Kuran:Mü'minun

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: HaccKur'anNûr: Sonraki Sure

23. Mü'minûn Suresi[düzenle]

{118 âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Özellikle ilk âyetlerinde kurtuluşa eren müminlerin ibadetlerinden, ahlâkî yaşayışlarından ve nâil olacakları uhrevî nimetlerden bahsedildiği için sûre "el-Mü'minûn" adını almıştır. Nitekim Abdullah b. Abbas'tan rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.), bu âyetlerin inzâlini müteakip, "Bana on âyet indi ki, durumu bunlara uyan cennete gidecektir" buyurdu ve bu sûrenin ilk on âyetini okudu.}

Cüz 18[düzenle]

Bölüm 1[düzenle]

Sayfa 341[düzenle]

Müminun 1.png

1- Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;

Müminun 2.png

2- Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler;

Müminun 3.png

3- Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;

Müminun 4.png

4- Onlar ki, zekâtı verirler;

Müminun 5.png

5- Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;

Müminun 6.png

6- Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.

Müminun 7.png

7- Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.

Müminun 8.png

8- Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;

Müminun 9.png

9- Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.

Müminun 10.png

10- İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır;

Müminun 11.png

11- (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.

Müminun 12.png

12- Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.

Müminun 13.png

13- Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe haline getirdik.

Müminun 14.png

14- Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp-yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.

Müminun 15.png

15- Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet öleceksiniz.

Müminun 16.png

16- Sonra da şüphesiz, sizler kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

Müminun 17.png

17- Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz. {Müfessirlerin çoğu, âyetteki "yedi yol"u, yedi gök olarak yorumlamışlardır. Müfessir Hamdi Yazır ise, bu yedi yoldan, insanın yedi idrak yolunu anladığını, bunların da görme, işitme, tatma, koklama ve dokunmadan ibaret beş duyu ile akıl ve vahiy yolları olduğunu ileri sürüyor.}

Sayfa 342[düzenle]

Müminun 18.png

18- Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter. {Yağmurun arzda durması canlılar için büyük bir nimettir. Şayet arz, yağmur suyunu tutmayıp olduğu gibi dibe indirir veya bu sular sel halinde büsbütün akıp giderse, canlılar yağmurun hayatî faydalarından mahrum kaldığı gibi, -erozyon hadisesinde görüldüğü üzere- yağmur bazen zararlı bile olabilir. "Yağmur suyunun arzda durması"ndan, suyun yer altında birikmesi de kasdedilmiş olabilir ki, bu da canlılar için Allah'ın bir lütfudur. Çünkü yeraltı suları, gerek tabiî olarak kaynamak, gerekse insan emeği ile yüzeye çıkarılmak suretiyle faydalı hale gelir. Âyette de ifade buyurulduğu gibi Allah Teâlâ, canlılar için bu kadar yararlı olan yağmuru gidermeye, yani yağdırmamaya veya, yağdırsa bile faydasız kılmaya kadirdir. Bu ise, gerek insan, gerekse diğer canlılar için en büyük kayıptır. Nitekim uzayda şimdiye kadar bilinenler içinde yağmur hadisesinin cereyan ettiği tek gezegen, dünyamızdır. Bir an dünyamızda bir yağmur nimetinin ortadan kaldırıldığını düşünürsek -ki, âyette de belirtildiği gibi Yüce Allah buna kadirdir- o zaman dünyanın bütün değerini ve anlamını yitirdiğini anlarız. Çünkü dünyaya değer ve anlam kazandıran şey, hayattır. Su ise aşağıdaki âyetlerden de anlaşılacağı üzere hayatın kaynağıdır.}

Müminun 19.png

19- Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.

Müminun 20.png

20- Tûr-i Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

Müminun 21.png

21- Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardır; etlerinden de yersiniz.

Müminun 22.png

22- Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

Bölüm 2[düzenle]

Müminun 23.png

23- Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur. Hâla sakınmaz mısınız? dedi.

Müminun 24.png

24- Bunun üzerine, kavminin inkarcı ileri gelenleri şöyle dediler: "Bu, sadece sizin gibi bir beşerdir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."

Müminun 25.png

25- "Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp bekleyin bakalım."

Müminun 26.png

26- (Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!

Müminun 27.png

27- Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Gözlerimizin önünde (muhafazamız altında) ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten birer çift ile, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.

