On Yedinci Mektup
Önceki Risale: On Altıncı Mektup ← Mektubat → On Sekizinci Mektup: Sonraki Risale
Bu risaleyi okumak için On Yedinci Mektup okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için On Yedinci Mektup (Kur'an Hattı) sayfasına gidin
On Yedinci Mektup Bediüzzaman'ın 1 Mart 1927 tarihinden itibaren zorunlu ikamete tabi tutulduğu Barla'da telif ettiği eserlerdendir ve Mektubat kitabının 17. risalesidir. Yakın bir talebesinin küçük yaşta vefat eden çocuğu münasebetiyle çocuğu vefat edenlere müjde ve taziye makamında yazılmış bir risaledir. Bediüzzaman küçük olmasına rağmen kendisine ihtiyacın büyük olduğunu beyan ettiği bu risalede kazaya rıza ve kadere teslimin İslâmiyet’in bir alameti olduğu, Cenab-ı Allah'ın vefat eden çocukları bu dünyanın zahmetinden kurtarıp yanına aldığı, büluğ çağına ermeden vefat eden çocukların beka aleminde daimi sevimli çocuk hükmünde kalıp mümin anne-babalarının kucaklarına verileceği ve onlara şefaatçi yapılacağı, bu dünyanın bir misafirhane olup vefat eden çocuk nereye gitmişse hepimizin de oraya gideceği ve çocuğu vefat eden müminin çocuğu nereye gitmişse oraya karşı bir alâka peyda edip büyük manevî bir hal kazanabileceği dersi verilir. Risale-i Nur'un başka bir yerinde Bediüzzaman henüz kendisine farz olmamasına rağmen büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocukların dindar büyükler gibi mükâfat görmek için Cennette 33 yaşında olacaklarını beyan eder.
Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti
İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler
Diğer İsimleri
Çocuk Taziyenamesi
Telif Dili
Türkçe
Telifiyle İlgili Bilgiler
17. Mektup 1930 yılı civarında Barla'da telif edilmiştir.[1]
Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler
Kur'an harfleriyle kitap basımının 1928 yılında yasaklanması üzerine ilk başta elle çoğaltılan bu risale 1946 yılından sonra evvela İnebolu, sonra Isparta'da teksir makinesiyle Kur'an harfleriyle çoğaltıldı. Bediüzzaman'ın izin ve teşviğiyle 1956-1959 yıllarında matbaalarda Latin harfleriyle büyük kitaplar basıldığında Mektubat kitabının içinde yer almıştır.
İçeriği
- Nokta: Küçük yaşta vefat eden çocukların ebedi çocuk olarak cennette ebeveynlerine verileceği
- Nokta: Allah'ın küçük yaşta vefat eden çocukları bu dünya zindanından kurtarıp yanına aldığı
- Nokta: Çocuğu veren Allah onu alınca şikayet etmenin mümine yakışmadığı
- Nokta: Dünyanın ebedi olmadığı ve hepimizin vefat eden çocuğun gittiği yere gideceği
- Nokta: Ebeveynin vefat eden çocuk vesilesiyle ahirete yönelip büyük manevî bir hal kazanabileceği.
Uzunluğu
3 büyük sayfa
Ekleri
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler
- Mektubat ve Siracünnur adlı büyük kitaplar ile Hanımlar Rehberi, Rahmet ve Şefkat İlaçları, Hastalar Risalesi ve Zühret-ün Nur adlı küçük kitaplarda tamamı mevcuttur.
- 17. Mektup aynı zamanda Hastalar Risalesi olan 25. Lem'anın eki olup 25. Lem'anın sonuna eklenmemiştir.
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler
Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler
Bu Risaleye Atıflar
Yirmi Beşinci Lem’a’nın Zeyli
On Yedinci Mektup olup Mektubat mecmuasına idhal edildiğinden buraya dercedilmedi.
