-alud: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 5 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
[[Kategori:Farsça Ekler]]
[[Kategori:Farsça Ekler]]
[[Kategori:Ekler]]
'''-âlûd''' veya '''-âlûde''', sonuna geldiği kelimeye "bulaşan, bulaşmış" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
'''-âlûd''' veya '''-âlûde''', sonuna geldiği kelimeye "bulaşan, bulaşmış" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.


==Bilgiler==
==Bilgiler==


'''Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:''' Aluden ({{Arabi|آلودن}}: bulaşmak
'''Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:''' Aluden ({{Arabi|آلودن}}): bulaşmak


==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==
==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==
*'''Aczâlûd:''' Acz ile karışık
''Acz-âlûd'', fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir. (22. Söz)
*'''Bekaâlûd:''' Beka ile karışık
...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in, o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, ''beka-âlûd'' bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... (Sözler)
*'''Cerbezeâlûd:''' Cerbeze ile karışık
Görülmüyor mu ki, ''cerbeze-âlûd'' bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor... (Münazarat)
*'''Dalaletâlûd:''' Sapkınlıkla karışık
Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki ''dalalet-âlûd'', tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. (25. Söz)
*'''Evhamâlûd:''' Evhamla karışık
Kur'an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve ''evham-âlûd'' aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. (30. Söz)
*'''Hayalâlûd:''' Hayal ile karışık
Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve ''hayal-âlud'' cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.  (Şuaâtü Mârifetin Nebîyy)
*'''Hayatâlûd:''' Hayat ile karışık
Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane ''hayat-âlûd'' muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. (1. Şua)
*'''Hayretâlûd:''' Hayret ile karışık
...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in, o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda ''hayret-âlûd'' bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... (Sözler)
*'''Hüzünâlûd:''' Hüzün ile karışık
Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, ''hüzün‑âlûd'' mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar. (Sözler)
*'''İfratâlûd:''' İfrat ile karışık
Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ''ifrat-âlûddur''. (Münazarat)
*'''İzzetâlûd:''' İzzet ile karışık
...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in, o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, ''izzet-âlûd'' bir tezellül içinde... (Sözler)
*'''Lüabâlûd:''' Tükürükle karışık
Kuş veriyor ferhine ''lüab-âlûd'' kayyını. (Lemeat)
*'''Maskaraâlûd:''' Maskaralıkla karışık
...Müseylime'nin ''maskara-âlûd'' müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak... (27. Söz)
*'''Matemâlûd:''' Matemle karışık
Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu... (Münazarat)


*'''Mevtâlûd:''' Ölümle karışık
*'''Mevtâlûd:''' Ölümle karışık
16. satır: 73. satır:
Böyle acib ve ''muamma-âlûd'' şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. (19. Söz)
Böyle acib ve ''muamma-âlûd'' şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. (19. Söz)


*'''Dalaletâlûd:''' Sapkınlıkla karışık
*'''Nevmaâlûd:''' Uykuyla karışık
 
İşte bu ''nevm-âlûd'' nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar. (24. Söz)
 
*'''Seyyiatâlûd:''' Günahla karışık
 
Beşerin şimdiki ''seyyiat-âlûd'' hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. (Hakikat Çekirdekleri)
 
*'''Şübehatâlûd:''' Şüpheyle karışık
 
Üçüncüsü: ''Şübehat-âlûd'' hükema mesleğidir. (Nokta, Mesnevi-i N.)
 
*'''Şirkâlûd:''' Şirkle karışık
 
Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi ''şirk-âlûd'', şükürsüz görüp, çirkin bulur. (Sözler)
 
*'''Vehmâlûd:''' Vehimle karışık
 
Zira insanın ''vehm-âlud'' nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir. (Şuaâtü Mârifetin Nebîyy)
 
*'''Velveleâlûd:''' Velvele ile karışık
 
O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin ''velvele-âlûd'' bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem'-i hikmete döndü. (Sözler)
 
*'''Zehrâlûd:''' Zehir ile karışık
 
Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı ''zehr-âlûdu'' ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir. (İşarat-ül İ'caz)
 
*'''Zevalâlûd:''' Zeval ile karışık


Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki ''dalalet-âlûd'', tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. (25. Söz)
İşte o ''zeval-âlûd'' mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... (Sözler)


==İlgili Maddeler==
==İlgili Maddeler==


==Kaynakça==
==Kaynakça==

22.02, 15 Temmuz 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

-âlûd veya -âlûde, sonuna geldiği kelimeye "bulaşan, bulaşmış" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.

Bilgiler

Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: Aluden (آلودن): bulaşmak

Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler

  • Aczâlûd: Acz ile karışık

Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir. (22. Söz)

  • Bekaâlûd: Beka ile karışık

...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in, o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... (Sözler)

  • Cerbezeâlûd: Cerbeze ile karışık

Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor... (Münazarat)

  • Dalaletâlûd: Sapkınlıkla karışık

Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. (25. Söz)

  • Evhamâlûd: Evhamla karışık

Kur'an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. (30. Söz)

  • Hayalâlûd: Hayal ile karışık

Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir. (Şuaâtü Mârifetin Nebîyy)

  • Hayatâlûd: Hayat ile karışık

Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. (1. Şua)

  • Hayretâlûd: Hayret ile karışık

...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in, o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... (Sözler)

  • Hüzünâlûd: Hüzün ile karışık

Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün‑âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar. (Sözler)

  • İfratâlûd: İfrat ile karışık

Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. (Münazarat)

  • İzzetâlûd: İzzet ile karışık

...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in, o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... (Sözler)

  • Lüabâlûd: Tükürükle karışık

Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını. (Lemeat)

  • Maskaraâlûd: Maskaralıkla karışık

...Müseylime'nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak... (27. Söz)

  • Matemâlûd: Matemle karışık

Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu... (Münazarat)

  • Mevtâlûd: Ölümle karışık

“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, şu asr-ı âhirde o gark olan Firavun’un aynı cesedi olarak keşfolunan bir beden, o mahall-i gark denizinden sahile atıldığı gibi zamanın denizinden asırların mevceleri üstünde şu asır sahiline atılacağını, mu’cizane bir işaret-i gaybiyeyi, bir lem’a-yı i’cazı ve bu tek kelime bir mu’cize olduğunu ifade eder. (25. Söz)

  • Muammaâlûd: Gizemle karışık

Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. (19. Söz)

  • Nevmaâlûd: Uykuyla karışık

İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar. (24. Söz)

  • Seyyiatâlûd: Günahla karışık

Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. (Hakikat Çekirdekleri)

  • Şübehatâlûd: Şüpheyle karışık

Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir. (Nokta, Mesnevi-i N.)

  • Şirkâlûd: Şirkle karışık

Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur. (Sözler)

  • Vehmâlûd: Vehimle karışık

Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir. (Şuaâtü Mârifetin Nebîyy)

  • Velveleâlûd: Velvele ile karışık

O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem'-i hikmete döndü. (Sözler)

  • Zehrâlûd: Zehir ile karışık

Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir. (İşarat-ül İ'caz)

  • Zevalâlûd: Zeval ile karışık

İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... (Sözler)

İlgili Maddeler

Kaynakça