Sayfa 343[düzenle]

Müminun 28.png

28- Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

Müminun 29.png

29- Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskân edenlerin en hayırlısısın.

Müminun 30.png

30- Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.

Müminun 31.png

31- Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirdik.

Müminun 32.png

32- Onlar arasından kendilerine: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Hâla Allah'tan korkmaz mısınız?" (mesajını ileten) bir peygamber gönderdik. {Bu âyette kendisinin ve kavminin adı verilmeyen bu peygamber, bazı tefsircilere göre, Hûd (a.s.) veya Sâlih (a.s.)tir.}

Bölüm 3[düzenle]

Müminun 33.png

33- Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler: "Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

Müminun 34.png

34- "Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz."

Müminun 35.png

35- "Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (kabirden) çıkarılacağınızı mı vâdediyor?"

Müminun 36.png

36- "Bu size vaâdedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!"

Müminun 37.png

37- "Hayat, şu dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek de değiliz."

Müminun 38.png

38- "O, Allah hakkında yalnızca yalan uyduran bir adamdır; biz ona inanmıyoruz."

Müminun 39.png

39- O peygamber: Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşılık bana yardımcı ol!

Müminun 40.png

40- Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!

Müminun 41.png

41- Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Müminun 42.png

42- Sonra onların ardından başka nesiller getirdik.

Sayfa 344[düzenle]

Müminun 43.png

43- Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

Müminun 44.png

44- Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!

Müminun 45.png
Müminun 46.png

45-46- Sonra âyetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kardeşi Harun'u Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.

Müminun 47.png

47- Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?

Müminun 48.png

48- Böylece onları yalanladılar ve bu sebeple helâk edilenlerden oldular. {47. âyet, inkârcıların umumiyetle içine düştükleri bir hatayı ortaya koymaktadır: Gerçekten onlar insana, yalnızca bu dünyadaki mevkiine, toplum içindeki pozisyonuna göre değer verirler. Onların insan hakkında başta gelen değer ölçüleri makam ve mansıptır. Böylece onlar, bizatihî insana, onun düşüncesinin ve inancının kalitesine, sahip olduğu ahlâkî ve insanî vasıflarına değer vermezler. 48. âyet bize gösteriyor ki, inkârcıların bu yanlış değer ölçülerine dayanarak peygamber hakkında vardıkları hüküm, kaçınılmaz olarak kendilerini felâkete götürür.}

Müminun 49.png

49- Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik. {Müfessir Zemahşerî'ye göre, âyette "onlar" zamiri ile kasdedilenler, Firavun ve eşraf takımı olmayıp, Hz. Musa ile Filistin'den Mısır'a göçen İsrailoğullarıdır. Zira Kitap, yani Tevrat, Firavun ve adamlarının boğulmalarından sonra vahyedilmiştir.}

Müminun 50.png

50- Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.

Bölüm 4[düzenle]

Müminun 51.png

51- "Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyle bilmekteyim." {Peygamberlere ve onların sonuncusu olan Hz. Muhammed'e yöneltilen bu hitaptan, in-kârcıların kanaatlerinin aksine, peygamberlerin de birer beşer olduğu ve onlar için, Allah'ın lütfu olan güzel ve helâl rızıklardan yararlanmanın bir kusur olmadığı, asıl önemli olan ve onlara yaraşan şeyin, iyi davranışlarda bulunmak, Allah'a en güzel şekilde kulluk etmek olduğu anlaşılmaktadır.}

Müminun 52.png

52- "Şüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının" (denildi).

Müminun 53.png

53- Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.

Müminun 54.png

54- Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

Müminun 55.png
Müminun 56.png

55-56- Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.

Müminun 57.png

57- Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar;

Müminun 58.png

58- Rablerinin âyetlerine inananlar;

Müminun 59.png

59- Rablerine ortak tanımayanlar;

Sayfa 345[düzenle]

Müminun 60.png

60- Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

Müminun 61.png

61- İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.

Müminun 62.png

62- Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Müminun 63.png

63- Hayır, onların (o inkârcıların) kalpleri bu hususta cehâlet içindedir. Ayrıca onların bundan (bu şirk ve inkârcılıklarından) öte birtakım (kötü) işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.

Müminun 64.png

64- En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

Müminun 65.png

65- Boşuna sızlanmayın bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz!