Isparta’da Risale-i Nur’un ders ve neşrine iki köşkünü bir zaman tahsis eden kardeşimiz Şükrü Efendi’nin iki genç evladının vefatı, beni müteessir etti. Çünkü beş altı yaşında iken masume kerîmesi yanıma geldikçe, her defa “Adın nedir?” soruyordum. Masumane, kemal-i fahirle “Hayrünnisa” derdi, beni şefkatle güldürüyordu. Cenab-ı Hak o mübarek masumeyi birden cennetine aldı, şu dünya cehenneminden kurtardı. Ve merhum mahdumu Hayati ise hastalık inşâallah onu da Hayrünnisa gibi günahsız, masum yaptı. Beraber cennet tarafına gittiler. Bu nokta-i nazardan ben o iki çocuğu tebrik ediyorum. Ve peder ve validelerini de hem taziye hem manen tebrik ediyorum ki o iki evlatları وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ sırrına mazhar oldular. Ben o ikisini, Risale-i Nur’un vefat eden şakirdleri içinde dualarımıza dâhil ettik.
Rüşdü Efendi benim tarafımdan Şükrü Efendi’ye, Çocuk Taziyenamesi olan On Yedinci Mektup’u, benim yerimde okusun.
Kardeşimiz İnebolu Hüsrev’i Nazif Çelebi bana yazıyor ki: “Hizb-i Nuriye ve Salavatın neşrini bitirdikten sonra ne münasip ise neşredeceğim.” diye soruyor. Bence sizin tensibinizle Yirmi Beşinci Lem'a ve Yirmi Altıncı Lem'a ve On Yedinci Mektup olan çocukların kısacık taziyenamesi ve Yirmi Birinci Mektup –ihtiyarlara hizmet hakkındaki kısa mektubun– neşri münasiptir. Fakat Medresetü’z-Zehranın erkânı hangi cümle ve hangi fıkra münasip görürlerse kaldırabilirler ve ıslah edebilirler. Ve daha kısa başka münasip risaleler varsa ilâve edebilirler.
Re’fet kardeş! Senin ile hiç olmazsa her dört günde bir kere görüşmeye ihtiyaç ve iştiyakım varken dört sene sonra hususi görüşebildik. Senin gibi hem kıymettar, tesirli diliyle ve kuvvetli, letafetli kalemiyle Risaletü’n-Nur’a çok ehemmiyetli hizmet edenler her vakit hatırımda manevî muhataplarım ve hayalen yanımda hazır arkadaşlarımdırlar. Risaletü’n-Nur’un fevkalâde tesirli intişarı nazar-ı dikkati celbetmesinden şimdilik ziyade ihtiyat lâzımdır.
İktisat Risalesi’yle Çocukların Taziyenamesi Risaleleri gönderilse münasiptir.
Keza, çocuk vefatıyla münasebettar bir mektup parçası
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
Çocuk taziyenamesi isimli risaledeki يَطوُفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ âyetine dair bir kısım eski tefsirler demişler ki: “Cennette çocuktan gayet ihtiyara kadar herkes otuz üç yaşında olacak.” Bunun hakikati Allahu a’lem şu olacak: Sarîh âyet وِلْدَانٌ tabiri ile ifade ediyor ki feraiz-i şer’iyeyi yapmaya mecbur olmayan ve mesnuniyet cihetiyle de yapmayan ve kable’l-büluğ vefat eden çocuklar cennete lâyık ve sevimli çocuk olarak kalacaklar. Fakat yedi yaşına gelen çocukları namaz gibi farzlara peder ve valideleri onları alıştırmak için teşvikkârane emretmek ve on yaşına girse şiddetle namaz kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var.
Demek, vâcib olmadığı halde, nâfile nevinde yedi yaşından hadd-i büluğa kadar büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocuklar, mütedeyyin büyükler gibi mükâfat görmek için otuz üç yaşında olacaklar, diye bir kısım tefsirler bu noktayı izah etmeden umum çocuklara teşmil etmişler. Has iken âmm zannetmişler.
