İkileme

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
09.49, 4 Aralık 2025 tarihinde Turker (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 59074 numaralı sürüm
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

İkileme cümledeki anlamı pekiştirmek, güçlendirmek ve daha çekici hale getirmek için aynı veya farklı kelimelerin yan yana getirilmesiyle oluşturulmuş sözcük grubudur.[1] Çeşitli şekillerde olabilir.

Risalelerde çokça görüldüğü üzere, aynı veya çok yakın anlamda olan ve çoğunlukla biri Arapça veya Farsça kökenli diğeri Türkçe kökenli kelimelerin (misal: Hem herbiri birer mizan içindeki bütün intizamlı mevcudat ve herbiri birer intizam içindeki bütün mizanlı ve ölçülü hey'at, yine o ilm-i muhite işaret eder) veya biri daha eski diğeri yakın zamanda daha çok kullanılan kelimelerin (misal: Hem feda et. Çünki şu vücud, sende vedia ve emanettir) beraber kullanılması ile karıştırılmamalıdır.

1. Aynı kelimenin tekrarı

Risale-i Nur'dan örnekler:

  • Yavaş yavaş istidadı müheyya olur, nurlanır, herşeyden ders alır, kibrit hükmüne geçer. (Sözler)
  • Âleme tecelli eden esma-i kudsiye-i İlahiyenin bütün tecelliyatının aksamını, birer birer, size o cihazat vasıtasıyla bildirip tattırmaktır. (Sözler)
  • ...bu Risalatü'l-Envâr ve Mektubatü'n-Nur, için için ateşlenen, feveran eden bir dağ gibi... (Barla Lahikası)
  • ...efsah-ı füseha olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, Kur'an-ı Kerim'i uzun uzun zamanlarda tekrar tekrar okuduğu halde o hataların farkında olmamış da... (İşarat-ül İ'caz)

2. Yakın anlamlı kelimeler

Risale-i Nur'dan örnekler:

  • Zâten hapis müddetince halka dehşet verecek şekilde yalan-yanlış propagandalarla, Bedîüzzaman'ın imha edileceği gibi haberler etrafa yaydırılmıştı. (Tarihçe-i Hayat)
  • Bir nahiyede iki müdür, bir vilayette iki vali bulunsa, herc ü merc ederler. (Sözler)
  • Risale-i Nur'un neşrine vasıta olan üstadımız geldiği gün, Isparta'yı gayet hararetli ve yağmursuzluktan toz-toprak içinde görmüş. (Barla Lahikası)

3. Eş anlamlı kelimeler

  • Sakalına, bıyığına, kılık kıyafetine karışılıyor; jandarma dipçikleri altında ölüme mahkûm ediliyor. (Tarihçe-i Hayat)

Risale-i Nur'dan örnekler:

4. Zıt anlamlı kelimeler

Risale-i Nur'dan örnekler:

  • İşte enva'-ı dalalet derecatına göre az çok kâinatın yaratılmasındaki hikmet-i Rabbaniyeye ve dünyanın bekasındaki makasıd-ı Sübhaniyeye zarar verdiği için,... (Lem'alar)
  • Çünki meselâ sen "ELHAMDÜLİLLAH" dedin; bu kelâm, milyonlarla büyük küçük "ELHAMDÜLİLLAH" kelimeleri, havada izn-i İlahî ile yazılır. (Lem'alar)
  • ...ve gece gündüz yılanlarla harbeden Risale-i Nur müellifine... (Lem'alar)

5. Yansıma kelimeler

Risale-i Nur'dan örnekler:

  • Zira yağmur gecikse sonra gelse toprak vız vız gibi bir savtı çıkartarak suyunu çeker. (Muhakemat)

6. Biri anlamlı biri anlamsız kelimeler

Risale-i Nur'dan örnekler:

  • Bazı eğri büğrü hududlarda meyve ve faidelerin yerini tanır görür, bilir gibi durur, tevakkuf eder. (Sözler)
  • ...azîm bir ziyafetgâh, güzel bir seyrangâh, yüksek bir nüzhetgâh bulunduğunu hayal meyal gördüm. (Sözler)
  • Bir parça mühlet ver ki, eski işlerin ufak tefeklerini, pırtı-mırtılarını temizleyip dışarı atayım, sonra teşrif ediniz. (Sözler)
  • Bu ahali çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar. (Sözler)
  • ...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek,... (Kastamonu Lahikası)
  • Bu karmakarışık, kararsız misafirhanelerden başka ve kurb-u şahanede bir diyar-ı saadet vardır; biz de ona namzediz... (Sözler)
  • ...dinsizlik esaslarının temel taşlarını paramparça etmiş... (Sözler)
  • Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur. (İşarat-ül İ'caz)
  • Şu muzlim ânımı nurlandıran huzur-u manevîniz muvacehesinde satırlarım gibi kapkara yüzümü,... (Barla Lahikası)

7. İki anlamsız kelime

Risale-i Nur'dan örnekler:

8. İkinci kelimenin başına m- eklenmesi

Risale-i Nur'dan örnekler:

  • Bak, o kadar ünsiyet ettiğimiz ve tanıdığımız çiçekli-miçekli şeyler kayboldular. (Sözler)
  • Kumara-mumara verip zayi' eder, bir tek altını kalır. (Sözler)
  • Bir parça mühlet ver ki, eski işlerin ufak tefeklerini, pırtı-mırtılarını temizleyip dışarı atayım, sonra teşrif ediniz. (Sözler)

İlgili Maddeler

Kaynakça