Kuran:Mürselat

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: İnsânKur'anNebe (Amme): Sonraki Sure

77. Mürselât Suresi[düzenle]

{Mekke'de inmiştir. 50 âyettir. "Gönderilenler" anlamına gelen "el-mürselât" kelimesi ile başladığı için sûre bu adı almıştır. Müfessirler, "gönderilenler"den maksadın, âlemin idaresi ile görevli bir kısım melekler veya rüzgârlar, yahut peygamberler, yahut da Kur'an âyetleri olabileceğini belirtmişlerdir.}

Bölüm 1[düzenle]

1- Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;

2- Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;

3- (Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;

4- (Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;

5-6- (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için öğüt telkin edenlere;

7- Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!

8-9-10-11- Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).

12- (Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir?

13- Ayırım gününe.

14- (Resûlüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!

15- O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!

16- Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?

17- Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

18- İşte biz suçlulara böyle yaparız!

19- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

Sayfa 580[düzenle]

20- (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

21-22- İşte o suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.

23- Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!

{Âyete "Onu biz takdir ettik ve biz ne güzel takdir ediciyiz" şeklinde de mana verilmiştir.}

24- O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

25-26- Biz, yeryüzünü dirilere ve ölülere toplanma yeri yapmadık mı?

27- Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik.

28- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

29- (İnkârcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!

30-31- Üç kola ayrılmış, (ama) ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidin.

32- O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.

33- Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.

34- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

35- Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.

36- Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.

37- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

38- (O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.

39- (Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!

40- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

Bölüm 2[düzenle]

41-42- Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.

43- (Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için" (denir).

44- İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

45- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

46- (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!

47- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

48- Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler.

49- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

50- Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.

Önceki Sure: İnsânKur'anNebe (Amme): Sonraki Sure