Said Nursî
Bu kardeşimiz bazı şeyler soruyor. Risale-i Nur suallere ihtiyaç bırakmıyor ve benim bedelime her şeye cevap veriyor. Yalnız çocuk taziyesine dair risalede يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ ye dair sualinde bir kısım eski tefsirler demişler: “Cennette çocuktan gayet ihtiyara kadar herkes otuz üç yaşında olacak.”
Bunun hakikati Allahu a’lem şu olacak ki: Sarîh âyet وِلْدَانٌ tabiri ifade eder ki feraiz-i şer’iyeyi yapmaya mecbur olmayan ve mesnuniyet cihetiyle de yapmayan ve kable’l-büluğ vefat eden çocuklar cennete lâyık ve sevimli çocuk olarak kalacaklar. Fakat şer’an yedi yaşına gelen bir çocuğa namaz gibi farzlara, peder ve valideleri onları alıştırmak için teşvikkârane emretmek ve on yaşına girse şiddetle namaz kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var.
Demek, vâcib olmadığı halde, nâfile nevinden yedi yaşından hadd-i büluğa kadar büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocuklar, mütedeyyin büyükler gibi büyük mükâfatı görmek için otuz üç yaşında olacaklar, diye bir kısım tefsir bu noktayı izah etmeden umum çocuklara teşmil etmişler. Has iken âmm zannedilmiş.
Bu Risaledeki Tevafuklar
Bu Risale Hakkındaki Gaybi İşaretler
Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım
Has bir kardeşime yazılmış küçük bir taziyenamedir. Çendan bu mektup sureten küçüktür fakat faydası büyük olup ona karşı ihtiyaç umumîdir. Hadd-i büluğa ermeden çocukları vefat eden peder ve validelere mühim bir müjdedir. Bu taziye ile en meyus ve mükedder bir kalp, hakiki bir teselli ve ferah bulur. Küçük olarak vefat eden çocuklar, âlem-i bekada ebedî sevimli çocuk olarak kalıp peder ve validelerinin kucaklarına verilmesi وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ sırrıyla, ebedî medar-ı sürurları olduklarını ispat eder.
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Aziz kardeşim!
Bu hâdise dahi Abdurrahman hâdisesi gibi bir hüccettir ki bize şimdiki tarz-ı hayat yaramaz. Bize bu dünyada daha safi ve âlî ve kudsî bir hayat-ı masumane ihsan edildiğinden ona kanaat lâzımdı. Merhum Abdurrahman gerçi muvakkaten aldandı fakat İstanbul’da Risale-i Nur mukaddimatına büyük bir hizmeti var. Hem Onuncu Söz ile tam kurtuldu, sonra gitti.
Merhum Fuad dahi inşâallah Risale-i Nur’un feyziyle imanını kurtarmış ve mektubu dahi senin dediğin gibi gösteriyor ve size ve hanedanınıza mensubiyetiyle samimi iftiharı ve kuvvetli irtibatı, Risale-i Nur cihetiyle olduğunu hissettim.
Ben size taziye vermek değil belki hem onu hem sizi tebrik ederim ki bu zamanın dehşetli ve dalaletli hayatından kurtuldu, daha masum ve çok bulaşmadan gitti. Ve size cennette lâyık bir evlat ve وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ sırrına mazhar oldu.
Ben şimdiye kadar merhum Molla Abdullah ile beraber Abdurrahman’ı ve Ubeyd’i ekser dualarımda zikrettiğim gibi merhum Fuad’ı dahi onlar ile beraber her vakit yâd edeceğim, inşâallah.
Evet kardeşim, dediğin gibi Fuad’ın (rh) mektubu aynen Abdurrahman’ın (rh) mektubu misillü, Risale-i Nur’un bir şule-i kerametini gösteriyor. Yalnız Abdurrahman’ın gayet hâlis ve şimdiki tarz-ı hayattan ve tabirlerinden müberra, safi ifadesi onda yoktur. Eğer dünyada kalsaydı mağlup olmak ihtimali vardı.
Cenab-ı Erhamü’r-Râhimîn hem ona hem Risale-i Nur hanedanına ve dairesine merhamet edip onu rahmetine ve cennete aldı, mağlup ettirmedi. Risale-i Nur’un küçük talebeleri dairesindeki makamında ibka etti. Hadsiz şükür olsun ki bu iki kahraman biraderzadelerim vefatlarının ilannameleriyle Risale-i Nur şakirdleri imanla kabre gireceklerine dair olan müjde-i Kur’aniyeye iki misal ve iki delil gösterdiler.
Benim tarafımdan Risale-i Nur’la alâkadar veya bizimle dost olanlara selâm ve dua ile Davud ve Nihad, iki Muhammed ve Abdülmecid ile beraber, bütün manevî kazançlarıma her gün hissedardırlar.
Kardeşiniz Said Nursî
Valideyn ve evlada muhabbet-i meşruanın neticesi: Nass-ı Kur’an ile Cenab-ı Erhamü’r-Râhimîn, onların makamları ayrı ayrı da olsa yine o mesud aileye safi olarak lezzet-i sohbeti, cennete lâyık bir hüsn-ü muaşeret suretinde, dâr-ı bekada ebedî mülakat ile ihsan eder. Ve on beş yaşına girmeden, yani hadd-i büluğa vâsıl olmadan vefat eden çocuklar وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ ile tabir edilen cennet çocukları şeklinde ve cennete lâyık bir tarzda gayet süslü, sevimli bir surette, onları cennette dahi peder ve validelerinin kucaklarına verir. Veled-perverlik hislerini memnun eder. Ebedî o zevki ve o lezzeti onlara verir. Zira çocuklar sinn-i teklife girmediklerinden ebedî, sevimli, şirin çocuk olarak kalacaklar. Dünyadaki her lezzetli şeyin en a’lâsı cennette bulunur. Yalnız çok şirin olan veled-perverlik, yani çocuklarını sevip okşamak zevki –cennet tenasül yeri olmadığından– cennette yoktur, zannedilirdi. İşte bu surette o dahi vardır. Hem en zevkli ve en şirin bir tarzda vardır. İşte kable’l-büluğ evladı vefat edenlere müjde…
(32. Söz)
Bu Risaledeki Temsiller/Misaller
Bir zaman bir zat, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O bîçare mahpus hem kendi elemini çekiyor hem veledinin istirahatini temin edemediği için onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki: “Şu çocuk çendan senin evladındır fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim.” O adam ağlar, sızlar “Benim medar-ı tesellim olan evladımı vermeyeceğim.” der. Ona arkadaşları der ki: “Senin teessüratın manasızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan çocuk şu mülevves, ufunetli, sıkıntılı zindana bedel; ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa muvakkaten şüpheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse sana bin menfaati var. Çünkü padişahın merhametini celbe sebep olur, sana şefaatçi hükmüne geçer. Padişah, onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celbedecek, çocukla görüştürecek. Şu şartla ki padişaha emniyetin ve itaatin varsa…”
Onların hali ne kadar elîm olduğunu şununla kıyas ediniz ki bir ihtiyar hanım, gayet sevdiği sevimli tek bir çocuğunu sekeratta görüp –dünyada tevehhüm-ü ebediyet hükmünce gaflet veya dalalet neticesinde; mevti, adem ve firak-ı ebedî tasavvur ettiğinden– yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp gaflet veya dalalet cihetiyle, Erhamü’r-Râhimîn’in cennet-i rahmetini, firdevs-i nimetini düşünmediğinden ne kadar meyusane bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin.
