Yunus Suresi

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Sure: Tevbe SuresiKur'ânHud Suresi: Sonraki Sure

Bu sureyi Yûnus suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz

İlgili diğer maddeler için Yunus (Tavzih) sayfasına gidin

Yûnus (يونس) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 10. suresi olup Tevbe ve Hûd sureleri arasında yer alır. Büyük ihtimalle hicretten bir yıl önce nâzil olmuştur. Sûrede Allah’ın birliği, Hz. Muhammed’in nübüvveti ve âhiret inancı üzerinde durulmuş ve geçmiş kavimlerin inkârcı tutumlarından örnekler zikredilmiştir.

Tevbe sûresinin Peygamberimize verilen ve Tevrat’ın muhtevasının tamamına denk gelen yedi sûreden (seb'-i tıvâl: Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En‘âm, A‘râf ve Tevbe (veya Yûnus) sureleri) biri olduğu ve ayrıca Resûlullah’a Zebûr yerine verilen on bir sûreden (miûn) biri olduğu rivayet edilmiştir.[1]

Risale-i Nur'da Yûnus Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler

  • Kur'an'da Lafzullah'ın (Allah kelimesinin) tekrarında çok sırlar vardır. Ayet sayısı ve lafzullah sayısı tevafuktadır. Bakara'da ayet sayısı 286, lafzullah sayısı 282 (Allah lafzı yerinde geçen dört Hû lafzı olduğundan tam tevafuk eder); Al-i İmran'da ayet sayısı 200, lafzullah sayısı 210; Nisa+Maide+En'am toplam ayet sayısı 176+120+165=461, lafzullah sayısı 229+148+87=464. Besmele sayılırsa tam tevafuk eder. Böyle meziyetlerde küçük farklar zarar vermez. İzleyen 5 suredeki (A'raf, Enfal, Tevbe, Yunus ve Hud) Allah lafızları sayısı baştaki 5 büyük suredekilerin yarısıdır. Sonra gelen 5 sure (Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hicr ve Nahl) onun yarısıdır. Sonra gelen 6 sure (İsra, Kehf, Meryem, Taha, Enbiya ve Hacc) onun yarısıdır. Sonra Sonra gelen her beşerli sure grubu bu şekilde gider. Zuhruf suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yarısı olur. Necm suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yaklaşık yarısı olur. Sonra gelen küçük 5'li sure gruplarında yalnız üçer adet Allah lafzı vardır. Bu vaziyet gösteriyor ki Allah lafzının adedine tesadüf karışmamış, bir hikmet ve intizam ile adetleri tayin edilmiş.
  • Yunus suresinin de içinde olduğu 29 surenin başında geçen kesik harfler (huruf-u mukattaa) hakkında tüm dersler ve izahlar için Huruf-u Mukattaa maddesine bakılabilir.
  • Fatiha'da hemze ile sakin elif toplam 30 defa geçer. Besmele sayılmazsa lam ile elifler de toplam 30 defa geçer. Bu iki rakam 30 cüz Kur'an'a ima eder. 23 defa geçen lam ise vahyin 23 senesine işaret eder. 13 defa geçen Elif-lam (ال), hem ال ile başlayan 13 sureye hem de yedi adet الٓمٓ + altı adet الٓرٰ ile başlayan toplam 13 sureye işaret eder.
  • Kur'an'ın Kadir gecesinde indiğini söyleyen Kadir suresinin 120 (okunmayan hemze sayılmazsa 114) harfi vardır. 10 surenin harf sayısına, 10 surenin kelime sayısına ve içinde Yunus suresinin de olduğu 10 surenin ayet sayısına tevafuk eder. Küsurat (küçücük farklar) münasebat-ı tevafukiyeyi elbette bozmaz.
  • İhlas Suresinin harflerinin ebcedî makamı 1003'tür. İçinde Yunus suresinin de olduğu 14 veya 15 surenin her birinin 1000 küsur kelime sayısına tevafuk eder.
  • Bediüzzaman çeşitli ilimleri nurlanmak için okuyup okuturken Rumi 1316-1317 (Miladi 1900) yılında Avrupa’nın Kur’an’a karşı müthiş bir sû-i kastı olduğunu anlar ve merakını değiştirip tüm bilgisini Kur’an’ı anlamaya basamaklar yapmaya başlar. Daha pek çok ayette olduğu gibi 7 surenin (Yunus, Yusuf, Ra’d, Hicr, Şuara, Kasas ve Lokman) başında geçen "İşte bunlar (hikmet dolu/apaçık) Kitâb'ın âyetleridir." mealindeki ayetin ebcedi de 1316 edip buna bakar. Yine Neml Suresinin 1. ayetindeki "Bunlar Kur'an'ın (apaçık bir Kitab'ın) âyetleridir." mealindeki ibare de bu tarihe bakar. Güya nasıl ki asr-ı saadette Kur’an’daki iman hakikatlerine delilleri gözlere de göstermek manasında bu ayetler tekrarlanmıştır, öyle de bu dehşetli asırda Kur'an'ın ayetlerinin hak kelâmullah olduğuna delilleri olan Risale-i Nur'a da bu ayetler işaret eder. Bu konuların izahı 1. Şua'daki 21. Ayetin ve 27. Ayetin izah edildiği kısımlardadır.
