-perest
-perest, sonuna geldiği kelimeye "tapan, taparcasına seven" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: Perestiden (پرستيدن): tapmak
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Avrupaperest: Avrupa hayranı
Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer'iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;... (Emirdağ L.)
- Ateşperest: Ateşetapan
O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men'edecektir. (19. Mektup)
- Avamperest: Avamca hareket eden, avama göre hareket eden
Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir. (Muhakemat)
- Bakarperest: İneğe tapan
...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,... (20. Söz)
- Cemalperest: Güzelliğe düşkün
O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır. (32. Söz)
- Dünyaperest: Yalnızca dünyayı düşünen
Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et. (17. Söz)
- Ebedperest: Sonsuz yaşamak isteyen
...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,... (28. Lema)
- Eğlenceperest: Eğlence düşkünü
...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,... (Mektubat)
- Esbabperest: Sebepleri fail zanneden
Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir. (22. Söz)
- Garaibperest: Garip şeylere düşkün
Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul'un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;... (Divan-ı H. Ö.)
- Hakikatperest, Hakperest: Hakikatı takip eden; hakka tapan, haktan ayrılmayan
Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır. (25. Söz)
- Hakperest: Hakka tapan
İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti. (12. Söz)
- Hayalperest: Aşırı hayalci
Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;... (Muhakemat)
- Hayatperest: Gaflet ederek hayata çok önem veren
Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için... (Lahikalar)
- Hevaperest: Nefsin (hevasının) isteklerine uyan
İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede? (19. Söz)
- Hodperest: Nefsine düşkün
Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler (Nokta)
- Hüdaperest: Allah'a tapan
Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki: (2. Söz)
- Kafiyeperest: Kafiyeye gereğinden fazla önem atfeden
Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır. (Muhakemat)
- Kanunperest: Kanuna göre hareket eden
...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz. (Şualar)
- Kuvvetperest: Hak kuvvettedir fikrine inanan
Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez. (Lemeat)
- Lafızperest: Lafza gereğinden fazla önem atfeden
...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir. (Muhakemat)
- Lezzetperest: Lezzetine çok düşkün
LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE! (Asar-ı B.)
- Maddeperest: Maddeye çok önem veren
Eski Roma, Yunan'ın iki dehası vardı; bir asıldan tev'emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti. (Lemeat)
- Makamperest: Makama çok önem veren
...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir. (Lahikalar)
- Masivaperest: Allah'tan gayrı şeylere gereğinden fazla önem veren
Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi' olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,... (Lahikalar)
- Medeniyetperest: (Mimsiz Batı) medeniyeti(ni) esas zanneden
Ve bu asırda, yüzbin cihette "Yaşasın Cehennem" dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir. (Mektubat)
- Menfaatperest: Hep çıkarını düşünen
Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır. (12. Söz)
- Nefisperest: Hep nefsini düşünen
Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir. (18. Söz)
- Nücumperest: Yıldızlara tapan
...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva'-ı şirk taifelerine meydan açmışlar. (30. Söz)
- Putperest: Puta tapan
O zaman putperest olan Lebid; Kur'anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti. (İ.İ.)
- Sanemperest: Putlara tapan
...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler? (25. Söz)
- Sefahetperest: Günahlara dalmış
...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara... (Tarihçe-i H.)
- Suretperest: Resim ve heykele değer veren
Kur'an men'ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men'eder. (25. Söz)
- Şahısperest: Şahsa çok önem veren
Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî (Lemeat)
- Şöhretperest: Şöhrete düşkün
O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim. (23. Söz)
- Tabiatperest: Tabiate tapan
Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. (25. Söz)
- Teşbihperest: Benzetmelere gereğinden fazla önem atfeden
Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır. (Muhakemat)
- Uslubperest: Usluba gereğinden fazla önem atfeden
Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır. (Muhakemat)
- Zahirperest: Yalnızca dışa bakan
İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me'yusane feryad ediyor. (17. Söz)
- Zevkperest: Zevkine çok düşkün
İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,... (28. Söz)