Fakat vesile-i saadet-i dâreyn olan iman ve İslâmiyet, mü’mine der ki: Şu sekeratta olan çocuğun Hâlık-ı Rahîm’i, onu bu fâni dünyadan çıkarıp cennetine götürecek. Hem sana şefaatçi hem ebedî bir evlat yapacak. Müfarakat muvakkattır, merak etme
Bu Risalede Geçen Ayetler
Bkz. 17. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
Bu Risalede Geçen Hadisler
- Risalede Nasıl Geçtiği: Mü’minlerin kable’l-büluğ vefat eden evlatları; … evlat okşamak gibi en latîf bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını
Meali:
Kaynağı: Nehc-ül Belaga - İmam-ı Ali sh: 231; Et-Tezkire - Kurtubi sh: 562-563
Kaynaklarda geçen şekli: Cennet ehli çocuk sevme hatırası ile, çocuk arzu ettikleri zaman, hemen bir saat zarfında haml, vaz' ve yaş tekamülü gibi işler husul bulup
çocuk hazır oluverir. (Et-Tezkire)
- Risalede Nasıl Geçtiği: Mü’minlerin kable’l-büluğ vefat eden evlatları; cennette ebedî, sevimli, cennete lâyık bir surette daimî çocuk kalacakları
Meali:
Kaynağı: Nazm-ül Mütenasir Fil-Hadis-il Mütevatir sh: 79; Cem'-ül Fevaid 1/325; Kenz-ül Ummal 3/294; Tefsir Ed-Dürr-ül Mensur 6/155; Tefsir-i İbn-i Kesir 4/250
Kaynaklarda geçen şekli: Hazret-i Hasan demiş: "Yetufu aleyhim vildanun muhalledun" ayetinin bir manası; Cennet'teki ehl-i Cennet'i tavaf edecek çocuklar onlardır ki; ne fazla haseneleri vardır ki, onunla mükafatlandırılsınlar, ne de günahları vardır ki, onunla azaba maruz kalsınlar. İşte bu nevi çocuklar, böyle bir mevkide bırakılırlar."
Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı
- Cenab-ı Hak
- Erhamü’r-Râhimîn
- Hâlık
- Kerîm
- Mün’im-i Hakiki
- Rahîm
Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
Bu Risalede Geçen Salavatlar
Bu Risalede Geçen Dualar
Bu Risalede Geçen Zikirler
- اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ
Meali: Her hal üzere elhamdülillah
Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler
Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler
Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler
- Kazaya rıza, kadere teslim İslâmiyet’in bir şiarıdır.
- Mü’minlerin kable’l-büluğ vefat eden evlatları; cennette ebedî, sevimli, cennete lâyık bir surette daimî çocuk kalacaklarını ve cennete giden peder ve validelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını ve çocuk sevmek ve evlat okşamak gibi en latîf bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını ve her bir lezzetli şeyin cennette bulunduğu…
- Rahmet-i İlahiyenin en latîf, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat; bir iksir-i nuranidir. Aşktan çok keskindir.
- Şefkat –fakat müşkülatsız– daha kısa, daha safi bir tarzda kalbi Cenab-ı Hakk’a rabteder.
Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler
Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler
- Meşkuk, muaccel bir menfaati kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaati kazanan; elîm teessürat göstermez, meyusane feryat etmez
- Ebeveyninin o hizmetlerine mukabil, muaccel bir ücret olarak lezzetli bir şefkat vermiş.
- O verdi, o aldı.
- Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe.
Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar
- Enver Tekin: Hafız Halid Tekin'in küçük yaşta vefat eden oğlu olup vefatı bu risalenin yazılmasına vesile olmuştur.
- Halid Tekin: Çocuğunun vefatı bu risalenin yazılmasına vesile olmuştur.
Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler
Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Mektubat: 17. Mektup'un içinde olduğu büyük kitap
- 17. Mektup'ta Geçen Ayetler Listesi
- Enver Tekin: Hafız Halid Tekin'in küçük yaşta vefat eden oğlu olup vefatı bu risalenin yazılmasına vesile olmuştur.
- Halid Tekin: Çocuğunun vefatı bu risalenin yazılmasına vesile olmuştur.
Önceki Risale: On Altıncı Mektup ← Mektubat → On Sekizinci Mektup: Sonraki Risale