  • Bediüzzaman Yunus suresinin 5. ayetinde geçen "(Ayı da parlak kılan,) yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için (ona (aya) birtakım menziller takdir eden O'dur.)" mealindeki ibareyi zikrederek Kur'an'ın bazen bir şeyin çok gayelerinden insanlara ait bir tanesini zikrettiğini ama bunun o şeyin tek gayesinin zikredilen gaye olduğu anlamına gelmediğini söyler ve buna misal olarak ayın bu ayette zikredilen faydasının çok faydalarından yalnızca bir tanesi olduğunu hatırlatır (izahı bkz. Onuncu Risale, Mesnevi-i Nuriye).
  • Yunus suresinin 5. ayetinde ve diğer 2 ayette (Furkan 61 ve Nuh 16) Güneş için lamba/ziya (ışığının kaynağı kendisi olan) ve Ay için nur (ışığının kaynağı başkası olan) ifadeleri kullanılmıştır. Bediüzzaman'ın bir talebesi Barla Lahikasında yer alan mektubunda Risale-i Nur'un hakikat güneşi olan Kur'an'dan nur alan bir kamer hükmünde olduğunu; Bediüzzaman'ın da Peygamberlik semasının güneşi olan Peygamberimizden nur alarak Kur’an hakkında bir kamer hükmünde olduğunu söyler.
  • Yunus suresinin 10. ayetinde geçen "Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." mealindeki ibare Risale-i Nur'un pek çok yerinde aynen, Lemeat'ta bir yerde de iktibas suretinde ("Bizim dualarımızın sonu da şudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" mealinde) geçer.
  • Bediüzzaman, Kur’an'ın beşerin nazarına sanat-ı İlahiyenin mensucatını açıp gösterdiğini ve sonra fezlekede o mensucatı esma içinde tayyettiğine misal olarak Yunus suresinin 31. ayetini verir (bkz. 25. Söz). Aynı yerde, Yunus suresinin 31. ayetinin birinci ve dördüncü fıkrasının “Allah”, ikinci fıkrasının “Rab” ve üçüncü fıkrasının “El-Hak” dediğini ve takip eden 32. ayetin başındaki فَذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّ (Meali: İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır.) ibaresinin ne kadar mu’cizane düştüğünü hatırlatır.
  • "De ki: Ancak Allah'ın lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır." mealindeki Yunus suresinin 58. ayeti hakkında Risale-i Nur'da biri 24. Söz'de ve diğeri 28. Mektup'ta olmak üzere iki bahis vardır.
  • Yunus suresinin 61. ayetinde geçen "Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın" mealindeki ibarenin bir izahı Mesnevi-i Nuriye'nin Zühre risalesindedir (Badıllı Tercümesi).
  • Yasin suresinin 12. ayetinde geçen "İmam-ı Mübin" ile En'am suresinin 59., Hud suresinin 6., Maide suresinin 15., Neml suresinin 1. ve 75., Sebe suresinin 3. ve Yunus suresinin 61. ayetlerinde geçen "Kitab-ı Mübin" ifadeleri 10. Mektup'ta izah edilmiştir.
  • Yunus suresinin 72. ayetinde geçen "Benim ecrim (ücretim) Allah'tan başkasına ait değildir" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da dersleri bu sayfada okuyabilirsiniz.
  • Yunus suresinin 82. ayetinde geçen "Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır" mealindeki ibarenin makam-ı cifrisi 998 ederek Risaletü’n-Nur’un 998 adedine tam tevafuk eder. Risale-i Nur'un "Sözler" namıyla meşhur olması ve "Sözler" kelimesinin Arapçasının bu ayette geçen “kelimat” olması buna daha da letafet katar (Bu izah için bkz. 1. Şua risalesi).
  • Hz. Musa'nın asasını vurması sonucu mucize eseri olarak açılan Kızıldeniz'de Hz. Musa'yı ordusuyla takip eden Firavun deniz üzerine kapanıp boğulurken dil ile Hz. Musa'nın Rabbine iman ettiğini söyler. Yunus suresinin 92. ayetinde geçen "Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim." mealindeki ibare ile Kur'an hem Firavunların tenasüh fikriyle mumyalattıkları cenazelerinin günümüze kadar ulaşmasına işaret eder hem de o boğulan Firavun’un cesedinin bozulmadan günümüze kadar geleceğini haber verir. Nitekim ecnebiler bu cesedi bulmuştur ve müzelerinde sergilemektedirler. Bu konuda tüm bahisleri Yunus suresinin 92. ayeti sayfasında okuyabilirsiniz.
  • Bediüzzaman 32. Söz'de her şeyin hakikatının Allah'ın isimlerine dayandığını ve her şeyin çok cihetlerle ve dillerle yaratıcısını zikir ve tesbih ettiğini ders verir ve bu sırra misal olarak Yunus suresinin 107. ayetinin sonundaki geçen وَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ gibi ibareleri verir.

