Türk Dil Kurumunun İleri Sürdüğü Yeni Kelimeler ve Risale-i Nur
Aşağıdaki tabloda Dil devrimi döneminde, özellikle 1932-1950 yılları arasında, o dönemde kullanılmakta olan ve çoğu Arapça kökenli olan kelimelerin yerine kullanılmak üzere Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından ileri sürülmüş kelimeler listelenmiştir. Bu dönem öncesinde ve sonrasında kullanımı önerilmiş az sayıda kelimeyle beraber listede toplam 1100 kelime yer alır. Tabloda bu kelimelerin tespit edildiği kadarıyla ilk defa kullanılma tarihleri, Bediüzzaman'ın eserlerinde geçiyorsa örnek cümle, nerede ve ne zaman geçtiği ve kim tarafından kullanıldığı, bu kelimelerin devletin resmi gücüne dayanılarak hangi kelimelerin yerine ikame edilmeye çalışıldığı ve bu kelimelerin Bediüzzaman'ın eserlerinde geçip geçmediği ve ayrıca ilgili notlar yer alır.
Bu tablo hazırlanırken izlenilen usul ve tablo hakkında bilgiler:
- Bu tablo için esas olarak C. Yakup Şimşek'in Resmi İkameli Türkçe kitabı baştan sona taranmıştır. https://www.turkalemiyiz.com/sozluk/ adresindeki Uydurukça-Türkçe sözlük de taranmıştır. Daha sonra her bir kelime Nişanyan Sözlük'ten[1] kontrol edilmiştir. Son olarak e-risale[2] sitesinden ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)[3] ilgili kelimenin ve yakın manadaki kelimelerin Bediüzzaman'ın eserlerinden geçip geçmediği kontrol edilmiştir. Kubbealtı lügatinden de[4] istifade edilmiştir.
- Bu kelimelerin ilk kullanım tarihleri için C. Yakup Şimşek'in Resmi İkameli Türkçe kitabı ile Nişanyan Sözlük'ten de yararlanılmıştır.
- Bediüzzaman'ın Eski ve Yeni Said döneminde tüm eserleri ile Mesnevi-i Nuriye ve İşarat-ül İ'caz'ın Abdülmecid Nursi tercümeleri dahil edilmiş, bu iki kitabın Badıllı Tercümeleri dahil edilmemiştir.
- İlk defa Ahmet Vefik Paşa'nın 1876 tarihli Lehce-i Osmani adlı lügatında yer alan az sayıda kelime de tabloya dahil edilmiştir.
- İlk sütunda aynı kökten tüm kelimeler listelenmemiştir. Mesela "Abartı, Abartılı, Abartılmak, Abartılmış, Abartısız, Abartış, Abartma, Abartmak, Abartmalı, Abartmasız" (10 adet) kelime grubunu temsilen sadece "Abartmak, Abartı ve Abartmalı" (3 adet) kelimeleri listelenmiştir.
- Cumhuriyet döneminde teklif edilen ama halk arasında tutmayan kelimeler (ahize için almaç gibi) tabloya dahil edilmemiştir.
- -sal, -sel ekiyle oluşturulan kelimeler tabloya ekseriyetle dahil edilmemiştir
- Arama kolaylığı için kesme ve şapka işaretleri kullanımından sakınılmıştır
- Teknolojinin ilerlemesiyle yeni oluşan mefhumlara karşılık yeni türetilen ve eski dilde karşılığı olmayan kelimeler (mesela bilgisayar) tabloya dahil edilmemiştir
Kelimelerin ilk defa ortaya atıldığı seneler:
Tabloda geçen kelimelerin ilk kullanılma tarihleri:
- 1930'lardan önce: 38 kelime
- 1930'lu yıllar: 410 kelime
- 1940'lı yıllar: 210 kelime
- 1950'li yıllar: 34 kelime
- 1960'lı yıllar: 31 kelime
- 1970'li yıllar: 27 kelime
- 1980'li yıllar: 4 kelime
- 1990'lı yıllar: 3 kelime
- 2000'li yıllar: 2 kelime
- 2010'lu yıllar: 1 kelime
- Tarihi belirsiz: 339 kelime (Bunlar büyük ihtimalle 1932-1950 döneminde ortaya atılmıştır)
Ortaya atılan bu yeni kelimelerden Bediüzzaman'ın eserlerinde geçenler:
Tablodaki kelimelerin 62 tanesi Bediüzzaman'ın eserlerinde geçer. Bunların 6 tanesini (Başbakan, Başlık, Bilirkişi, Durum, Duruşma ve Savcı) Bediüzzaman kullanmıştır. 2 tanesini (Kuşkulandırma ve Sorgu) yine Bediüzzaman kullanmış ama TDK'nın yüklediği yeni manalarla değil eski manalarında kullanmıştır. Geri kalan 54 adedi (Alan, Alışkanlık, Anayasa, Aralık, Basın, Başarma, Belge, Bölge, Bölüm, Bucak, Çağdaş, Çevirme, Çoğunlukla, Derleme, Dilekçe, Dönüm, Eğitim, Emekli, Genel, Gerçekleştirme, Gereğince, Görevli, İlgi, İnanç, Kesin, Konu, Kurul, Kutlama, Ocak, Okul, Okuyucu, Öğretim Görevlisi, Önemli, Önleme, Önsöz, Özetleme, Sanık, Sayın, Seçim, Sorgu, Soruşturma, Sömürge, Subay, Taşlama, Tören, Tümen, Tüzük, Uygun, Ünlü, Verimli, Yargıtay, Yayın, Yorumlama, Yüzyıl) talebeleri, avukatları ya da sevenleri tarafından 1945'ten sonra yazılan parçalarda, özellikle mahkeme müdafaalarında ve Tarihçe-i Hayata eklenen parçalarda geçer.
Bediüzzaman Said Nursi'nin kullandıkları:
- 1934'te ortaya atılan Başbakan kelimesini 1950'den sonra talebelerine yazdığı bir mektupta kullanmıştır.
- 1913'te ortaya atılan Başlık kelimesini Afyon hapsinde (1947-48) talebelerine yazdığı bir mektupta kullanmıştır.
- 1945'te ortaya atılan Bilirkişi kelimesini Afyon hapsinde (1947-48) mahkemeye yazdığı bir yazıda kullanmıştır.
- 1934'te ortaya atılan Durum kelimesini 1944-47 yıllarında talebelerine yazdığı bir mektupta kullanmıştır.
- 1930'larda ortaya atılan Duruşma kelimesini Afyon hapsinde (1947-48) mahkemeye yazdığı bir yazıda kullanmıştır.
- 1945'te ortaya atılan Savcı kelimesini Afyon hapsinde (1947-48) mahkemeye yazdığı bir yazıda kullanmıştır.
- Anadolu ağızlarında “tedirginlik, kuruntu, tereddüd vermek” manasında kullanılan Kuşkulandırmak kelimesini Bediüzzaman 1930'larda yazdığı bir mektupta kullanmıştır. TDK bu kelimeye 1934'te keyfi olarak “şüphe uyandırmak” manası da yüklemiştir.
- Eskiden beri "sorgu sual" ikilemesinde kullanılan Sorgu kelimesi Dil Devrimi döneminde özellikle adli istintak manasında bağımsız kelime olarak yazı diline dahil edilmiştir. Bediüzzaman 1934-35 yıllarında yazdığı 11. Şua risalesinde bu kelimeyi eski manasıyla kullanmıştır.
Yeni türetilen kelimeler en çok hangi harf ile başlar:
- Y harfi ile başlayan 104 kelime
- D harfi ile başlayan 113 kelime
Türk Dil Kurumu'nun (TDK) Yeni Kelime Türetme Çalışmaları:
Türk Dil Kurumu'nun (TDK) öncülüğünde yürütülen Dil Devrimi ve Öz Türkçe kelime türetme çalışmaları resmi olarak 12 Temmuz 1932 tarihinde başlamış, azalarak günümüze kadar devam etmiştir. En yoğun dönem 1932-1938 yıllarıdır. Bunu 1938-1950 dönemi takip eder. 1982'ye kadar az sayıda kelime de türetilip ileri sürülmüştür. Yeni kelimeler türetilirken izlenen yollar:
- Bazen tamamen yeni bir kelime uydurulmuştur (Kanaat yerine Kanı kelimesi gibi)
- Bazen eskiden kullanılıp artık unutulmuş bir kelime (yeni mana(lar) yüklenerek veya yüklenmeden) canlandırılmıştır (Umum, Halk, Devlet yerine kullanılan Kamu kelimesi gibi)
- Bazen mahalli ağızlarda veya diğer Türk dil ve lehçelerinde olan bir kelime (yeni mana(lar) yüklenerek veya yüklenmeden) ileri sürülmüştür (Akide, İtikat manasında kullanılan İnanç kelimesi gibi)
- Bazen yabancı dillerden etkilenerek bir kelime türetilmiştir (Şeref, Haysiyet kelimeleri yerine Onur kelimesi gibi)
- Bazen kullanılmakta olan bir kelimeye yeni mana(lar) yüklenmiştir (Araştırma manasındaki Sorgu kelimesine İstintak manası yüklenmesi gibi) veya birçok manasından bir tanesi öne çıkarılmıştır (Salgı kelimesinde İfraz manası gibi)
Bu kelimelerin çoğu TDK tarafından ileri sürülmüştür. Mustafa Kemal tarafından bizzat türetilen kelimeler (Özgü, Tüm, Artı, Çarpı, Bükey, Düşey, Gerekçe vb) olduğu gibi bazı şahıslarca ileri sürülen kelimeler de olmuştur (Nurullah Ataç tarafından ileri sürülen Kanı ve Örneğin kelimeleri gibi).
TDK bazı kelimeleri önce bir manada daha sonra başka manada ileri sürmüştür. Mesela Özdeş kelimesi önce "Mahrem", daha sonra "Aynı" manasında ileri sürülmüştür.
TDK'nın ileri sürdüğü birçok kelime tutmamış ve zamanla kullanımdan düşmüştür (Mesela makbuz için ileri sürülen alıt kelimesi). Aşağıdaki tabloya sadece kullanımı yerleşen kelimeler alınmıştır.
TDK'nın ortadan kaldırmaya çalıştığı kelimeler:
TDK esas olarak aktif ve yaygın olarak kullanılmakta olan ve büyük çoğunluğu Arapça kökenli olan kelimeleri hedef almış ve dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde devletin resmi imkanlarını kullanarak bunların yerine yeni kelimeler yerleştirmeye çalışmıştır. Aşağıdaki tabloda uydurulan kelimelerin hedeflediği 2850 civarında kelime listelenmiştir. Bu kelimelerin 330'u dışında hepsi Bediüzzaman'ın eserlerinde geçer.
Ayrıca bkz.:
Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için BU SAYFAYA bakın
Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen Farsça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için BU SAYFAYA bakın
Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen yabancı dil kökenli tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için BU SAYFAYA bakın
Sonuç:
Yüzyıllardır kullanılagelmekte olan kelimelerin yerine bu kelimelerin kökeninin Türkçe dışında diller (çoğunlukla Arapça) olduğu bahanesiyle, büyük oranda 1930-1950 yılları arasında resmi olarak ikame edilmesine başlanan kelimeler Bediüzzaman'ın 1927-1960 yılları arasında neşredilen risale ve mektuplarında neredeyse hiç kullanılmamıştır. Sadece talebelerinin, Risaleleri takdir eden bazı zatların ve avukatlarının Risalelerde yer alan 1945'ten sonraki bazı ifadelerinde bu kelimelerin az da olsa kullanıldığı görülmüştür. Risale-i Nur eserleri yüzyıllardır kullanılmakta olan kelimelerin korunmasında ve unutulmasının önlenmesinde ve ayrıca TDK'nın bu tahribatına karşı sed olmada büyük hizmet görmüştür denilebilir.
