Hem-
Hem-, başına geldiği kelimeye "birliktelik ve ortaklık" anlamı katarak birleşik sıfat yapan Farsça bir önektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Bâhem: Birlikte
Bâhem olur teslîm, yed‑i beyzâ-i İslâm’a. (Eddai)
- Bîhemta: Benzersiz
Paslanmış bî‑hemtâ bir elmas, dâima mücellâ cama müreccahtır. (Hakikat Çekirdekleri)
- Hemasır: Asırdaş
Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!.. (Muhakemat)
- Hemcins: Aynı cinsten olan
Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır. (25. Söz)
- Hemdest: Ortak, el ele vermiş
Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin. (Muhakemat)
- Hemen/Heman: (Hem-ân dam kelimesinden) O anda
Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı. (16. Mektup)
- Hemfikir: Aynı fikirde olan
hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar. (Kastamonu L.)
- Hemmatla': Aynı doğum yerine sahip
Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür. (Muhakemat)
- Hemrah: Yoldaş
Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh (Hulusi Ağabeye Mektuplar)
- Hemşehri: Aynı şehirli
Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi. (13. Mektup)
- Hemşire: Kız kardeş (Aynı sütü emen - şire: süt (Farsça))
İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor. (24. Lema)