Bilgiler

İsminin Anlamı ve Kaynağı: İçinde Hz. Yunus'un kavminden bahsedildiği için sûre bu adı almıştır.

Diğer İsimleri:

Kur'ân'daki Sırası: 10

Kur'ân'daki Yeri: 11. cüz, 207. sayfa

Mekkî/Medenî: Mekkî[1]

Nuzül (İnme) Sırası: 51

Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: İsra Suresi

Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Hud Suresi

Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: Büyük ihtimalle hicretten bir yıl önce nâzil olmuştur.[1]

Uzunluğu: 13,3 sayfa

Ayet Sayısı: 109

Satır Sayısı: 200

Kelime Sayısı: 1.802 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 1.832[3]

Harf Sayısı: 6.567 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 7.521[3]

Fasıla Harfleri: Lam, Mim, Nun

Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 11

Secde Ayeti: -

Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 62

Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 2

Rab ismi sayısı: 24

İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: 3 (Yunus 15, Yunus 37 ve Yunus 61)

Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Yunus Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (18 ayet)

Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Yunus Kısmı

Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 3., 5., 65. ve 109. ayetler (4 ayet)

Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 17 (Bkz. Yunus Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)

(Not: Yunus 10'dan bir ifade iktibas suretinde geçer)

Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 31., 58., 62., 63. ve 64. ayetler (Toplam 5 ayet)

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Hz. Yunus'un münacatından bahseden 1. Lem'a namında ayrı bir risale vardır

Sureler itibarıyladır. Onun dahi çok nükteleri var. Bir intizam, bir kasd ve bir iradeyi gösterir bir tarzda tevafukatı vardır.

Sure-i Bakara’da, âyâtın adediyle lafz-ı Celal’in adedi birdir. Fark dörttür ki Allah lafzı yerinde dört Hû lafzı var. Mesela, Lâ İlahe İllâ Hû’daki Hû gibi. Onunla muvafakat tamam olur.

Âl-i İmran’da yine âyâtıyla lafz-ı Celal tevafuktadır, müsavidirler. Yalnız lafz-ı Celal, iki yüz dokuzdur, âyet iki yüzdür. Fark dokuzdur. Böyle meziyat-ı kelâmiyede ve belâgat nüktelerinde küçük farklar zarar vermez, takribî tevafukat kâfidir.

