Dad (ض) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler: Revizyonlar arasındaki fark
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Değişiklik özeti yok |
Değişiklik özeti yok |
||
| 16. satır: | 16. satır: | ||
!Kelime | !Kelime | ||
!Anlamı | !Anlamı | ||
!Kur'an'da<br />Geçiyor mu? | |||
!Örnek Cümle | !Örnek Cümle | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Be-Be (1)''' | |'''Dad-Be-Be (1)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 24. satır: | 26. satır: | ||
|Dabb | |Dabb | ||
|Keler, kertenkele | |Keler, kertenkele | ||
| | |||
|Arapça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elindeydi. | |Arapça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elindeydi. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Be-Tı (5)''' | |'''Dad-Be-Tı (5)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 32. satır: | 36. satır: | ||
|Mazbut | |Mazbut | ||
|Zaptedilmiş, kayıt altında | |Zaptedilmiş, kayıt altında | ||
| | |||
|Hayat; muhassal-ı mazbuttur, görünür. | |Hayat; muhassal-ı mazbuttur, görünür. | ||
|- | |- | ||
|Zabt/Zapt | |Zabt/Zapt | ||
|Tutma, tespit | |Tutma, tespit | ||
| | |||
|Bazısı su gibidir, elle alınır, fakat zapt altına alınmaz. | |Bazısı su gibidir, elle alınır, fakat zapt altına alınmaz. | ||
|- | |- | ||
|Zâbit | |Zâbit | ||
|Binbaşıya kadar subay | |Binbaşıya kadar subay | ||
| | |||
|Bu müddet içinde kendisiyle beraber esarette bulunan zabitlere dersler veriyordu. | |Bu müddet içinde kendisiyle beraber esarette bulunan zabitlere dersler veriyordu. | ||
|- | |- | ||
|Zabıta | |Zabıta | ||
|(Belediye) polis(i) | |(Belediye) polis(i) | ||
| | |||
|Yirmi sekiz sene zarfında hükûmetin resmî adamlarından bana rast gelenler, hep sıkıntı verdikleri halde, zabıtanın bana hiç sıkıntı vermediği gibi,... | |Yirmi sekiz sene zarfında hükûmetin resmî adamlarından bana rast gelenler, hep sıkıntı verdikleri halde, zabıtanın bana hiç sıkıntı vermediği gibi,... | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ha-Kef (1)''' | |'''Dad-Ha-Kef (1)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 52. satır: | 61. satır: | ||
|Mudhike | |Mudhike | ||
|Gülünen kişi | |Gülünen kişi | ||
| | |||
|Çünkü, zaafiyetini gösteren tekebbürünle, aczini gösteren gururunla, riyayı gösteren tasannuunla kendine mudhike yaparsın. | |Çünkü, zaafiyetini gösteren tekebbürünle, aczini gösteren gururunla, riyayı gösteren tasannuunla kendine mudhike yaparsın. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ha-Vav (1)''' | |'''Dad-Ha-Vav (1)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 60. satır: | 71. satır: | ||
|Duha | |Duha | ||
|Kuşluk | |Kuşluk | ||
|+ | |||
|Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. | |Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Dal-Dal (3)''' | |'''Dad-Dal-Dal (3)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 68. satır: | 81. satır: | ||
|Ezdad | |Ezdad | ||
|Zıtlar | |Zıtlar | ||
| | |||
|Ezdad, sûretlerini mübadele etmişler. | |Ezdad, sûretlerini mübadele etmişler. | ||
|- | |- | ||
|Tezad | |Tezad | ||
|Karşıtlık | |Karşıtlık | ||
| | |||
|Temasül, tezadın sebebidir. | |Temasül, tezadın sebebidir. | ||
|- | |- | ||
|Zıt/Zıd | |Zıt/Zıd | ||
|Karşıt | |Karşıt | ||
| | |||
|Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür. | |Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ra-Be (6)''' | |'''Dad-Ra-Be (6)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 84. satır: | 101. satır: | ||
|Darb | |Darb | ||
|Verme; Vurma | |Verme; Vurma | ||
| | |||
|Yani, temsillerin darbı ve darb-ı meseller, sikkenin darbı kadar kelâma kıymet veriyor. | |Yani, temsillerin darbı ve darb-ı meseller, sikkenin darbı kadar kelâma kıymet veriyor. | ||
|- | |- | ||
| 92. satır: | 110. satır: | ||
|Dârib | |Dârib | ||
|Vuran | |Vuran | ||
| | |||
|Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder. | |Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder. | ||
|- | |- | ||
