Kuran:Taha

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: MeryemKur'anEnbiya: Sonraki Sure

20. Tâ Hâ Suresi[düzenle]

Bölüm 1[düzenle]

{135 âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Sûre, ismini, başındaki Tâ-Hâ harflerinden almıştır. Hz. Ömer'in bu sûre vesilesiyle müslüman oluşu, İslâm tarihinin önemli bir hatıra sayfasıdır. Olay, kısaca şöyledir: İslâm'ın yaman bir düşmanı olan Hattâb oğlu Ömer, Resûlullah'ı öldürme vazifesini üstlenmiş ve bu iş için yola çıkmıştı. Ancak, yolda kız kardeşi Fatıma ile eniştesi Saîd'in müslüman olduğunu öğrenince, önce onların işini bitirmeye karar verdi. Tâ-Hâ sûresini okumakta olan karı-koca, Ömer'in geldiğini görünce Kur'an sayfalarını sakladılarsa da, Ömer onları duymuştu. Okuduklarını görmek istediğini söyledi. İnkâr etmeleri üzerine Saîd'e saldırdı. Kendisine mâni olmak isteyen Fatıma'yı tokatladı. Yüzlerinden kanlar akan Fatıma, cesarete gelerek müslüman olduklarını açıkça söyledi. Kardeşinin haline acıyan Ömer, bu sefer yumuşak bir sesle okuduklarını tekrar istedi. Tâ-Hâ sûresinin yazılı bulunduğu sayfaları okuyunca, Kur'an'ın mucizeli tesirinden nasibini alarak Resûlullah'ın huzuruna gitti ve müslüman oldu.}

Taha 1.png

1- Tâ. Hâ.

Taha 2.png
Taha 3.png

2-3- Biz, Kur'an'ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.

Taha 4.png

4- (Kur'an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından peyderpey indirilmiştir.

Taha 5.png

5- Rahmân, Arş'a istivâ etmiştir. {Veya: Rahmân, Arş'ı hükmü altına almıştır." Bak. Â'râf 7/54.}

Taha 6.png

6- Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar hep O'nundur.

Taha 7.png

7- Eğer sen, sözü açıktan söylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.

Taha 8.png

8- Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur.

Taha 9.png

9- (Resûlüm!) Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?

Taha 10.png

10- Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ateş gördüm. Belki ondan size bir meş'ale getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum, demişti. {Hz. Musa, ailesi ile birlikte Medyen'den, annesinin bulunduğu Mısır'a gidiyordu. Yolda, soğuk bir gecede bir çocukları doğduğundan, ateşe ihtiyaçları vardı. Aslında onun gördüğü bu ateş, kendisini vahye hazırlamak için bir işaret idi.}

Taha 11.png

11- Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:

Taha 12.png

12- Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'dasın!

Sayfa 312[düzenle]

Taha 13.png

13- Ben seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak ver.

Taha 14.png

14- Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.

Taha 15.png

15- Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyeceğim.

Taha 16.png

16- Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler sakın seni ondan (kıyamete inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun!

Taha 17.png

17- Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?

Taha 18.png

18- O, benim asamdır, dedi, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; benim ona başkaca ihtiyaçlarım da vardır.

Taha 19.png

19- Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.

Taha 20.png

20- Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi!

Taha 21.png

21- Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu şimdi ilk haline sokacağız.

Taha 22.png

22- Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.

Taha 23.png

23- Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.

Taha 24.png

24- Firavun'a git. Çünkü o iyice azdı.

Taha 25.png

Bölüm 2[düzenle]

25- Musa: Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver.

Taha 26.png

26- İşimi bana kolaylaştır.

Taha 27.png

27- Dilimden (şu) bağı çöz.

Taha 28.png

28- Ki sözümü anlasınlar.

Taha 29.png

29- Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver,

Taha 30.png

30- Kardeşim Harun'u.

Taha 31.png

31- Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir.

Taha 32.png

32- Ve onu işime ortak kıl.

Taha 33.png

33- Böylece seni bol bol tesbih edelim.

Taha 34.png

34- Ve çok çok analım seni.

Taha 35.png

35- Şüphesiz sen bizi görmektesin.

Taha 36.png

36- Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana verildi.