| Resmi Olarak İkame Edilen Kelime(ler) ve Yaklaşık İlk Kullanım Tarihi | Cümle (Risalelerde Geçtiği Yer, Kullanan Kişi, Kullanım Tarihi) | Risalelerde geçen ve |
Notlar |
|---|---|---|---|
| Abartma; Abartı (1935); Abartmalı (1945) | Mübalağa, Mücazefe, İ'zam, İfrat, Büyütme | ||
| Abece | Elifbe, |
||
| Acımasız (1935); Acımasızlık | Gaddar, Zalim Merhametsiz, İnsafsız, Amansız; Gadr, |
Acı ve Acımak kelimeleri eskiden beri Türkçede kullanılır ve Risalelerde geçer | |
| Acun (1945) | Kainat, Alem, |
15. yy’dan sonra kullanımdan düşmüş iken canlandırılmıştır. | |
| Açı (1937), Açısından | Zaviye, Cephe, Vecih/Veche, Cihet, Haseb, Yön, Pencere, Bakım, Nokta-yı Nazar, İnd, Ufuk; Haysiyetiyle, Maksadıyla, Gayesiyle | ||
| Açıklama (1930-1945) | İzah, Tebyin, Tavzih, Tefsir, Tasrih, Şerh, Tahlil, Beyan, İlan, Tayin, Teşhir, Tafsil, İfşa, Meşruhat, İstizahat, Tavazzuh, İşaa | İzhar, ilan, açıktan yapma manalarında eskiden beri kullanılmakta iken dil devriminde izah etmek manasında kullanılmaya başlanmıştır | |
| Açılım (1937) | İnkişaf, Tevsi, İftitah, İnbisat, Gelişme, Büyüme, Çoğalma, Nema, Tenmiye, Neşvünema, Tevessü, Genişleme, Yayılma, Açılma, Fütuhat, Tahlil | ||
| Açılış (1930'dan sonra) | Fetih, Küşad | Küşad manasında Cumhuriyet döneminde kullanılmaya başlanmıştır. Açılma manasında risalelerde geçer | |
| Açınım | İnkişaf, Gelişme | ||
| Aday (1935) | Namzet | ||
| Ad çekme (1935) | Kur'a | ||
| Adıl (1974) | Zamir | ||
| Ağlatı | |||
| Akıcı (1945) | Selis | Sıvılar için akan manasında kullanılan akıcı risalelerde geçer | |
| Akım (1934) | Cereyan, Seyelan | ||
| Akışkan (1935) | Seyyal, Cari, Mayi, Revan | ||
| Akkor | Nar-ı Beyza, |
||
| Aklama | Beraat, |
||
| Aktarım | Nakil, |
||
| Akyuvar (1937) | Küreyvat-ı Beyza | ||
| Alan | Maddî alanda bir saatlik yolun bir sâniyeye indirildiği bir devri yaşıyoruz. (Konferans, Zübeyr Gündüzalp, 1947) | Saha, Meydan, Satıh, Mahal | Eskiden beri kullanılan bu kelimeye başka pek çok kelimenin manası yüklenmiştir |
| Albay (1935) | Miralay | ||
| Algı (1942) | Derk, Fehim, Müdrike, Zan, Tasavvur, Telakki, İdrak | ||
| Alımlı (1935) | Cazib, Cazibedar, Cezbeli, Çekici | Alacaklı, kabiliyetli manasında eskiden beri kullanılan bu kelimeye cazib manası yüklenmiştir | |
| Alındı (1935-45) | |||
| Alıntı (1935-1945) | İktibas | ||
| Alıntılanmış | Muktebes | ||
| Alışkanlık | 14 Mayıs’tan sonra her şeyin değişeceğini beklerken yine görüyoruz ki, vâli ve kaymakamlar eski alışkanlıklarına devamdalar. (Tarihçe-i Hayat, Nihat Yazar, 1955'ten sonra) | Adet, İtiyat | |
| Altsoy | Füru | ||
| Amaç (1934) | Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. (Konferans (Küçük Kitap), İbrahim (talebesi), 1950'lerden sonra) | Gaye, Garaz, Hedef, Niyet, Maksad, Meram, Murad, Emel | Hedef manasında eskiden beri kullanılan bu kelimeye gaye manası yüklenmiştir |
| Anaerkil (1942) | |||
| Anakara | Kıta | ||
| Anamal (1951), Anapara/Ana Para | Sermaye | ||
| Anayasa (1932) | Gençlik Rehberi isimli eser, Kur'ân‑ı Azîmü'ş-Şân’ın emir ve tefsirlerinden ibaret bulunmasına, İslâm Dininin ve bu dinin emir ve nasihatlerini ihtiva eylemesine ve Anayasa’nın 70’inci maddesine göre:… (Tarihçe-i Hayat, Gençlik Rehberi Müdafaası, A. Şeref Laç, 1952) | Kanun-u Esasi, Teşkilat-ı Esasiye | |
| Andıç (1935) | |||
| Anı (1942) | Hatıra | ||
| Anımsama (1973) | Tahattur, Yad Etme, Derhatır, Hatırlama | ||
| Anıt (1935) | Abide, Heykel | ||
| Anlam (1934); Anlamlı | Mana, Meal, Mazmun, Fehva, |
||
| Anlamdaş (1935) (Ayrıca bkz. Eşanlamlı) | Müradif, |
||
| Anlaşmazlık (1935) | Nifak, Tefrika, Şikak, İhtilaf | ||
| Anlatı; Anlatım (1935) | İfade, Kıssa | ||
| Anlayış | İdrak, Telakki, İz'an, Zihniyet | İdrak manasında eskiden beri kullanılan ve bu manasıyla Risalelerde geçen bu kelimeye başka manalar yüklenmiştir | |
| Antlaşma (1934), Barış Antlaşması | Muahede, Akit, Misak, |
||
| Aracı (1935) | Şefaatçi manasında eskiden beri kullanılan bu kelimeye mütevassıt manası yüklenmiştir | ||
| Araç (1935) | Levazım, Malzeme, Alet, Edevat, Vasıta, Araba, Vesile, Vesait | ||
| Aralık (1945) | Pakistan Talebe Cemiyeti yıllık kongresi Pakistan’ın pâyitahtı olan Karaçi’de Hicrî 14‑15-16 Rebiülâhir 1377, Milâdî 8‑9-10 Aralık 1957’de toplanacağını bildirmekle şerefyâb oluruz. (Tarihçe-i Hayat, İbsar Alim, 1956-57 civarı) | Kanun-u Evvel | Eskiden beri kullanılan bu kelimeye ay adı olarak yeni bir mana yüklenmiştir |
| Arasöz | İstidrad | ||
| Ardıl (1945) | Halef | ||
| Ardışık (1945) | Müteakib, Mütevali | ||
| Arılaştırma | Tasfiye | Arı kelimesi eskiden beri kullanılan Arığ kelimesinden gelir | |
| Artı | Zaid, Müsbet, Pozitif | M. Kemal tarafından önerilmiştir | |
| Artırma | Müzayede | ||
| Asalak (1932) | Tufeyli, Parazit | ||
| Ast (1935) | Madun, Zir | ||
| Aşama (1935) | Mertebe, Merhale, Safha, Seviye, Tabaka, Derece, Dereke, Merhale, |
||
| Aşkın (1942) | Müteal | ||
| Ataerkil (1942) | |||
| Atama (1945) | Tayin, Nasb | ||
| Atardamar (1941) | Şiryan (Çoğulu: Şerayin) | ||
| Ateşkes (1945) | Mütareke | ||
| Atılım (1945) | Hamle, Savlet, Hücum | ||
| Avuntu (1945) | Teselli | ||
| Aydın (1930'lar) | Münevver | Münevver manası sonradan yüklenmiştir | |
| Aygıt (1932) | Cihaz, Alet | ||
| Ayıraç (1959) | Miyar | ||
| Aykırı (1876) | Mugayir, Muhalif | ||
| Aymaz (1930'lar) | Gafil | ||
| Ayraç (1959) | Parantez, Kavs | ||
| Ayrıcalık (1945) | İmtiyaz | ||
| Ayrım, Ayırım (1945) | Temyiz, Fark, Tefrik, Taksim | ||
| Ayrıntı (1945) | Fer', Teferruat, Füruat, Tafsilat, |
||
| Ayrışık | Mukatta, Münfasıl, Muhtelif | ||
| Ayrışma (1945) | İnhilal, İnfirad, İnfisal, Teşettüt | ||
| Azınlık (1935) | Ekalliyet | ||
| Bağdaşma (1876) | Tevfik, Mutabakat, İmtizac | ||
| Bağıl, Bağıntılı (1935) (Ayrıca bkz. Görece, Göreceli) | İzafi, Nisbi, İtibari | ||
| Bağımlı (1935) | Tabi, Vabeste, Mukayyed, Muallak, Merbut, Mütevakkıf, Tiryaki, Mübtela, Giriftar, Menut, Düçar | ||
| Bağımsız (1935) | Müstakil, Azade, Serbest, Hür | ||
| Bağıntı (1935) | Münasebet, İzafe, Nisbet, Uygunluk (Uygun olarak geçer), İnsicam | ||
| Bağışık (1935) | |||
| Bağlaç (1935) | Rabıta, Atıf (Edatı) | ||
| Bağlam (1971) | Siyak ve Sibak, Meyan | Var olan kelimeye sonradan yeni mana yüklenmiştir | |
| Bağlantı (1932) | İrtibat, Rabıta, Temas | Var olan kelimeye sonradan yeni manalar yüklenmiştir | |
| Bağlaşık | Müttefik | Var olan kelimeye sonradan yeni manalar yüklenmiştir | |
| Bağnaz (1935) | Müteassıb/Mutaassıb, |
||
| Bakan (1934) | Vekil, Nazır | ||
| Bakanlar Kurulu (1934) | Heyet-i Vükela, Heyet-i Vekile | ||
| Bakanlık (1934) | Vekalet, Nezaret | ||
| Bakış Açısı | Nokta-yı Nazar, |
||
| Bakışım (1945) | |||
| Barınak | Me'va, Penah, Melce | ||
| Basılı | Matbu' | ||
| Basımevi | Matbaa | ||
| Basın (1935) | Basın Ataşeliğinizde dine dair mâlûmat ve kitap da yoktur. (Tarihçe-i H., Sabir İhsanoğlu, 1955'ten sonra) | Matbuat, Neşriyat | |
| Basınç (1935) | Tazyik | ||
| Başarı; Başarılı; Başarma (1935) | Arzettiğim gibi, İmâm‑ı Gazâlî’nin bundan dokuz yüz sene evvel ahlâk ve fazilet sahasında yapmış olduğu fütûhâtı; bu asırda Bediüzzaman, îmân ve ihlâs vâdisinde başarmıştır. (Tarihçe-i Hayat Özsöz, Ali Ulvi Kurucu, 1955'ten sonra) (Ayrıca Abdülmecid Nursi Mesnevi Tercümesinde kullanmıştır) | Muvaffakiyet, Tevfik; Muvaffak; Muvaffak Olma | |
| Başarısız; Başarısız olma (1935) | Akim; Akamet | ||
| Başat (1935) | Hakim, |
||
| Başbakan (1934) | Hem dâhilde ehl‑i îmân, en ziyâde muârızlar olan eski başbakan ve Dâhiliye Vekili yasak ettikleri Asâ‑yı Mûsa ve Zülfikâr’ı, yasaklarına ehemmiyet vermeyerek kemâl‑i şevk ile okuyorlar. (Emirdağ L. 2, Said Nursi, 1950'den sonra) | Başvekil | |
| Başkaldırı (1935) | İsyan, İhtilal | ||
| Başkan (1933) | Baş, Reis, Salar, Ser, Emir, Server, İmam, Lider | ||
| Başkanlık (1933) | Riyaset | ||
| Başkent (1935) | Merkez-i Hükümet, |
||
| Başkomutan (1934) | Başkumandan, Serdar | ||
| Başlık (1913) | Bu meâlde bir başlık yazınız. (14. Şua, Said Nursi, 1947-1948) | Serlevha, |
|
| Başvurmak (1927) | ...neşr‑i hakikat yolunda acz ve fakrıma bakmayarak, duânızla elimden gelen her çareye başvuracağım için mütesellî oluyorum. (Barla L., Hulusi Yahyagil, 1929 civarı) | Müracaat Etmek | |
| Başvuru (1972) | Müracaat, Maruzat | ||
| Başyapıt (1967) | Şaheser | ||
| Batı | Garp/Garb | Eskiden beri kullanılan Batı kelimesi TDK tarafından Garb yerine yaygınlaştırılmıştır | |
| Bay (1945) | Bey, Efendi, Beyefendi, Erkek, Recul, Koca, Adam, Zevc | Zengin manasında kullanılan kelimeye sonradan Bey manası yüklenmiştir | |
| Bayan (1945) | Hanım, |
||
| Bayındır (1935) | |||
| Bayındırlık Bakanı (1935) | |||
| Beğeni (1935) | Zevk, Takdir, Rağbet, Tahsin, İstihsan | Beğenmek kelimesi eskiden beri kullanılmaktadır ve Risalelerde geçer | |
| Belge (1934) | Bediüzzaman’ın Rus esâretinden dönüşte aldığı “Vatana Avdet” belgesinin arka yüzü (Tarihçe-i Hayat, Talebeleri, 1955'ten sonra) | Vesika, Evrak, Delil | |
| Belgeleme (1934) | Tevsik, İhticac, İsbat | ||
| Belgeli (1934) | Mevsuk | ||
| Belgisiz | Gayr-ı Muayyen, Belirsiz | ||
| Belirgin (1945) | Bariz, Aşikar, Sarih, Muayyen, Vazıh, Zahir, |
||
| Belirleme (1942) | Tayin, Teşhis, Tesbit, Tahdid, Tasrih, İrae, İzhar, Takrir | Belirtmek fiili risalelerde geçer | |
| Belirlenme (1942) | Teayyün, Tebellür, Tebeyyün | ||
| Belirli (1933) | Muayyen, Bariz, Sarih, Mahdud, Mutad, Mukarrer, Muttarid, Belli | ||
| Belirteç | Zarf | ||
| Belirti (1933) | Araz, Alamet, Nişan, İşaret, Emare, |
||
| Bellek (1934) | Hafıza | ||
| Bencil (1935) | Hodgam, Hodpesent, Hodendiş, Hodbin, |
||
| Bengi Su/Bengisu | Ab-ı Hayat | Bengi ve su eskiden beri kullanılan kelimelerdir ama Bengisu yeni ortaya atılmıştır | |
| Besin (1935) | Gıda, Yiyecek, Yemek, Rızık, Erzak, |
||
| Beşgen (1937) | |||
| Betimleme (1935) | Tavsif, Tasvir, Tarif, Tabir | ||
| Bildirge (1945) | Beyanname, Tamim (genelleştirme manasında geçer) | ||
| Bildiri (1935) | Tebliğname, |
||
| Bildirim | |||
| Bileşen (1937) | Unsur, Cüz, Parça | ||
| Bileşik (1937) | Mürekkeb, Muttasıl | ||
| Bileşim (1937) | Terkib, Sentez | ||
| Bileşke (1937) | Muhassala | ||
| Bilge (1935) | Allame, Hakîm (Çoğulu Hükema), Mütebahhir | TDK tarafından allame manası yüklenmiştir. Bilgi (Risalelerde geçer) ve bilgiç kelimeleri yeni değildir ve eskiden beri kullanılagelmektedir. | |