|Durub | |Durub | ||
|Darbeler; Vermeler | |Darbeler; Vermeler | ||
| | |||
|Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, hakikatleri durub-u emsal ile beyan ediyor. | |Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, hakikatleri durub-u emsal ile beyan ediyor. | ||
|- | |- | ||
|Izdırap | |Izdırap | ||
|Maddî veya mânevî acı | |Maddî veya mânevî acı | ||
| | |||
|Değil dünyevî ızdıraplar, cehennemî azaplar da verilse, bıçaklarla da doğransak, en müthiş ölümlere de maruz bırakılsak, asırlar boyunca milyonlar mübarek ecdadımızın feda-yı can ettikleri bu kudsî hakikata, bizim cânımız da feda olsun. | |Değil dünyevî ızdıraplar, cehennemî azaplar da verilse, bıçaklarla da doğransak, en müthiş ölümlere de maruz bırakılsak, asırlar boyunca milyonlar mübarek ecdadımızın feda-yı can ettikleri bu kudsî hakikata, bizim cânımız da feda olsun. | ||
|- | |- | ||
|Madrub | |Madrub | ||
|Vurulan | |Vurulan | ||
| | |||
|Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder. | |Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ra-Ra (9)''' | |'''Dad-Ra-Ra (9)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 112. satır: | 135. satır: | ||
|Darr | |Darr | ||
|Zarar | |Zarar | ||
| | |||
|Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde dârrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı, bilir misin ki sırrı? | |Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde dârrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı, bilir misin ki sırrı? | ||
|- | |- | ||
|Izrar | |Izrar | ||
| | |||
|Zarar verme | |Zarar verme | ||
|...hodfuruş, şöhretperest, riyâkâr insanlar ve az birşeyle iktidarlarını göstermek ve ihâfe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler. | |...hodfuruş, şöhretperest, riyâkâr insanlar ve az birşeyle iktidarlarını göstermek ve ihâfe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler. | ||
| 120. satır: | 145. satır: | ||
|Iztırar | |Iztırar | ||
|Çâresizlik, mecbûriyet | |Çâresizlik, mecbûriyet | ||
| | |||
|Abd, bir ağaç gibi bütün bütün ıztırar ve cebir altında değildir. | |Abd, bir ağaç gibi bütün bütün ıztırar ve cebir altında değildir. | ||
|- | |- | ||
|Mazarrat | |Mazarrat | ||
|Zarar, ziyan | |Zarar, ziyan | ||
| | |||
|Muhakkak bir maslahat, mazarrat-ı mevhume için feda edilmez. | |Muhakkak bir maslahat, mazarrat-ı mevhume için feda edilmez. | ||
|- | |- | ||
|Muzır | |Muzır | ||
|Zararlı | |Zararlı | ||
| | |||
|O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehâsin-i medeniyet ve fünun-u nâfiadan başka olan mâlâyâni ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa'nın şahs-ı mânevîsine karşı demiştim: | |O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehâsin-i medeniyet ve fünun-u nâfiadan başka olan mâlâyâni ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa'nın şahs-ı mânevîsine karşı demiştim: | ||
|- | |- | ||
|Muztar | |Muztar | ||
|Zorda kalmış, mecbur kalmış | |Zorda kalmış, mecbur kalmış | ||
| | |||
|Belki nevâmis-i fıtratta "kuvâ-yı sâriye" diye bir cihette tasdike muztar olmuşlar. | |Belki nevâmis-i fıtratta "kuvâ-yı sâriye" diye bir cihette tasdike muztar olmuşlar. | ||
|- | |- | ||
|Muztarib | |Muztarib | ||
|Iztırap içinde kıvranan | |Iztırap içinde kıvranan | ||
| | |||
|En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır. | |En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır. | ||
|- | |- | ||
|Zarar | |Zarar | ||
|Kötü sonuç, ziyan | |Kötü sonuç, ziyan | ||
| | |||
|Hâlbuki bu imkân ve bu ihtimal, ilm-i yakinimize zarar vermez. | |Hâlbuki bu imkân ve bu ihtimal, ilm-i yakinimize zarar vermez. | ||
|- | |- | ||
|Zaruret | |Zaruret | ||
|Mecburiyet; fakirlik | |Mecburiyet; fakirlik | ||
| | |||
|Âhirete iman ettiği halde, "Zaruret var" diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor. | |Âhirete iman ettiği halde, "Zaruret var" diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor. | ||
|- | |- | ||
|Zarurî | |Zarurî | ||
|Mecburi | |Mecburi | ||