Taha 37.png

37- Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

Sayfa 313[düzenle]

Taha 38.png

38- Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:

Taha 39.png

39- Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim. {Musa (a.s.)'ın annesi, Firavun'un, diğer erkek çocuklar gibi kendi oğlunu da öldürmesinden endişe ediyordu. Bu yüzden, bu âyette belirtilen ilâhî işarete uyarak oğlunu denize veya Nil nehrine bıraktı. Karısı Âsiye ile bahçesinde gezinen Firavun, suda gördüğü sandığı çıkarttırıp içindeki çocuğu görünce şaşırdı; âyette belirtildiği gibi, Allah'ın Musa'ya bir lütfu olarak, çocuğa karşı garip bir sevgi hissi duydu. Hz. Musa'nın ablası, kardeşine ne olduğunu araştırıp soruştururken, ona bir süt annesi arandığını öğrendi. Bunu fırsat bilerek Firavun'un sarayına gitti.}

Taha 40.png

40- Hani, kız kardeşin gidip "Ona bakacak birini size bulayım mı?" diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa! {Âyetin son cümlesi tefsirlerde değişik şekillerde açıklanmış olup başlıcaları şunlardır: "Sonra kader uyarınca bu ülkeye veya peygamberlik mertebesine ulaştın, ey Musa!" "Sonra peygamberlik için tayin ve takdir edilmiş olan bugüne kadar geldin, ey Musa!"}

Taha 41.png

41- Seni, kendim için elçi seçtim.

Taha 42.png

42- Sen ve kardeşin birlikte âyetlerimi götürün. Beni anmayı ihmal etmeyin.

Taha 43.png

43- Firavun'a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.

Taha 44.png

44- Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.

Taha 45.png

45- Dediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azmasından endişe ediyoruz.

Taha 46.png

46- Buyurdu ki: Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm.

Taha 47.png

47- Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtuluş, hidayete uyanlarındır. {Tefsircilerin çoğunluğuna göre âyetin son cümlesi, bir dua ve dilek cümlesi olmayıp, hidayete uyanların, Firavun'un eziyetinden er geç kurtulacaklarını bildiren bir haber cümlesidir. İşte bu söz ile Musa ve Harun, Firavun'a bunu hatırlatmaktadırlar.}

Taha 48.png

48- Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.

Taha 49.png

49- Firavun: Rabbiniz de kimmiş, ey Musa? dedi.

Taha 50.png

50- O da: Bizim Rabbimiz, her şeye hılkatini (varlık ve özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösterendir, dedi.

Taha 51.png

51- Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? dedi.

Sayfa 314[düzenle]

Taha 52.png

52- Musa: Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanılır ne de unutur, dedi.

Taha 53.png

53- O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.

Taha 54.png

54- Yeyiniz; hayvanlarınızı otlatınız. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın kudretine) işaretler vardır.

Bölüm 3[düzenle]

Taha 55.png

55- Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.

Taha 56.png

56- Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.

Taha 57.png

57- Dedi ki: Bizi, yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?

Taha 58.png

58- Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla.

Taha 59.png

59- Musa: Buluşma zamanınız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun, dedi.

Taha 60.png

60- Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini (sihirbazlarını) topladı; sonra geri geldi. {Firavun, usta büyücülerini toplamış, büyü malzemeleri ile birlikte Musa'nın karşısına çıkarmıştı. Hz. Musa da, kardeşi Harun ile birlikte idi. Bayram şenliği için toplanan halk, olacakları izlemek için sabırsızlanıyordu.}

Taha 61.png

61- Musa onlara: Yazık size! dedi, Allah hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azap ile kökünüzü keser! İftira eden, muhakkak perişan olur.

Taha 62.png

62- Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar.

Taha 63.png

63- Şöyle dediler: "Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbazdırlar sadece."

Taha 64.png

64- "Öyle ise hilenizi kurun; sonra sıra halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanmıştır."

Sayfa 315[düzenle]

Taha 65.png

65- Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım.

Taha 66.png

66- Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.

Taha 67.png

67- Musa, birden içinde bir korku duydu.

Taha 68.png

68- "Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin."

Taha 69.png

69- "Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz." {Hz. Musa, vahye uyarak elindeki asayı yere atmış, bir mucize ifadesi olarak ejderha halini alan asa, gerçekten, Firavun'un sihirbazlarının büyülü iplerini ve sopalarını yutuvermişti.}

Taha 70.png

70- Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler.

Taha 71.png

71- (Firavun) Şöyle dedi: Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız. {Menfaate dayanan birlik ve beraberliklerin ömrü de menfaate bağlıdır. Menfaat bitince birlik dağılır, çıkarlar çatışınca görünüşte mevcut dostluklar düşmanlığa dönüşür. Sihirbazlar iman etmeyip Firavun'u desteklemeye devam etselerdi makbul kişiler olacak, nimetler içinde yüzeceklerdi. Ancak iman gözlerini açınca bâkiyi (ebedî nimeti) fâniye (geçici olana) tercih ettiler.}

Taha 72.png

72- Dediler ki: "Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin."