| Bilgelik (1935) | Hikmet | ||
| Bilgin (1933) | Alim, Ulema, A'lem, Üstad, |
||
| Bilim (1934) | İlim, Marifet, İrfan | ||
| Bilim Adamı (1935) | Alim, Mütefennin | ||
| Bilinç (1942) | Şuur, îkan | ||
| Bilinçli | Agah, |
||
| Bilirkişi (1945) | …bilirkişi tedkîkâtından geçerek zararsız bulunduklarının tespit olunduğunu… (Afyon Mahkemesi Müdafaası, Said Nursi, 1947) | Ehl-i Vukuf, |
|
| Birey (1935) | Ferd, Şahıs, Kişi | TDK fert manası yüklemiştir | |
| Bireysellik | Ferdiyet, İnfirad | ||
| Birikim | Teraküm, Tasarruf, |
Birikmek eskiden beri kullanılmaktadır | |
| Birim | Vahid-i Kıyasi; Şube, Kısım, |
TDK yeni manalar yüklemiştir | |
| Birincil (1942) | Evveli (Evvel olarak geçer), Esas, Asıl, Asli, Temel, Birinci, İlk | ||
| Birleşik | Müttehid, Mürekkeb, Mütesanid, Mümtezic, Memzuc, Bitişik | Birleşmek eskiden beri kullanılmaktadır | |
| Birleşim (1955) | Celse, İn'ikad | ||
| Bitki (1935) | Nebat | ||
| Bitkibilim | |||
| Boylam (1945) | |||
| Boyut (1935) | Eb'ad, Buud | ||
| Bölge | Risale‑i Nurun bir talebesi evvelce elinde Nur Risaleleriyle ve oradan çıkardığı mev'izelerle şark hudut bölgesinde Rusların o zamanda o havâlideki propagandalarını durdurmuştu. (Emirdağ L. 2, Zübeyr ve Tahiri, 1950'den sonra) | Mıntıka, Civar, Daire, Muhit, Havali, Mahal, Mevki, Menzil, Diyar | Ölmüş bu kelime TDK tarafından diriltilmiş ve pek çok kelime yerine kullanılmıştır |
| Bölü | Taksim | TDK yeni manalar yüklemiştir | |
| Bölüm (1928) | Risale‑i Nurun, Pakistan’da neşriyatını yaparak pek çok kimselerin bu eserlerden istifadesini sağlayan Karaçi Üniversitesi Türk Tarih Bölümü Asistanı ve dört büyük gazetenin muharriri M. Sabir İhsanoğlu’nun bir mektûbu. (Tarihçe-i Hayat, Talebeleri, 1955'ten sonra) | Şube, Bab, Fasıl, Kısım, Parça, Mebhas, Madde, Kıt'a, Cüz, Fıkra | |
| Bölümleme | Tasnif, Taksim, Takti' | ||
| Bölümlenmiş | Münkasım | ||
| Bucak (1945) | Afyon Ceza Evinde Mevkuf Ortaklar Bucağından Ahmed Feyzi Kul (Afyon Mahkemesi Müdafaası, Ahmet Feyzi Kul, 1947) | Yerleşim yeri manasını 1945'te kazanmıştır | |
| Bulaş (2008) | Bulaşma, Sirayet | ||
| Bulgu (1935-1945) | Netice, Araz, Delil, Keşif, İşaret | Eskiden beri keşif, icat manası varken TDK yeni mana yüklemiştir | |
| Bunalım (1942) | Buhran | ||
| Bunaltıcı | |||
| Büyükelçi (1910) | Sefir | ||
| Bütüncül, Bütünsel | Külli, Şümullu (Şümul olarak geçer) | Bütün (Risalelerde geçer) kelimesi eskiden beri kullanılmaktadır | |
| Bütünleme | İkmal | Bütün (Risalelerde geçer) kelimesi eskiden beri kullanılmaktadır | |
| Büyüteç (1935) | Adese, |
||
| Cinsel (1935) | Şehvani/Şehevani, Cinsi (Cinsiyet olarak geçer) | ||
| Coşku (1941) | Coşkun kelimesi (Risalelerde geçer) eskiden beri kullanılmaktadır | ||
| Cumhurbaşkanı (1935) | Reisicumhur | Cumhur eskiden beri kullanılmaktadır | |
| Çaba (1935) | Gayret, Himmet, Mücahede, Cehd, Sa'y | Mahalli dilde farklı manada kullanılırken TDK tarafından gayret manası yüklenmiştir. Çabalamak (Risalelerde geçer) fiili ise eskiden beri kullanılır | |
| Çağdaş (1935) | Böyle bir hareket – güyâ taklit edilen – çağdaş medenî cemiyetlerden en geri kalan İspanya’da da vukû bulamaz, hele vukûundan sonra nâmütenâhî asla tekerrür edemez. (Tarihçe-i Hayat-Tahliller, Cevdet Sezer, 1955'ten sonra) | Muasır, Modern, Asri, Medeni, Mütemeddin | Çağ eskiden beri kullanılmaktadır (Risalelerde geçer) |
| Çağ Dışı | Köhne | ||
| Çağrı (1942) | Nida, Davet | Çağırmak/Çağrılmak (Risalelerde geçer) eskiden beri kullanılır | |
| Çağrışım (1942) | Tedai | ||
| Çalıştay (1998) | |||
| Çarpı, Çarpım | Darb | M. Kemal türetmiştir. Çarpma, Çarpışma (Risalelerde geçer) eskiden beri kullanılır. | |
| Çarpım Tablosu | |||
| Çekim (1931) | Cazibe; Cezbe; Tasrif, Sarf | ||
| Çekimser, Çekinser (1945) | Müstenkif | ||
| Çekince (1935) (Ayrıca bkz. Sakınca) | Mahzur, |
||
| Çelişik (1942), Çelişkili | Zıt, Mütenakız, Tezad, Mütezad, Mübayin, Mütebayin | ||
| Çelişki (1935), Çelişme (1942) | Mübayenet, Tenakuz, Tearuz, Tezad | ||
| Çelişmezlik | İnsicam | ||
| Çeviri, Çevirme (1949) | Biz de, birkaç önemli Risaleleri, Urducaya çevirdik. (Tariihçe-i Hayat, Risale-i Nur ve Hariç Memleketler, 1958) | Tercüme/Terceme | |
| Çevirici (1935), Çevirmen (1935) | Mütercim, Tercüman | ||
| Çevrim (1945) | Devir, Devre | ||
| Çıkar (1876) | Menfaat | Anadolu ağzında harcama manasında kullanılan bu kelime zamanla menfaat manası kazanmıştır | |
| Çıkarım (1974), Çıkarsama (1942) | İstidlal, İstihrac | Çıkarsama 1942'de intikal manasında ikame edilmiştir | |
| Çizelge (1935) | Liste, |
||
| Çoğul (1935) | Cem', Çokluk | ||
| Çoğunluk (1935) | Ekseriyet | ||
| Çoğunlukla (1935) (Ayrıca bkz. Genelde) | Bunun içindir ki hakikati idrak edebilen hakîki münevverler ve uyanık mektepliler, büyük bir çoğunlukla Risale‑i Nura sarılmaktadırlar. (Konferans, Zübeyr Gündüzalp, 1947) | Ekseriyetle, Alelumum, Umumiyetle, Ekseri, Alelekser, |
|
| Çokgen (1945) | |||
| Çok Önemli (1935) | Hayati, Ehemm | ||
| Çok Özel (1931) | Ehass | ||
| Çökelti, Çöküntü (1935) | |||
| Çözelti (1968) | |||
| Çözüm (1931) | Hal | Çözmek (Risalelerde geçer) fiili eskiden beri kullanılır | |
| Çözümleme (1949) | Tahlil, Halletme, |
||
| Dağılım (1935) | İntişar, İnhilal | Dağılmak ve Dağıtmak (ikisi de Risalelerde geçer) eskiden beri kullanılır | |
| Dağıtım | Tevzi | Dağılmak ve Dağıtmak (ikisi de Risalelerde geçer) eskiden beri kullanılır | |
| Dağıtımcı (1955) | Müvezzi | ||
| Dairesel (1942) | Dairevi, |
||
| Damıtmak (1935) | |||
| Damıtık, Damıtılmış | Mukattar | ||
| Danışma | İstişare, Meşveret, Müşavere | ||
| Danışman (1935) | Müşavir, |
||
| Danıştay (1935) | Şura-yı Devlet | ||
| Dayanak (1934), Dayanak Noktası | Destek (Desteklemek şeklinde), Mesned, Medar-ı İstinad, İstinadgah | ||
| Dayanışma (1935) | Tesanüd | ||
| Değerbilir | Kadirşinas | ||
| Değinme (1955) | Temas, Bahs, İma | ||
| Değişim | Tebeddül, Tegayyür, Tahavvül, İstihale, Tehalüf, Takallüb, Değişme, |
Değişme (Risalelerde geçer) eskiden beri kullanılır | |
| Değişken (1930) | Mütegayyir | ||
| Delgi (1935) | |||
| Demeç (1942) | Beyanat | ||
| Denek (1942) | |||
| Denek Taşı | Mihenk Taşı | ||
| Denetim (1945); Denetleme (1954) | Murakabe, Kontrol, Teftiş, Muayene | ||
| Denetçi, Denetleyici, Denetmen | Murakıb, Müfettiş, |
||
| Deney (1937) | Tecrübe | ||
| Deneyim (1974) | Tecrübe, |
||
| Deneysel (1942) | Tecrübi | ||
| Denge (1935) | Muvazene, Mizan, Tevazün, Tevzin | ||
| Denklem (1939) | Muadele, Formül | ||
| Deprem (1935) | Zelzele, Hareket-i Arz, Sarsıntı | ||
| Dergi (1934) | Mecmua | ||
| Derleme (1940'lar) | ...Ankara Diyânet İşleri Müşâvere Heyeti âzâsından ders‑i âmm ve profesör Yûsuf Ziya Yörükhan ve Ankara Dil‑Tarih Fakültesi Şarkıyât Enstitüsü müdürü Necati Lügal ve Türk Tarih Kurumu ve Türk-İslâm Kitapları Derleme Heyeti âzâsından Yûsuf Aykut... (Emirdağ L. 1, Denizli Mahkemesi Kararı, 1944) | Mecmua | 20. yy’da halk ağızlarından yazı diline aktarılan sözcüklerdendir. |
| Derslik | Dershane/Dersane, Sınıf | ||
| Devingen | Müteharrik, Hareketli | ||
| Devinim (1934) | Hareket, Deprenme | ||
| Devrim (1934) | İhtilal, Darbe, İnkılap | ||
| Deyim (1934) | Tabir, İbare, İfade, Söz | ||
| Dışalım (1935) | İthalat (İdhal geçiyor) | ||
| Dışbükey (1937) | Bükey kelimesi M. Kemal tarafından türetilmiştir | ||
| Dış İşleri; Dışa Ait, Dışsal | Harici/Hariciye | ||
| Dışkı | |||
| Dışsatım (1935) | İhracat (Risalelerde bu kelime başka manada geçiyor) | ||
| Dikdörtgen (1937) | Müstatil | ||
| Dikey (1937) | Amudi (Amud geçiyor), Kaim (Başka manada geçiyor) | ||
| Dilbilim (1945) | |||
| Dilekçe (1932) | Aleyhimizde yazılan, fakat mahkemeyi mesûl eden bir fıkradır…29.8.1948 tarihli dilekçesinde: (Afyon Mahkemesi Müdafaası, Mahkeme Yazısından Alıntı, 1948) | Arzuhal, İstida, |
|
| Dinbilim | İlahiyat, |
||
| Dingin (1935) | Sakin, Durgun, Huzurlu (Huzur olarak geçer) | ||
| Direnç (1937) | Mukavemet, Israr, Metanet, Temerrüd, Taannüd, Salabet, Sebat, |
||
| Direniş (1931) | Mukavemet | ||
| Dişil (1934) | Müennes, Nisai (Nisa geçer) | Dişi kelimesi eskiden beri kullanılır | |
| Dize (1948) | Mısra | ||
| Dizge (1935) | Nazım, Manzume; Sistem | ||
| Dizgi (1932) | Tertib, Nizam | Matbaacılıkta kullanılır | |
| Dizgici | Mürettib | ||
| Dizin (1943) | Fihrist, İçindekiler, |
||
| Doğa (1935); Doğal | Tabiat, Mizac, Yaratılış, Mahiyet, Bünye, Huy, Cibilliyet, Fıtrat, Tıynet, Hilkat, Öz, Maya; Tabii | ||
| Doğaçlama (1935) | İrtical, Tuluat, Sünuhat | ||
| Doğru Orantılı (1937) | Mebsuten Mütenasib | ||
| Doğrulama (1945) | Teyid, Tasdik, Tadil, Tashih | ||
| Doğrultu (1945) | İstikamet, Mecra, Minval | ||
| Doku (1935) | Nesc, Şebeke, |
||
| Dokunma Duyusu | Kuvve-i Lamise | ||
| Dokunulmaz (1945); Dokunulmazlık | Masun; Masuniyet | ||
| Dolaşık, Dolaşım (1935 civarı) | Deveran, |
||
| Donanım | Teçhizat; |
Donatmak fiili risalelerde geçer | |
| Donatı (1935), Donatım (1945) | Teçhizat | Donatmak fiili risalelerde geçer | |
| Doygun; Doygunluk (1945) | Meşbu', Mutmain, |
||
| Döküm | Tasnif, |
||
| Dölleme | İlkah | ||
| Dölyatağı/Döl Yatağı | Rahim/Rahm | ||
| Dönem (1945) | Devre, Devir, Edvar, Fasıl, Çağ, Hengam, |
||
| Döngü (1955) | Devir, Devre, |
||
| Dönence (1945) | Medar, Burç | ||
| Dönüm (1921) | Pakistan İslâmî Talebe Cemiyeti’nin onuncu yıl dönümünde, Türkiye’deki İslâmî hareketi göstermek için, Türklerin, İslâm Edebiyâtı sergisi de vardı. (Tarihçe-i H., Pakistan basını, 1958) | Devre | |
| Dönüşme, Dönüşüm; Dönüştürme (1941?) | Tagayyür, Tahavvül, Münavebe; Tağyir, Tahvil, İstihale, Kalb | ||
| Dördül | |||
| Dörtgen (1937) | Murabba | ||
| Durağan (1970) | Sabit, Müstekar, Sakin, Hareketsiz | ||
| Duraksama (1935) | Tereddüt | ||
| Durum (1934) | Evet, nasıl göz, bir saçı kaldırmıyor; aynen öyle de; şimdiki rûhum ve o durum, bir saç kadar sıkletten, ağırlıktan müteessir olduğu hâlde,… (Emirdağ L. 1, Said Nursi, 1944-1947) | Hal, Vaziyet, Ahval, Halet, Keyfiyet, Vasıf, Evsaf | |
| Duruşma (1930'lar) | Afyon Mahkemesinden hakkımızda sâdır olan haksız hükmün temyizen bozulması üzerine yapılan duruşmamızda beni yine konuşturmadılar. (Afyon mahkemesi Müdafaatı, Said Nursi, 1947-48) | Mürafaa, Muhakeme | |
| Duyarga (1937) | |||
| Duyarlı; Duyarsız (1935) | Hassas; Lakayt, Bigane | ||
| Duygulanım | Teessür | ||