| | |||
|Öyleyse, zarurî vazifeniz, şeâiri ihyâ ve muhafaza etmektir. | |Öyleyse, zarurî vazifeniz, şeâiri ihyâ ve muhafaza etmektir. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ra-Ayn (3)''' | |'''Dad-Ra-Ayn (3)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 156. satır: | 190. satır: | ||
|Dari' | |Dari' | ||
|Acı ve dikenli ağaç | |Acı ve dikenli ağaç | ||
| | |||
|Cehennem gibi, midesinde acı, dikenli darî gibi tesir eder. | |Cehennem gibi, midesinde acı, dikenli darî gibi tesir eder. | ||
|- | |- | ||
|Muzari | |Muzari | ||
|Geniş zaman | |Geniş zaman | ||
| | |||
|Fiil-i muzâri, teceddüd ve istimrara delâlet ettiğinden, yirmi üç sene devam eden nüzul-ü Kur'ân'ın parça parça teceddüdü nisbetinde, | |Fiil-i muzâri, teceddüd ve istimrara delâlet ettiğinden, yirmi üç sene devam eden nüzul-ü Kur'ân'ın parça parça teceddüdü nisbetinde, | ||
|- | |- | ||
|Tazarru | |Tazarru | ||
|Yalvarıp yakarma | |Yalvarıp yakarma | ||
| | |||
|Benim hissem, yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gayet aczimle tazarruumdur. | |Benim hissem, yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gayet aczimle tazarruumdur. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ayn-Fe (6)''' | |'''Dad-Ayn-Fe (6)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 172. satır: | 210. satır: | ||
|İzafî | |İzafî | ||
|Göreceli | |Göreceli | ||
| | |||
|İki mizaca göre mesâil-i fer'îde hakikat sabit değil; izafî ve mürekkep. | |İki mizaca göre mesâil-i fer'îde hakikat sabit değil; izafî ve mürekkep. | ||
|- | |- | ||
|Muzaaf | |Muzaaf | ||
|Kat kat | |Kat kat | ||
| | |||
|Muzaaf meyil ihtiyaçtır. Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak incizaptır. | |Muzaaf meyil ihtiyaçtır. Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak incizaptır. | ||
|- | |- | ||
|Tezauf | |Tezauf | ||
|Fazlalık | |Fazlalık | ||
| | |||
|Bu babda ne dense tezauf değil. | |Bu babda ne dense tezauf değil. | ||
|- | |- | ||
|Zaaf/Za'f | |Zaaf/Za'f | ||
|Zayıflık | |Zayıflık | ||
| | |||
|Zaaf, gururun madenidir. | |Zaaf, gururun madenidir. | ||
|- | |- | ||
|Zaif/Zayıf | |Zaif/Zayıf | ||
|Güçsüz | |Güçsüz | ||
| | |||
|Zaif ve âciz omuzuma çok ağır gelen vazife-i Kur'âniyeyi, o kuvvetli omuzlara bindirdi, kemâl-i kereminden yükümü hafifleştirdi. | |Zaif ve âciz omuzuma çok ağır gelen vazife-i Kur'âniyeyi, o kuvvetli omuzlara bindirdi, kemâl-i kereminden yükümü hafifleştirdi. | ||
|- | |- | ||
|Zuafâ | |Zuafâ | ||
|Zayıflar | |Zayıflar | ||
| | |||
|Ve fukaralar ve zuafalar kısmını en ziyade ezen ve müteessir eden hayatın ağır tekâlifi, Kur'ân-ı Hakîmin hakaik-i imaniyesiyle hafifleştirildi. | |Ve fukaralar ve zuafalar kısmını en ziyade ezen ve müteessir eden hayatın ağır tekâlifi, Kur'ân-ı Hakîmin hakaik-i imaniyesiyle hafifleştirildi. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Lam-Lam (8)''' | |'''Dad-Lam-Lam (8)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 200. satır: | 245. satır: | ||
|Dalal | |Dalal | ||
|Sapıklık, dinsizlik | |Sapıklık, dinsizlik | ||
| | |||
|Küfr ü dalâl yıldı, sindi; | |Küfr ü dalâl yıldı, sindi; | ||
|- | |- | ||
|Dalalet | |Dalalet | ||
|Dinsizlik | |Dinsizlik | ||
| | |||
|...Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sair mevcudatın ehl-i küfür ve dalâlete karşı hiddetini gösterip ilân ederek gayet müthiş bir tarzda ve i'câzkârâne ehl-i dalâlet ve isyanı zecrediyor. | |...Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sair mevcudatın ehl-i küfür ve dalâlete karşı hiddetini gösterip ilân ederek gayet müthiş bir tarzda ve i'câzkârâne ehl-i dalâlet ve isyanı zecrediyor. | ||
|- | |- | ||
|Dall(e) | |Dall(e) | ||
|Sapmış | |Sapmış | ||
| | |||
|Fakat kendisini şakî, dâll, ahmaklardan addetmeyen adam, Kur'ân'ın şu beşaretini dinlesin: | |Fakat kendisini şakî, dâll, ahmaklardan addetmeyen adam, Kur'ân'ın şu beşaretini dinlesin: | ||
|- | |- | ||
|Dallîn | |Dallîn | ||
|Sapkınlar | |Sapkınlar | ||
| | |||
