Muhsin Alev

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Thumb

Muhsin Alev üniversitede talebeyken 1951 yılında Bediüzzaman'ın tavsiyesiyle bir kaç nur talebesi ile birlikte Gençlik Rehberini bastıran ve bu konuda 1952 İstanbul mahkemesine tanık olarak dinlenen bir nur talebesidir. Mahkemede Bediüzzaman sanık olarak yargılanmış ve mahkeme beraatle sonuçlanmıştır. Psikoloji ve Sosyoloji bölümü mezunudur. Üstad İstanbul'a 1952 ve 53 yıllarında gelip 3'er ay kaldığında Muhsin Alev yakınında bulunmuştur. 1954 yılında Isparta'da üstad'ın kaldığı evin bir odasında daktilo ve teksir makinesiyle risaleleri çoğaltmıştır. 1954 yılında Almanya'ya hicret etmiş ve vefatına kadar orada yaşamış ve nur hizmetleriyle uğraşmıştır. Muhsin Alev'in Tarihçe-i Hayat'ta Üstad'a hitaben yazılmış bir mektubu vardır.[1]

Şahsi Bilgiler[düzenle]

Diğer İsimleri: Abdülmuhsin Alev, Muhsin Alkonevi, Abdülmuhsin Alkonavi

Doğum Yeri ve Tarihi: Konya, 1931[1]

Vefat Yeri ve Tarihi: 19 Kasım 2019, Berlin, Almanya[2]

Kabrinin Yeri: Berlin Şehitlik camisindeki Türk Şehitliği, Berlin, Almanya[3]

Risale-i Nur ile Nasıl Tanıştığı[düzenle]

1946 yılında ortaokul talebesiyken Konya'da risaleleri Ahmet Remzi Hatip vasıtasıyla tanımıştır.[1]

Bediüzzaman Said Nursi ile Görüşmeleri[düzenle]

Üstad'ı ilk olarak 1949'da Üstad Afyon hapsinden tahliye olduktan ziyaret etmiştir. Üstad İstanbul'a 1952 ve 53 yıllarında gelip 3'er ay kaldığında Muhsin Alev yakınında bulunmuş ve daha sonra 1954'te Isparta'da kaldığı evin bir odasında kalarak risaleleri teksir makinesi ve daktiloyla neşretmiştir.[1]

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği[düzenle]

Üniversite Nur talebeleri namına Abdülmuhsin

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

Çok aziz, çok mübarek, çok müşfik, çok sevgili Üstadımız Hazretleri!

Risale-i Nur’u himmet ve dualarınızla, dikkat ve tefekkürle okudukça bu muazzam eser külliyatının tılsım-ı kâinatın muammasını keşif ve halleden bir keşşaf olduğunu, hal ve istikbalin bir mürşid-i ekberi ve bir rehber-i a’zamı olduğunu, yine dua ve himmetinizle idrak ediyoruz.

Evet, Üstadımız Hazretleri! Risale-i Nur’u okuyan her idrak sahibi anlıyor ki Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp tenvir ve irşad edecektir.

Risale-i Nur yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevap verecek bir külliyat olarak telif edilmiştir. Bugün tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felaket içerisinde çırpınan beşeriyet için halâskâr olarak Risale-i Nur’a sarılmaktan ve ne pahasına olursa olsun, Risale-i Nur’un nurani ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur’u okuyan herkes, bu hakikati idrak etmiş ve etmektedir.

Eğer biz muktedir olsak bu hakikati, kâinata nâzır bir mahalle çıkıp bütün kâinata ilan edeceğiz. Fakat mademki buna muvaffak olamıyoruz ve mademki Risale-i Nur’un cihan-şümul kıymetini bu derece Üstadımızın himmetiyle idrak etmişiz. Şu halde o nur ve feyiz hazinesi, irfan ve kemalât menbaı olan Risale-i Nur’u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadî ve devamlı bir şekilde her gün ve her saat okuyacağız ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışacağız inşâallah. Fakat her an bütün işlerimizde olduğu gibi bunda da büyük Üstadımızın dua ve himmetiyle muvaffak olabileceğiz.