Müminun 66.png
Müminun 67.png

66-67- Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

Müminun 68.png

68- Onlar bu sözü (Kur'an'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

Müminun 69.png

69- Yoksa Peygamberlerini henüz tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

Müminun 70.png

70- Yoksa onda bir cinnet olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar. {66-70. âyetler gösteriyor ki inkârcıların Kur'an'a sırt çevirmeleri ve Hz. Muhammed'in peygamberliğini kabul etmemeleri hiçbir haklı sebebe dayanmamaktadır. Zira onlar Kur'an üzerinde yeterince düşünmüşlerdi; ya da en azından, yeterince düşünmek fırsatını bulmuşlardı. Ayrıca, Hz. Muhammed (s.a.)in tebliği, meselâ ataları Hz. İsmail'in tebliğinin bir devamı idi; yani onlar, Hak Dini büsbütün tanımaz değillerdi. Resûlullah'ın dürüst ve güvenilir bir insan olduğunu pek âlâ bilirlerdi; akıllı ve zekî olduğundan da şüpheleri yoktu. Bununla beraber yine de inanmıyorlardı, çünkü haktan, yani doğruluktan, gerçekten ve dürüstlükten hoşlanmıyorlardı. Kendileri hakka uyacakları yerde, hakkı kendi arzu ve isteklerine uydurmaya kalkışıyorlardı.}

Müminun 71.png

71- Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler. {Müfessirlerin çoğunluğuna göre âyetteki şan ve şereften maksat, buna vesile olan Kur'an'dır. Nitekim, İslâm'dan önce Arapların hakimiyetleri Yarımada'nın sınırlarını aşmazken, Kur'an-ı Kerim ve bu yüce Kitab'ın kendisine indiği Hz. Muhammed, bu milletin ismini ebedîleştirmekle kalmamış, ayrıca Kur'an yoluna koyulan pek çok milletleri de cihanın en büyük ümmetlerinden biri olmak şerefine ulaştırmıştır.}

Müminun 72.png

72- (Resûlüm!) Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin karşılığı daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

Müminun 73.png

73- Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

Müminun 74.png

74- Ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.

Sayfa 346[düzenle]

Müminun 75.png

75- Eğer onlara acıyıp da içinde bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında direnirlerdi.

Müminun 76.png

76- Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

Müminun 77.png

77- En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

Bölüm 5[düzenle]

Müminun 78.png

78- O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükrediyorsunuz!

Müminun 79.png

79- Ve O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sırf O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Müminun 80.png

80- Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâla aklınızı kullanmaz mısınız!

Müminun 81.png

81- Buna rağmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dediler.

Müminun 82.png

82- Dediler ki: Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?

Müminun 83.png

83- Hakikaten, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!

Müminun 84.png

84- (Resûlüm!) de ki: Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?

Müminun 85.png

85- "Allah'a aittir" diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.

Müminun 86.png

86- Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir? diye sor.

Müminun 87.png

87- "(Bunlar da) Allah'ındır" diyecekler. Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız! de.

Müminun 88.png

88- Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.

Müminun 89.png

89- "(Bunların hepsi) Allah'ındır" diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz? de. {84-89. âyetlerden açıkça anlaşılacağı üzere cahiliye devri Arapları ile onların kalıntıları olan inatçı müşrikler, esasen Allah'ın varlığına ve O'nun kâinat üzerindeki hakimiyet ve tasarrufuna inanıyorlardı. Bununla beraber, 83. âyetten anlaşılacağı üzere, Hz. Muhammed'in risaletine, onun tebliğ ettiği İslâm dinine ve Kur'an-ı Kerim'e inanmıyorlardı. Ayrıca, 82. âyette tasrih edildiği gibi, özellikle öldükten sonra tekrar dirilmeyi yani ahiret gününü kabul etmiyorlardı.}

Sayfa 347[düzenle]

Müminun 90.png

90- Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.