|Sırat-ı müstakimin o meslek-i nuranî, mağdub ve dâllînin o tarik-i zulmanî, tam farklarını görmek eğer istersen, ey aziz, | |Sırat-ı müstakimin o meslek-i nuranî, mağdub ve dâllînin o tarik-i zulmanî, tam farklarını görmek eğer istersen, ey aziz, | ||
|- | |- | ||
|İdlal | |İdlal | ||
|Saptırma | |Saptırma | ||
| | |||
|Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir. | |Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir. | ||
|- | |- | ||
|Mudıl/Mudil(le) | |Mudıl/Mudil(le) | ||
|Saptıran | |Saptıran | ||
| | |||
|İşte medeniyet-i sefihe-i dâllenin şakirdleri ve felsefe-i sakime-i mudıllenin talebeleri, | |İşte medeniyet-i sefihe-i dâllenin şakirdleri ve felsefe-i sakime-i mudıllenin talebeleri, | ||
|- | |- | ||
|Tadlil | |Tadlil | ||
|Dalalette olduğu iddiası | |Dalalette olduğu iddiası | ||
| | |||
|Onu tenkit ve tahtie ve tadlil eden Haricîleri ve Emevîlerin mütecaviz taraftarlarını sükûta davet ediyor. | |Onu tenkit ve tahtie ve tadlil eden Haricîleri ve Emevîlerin mütecaviz taraftarlarını sükûta davet ediyor. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Mim-Ra (1)''' | |'''Dad-Mim-Ra (1)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 232. satır: | 285. satır: | ||
|Zamir | |Zamir | ||
|İsmin yerini tutan | |İsmin yerini tutan | ||
| | |||
|...âyet-i Nur'un {{Arabi|مَثَلُ نُورِهِ}} kelimesindeki zamir, üç vecihten birisiyle Muhammed aleyhissalâtü vesselâma râci olmak haysiyetiyle, ... | |...âyet-i Nur'un {{Arabi|مَثَلُ نُورِهِ}} kelimesindeki zamir, üç vecihten birisiyle Muhammed aleyhissalâtü vesselâma râci olmak haysiyetiyle, ... | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Mim-Mim (3)''' | |'''Dad-Mim-Mim (3)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 240. satır: | 295. satır: | ||
|İnzimam | |İnzimam | ||
|Eklenme | |Eklenme | ||
| | |||
|Evet, ene ve enaniyetin eşkâl-i habîsesi olan hodgâmlık, hodbinlik, hodendişlik, gurur ve inat o meyle inzimam etse, öyle ekberü'l-kebâiri icad eder ki, daha beşer ona isim bulmamış. | |Evet, ene ve enaniyetin eşkâl-i habîsesi olan hodgâmlık, hodbinlik, hodendişlik, gurur ve inat o meyle inzimam etse, öyle ekberü'l-kebâiri icad eder ki, daha beşer ona isim bulmamış. | ||
|- | |- | ||
|Zam | |Zam | ||
|İlave | |İlave | ||
| | |||
|Binlerce velî hem yine yapmış buna bin zam. | |Binlerce velî hem yine yapmış buna bin zam. | ||
|- | |- | ||
|Zamme/Damme | |Zamme/Damme | ||
|Ötre harekesi | |Ötre harekesi | ||
| | |||
|Hem fail kuvvetlidir, kavî olan zammeyi kendine gasp eder. | |Hem fail kuvvetlidir, kavî olan zammeyi kendine gasp eder. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Mim-Nun (5)''' | |'''Dad-Mim-Nun (5)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 256. satır: | 315. satır: | ||
|Tazammun | |Tazammun | ||
|İçerme | |İçerme | ||
| | |||
|Tazammun ettiği ve tesis ettiği dîn-i İslâmdır ki, onun misline ne mazi muktedir olmuş, ne müstakbel muktedir olabilir. | |Tazammun ettiği ve tesis ettiği dîn-i İslâmdır ki, onun misline ne mazi muktedir olmuş, ne müstakbel muktedir olabilir. | ||
|- | |- | ||
|Tazmin(at) | |Tazmin(at) | ||
|Zararını karşılama | |Zararını karşılama | ||
| | |||
|...ya kitaplarımın hepsinin iadesini veyahut bu husustaki zarar ve ziyanımın müsebbiplerinden tazminini dâvâ ediyorum. | |...ya kitaplarımın hepsinin iadesini veyahut bu husustaki zarar ve ziyanımın müsebbiplerinden tazminini dâvâ ediyorum. | ||
|- | |- | ||
|Zâmin | |Zâmin | ||
|Kefil | |Kefil | ||
| | |||
|Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir. | |Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir. | ||
|- | |- | ||
|Zımn(en) | |Zımn(en) | ||
|Dolaylı olarak | |Dolaylı olarak | ||
| | |||
|Kur'ân'da sarîhan ve zımnen ve işareten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücâzâtını binler defa ispat edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir? | |Kur'ân'da sarîhan ve zımnen ve işareten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücâzâtını binler defa ispat edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir? | ||
