Ser-

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Ser, Farsça "baş" demektir ve başına geldiği kelimelerle birleşik kelimeler oluşturur.

Bilgiler

Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -

Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler

  • Serapa: Baştan ayağa

Doktor Duzi'nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde... (Müdafaalar)

  • Seraser: Baştan başa

Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (10. Söz)

  • Serasker: Ordu Komutanı

En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir. (Divan-ı H. Ö.)

  • Serbest: Hür (Lügat anlamı: başı bağlı)

Âdi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz. (6. Söz)

  • Serdar: Başkomutan

Siz, Risale‑i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız. (Emirdağ L.)

  • Serdüstur: Ana düstur

Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur: (Asar-ı B.)

  • Serencam: Olaylar zinciri

Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın (Barla L.)

  • Sergardiyan: Baş gardiyan

Bu mes'elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri... (Meyve R.)

  • Sergerdan: Başı dönüş, sersem (Farsça gerdan: dönen)

Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur. (29. Söz)

  • Sergerde: Başıbozuk

Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil. (Hutuvat-ı Sitte)

  • Sergüzeşt: Macera

İşte Hazret‑i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt‑i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt‑i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir. (8. Lema)

  • Sarhoş (Serhoş): Başı hoş olan, aklı başında olmayan

İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola. (10. Söz)

  • Serkeş: Dikbaşlı

Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin! (24. Mektup)

  • Serlevha: Yazı yüzeyi

Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk‑ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir. (Barla L.)

  • Sermaye: Ana para

Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde... (3. Söz)

  • Sermest: Baş dönmüş

Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak: (12. Lema)

  • Serpûş: Şapka (Farsça: başı örten, başa giyilen)

O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. (5. Şua)

  • Sersem: (Ser+asima kelimesinden) Zihnini toplayamaz

Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin. (7. Söz)

  • Serseri: Başıboş

Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?" (3. Söz)

  • Serzakir: Baş zikirci

Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var. (24. Söz)

İlgili Maddeler

Kaynakça