Müminun 91.png

91- Allah evlât edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri diğerine galebe çalardı. Allah, onların (müşriklerin) yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir. {Görüldüğü gibi bu âyet ile, birden fazla ilâh inancının, kâinatın varoluşu ve işleyişindeki nizam ile ters düştüğü ortaya konmuştur. Buna göre kâinatın varlık ve nizamındaki mükemmellik, Allah'ın varlık ve birliğinin bir ifadesi ve delilidir.}

Müminun 92.png

92- Allah, gaybı da şehâdeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir. {Gayb ve şehâdet, iki ayrı bilgi alanını ifade eder. Gayb alanına giren malumat, akıl ve duyu organlarının idrak gücünü aşan, ancak bir kısım kabiliyetlerin bir ölçüde sezebildikleri, bununla beraber, en doğru bir şekilde vahiy yolu ile bize intikal eden bilgilerdir. Esasen gayb alanı, bilgiden ziyade bir iman alanıdır. Nitekim Bakara sûresinin başında da işaret edildiği gibi, "Âmentü"de ifadesini bulan iman esasları hakkındaki bilgilerimiz, bu tür bilgilerdir. Şehadet ise, gaybın aksine, tecrübe ve müşahede sahasına giren duyulur âlem ile bu âleme ait eşya ve olayları ifade eder.}

Müminun 93.png
Müminun 94.png

93-94 -(Resûlüm!) De ki: "Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen; bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma Rabbim!"

Müminun 95.png

95- Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.

Müminun 96.png

96- Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

Müminun 97.png

97- Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

Müminun 98.png

98- Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!

Müminun 99.png

99- Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: "Rabbim! der, beni geri gönder;"

Müminun 100.png

100- "Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır. {Sözlükte "engel" anlamına gelen "berzah", ölüm ile başlayıp, yeniden dirilmeye kadar geçen süreyi ifade eden dinî bir terimdir.}

Müminun 101.png

101- Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

Müminun 102.png

102- Artık kimlerin (sevap) tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

Müminun 103.png

103- Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.

Müminun 104.png

104- Ateş yüzlerini yakar; orada suratları çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar. {Allah Teâlâ, büyük bir nimet olan dünya hayatını şirkle, inkârcılıkla ve kötülükler işleyerek geçirdikten sonra, ölümün dehşeti karşısında, iş işten geçince uyanan, ancak cehennem azabına uğramaktan kurtulamayan bedbahtlara o zaman yönelteceği hitabı ve onların acz ve itiraflarını bu âyetle ifade buyuruyor.}

Sayfa 348[düzenle]

Müminun 105.png

105- Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?

Müminun 106.png

106- Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

Müminun 107.png

107- Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

Müminun 108.png

108- Buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık!

Müminun 109.png

109- Zira kullarımdan bir zümre: Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi affet; bize acı! Sen, merhametlilerin en iyisisin, demişlerdi.

Müminun 110.png

110- İşte siz onları alaya aldınız; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size beni yâdetmeyi unutturdu, siz onlara gülüyordunuz.

Müminun 111.png

111- Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.

Müminun 112.png

112- (Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar.

Müminun 113.png

113- "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte sayanlara sor" derler.

Müminun 114.png

114- Buyurur: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!

Müminun 115.png

115- Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? {Âyetten de anlaşılacağı üzere, dünyadaki bütün canlılar içinde vazife ve sorumluluk taşıyan yegâne varlık insandır. Esasen insan hayatını anlamlı kılan, ona değer katan temel özellik, insanın bir vazife ve sorumluluk varlığı oluşudur. Bu sebeple, vazifelerini ihmal eden ve sorumsuz bir hayat yaşayan insanlar, gerçek anlamda insanlık değerini yitirmiş olurlar. Bu dünyada bir kısım insanlar, insanlığının gereği olan vazifeleri ihmal etmiş ve bunların sorumluluğundan kurtulmuş olabilirler. Ancak, bu âyet açıkça gösteriyor ki, ilâhî sorumluluktan kurtulmak ve Allah'ın huzurunda hesap vermekten kaçmak hiç kimse için mümkün değildir. Bunun aksini düşünmek, ahlâk nizamını ve bu nizamın temeli olan mutlak adaleti inkâr etmek sonucuna götürür.}

Müminun 116.png

116- Mutlak hakim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur, O, yüce Arş'ın sahibidir.

Müminun 117.png

117- Her kim Allah ile birlikte diğer bir ilâha taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.

Müminun 118.png

118- (Resûlüm!) De ki: Bağışla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin.

Önceki Sure: HaccKur'anNûr: Sonraki Sure