|- | |- | ||
|Zımnî(yye) | |Zımnî(yye) | ||
|Örtülü göstererek | |Örtülü göstererek | ||
| | |||
|Elbette, âyetin delâlet-i zımniyeyle Risale-i Nur'a kuvvetli karinelerle işareti kat'îdir;... | |Elbette, âyetin delâlet-i zımniyeyle Risale-i Nur'a kuvvetli karinelerle işareti kat'îdir;... | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Nun-Nun (3)''' | |'''Dad-Nun-Nun (3)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 280. satır: | 345. satır: | ||
|Maznun | |Maznun | ||
|Sanık | |Sanık | ||
| | |||
|Hem mahkemelere senin eczaların bir mücrim, bir maznun sıfatıyla değil, belki bir muallim, bir mürebbî ve bir mürşid olarak girmiştir. | |Hem mahkemelere senin eczaların bir mücrim, bir maznun sıfatıyla değil, belki bir muallim, bir mürebbî ve bir mürşid olarak girmiştir. | ||
|- | |- | ||
|Zan | |Zan | ||
|Gerçeğini bilmeden ihtimal üzerine hüküm verme | |Gerçeğini bilmeden ihtimal üzerine hüküm verme | ||
| | |||
|Dördüncü hastalık: "Sû-i zan"dır. | |Dördüncü hastalık: "Sû-i zan"dır. | ||
|- | |- | ||
|Zannî | |Zannî | ||
|Zanna dayanan | |Zanna dayanan | ||
| | |||
|Ve o davayı veya hükmü aşağıya indirir, hakikate yapıştırmakla o hükmün hayalî veya zannî veya mevzu veya hurafe hükümlerden olmadığını ve ancak hakaik-i sabiteden olduğunu ispat eder. | |Ve o davayı veya hükmü aşağıya indirir, hakikate yapıştırmakla o hükmün hayalî veya zannî veya mevzu veya hurafe hükümlerden olmadığını ve ancak hakaik-i sabiteden olduğunu ispat eder. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ye-Elif (3)''' | |'''Dad-Ye-Elif (3)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 296. satır: | 365. satır: | ||
|İstizae | |İstizae | ||
|Bir şeyle aydınlanmak | |Bir şeyle aydınlanmak | ||
| | |||
|Ve hem kendisi, o Malik-i Zülcelalini seviyor, hem de onu insanlara sevdirmeye çalışıyor. Hem kendisi o Malik'ten istizae ediyor, (yani envar-ı hidayetten nurlar alıyor,) ... | |Ve hem kendisi, o Malik-i Zülcelalini seviyor, hem de onu insanlara sevdirmeye çalışıyor. Hem kendisi o Malik'ten istizae ediyor, (yani envar-ı hidayetten nurlar alıyor,) ... | ||
|- | |- | ||
|İzae | |İzae | ||
|Aydınlatmak | |Aydınlatmak | ||
| | |||
|...nev-i beşerin humsunu ihyâ, ebedî ve dâimî bir nurla tenvir ve izâe eylediği gibi, ... | |...nev-i beşerin humsunu ihyâ, ebedî ve dâimî bir nurla tenvir ve izâe eylediği gibi, ... | ||
|- | |- | ||
|Ziya | |Ziya | ||
|Işık | |Işık | ||
| | |||
|...vahdânî fiiller, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzâk, Hayy ve Muhyîyi bilbedâhe gösteriyorlar.... | |...vahdânî fiiller, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzâk, Hayy ve Muhyîyi bilbedâhe gösteriyorlar.... | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ye-Ayn (1)''' | |'''Dad-Ye-Ayn (1)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 312. satır: | 385. satır: | ||
|İzaa | |İzaa | ||
|Kaybetmek; geçirmek | |Kaybetmek; geçirmek | ||
| | |||
|Halbuki, Yeni Said, insanoğullarıyla izâa-i vakt etmemeli. | |Halbuki, Yeni Said, insanoğullarıyla izâa-i vakt etmemeli. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ye-Fe (3)''' | |'''Dad-Ye-Fe (3)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 320. satır: | 395. satır: | ||
|İzafe | |İzafe | ||
|Atıfta bulunma, bağlama | |Atıfta bulunma, bağlama | ||
| | |||
|Bu isnad ve izafe, Kürdistan'da doğup büyüyen ve bu lâkapla mâruf ve meşhur olan bu zâtın Risaletun-Nur'un tercümanı olduğunu sırf âleme ilân etmek içindir;... | |Bu isnad ve izafe, Kürdistan'da doğup büyüyen ve bu lâkapla mâruf ve meşhur olan bu zâtın Risaletun-Nur'un tercümanı olduğunu sırf âleme ilân etmek içindir;... | ||
|- | |- | ||
|Muzaf | |Muzaf | ||
|İzafe edilen, bağlanan | |İzafe edilen, bağlanan | ||
| | |||
