Fetva Emini Ali Rıza

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Fetva Emini Ali Rıza.png

Muğlalı Ali Rıza Efendi Osmanlının son devrinde müderrislik, fetva eminliği ve Darü'l Hikmeti'l İslamiye reis vekilliği görevlerinde bulunmuş Anadolu Kazaskerliği unvanı verilmiş İstanbul alimlerinin en büyüklerinden bir zattır. Bediüzzaman'ın din-i İslâm'a en büyük hizmet eylediğini ve eserlerinin tam doğru olduğunu, Risale-i Nur'un müceddid-i din olduğunu ifade etmiş, Bediüzzaman'ın sakal bırakmamasına yapılan itirazlara ve İstanbul'da yaşlı bir hocanın Üstad'a yaptığı itirazlara cevap vermiştir.[1]

Şahsi Bilgiler[düzenle]

Diğer İsimleri:

Doğum Yeri ve Tarihi: Muğla, 1861[1]

Vefat Yeri ve Tarihi: 1943[1]

Kabrinin Yeri:

Eserleri[düzenle]

Bediüzzaman Said Nursi ile Görüşmeleri[düzenle]

Darü'l Hikmeti'l İslamiye'de görüşmüşlerdir.

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği[düzenle]

İkinci Mesele: İstanbul ulemasının en büyüğü ve en müdakkiki ve çok zaman Müfti’l-Enam olan eski fetva emini, meşhur Ali Rıza Efendi; Birinci Şuâ İşarat-ı Kur’aniye ve Âyetü’l-Kübra gibi risaleleri gördükten sonra, Risale-i Nur’un mühim bir talebesi olan Hâfız Emin’e demiş ki:

“Bedîüzzaman, şu zamanda din-i İslâm’a en büyük hizmet eylediğini ve eserlerinin tam doğru olduğunu ve böyle bir zamanda, mahrumiyet içinde feragat-i nefis edip yani dünyayı terk edip böyle bir eser meydana getirmek hiç kimseye müyesser olmadığını ve her suretle şâyan-ı tebrik olduğunu ve Risale-i Nur müceddid-i din olduğunu ve Cenab-ı Hak onu muvaffakun bi’l-hayr eylesin, âmin.” diyerek bazılarının sakal bırakmamaklığına itirazları münasebetiyle; Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin pederleri olan Sultanü’l-ulema’nın bir kıssası ile onu müdafaa edip demiş:

“Bu misillü, Bedîüzzaman’ın dahi elbette bir içtihadı vardır. İtiraz edenler haksızdır.” demiş ve Hoca Mustafa’ya emretmiş: “Söylediğimi yaz!”

Bedîüzzaman’a kemal-i hürmetle selâm ederim. Telifatınızın ikmaline hırz-ı can ile dua etmekteyim. (Yani ruha nusha olacak kadar kıymettardır.) Bazı ulemaü’s-sûun tenkidine uğradığına müteessir olma. Zira yemişli ağaç taşlanır (Hâşiye[2]) kaziyesi meşhurdur. Mücahedatınıza devam buyurun. Cenab-ı Hak ve Feyyaz-ı Mutlak âcilen murad ve matlubunuza muvaffakun bi’l-hayr eylesin! Bâki Hakk’ın birliğine emanet olunuz.

Eski Fetva Emini Ali Rıza

İşte böyle müdakkik ve ilim ve şeriat ve Kur’an cihetinde bu zamanda söz sahibi en büyük âlim böyle hükmetmiş. Risale-i Nur’un talebeleri, bu meseleyi –ihtiyaten– yabanilere onun ismini vermekle teşhir etmemek gerektir ve dualarına onu dâhil etmek lâzımdır.

(Kastamonu Lahikası)


Hem insanların zihinleri, fikirleri kasden ve bizzat hakaik-i imaniyeye karşı bu yüzden bir derece lâkaytlık bir vaziyeti almasından, bir tevakkuf devri gelmesine mukabil; Cenab-ı Hakk’ın inayet ve rahmetiyle başka bir tarzda Risale-i Nur’un intişar ve fütuhatına meydan açmış. Ezcümle: İstanbul âfakından yüksek ulemanın; eski Fetva Emini Ali Rıza, Ahmed-i Şiranî ve parlak vaizlerden Şemsi gibi zatlar, Risale-i Nur’la ciddi ve takdirkârane münasebettar olmaya başlamalarıdır.

(Kastamonu Lahikası)


İstanbul’dan yazıyorlar ki oraya giden, başta Hüsrev’in Mu’cizat-ı Ahmediye’si olarak, risaleleri her kim görmüş ve okumuş ise başta Fetva Emini Ali Rıza olarak herkes hayret ve istihsan ile “Bu tarz-ı ifade ve ispat ve beyan, hiçbir kitapta bulmamışız. Bu şerait içinde böyle eserler hiç kimseye müyesser olmamış.” deyip kemal-i iştiyak ile karşılıyorlar.

(Kastamonu Lahikası)


Hem merhum Fetva Emini Ali Rıza ve merhum Ahmed Şiranî ve merhum Şevket Efendi ve merhum Mehmed Âkif gibi insaflı, Risale-i Nur’u fevkalâde takdir ve tahsin eden o muhterem ve merhum zatların hatırı için biz, İstanbul hocalarına dostuz, onlardan gücenmeyiz. İnşâallah bir zaman “Yirminci Lem’a-i İhlas” kendini onlara okutturacak, o eski dostları da yeni dostlar yapacak.

(Emirdağ Lahikası 1)


Hem İstanbul’da Fetva Emini Ali Rıza Efendi, çok zaman bu tefsiri mütalaa ile yanına gelen dostlarına müteaddid defalar: “Bu İşaratü’l-İ’caz, bin tefsir kuvvetinde ve kıymetindedir!” diye yemin ederek ilan ediyordu.

(Tarihçe-i Hayat, İlk hayatı)


Hem Denizli hapsi musibetinden evvel Üstadımız buyururlardı ki: “Kardeşlerim, Risale-i Nur’a birkaç cihette hücum hissediyorum, ziyade ihtiyat ediniz.” Hakikaten çok geçmedi, İstanbul’da bir ihtiyar hoca, bilmeyerek bir risalenin bir meselesine itiraz ediyor. Sonra eski fetva emini merhum Ali Rıza Efendi Hazretleri, o hocanın itirazını red ve Risale-i Nur’un hakkaniyetini tam tasdik ediyor.

(Tarihçe-i Hayat, Kastamonu hayatı)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler[düzenle]

İlgili Resimler/Fotoğraflar[düzenle]

İlgili Maddeler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  1. 1,0 1,1 1,2 http://www.rne.com.tr/portreler/ali-riza-efendi-1861-1943/
  2. Yani mübarek, tatlı meyveleri bulunan ağaçlara taş atanlar, akılları varsa tatsınlar ve yesinler; çürütmeye lâyık ve kabil değiller, demektir.
    Feyzi