Taha 73.png

73- "Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah hem daha hayırlı hem daha bâkidir."

Taha 74.png

74- Şurası muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, cehennem sırf onun içindir. O ise orada ne ölür ne de yaşar!

Taha 75.png

75- Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin olarak O'na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir.

Taha 76.png

76- İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte arınanların mükâfatı budur.

Bölüm 4[düzenle]

Sayfa 316[düzenle]

Taha 77.png

77- Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarımla birlikte geceleyin yola çık da (size) yetişilmesinden korkmaksızın ve (boğulmaktan) endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç, diye vahyetmiştik. {Bu emir üzerine Hz. Musa, akşam karanlığında yola çıktı. Firavun bunu öğrenmişti.}

Taha 78.png

78- Bunun üzerine Firavun, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.

Taha 79.png

79- Firavun, kavmini saptırdı, doğru yola sevketmedi. {Peygamberin davetine kulak verecek yerde onu ve müminleri cezalandırmaya kalkışan Firavun, Allah'ın kudreti ile müminlere açılan deniz yolunun Firavun ve ordusu üzerine kapanmasıyle helak oldu.}

Taha 80.png

80- Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık; Tûr'un sağ tarafına (gelmeniz için) size vâde tanıdık ve size kudret helvası ile bıldırcın eti lütfettik. {Tefsirlerde anlatıldığına göre, Allah Teâlâ, Hz. Musa'ya, Tûr dağının sağ tarafına gelmesi, ayrıca, Tevrat'ın inzâli sırasında hazır bulunmak üzere seçeceği yetmiş kişilik bir gurubu da beraberinde getirmesi için bir süre vermişti. Bak. Bakara 2/57.}

Taha 81.png

81- Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yeyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra sizi gazabım çarpar. Her kim ki kendisini gazabım çarparsa, hakikaten o, yıkılıp gitmiştir.

Taha 82.png

82- Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra (böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım. {Hz. Musa, kavmini Mısır'dan çıkarıp Sina'ya geçirdikten sonra, Cenab-ı Hak'tan vahiy almak üzere alelacele Tûr'a giderken, kavminin başında, kendi yerine Hz. Harun'u bırakmıştı. Allah Teâlâ Hz. Musa'ya bunu soruyor.}

Taha 83.png

83- Seni acele ile kavminden ayrılmaya sevkeden nedir, ey Musa!

Taha 84.png

84- Musa: İşte, dedi, onlar da benim peşimdeler. Ben, memnun olasın diye sana acele ile geldim Rabbim.

Taha 85.png

85- Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan İsrailoğullarını) imtihan ettik ve Sâmirî onları yoldan çıkardı. {Rivayete göre Sâmirî, İsrailoğullarının Sâmire kabilesine mensup idi. Bu kişi, bir buzağı heykeli yapmış ve halka, onun ilâh olduğunu telkin etmek suretiyle onları, Musa ve Harun'un hak dininden uzaklaştırmaya çalışmıştı.}

Taha 86.png

86- Bunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndü. Ey kavmim! dedi, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmamış mıydı? Şu halde size zaman mı çok uzun geldi, yoksa üstünüze Rabbinizin gazabının inmesini mi istediniz ki, bana olan vâdinizden döndünüz?

Taha 87.png

87- Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin (Mısır'lıların) zinet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiş, sonra da onları atmıştık; aynı şekilde Sâmirî de atmıştı. {Sâmirî'nin telkini ile zinetleri eritmek ve buzağı yapmak için ateşe attılar.}

Sayfa 317[düzenle]

Taha 88.png

88- Bu adam, onlar için, böğürebilen bir buzağı heykeli icat etti. Bunun üzerine: İşte, dediler, bu, sizin de, Musa'nın da ilâhıdır. Fakat onu unuttu. {Âyetin son cümlesi, müfessirler tarafından iki şekilde yorumlanmıştır; ilki şöyledir: "Fakat Musa, bu buzağının ilâh olduğunu unuttu"; Allah'ı başka yerlerde aramaya kalkıştı. Bu anlayışa göre, bu sözü söyleyenler, Sâmirî ve taraftarlarıdır. İkinci yoruma göre âyetin manası şöyledir: "İşte Sâmirî, Allah'ı unuttu"; O'ndan ve Musa vasıtasıyla tebliğ edilen hak dinden yüz çevirdi.}

Taha 89.png

89- O şeyin, kendilerine hiçbir sözle mukabele edemeyeceğini, kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermek gücünde olmadığını görmezler mi?