|Muzafun ileyhsiz zikredildiğinden, umumî bir tevessümü ifade eden {{Arabi|اَىُّ}} kelimesi, hitabın umum kâinata şâmil olup, yalnız farz-ı kifaye suretiyle haml-i emanete ve ibadete insanların tahsis edilmiş olduklarına işarettir. | |Muzafun ileyhsiz zikredildiğinden, umumî bir tevessümü ifade eden {{Arabi|اَىُّ}} kelimesi, hitabın umum kâinata şâmil olup, yalnız farz-ı kifaye suretiyle haml-i emanete ve ibadete insanların tahsis edilmiş olduklarına işarettir. | ||
|- | |- | ||
|Ziyafet | |Ziyafet | ||
|İkram, ağırlama | |İkram, ağırlama | ||
| | |||
|Yani, nasıl bir zât, ziyafete misafirleri dâvet eder. | |Yani, nasıl bir zât, ziyafete misafirleri dâvet eder. | ||
|- | |- | ||
|'''Dad-Ye-Kaf (3)''' | |'''Dad-Ye-Kaf (3)''' | ||
| | |||
| | | | ||
| | | | ||
| 336. satır: | 415. satır: | ||
|Dıyk/Dîk | |Dıyk/Dîk | ||
|Darlık | |Darlık | ||
| | |||
|Rızk-ı helâl iktidar ile alınmadığına, belki iftikara binaen verildiğine delil-i kat'î, iktidarsız yavruların hüsn-ü maişeti ve muktedir canavarların dıyk-ı maişeti, hem zekâvetsiz balıkların semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maişetle vücutça zayıflığıdır. | |Rızk-ı helâl iktidar ile alınmadığına, belki iftikara binaen verildiğine delil-i kat'î, iktidarsız yavruların hüsn-ü maişeti ve muktedir canavarların dıyk-ı maişeti, hem zekâvetsiz balıkların semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maişetle vücutça zayıflığıdır. | ||
|- | |- | ||
|Müzayaka | |Müzayaka | ||
|Darlık | |Darlık | ||
| | |||
|Risale-i Nur şakirtlerine bu noktada benzeyen eskiden bir zât, haremiyle beraber büyük bir makamda bulundukları halde, maişet müzayakası yüzünden haremi, demiş zevcine: "İhtiyacımız şedittir." | |Risale-i Nur şakirtlerine bu noktada benzeyen eskiden bir zât, haremiyle beraber büyük bir makamda bulundukları halde, maişet müzayakası yüzünden haremi, demiş zevcine: "İhtiyacımız şedittir." | ||
|- | |- | ||
|Tazyik(at) | |Tazyik(at) | ||
|Baskı | |Baskı | ||
| | |||
|İkincisi, hususî rububiyetidir ve has iltifat ve imdad-ı Rahmânîsidir ki, umumî kanunların tazyikatı altında tahammül edemeyen fertlerin imdadına, Rahmânü'r-Rahîm isimleri imdada yetişirler, hususî bir surette muavenet ederler, o tazyikattan kurtarırlar. | |İkincisi, hususî rububiyetidir ve has iltifat ve imdad-ı Rahmânîsidir ki, umumî kanunların tazyikatı altında tahammül edemeyen fertlerin imdadına, Rahmânü'r-Rahîm isimleri imdada yetişirler, hususî bir surette muavenet ederler, o tazyikattan kurtarırlar. | ||
|-} | |-} | ||
19.24, 9 Ekim 2024 tarihindeki hâli
Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Dad (ض) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
İki harfli kök/Kelime: -
Üç harfli kök: 18
Dört harfli kök: -
Toplam kök sayısı: 18
Toplam kelime: 63
| Kelime | Anlamı | Kur'an'da Geçiyor mu? |
Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Dad-Be-Be (1) | |||
| Dabb | Keler, kertenkele | Arapça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elindeydi. | |
| Dad-Be-Tı (5) | |||
| Mazbut | Zaptedilmiş, kayıt altında | Hayat; muhassal-ı mazbuttur, görünür. | |
| Zabt/Zapt | Tutma, tespit | Bazısı su gibidir, elle alınır, fakat zapt altına alınmaz. | |
| Zâbit | Binbaşıya kadar subay | Bu müddet içinde kendisiyle beraber esarette bulunan zabitlere dersler veriyordu. | |
| Zabıta | (Belediye) polis(i) | Yirmi sekiz sene zarfında hükûmetin resmî adamlarından bana rast gelenler, hep sıkıntı verdikleri halde, zabıtanın bana hiç sıkıntı vermediği gibi,... | |
| Dad-Ha-Kef (1) | |||
| Mudhike | Gülünen kişi | Çünkü, zaafiyetini gösteren tekebbürünle, aczini gösteren gururunla, riyayı gösteren tasannuunla kendine mudhike yaparsın. | |
| Dad-Ha-Vav (1) | |||
| Duha | Kuşluk | ||
| Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. | |||
| Dad-Dal-Dal (3) | |||
| Ezdad | Zıtlar | Ezdad, sûretlerini mübadele etmişler. | |
| Tezad | Karşıtlık | Temasül, tezadın sebebidir. | |
| Zıt/Zıd | Karşıt | Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür. | |
| Dad-Ra-Be (6) | |||
| Darb | Verme; Vurma | Yani, temsillerin darbı ve darb-ı meseller, sikkenin darbı kadar kelâma kıymet veriyor. | |
