-nüma
-nümâ veya -nümun, sonuna geldiği kelimeye "gösteren, bildiren, benzeyen" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: Numuden (نمودن): göstermek, görünmek
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Ademnüma: Ademi gösteren
Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. (17. Söz)
- Aşknüma: Aşkı gösteren
...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... (24. Mektup)
- Cennetnümun: Cenneti gösteren
Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar. (Fihrist)
- Hakaiknümâ: Hakikat gösteren
Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. (10. Söz)
- Haknümâ: Hakkı gösteren
...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur'an gibi bir mu'cizekârın hârikulâde işleridir. (25. Söz)
- Harikanüma: Harikaları gösteren
...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu'cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder (20. Söz)
- Haşmetnüma: Haşmeti gösteren
...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri... (24. Söz)
- Hayretnümâ: Hayret uyandıran
Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. (10. Söz)
- Heybetnümâ/Hayretnümun: Heybeti gösteren
Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti. (17. Söz)
- Hikmetnümâ: Hikmeti gösteren
Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür. (11. Söz)
- Hüveydanümâ: Açıkça görünen
Her soyda füyûz, hüveyda‑nümâ ile (Muhakemat)
- İbretnümâ: İbretli, ibret gösteren
“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, şu asr-ı âhirde o gark olan Firavun’un aynı cesedi olarak keşfolunan bir beden, o mahall-i gark denizinden sahile atıldığı gibi zamanın denizinden asırların mevceleri üstünde şu asır sahiline atılacağını, mu’cizane bir işaret-i gaybiyeyi, bir lem’a-yı i’cazı ve bu tek kelime bir mu’cize olduğunu ifade eder. (25. Söz)
- Kıyametnümun: Kıyameti gösteren
Sure-i Hacc 1291'de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus'un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor. (Rumuzat-ı S.)
- Letafetnümâ: Latiflik gösteren
Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. (10. Söz)
- Mahşernümâ/Mahşernümun: Mahşeri gösteren
İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır. (10. Söz)
- Mu'ciznümâ: Mucize gösteren
Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. (10. Söz)
- Raksnümâ: Dansı gösteren
O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;... (17. Söz)
- Rehnümâ: Yol gösteren
Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar. (Muhakemat)
- Runümâ: Yüzünü gösteren
Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî'nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât... (Şualar)
- Sanatnümâ: Sanatı gösteren
Mücedded bir hulle-i san'at-nüma giydiriyor. (16. Söz)