Bölüm 5[düzenle]

Taha 90.png

90- Hakikaten Harun, onlara daha önce: Ey kavmim! demişti, siz bunun yüzünden sadece fitneye uğradınız. Sizin Rabbiniz şüphesiz çok merhametli olan Allah'tır. Şu halde bana uyunuz ve emrime itaat ediniz.

Taha 91.png

91- Onlar: Biz, dediler, Musa aramıza dönünceye kadar buna tapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!

Taha 92.png
Taha 93.png

92-93 -(Musa, döndüğünde:) Ey Harun! dedi, sana ne engel oldu da, bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit peşimden gelmedin? Emrime âsi mi oldun?

Taha 94.png

94- (Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma! Ben, senin: "İsrailoğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!" demenden korktum.

Taha 95.png

95- Musa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi.

Taha 96.png

96- O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi. {Müfessirlere göre Sâmirî'nin, İsrailoğullarının görmeyip de kendisinin gördüğünü ve izinden bir avuç toprak aldığını iddia ettiği elçi, Hz. Musa'nın huzuruna gelen Cebrail idi. Sâmirî, onun atının bastığı yerlerin yeşerdiğini görmüş, izinin toprağından bir avuç alıp ateşe atmıştı. Âyeti, mecazî manada "Allah'ın ilham ettiği ilmi böyle kullandım" şeklinde anlamak da mümkündür.}

Taha 97.png

97- Musa: Defol! dedi, artık hayatın boyunca sen: "Bana dokunmayın!" diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun ilâhına da bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız; sonra da onu parça parça edip denize savuracağız! {Rivayete göre, Hz. Musa'nın, "Artık hayatın boyunca sen: Bana dokunmayın! diyeceksin" şeklindeki bedduasından sonra Sâmirî, hakikaten, ağır bir bulaşıcı hastalığa yakalanmış ve ömrü boyunca insanlardan uzak durmak zorunda kalmıştır.}

Taha 98.png

98- Sizin ilâhınız, yalnızca, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'tır. O'nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.

Sayfa 318[düzenle]

Taha 99.png

99- (Resûlüm!) İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik. {Âyette geçen "zikir" bazı müfessirlere göre üzerinde düşünmeye ve ibret almaya lâyık olaylara dair haberleri ihtiva eden Kur'an demektir.}

Taha 100.png

100- Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir.

Taha 101.png

101- Bu kimseler, onda (o günah yükünün altında) ebedî kalırlar. Onlar için kıyamet gününde bu ne kötü bir yüktür!

Taha 102.png

102- O günde Sûr'a üflenir ve biz o zaman günahkârları, gözleri (korkudan) gömgök bir halde mahşerde toplarız. {"Gözleri gömgök" şeklinde tercüme edilen "zürkan" kelimesi Arapçada susuzlar ve körler manasında da kullanılmaktadır.}

Taha 103.png

103- Aralarında birbirlerine gizli gizli şöyle derler: "Dünyada sadece on gün kaldınız."

Taha 104.png

104- Aralarında konuştukları konuyu biz daha iyi biliriz. Onların en olgun ve akıllı olanı o zaman: "Bir günden fazla kalmadınız" der. {Bu âyette, söz konusu kişilerin, ahirette, o hayatın ne kadar uzun olduğunun farkına vardıktan sonra, artık dünya hayatının kısalığını ve geçiciliğini kavrayacakları anlatılıyor.}

Bölüm 6[düzenle]

Taha 105.png

105- (Resûlüm!) Sana dağlar hakkında sorarlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak.

Taha 106.png

106- Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.

Taha 107.png

107- Orada ne bir iniş, ne de bir yokuş görebileceksin.

Taha 108.png

108- O gün insanlar, dâvetçiye (İsrafil'e) uyacaklar. Ona karşı yan çizmek yoktur. Artık, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden, fısıltıdan başka bir ses işitemezsin.

Taha 109.png

109- O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.

Taha 110.png

110- O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların ilmi ise bunu kapsayamaz. {Âyetin son cümlesi şöyle de anlaşılmıştır: "Onlar ise, bilgice Allah'ı kavrayamazlar".}

Bölüm 7[düzenle]

Taha 111.png

111- Bütün yüzler (insanlar), diri ve her şeye hakim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perişan olmuştur.

Taha 112.png

112- Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.

Taha 113.png

113- (Resûlüm!) Biz onu böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık. Umulur ki onlar (bu sayede günahtan) korunurlar; yahut da o (Kur'an) kendileri için bir ibret ortaya koyar.