| Duyu (1935) | His, Hasse, Havas | ||
| Duyum (1980) | Haber, |
||
| Duyuru (1948) | İlan, Tebliğ, |
||
| Dürtü (1942) | Muharrik | ||
| Düş (1960) | Hayal, Hülya | 1060'lara kadar sadece "Rüya" manasında kullanılırken TDK "Hayal" manası katmıştır | |
| Düş Kırıklığı | Hüsran, İnkisar-ı Hayal, |
||
| Düşey (1937) | Şakuli (Şakul ve Şakulen olarak geçer) | M. Kemal tarafından türetilmiştir | |
| Düşleme | Hayal Kurma, |
||
| Düşünür | Mütefekkir, |
||
| Düzelti | Tashihat, Tadilat, Düzeltme (Düzeltmek olarak geçer) | ||
| Düzeltmen (1969), Düzeltici (1935) | Musahhih | ||
| Düzenleme (1934-35) | Tanzim, Tensik, Tesviye, Tertib | ||
| Düzenleyici (1945) | Nazım, |
||
| Düzey (1935) | Seviye, Derece, Dereke, Mertebe | ||
| Düzlem (1941) | Müstevi, Musattah | ||
| Düzyazı | Nesir, Mensur | ||
| Eder | Değer, Paha, Bedel, Fiyat | ||
| Edilgen (1940) | Meçhul, |
||
| Edim (1942) | Fiil, Amel | ||
| Edinim | İktisab | ||
| Egemen (1935) | Hakim, Hükümferma, Mütehakkim, Hükümran | ||
| Eğik (1934) | Münharif | ||
| Eğilim (1935) | Temayül | ||
| Eğilimli | Meyyal, Mütemayil, |
||
| Eğim (1937) | Meyil, Meyelan | ||
| Eğitim (1935) | Üstad Bediüzzaman Said Nursî “3. Eğitim Tümeni” câmiine harç koydu. (Isparta hususî muhabirimiz bildiriyor.) (Emirdağ L. 2, Gazeteden alıntı, 1957) | Terbiye, Talim | |
| Eğitimbilim | |||
| Eğitimci; Eğitmen (Ayrıca bkz. Okutman, Öğretmen) | Mürebbi, Hoca, Muallim, Müderris, Mürşid | ||
| Eğitimli; Eğitimsiz | Muallem; Cahil | ||
| Eğitim ve Öğretim | Maarif, Talim ve Terbiye, Tedrisat | ||
| Ekim (1945) | Teşrin-i Evvel | ||
| Eklem (1937) | |||
| Ekonomi (1942) | İktisad | 1860'larda bazı kaynaklarda geçse de yaygın kullanımı 1940'larda başlamıştır | |
| Eksen (1934) | Mihver, |
||
| Eksi (1937) | Nakıs, |
||
| Eleştiri (1964) | Tenkid, |
||
| Eleştirmek (1942) | Tenkit Etmek | ||
| Eleştirmen (1942) | Münekkit, Nakkad | ||
| Emekli (1935) | Emekli Yüzbaşı Mehmed Kayalar (İşaratül İ'caz'ın sonundaki Diyarbakır Mahkemesi Müdafaasından, Mehmed Kayalar, 1954'ten sonra) | Mütekaid | Mütekaid manası 1935'te yüklenmiştir |
| Emekli Olma | Tekaüd | ||
| Emir Subayı (1945) | Yaver | ||
| Enlem (1945) | |||
| En Önemli (1935) | Hayati, Ehemm | ||
| En Özel (1931) | Ehass | ||
| Erdem | Fazilet, Marifet | Unutulmuş ve kullanımdan düşmüş bu kelime TDK tarafından diriltilmiştir | |
| Erdemli | Fazıl | ||
| Erek (1942) | Gaye, Hedef | ||
| Ergenlik (1900) | Büluğ, Rüşd | ||
| Ergin (1876) | |||
| Eril (1945) | Müzekker, Erkek | Müzekker manası 1945'te yüklenmiştir | |
| Erişim (1979) | Muvasala | ||
| Erişkin (1929) | Kamil, Olgun | ||
| Eriyik (1956) | |||
| Erk (1932) | İktidar, Nüfuz, Kudret, İrade, Otorite, Satvet, Şevket, Güç, Kuvvet | Kullanımdan düşmüşken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur | |
| Esin (1935) (Ayrıca bkz. İçe Doğma) | İlham, Vahiy, Sünuhat, Tuluat | Eskiden rüzgar manasındayken TDK ilham manası yüklemiştir | |
| Eş | Erkek için: Zevc, Koca, Bey; Kadın için: Zevce, Refika, Karı, |
Yeni Türkçede hem karı hem koca manasında kullanılmaktadır | |
| Eş anlamlı/Eşanlamlı (1945) (Ayrıca bkz. Anlamdaş) | Müradif, |
||
| Eş değer/Eşdeğer (1945) | Muadil | ||
| Eşlik | Refakat, Sahabet | ||
| Eşey (1937) | Cins, Cinsiyet | ||
| Eşgüdüm/Eş güdüm (1971) | |||
| Eşit (1935) (Ayrıca bkz. Özdeş) | Müsavi, Denk, Mütesavi, Küfüv, Muadil, Aynı, Mutabık, Eş | ||
| Eşitlik | Müsavat | ||
| Eş Sesli/Eşsesli (1945) (Ayrıca bkz. Sesteş) | |||
| Etçil (1932) | Akilüllahm | ||
| Etken (1935) (Ayrıca bkz. Etmen, Güdü, İtki) | Muharrik, Amil, Müessir, Sebep, İllet, Saik, Faktör, Müeddi, Fail | ||
| Etki (1935) | Tesir, Nüfuz | Mahalli dilde eziyet manasındayken TDK tesir manası yüklemiştir | |
| Etkilenmiş | Müteessir | ||
| Etkili (Ayrıca bkz. Geçerli) | Müessir, Muteber, Mergub, Meri, Cari, Nafiz | ||
| Etkin (1935) | Müessir, Faal, |
||
| Etkinlik (1937) | Faaliyet | ||
| Etmen (1942) (Ayrıca bkz. Etken, Güdü, İtki) | Muharrik, Amil, Müessir, Sebep, İllet, Saik, Faktör, Müeddi, Fail | ||
| Evcil (1934) | Ehli | ||
| Evirme (1942) | Akis | ||
| Evre (1935) | Safha, Basamak, Merhale, Mertebe, Adım, Hatve, Devre | Eskiden çevre, etraf gibi manaları varken kullanımdan düşmüş bu kelimeyi TDK safha manasında diriltmiştir | |
| Evren (1934) | Kainat, Kozmoz (Kozmoğrafya şeklinde geçer), Cihan, Mükevvenat, Alem | Mahalli dilde başka manaları varken TDK kainat manasını yüklemiştir | |
| Evrensel (1934) | Alemşümul, Cihanşümul, Umumi | ||
| Evrim (1935) | Tekamül, İnkişaf, İnkılap | ||
| Eylem (Muamele manasında 1935; Fiil manasında 1940) | Fiil, Muamele, Ameliye, Efal, Fiiliyat, İş, İcra, İcraat, Hareket, Harekat, Deveran, Nümayiş | ||
| Geçerli (1935-1945) (Ayrıca bkz. Etkili) | Muteber, Mergub, Meri, Cari, Nafiz, Müessir, |
||
| Geçerlik (1935) | Revac, Meriyet, Rağbet | ||
| Geçersiz (1974) | Hükümsüz, Batıl, Merdud, Sakıt | ||
| Geçersizlik (1974) | Butlan | ||
| Geçirgen | |||
| Geçişken | Mütehavvil, Mütedahil | ||
| Gelenek (1942) | Anane/An'ane, Örf, Görenek, |
||
| Gelgit (1953) | Med-cezir | ||
| Gelişim (1930'lardan sonra) | İnkişaf, Tekamül, Neşvünema, Terakki | ||
| Genel (1934) | İslâm Kültür Merkezi Genel Sekreteri, El‑Muhlis, Dr. Muhammed Habilullâh (Tarihçe-i Hayat, Tahliller Kısmı, 1955'ten sonra) | Umumi, Amme, Külli | |
| Genelde, Genellikle, Genel Olarak (1934) (Ayrıca bkz. Çoğunlukla) | Umumiyetle, Ekseriyetle, Alelumum, Ekseri, Alelekser, |
||
| Genelkurmay Başkanı (Ayrıca bkz. Kurmay Başkanı) | Erkan-ı Harb Reisi | ||
| Genelleme | Tamim, Teşmil | ||
| Genelleşme | Taammüm | ||
| Genleşme (1945) | İnbisat | ||
| Gerçekleşme; Gerçekleştirme (1935) | Ve artık Türk’ü içinden vurmanın plânını gerçekleştirmek için her unsur tamamlanmıştır. (Emirdağ L. 2, Büyük Doğu Mecmuasından alıntı, 1950) | Tahakkuk, Sübut, Husul, Takarrür, Vuku Bulma, Yapma | Gerçek kelimesi eskiden beri kullanılan bir kelimeyken TDK tahakkuk manasında gerçekleştirmek kelimesini ileri sürmüştür |
| Gereç (Levazım manasında 1935, Alet manasında 1949) | Levazım, Malzeme, Alet, Cihaz, Edevat, Takım | ||
| Gereğince | “Bir masûmun hakkı yüz şerîr için dahi fedâ edilemez.” gibi düstur‑u Kur'âniye gereğince,… (Emirdağ L. 2, Zübeyr, Tahiri, 1950'den sonra) | Muktezasınca, Mucibince, Binaen | Gerek kelimesi eskiden beri kullanılagelmektedir |
| Gerekçe, (1935) | Esbab-ı Mucibe, İllet, Hikmet, Lazıme, Esbab, Sebep, Bais, Saik | Eski Türkçede "Gereği gibi" manasında zarf olarak kullanılmaktayken TDK tarafından esbab-ı mucibe manasında isim olarak ileri sürülmüştür. M. Kemal tarafından türetilmiş olması muhtemeldir | |
| Gereklilik | Lüzum, |
Eskiden beri var olan Gereklik kelimesine ilave olarak TDK tarafından ileri sürülmüştür | |
| Gereksinim (1945) | İhtiyaç, Lüzum, Hacet, Mukteza | Gereksemek fiili de 1945'te ileri sürülmüştür | |
| Gerektirme (1945) | İstilzam, İktiza | ||
| Gerici (1958) | Mürteci | İlk defa Demokrat Partiye karşı kullanılmıştır | |
| Gerilim (1942) | |||
| Getiri | Faiz, Riba, Nema, Kar, Kazanç | Getirmek kelimesi eskiden beri kullanılırken bu kelime TDK tarafından ileri sürülmüştür | |
| Gezgin (1932) | Seyyah, |
||
| Gezegen (1944) | Seyyare | ||
| Gider (1935) | Masraf, |
||
| Girişim (1935) | Teşebbüs, Tedahül | ||
| Girişimci (1967) | Müteşebbis | ||
| Giysi (1935) | Elbise, Kisve, Urba, Giyecek | Mahalli bir kelimeyken TDK tarafından elbise yerine ileri sürülerek umumileştirildi | |
| Giz, Gizem | Esrar, Sır, Serire, Muzmer | ||
| Göçmen (1935) | Muhacir | Memur, Kiracı manasında kullanılan mahalli bir kelimeyken TDK muhacir manası yükledi | |
| Gökbilim | |||
| Gömü (1960'tan önce) | Define, Kenz | ||
| Gönderi | Havale | ||
| Gönenç | Refah | ||
| Görece, Göreceli (1971) (Ayrıca bkz. Bağıl) | Nisbi, İzafi, İtibari | ||
| Görelilik (1942) | İzafiyet (İzafi geçer), |
||
| Görev (1942) (Ayrıca bkz. Ödev) | Vazife, Zimmet, Borç, İş, Vecibe | ||
| Görevden Alma; Görevden Alınma | Azil/Azl, Tasfiye; İnfisal | ||
| Görevden Ayrılma | İstifa | ||
| Görevlendirme | Tavzif, İstihdam | ||
| Görevli | Ankara Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Dr. Rehber (Pakistanlıdır) İslâmiyet’in aleyhinde konuştu. (Tarihçe-i Hayat, Tahliller, M. Sabir İhsanoğlu, 1955'ten sonra) | Muvazzaf, Vazifedar, |
|
| Görgü Tanığı | Şahit | ||
| Görkem (1935) | Haşmet, Tantana, |
Anadolu ağızlarında sıfat olarak kullanılan sözcüğe TDK keyfî olarak isim olarak ihtişam manasını yüklenmiştir. | |
| Görsel (1937) | Sıfat: |
||
| Görüntü (1945) | Haya, Hayalet, Manzara, Resim, Tasvir, Fotoğraf, |
||
| Görünüm (1935) | Manzara, Zahir, Eşkal, |
||
| Görüşme | Mülakat, Sohbet, Müzakere | Mülakat manasında kullanımı yenidir | |
| Gösterge (1937) | Müşir/Müş'ir, İşaret, Alamet, A'raz/Araz, Nişane, Tezahür | ||
| Gösteri; Gösterim (1935) | Tezahür, Tezahürat, Temsil, Nümayiş, Müsamere | ||
| Göstermelik (1945) | Suni/Sun'i, Numune | ||
| Göz altı/Gözaltı (1930) | Nezaret | ||
| Gözetim | Nezaret, Mürakabe, Tarassut, Kontrol | ||
| Gözetmen | |||
| Gözlem (1942) | Rasat, Müşahede, Tarassut | ||
| Gözlemevi | Rasathane | ||
| Güdü (Ayrıca bkz. Etken, Etmen) | Garaz, Hedef, Niyet, Saik, Sevk, Sebep | Mahalli dilde farklı manalarda kullanılan bu kelimeye TDK saik manasını yüklemiştir. Gütmek kelimesi eskiden beri kullanılmaktadır | |
| Güdüm | Sevk ve İdare, Kumanda, |
Eskiden beri kullanılan bu kelimeye TDK sevk ve idare manası yüklemiştir | |
| Güldürü (1955) | Mizah, |
||
| Günaydın (1910'lar) | Esselamu Aleyküm, |
1910’lu yıllarda üretilen ilk Yeni Türkçe sözcüklerdendir. Türk Derneği teklif etmiş, alay konusu olmuş, 1930'larda TDK sahip çıkmıştır | |
| Güncel (1969) | Yevmi/Yevmiye, Aktüel, Cedid, Müteceddid, Mücedded | ||
| Güncelleme | İntibak, Tecdid | ||
| Gündem (1935) | Ruzname, Program, |
||
| Güney | Cenub, Kıble | Eskinden "her zaman güneş alan yer/taraf" manasındaki bu kelime TDK tarafından Cenup yerine ileri sürüldü | |
| Günlük | Yevmi | Türkçede var olan bu kelimeye TDK yevmi manası yükledi | |
| Güven | İtimat | Mahalli dilde farklı manalarda kullanılırken TDK itimat manası yüklemiştir. Güvenmek fiili ise eskiden beri kullanılmaktadır | |
| Güvence (İtimat manasında 1935, teminat manasında 1955) | Teminat, |
||
| Güvenli (1934) | Emin, Mutemed | ||
| Güvenlik (1935) | Asayiş, Emniyet, İnzibat, Selamet, Eman, Masuniyet | ||
| Hoşgörü (1956) | Müsamaha, Hüsnüzan, |
||
| Ilıman (1935), Ilımlı (1942) | Mutedil | ||
| Isı | Hararet, |
Halk arasında sıfat iken isme dönüşmüştür | |
| Isıl (1993) | |||
| Işın (1934) | Şua | ||
| Işınım | |||
| İçbükey (1937) | Bükey kelimesi M. Kemal tarafından türetilmiştir | ||
| İçe Doğma (Ayrıca bkz. Esin) | İlham, Vahiy, Sünuhat, Tuluat | ||
| İçerik (1953) (Ayrıca bkz. Kapsam) | Muhteva, Mazruf, Şümul, İçindekiler, Münderecat | ||
| İçerme (1945) | İhtiva, Tazammun, Şümul | ||
| İçgörü | Basiret, Feraset | ||
| İçgözlem | Murakabe | ||
| İçgüdü (1935) | Sevk-i Tabii, |
||
| İçişleri Bakanlığı | Dahiliye Vekaleti | ||
| İçkin (1900) | Mündemiç, Deruni, Dahili | ||
| İçsel (1935) | Dahili, Deruni, Zati, Batıni, Manevi | ||
| İçselleştirme | Benimseme (1876), Hazm, Temsil, İmtizac, Tesahub, |
||
| İçten | Samimi, Muhlis, Candan, Kalbi, Ez Dil ü Can, Halis | ||
| İkilem (1942) | |||
| İkincil | Tali, Tebei, |
||
| İkircikli (1932) | Mütereddid, Şüphe Eden | Halk ağızlarında görülen bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarıldı. | |
| İlçe (1935) | Kaza, Kasaba | ||
| İlerici (1935 civarı) | |||
| İleti (1972) | Mesaj, Haber, Not | ||
| İletim (1945) | Nakil, İntikal | ||
| İletken (1937) | Nâkil/Nakil | ||
| İletki | Açı kelimesi 1937'de türetilmiştir | ||
| İletişim (1970) | |||
| İlgeç (1974) | Edat | ||
| İlgi, İlinti (1935) | Bazı kısmında mevzû ve gaye ile hiç ilgisi olmadığı… (Şualar, 14. Şua, Afyon Mahkemesi Müdafaası, Mahkeme dosyasından alıntı, 1947-1948) | Alaka, Münasebet, Taalluk, Alakadarlık; | Değişik manalarda eskiden beri kullanılan bu kelimeye TDK alaka, münasebet manası yüklemiştir |
| İlgili; İlişkili | Alakadar, Müteallik, Merbut, -e Dair, -e Mütedair, Münasebetdar, Hakkında, Hususunda, Ait, Raci, |
||
| İlginç (1948) | |||
| İlgisiz | Lakayd, Bigane, Alakasız, Kayıtsız | ||
| İlinti (1935-1958), İlişki (1942) | Temas, İrtibat, Münasebet, Bağ, Aidiyet, Nisbet | Bazı memleketlerde et sucuğu manasında kullanılan "İlişki" kelimesine TDK yeni manalar yüklemiştir | |
| İlke (1945) | Düstur, Kaide, Prensip, Esas, Umde, Rükn/Rükün, Şiar | ||
| İlkel (1935) | İbtidai | ||
| İlkokul (1945) | Mekteb-i İbtidai, |
||
| İm | İşaret, Nişan, Alamet, İz, Eser | Yazı dilinde ölmüş, bazı halk ağızlarında yaşayan bu kelime TDK tarafından işaret manasında ileri sürülmüştür | |
| İmge (1935) | Emare, Remz, Hayal, |
||
| İmleç (Mukayyid: 1937; Kursör: 1984) | |||
| İnan, İnanç (1935) | …devletin nizâmlarını dinî inançlara uydurmak istiyor diye mahkûr gösterilir. (Emirdağ L. 2, 1952 Gençlik Rehberi Mahkemesi, Talebelerin müdafaası) | Akide, İtikat/İtikad, İman | Mahalli Türkçede güvenilir kimse manasında kullanılırken TDK tarafından akide, itikat yerine ikame edilmiştir |
| İnançlı | Mü'min/Mümin, Mutekid | ||
| İndirgeme (1942) | İrca | ||
| İndirim (1935) | |||
| İnme (1876) | Nüzul, |
||
| İnsancıl | İnsani, Munis, |
||
| İrdeleme (1935) | Tetebbu, |
||
| İstem (1945) | Talep, İrade, Arzu | ||
| İş Bölümü | Taksim-i Amal | İlk olarak Ziya Gökalp kullanmış, daha sonra TDK yaygınlaştırmıştır | |
| İşlem (1934) | Muamele, Ameliye, Fiil, Amel, İcraat, İş, İcra | ||
| İşlev (1935) | |||
| İşlevsiz | Atıl, Amelmande | ||
| İtki (1935) (Ayrıca bkz. Etken, Etmen, Güdü) | Muharrik, Amil, Müessir, Sebep, İllet, Saik, Faktör, Müeddi, Fail, Garaz, Hedef, Niyet, Sevk, Sebep | ||
| İvme (1937) | Sürat; Tacil | ||
| İye, İyelik (1942) | Malikiyet, Mülkiyet, |
16. yy’dan sonra ender kullanılan sözcük Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. | |
| İyimser (1942) | Nikbin, Mübeşşir, Ümidvar, |
||
| İzdüşüm (1937) | İrtisam, Projeksiyon, |
||
| İzlem | Takip | ||
| İzlenim (1942) | İntiba | ||
| İzleyici (1965) | Seyirci, Temaşager, Samiin | ||
| Kaldıraç (1937) | |||
| Kalıntı (1876) | |||
| Kalıtım (1942) | |||
| Kamu (1945) | Umum, Amme, Halk, Devlet, Resmi | Eskiden hep, bütün manasında ve sıfat olarak kullanılırken kullanımdan düşen bu kelime umum manasında isim olarak TDK tarafından diriltilmiştir | |
| Kamulaştırma | |||
| Kamuoyu | Efkar-ı Umumiye, Efkar-ı Amme | ||
| Kanı (1948) | Kanaat, Düşünce, Fikir, Rey | Nurullah Ataç tarafından üretilmiştir | |
| Kanıksama (1876) | Alışma, Ülfet, Ünsiyet | ||
| Kanıt (1935) | Delil, Hüccet, Beyyine, Burhan, İspat, Senet, İstidlal, |
||
| Kapsam (1935) (Ayrıca bkz. İçerik) | Muhteva, Mazruf, Şümul, İçindekiler, Münderecat | ||
| Kapsama | Tazammun, Şümul, İhata, İstiab, İhtiva | ||
| Karamsar (1935) (Ayrıca bkz. Kötümser) | Bedbin, Nevmid, Meyus/Me'yus, |
||
| Karışım | Halita, Mahlut, Terkib, Mümtezic, İhtilalat | ||
| Karmaşa (1942) | |||
| Karmaşık | |||
| Karşın (1935) | Rağmen, Rağmına, Mukabil | ||
| Karşıt (1935) | Mütezad, Mütebayin, Mugayir, Münafi, Zıt, |
Kaşgarî Divan’ında hem mastar hem sıfat manasında olup muhtemelen “karşıtlık” olarak kullanılırken TDK manasını yanlış çevirerek ileri sürmüştür | |
| Kas (1941) | |||
| Kasım (1945) | Teşrinisani | ||
| Katılım (1935) | İştirak | ||
| Katkı (1932-1969) | İlave, Destek, İştirak | ||
| Katman (1934) | Tabaka, Kat | ||
| Katsayı (1939) | Emsal | ||
| Kavram (1935) | Mefhum, Fehva, Mana, Meal, Mazmun, |
Farklı manalarda mahalli olarak kullanılan bu kelimeyi TDK mefhum karşılığı olarak ikame etmiştir | |
| Kavrama (1876) | İdrak, İntikal | ||
| Kazı | Hafriyat | ||
| Kent | Şehir, Belde, Kasaba | Soğdca'dan geçerek kale, kasaba manasındayken kullanımdan düşen bu kelime TDK tarafından şehir manasında diriltilmiştir | |
| Kesenek | |||
| Kesin, Kesinlikle (1935) | "Nurda ihlâsı bozmamak için uhrevî makâmât dahi bana verilse, bırakmağa kendimi mecbur bilirim" diye yarı muvâfakat şeklinde bir cevap verilmekte ve bu mehdilik teklifi açık ve kesin olarak reddedilmemektedir. (14. Şua, Mahkeme Zabıtından Alıntı, 1947-48) | Kati/Kat'i, Katiyyen/Kat'iyyen, Yüzde Yüz, Mutlaka, Muhakkak, Yakinen, Şüphesiz, Asla, Haşa, Kat'a | Kullanımdan düşmüş kesinkes kelimesinden üretilmiştir |
| Kesinti (1945) | İnkıta, Fasıla | Mahalli dilde kesilen şeyden çıkan kırpıntı manasındayken TDK tarafından inkıta manasında ikame edilmiştir | |
| Kesit (1935) | Makta | Mahalli dilde farklı manalarda kullanılırken TDK tarafından yeni mana yüklenmiştir | |
| Kılcal (1937) | |||
| Kırsal (1966) | Kır, |
||
| Kırım | Kıtal, Katliam | ||
| Kısıntı | Tahdidat, Takyit, Hasretme | ||
| Kısıt (1955) | Hacir, Sınır, Tahdid | ||
| Kışkırtma (1876) | Ürkütme, Tevhiş, Tahrik | ||
| Kıvanç (1934) (Ayrıca bkz. Övünç) | İftihar, Mefharet, Fahr, Tefahur, Gurur, Mübahat | Eskiden "övünen kişi" olarak kullanılırken TDK "övünme" manasında ikame etmiştir. | |
| Kıyım | Gadr/Gadir, Zulüm | ||
| Kimlik (1929) | Hüviyet | ||
| Kip (1926) | Siga, Enmuzec | ||
| Kişilik | Şahsiyet, Seciye, Karakter | Şahsiyet manası sonradan ileri sürülmüştür | |
| Komut; Komuta; Komutan (1935) | Talimat, Emir, |
Fransızca commandant “kumandan” sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip Eski Türkçe köke atfedilmiştir. | |
| Konu (1933) | İnşâallâh, üç ay sonra bu konuda bütün enerjimle çalışacağım. (Tarihçe-i Hayat, M. Sabir İhsanoğlu, 1957) | Mevzu, Saded, Husus, Bab, Nokta, Bahis, Mebhas, Mesele | 2 Haziran 1933’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde mevzu karşılığı olarak O. Emel isimli vatandaş tarafından önerilmiştir. |
| Konuk | Mihman (Mihmandar olarak geçer), Misafir | Asırlar önce kullanımdan düşen kelime TDK tarafından misafir manasında diriltilmiştir | |
| Konukevi | Misafirhane | ||
| Konuksever | Misafirperver | ||
| Konum (1935-1945) | Yer, Mevki | Göçebe dilinde göçebe konak yeri manasında kullanılırken TDK tarafından başka manalarda ikame edilmiştir | |
| Konuşlandırma (1976) | Yerleştirme, Tevzi | ||
| Konut (1935) | Mesken, Sükna, İkametgâh, Ev, Menzil, Yer, Hane, Daire | ||
| Korgeneral (1935) | Ferik | Kolordu 1830'dan itibaren kullanılmıştır | |
| Korunak | Mahfaza/Muhafaza, Siper, Penah, İlticagah, Melce, Taasungah, Meva/Me'va | ||
| Koşul (1955) | Şart, Kayıt | ||
| Koşut (1945) | |||
| Kovuşturma (1954) | Takibat, Tahkikat | ||
| Köken (1935) | Menşe, Asıl, Kaynak, Menba | ||
| Kötücül (1935) | |||
| Kötümser (1945) (Ayrıca bkz. Karamsar) | Bedbin, Nevmid, Meyus/Me'yus, |
||
| Kullanım | Tasarruf, |
||
| Kural (1932) | Kaide, Düstur | ||
| Kuram | Nazariye, Teori | ||
| Kurgu (1969) | Taammüd, |
Halk dilinde kuruntu manasındayken TDK hayali öykü manasıyla ikame etmiştir | |
| Kurmay (1935) | Erkânı Harbiye | ||
| Kurmay Başkanı (Ayrıca bkz. Genelkurmay Başkanı) | Erkan-ı Harb Reisi | ||
| Kurul (1935) | 1956 tarihinde Risale‑i Nuru inceleyen Diyânet İşleri Müşâvere Kurulu verdiği bir raporla, Risale‑i Nurun îmân ve ahlâkî tekemmülâta hizmet hususundaki vasfını ilân etti. (Tarihçe-i H., Talebeleri, 1956 sonrası) | Meclis, Heyet, Encümen, |
|
| Kurultay (1930) | Meclis-i Şura, Kongre, Divan, Encümen | Moğol egemenliği döneminden beri ender duyulmuş olan sözcük Türk Ocakları bünyesinde 1908-1910’da canlandırılmış ve İttihat ve Terakki Cemiyeti kongresinde benimsenmiş ilk “Yeni Türkçe” kelimelerdendir. | |
| Kuruluş | Müessese, Teşekkül, Teşkilat, Organizasyon | ||
| Kurum (1934) | Cemiyet, Teşekkül, Müessese, Organizasyon | ||
| Kuşak | Mıntıka; Nesil, Göbek, Zürriyet, Soy, Batın (İç manasında geçer) | ||
| Kuşatma (1931) | Muhasara | ||
| Kuşku, Kuşkulanma (Şüphe manasında: 1934) | Ben de hükûmetin kanununa riâyet etmek ve hükûmet memurlarını sebepsiz kuşkulandırmamak için kabûl etmeyip reddettim. (Barla L. Said Nursi, 1934) | Tereddüd, Endişe, Şüphe, Güman, Zan, Rayb | Anadolu ağızlarında “tedirginlik, kuruntu, tereddüd” manasında kullanılırken TDK keyfi olarak “şüphe” manası da yüklemiştir. Örnek cümlede Bediüzzaman'ın kullanımı "tedirginlik" manasında olsa gerektir. |
| Kutlama (1935) | Göklerde melekler, bu büyük bayramı kutlar. (Mektubat, Ali Ulvi Kurucu, 1950'lerde olması muhtemel) | Tebrik, Tes'id/Tesid | |
| Kutsal (1935) | Kudsi, Mukaddes, Mübarek, |
||
| Kutsama (1935) | Takdis | ||
| Kuzey (1932) | Şimal | Eski Türkçede güneş görmeyen yer manasındayken TDK tarafından Şimal manasında ikame edilmiştir | |
| Mercek (1937) | Adese, |
||
| Mutsuz (1934) | Bedbaht | ||
| Neden (1942) | Sebep, İllet, Hikmet | Soru zarfının “sebep” manasında ad olarak kullanılması Yeni Türkçeye mahsustur ve TDK'nın fikridir. | |
| Nedeniyle | Sebebiyle, Mucibince, Sebeple, |
||
| Nedensellik | İlliyet | ||
| Nesnel (1942) | Afaki, Objektif, |
Nesne eskiden beri kullanılan bir kelimedir | |
| Nicel (1937); Nicelik (1935) | Kemmi, |
Nicelik kelimesi hem keyfiyet hem kemiyet manasında olup kullanımı terk edilmiş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde sadece “kemiyet” manasıyla canlandırılmıştır | |
| Nitel (1937); Nitelik | Keyfi, Kalitatif; Keyfiyet, Haysiyet, Mahiyet, Vasıf, |
Asırlarca önce unutulmuş kelime TDK tarafından canlandırılmıştır | |
| Niteleme (1945) | Tavsif | ||
| Ocak (1945) | 22 Ocak 1952 muhâkeme günü olmak itibariyle, Bediüzzaman Said Nursî, Isparta’dan İstanbul’a gelerek mahkemede hazır bulunmuştu. (Tarihçe-i H., Son Kısım, 1955'ten sonra) | Kanun-u Sani | |
| Odak (1945) | Mihrak, |
||
| Okul (1935) | Pakistan’da; ne Türkçe okulu, ne kütübhânesi, ne çalışkan adamları ve sefâretinizde de Urduca bilen adam yoktur. (Tarihçe-i H., M. Sabir İhsanoğlu, 1957 civarı) | Mektep | Fransızca Ekol kelimesinden esinlenilerek oku kökünden türetilmiştir |
| Okur, Okuyucu | Daha mühimdir ki, her şey, umum zîşuûr mütâlaa edebilecek ve Fâtır‑ı Zülcelâl’in cilve‑i esmâsını bildirecek birer âyet, birer mektup, birer kitap, birer kaside hükmünde olarak, mânâlarını hadsiz okuyucularına ifâde etmesidir. (30. Lema, Said Nursi, 1934-35)
Risale‑i Nur Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da ve Amerika’da da yayılmış ve birçok okuyucu kitlesi bulmuştur. (Tarihçe-i H., Son Kısım, 1955'ten sonra) |
Kari | Eski Türkçede "Okur", okuryazar manasında; "Okuyucu" ise kaide ile okuyan manasında kullanılırken TDK her ikisine de "Kari" manası yüklemiştir. Bediüzzaman'ın kullanımı eski manasıyladır. |
| Okutman (1955) (Ayrıca bkz. Eğitimci, Öğretmen, Öğretim Görevlisi) | Müderris, Akademisyen, Muallim, Hace (hacegan olarak), Dersiam, Hoca, Mürebbi, Üstad | ||
| Olabildiğince | Mümkün Mertebe, Elden Geldiği Kadar, Ala Kadril İstita | ||
| Olağan (1900) | Tabii, Mutad, Alelade, Adi, Vaki, Mümkin | ||
| Olağanüstü, Olağan Dışı (1942) | Fevkalade, Harikulade, Gayrıtabi, Fevkalhad | ||
| Olanak (1942) | İmkan, Mümkinat, Mahal | ||
| Olanaklı; Olanaksız | Muhtemel, Kabil; Gayrı Kabil; Muhal | İnsanlar tarafından karıştırılsa da mümkün ve muhtemel farklı manalar taşır. "Mümkün", bir olayın gerçekleşmesinin önünde engel olmadığını belirtir. Zıddı "gayrı mümkin"dir. "Muhtemel" ise o olayın gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtir. Zıddı "muhal"dir. Her muhtemel olan şey aynı zamanda mümkündür; fakat her mümkün olan şey muhtemel değildir. | |
| Olası; Olası Değil (1935) | Mümkün/Mümkin; Gayrı Mümkin, İmkansız | ||
| Olasılık | İhtimal | ||
| Olay (1937) | Hadise, Vaka | ||
| Oldubitti (1945) | Emrivaki | ||
| Olgu | Vakıa, |
||
| Olumlama | İcab, Tasdik, Tasvib, Teyid | ||
| Olumlu (1942) | Mucibe, Müspet, Vücubi, |
||
| Olumsuz | Menfi, Salibe, |
||
| Olumsuzlama (Ayrıca bkz. Yadsıma) | İnkar, Selb, Ret | ||
| Olurluk (1935) (Ayrıca bkz. Onay) | Muvafakat, Kabul, Tasvib, Tensib, Tecviz, Müsaade, Rıza, İcazet, Cevaz, Kabul, Tasdik, |
||
| Oluş, Oluşma (1935) | Tekevvün, Teşekkül, Husul, Vuku, Vücud, Meydana Gelme, Sadır Olma, Teessüs, Neşet, Peyda, Zuhur, İnikad/İn'ikad | Oluş, Türkçede tek başına manası olmayıp ancak başka bir isimle beraber kullanılan yardımcı bir unsur iken TDK tarafından asıl unsur ve tek başına manası olan bir kelime haline getirilmiştir | |
| Oluşturma (1935) | Tekvin, Teşkil, Tevlid, İcad, İnşa | ||
| Oluşum (1935) (Ayrıca bkz. Örgüt) | Teşekkül, Cemiyet | ||
| Omur (1945) | |||
| Onam, Onama (1935) | Tasvib, Rıza, Tasdik, Muvafakat, |
||
| Onarım (1945) | Tamir, Tamirat, Tadilat | ||
| Onay (1935) (Ayrıca bkz. Olurluk) | Muvafakat, Kabul, Tasvib, Tensib, Tecviz, Müsaade, Rıza, İcazet, Cevaz, Kabul, Tasdik, |
TDK önce sıfat olarak ileri sürmüş, sonra isme çevirmiştir. | |
| Onaylama (1934) | Kabul, Tasdik, Tasvib | ||
| Onaylı | Musaddak | ||
| Onur (1934) (Ayrıca bkz. Özsaygı) | Şeref, Şan, Şöhret, İtibar, Haysiyet, İzzet, İzzet-i Nefis, Namus, Şerafet, Gurur | Fransızca honneur “şeref, haysiyet” sözcüğünden alıntıdır. TDK Türkçe diyerek ileri sürmüştür. | |
| Onur Verme; Onurlanma | Teşrif; Teşerrüf, Şerefyab | ||
| Onursal (1935) | Fahri | ||
| Oran, Orantı (1937) | Nisbet, Tenasüb | ||
| Orantılı (Ayrıca bkz. Doğru Orantılı ve Ters Orantılı) | Mütenasib | ||
| Orgeneral (1935) | Birinci Ferik, Ferik-i Evvel (Ferik olarak geçer) | ||
| Orta Çağ (1929) | Kurun-u Vusta | ||
| Ortam (1955) | Vasat, Miyan/Meyan, Çevre, Muhit, Zemin, |
||
| Ortaokul (1935) | Orta Mektep, Rüşdiye/Rüştiye | ||
| Otçul (1932) | Akil-ün Nebat | ||
| Oturum (1932) | Celse | ||
| Oy (1935) | Rey, Mütalaa | Halk ağızlarında kalmış bir ifade iken 1935’te “Rey” manası ile canlandırılmıştır. | |
| Oy Birliği | Bilicma, Bilittifak, Mutabakat, |
||
| Oylum (1935) | Cirm, Hacim | ||
| Ozan (1935) | Şair | 16. yy’dan itibaren sadece pejoratif (küçümseyici) manada kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi sırasında tarihî manası canlandırıldı. | |
| Ödenek (1945) | Tahsisat | ||
| Ödev (1935) (Ayrıca bkz. Görev) | Vazife, Vecibe | TDK, Ödev ve Görev kelimelerini ilk başta ayrı manalar için ileri sürmüş, daha sonra aynı manada birleştirmiştir. | |
| Ödül (1934) | İkramiye, Mükafat | ||
| Ödüllendirme | Taltif | ||
| Ödün (1942) | Taviz, İvaz | ||
| Öğe/Öğe (1934) | Unsur, Cüz, Parça, Eleman | TDK değişik zamanlarda öge ve öğe olarak önermiştir | |
| Öğrenci (1935) | Talebe, Şakird/Şakirt, Tilmiz | ||
| Öğrenim | Tahsil, Maarif, Tedris, Tedrisat, Tetebbu, Mütalaa | ||
| Öğreti (1942) | Dil Devrimi döneminde Kutadgu Bilig metninden bulunup kullanıma sokulmuştur | ||
| Öğretim (1939) | Talim, Tedrisat | ||
| Öğretim Görevlisi, Öğretim Üyesi (Ayrıca bkz. Okutman, Öğretmen, Eğitimci) | Ankara Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Dr. Rehber (Pakistanlıdır) İslâmiyet’in aleyhinde konuştu. (Tarihçe-i H., M. Sabir İhsanoğlu, 1957 civarı) | Müderris, Akademisyen, Muallim, Hace (hacegan olarak), Hoca, Dersiam | |
| Öğretmen, Öğretici (1935) (Ayrıca bkz. Eğitimci, Okutman, Öğretim Görevlisi) | Muallim, Hoca, Müderris, Mürebbi, Üstad | ||
| Ölçüt (1935) | |||
| Önad | Sıfat | ||
| Öncel (1932) | Selef, Sabık | ||
| Öncelik | Kıdem, Tekaddüm/Takaddüm, Rüchan/Rüçhan, Tefevvuk, Evleviyet | ||
| Öncelikle | Evvela, |
||
| Öncesiz | Ezeli | ||
| Öncül (1942) | Mukaddemat, Mebde, Mebadi | ||
| Önder | Lider, Pişdar, Şef, Serdar, Emir, İmam, Reis | Besim Atalay, Polatlı ağzından derlendiğine dair sahte vesika üreterek bu kelimeyi uydurmuştur. | |
| Önem (1935) | Ehemmiyet, Öncelik | ||
| Önemli | Biz de, birkaç önemli Risaleleri, Urducaya çevirdik. (Tarihçe-i Hayat, Risale-i Nur ve Hariç Memleketler, 1958) | Mühim, Ehemmiyetli | |
| Önerge (Takrir: 1945) | Takrir | ||
| Öneri (1962) | Teklif, Tavsiye | ||
| Önerme (1962) | Kaziye | ||
| Öngörme | |||
| Öngörü (1935) (Ayrıca bkz. Yordama) | Basiret, Tahmin, Kestirme | ||
| Önleme (1930) | Yalnız pek kısa olarak müsâadenizle şu kadarcık arz ediyorum ki: Savcı, bu mübârek vatanda masonluk, komünistliği fevkalâde fâikiyetle önlemek çaresi olan ve önlemekte olan Risale‑i Nura ve müellifine ve okuyucularına… (14. Şua, Zübeyir Gündüzalp, 1948) | Engel Olma, Mani Olma, Önünü Alma | |
| Önlem; Önlem Alan (1935) | Tedbir, İhtiyat, Temkin; Müdebbir, Durendiş, Temkinli | ||
| Önsezi | Hiss-i Kablelvuku, Altıncı His (Hissi-i Sadis olarak Bediüzzaman "Saika"yı zikreder) | Sezmek fiili eskiden beri kullanılmaktadır ve risalelerde geçer | |
| Önsöz/Ön Söz (1935) | Medine‑i Münevvere’de bulunan mühim bir âlimin Bediüzzaman Hazretlerinin Tarihçe‑i Hayat’ı için yazdığı bir “Önsöz”dür (Tarihçe-i Hayat, Ali Ulvi Kurucu, 1955'ten sonra) | Mukaddime/Mukaddeme, Dibace | |
| Ön Yargı/Önyargı (1955) | Peşin Hüküm, Peşin Fikir (Bu kelimeler bir arada değil, ayrı ayrı geçer) | ||
| Örgün | |||
| Örgüt (1935) (Ayrıca bkz. Oluşum) | Teşkilat, Teşekkül, Cemiyet, |
||
| Örneğin (1949) | Mesela, Misal Olarak, |
Nurullah Ataç uydurmuştur | |
| Örtüşme | Tetabuk | ||
| Öteleme | İntikal | Eskiden kullanılan bu kelime TDK tarafından canlandırılmıştır | |
| Öte Yandan | Diğer Taraftan, Maahaza | ||
| Övgü (1935) | Medh/Medih, Sena, Sitayiş, Takdir | ||
| Övünç (1934) (Ayrıca bkz. Kıvanç) | İftihar, Mefharet, Fahr, Tefahur, Gurur, Mübahat | ||
| Öykü (5 kelime yerine: 1935; Tekrar sözlüklere girişi: 1960) | Hikaye, Kıssa, Rivayet, Menkıbe | ||
| Öykünme (1945) | Taklid/Taklit, İmtisal | Türkiye Türkçesi 17. yy’dan sonra yazı dilinde ender görülen bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeniden canlandırılmıştır. | |
| Özdenetim (Ayrıca bkz. Özeleştiri) | |||
| Özdeş (Mahrem: 1935; Aynı: 1937) (Ayrıca bkz. Eşit) | Aynı, Mutabık, Denk, Müsavi, Eş, Mütesavi, Küfüv, Muadil | Dil Devrimi döneminde önce “mahrem” karşılığı olarak önerilmiş, daha sonra “aynı” manası tercih edilmiştir. | |
| Özdeyiş, Özlü Söz (1952) | Vecize, |
||
| Özel (1931) | Zati, Hususi, Şahsi, Has, Mahsus | Dil Devriminden hemen önceki günlerde bilinmeyen bir kaynaktan ödünç alınmış olası muhtemeldir. | |
| Özeleştiri (1969) (Ayrıca bkz. Özdenetim) | |||
| Özellik (1937) | Hususiyet, Hassa, Haslet, Şiar, Seciye, Karakter, Meziyet | ||
| Özellikle, Özel Olarak | Bilhassa, Bahusus, Hususan, Alelhusus, Hususiyetle, |
||
| Özendirme | Teşvik | ||
| Özerk; Özerklik (1942) (Ayrıca bkz. Özyönetim) | Uydurulduktan 27 sene sonra lügate alınmıştır | ||
| Özet, Özetleme (1935) | Çok muhtasar olduğu için özetlenmedi. (Mesnevi-i N. Fihristi, 1957'den sonra) | Zübde, Hulasa, Fezleke, İcmal, Mülahhas, Muhtasar, Mücmel, |
|
| Özetle | Ezcümle, Hülasa, Hasıl-ı Kelam, Velhasıl | ||
| Öz Geçmiş/Özgeçmiş (1963) (Ayrıca bkz. Özyaşam/Öz Yaşam) | Tercüme-i Hal, |
||
| Özgü (1934) | Has, Mahsus, |
İlk defa M. Kemal kullanmıştır | |
| Özgül (1935) | Spesifik, Mahsus, Nevi/Nev'i, |
||
| Özgün (1935) | Asli, Mümtaz, Orijinal, Asıl, |
||
| Özgür, Özgürlük (1935) | Hür, Serbest, Müstakil, Azade, Muhtar; Hürriyet, Serbestiyet, Serbestilik (Serbesti olarak geçer), İstiklal | ||
| Özgüven (1978) | Nefsine Güvenme, Kendine İtimat, Medeni Cesaret (bu kelimeler ayrı ayrı geçer) | ||
| Özlem | Hasret, Tahassür | Özlemek eskiden beri kullanılmaktadır ve risalelerde geçer | |
| Özlük | Şahsi, Zati | ||
| Özne (1942) | Mübteda, Fail, Amil | ||
| Öznel (1942) | Subjektif, İndi, Enfüsi, Şahsi | ||
| Özsaygı (Ayrıca bkz. Onur) | Şeref, Şan, Şöhret, İtibar, Haysiyet, İzzet, İzzet-i Nefis, Namus, Şerafet, Gurur | ||
| Özsu, Özsuyu | Usare, Şıra/Şira | ||
| Özümleme (1940), Özümseme (1950 veya 1972) | Temsil, Temessül, |
||
| Özüt (1988) | |||
| Özveri; Özveriyle (1935) | Fedakarlık, Himmet, Hamiyet; Cansiperane | 1935'te ileri sürdüğü bu kelimeyi 1945'te lügatına almamıştır | |
| Özyaşam/Öz Yaşam (1963) (Ayrıca bkz. Öz Geçmiş/Özgeçmiş) | Tercüme-i Hal, |
||
| Özyönetim (Ayrıca bkz. Özerklik) | Muhtariyet | ||
| Payda (1937) | Mahreç (Çıkış yeri manasında geçer) | ||
| Paydaş (1965) | Hissedar, Hak Sahipleri | Önceleri “hissedar” (İngilizce shareholder) manasındayken 2000’lerden itibaren “hak sahibi olan herkes” (İngilizce stakeholder) manası ağır basmıştır. | |
| Raslantı/Rastlantı (1941) | Tesadüf, Denk Gelme | Rastlamak eskiden beri kullanılır ve risalelerde geçer | |
| Ruhbilim (1942) | Ruhiyat, Psikoloji | ||
| Sağduyu (1935) | |||
| Sakınca (1935) (Ayrıca bkz. Çekince) | Mahzur, |
||
| Saldırgan (1935) | Tecavüzkar, Mütecaviz, |
Saldırmak eskiden beri kullanılır ve risalelerde geçer | |
| Saldırı (1935) | |||
| Salgı (1937) | İfraz | Mahalli dilde birbirinden farklı manalarla kullanılan kelime TDK tarafından ifraz yerine ikame edilmiştir. | |
| Salgın (1876) | Sari | ||
| Salınım | |||
| Salt Çoğunluk (1961) | Salt kelimesi eski Türkçede marjinalleşmiş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde Mutlak manasında yazı diline aktarılmıştır. | ||
| Sanal (Mevhum: 1941; Yeni teknik manasıyla: 1996) | Mevhum, Farazi | ||
| Sanık (1935) | Dinî hissiyatı âlet ederek devletin emniyetini ihlâle teşebbüsten sanık İslâm Âlimi Bediüzzaman’ın, millet ve memlekete çok faydalı Hakâik-ı Kur'âniye ve îmâniyeyi ders veren eserlerinden okumaklığımı; (14. Şua, Hıfzı Bayram, 1948) | Maznun, Zanlı, Şüpheli | |
| Saplantı (1945) | Sabit Fikir, |
||
| Saptama (1935) | Tesbit | ||
| Sarkaç (1937) | Rakkas (Rakkasane olarak geçer) | ||
| Sarmal (1945) | |||
| Sav (1935) | Daiye, İddia, Müddea, Tez | 15. yy’dan sonra Türkiye Türkçesinde kullanımdan düşmüş bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni mana yüklenerek dolaşıma sokulmuştur. | |
| Savcı (1945) | Onun için savcı iftiralara, yanlış mânâlara, medâr-ı mesûliyet olmayan cüz'î isnatlara mecbur olmuş. (14. Şua, Said Nursi, 1947-48) | Müddeiumumi | Çok eski Türkçede elçi manasındaydı |
| Savunma (1945) | Müdafaa, Müzaheret | ||
| Savurgan; Savurganlık (1945) | Müsrif, Mübezzir, |
||
| Sayaç (1935-1945) | |||
| Saydam (1935) | Şeffaf, |
||
| Saygıdeğer (1945), Saygın (1955) | Muteber, Muhterem, Şayan-ı Hürmet/İhtiram, Hürmete Layık, Mübeccel | ||
| Sayın (1945) | Sayın savcı, “Bediüzzaman’a olan hürmetin şekli diğer müfessirlerde görülemiyor.” dedi. (14. Şua, Zübeyr Gündüzalp, 1948) | Muhterem, Mübeccel, Hazret, Faziletmeab, Beyefendi, Hanımefendi | |
| Sayman (1945) | |||
| Seçenek (1971) | |||
| Seçkin (1930) | Mümtaz | ||
| Seçim | 14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın diktatoryası zîr ü zeber edilip çatır çatır yıkılırken, millet, kendi mukadderâtına hâkim olmaktan duyduğu hudutsuz bir sevinç içerisinde bayram ediyor. (Tarihçe-i Hayat, Nihat Yazar, 1955'ten sonra) | İntihab | |
| Seçmen (1935-1945) | |||
| Sekizgen | |||
| Serüven (1935) | Macera, Sergüzeşt, Vakıat | ||
| Sesli; Sessiz (1970'ler) (Ayrıca bkz. Ünlü; Ünsüz) | |||
| Sesteş (1945) (Ayrıca bkz. Eş Sesli/Eşsesli) | |||
| Sevecen (1935) | Müşfik, Şefik, Munis, Şefkatli | ||
| Sığınak (1929) | Penah, Melce, İlticagah, Me'men, Tahassungah, Meva/Me'va | Azerbaycan Türkçesinde (ve oradan alıntı olarak Gürcüce ve Ermenicede) öteden beri var olan kelime, 1929’da Falih Rıfkı tarafından Türkçe yazı diline teklif edilmiştir. | |
| Sığınmacı | Mülteci | ||
| Sıkıyönetim (1945) | |||
| Sınav (Tecrübe: 1913; İmtihan: 1935) | İmtihan, Tecrübe | ||
| Sınırlama | Tahdid, Takyid | Sınır kelimesi eskiden beri kullanılmakta olup risalelerde geçer | |
| Sıvı (1945) | Mayi | ||
| Simge (1936-1942) | Sembol, Alamet, Alem, Remz, Rumuz, Şiar, İşaret, Timsal | ||
| Sindirim (1941) | Hazım | ||
| Solunum (1941) | Teneffüs | ||
| Somut (1935) | Müşahhas, Mücessem | ||
| Sonuç (1935) | Nihayet, Encam, Hasıla (Hasılat olarak), Son, Akıbet, Hatime, Münteha | Türkiye Türkçesinde kullanımdan düşmüş iken Dil Devrimi döneminde canlandırılan sözcüklerdendir. | |
| Sorgu; Sorgulama (1935) | Fakat, Hàlık’ımızın isimleriyle verdiği cevap o derece kuvvetli yakîn ve kanâat verdi ki; daha başka sorgulara ihtiyaç bırakmadığından orada kısa kestik. (11. Şua, Said Nursi, 1934-35) | İstintak, İsticvab, İstizah | Türkiye Türkçesi sadece sorgu sual ikilemesinde kullanılan sözcük, Dil Devrimi döneminde özellikle adli istintak manasında bağımsız kelime olarak yazı diline dahil edilmiştir. Bediüzzaman'ın eski (sorgu sual) manasıyla kullanmıştır |
| Soru | Sual, İstifham | En son 17. yüzyılda kullanılmışken TDK sual ve istifham manasında ikame etmiştir. Sormak ise eskiden beri kullanılan ve risalelerde geçen bir kelimedir | |
| Sorumlu (1945) | Mesul/Mes'ul | ||
| Sorun (Mes'ul: 1935; Mes'ele: 1955/1966) | Mesele/Mes'ele, |
||
| Soruşturma (1876) | Birçok vilâyetlerde yapılan taharrîler ve soruşturmalar ile Nurcular aleyhine umumî bir dâvâ açılması için Isparta Müddeiumumîliği harekete geçti. (Tarihçe-i Hayat, Talebeleri, 1955'ten sonra) | Tecessüs, Taharri, Teftiş | |
| Soykırım (1975) | Katliam, |
||
| Soyut; Soyutlama; Soyutlanma (1935) | Mücerred; Tecrid; Tecerrüd | ||
| Sömürge (1935) | …elli sene evvel Âlem‑i İslâmı sömüren, sömürgeci cebbâr ve zâlim bir imparatorluğa karşı: (Tarihçe-i Hayat, Talebeleri, 1955'ten sonra) | Müstemleke, |
|
| Sömürme (1935), Sömürü (1967) | İstismar | ||
| Söylem (1935) | Natıka, Telaffuz, İfade | ||
| Söylenti (1935) | Rivayet, Şayia, Tevatür, İşaat (İşaa olarak geçer), Mesmuat | ||
| Söyleşi (1945) | Hasbihal, Musahabe, Sohbet, Mülakat | ||
| Sözcük (1959) | Kelime | ||
| Sözdizimi/Söz Dizimi | Nahiv/Nahv, |
||
| Sözel (1968) | Lafzi, Şifahi | ||
| Söz Konusu/Sözkonusu | Mevzubahis | ||
| Sözlük (1933) | Kamus, Lügat/Lugat | ||
| Subay (1935) | Kararı infaz için gelen bir manga askerin başındaki subaya kemâl‑i şetâretle: (14. Şua, Hüsrev Altınbaşak (Alıntı), 1947-48) | Zabit | |
| Sunu, Sunum (1935) | Arz, Takdim, |
||
| Süre (1935) | Müddet, Temadi, İmtidad, |
Mahalli dilde farklı manalarda kullanılan bu kelimeyi TDK yeni ve sun'i manalarla ileri sürmüştür | |
| Süre Aşımı (Ayrıca bkz. Zaman Aşımı) | Mürur-u Zaman | ||
| Süresiz | Ebediyyen | ||
| Süreç (1942) | Mahalli dilde farklı manalarda kullanılan bu kelimeyi TDK yeni ve sun'i manalarla ileri sürmüştür | ||
| Süreğen/Süregen (1945) | Müzmin, |
||
| Süreli Yayın (Süre ve Yayın: 1935) | |||
| Sürüm (1876) | Tedavül, Revac/Revaç, |
||
| Takı (Ek: 1945) | Ek, Edat, Siga | ||
| Takma Ad | Müstear (İsim), |
||
| Tamlama | Terkib | ||
| Tanı (1945) | Teşhis | ||
| Tanım (1935) | Tavsif, Tarif | ||
| Tanrıça (1934-1935-1945) | |||
| Tanrıtanımaz/Tanrı Tanımaz | Mülhid, Kafir, |
||
| Tapınak (Kudsiyet: 1933; Mabed: 1935-1945) | Mabed/Mabet, İbadetgah, İbadethane | Önce kudsiyet daha sonra sonra mabet manasında ileri sürülmüştür | |
| Tarım (1935) | Ziraat, Felahat | ||
| Tartışma | Münakaşa, Müzakere, Münazara | ||
| Tasarı (1945) | Layiha, Teklif, Tasavvur, |
||
| Tasarım (1945) | Tasavvur, |
||
| Taşınır; Taşınmaz | Menkul; Gayrımenkul | ||
| Taşıt (1935) | Vasıta, Vasıta-yı Nakliye (Vesait-i Nakliye olarak geçer), Araba | ||
| Taşlama (1945) | Sekkâkî, “Miftâh”ının sonunda, bu gibi câhilleri iyi taşlamıştır. (İşaratül İcaz, Abdülmecid Nursi tercümesi) | Hiciv | |
| Teğet (1937) | |||
| Teğmen (1935) | Mülazım, |
||
| Tekdüze/Tek düze | |||
| Tekel (1945) | 1945’te Feridun Fikri Düşünsel tarafından önerilen yeni sözcüktür. | ||
| Tekil (1935) | Müfred, Ferdi | ||
| Tepki (1935) | Akis, Aksülamel, |
||
| Terim (1934) | Istılah, Tabirat | ||
| Ters Orantılı (1937-1945) | Makusen Mütenasip | ||
| Tiksinti (1915), Tiksinç (1935) | İkrah, İstikrah, İğrenme; Menfur, Müstekreh, İğrenç (1976), Tiksinme (fiil olarak geçer) (1876) | ||
| Titreşim (1941) | İhtizaz, Lerze, |
||
| Toplam (1937) | Cem, Yekün, Ceman/Cem'an | ||
| Toplardamar (1941) | |||
| Toplum (1942) | Cemiyet, |
||
| Toplumsal | İçtimai/İctimai, Sosyal (Sosyalizm kelimesi geçer), |
||
| Torpil (1955) | İltimas | ||
| Tortul | |||
| Tören (1935) | …bu törene Isparta’da bulunan Risale‑i Nur müellifi Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de dâvet olunmuşlardır. (Emirdağ L. 2, Gazeteden alıntı, 1957) | İhtifal, Teşrifat, Merasim, Ayin | |
| Tuğgeneral (1935) | |||
| Tutanak (1945) | Zabıt, Zabıtname, |
||
| Tutar (1935) | |||
| Tutarlı (1942) | Muttarid | ||
| Tutarlılık (1942) | İnsicam, Ittırad, Ahenk | ||
| Tutku (1942) | İhtiras, İptila/İbtila, Hırs | ||
| Tutucu (1962) | Muhafazakar | ||
| Tutuklama (1961) | Tevkif | ||
| Tutuklu (1946) | Mevkuf | ||
| Tutum, Tutumluluk (1932) | İktisat/İstisad, Tasarruf | Tavır, vaziyet manasında eskiden beri kullanılan tutum kelimesine TDK yeni bir mana daha yüklemiştir (iktisatlılık) | |
| Tutumlu (1932) | Muktesit | ||
| Tüketici (1945) | Müstehlik | ||
| Tüketim | |||
| Tüm (1932) | Bütün, Tamam/Tamamı, Kül, Tamamen, Mecmu, Tekmil, Kaffe, Hepsi, Bilcümle, Bilumum, Umumu | Eski Türkçede bir görüşe göre "Artmak", diğer bir görüşe göre "Küme" vb. manasındayken Dil Devrimi döneminde M. Kemal tarafından önerilerek mana genişlemesiyle yazı diline ithal edildi | |
| Tümce (1969) | Cümle | ||
| Tümden, Tümüyle | Tamamen, |
||
| Tümdengelim | Talil/Ta'lil, |
||
| Tümen (1935) | Üstad Bediüzzaman Said Nursî “3. Eğitim Tümeni” câmiine harç koydu. (Isparta hususî muhabirimiz bildiriyor.) (Emirdağ L. 2, Gazeteden alıntı, 1957) | Fırka | |
| Tümevarım | İstikra, İstikra-yı Tam, |
||
| Tümgeneral (1935) | Ferik, |
||
| Tümleç (1940) | Mütemmim, Meful/Mef'ul | ||
| Tür (1934) | Nev, Cins, Guna, Çeşit, Tarz, Tip | ||
| Türdeş (1966) | Hemcins, |
||
| Türeme | İştikak | Başka manada kullanılmakta olan bu kelimeye TDK "İştikak" manasını yüklemiştir | |
| Türev (Müştak: 1937; Derivativ: 1941) | Müştak | ||
| Tüzel (1935) | Adli, Hukuki, Hükmi | ||