Sure-i Nisa, Maide, En’am üçünün mecmu-u âyetleri, mecmuundaki lafz-ı Celal’in adedine tevafuktadır. Âyetlerin adedi dört yüz altmış dört, lafz-ı Celal’in adedi dört yüz altmış bir; Bismillah’taki lafzullah ile beraber tam tevafuktadır.

Hem mesela, baştaki beş surenin lafz-ı Celal adedi; Sure-i A’raf, Enfal, Tevbe, Yunus, Hud’daki lafz-ı Celal adedinin iki mislidir. Demek bu âhirdeki beş, evvelki beşin nısfıdır. Sonra gelen Sure-i Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hicr, Nahl surelerindeki lafz-ı Celal adedi, o nısfın nısfıdır. Sonra Sure-i İsra, Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiya, Hac (Hâşiye[5]) o nısfın nısfının nısfıdır. Sonra gelen beşer beşer, takriben o nisbetle gidiyor; yalnız bazı küsuratla fark var. Öyle farklar, böyle makam-ı hitabîde zarar vermez. Mesela, bir kısım yüz yirmi bir, bir kısmı yüz yirmi beş, bir kısmı yüz elli dört, bir kısmı yüz elli dokuzdur.

Sonra Sure-i Zuhruf’tan başlayan beş sure, o nısf-ı nısf-ı nısfın nısfına iniyor. Sure-i Necm’den başlayan beş, o nısf-ı nısf-ı nısf-ı nısfın nısfıdır fakat takribîdir. Küçük küsuratın farkları, böyle makamat-ı hitabiyede zarar vermez. Sonra gelen küçük beşler içinde, üç beşlerin yalnız üçer adet lafz-ı Celal’i var.

İşte bu vaziyet gösteriyor ki lafz-ı Celal’in adedine tesadüf karışmamış, bir hikmet ve intizam ile adetleri tayin edilmiş.

(29. Mektup)


Sure-i Kadr'ın yüz yirmi hurufu var. Gayr-ı melfuz hemze sayılmazsa yüz on dörttür. En evvel nâzil olan Sure-i Alak küsuratından kat'-ı nazar nısf-ı evvelin hurufatı ve tam surenin kelimat-ı nahviyesi yüz küsur olmakla; Sure-i Duha, Sure-i Elem Neşrah Leke ve Sure-i Zilzal ve Sure-i Tekâsür ve Sure-i El-Maun ve Sure-i El-Alak'ın nısf-ı evveli ve Sure-i Vettîn ve Sure-i El-Karia ve Sure-i Hümeze'nin her birinin yüz aded-i hurufuna tevafuku ve o on surenin küsuratından kat'-ı nazar birbiriyle manidar muvafakatı tesadüfî olamaz.

Aynen öyle de: Sure-i El-Kadr'in mütevafıkları olan o on surelerin her biri yüz adet hurufu ise, kelimat noktasında da Sure-i Fecr, Sure-i Abese, Sure-i El-Mürselât, Sure-i El-Buruc, Sure-i El-Mutaffifîn, Sure-i El-İnşikak, Sure-i En-Naziat, Sure-i Nebe', Sure-i Münafikûn ve Sure-i Cumua'nın her birinin yüz küsur örfî aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafukları tesadüfî olmadığı gibi...

Evvelki huruf cihetinde de on adet sure-i mütevafıkanın ve kelimat cihetinde son on adet suver-i mütevafıkanın küsurattan kat'-ı nazar tevafuklarıyla beraber o iki kabile olan onar adet sureler müttefikan âyet nokta-i nazarında Sure-i İsra, Sure-i Kehf, Sure-i Tâhâ, Sure-i Yusuf, Sure-i Hûd, Sure-i Yunus, Sure-i Nahl, Sure-i Enbiya, Sure-i Mü'minûn, Sure-i Tevbe, Sure-i Maide her birinin yüz küsur adet âyetlerine manidar tevafukları elbette bir hikmeti var. Ve her halde şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi değildir.[6]

Küsuratlarının farkları cüz'îdir.