Sayfa 319[düzenle]

Taha 114.png

114- Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi artır" de. {Vahye muhatap olmanın heyecanı içinde, daha vahiy bitmeden, aldığı kısımları okumaya, telâffuz etmeye çalışan Peygamberimiz ikaz edilmekte, acele etmesine gerek bulunmadığı ifade buyurulmaktadır.}

Taha 115.png

115- Andolsun biz, daha önce de Âdem'e ahit (emir ve vahiy) vermiştik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmadık. {Hz. Âdem, Allah'ın yasaklamasına rağmen, şeytanın teşviki ile yasaklanan ağacın meyvesinden yemiş, sözünde duramamıştı. İşte âyette Hz. Âdem'in bu davranışına işaret buyurulmakta ve onun, şeytanın teşvikine sabırlı ve kararlı olarak karşı koymadığı anlatılmaktadır. Ancak, âyetin son cümlesi, müfessirler tarafından şöyle de anlaşılmıştır: "Fakat onu, günah işlemekte kararlı bulmadık." Çünkü Âdem, sonradan pişman olmuş ve tevbe etmişti.}

Taha 116.png

116- Bir zaman biz meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. Onlar hemen secde ettiler; yalnız İblis hariç. O, diretti.

Taha 117.png

117- Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra yorulur, sıkıntı çekersin!

Taha 118.png

118- Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır, ne de çıplak kalmak.

Taha 119.png

119- Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın.

Taha 120.png

120- Derken şeytan onun aklını karıştırıp "Ey Âdem! dedi, sana ebedîlik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi?" {Şeytan, meyvesi yasaklanmış ağacı göstererek: "Rabbiniz, iki melek haline gelmeyesiniz, yahut burada ebedî kalıcılardan olmayasınız diye -yalnız bunun için- size tüm ağacı yasakladı" diyerek onları kandırdı. Bak. A'râf 7/20.}

Taha 121.png

121- Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı.

Taha 122.png

122- Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tevbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti.

Taha 123.png

123- Dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.

Taha 124.png

124- Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.

Taha 125.png

125- O: Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!, der.

Sayfa 320[düzenle]

Taha 126.png

126- (Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!

Taha 127.png

127- Doğru yoldan sapanı ve Rabbinin âyetlerine inanmayanı işte böyle cezalandırırız. Ahiret azabı, elbette daha şiddetli ve daha süreklidir.

Taha 128.png

128- Bizim, onlardan önce nice nesilleri helâk etmiş olmamız kendilerini yola getirmedi mi? Halbuki onların yurtlarında gezip dolaşırlar. Bunda, elbette ki akıl sahipleri için nice ibretler vardır.

Bölüm 8[düzenle]

Taha 129.png

129- Eğer Rabbinden, daha önce sâdır olmuş bir söz ve tayin edilmiş bir vâde olmasaydı, (ceza onlar için de dünyada) kaçınılmaz olurdu.

Taha 130.png

130- (Resûlüm!) Sen, onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin. {Müfessirler, bu âyette "övgü ile tesbih"ten maksadın, namaz olduğunu belirtirler. Namaz en büyük ve en kâmil zikirdir; Allah'ı tesbih, tekbir, yakarış ile anma, O'na ve yalnız O'na tapınma, kulluğu arzetmedir. Beyzâvî'ye göre, güneşin doğmasından önceki tesbih, sabah namazı; gecenin bir kısım saatlerindeki ise akşam ve yatsı namazlarıdır. "Gündüzün etrafında, yani başında ve sonunda tesbih et" ifadesi ile, önemine binaen, sabah ve akşam namazlarına ikinci defa dikkat çekilmiştir.}

Taha 131.png

131- Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir.

Taha 132.png

132- Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.

Taha 133.png

133- Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi? {Kur'an-ı Kerim hem kendi gerçekliğini isbat eden, hem de önceki kitapların hak olduğuna delil teşkil eden bir mucizedir.}

Taha 134.png

134- Eğer biz, bundan (Kur'an'dan) önce onları bir azapla helâk etseydik, muhakkak ki şöyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Ne olurdu, bize bir elçi gönderseydin de, şu aşağılığa ve rüsvaylığa düşmeden önce âyetlerine uysaydık!

Taha 135.png

135- De ki: Herkes beklemektedir: Öyle ise siz de bekleyin. Yakında anlayacaksınız; doğru düzgün yolun yolcuları kimmiş ve hidayette olan kimmiş!

Önceki Sure: MeryemKur'anEnbiya: Sonraki Sure