Pür-
Pür, Farsça "dolu" demektir ve başına geldiği kelimelerle birleşik kelimeler oluşturur.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Pürcemal: Güzelliklerle dolu
O Sultan-ı Ezel'in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal. (Lemeat)
- Püremvat: Ölülerle dolu
Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla (Eddai)
- Pürenvar: Nurlarla dolu
اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ … الخ âyet-i pür-envarının çok envar-ı esrarından bir nurunu, ramazan-ı şerifte bir halet-i ruhaniyede hissettim, hayal meyal gördüm. (29. Mektup)
- Pürhatarkar: Çok tehlikeli
Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr. (Lemeat)
- Pürheves: Heves dolu
İşte ey nefs-i pür-heves! (6. Söz)
- Pürhiddet: Çok hiddetli
Hapishane müdürüne pürhiddet: (Tarihçe)
- Pürhikmet: Hikmet dolu
Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün. (Lahikalar)
- Püriştiyak: Çok iştiyaklı
Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,... (7. Şua)
- Pürkemal: Baştan başa kemal, kemal ile dolu
Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır. (16. Söz)
- Pürkusur: Çok kusurlu
...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta "ba'sü ba'de-l mevt" haline getirdi (Lahikalar)
- Pürmaani: Manalarla dolu
Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî (Lemeat)
- Pürmeal: Manası derin
Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al! (Lemeat)
- Pürmelal: Çok hüzünlü
Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli! (Lahikalar)
- Pürmerak: Çok meraklı
Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,... (7. Şua)
- Pürnar: Ateş dolu
Cürmümüzle külhan gibi pürnârız, (Lahikalar)
- Pürnaz: Naz dolu
Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı (Lemeat)
- Pürneval: Çokça lütuf
Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr‑i Zülcemâl, Hakîm‑i Bî-misâl, Kerîm‑i Pür-nevâl her şeye kâdirdir. (20. Mektup)
- Pürniyazi: Niyazı güçlü
Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî. (Lemeat)
- Pürnur: Nur dolu
O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş. (Lemeat)
- Pürrahm: Çok şefkatli
...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;... (Müdafaalar)
- Pürsevda: Sevda dolu
...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;... (21. Söz)
- Pürseyyal: Tam gezgin
Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal (Lemeat)
- Pürşan: Şanı çok
İşte lafzın ihatasında, mananın vüs'atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!.. (Lemeat)
- Pürşaşaa: Çok şaşaalı
Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab. (Lemeat)
- Pürşer: Çok şerli
Eğer pür-şerr beşer, sû'-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor. (12. Lema)
- Pürtaksir: Çok kusurlu
Bu fakir-i pür-taksir'2 kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır. (Lahikalar)
- Pürümid: Çok ümitli
Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim. (Asar-ı B.)
- Pürvesvas: Vesveseli
Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki: (16. Söz)
- Pürzünub: Çok günahlı
...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;... (Lahikalar)