ehemmiyetsiz ve müstehzî ve hezeyancı bazı serserilerin nazarında muvakkat ve menhus bir mevki kazanır.
Cim-Vav-He-Ra (3)
Cevahir Cevherler Meselâ, taşları muhtelif cevahirden bir saray-ı muhteşemi yapan ve o taşların vaziyetinde umum sarayın nukuş-u âliyesine bakan mizanlı nakışlarla tezyin eden bir ustanın san'atıyla;...
Cevher Öz, esas İşte, silsile-i hakaik olan şu âyâtın yüzer cevherlerinden, yalnız ifham ve ilzama dair birtek cevher-i beyanîsini icmâlen beyan ettik.
Mücevher (Mücevherat) Değerli taş Herbiri aldığı kıymettar mücevheratı birbirine ve müşterilerine orada gösteriyor.
Cim-Vav-Ye (1) +
Cevv Hava (atmosfer), boşluk + Cevv berrak, sâfi, hiçbir şey yokken, bir mahşer-i acaip gibi, dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor.
Cim-Ye-Be (1) +
Cep/Ceyb Elbise cüzdanı + Bu nükteleri ceyb-i kalbine soktuktan sonra, bu noktalara da dikkat et:
Cim-Ye-Şın (1)
Ceyş Ordu ...Sâriye'ye işittirip, sevkülceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerâmetkârâne kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde, ...
Cim-Ye-Fe (1)
Cife Kokmuş ceset Ehâdisinizde dünya tel'in edilmiş, cîfe ismiyle yad edilmiş.
Cim-Ye-Lam (1)
Ecyal Soylar, nesiller Bak menzilgâh-ı dünyada a'sârnişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle!