Hatice: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
3. satır: 3. satır:
[[Kategori:Hz. Muhammed (sav)]]
[[Kategori:Hz. Muhammed (sav)]]
[[Kategori:Ezvac-ı Tahirat]]
[[Kategori:Ezvac-ı Tahirat]]
[[Kategori:Kabri XX'da Olanlar]]
[[Kategori:Kabri Mekke'de Olanlar]]
''Hatice ismindeki diğer şahıslar için [[Hatice (Tavzih)]] sayfasına gidin''
''Hatice ismindeki diğer şahıslar için [[Hatice (Tavzih)]] sayfasına gidin''


'''Hz. Hatice (r. anha)'''  
'''Hz. Hatice (r. anha)''' peygamberimizin ilk hanımı ve onun peygamberliğine ilk iman eden kişidir. Daha önce 2 defa evlenen Hz. Hatice 2. kocasının ölümünden sonra güvendiği kişilerle ticaret yapan soylu, güzel ve zengin bir kadındı. Çevresinde üstün ahlâk sahibi ve güvenilir bir genç olarak bilinen Hz. Muhammed ile ortaklık anlaşması yaptı ve kölesi Meysere’yi de hizmetine vererek Şam’a (Suriye) gitmesini istedi. Dönüşte başarılı bir tâcir, dürüst ve doğru sözlü bir insan olduğunu gördüğü Hz. Muhammed ile evlilik teklifini arkadaşı Nefîse bint Ümeyye aracılığıyla iletti ve evlendiler. Bu evlilik yapıldığında Hatice muhtemelen 40, peygamberimiz ise 25 yaşlarında idi ve 25 yıl süren evlilikleri süresinde Peygamberimiz çok kadınlarla evlenmenin yagın olduğu o dönemde başka bir kadınla evlenmedi. Bediüzzaman, gençlik zamanında sadece kendisinden 15 yaş büyük Hz. Hatice ile evli kalan Peygamberimizin ileri yaşlarında birden fazla hanımla evlenmesinin nefsani olmadığını ve dinin hükümlerinin yarısının kaynağı olan aile hayatındaki sünnetini ümmete nakletmek için meşrepleri farklı hanımlar gerektiğini izah eder. Evliliklerinden sırasıyla Kasım (2 yaşında öldü), Zeynep (ilk çocukları olduğu rivayeti de mevcuttur; Hz. Hatice'nin kız kardeşinin oğluyla evlendi), Rukıyye (Hz. Osman ile evlendi), Ümmü Külsûm (Hz. Osman ile evlendi), Fâtıma (Hz. Ali ile evlendi) doğdu. Oğullarından Tayyib (Abdullah) ile Tâhir peygamberlikten önce vefat etti (bazı rivayetlerde Tayyip ile Tahir aynı çocuktur).


Milâdî 556 yılında Mekke’de doğduğu anlaşılmaktadır. Soyu dedelerinden Kusay’da Resûl-i Ekrem’in soyu ile birleşir. Kureyş’in eşrafından olan babası Huveylid kaynakların önemli bir kısmına göre Ficâr savaşından önce öldü (meselâ bk. İbn Sa‘d, VIII, 16). Annesi Fâtıma bint Zâide (Zeyd) b. Cündeb (Esam) el-Âmiriyye olup onun soyu da Lüey b. Gālib’de Resûlullah’ın soyu ile birleşir (İbn Hazm, s. 171). Hatice’nin üstün iffeti sebebiyle İslâmiyet’ten önce “Tâhire” lakabıyla anıldığı bilinmektedir. “Kübrâ” sıfatı ise Resûl-i Ekrem’in en büyük hanımı olması sebebiyle daha sonraki dönemlerden itibaren kullanılmıştır.
Peygamberlikten önce Hira’da tefekkür yoluyla ibadet ettiği günlerde Hatice Hz. Muhammed'e hep destek oldu. Peygamberimize ilk vahiy geldiğinde büyük bir heyecana kapılıp eve geldiğinde Hz. Hatice akrabaları gözeten, doğru konuşan ve âciz kimselere yardım eden birisi olduğu için Allah'ın onu utandırıp üzmeyeceğini söyleyerek teselli etti. Daha sonra Hıristiyan olan amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü. O da ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek (Cebrail) olduğunu söyledi. Hz. Hatice “Senin Allah’ın resulü olduğuna şehâdet ederim” diyerek Müslümanlığı kabul etti. Hz. Hatice İslâmiyet’in ilk günlerinde Resûlullah ve Hz. Ali ile beraber bazan Kâbe civarında, bazan evinde ibadet etti. Müşriklerin zulmü ve haksızlığı karşısında Resûlullah’ı maddi-manevi tamamen destekledi. Hicretten üç yıl önce vefat etti. Ondan 3 ay sonra da Peygamberimizi her zaman destekleyen amcası Ebu Talip öldü. Bu yıla hüzün yılı adı verildi. Peygamberimiz daha sonra birçok evlilik yapmasına rağmen onun hatırasını hep minnet ve sevgiyle andı ve onun bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı olduğunu belirtti.<ref name='a'>https://islamansiklopedisi.org.tr/hatice</ref>
 
Hatice evlilik çağına gelince amcasının oğlu Varaka b. Nevfel ile evlenmesi uygun görülmüşse de bu evlilik gerçekleşmemiştir. Hz. Peygamber ile evlenmeden önce iki evlilik yapan Hatice, ilk evliliğini Ebû Hâle Hind b. (Nebbâş b.) Zürâre et-Temîmî ile yaptı. Bu evlilikten, Resûl-i Ekrem’in şemâiline dair rivayetiyle tanınan ve onun terbiyesinde yetişen Hind adlı oğlu doğdu. Ebû Hâle’den bir de kızı olduğu söylenmektedir (İbn İshak, s. 229). Daha sonra Atîk (Uteyyik) b. Âbid (Âiz) el-Mahzûmî ile evlendi. Ondan da Hind (Ümmü Muhammed) adında bir kızı oldu. Kaynakların bir kısmında Hatice’nin önce Atîk ile, onun ölümü üzerine Ebû Hâle ile evlendiği de kaydedilmektedir. İkinci kocasının ölümünden sonra Kureyş’in ileri gelenlerinden bazıları soylu, güzel ve zengin oluşu sebebiyle kendisiyle evlenmek istedi; ancak Hatice bu tekliflerin hiçbirini kabul etmedi. Güvenli bulduğu kimselerle ortaklaşa ticaret yapmaktaydı. Tanıdıklarının tavsiyesi üzerine, çevresinde üstün ahlâk sahibi ve güvenilir bir genç olarak bilinen Hz. Muhammed ile ortaklık anlaşması yaptı ve kölesi Meysere’yi de hizmetine vererek Şam’a (Suriye) gitmesini istedi. Dönüşte başarılı bir tâcir, dürüst ve doğru sözlü bir insan olduğunu gördüğü, Meysere’den ahlâkı ve davranışları hakkında bilgi aldığı, bütün bu özellikleri sebebiyle kendisine hayran kaldığı Hz. Muhammed’e evlenme teklif etti, o da bunu kabul etti. Onların evlenmesine, Hatice’nin arkadaşı olup daha sonra sahâbe arasında yer alan Nefîse bint Ümeyye’nin aracılık ettiği, Hz. Muhammed’e Hatice ile evlenmeyi düşündüğü takdirde bunu sağlamaya çalışacağını belirttiği, kaynakların çoğunda ikinci bir ihtimal olarak kaydedilmektedir. Hz. Muhammed aldığı bu teklifi amcalarına götürdü. Ebû Tâlib, kardeşleri ve Hz. Muhammed’in katılması ile Hatice’nin evinde yapılan toplantıda onun amcası Amr b. Esed’den yeğeni Muhammed için Hatice’ye talip olduğunu söyledi ve yeğeninin 500 (veya 400) dirhem, bazı kaynaklara göre ise yirmi dişi deve mehir vereceğini belirtti. Amr da bu evliliğe izin verdi. Bazı rivayetlerde Ebû Tâlib’in yerine kardeşi Hamza, Hatice’nin amcasının yerine de babası Huveylid zikredilmektedir. Kaynakların bir kısmında, babasının (veya amcasının) bu evliliğe razı olmayacağını bilen Hatice’nin onu merasimden önce sarhoş ettiği, ayılıp kızını evlendirdiğini öğrenince Ebû Tâlib’in yetimine kız veremeyeceğini söyleyerek bu evliliğe itiraz ettiği, Hatice’nin ise böyle bir şey yapmaya kalkıştığı takdirde Kureyş nezdinde itibar kaybedeceğini hatırlatarak onu bu evliliğe ikna ettiği ileri sürülmekte (Müsned, I, 312; Abdürrezzâk es-San‘ânî, V, 320; Zübeyr b. Bekkâr, s. 25-27), fakat bu rivayetlerin güvenilir olmadığı belirtilmektedir. Bu evlilik sırasında Hatice muhtemelen kırk yaşlarında bulunuyordu. Onun otuz yedi (a.g.e., s. 33) veya yirmi sekiz (İbn Sa‘d, VIII, 17) yaşında olduğuna dair rivayetler zayıf kabul edilmekle birlikte bilhassa ikinci rivayet, hepsi de İslâmiyet’ten önce olmak üzere Hatice’nin bu evlilikten yedi çocuk sahibi oluşu gerçeğiyle daha iyi bağdaşmaktadır. Hz. Muhammed’in ise o tarihte yirmi beş yaşında olduğu rivayeti ağırlık kazanmakta, otuz (Zübeyr b. Bekkâr, s. 32) veya yirmi bir yaş (Taberânî, XXII, 449; Heysemî, IX, 351) civarında bulunduğuna dair rivayetler ise zayıf sayılmaktadır. Hz. Muhammed ile Hatice’nin ilk çocukları Kāsım olup iki yaşına kadar yaşadı. Resûl-i Ekrem Ebü’l-Kāsım künyesini onun adından almıştır. En büyük çocuklarının Zeyneb olduğu da söylenmektedir. Daha sonra Rukıyye, Ümmü Külsûm ve Fâtıma doğdu. Çocuklarından Tayyib (Abdullah) ile Tâhir peygamberlikten önce vefat etti. Bazı kaynaklarda Abdullah, Tâhir ve Tayyib’in aynı çocuk olduğu, İslâmiyet’ten sonra doğduğu için bu çocuğun Tayyib ve Tâhir lakabıyla anıldığı kaydedilmektedir (Belâzürî, I, 405; İbn Abdülber, IV, 1819; Mizzî, I, 191). Hiçbir kaynakta yer almadığı halde Muhammed Hüseyin Heykel’in, çocuklarının ölümü üzerine Hz. Hatice’nin ilâhların merhametsizliğinden sızlandığını, Kâbe ilâhlarına adaklar adadığını ve Hübel, Lât, Uzzâ ve Menât namına kurbanlar kestiğini söylemesi (Hazreti Muhammed Mustafa, s. 118-119) onun Batılı yazarlardan etkilendiğini göstermektedir (Mûsâ Şâhîn Lâşîn, s. 40).
 
Peygamberlik gelmeden önce Hz. Muhammed’in şehirden uzakta, özellikle Hira’da tefekkür yoluyla ibadet ettiği günlerde Hatice onunla hep meşgul olmuş, eve dönmesi geciktiği zaman hizmetkârları vasıtasıyla ona ulaşmıştır. Hz. Hatice’nin Resûlullah’ın hayatındaki en önemli rollerinden biri, peygamberlik geldiği zaman kendisine herkesten önce iman etmesi ve onu bütün varlığı ile desteklemesidir. Hz. Muhammed, Hira mağarasında bulunduğu sırada daha önce hiç karşılaşmadığı Cebrâil ona peygamber olduğunu tebliğ ettiği ve vücudunu üç defa kucaklayıp kuvvetlice sıktıktan sonra Alak sûresinin ilk beş âyetini öğrettiği zaman büyük bir heyecana kapıldı ve korkudan yüreği titreyerek evine döndü. Başına gelenleri anlattıktan sonra, “Bana neler oluyor, Hatice?” diyerek kendinden korktuğunu söyledi. Bunun üzerine Hz. Hatice Resûlullah’ın korku ve endişelerini gideren şu sözleri söyledi: “Öyle deme! Yemin ederim ki Allah hiçbir zaman seni utandırıp üzmez. Çünkü sen akrabanı gözetirsin, doğru konuşursun, işini görmekten âciz kimselerin elinden tutarsın, yoksulları kayırırsın, misafirleri ağırlarsın, haksızlığa uğrayan kimselere yardım edersin” (Buhârî, “Bedʾü’l-vaḥy”, 3, “Tefsîr”, 96/1, “Taʿbîr”, 1; Müslim, “Îmân”, 252). Hatice daha sonra Hz. Peygamber’i alıp amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü. İbrânîce bilen, bu sebeple Tevrat ve İncil’i okuyan, daha önceleri Hıristiyanlığı kabul etmiş olan bu âlim, Resûl-i Ekrem’i dinledikten sonra ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi (Buhârî, “Bedʾü’l-vaḥy”, 3). Hatice de Resûl-i Ekrem’e, “Senin Allah’ın resulü olduğuna şehâdet ederim” diyerek Müslümanlığı kabul etti. Hz. Hatice, yeryüzünde sadece üç müslümanın bulunduğu İslâmiyet’in ilk günlerinde Resûlullah ve Hz. Ali ile beraber bazan Kâbe civarında, bazan evinde ibadet etti (Müsned, I, 209-210). Abdullah b. Mes‘ûd, Mekke’ye ticaret için gittiğinde onların üçünü bir arada Kâbe’yi tavaf ederken gördüğünü, bu esnada Hz. Hatice’nin tesettüre riayet ettiğini söylemektedir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, I, 463). Hatice, müşriklerin zulmü ve haksızlığı karşısında Resûlullah’ı hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Mekkeli müşrikler Şi‘bü Ebî Tâlib’de müslümanları kuşattığında kendisi de Hz. Peygamber ile birlikte iki üç yıl boyunca muhasaraya göğüs gerdi. Servetini onun davası uğrunda harcamaktan geri durmadı.
 
Hz. Hatice, yirmi beş yıl kadar süren mutlu bir evlilik hayatından sonra hicretten üç yıl kadar önce 10 Ramazan’da (19 Nisan 620) vefat etti ve Hacûn Kabristanı’na defnedildi. Hatice’nin vefatından yaklaşık bir ay sonra Şevval ayında Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib de öldü (Ebû Tâlib’in Hatice’den üç veya elli beş gün sonra ya da ondan bir süre önce öldüğüne dair farklı rivayetler için bk. İbn Sa‘d, I, 103, 179; X, 19; Belâzürî, I, 405). Resûl-i Ekrem, müslümanlara zor günler yaşatan ve yaklaşık üç yıl (617-620) süren boykotun sona ermesinin hemen ardından düşmanlarına karşı kendisini savunan iki desteğini de yitirdiği için çok üzülmüş, bu yüzden bu yıla “hüzün yılı” (senetü’l-hüzn, âmü’l-hüzn) denilmiştir. Kanûnî Sultan Süleyman tarafından Hz. Hatice’nin kabri üzerinde yaptırılan türbe, Mekke’nin Suud yönetimine geçmesi üzerine diğer türbelerle birlikte 1926 yılında yıktırılmıştır (DİA, VII, 388).
 
Resûl-i Ekrem, Hz. Hatice’nin vefatından sonra çeşitli hanımlarla evlendiği halde onu hiçbir zaman unutmamış, eşinin fedakârlığını ve dostluğunu her fırsatta anmış, evde koyun kesildiği zaman Hatice’nin eski dostlarına ondan birer parça göndermeyi ihmal etmemiştir. Bir defasında Hatice’nin kız kardeşi Hâle’nin içeri girmek üzere izin istediğini duyan Hz. Peygamber, onun sesini ve izin isteme tarzını Hatice’nin sesine ve tavrına benzeterek heyecanlanmış ve, “Allahım, bu Huveylid kızı Hâle’dir!” demişti. Bu vefa duygusunu ve sevgiyi hazmedemeyen Resûl-i Ekrem’in genç hanımı Âişe, bizzat itiraf ettiği gibi hayatında en çok Hatice’yi kıskanmış, ölüp gitmiş bir kadını ne diye hâlâ anıp durduğunu, üstelik Allah’ın kendisine ondan daha hayırlısını verdiğini söyleyerek bu duygusunu ifade etmiştir. Hz. Hatice’nin aleyhinde konuşulmasından rahatsız olan Resûl-i Ekrem, Âişe’nin kendisini ondan daha hayırlı görmesini tasvip etmemiş, davasına kimsenin inanmadığı günlerde onun inandığını, halkın kendisini yalanladığı sırada onun tasdik ettiğini, hiç kimsenin kendisine bir şey vermediği dönemde onun İslâm davasını malıyla desteklediğini, üstelik diğer eşlerinden çocuğu olmadığı halde Cenâb-ı Hakk’ın kendisine ondan çocuk verdiğini söylemiştir. Ayrıca onun bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı olduğunu belirtmiştir. Nitekim bir defasında Cebrâil Resûlullah’a gelerek Hatice’ye hem Cenâb-ı Hakk’ın hem de kendisinin selâmını söylemesini ve ona içinde hiçbir gürültünün, çalışıp yorulmanın bulunmadığı oyulmuş inciden yapılma bir köşkün verileceğini müjdelemesini bildirmiştir (Buhârî, “ʿUmre”, 11, “Enbiyâʾ”, 45, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 20, “Nikâḥ”, 108, “Edeb”, 23, “Tevḥîd”, 32; Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 69, 71-78). Hatice hayatta iken bir başka kadınla evlenmeyen Hz. Peygamber, Âişe’nin belirttiğine göre hâtıralarını yâdedip kendisi için istiğfarda bulunmaktan büyük haz duyardı. Resûl-i Ekrem’in kızı Zeyneb, kocası Ebü’l-Âs Bedir Gazvesi’nde müslümanlara esir düştüğünde evlendiği gün annesinin kendisine hediye ettiği gerdanlığı onu kurtarmak üzere fidye olarak göndermişti. Hz. Peygamber Hatice’nin gerdanlığını görünce duygulandı ve ashaptan gerdanlığın tekrar Zeyneb’e gönderilmesini rica etti. Resûl-i Ekrem, Mâriye’den doğan İbrâhim dışındaki bütün çocuklarının annesi olan Hz. Hatice’yi hayatı boyunca minnet ve sevgiyle anmıştır.
 
<ref name='a'>https://islamansiklopedisi.org.tr/hatice</ref>


==Bu Konu Hakkında Risale-i Nur'daki Derslerin Özeti==
==Bu Konu Hakkında Risale-i Nur'daki Derslerin Özeti==
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*


==Şahsi Bilgiler==
==Şahsi Bilgiler==


'''Diğer İsimleri:''' Hadîce bint Huveylid b. Esed b. Abdiluzzâ b. Kusay el-Kureşiyye<ref name='a' />
'''Diğer İsimleri:''' Hadîce bint Huveylid b. Esed b. Abdiluzzâ b. Kusay el-Kureyşiyye<ref name='a' />


'''Künyesi:''' Ümmü’l-Kāsım (Ümmü’l-Hind)
'''Künyesi:''' Ümmü’l-Kāsım (Kasım, Peygamberimizle evliliğinden ilk doğan oğludur) veya Ümmü’l-Hind (Hind, ilk evliliğinden doğan oğludur)


'''Lakapları:''' Haticet-ül Kübra (Peygamberimizin hanımlarının yaşça en büyüğü olduğu için)
'''Lakapları:''' Hatice-i Kübra veya Hatice't-ül Kübra (Resûl-i Ekrem’in en büyük hanımı olması sebebiyle daha sonraki dönemlerden itibaren kullanılmıştır), Tahire (üstün iffeti sebebiyle İslâmiyet’ten önceki lakabı)


'''Kabilesi:'''  
'''Kabilesi:''' Kureyş kabilesindne olup soyu dedelerinden Kusay’da Resûl-i Ekrem’in soyu ile birleşir.


'''Peygamberimizin Kendisiyle Kardeşlik Bağı Kurduğu Sahabi:''' -
'''Peygamberimizin Kendisiyle Kardeşlik Bağı Kurduğu Sahabi:''' -


'''Doğum Yeri ve Tarihi:''' <ref name='a' />
'''Doğum Yeri ve Tarihi:''' Mekke, 556<ref name='a' />
 
'''Vefat Yeri ve Tarihi:''' Mekke, 10 Ramazan (19 Nisan 620)<ref name='a' />


'''Vefat Yeri ve Tarihi:''' Mekke, 620<ref name='a' />
'''Kabrinin Yeri:''' Mekke, Hacun Mezarlığı (Tam yeri belli değildir; Kanûnî Sultan Süleyman tarafından Hz. Hatice’nin kabri üzerinde yaptırılan türbe, Mekke’nin Suud yönetimine geçmesi üzerine diğer türbelerle birlikte 1926 yılında yıktırılmıştır)


'''Kabrinin Yeri:'''
'''Harita Konumu:''' [https://maps.app.goo.gl/sX2uyHgy99dFYJjE6]


==Nasıl ve Ne Zaman Müslüman Olduğu==
==Nasıl ve Ne Zaman Müslüman Olduğu==


Peygamberimize Cebrail ilk vahyi getirdiğinde Hz. Hatice onu amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü. İbrânîce bilen, bu sebeple Tevrat ve İncil’i okuyan, daha önceleri Hıristiyanlığı kabul etmiş olan bu âlim, Resûl-i Ekrem’i dinledikten sonra ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi. Hz. Hatice de Resûl-i Ekrem’e, “Senin Allah’ın resulü olduğuna şehâdet ederim” diyerek Müslümanlığı kabul etti.


==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==
==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==


Birincisi: “Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın [[Zeyneb Binti Cahş|Zeyneb’i]] tezevvücünü; eski zaman münafıkları gibi yeni zamanın ehl-i dalaleti dahi medar-ı tenkit buluyorlar, nefsanî, şehvanî telakki ediyorlar.” diyorsunuz.


Elcevap: Yüz bin defa hâşâ ve kellâ! O dâmen-i muallâya şöyle pest şübehatın eli yetişmez. Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemal-i iffet ve tamam-ı ismet ile [[Hatice|Haticetü’l-Kübra]] (r.anha) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zatın kırktan sonra, yani hararet-i gariziye tevakkufu hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivaç ve tezevvücatı, bizzarure ve bilbedahe nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenid olduğunu, zerre kadar insafı olana ispat eder bir hüccettir.


([[x|Muhakemat Mesnevi-i Nuriye İşarat-ül İ'caz (Badıllı) RumuzatSemaniye Tarihçe-i Hayat Sikke-i Tasdik-i Gaybi Emirdağ 1 2 Kastamonu Barla Lahikası . Mektup . Lem'a . Söz . Şua]])
O hikmetlerden birisi şudur ki: Zat-ı Risalet’in akvali gibi ef’al ve ahvali ve etvar ve harekâtı dahi menabi-i din ve şeriattır ve ahkâmın me’hazleridir. Şıkk-ı zahirîsine sahabeler hamele oldukları gibi hususi dairesindeki mahfî ahvalâtından tezahür eden esrardin ve ahkâm-ı şeriatın hameleleri ve râvileri de Ezvac-ı Tahirat’tır ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir. Esrar ve ahkâm-ı dinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azîm vazifeye, birçok ve meşrepçe muhtelif Ezvac-ı Tahirat lâzımdır.


([[Risale:7._Mektup|7. Mektup]])
----
Varaka İbn-i Nevfel ([[Hatice|Hatice-i Kübra]]’nın ammizadelerinden) bidayet-i vahiyde Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm telaş etmiş. Hatice-i Kübra o hâdiseyi, meşhur Varaka İbn-i Nevfel’e hikâye etmiş. Varaka demiş: “Onu bana gönder.” Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm Varaka’nın yanına gitmiş, mebde-i vahiydeki vaziyeti hikâye etmiş. Varaka demiş: [[Risale:19. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#159|{{Arabi|بَشِّرْ يَا مُحَمَّدُ اِنّٖى اَشْهَدُ اَنَّكَ اَنْتَ النَّبِىُّ الْمُنْتَظَرُ وَبَشَّرَ بِكَ عٖيسٰى}}]]


===Diğer Bahisler===
Yani “Telaş etme, o halet vahiydir. Sana müjde! İntizar edilen Nebi sensin! İsa seninle müjde vermiş.”


([[Risale:19._Mektup#Beşincisi|19. Mektup]])
----
Hem yine bi’setten evvel Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, bir defa [[Hatice|Hatice-i Kübra]]’nın Meysere ismindeki hizmetkârıyla ticaretten geldiği zaman, Hatice-i Kübra, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın başında iki [[Melek|meleğin]] bulut tarzında gölge ettiklerini görmüş. Kendi hizmetkârı olan Meysere’ye demiş. Meysere dahi Hatice-i Kübra’ya demiş: “Bütün seferimizde ben öyle görüyordum.”


([[Risale:19._Mektup#Altıncısı_2|19. Mektup]])


([[x|Muhakemat Mesnevi-i Nuriye İşarat-ül İ'caz (Badıllı) Rumuzat-ı Semaniye Tarihçe-i Hayat Sikke-i Tasdik-i Gaybi Emirdağ 1 2 Kastamonu Barla Lahikası . Mektup . Lem'a . Söz . Şua]])
===Diğer Bahisler===


==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler==
==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler==
75. satır: 64. satır:
==İlgili Maddeler/Kategoriler==
==İlgili Maddeler/Kategoriler==


* [[]]:  
* [[Varaka İbni Nevfel]]: Hz. Hatice'nin amca oğlu olup Peygamberimize ilk vahiy geldiğinde ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi.
* [[]]:  
* [[Fatıma]]: Peygamberimizle evliliğinden olan kızı
* [[]]:  
* [[Ali]]: Kızı Fatıma ile evlenen damadı
* [[]]:  
* [[Meysere]]: Hizmetkarı
* [[]]:  
* [[Zeyd Bin Harise]]: Peygamberimize hediye ettiği kölesi
* [[]]:


==Kaynakça==
==Kaynakça==

08.03, 7 Ocak 2026 tarihindeki hâli

Hatice ismindeki diğer şahıslar için Hatice (Tavzih) sayfasına gidin

Hz. Hatice (r. anha) peygamberimizin ilk hanımı ve onun peygamberliğine ilk iman eden kişidir. Daha önce 2 defa evlenen Hz. Hatice 2. kocasının ölümünden sonra güvendiği kişilerle ticaret yapan soylu, güzel ve zengin bir kadındı. Çevresinde üstün ahlâk sahibi ve güvenilir bir genç olarak bilinen Hz. Muhammed ile ortaklık anlaşması yaptı ve kölesi Meysere’yi de hizmetine vererek Şam’a (Suriye) gitmesini istedi. Dönüşte başarılı bir tâcir, dürüst ve doğru sözlü bir insan olduğunu gördüğü Hz. Muhammed ile evlilik teklifini arkadaşı Nefîse bint Ümeyye aracılığıyla iletti ve evlendiler. Bu evlilik yapıldığında Hatice muhtemelen 40, peygamberimiz ise 25 yaşlarında idi ve 25 yıl süren evlilikleri süresinde Peygamberimiz çok kadınlarla evlenmenin yagın olduğu o dönemde başka bir kadınla evlenmedi. Bediüzzaman, gençlik zamanında sadece kendisinden 15 yaş büyük Hz. Hatice ile evli kalan Peygamberimizin ileri yaşlarında birden fazla hanımla evlenmesinin nefsani olmadığını ve dinin hükümlerinin yarısının kaynağı olan aile hayatındaki sünnetini ümmete nakletmek için meşrepleri farklı hanımlar gerektiğini izah eder. Evliliklerinden sırasıyla Kasım (2 yaşında öldü), Zeynep (ilk çocukları olduğu rivayeti de mevcuttur; Hz. Hatice'nin kız kardeşinin oğluyla evlendi), Rukıyye (Hz. Osman ile evlendi), Ümmü Külsûm (Hz. Osman ile evlendi), Fâtıma (Hz. Ali ile evlendi) doğdu. Oğullarından Tayyib (Abdullah) ile Tâhir peygamberlikten önce vefat etti (bazı rivayetlerde Tayyip ile Tahir aynı çocuktur).

Peygamberlikten önce Hira’da tefekkür yoluyla ibadet ettiği günlerde Hatice Hz. Muhammed'e hep destek oldu. Peygamberimize ilk vahiy geldiğinde büyük bir heyecana kapılıp eve geldiğinde Hz. Hatice akrabaları gözeten, doğru konuşan ve âciz kimselere yardım eden birisi olduğu için Allah'ın onu utandırıp üzmeyeceğini söyleyerek teselli etti. Daha sonra Hıristiyan olan amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü. O da ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek (Cebrail) olduğunu söyledi. Hz. Hatice “Senin Allah’ın resulü olduğuna şehâdet ederim” diyerek Müslümanlığı kabul etti. Hz. Hatice İslâmiyet’in ilk günlerinde Resûlullah ve Hz. Ali ile beraber bazan Kâbe civarında, bazan evinde ibadet etti. Müşriklerin zulmü ve haksızlığı karşısında Resûlullah’ı maddi-manevi tamamen destekledi. Hicretten üç yıl önce vefat etti. Ondan 3 ay sonra da Peygamberimizi her zaman destekleyen amcası Ebu Talip öldü. Bu yıla hüzün yılı adı verildi. Peygamberimiz daha sonra birçok evlilik yapmasına rağmen onun hatırasını hep minnet ve sevgiyle andı ve onun bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı olduğunu belirtti.[1]

Bu Konu Hakkında Risale-i Nur'daki Derslerin Özeti

Şahsi Bilgiler

Diğer İsimleri: Hadîce bint Huveylid b. Esed b. Abdiluzzâ b. Kusay el-Kureyşiyye[1]

Künyesi: Ümmü’l-Kāsım (Kasım, Peygamberimizle evliliğinden ilk doğan oğludur) veya Ümmü’l-Hind (Hind, ilk evliliğinden doğan oğludur)

Lakapları: Hatice-i Kübra veya Hatice't-ül Kübra (Resûl-i Ekrem’in en büyük hanımı olması sebebiyle daha sonraki dönemlerden itibaren kullanılmıştır), Tahire (üstün iffeti sebebiyle İslâmiyet’ten önceki lakabı)

Kabilesi: Kureyş kabilesindne olup soyu dedelerinden Kusay’da Resûl-i Ekrem’in soyu ile birleşir.