| Tüzük (1935) | Ve Demokratlar tüzüklerinde buna yer vermiştir. (Tarihçe-i Hayat, M. Sabir İhsanoğlu, 1957 civarı) | Nizamname | |
| Uçak (1928-1932/1945) | Tayyare | TDK 10 yıl boyunca Uçku kelimesini ileri sürmüş, daha sonra Uçak kelimesinde karar kılmıştır | |
| Uğraş, Uğraşı | Meşguliyet, İş, Meslek, Gayret, Mücadele, Çabalama | Eski Türkçede karşılıklı gelmek, rastlaşmak veya kavga, cenk manasındayken TDK meşguliyet manası yüklemiştir | |
| Ulaşım, Ulaştırma (1945) | Münakale, Mürasele, Muvasala | ||
| Ulusal (1934) | Milli | Ulus kelimesi eski Türkçede büyük aşiret, aşiretler birliği manasındayken 1934'ten itibaren millet yerine aşırı şekilde yaygınlaştırılmıştır | |
| Uluslararası | |||
| Utku (1935-1945) | Zafer, Galibiyet, Galebe, Muzafferiyet | ||
| Uyak (1955) | Kafiye | ||
| Uyarı | İkaz, İhtar, Tenbih, İrşad | ||
| Uyarınca | Tevfikan, Mucibince, Fehvasınca, Vechile, Nazaran | ||
| Uyarlama (1945) | İntibak, |
TDK tarafından 1933’te "Istılah" ve 1944’te "Uygulama" manasında kullanılmış, nihayet 1945’te “intibak, adaptasyon” manasında karar kılınmıştır | |
| Uydu (1945) | Peyk, Tabi, Tevabi | ||
| Uygar; Uygarlık; Uygarlaşma (1942-45) | Medeni, Mütemeddin; Medeniyet; Temeddün | Bir Türk kavmi olan Uygur adından türetilmiş,1912’deki ilk Türkçeleştirme akımı esnasında uygurluk olarak önerilmiş, 1935’ten sonra uygar ve uygarlık benimsenmiştir. | |
| Uygulama (1941) | Tatbik, İnfaz, İfa, İcra, Tatbikat | ||
| Uygun; Uygunluk (1876) | Kâfirin o cezasının adâlete uygun olduğunu teslîm ettik. (İşaratül İcaz, Abdülmecid Nursi tercümesi) | Muvafık, Mutabık, Münasip, Layık; Mutabakat, Tetabuk, Muvafakat, İsabet | |
| Uyruk (1935) | Tabiiyet | ||
| Uyum | Ahenk, İmtizaç, Armoni/Harmoni, İntibak, |
||
| Uyuşmazlık | İhtilaf, Niza, Şikak, Nifak | ||
| Uzam (1935-1941) | İmtidat/İmtidad, Vüs'at/Vüsat, Mekan, Hacim, |
||
| Uzantı | Zeyl, |
||
| Uzay (1937) | Feza, Sema, Gök, Felek, Asuman, Cevv-i Sema, Cevv-i Feza, Mekan | ||
| Uzlaşı | |||
| Uzman (1935) | Mütehassıs, Hazık | ||
| Uzmanlaşma, Uzmanlık | İhtisas, Hazakat, Rüsuh, Maharet/Meharet, Tebahhur, |
||
| Üçgen (1937) | Müselles | Kaşgarlı'da üçgil kelimesi varken TDK tarafından “üçgen” olarak ileri sürülmüştür | |
| Ülkü (1932) | Mefkure, İdeal, Amal, Emel | 1932’de Konya vekili Naim Hazım Onat tarafından ortaya atılmıştır | |
| Ünlem (1940) | Nida | ||
| Ünlü (Meşhur: 1876; Sesli: 1970'ler); Ünsüz (1970'ler) (Ayrıca bkz. Sesli; Sessiz) | Kudsî kitabın çok ünlü, Onun dellâlı Üstadım Said (Barla l., Osman Nuri, ?) | Sait; Samit | Ünlü kelimesi meşhur manasında risalelerde geçer |
| Üreteç | Müvellid (Kaynak manasında geçer), |
||
| Üretim (1935) | İstihsal, İmalat (İmal olarak geçer) | ||
| Üretici | Müstahsil | ||
| Üretken (1963) (Ayrıca bkz. Verimli) | |||
| Ürkünç | Korkunç , Muhiş, Muvahhiş | Kaşgarî lügatında panik manasında yer alır. TDK korkunç manası yüklemiştir | |
| Ürün (1935) | Mahsul, Semere, Hasılat, Mamul/Ma'mul | Dil Devrimi döneminde halk ağızlarından devşirilip keyfi anlamlandırma ile yazı diline aktarılan sözcüklerdendir. | |
| Üsteğmen (1935) | (Birinci) Mülazım | ||
| Üstenci (2013) | Kibirli, Mağrur, Mütekebbir | ||
| Üstlenici (1984) | Müteahhid | ||
| Üye (1935) | Aza, Uzuv, Mensub | ||
| Varsayım (1942) | Faraziye, |
||
| Verimli (1876) (Ayrıca bkz. Üretken) | Bu mübârek mezraaya en mübârek ve nurânî ve verimli ve bereketli olan Nur tohumlarını ekiniz. (Emirdağ L. 1, Mustafa Osman, 1944-1947 arası) | ||
| Vurgun; Vurguncu | İhtikar; |
Eski Türkçede farklı manalarda kullanılan "Vurgun" kelimesine TDK ihtikar manası yüklemiştir | |
| Yadsıma (1935) (Ayrıca bkz. Olumsuzlama) | İnkar, Selb, Ret, Nefiy | ||
| Yakacak, Yakıt (1945) | Mahrukat | Yakacak kelimesi fiil olarak risalelerde geçer | |
| Yakarma (1876) | Dua, Niyaz, Münacat, Tazarru | ||
| Yakınma (Şikayet: 1955) | Şikayet, Şekva, |
||
| Yalıtım, Yalıtma | Tecrid, |
||
| Yandaş (Ahbab, Aşina: 1934; Taraftar: 1945), Yanlı | Taraftar/Tarafdar, Tarafgir, |
||
| Yangı | İltihab | Eski Türkçede farklı manalarda kullanılan bu kelimeye TDK iltihap anlamını yüklemiştir | |
| Yanılgı (1934) | Gaflet, Hata, Kusur, |
||
| Yanıltma | Mugalata/Muğalata, Safsata | ||
| Yanıt (1935) | Cevap/Cevab | Türkiye Türkçesinde marjinal bir sözcük olup unutulmuş iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. | |
| Yansıma (1935) | İnikas/İn'ikas, Aksetme, Makes | ||
| Yansız | |||
| Yapay (1937) | Suni/Sun'i, Cali/Ca'li, |
||
| Yapım | Eser, İmal, İmalat, İnşa | ||
| Yapıt (1948) | Eser, Bina | ||
| Yaptırım (1942) | |||
| Yarar (1945) | Fayda/Faide, Menfaat | Eskiden beri sıfat olarak yaygınken Dil Devrimi döneminde “fayda” karşılığı isim olarak yeni kullanım kazanmıştır. Yarar kelimesi fiil olarak Risalelerde geçer | |
| Yararlanma | İstifade | ||
| Yararlı (1929) | Faydalı/Faideli, Müfid, Nafi | ||
| Yaratık (1934) | Mahluk, Zihayat | ||
| Yarbay (1935) | Kaymakam | ||
| Yargı; Yargılama | Hüküm, Muhakeme, Kaza | Asırlar önce unutulan bu kelime TDK tarafından muhakeme manasında canlandırılmıştır | |
| Yargıç (Hakem: 1935; Hakim: 1945) | Hakim | Zamanla unutulmuş bu kelime önce Hakem, daha sonra Hakim manasında TDK tarafından canlandırılmıştır | |
| Yargıtay (1935) | Sayın Yargıtay Hâkimleri! (14. Şua, Mustafa Sungur, 1948) | Temyiz Mahkemesi, Mahkeme-i Temyiz | |
| Yasal (1974) | Kanuni, Meşru, Şeri/Şer'i, Hukuki, |
Yasa kelimesi Yasa ve Yasak olarak eskiden kullanılırken Dil Devriminde Kanun manasında Yasa olarak kullanımı yaygınlaştırıldı | |
| Yasama (1935) | Teşri | Yazı dilinde kullanımdan düşmüş bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeniden canlandırılmıştır. | |
| Yaşam (1949), Yaşantı (1957) | Hayat, Ömür, Tecrübe, Teayyüş/Taayyüş, Siret, Yaşama | Yaşantı kelimesi ilk başta tecrübe manasında ileri sürülmüş, daha sonra hayat manası ağır basmıştır | |
| Yatay (1937) | Ufki, Düz, Müstevi, Mebsut | ||
| Yatılı (1945) | Leyli (Gececi manasında geçer) | ||
| Yatırım (1934-1945) | |||
| Yatıştırıcı (1929) | Müsekkin | Yatıştırmak fiili Risalelerde geçer | |
| Yaygın (1925-1931) | Münteşir, |
Yazı Türkçesinde olmayan bu kelime TDK tarafından münteşir yerine ikame edilmiştir. | |
| Yaygınlaşma | İntişar, Taammüm, Teşmil, Tevsi | ||
| Yayım, Yayın (1935) | Bu sergide İlâhiyât Fakültesi, Diyânet İşleri Yayınları, bazı Türkçeye çevrilmiş İslâmî eserler ve on beş adet Risale‑i Nur Külliyatı’ndan eserler vardı. (Tarihçe-i H., Alıntı, 1958) | Neşriyat | Yayın ve yayım yazımları arasındaki ihtilaf 1940’larda bu yana sürdürülmüştür. Türk Dil Kurumu yayım sözcüğünü ve türevlerini tercih eder. Pratikte açık farkla yayın benimsenmiştir. |
| Yayınlama, Yayımlama | Neşir | ||
| Yazar (1935) | Müellif, Muharrir, Edib, Musannif | Meslek adı olarak kullanımı Yeni Türkçedir. | |
| Yazgı (1934) | Mukadderat, Takdir, Kader, Kaza, Felek, Baht | Mahalli dilde farklı manalarda kullanılan bu kelimeye TDK kader manasını yüklemiştir | |
| Yazım (1974) | İmla | ||
| Yazın (1969) | Edebiyat | ||
| Yazıt (1935) | |||
| Yazman (Muharrir, Edib: 1935; Katip: 1945) | Katip, Sekreter | TDK bu kelimeyi önce Muharrir ve Edip, daha sonra Katip kelimelerinin karşılığı olarak ileri sürmüştür | |
| Yedek Subay | İhtiyat Zabiti | ||
| Yeğleme | Tercih, Rüchan/Rüçhan, Tafdil, İltizam | ||
| Yenilgi | Mağlubiyet | ||
| Yerbilim | Jeoloji, İlm-i Tabakat-ül Arz | ||
| Yerçekimi | |||
| Yerel (1937) (Ayrıca bkz. Yöresel) | Mevzi, Mahalli, Lokal (başka manada geçer), Taşra | ||
| Yerinden Yönetim | Adem-i Merkeziyet | ||
| Yerküre | Küre-i Arz | ||
| Yerleşik (1933) | Meskun, |
||
| Yerleşim (1963) | İskan | ||
| Yerleşke (1979) | Külliye (Kampüs manasında geçmez), |
||
| Yetenek, Yeterlik, Yeterlilik (1935) | Kifayet, Ehliyet, Kabiliyet, İstidad, Hazakat, Marifet, Maharet/Meharet, Meleke, Hüner | ||
| Yetenekli, Yeterli (1935) | Ehil, Müstaid, |
||
| Yeti (1942) | Kuvve, Meleke, Fakülte (Üniversite organı manasında geçer) | ||
| Yetki (1935) | Salahat, Ruhsat, Kifayet | ||
| Yetkin (1932), Yetkinlik | Kamil, Olgun, Mütekamil, Ehil; Kemal | ||
| Yıkıntı (1976) | Harabe, Virane, Enkaz | ||
| Yıllık | |||
| Yineleme (1959) | Tekrar, Terdad, Tekrir, Vird-i Zeban | Bir zarf olan "Yine" kelimesinden TDK'nın böyle bir fiil türetmesi yapısal olarak sorunludur | |
| Yoğunluk (1950) | Kesafet | ||
| Yoğunlaşma | Teksif, Temerküz | ||
| Yoksun (1935) | Mahrum, Muhtaç, Muztar, Muarra | ||
| Yordama (2005) (Ayrıca bkz. Öngörü) | Tahmin, Kestirme | ||
| Yorum; Yorumlama (1934) | Üstad’ın Rızâ‑yı İlâhîye mâtuf hizmet, hareket ve faâliyetlerini başka maksat ve gayelere yorumlamak isteyenler, ancak basîretsizliklerini ilân ediyorlar. (Tarihçe-i Hayat, Talebeleri, 1955'ten sonra) | Tefsir, Şerh | Türkçede tefeül manasında kullanılırken TDK tefsir anlamını yüklemiştir |
| Yozlaşma (1934) | Tereddi, Tefessüh, Dejenerasyon, Tedenni | ||
| Yönelik (1949) | Müteveccih, Matuf, Müteallik | ||
| Yönelim (1955) | Teveccüh, Meyil, Meyelan, Temayül | ||
| Yönerge (1935) | Direktif, Talimat, Nizamname, |
||
| Yönetici (1961), Yönetmen (1935) | Müdür/Müdir, |
||
| Yönetme, Yönetim (1935) | Sevk, İdare, Tedvir, Tedbir, Zimam | ||
| Yönetmelik (1945) | |||
| Yöntem (1935) | Usul, Metot/Metod, Erkan | ||
| Yöresel (Ayrıca bkz. Yerel) | Mevzi, Mahalli, Lokal (başka manada geçer) | Yöre kelimesi 19. yy sonlarında seyrekleşmiş bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı dilinde yeniden benimsendi. | |
| Yörünge (1935) | Mahrek, Medar | ||
| Yurtsever (1929) | Vatanperver | ||
| Yurttaş (1932) | Vatandaş | ||
| Yüklem (1940) | İsnad, Fiil, Atıf | ||
| Yüksekokul/Yüksek Okul | Akademi, Mekteb-i Ali | ||
| Yükümlü (1934-35) | Muvazzaf, Mecbur, Mükellef | ||
| Yükümlülük | Tekalif, Mükellefiyet, Uhde | ||
| Yürürlük (1935) | Meriyet/Mer'iyet, Tedavül | ||
| Yüzey (1935) | Satıh, Müstevi | ||
| Yüzölçümü/Yüz Ölçümü | |||
| Yüzyıl/Yüz Yıl (1934) | Risale‑i Nur, Şarkî Anadolu’da yer yer kurulmuş ve yüzyıllardan beri o havâlide manevî âb‑ı hayat menbâları vazifesini görmüş bulunan medreselerinin ve üstadlarının bir talebesi vâsıtasıyla zuhûr etmiştir ki;… (Emirdağ L. 2, Mustafa Sungur, 1950'den sonra) | Asır | |
| Zaman Aşımı (Ayrıca bkz. Süre Aşımı) | Mürur-u Zaman | ||
| Zorunlu (1942) | Zaruri, Vacib/Vacip, Mecburi | ||
| Zorunluluk (1942) | Zaruret, Vecibe, Vücub, Mecburiyet, Iztırar, Cebir |