Mesela: Tenvirü'l-Mikbas tefsirinin gösterdiği adede binaen Sure-i Yunus'un kesri dokuz, Kehf'ın on, İsra'nın on bir, Hûd'un on iki, Mü'minûn'un on dokuz, Maide yirmi, Alak'ın nısf-ı evveli yirmi bir, El-Kadr yirmi iki, Nahl yirmi sekiz, Tevbe otuz, Tîn elli, El-Karia elli iki ve hâkeza... İşte böyle kesirlerin küçücük farkları, münasebat-ı tevafukiyeyi elbette bozmaz.

Hem Sure-i Kadr yüz on dört (114) harfiyle, yüz on üç (113) surelerin adedine bir fark ile tevafuku manidardır. Güya benden başka yüz on iki (112) sure ile bir de küçük bir Kur'an olan Fatiha geleceğine bir îmadır.

Bu surelerin âyât cihetindeki tevafukatta bir letafeti şudur ki:

ألف isminin ebcedî makamı olan yüz on bir (111) ki üç eliftir yani ااا Hem Sure-i İsra, hem Sure-i Yusuf, hem bir kavle göre Sure-i Kehf aynen yüz on bir (111) olması ve o üç eliften ikisi bir çizgi üstüne konulsa, bu suret olur الل ki Lafzullah'tır.

Sure-i Kevser ve Kadr ve Alak bahsi münasebetiyle Sure-i İhlas'ın bu nevi tevafukatta bir küçük nüktesini beyan etmek münasiptir. Şöyle ki:

İhlas'ın ebcedî makam-ı hurufîsi bin üçtür (1003). Küsurdan kat'-ı nazar Sure-i Nur, Sure-i Hacc, Enfal, Nahl ve İsra ve Kehf ve Enbiya ve Mü'minûn ve Zümer ve Yusuf ve Hûd ve Yunus ve Neml ve Şuara ve Tâhâ surelerinin her birinin bin küsur kelimat adetlerine tevafukuyla beraber;

Huruf cihetinde Sure-i Sebe' ve El-Hàkka ve Mümtehine ve İnsan ve Tûr ve Secde ve ve'z-Zariyat ve Rahman ve Tahrim ve Talak ve Duhan surelerinin her birinin bin adet küsur hurufuna manidar tevafuku elbette bir sülüs-ü Kur'an addedilen Sure-i İhlas'ın hikmettar bir nüktesidir ve bir sırr-ı azîmi var ve şuursuz ve hikmetsiz tesadüfün işi değildir.

(Rumuzat-ı Semaniye)


Sure-i Kadr'in 120 harfi var. Gayr-ı melfuz hemze sayılmazsa, 114 suver-i Kur'aniyeye tevafukla işaret eden 114'tür. İşte bu adetle اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ kendiyle beraber 10 surenin hurufatının adetlerine ve 10 surenin kelimatının adetlerine ve 10 surenin âyetlerinin adetlerine tevafuku, her halde şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi olamaz. Belki manevî ve lafzî bir i'caz-ı Kur'anînin bir şuaı hurufata aksedip tanzim ile yaldızlanmış.

Evet اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ile beraber Duha, Elem Neşrah Leke, Zilzal, Tekâsür, El-Maun, en evvel nâzil olan nısf-ı evvel-i Alak, Ve't-tîn, El-Karia ve Hümeze olan 10 surenin -tevafuku bozmayan küçük küsurattan kat'-ı nazar- 100 adedinde tevafukları olduğu gibi; yine Sure-i اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ El-Fecr, Abese, El-Mürselât, El-Buruc, El-Mutaffifîn, El-İnşikak, En-Naziat, En-Nebe', El-Münafıkûn, Cumua olan 10 surenin 100 küsur aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafuk etmekle beraber; yine اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ hurufatı Sure-i İsra, Kehf, Tâhâ, Yusuf, Hud, Yunus, Nahl, Enbiya, Mü'minûn, Tevbe, Maide olan 10 surenin her birinin 100 küsur adet âyetlerine manidar tevafukları ve bu surelerin de bu tevafuk-u acibe zımnında birbiriyle tevafukları içinde binler tevafuk bulunduğu halde hiç mümkün olur mu ki, tesadüf içine girebilsin? Hiç mümkün müdür ki, bu ittifakın uçlarında mühim nükteler, işaretler bulunmasın?