| Darbe | Vuruş | ...kalbleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz,... | |
| Dârib | Vuran | Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder. | |
| Durub | Darbeler; Vermeler | Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, hakikatleri durub-u emsal ile beyan ediyor. | |
| Izdırap | Maddî veya mânevî acı | Değil dünyevî ızdıraplar, cehennemî azaplar da verilse, bıçaklarla da doğransak, en müthiş ölümlere de maruz bırakılsak, asırlar boyunca milyonlar mübarek ecdadımızın feda-yı can ettikleri bu kudsî hakikata, bizim cânımız da feda olsun. | |
| Madrub | Vurulan | Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder. | |
| Dad-Ra-Ra (9) | |||
| Darr | Zarar | Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde dârrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı, bilir misin ki sırrı? | |
| Izrar | Zarar verme | ...hodfuruş, şöhretperest, riyâkâr insanlar ve az birşeyle iktidarlarını göstermek ve ihâfe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler. | |
| Iztırar | Çâresizlik, mecbûriyet | Abd, bir ağaç gibi bütün bütün ıztırar ve cebir altında değildir. | |
| Mazarrat | Zarar, ziyan | Muhakkak bir maslahat, mazarrat-ı mevhume için feda edilmez. | |
| Muzır | Zararlı | O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehâsin-i medeniyet ve fünun-u nâfiadan başka olan mâlâyâni ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa'nın şahs-ı mânevîsine karşı demiştim: | |
| Muztar | Zorda kalmış, mecbur kalmış | Belki nevâmis-i fıtratta "kuvâ-yı sâriye" diye bir cihette tasdike muztar olmuşlar. | |
| Muztarib | Iztırap içinde kıvranan | En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır. | |
| Zarar | Kötü sonuç, ziyan | Hâlbuki bu imkân ve bu ihtimal, ilm-i yakinimize zarar vermez. | |
| Zaruret | Mecburiyet; fakirlik | Âhirete iman ettiği halde, "Zaruret var" diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor. | |
| Zarurî | Mecburi | Öyleyse, zarurî vazifeniz, şeâiri ihyâ ve muhafaza etmektir. | |
| Dad-Ra-Ayn (3) | |||
| Dari' | Acı ve dikenli ağaç | Cehennem gibi, midesinde acı, dikenli darî gibi tesir eder. | |
| Muzari | Geniş zaman | Fiil-i muzâri, teceddüd ve istimrara delâlet ettiğinden, yirmi üç sene devam eden nüzul-ü Kur'ân'ın parça parça teceddüdü nisbetinde, | |
| Tazarru | Yalvarıp yakarma | Benim hissem, yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gayet aczimle tazarruumdur. | |
| Dad-Ayn-Fe (6) | |||
| İzafî | Göreceli | İki mizaca göre mesâil-i fer'îde hakikat sabit değil; izafî ve mürekkep. | |
| Muzaaf | Kat kat | Muzaaf meyil ihtiyaçtır. Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak incizaptır. | |
| Tezauf | Fazlalık | Bu babda ne dense tezauf değil. | |
| Zaaf/Za'f | Zayıflık | Zaaf, gururun madenidir. | |
| Zaif/Zayıf | Güçsüz | Zaif ve âciz omuzuma çok ağır gelen vazife-i Kur'âniyeyi, o kuvvetli omuzlara bindirdi, kemâl-i kereminden yükümü hafifleştirdi. | |
| Zuafâ | Zayıflar | Ve fukaralar ve zuafalar kısmını en ziyade ezen ve müteessir eden hayatın ağır tekâlifi, Kur'ân-ı Hakîmin hakaik-i imaniyesiyle hafifleştirildi. | |
| Dad-Lam-Lam (8) | |||
| Dalal | Sapıklık, dinsizlik | Küfr ü dalâl yıldı, sindi; | |
| Dalalet | Dinsizlik | ...Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sair mevcudatın ehl-i küfür ve dalâlete karşı hiddetini gösterip ilân ederek gayet müthiş bir tarzda ve i'câzkârâne ehl-i dalâlet ve isyanı zecrediyor. | |
| Dall(e) | Sapmış | Fakat kendisini şakî, dâll, ahmaklardan addetmeyen adam, Kur'ân'ın şu beşaretini dinlesin: | |
| Dallîn | Sapkınlar | Sırat-ı müstakimin o meslek-i nuranî, mağdub ve dâllînin o tarik-i zulmanî, tam farklarını görmek eğer istersen, ey aziz, | |
| İdlal | Saptırma | Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir. | |
| Mudıl/Mudil(le) | Saptıran | İşte medeniyet-i sefihe-i dâllenin şakirdleri ve felsefe-i sakime-i mudıllenin talebeleri, | |