Peygamberimizin Kendisiyle Kardeşlik Bağı Kurduğu Sahabi: -

Doğum Yeri ve Tarihi: Mekke, 556[1]

Vefat Yeri ve Tarihi: Mekke, 10 Ramazan (19 Nisan 620)[1]

Kabrinin Yeri: Mekke, Hacun Mezarlığı (Tam yeri belli değildir; Kanûnî Sultan Süleyman tarafından Hz. Hatice’nin kabri üzerinde yaptırılan türbe, Mekke’nin Suud yönetimine geçmesi üzerine diğer türbelerle birlikte 1926 yılında yıktırılmıştır)

Harita Konumu: [1]

Nasıl ve Ne Zaman Müslüman Olduğu

Peygamberimize Cebrail ilk vahyi getirdiğinde Hz. Hatice onu amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü. İbrânîce bilen, bu sebeple Tevrat ve İncil’i okuyan, daha önceleri Hıristiyanlığı kabul etmiş olan bu âlim, Resûl-i Ekrem’i dinledikten sonra ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi. Hz. Hatice de Resûl-i Ekrem’e, “Senin Allah’ın resulü olduğuna şehâdet ederim” diyerek Müslümanlığı kabul etti.

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Birincisi: “Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın Zeyneb’i tezevvücünü; eski zaman münafıkları gibi yeni zamanın ehl-i dalaleti dahi medar-ı tenkit buluyorlar, nefsanî, şehvanî telakki ediyorlar.” diyorsunuz.

Elcevap: Yüz bin defa hâşâ ve kellâ! O dâmen-i muallâya şöyle pest şübehatın eli yetişmez. Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemal-i iffet ve tamam-ı ismet ile Haticetü’l-Kübra (r.anha) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zatın kırktan sonra, yani hararet-i gariziye tevakkufu hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivaç ve tezevvücatı, bizzarure ve bilbedahe nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenid olduğunu, zerre kadar insafı olana ispat eder bir hüccettir.

O hikmetlerden birisi şudur ki: Zat-ı Risalet’in akvali gibi ef’al ve ahvali ve etvar ve harekâtı dahi menabi-i din ve şeriattır ve ahkâmın me’hazleridir. Şıkk-ı zahirîsine sahabeler hamele oldukları gibi hususi dairesindeki mahfî ahvalâtından tezahür eden esrar-ı din ve ahkâm-ı şeriatın hameleleri ve râvileri de Ezvac-ı Tahirat’tır ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir. Esrar ve ahkâm-ı dinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azîm vazifeye, birçok ve meşrepçe muhtelif Ezvac-ı Tahirat lâzımdır.

(7. Mektup)


Varaka İbn-i Nevfel (Hatice-i Kübra’nın ammizadelerinden) bidayet-i vahiyde Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm telaş etmiş. Hatice-i Kübra o hâdiseyi, meşhur Varaka İbn-i Nevfel’e hikâye etmiş. Varaka demiş: “Onu bana gönder.” Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm Varaka’nın yanına gitmiş, mebde-i vahiydeki vaziyeti hikâye etmiş. Varaka demiş: بَشِّرْ يَا مُحَمَّدُ اِنّٖى اَشْهَدُ اَنَّكَ اَنْتَ النَّبِىُّ الْمُنْتَظَرُ وَبَشَّرَ بِكَ عٖيسٰى

Yani “Telaş etme, o halet vahiydir. Sana müjde! İntizar edilen Nebi sensin! İsa seninle müjde vermiş.”

(19. Mektup)


Hem yine bi’setten evvel Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, bir defa Hatice-i Kübra’nın Meysere ismindeki hizmetkârıyla ticaretten geldiği zaman, Hatice-i Kübra, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın başında iki meleğin bulut tarzında gölge ettiklerini görmüş. Kendi hizmetkârı olan Meysere’ye demiş. Meysere dahi Hatice-i Kübra’ya demiş: “Bütün seferimizde ben öyle görüyordum.”

(19. Mektup)

Diğer Bahisler

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler/Kategoriler

  • Varaka İbni Nevfel: Hz. Hatice'nin amca oğlu olup Peygamberimize ilk vahiy geldiğinde ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi.
  • Fatıma: Peygamberimizle evliliğinden olan kızı
  • Ali: Kızı Fatıma ile evlenen damadı
  • Meysere: Hizmetkarı
  • Zeyd Bin Harise: Peygamberimize hediye ettiği kölesi

Kaynakça