Hem şu hakikat zahir ve bâhirdir ki: Bir kimse allâme dahi olsa Risale-i Nur’un ve müellifinin talebesidir. Risale-i Nur’u okumak zaruret ve ihtiyacındadır. Eğer gaflet ederse kendisini aldatan enaniyetine boyun eğip Risale-i Nur Külliyatı’nı okumazsa büyük bir mahrumiyete düçar olur. Fakat biz idrak ettiğimiz bu muazzam hakikat karşısında, beşeriyetin halâskârı ve milyarlarca insanların fevkinde olan bir memur-u Rabbanîye nasıl minnettar ve medyun olduğumuzu tarif edemiyoruz.

Yine dua ve himmetinizle idrak etmişiz ki Kur’an-ı Kerîm’in bir mu’cize-i maneviyesi olan hârika Risale-i Nur Külliyatı’nın bir satırından ettiğimiz istifadenin, bir miktar-ı mukabilini dahi ödemeye gücümüz yetişmez. Bunun için ancak Cenab-ı Hakk’a şöyle yalvarmaya karar verdik:

“Yâ Rab! Bizi ebedî haps-i münferidden kurtarıp bâki ve sermedî bir âlemin saadetine nâil edecek bir hakaik hazinesinin anahtarını Risale-i Nur gibi nazirsiz bir eseriyle bahşeden sevgili ve müşfik Üstadımızı, zalimlerin ve düşmanların sû-i kasdlarından muhafaza eyle, Kur’an ve iman hizmetinde daima muvaffak eyle, ona sıhhat ve âfiyetler, uzun ömürler ihsan eyle!” diye dua ediyoruz.

Evet, Üstadımız Hazretleri! Risale-i Nur’u dikkat ve tefekkürle okumak nimet-i uzmasına nâil olan biz bir kısım üniversite gençliği, bir hüsn-ü zan veya bir tahmin ile değil, tahkikî ve tetkikî bir surette, sarsılmaz ve sarsılmayacak olan ilmelyakîn bir kuvvet-i imaniye ile inanıyoruz ki zemin yüzünün bu asra kadar görmediği bir vahşet ve dehşetin sebebi olan dinsizlik ve ilhadı, Bedîüzzaman ortadan kaldırmaya inayet-i Hak ile muvaffak olacaktır.

Bizim bu kanaatimiz, safdilane veya tahminle değildir; ilmî ve delile müstenid bir tahkik iledir. Bunun için muarız olan dahi bu hakikati kalben tasdik edecektir.

Dua ve şefkat buyurun, Kur’an ve iman hizmetinde fedai olalım. Risale-i Nur’u, bir dakikamızı bile kaybetmeden okuyalım, yazalım, ihlas-ı tamme muvaffak olalım.

Üniversite Nur talebeleri namına

Abdülmuhsin

(Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)


Aziz, sıddık kardeşlerimiz Ziya ve Abdülmuhsin!

Üstadımız diyor ki:

Eşref Edib, kırk seneden beri iman hizmetinde benim arkadaşım ve Sebilürreşad’da makale yazan ve şimdi vefat eden çok kıymetli kardeşlerimin mümessili ve hakiki İslâmiyet mücahidlerinden bir kardeşimdir ve Nur’un bir hâmisidir. Ben vefat etsem de Eşref Edib, Nurcular içinde bulunmasıyla büyük bir teselli buluyorum.

Fakat Nur Risalelerinin ve Nurcuların siyasetle alâkaları yok ve Risale-i Nur, rıza-i İlahîden başka hiçbir şeye âlet edilmediğinden, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur’un mensupları, içtimaî ve siyasî cereyanlara karışmak istemiyorlar. Yalnız Sebilürreşad, Doğu gibi mücahidler iman hakikatlerini ehl-i dalaletin tecavüzatından muhafazaya çalıştıkları için ruh u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz fakat siyaset noktasında değil.

Çünkü iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman derste fark etmez. Halbuki siyaset tarafgirliği, bu manayı zedeler. İhlas kırılır. Onun içindir ki Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nur’u hiçbir şeye âlet etmediler. Siyaset topuzuna el atmadılar.