Üçüncü Misal: Sure-i İhlas'ın ebcedî makam-ı hurufîsi 1003'tür. Böyle büyük yekûndeki tevafuka zarar vermeyen küçük küsurattan kat'-ı nazar Sure-i Nur, Hacc, Enfal, Nahl, İsra, Kehf, Enbiya, Mü'minûn, Zümer, Yunus, Yusuf, Neml, Şuara, Tâhâ olan 14 surelerin her birinin 1000 küsur kelimat adetlerine tevafuku ile beraber; huruf cihetinde Sure-i Sebe', El-Hàkka, Mümtahine, Sure-i İnsan, Tûr, Secde, Ez-Zariyat, Rahman, Tahrim, Talak, Duhan surelerinin her birinin 1000 küsur aded-i huruflarına manidar tevafuk, elbette bir sülüs-ü Kur'an addedilen Sure-i İhlas'ın hikmettar bir nüktesidir. Ve bu tevafukun bir sırr-ı azîmi var ve şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi değildir. Belki şuaat-ı i'caziyenin in'ikasıdır.

(Rumuzat-ı Semaniye)


Hem Yunus hem Yusuf hem Ra’d hem Hicr hem Şuara hem Kasas hem Lokman Surelerinin başlarında bulunan تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ ilan-ı kudsîsidir. Yirmi Birinci âyetin hâtimesinde bunun münasebet-i maneviyesi bir derece beyan edilmiş. Cifrîsi ise bu âyette üç ت bin iki yüz eder ve iki ك iki ل yüz eder, yekûnü bin üç yüz. Bir ى bir ب dört veya beş ا mecmuu bin üç yüz on altı veya on yedi (1316-1317) ederek Resaili’n-Nur müellifi bir inkılab-ı fikrî ile ulûm-u mütenevviayı Kur’an’ın hakaikine çıkmak için basamaklar yaptığı bir tarihe tam tamına tevafuku münasebet-i maneviyesinin kuvvetine istinaden deriz:

O tevafuk remzeder ki: Bu asırda Resaili’n-Nur denilen otuz üç adet Söz ve otuz üç adet Mektup ve otuz bir adet Lem’alar, bu zamanda, Kitab-ı Mübin’deki âyetlerin âyetleridir. Yani hakaikinin alâmetleridir ve hak ve hakikat olduğunun bürhanlarıdır. Ve o âyetlerdeki hakaik-i imaniyenin gayet kuvvetli hüccetleridir. Ve تِلْكَ kelime-i kudsiyesinin işaret-i hissiyesiyle gözlere dahi görünecek derecede zahir olduğunu ifade eden böyle işarete lâyık delilleridir diye remzen Resaili’n-Nur’u bir işarî manasının küllî dairesine hususi ve medar-ı nazar bir ferdi olarak dâhil ediyor.

Elhasıl: Nasıl ki bu âyette bulunan işarî mana yedi surede yedi işaret hükmünde olup delâlet belki sarahat derecesine çıkıyor. Aynen öyle de صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ deki remiz dahi yedi sekiz surelerde bulunmakla yedi sekiz remiz hükmünde olarak o remzi işaret belki delâlet belki sarahat derecesine çıkarıyor.

İhtar: Külfetsiz olmak üzere birden hatıra gelen işarat kaydedildi. Tekellüfe girmemek için işaretli otuz üç âyetin çok işaratı kaydedilmedi.

