Mehmed Okur

Risale-i Nur Ansiklopedisi - Külliyat, istişareler, çalışmalar sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Mehmed veya Muhammed, Bediüzzaman hazretlerinin küçük kardeşidir. Tahsilini doğunun medreselerinde yapmış alim ve fâzıl bir zattır. Nurs camiinin imamlığını yaptı. Çocuğu olmadı. Müslüman olup Zübeyr adını alan yetim bir gayrı müslim çocuğu evlad edindi.[1].

Şahsi Bilgiler

Diğer İsimleri:

Doğum Yeri ve Tarihi: Nurs, 1879

Vefat Yeri ve Tarihi: Nurs, 26 Şubat 1950 veya 1951[2]

Kabrinin Yeri: Nurs köyü mezarlığı

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Bilâhare Siirt’e bağlı Tillo kasabasına gitti. Meşhur bir türbeye kapandı. Orada hârika olarak Kamus-u Okyanus’u Babü’s-Sin’e kadar hıfzetti. Ne fikre binaen kamusu hıfzettiği sorulduğunda:

— Kamus her kelimenin kaç manaya geldiğini yazıyor. Ben de bunun aksine olarak her manaya kaç kelime kullanıldığını gösterir bir kamus vücuda getirmek merakına düştüm, cevabında bulundu. Mezkûr türbeye kapandığı vakit küçük biraderi Mehmed, yemeğini getiriyordu. Yemek içindeki taneleri kubbenin etrafında bulunan karıncalara vererek kendisi ekmeğini yemeğin suyuna batırarak kanaat ediyordu.

— Neden dolayı taneleri karıncalara veriyorsun? Denildiğinde:

— Bunlarda hayat-ı içtimaiyeye mâlikiyet ve fevkalâde vazife-şinaslık ve çalışma bulunduğunu müşahede ettiğim için cumhuriyet-perverliklerine mükâfaten kendilerine muavenet etmek istiyorum, cevabında bulunmuştur. (Hâşiye[3])

(Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

Ben dokuz yaşından beri şefkatli validemi görmediğimden sohbetinde bulunamadım. O hürmetli muhabbetten mahrum kaldığım ve üç hemşiremi de on beş yaşımdan sonra göremediğim, Allah rahmet etsin validemle beraber berzah âlemlerine gittikleri için dünyanın çok zevkli, lezzetli olan uhuvvetkârane sohbetlerinden, merhamet ve hürmetten mahrum kaldığımdan ve üç kardeşimden iki kardeşimi elli seneden beri görmediğimden –Allah onlara rahmet etsin– öyle kıymettar, dindar, âlim iki kardeşimin sohbetinden, hürmetkârane muhabbet, merhametkârane şefkatteki sürurdan mahrum kaldığımdan bu dünyada Risale-i Nur’un imanda cennet çekirdeği bulunduğunu gösterdiği gibi bugün dört fedakâr hizmetimde bulunan manevî evlatlarımla bir seyahat ettiğim zaman, imandaki cennet çekirdeğinin bir zerreciği kat’iyen ruhuma ihtar edildi.

Ömrümde mücerred kaldığımdan dünyada çocuklarım olmamasından, çocuklara karşı şefkatkârane zevklerinden, memnuniyetlerinden de mahrum kaldığım ile beraber bu noksaniyeti hissetmiyordum. Bugün bu dört yarama mukabil, Cenab-ı Hak gayet zevkli bir manayı ihsan etti. Üç cihetle tedavi etti:

Birincisi: Risale-i Nur’da beyan edilen hadîs-i şerifteki عَلَيْكُمْ بِدٖينِ الْعَجَائِزِ sırrıyla, ihtiyar kadınların Risale-i Nur cihetinde hârika istifadeleri ve zevk-i ruhanîleri merhume validemin merhametkârane hususi şefkatinden gelen lezzete mukabil küllî ve umumî bir surette binler valideleri rahmet-i İlahiye bana ihsan ettiği gibi üç merhume hemşirelerimin şefkatkârane, kardeşane sevinç ve sürurlarına bedel, yüz binler genç hanımları bana hemşire nevinde Risale-i Nur cihetiyle verip duaları ile ve Nurlarla alâkadarlıkları ile hemşirelerim yüzünden kaybettiğim üç fayda yerine binler faide-i manevî ve sürur-u ruhî ihsan etmiş.

(Emirdağ Lahikası-2)

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Mirza, Nuriye, Abdullah kabir.jpg

İlgili Maddeler

Kaynakça

  1. http://nurasadik.blogspot.com.tr/2015/07/bediuzzamanin-annesi-babasi-ve-ailesi.html
  2. http://nurasadik.blogspot.com.tr/2015/07/bediuzzamanin-annesi-babasi-ve-ailesi.html
  3. 1935’te Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?” sualine cevaben:
    — Eskişehir Mahkeme Reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden benim dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki Tarihçe-i Hayat’ım ispat eder, diyerek yukarıda zikredilen “Karınca Hâdisesini” anlatır ve şöyle der:
    — Hulefa-yı Raşidîn her biri hem halife hem reisicumhur idi. Sıddık-ı Ekber, Aşere-i Mübeşşere’ye ve sahabe-i kirama elbette reisicumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.