| Tadlil | Dalalette olduğu iddiası | Onu tenkit ve tahtie ve tadlil eden Haricîleri ve Emevîlerin mütecaviz taraftarlarını sükûta davet ediyor. | |
| Dad-Mim-Ra (1) | |||
| Zamir | İsmin yerini tutan | ...âyet-i Nur'un مَثَلُ نُورِهِ kelimesindeki zamir, üç vecihten birisiyle Muhammed aleyhissalâtü vesselâma râci olmak haysiyetiyle, ... | |
| Dad-Mim-Mim (3) | |||
| İnzimam | Eklenme | Evet, ene ve enaniyetin eşkâl-i habîsesi olan hodgâmlık, hodbinlik, hodendişlik, gurur ve inat o meyle inzimam etse, öyle ekberü'l-kebâiri icad eder ki, daha beşer ona isim bulmamış. | |
| Zam | İlave | Binlerce velî hem yine yapmış buna bin zam. | |
| Zamme/Damme | Ötre harekesi | Hem fail kuvvetlidir, kavî olan zammeyi kendine gasp eder. | |
| Dad-Mim-Nun (5) | |||
| Tazammun | İçerme | Tazammun ettiği ve tesis ettiği dîn-i İslâmdır ki, onun misline ne mazi muktedir olmuş, ne müstakbel muktedir olabilir. | |
| Tazmin(at) | Zararını karşılama | ...ya kitaplarımın hepsinin iadesini veyahut bu husustaki zarar ve ziyanımın müsebbiplerinden tazminini dâvâ ediyorum. | |
| Zâmin | Kefil | Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir. | |
| Zımn(en) | Dolaylı olarak | Kur'ân'da sarîhan ve zımnen ve işareten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücâzâtını binler defa ispat edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir? | |
| Zımnî(yye) | Örtülü göstererek | Elbette, âyetin delâlet-i zımniyeyle Risale-i Nur'a kuvvetli karinelerle işareti kat'îdir;... | |
| Dad-Nun-Nun (3) | |||
| Maznun | Sanık | Hem mahkemelere senin eczaların bir mücrim, bir maznun sıfatıyla değil, belki bir muallim, bir mürebbî ve bir mürşid olarak girmiştir. | |
| Zan | Gerçeğini bilmeden ihtimal üzerine hüküm verme | Dördüncü hastalık: "Sû-i zan"dır. | |
| Zannî | Zanna dayanan | Ve o davayı veya hükmü aşağıya indirir, hakikate yapıştırmakla o hükmün hayalî veya zannî veya mevzu veya hurafe hükümlerden olmadığını ve ancak hakaik-i sabiteden olduğunu ispat eder. | |
| Dad-Ye-Elif (3) | |||
| İstizae | Bir şeyle aydınlanmak | Ve hem kendisi, o Malik-i Zülcelalini seviyor, hem de onu insanlara sevdirmeye çalışıyor. Hem kendisi o Malik'ten istizae ediyor, (yani envar-ı hidayetten nurlar alıyor,) ... | |
| İzae | Aydınlatmak | ...nev-i beşerin humsunu ihyâ, ebedî ve dâimî bir nurla tenvir ve izâe eylediği gibi, ... | |
| Ziya | Işık | ...vahdânî fiiller, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzâk, Hayy ve Muhyîyi bilbedâhe gösteriyorlar.... | |
| Dad-Ye-Ayn (1) | |||
| İzaa | Kaybetmek; geçirmek | Halbuki, Yeni Said, insanoğullarıyla izâa-i vakt etmemeli. | |
| Dad-Ye-Fe (3) | |||
| İzafe | Atıfta bulunma, bağlama | Bu isnad ve izafe, Kürdistan'da doğup büyüyen ve bu lâkapla mâruf ve meşhur olan bu zâtın Risaletun-Nur'un tercümanı olduğunu sırf âleme ilân etmek içindir;... | |
| Muzaf | İzafe edilen, bağlanan | Muzafun ileyhsiz zikredildiğinden, umumî bir tevessümü ifade eden اَىُّ kelimesi, hitabın umum kâinata şâmil olup, yalnız farz-ı kifaye suretiyle haml-i emanete ve ibadete insanların tahsis edilmiş olduklarına işarettir. | |
| Ziyafet | İkram, ağırlama | Yani, nasıl bir zât, ziyafete misafirleri dâvet eder. | |
| Dad-Ye-Kaf (3) | |||
| Dıyk/Dîk | Darlık | Rızk-ı helâl iktidar ile alınmadığına, belki iftikara binaen verildiğine delil-i kat'î, iktidarsız yavruların hüsn-ü maişeti ve muktedir canavarların dıyk-ı maişeti, hem zekâvetsiz balıkların semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maişetle vücutça zayıflığıdır. | |
| Müzayaka | Darlık | Risale-i Nur şakirtlerine bu noktada benzeyen eskiden bir zât, haremiyle beraber büyük bir makamda bulundukları halde, maişet müzayakası yüzünden haremi, demiş zevcine: "İhtiyacımız şedittir." | |
| Tazyik(at) | Baskı | İkincisi, hususî rububiyetidir ve has iltifat ve imdad-ı Rahmânîsidir ki, umumî kanunların tazyikatı altında tahammül edemeyen fertlerin imdadına, Rahmânü'r-Rahîm isimleri imdada yetişirler, hususî bir surette muavenet ederler, o tazyikattan kurtarırlar. |