(1. Şua)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları

Yunus Suresinin Ayetlerindeki Kelime ve Harf Sayısı[3]
Genel Ayet No Sure No Sure Ayet No Kelime Sayısı Harf Sayısı
1365 10 1 5 21
1366 10 2 26 98
1367 10 3 29 111
1368 10 4 28 126
1369 10 5 23 101
1370 10 6 14 58
1371 10 7 15 70
1372 10 8 6 30
1373 10 9 15 70
1374 10 10 14 64
1375 10 11 18 85
1376 10 12 27 103
1377 10 13 17 86
1378 10 14 10 40
1379 10 15 39 139
1380 10 16 18 65
1381 10 17 14 54
1382 10 18 29 118
1383 10 19 17 70
1384 10 20 16 69
1385 10 21 22 85
1386 10 22 41 165
1387 10 23 25 111
1388 10 24 43 194
1389 10 25 11 44
1390 10 26 16 70
1391 10 27 27 115
1392 10 28 18 89
1393 10 29 10 45
1394 10 30 16 64
1395 10 31 27 113
1396 10 32 11 47
1397 10 33 10 39
1398 10 34 17 65
1399 10 35 28 97
1400 10 36 17 60
1401 10 37 22 82
1402 10 38 16 65
1403 10 39 19 79
1404 10 40 12 45
1405 10 41 15 60
1406 10 42 11 47
1407 10 43 11 45
1408 10 44 10 42
1409 10 45 20 87
1410 10 46 15 63
1411 10 47 12 49
1412 10 48 7 29
1413 10 49 22 81
1414 10 50 12 52
1415 10 51 11 41
1416 10 52 13 52
1417 10 53 11 43
1418 10 54 21 84
1419 10 55 16 56
1420 10 56 5 21
1421 10 57 14 62
1422 10 58 10 44
1423 10 59 20 73
1424 10 60 19 75
1425 10 61 42 142
1426 10 62 10 36
1427 10 63 4 22
1428 10 64 15 65
1429 10 65 10 42
1430 10 66 25 88
1431 10 67 15 60
1432 10 68 25 92
1433 10 69 9 35
1434 10 70 13 58
1435 10 71 33 135
1436 10 72 16 60
1437 10 73 17 83
1438 10 74 22 92
1439 10 75 14 69
1440 10 76 10 38
1441 10 77 11 47
1442 10 78 16 78
1443 10 79 6 25
1444 10 80 10 39
1445 10 81 17 64
1446 10 82 7 32
1447 10 83 22 87
1448 10 84 12 52
1449 10 85 10 47
1450 10 86 5 25
1451 10 87 16 84
1452 10 88 29 130
1453 10 89 11 51
1454 10 90 27 118
1455 10 91 7 29
1456 10 92 14 61
1457 10 93 24 105
1458 10 94 22 83
1459 10 95 10 43
1460 10 96 8 30
1461 10 97 8 34
1462 10 98 21 94
1463 10 99 15 61
1464 10 100 14 53
1465 10 101 14 58
1466 10 102 15 64
1467 10 103 10 46
1468 10 104 26 99
1469 10 105 9 38
1470 10 106 16 54
1471 10 107 24 85
1472 10 108 22 86
1473 10 109 11 44
Toplam 109 1.832 7.521

İlgili Maddeler/Sayfalar

İlgili Kategoriler

Kaynakça

  1. 1,0 1,1 1,2 https://islamansiklopedisi.org.tr/yunus-suresi
  2. https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
  3. 3,0 3,1 3,2 https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
  4. https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
  5. Bu beşer taksimat üzere bir sır inkişaf etmişti. Hiçbirimizin haberi olmadan şurada altı sure kaydolmuş. Şüphemiz kalmadı ki gaibden, ihtiyarımızın haricinde altıncısı girmiş; tâ bu nısfiyet sırr-ı mühimmi kaybolmasın.
  6. Elhasıl: Sure-i Kadr harfleri ve Sure-i Alak'ın kelimat-ı nahviyesi ve en evvel nâzil olan nısf-ı evvelin hurufatı yüz küsur hurufuyla, on surenin hurufatına manidar tevafuk ediyor. Ve diğer on surenin kelimatına manidar tevafuk ediyor, hem uzun diğer on surenin âyâtına gayet manidar tevafuk ediyor. Demek bu otuz sureden her birisi yirmi dokuz sureye tevafuk ediyor. Demek bu küçük tevafuk-u Kur'aniyede dokuz yüz tevafuk var. Küsurattan kat'-ı nazar edilmiş. Çünkü münasebat-ı tevafukiyeyi bozmaz. Bu tarzdaki tevafuka hiç mümkün müdür ki tesadüf içine karışsın? Hem hiç mümkün müdür ki mühim hikmetleri bulunmasın?