Der-
Der-, başına geldiği kelimelere "-de, -da, içinde" anlamı katarak zarflar yapan Farsça bir önektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Derakab: Akabinde
Yalnız göründü ve derakab kapandı. (Rumuzat-ı Semaniye)
- Der-i âl-i abâ: Al-i Aba'nın Altında
Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime "hâk-i der-i âl-i abâ" tam düşürdün. (Lahikalar)
- Dergah: Tekke
Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil (Hulusi Ağabeye Mektuplar)
- Derhal: Anında
Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi. (Tarihçe-i H.)
- Derhatır: Hatırda
Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi. (33. Söz)
- Derkenar: Kenara çıkma şeklinde yazılmış
Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât‑ı latîfe-i i'câziyesinden birisi şudur ki: (Lemalar)
- Dermeyan: Ortada
...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum (Lahikalar)
- Deruhde: Uhdesinde bulundurmak
Şu meclisin şahsiyet‑i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ‑yı saltanatı deruhte etmiştir. (Mesnevi)