Hem Nur Risaleleri küfr-ü mutlakı kırdığı için küfr-ü mutlakın altındaki anarşiliği ve üstündeki istibdad-ı mutlakı kırdığı cihetle, bir nevi siyasete teması var tevehhüm edilmiş. Halbuki Nur’un tercümanı, bir tek mesele-i imaniyeyi dünya saltanatına değişmediğini mahkemelerde dava edip yirmi beş sene tarz-ı hayatıyla ve emarelerle ispat etmiştir.

اَلْبَاقٖى هُوَ الْبَاقٖى

(Emirdağ Lahikası 2)


TAKRİZ

Eseridir bu eser, bir ateşpare-i zekânın

İşte bu dehadır, beklediği bütün a'sarın

Feyyaz nurlarıdır hep bu Nurlar, insanlık âleminin

Şübhe yok Hakk'ın tecellisidir parlayan içlerinde bu hakikatların.

Yâ Üstadenâ! Feyzine hayran, nuruna hayran, baştan başa bütün insan

Âsârınla Hakk'ı bulan ezkiya da diyor: Yok kusur bulmağa imkân

Lütf-u Hak'la buluyorlar bu Nurları okuyanlar yepyeni bir nurlu âlem

Şübhesiz Allah'dır ancak nurdan dalgalar kalblerde yaratan

Talebeniz Hüsrev

Ağabeyimizin bu geçen sahifedeki takrizini ruh-u canımızla tasdiken deriz ki:

Teşekkükün tevesvüsün gelmesine mani' bu

Tefennünün tefelsüfün hayretine mazhar bu

Kalmamış bir nokta muzlim çeşm-i akıl ashabına

Tefeyyüzün terakkinin zuhuruna medar bu

Tarîkatın hakikatın takdirine mazhar bu

Kalmamış bir nokta muzlim çeşm-i dil erbabına

Nur talebelerinden

Tahirî, Zübeyr, Ceylan, Bayram, Abdülmuhsin

(Küçük Ayet-ül Kübra)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler[düzenle]

Bazı üniversiteli gençler, gençliğin iman ve ahlâkına hizmet maksadıyla Gençlik Rehberi’ni İstanbul’da bastırdılar. Bunun üzerine müddeiumumîlik tarafından, 163’üncü maddeye istinaden eser laikliğe aykırı olarak, devletin temel nizamlarını dinî esaslara uydurmak maksadıyla yazıldığı, propaganda ve telkin mahiyetinde olduğu iddiasıyla Üstad, İstanbul Birinci Ağır Ceza Mahkemesine sevk olunmuştu.

...

Mahkeme başladı. Şahit olarak Gençlik Rehberi’ni bastıran üniversite talebesi dinlendi. İfadesinde: Şark ve Garb’ın eserlerini okuduğunu, sonra Risale-i Nur eline geçtiğini; bu eserlerden aklı, fikri, ruhu ve kalbi son derece müstefid bulunduğunu, irade ve ahlâkı üzerinde mühim tesirler yaptığını; Gençlik Rehberi’nin, gençlerin iman ve ahlâkını temin ve muhafaza yolunda büyük tesiri olması dolayısıyla, bir hizmet-i vataniye yapmak emeliyle bastırdığını, suç mahiyetini haiz bir şey görmediğini söylemiştir.

(Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)


NUR ÂLEMİNİN BİR ANAHTARI'NIN BİR HAŞİYESİ

Bu Nur Anahtarı'nın radyo bahsine dair, iki üniversiteli (Bunlar Muhsin Alev ve Mustafa Oruç'tur[1]) ile, bir gün hareket etmekte olan, hiçbir telle bağlı bulunmayan bir otomobilde bulunan radyo ile, uzakta bir mevlid-i şerif dinliyorduk. O iki Nurcu üniversitelilere dedim:

(Nur Aleminin Bir Anahtarı)

İlgili Resimler/Fotoğraflar[düzenle]

İlgili Maddeler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]